Kanser Ağrısı: Tedavi Prensipleri
Hazırlayan:
Doç Dr. N. Süleyman Özyalçın
Algoloji
Bilim Dalı,
İstanbul
Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD
Kanser Ağrısı
Kontrolünde Strateji
Kanserde ağrı tedavisinin amacı,
hasta açısından yeterli bir analjezi sağlayıp; hastanın olabildiğince aktif
ve kaliteli yaşam sürmesine katkıda bulunmaktadır. Kanser hastasına yaklaşım
çok önemlidir. Öncelikle hekimler ve hasta yakınları bir takım olarak işbirliği
içinde hastaya yaklaşmalıdırlar. Hastaya karşı anlayışlı olunmalı yalnız
bırakılmamalıdır. Gereğinde profesyonel psikolojik destek sağlanmalıdır.
Hastanın onkolojik açıdan değerlendirilmesi yapılmalı, hastalığa yönelik
gerekli tedavileri uygulanırken ağrı kontrolü de sağlanmalıdır. Kanser
ağrısının doğru ve yerinde değerlendirilmesi hasta için hayati ilk basamaktır.
Kansere bağlı özgün ağrı sendromlarını tanımak, bunların altında yatan
mekanizmaları anlamak her zaman yeterli olmamaktadır. Değerlendirmede fiziksel
problemi anlamakla kalmayıp, psikolojik, sosyal ve duygusal bileşenleri
de anlamak gerekmektedir.
Kanser ağrısında uygulanan tedavi
stratejisi Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından ayrıntılı olarak belirlenmiştir.
Analjezik ilaç uygulamasında “merdiven sistemi„ adı verilen bu stratejiye
göre basit analjeziklerle başlayarak daha karmaşık yöntemlere geçilmektedir.
Bu sistem hastadan hastaya ve ağrının
yerine göre farklılık göstermekle birlikte bütün hastalarda uygulanabilir.
Hastaya uygulanacak yöntemlerin amaçları:
1. Ağrısız uyku süresini uzatmak.
2. İstirahat halinde ağrı hissetirmemek.
3. Ayakta veya hareket halinde iken
hastanın ağrı duymamasını sağlamak olarak özetlenebilir.
İlk yaklaşım, kemoterapi, radyoterapi,
cerrahi gibi kanser tedavi yöntemlerinin uygulanmasıdır. Ancak bu arada
ağrı kontrolüne yönelik ilaç uygulamasında ve diğer semptomatik tedavinin
başlamasında bir sakınca yoktur. Hatta ağrı kontrol yöntemlerinin uygulanması
sözü edilen tedavi yöntemleri için uygun bir ortam hazırlamaktadır.
Kanser Ağrısı
ve analjezik ilaç kullanımı
İdeal bir analjezikte bulunması gereken
özellikler;
· Oral yoldan kullanıldığında etkili
olabilmesi
· Yeterli analjezik etkiye sahip
olması
· Tolerans ve addiksiyon yapmaması
· Yüksek merkezlerde spesifik etki
göstermesi ve
· Antidotunun bulunması olarak özetlenebilir.
Ancak günümüzde kullanılan analjeziklerin hiçbiri bu ideal özelliklere
sahip değildir. Bu nedenle doğru analjezik seçiminde; İlacın farmakolojik
özellikleri, ağrının şiddeti ve hastanın psikososyal özellikleri göz önünde
bulundurulmalıdır. Analjeziklerin doğru seçiminin yanı sıra kullanımı ile
ilgili ilkeler de bilinmeli ve bu ajanlar doğru kullanılmalıdır.
Analjezik
kullanım ilkeleri:
Analjezik kullanımının temel kuralları
şu maddeleri içerir:
· Analjezik dozu her hasta için ayrı
düzenlenir.
· Düzenli aralıklarla ve ağrı başlamadan
verilir.
· Öncelikle oral yoldan verilmeleri
tercih edilir.
· Merdiven sistemine uyularak değiştirilmelidir.
Bu ilkeleri biraz daha detaylı açıklayalım;
Analjezik
dozu hastaya göre ayarlanır:
Analjeziklerin etki dozu hastadan
hastaya farklılık gösterir. Ayrıca ağrının niteliği ve şiddeti verilen
analjeziğin etkinliğini önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle analjezik dozu
her hasta için ayrı ayrı belirlenmelidir. Analjezik dozu ayarlanırken dikkat
edilmesi gereken diğer önemli bir nokta da ne gerektiğinden az ne de fazla
ilaç vermektir. İlaç gerektiğinden az dozda verilirse analjezik etki yetersiz;
fazla verildiğinde ise toksik doza çıkılmış olur. Bu nedenle etkin dozun
saptanması gereklidir. Özellikle opioid ilaçlar yüksek dozda verildiğinde
ağır sedasyon ortaya çıkmaktadır. Uygun doz, yeterli analjezi sağlayan
fakat sedasyon meydana getirmeyen dozdur.
.Analjezikler
belirli zaman aralıkları ile verilmelidir.
Analjezikler diğer ilaçlar
gibi kanda belirli yarılanma süresine sahiptirler. Bu nedenle etki süreleri
belirlidir. Birçok hekim tarafından analjezikler yemek saatlerine göre
verilmektedir. Sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arası ortalama 4-5 saattir.
Öğle yemeği ve akşam yemeği arası 8 saat civarındadır. Sabaha kadar geçen
süre ise 12 saati bulmaktadır. Böylece analjeziklerin yemek saatlerine
göre verilmesinin ne denli yanlış olduğunu göstermektedir. Analjezikler
belirli zaman aralıkları ile verildiğinde çoğu kez yeterli analjezi elde
edilebilmektedir.
Analjezikler
ağrı başlamadan verilmelidir.
Yukarıda belirtildiği gibi
analjezikler belirli yarılanma süresine sahip ilaçlardır. Çoğu kez analjezikler
ağrı yeniden başlayıp dayanılmaz hale geldiğinde verilmektedir. Bu da analjezik
tedaviye her seferinde yeniden, sıfır noktasından başlanılması anlamına
gelmektedir. Antihipertansif ya da antidiabetik tedavide ancak süreli
ilaç kullanımıyla belirli bir regülasyon sağlanmaktadr. Aynı durum analjezikler
için de geçerli olup analjezikler ağrı başlamadan önce verilmelidir. Analjeziklerin
uygulama yolunun özellikleri de önemlidir. Örneğin oral kullanım
tercih edilmişse, oral yoldan verilen bir anajeziğin absorbe edilip etkin
hale gelebilmesi bir saate yakın bir süre alır. Bu nedenle analjeziğin
etki süresi saptandıktan sonra yeniden verilirken bu sürenin hesaba katılması
gerekir. Örneğin, bir analjezik 9 saat etkili ise her sekiz saatte bir
verilmesi gerekir.
Analjezik
kullanımında önce oral yol tercih edilmelidir.
Diğer yollar ancak oral yol etkili
olmadığı ya da etkisini yitirdiği takdirde seçilmelidir. Ancak oral yol
tercih edilirken analjezik ilaçların yan etkileri ve özellikle sedasyon
dikkate alınmalıdır. sAnaljezik kullanım ilkeleri tüm kronik ağrı sendromları
için geçerli olmakla birlikte, özellikle kanser ağrılarında kullanımında
bu ilkeler çok daha büyük öneme sahiptirler.
Kanser ağrılarının tedavisinde kullanılan
ilaç ve yöntemlerle ağrı ile başa çıkmada büyük ölçüde başarı beklenirse
de, özellikle opioid tipi, diğer deyişle morfin ve benzeri analjeziklerin
bağımlılık yapıcı özelliklerinden kaynaklanan korku nedeniyle yeteri kadar
yararlanılamamaktadır. Kanser ağrısında uygulanan tedavi stratejisi Dünya
Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından ayrıntılı olarak belirlenmiştir.
Merdiven sistemi adı verilen bu stratejiye göre basit analjeziklerle başlayarak
daha karmaşık yöntemlere geçilmektedir (Şekil1).
Bu sistem hastadan hastaya ve ağrının
yerine göre farklılık göstermekle birlikte bütün hastalarda uygulanabilir.
İlk basamakta aspirin, parasetamol ve diğer nonsteroidler gibi nonopioid
ajanlar yeterli olacaktır. Ağrı şiddetlendiğinde bu ilaçlar yetersiz hale
gelir. O zaman bu ajanlara ek olarak kodein, tramadol gibi zayıf opioidlerin
verilmesi gereklidir. NSAİİ ların, özellikle prostaglandin sentezini arttırıcı
kemik metastazlarında etkili olduğu, ileri sürelmektedir.
İkinci basamak ilaçlarının verilmesine
rağmen ağrısı süren veya şiddetlenen hastalarda güçlü opioidlerden morfin
ve benzeri opioidlere geçilmesi gereklidir. Opioid ve
nonopioid ilaçların yanısıra çeşitli
adjuvanların da kullanılmasında yarar vardır. Sekonder analjezik adı verilen
bu ajanların başında trisiklik antidepresanlar gelmektedir. Ayrıca kortikosteroidlerin,
antikonvülsanların, oral lokal anesteziklerin (meksilitin), kalsitoninin
özellikle kanserli hastalarda adjuvan olarak kullanılmasında yarar vardır.
Analjezik verilirken hastanın ağrısını
kontrol altına almak esastır. Ancak ağrıyı kontrol ederken hastanın aktivetisinin
de gözönüne alınması gerekir. Özellikle oral opioidler kullanılırken bu
ilkenin akıldan çıkarılmaması gerekir. Sıklıkla yapılan bir yanlış, ağrıyı
kontrol altına alma amacı ile oral opioidlerin çok yüksek dozda kullanılması
ve bunun sonucu hastanın ağrısını kontrol ederken hastanın aktivitesini
tümüyle yitirmesidir. Analjeziklerin bu şekilde kullanımı yanlıştır. Analjezik
verilirken hastanın fizyolojik düzeninin korunması gerekir. Yani hasta
gece uyumalı, gündüz uyanık kalmalıdır.
Ağrının nedeni ve mekanizması kullanılacak
ilaçların belirlenmesinde önemli rol oynar. Yukarıda da belirtildiği gibi
kemik metastazlarında prostaglandin sentezi inhibitörü nonsteroid antiinflamatuarlar
etkili olurlar. Buna karşın bir sinir ya da medulla spinalis hasarı sonucu
ortaya çıkan yanma tarzındaki deaferentasyon ağrılarında analjezikler etkili
olmamaktadır. Bu tip ağrılarda trisiklik antidepresan ve flufenazin kombinasyonları
daha etkili olmaktadır. Sinir basısına bağlı ağrılarda kortikosteroidler
de yararlıdır.
Analjezik ilaç kullanımında dikkat
edilecek bir diğer önemli nokta ise hastanın yaşıdır. Yaşlı hastalarda
ve çocuklarda bu konuda özel dikkat edilecek nıoktalar ve doz ayarlamaları
göz önünde bulundurulmalıdır.
Analjezikler yukarıdaki ilkeler gözönüne
alınarak kullanıldığında çoğu kez etkili olmaktadır. WHO’nun analjezik
basamak uygulamasının başarılı olamadığı %3 ile % 10 hastanın ağrı kontrolü
için yeni basamak önerileri bulunmaktadır. Bu basamaklar spinal opioid
uygulamaları ve sinir blokları başta olmak üzere girişimsel ağrı kontrolü
yöntemlerini içerir. Sonuç olarak; analjezikler kullanılmadan önce ağrılar,
titizlikle irdelenmeli, ve değerlendirilmeli, tedavi stratejisi belirlenmeli,
uygun analjezik ve yardımcı ilaçlar seçilerek tedavi düzenlenmelidir. En
önemlisi de hastanın ve tedaviye yanıtının yakın takibi yapılmalıdır. Analjezikleri
kullanırken bu ajanların tüm farmakolojik etkilerinin, yan etkilerinin
iyi bilinmesi gereklidir.
Spinal opioid
uygulamaları
Spinal opioid uygulamasında dikkat
edilecek en önemli nokta hasta seçimi kriterlerine uygunluktur. Daha önce
uygulanan tıbbi tedaviye ve daha az invazif uygulamalara yanıtsız olan
hastalar, oral opioid kullanımı yetersiz olanlar veya kullanılan yüksek
doz ilaç nedeniyle oluşan yan etkileri tolere edemeyen hastalar spinal
opioid uygulaması için aday olabilir. Ancak bu hastaların psikiyatrik değerlendirmeleri
yapılmış olmalıdır. Buna göre hastalar, ilaç veya alkol bağımlısı olmamalı
ve hastaların aktif psikoz, ciddi depresyon, somatizasyon gibi major psikiyatrik
bir rahatsızlığı bulunmamalıdır. Bu kriterlere uygun olan hastalarda geçici
olarak sistemik veya spinal opioid uygulanır. Spinal opioid uygulaması
nöropatik ağrılarda etkili olmayabilir. Kalıcı sistem öncesi, geçici kateterizasyon
ile spinal opioid uygulanması böyle bir durumda yöntemin etkili olup olmayacağını
ortaya koyacaktır. Bu uygulamaya başarılı yanıt alınması halinde, bu hastalara
kalıcı sistem yerleştirilir.
Kalıcı sistemler epidural veya intratekal
olarak uygulanabilir. Rezervuarlı port sistemli cihazların, genellikle
epidural yerleşimi tercih edilir. Bu sistemlerle epidural alana daha yüksek
volümde (5 – 10 ml) ilaç enjeksiyonu yapılabilir. Ayrıca lokal anestezik
opioid karışımı enjeksiyonu gibi uygulamalar epidural yoldan daha güvenli
olarak kullanılabilir. Ancak epidural uygulamada dermatomal analjezi, fibrozis
oluşumu gibi sorunlar olabilir. Manüel, basınçlı veya elektronik pompalı
cihazların ise intratekal kullanımı uygundur. Bu yolla düşük volümle dahi
(0.1 – 2 ml) geniş alanda analjezi sağlanır. Bu uygulamaların en belirgin
klinik üstünlüğü doz tasarrufu sağlanmasıdır. Buna göre örneğin, 300 mg
oral morfin kullanımı, 100 mg parental morfine, 10 mg epidural morfine
ve 1 mg intratekal morfine eşit analjezi sağlar. Ancak yönteme ait ve ilaça
ait çeşitli yan etkiler bulunmaktadır. Bunların en ciddisi erken veya geç
oluşabilen solunum depresyonudur.
Sinir blokları
Somatik ve sempatik bloklar uygulanabilir.
Tüm kalıcı bloklardan önce hastaya 2 veya 3 kez geçici blok uygulanmalı
ve sonucun değerlendirilmesine göre kalıcı bloğa karar verilmelidir.
Somatik blok uygulamaları santral
olarak (epidural, supdural ve intratekal nörolitik uygulamaları) veya periferik
sinirler üzerine uygulanabilir. Her blok uygulamasının kendine özgü endikasyon
ve yan etkisi vardır.
Kanser ağrısı kontrolünde uygulanan
sempatik sinir blokları; stellat ganglion, torakal sempatik ganglion, splanknik
pleksus, çölyak ganglion, lumbar sempatik zincir, süperior hipogastrik
pleksus ve impar ganglion bloğudur. Prognostik blok sonrası gerçekleştirilen
bu kalıcı sempatik blok uygulamaları, genellikler kansere bağlı bazı ağrı
sendromlarında (Pancoast tümörü, pankreas tümörü, pelvik alan tümörü ağrılarında)
oldukça etkili ve güvenli yöntemlerdir.
Nöroşirurjik
yöntemler
Kordotomi, myelotomi, hipofizektomi,
intraserebroventriküler kateterizasyon gibi girişimler de kanser ağrısı
kontrolünde kullanılmaktadır.
Kanserde ağrı kontrolü için önerileri
özetleyecek olursak:
-
Özgün ve iyi tanıdığınız bir ilaçla başlayın
-
Uygulama yolunu hastanın gereksinimine
göre ayarlayın
-
İlk doz titrasyonundan sonra düzenli
uygulama önerin
-
İlaç kombinasyonu önererek analjezik
etkiyi artırın
-
Sedasyonu artıran analjezik kombinasyonlarından
kaçının
-
Yan etkileri bilin ve koruyucu tedavi
önerin
-
Tolerans gelişimini izleyin ve alternatif
tedaviye geçin
-
Doz aşımından kaçının
Yukarıda sözünü ettiğimiz anlayış, yaklaşım,
kullana geldiğimiz ilaçlar ve yöntemlere karşın günümüzde özellikle gelişmekte
olan ülkelerde kanser ağrısı tam olarak tedavi edilememektedir. Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) çeşitli ülkelerden topladığı bilgileri değerlendirdiğinde
kanser ağrısının günümüzde neden tam olarak tedavi edilemediğine yönelik
çeşitli nedenler saptamıştır:
* Kanser ağrısına yönelik tedaviye
ve palyatif bakıma yönelik ulusal bir politikanın bulunmaması,
* Birçok kanser ağrısının dinebileceğine
dair sağlık çalışanlarının, politikacıların, yöneticilerin yeterince bilinçli
olmaması,
* Sağlık hizmeti sunum sistemlerinin
ve personelin maddi kaynak kısıtlaması,
* Opioidlerin kullanımının psikolojik
bağımlılık ve ilaç kullanımına yol açma kaygısı,
* Opioid analjeziklerin kullanımının
kanuni kısıtlaması
Bu sorunlar ile baş edilmesinde anahtar
olmak üzere WHO stratejik bir yol belirlemiştir. Kanuni otorite klinisyenler,
hemşireler ve eczacılar opioidlerin gereksinim duyan hastalara önerme,
dağıtma ve uygulama hakkına kanunen sahip olmalıdırlar. Bu işlemler sırasında
uygun bir şekilde kayıt tutulmalıdır. Uygun kayıt tutma ve güvenilirlik
gereklilikleri sağlık çalışanlarını bu işten soğutmayacak düzeyde olmalıdır.
Opioidler ulaşabilecekleri kadar çok kanser hastasına uygun yerlerde bulunmalıdır.
Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi
ülkemizde de kanser ağrısı tam olarak tedavi edilememektedir. Bu nedenle
öncelikle kamuoyunun oluşturulması için birçok tıbbi kuruluşun ve topluluğun
sorumluluk yüklenerek, bu konuda özellikle hekimlerin bilinçlendirilmesi
gerekmektedir.
Copyright © . Tüm hakları saklıdır. www.Pertekliyiz.Biz