Kanser Ağrısı: Tanımı ve Değerlendirilmesi
Hazırlayan:
Doç Dr. N. Süleyman Özyalçın
Algoloji
Bilim Dalı,
İstanbul
Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD
SorununTanımı
Tüm ağrı sendromları gözden
geçirildiğinde kansere bağlı ağrıların çok önemli bir
yer tuttuğunu görmekteyiz. Kanser
ağrısı, yarattığı hastaya ve aileye ait psikososyal sorunları ve iş gücü
kayıpları açısından, ülkelerin ekonomilerini de etkileyebilen önemli
bir olgudur. Epidemiyolojik araştırmalarda her yıl yaklaşık 7 milyon yeni
kanser tanısı konduğu ve 14 milyon kanserli hastanın bulunduğu saptanmıştır.
Aynı araştırma sonuçlarına göre her yıl 5 milyon hastanın kanser nedeniyle
yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Bu da dünyadaki tüm ölümleri %
10’una yakındır.
Kanserli hastaların % 20-50’sinde
ilk başvuruda, % 30-40’ında tedavi sırasında, %75-90’ında ileri evrede
ve son dönemde ağrı vardır; hasta ve yakınları için AĞRI, ölümün
kendisinden bile daha büyük bir korku kaynağıdır. Kanserli hastaların ortalama
%30 ile 50’sinin ağrı yakınmaları olduğu düşünülürse, bu durumda iyimser
bir hesapla şu anda dünyada, yaklaşık 5 milyon kişi kanser nedeniyle ağrı
çekmektedir. 2600 hastayı içeren 12 araştırmada kanser ağrısının ancak
%50 oranında kontrol altına alınabildiği gösterilmiştir. Buna karşılık
WHO verilerine göre farmakolojik yöntemlerle ağrının % 80’i kontrol altına
alınabilmektedir.
Kanserli
Hastada Ağrıya Genel Yaklaşım
Ağrı kontrolünün basamakları;
* Ağrı şiddetini değerlendirme
* Ağrının detaylı hikayesinin sorgulanması
* Hastanın psikolojik durumunun değerlendirilmesi
* Dikkatli bir fizik muayene
* Gerekli tüm araştırmaların yapılması
* Ağrı kontrolünde alternatif yöntemleri
hatırlamak
* Tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
şeklinde özetlenebilir.
Hastanın ağrısının varlığına inanmak
ve bunu etraflıca irdelemek çok önemlidir. Ağrının şiddetinin yanlış değerlendirilmesi
ya da hastaya yarattığı maluliyetin tam algılanmaması, yetersiz bir fizik
muayene ve tetkik ne yazık ki yanlış tanı ve yetersiz tedaviye yol açar.
Tam anlamı ile çözümlenmemiş bir ağrı sendromunda doğru ve yeterli tedavi
için mutlaka uygulanan tedavilerin sonuçlarının değerlendirilmesi ve alternatif
analjezi yöntemlerinin hatırlanması gerekmektedir.
Kanserli hastanın ağrı şikayetinin
değerlendirilmesinde ağrı nedeninin yanısıra fiziksel kısıtlılık ile ağrıya
bağlı veya bağımsız olarak ortaya çıkan diğer semptomların ele alınması
gerekir.
Hasta ağrı şikayeti ile başvurduğunda
tam bir anamnez alınmalı ve hastanın asıl hastalığının bütün ayrıntıları
öğrenilmelidir. Ayrıca bu anamnez hastanın ağrısının özellikleri ve hastalığın
yayılma bölgeleri hakkında da ipucu verilebilir.
Ağrının ne zaman başladığı, süresi,
sıklığı ve şiddeti değerlendirilmelidir. Hastanın daha önce kullandığı
analjezikler de ağrı şiddetinin değerlendirilmesinde önemli etken olurlar.
Örneğin, daha önce nonsteroid antiinflamatuar ilaçlarla kontrol altına
alınabilen bir ağrı, artık bu ajanlara cevap vermiyorsa şiddetinin arttığı
sonucu ortaya çıkar.
Yanma şeklinde ya da dizestezik özellikler
taşıyan bir ağrı ile şiddetli batıcı, bıçak saplanması tarzındaki ağrı
bir sinir lezyonunu düşündürür. Buna karşın derinden gelen lokalize, sızlama
tarzındaki ağrıda kemik metastazı akla gelmelidir. Kramp tarzında epizodik
özellikler gösteren ağrı, içi boş bir organın tutulduğunu düşündürür. Göğüste
sıkışma hissine yol açan sırt ağrısı epidural spinal kord basısını akla
getirmelidir.
Bu özelliklerin yanı sıra ağrının
süresi ve dağılım bölgesi, ağrıyla birlikte ortaya çıkan ve organ disfonksiyonlarıyla
seyreden semptomlar (ör.barsak tıkanıklığı), ağrıyı arttıran ve azaltan
etkenler de değerlendirilmelidir.
Hastanın o güne dek aldığı ağrı kesici
ilaçlar da ağrının şiddeti daha sonra uygulanacak yöntemler hakkında önemli
ipuçları verir. Örneğin nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlarla (NSAİİ)
kontrol altına alınabilen ağrı bir kemik metastazı olabileceğini, trisiklik
antidepresanlar ya da karbamezapin verilerek kontrol altına alınabilen
bir ağrı nöropatik ağrıyı akla getirmelidir.
Ayrıca hasta daha önce basit analjezikler
kullanmış ve hekime başvurduğunda kodein ve NSAİİ kombinasyonlarını kullanmakta
ve buna rağmen ağrısı geçmiyorsa artık invazif birtakım girişimler gündeme
gelecektir. Ağrı tedavisine geçmeden önce hastaya mutlaka tam bir tıbbi
ve nörolojik inceleme yapılmalıdır. Böylelikle ağrının kökeni, yayılım
bölgeleri, tümörün hayati organlara yakınlığı gibi konularda önemli ipuçları
yakalanabilir.
Kanser ve uygulanan tedaviye bağlı
olarak hastanın psikolojik durumunda meydana gelen değişiklikler, çevresi
ile ilişkileri, hastalığa karşı savaşım gücü, eğitim düzeyi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ağrı kontrolüne başlamadan önce, hastaya uygulanan yöntemlerin hastalığın
esas tedavisi olmadığı, tedavisinin bu konuda uzmanlaşmış hekimler tarafından
ayrıca sürdürüleceği, kendisine daha çok ağrı konusunda yardımcı olunacağı
anlatılmalıdır.
Kanser ağrısı kontrolünde; önce ağrının
geniş kapsamlı olarak değerlendirilmesi daha sonra tedavi stratejisinin
belirlenmesi gereklidir.
Ağrı şiddetinin değerlendirilmesinde
vizüel analog skala, nümerik skalalar, kategorik skalalar, yüz skalaları
gibi tek boyutlu skalalar yanı sıra, ağrının emosyonel, fiziksel ve davranışsal
yönlerinin de irdelendiği, kısa ağrı değerlendirme formu, Minesota ağrı
değerlendirme formu McGill ağrı değerlendirme formu gibi çok boyutlu değerlendirme
formları da kullanılabilir.
Kanser Ağrısının
Nedenleri
Kanserli hastada ağrı nedeninin araştırılması
sırasında ağrının kanser dışı bir neden bağlı olabileceği unutulmamalıdır.
Çeşitli yazarlara göre kanserli hastalarda ağrı sendromlarının % 3-17’si
kanser dışı nedenlere bağlıdır. Kanser ağrısının tedavisi ile kanser dışı
bir nedene bağlı ağrının kontrolu birbirinden çok farklıdır. Kanserli hastalarda
ağrı özellikle analjeziklere cevap vermediği takdirde bu durum daha da
önem kazanmaktadır. Kanserli hastalarda planlanmış tedavi yöntemleri ile
kanser ağrısının kontrolü genellikle mümkündür.
Kanserli
hastalarda ağrı sendromları
Kanserli hastalarda ağrı sendromları
etyolojilerine göre üç büyük grupta incelenebilir:
a. Hastaların % 77 sinde ağrıya hassas
yapıların tümörle invazyonu veya kompresyonuyla,
b. Hastaların % 19 unda kanser tedavisi
sırasında uygulanan cerrahi, kemoterapi, radyoterapi gibi yöntemlere bağlı
olarak ağrı gelişir,
c. Hastaların % 4 ünde ise ağrı kanser
dışı nedenlere bağlıdır.
Copyright © . Tüm hakları saklıdır. www.Pertekliyiz.Biz