| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
www.Pertekliyiz.Biz Formu - Kemal Burkay'ý Anlayan Varmý ?
Radyo Pertaq
|
|
 |
 |
Nu Üye   Cevaplar: 6 kayıt olmuş: 23/8/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 28/1/2012 Saat 10:29  |
|
|
Kemal Burkay'ı Türkiye Cumhuriyetine PKK yı siz kurdunuz diyerek PKK yı
Türkiye Cumhuriyetine Şikayet ediyor.
Bu Konuda Fikri olan Varmı?
____________________ ez bi kurdî dijim, ez bi kurdî dimirim..
|
|
|
Tecrübeli Üye  Cevaplar: 129 kayıt olmuş: 18/9/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 30/1/2012 Saat 19:25  |
|
|
Ne yazıkki hali hazırda Kürt siyasi aktörleri (parti, kurum, kuruluş ve
liderleri) kendilerine dayanarak,kendi halkına dayanarak kendi öz gücüne
dayanarak siyaset yapmazlar,yapmadılar ve halende yapmıyorlar.
Kemal Burkayı anlamak için Türkiyedeki sıyasi atmosferi göz önüne almamız
gerek. Hem saadece bugünkü atmosferi degil en az bir yirmi seneden başlayıp
günümüze kadar bakmak gerek.
Şu anda PKK ve AKP inatlaşması AKP yi eski devlet anlayışı yörüngesine
itsede, aslında AKP kendini büyütmeyi geçmişteki TC devlet anlayışını
mahküm ederek becermiştir.
Şimdi fazla ayrıntılar agirmeden Kemal Burkayın anlaşılması için bir kaç
şey yazacam.
PKK ve AKP arasındaki (oslo) görüşmeler sonuç vermeyince daha
doğrusu,Öcalanın serbest bırakmaöyada ev hapsi durumlarını AKP kabul
etmeyince dolayısıyla görüşmeler tıkanmış ve sonuçsuz kalmıştır. Bu
Görüşmeler için büyük uğraşlar veren,bunun ön hazırlıkları için çalışmalar
yapan ve seçim döneminde büyük tavizler veren PKK bu görüşmelerin
sonuçsuz kalmasını kabulenememiş,devleti ve TC sistemini bir tarafa
bırakarak, direk AKP ye yönelmesi ve AKP ye seni 2012 haziranına kadar
iktidardan düşürmek için elimizden gelen herşeyi yapacaz, bu doğrultuda
gerekirse MHP ve CHP ve size muhalif olan herkesle işbirliginden
kaçmayacaz ve sizi iktidarda düşürecez.
Durum böyle olunca AKP ise PKK ye " haydi bakalım kimki kimi götürdü"
diyerek KCK tutuklamalarından başlayıp aslında PKK ve BDP kokan herkesimi
ve herkesi tutuklayıp iktidarda düşmedigini,düşmeyecegini PKK ye
ispatlamaya girmiştir.
Yani işin özüne baktığımızda Kürt halkı ne ister,çıkarları neyi gerektirir
kimsenin umrunda degil,PKK AKP yi düşürmek için gerekirse Kürt çıkarlarına
ters düşecek,AKP ise gerekirse kendi islami tabanıyla ters düşüp devleti ve
TC (eski) sistemini kabulenerek iktidarda kalmya çalışacaktır.
Şimdi Kemal Burkayın ne yapmaya çalıştığına gelince: AKP Aposuz ve PKK siz
gerekirse Aponun Ve PKK nin hali hazırda istediginden daha fazlasını
vererek Kürt sorununda bazı adımlar atmak istiyor ve bunu yaparkende kendi
iktidarını tehlikeye sokmak istemiyor.
Dolayısıyla bu sorunu çözmek için bir insiyatif gerek,yani Kürt tarafından
AKP ile görüşmeler yapabilecek Kürt cephesinde muhatap gerek, işte tamda
burda PKK ve Apo dışında,tabi Kemal Burkayın siyasi tabanı ve gücü olmadığı
için Kemal Burkaya, "haydi sana imkanlar veriliyor, gerekirse TV ler ve
Türk medyası sana açık duruma gelecek ve bu konuda,PKK yi ne yaratıysa,
herşeyi açıklayıp ucu devletede dokunsa çekinmeden söyleyip yazabilirsin.
Yani kısacası AKP diyor "Kemal eski devlet anlayışını bizde mahküm
ediyoruz,ergenekonu, Cumhuriyetçileri bizde sevmiyoruz, bunları ve tabiki
PKK nin Kürtlere karşı yaptığı bütün yanlışları çekinmeden
söyleyebilirsin.
Kemal ise bunları yapıyor zaten eskide beri yapıyordu bunları, şimdi ise
AKP iktidarıda açık olmazsa bile destek sunuyor Burkayda birşeyler yapmaya
çalışıyor.
Kısaca bütün bu anlatıklarım hakında ben ne düşünüyoruma gelince, şimdilik
bunu bırakayım sonrada açıklarız...
[tarihinde düzeltildi 30/1/2012 Saat 19:36 Yazar Munzurrojhat]
|
|
|
Uzman Üye   Cevaplar: 300 kayıt olmuş: 21/10/2007 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 30/1/2012 Saat 22:57  |
|
|
matematikte "bulanık mantık" denilen bir şey var. 0 ile 1 arasındaki
değerlere denir kısacası. yani diyor 1 ve 0 değildir olay. 0,1 den
başlayarak 0,9 a kadar ara değerler vardır. işte tamda AKP-burkay
ittifakının kürt halkına karşı "bulanık mantıkla" hareket edilmesidir.
aslında ben kürt hareketininde toptancı bir mantıkla hareket ettiği
iddialarının temelsiz olduğunu düşünüyorum. kürt hareketinin tarihsel arka
planı bu olayı anlamamıza ışık tutabilir sanırım.
yani şunu demek istiyorumki kürt hareketi ara değerleri 0.5'in üstünde
tutuyor. kürtler açısından zorlu ama pozitif değerle hareket ediyor. kemal
burkayda 0.4 ve aşağısı için akp projesi olarak "hayata geçirildi."
fakat var olan süreci sadece bununla anlamak mümkün değil sanırım. başka
olgularda gerekiyor. tabi "objektif" bir yaklaşım elde edilmek
isteniyorsa.. salt eleştiri, mantığı çok dar ve doğmatik bir şekilde
işlemesine neden oluyor. bu, alternatif ve ana akım düşünce sistemlerini
bir araya getiren, aynı perspektife sahip olduğunu gösteren nadir
örneklerdir.
mesela kürt hareketini hedef tahtasına koyan bir anarşistle bir kemalisti
biribirinden ayırmak çok zor hatta eğer eleştiri üzerinden devam ediyorsa
sadece, imkansız dahi denilebilir. son dönemlerin "in"i devlet şunları
şunları yaptı.. ama pkk de şunları şunları şunları yaptı..
tabi ben pkk eleştirilemez, dokunulamaz, hatasızdır vs..vs.. zırvalarından
bahsetmiyorum. hatanın en hasını yapar, halada yapacaktır. çünkü siyaset
açısından 30 yıl yeterli bir tecrübe ve deneyimi sağlayamaz.
hele hele ulusal bir hareket için daha fazlasına ihtiyaç vardır.
yani şu kürtlerin çıkarlarına ters düşse dahi akp ye diklenme refleksi
argümanının temelinin olmadığını düşünmekteyim..
zaten ulusal çıkarlar her açıdan AKP zihniyetine karşı bir refleks
gösterilmesi gerekiyor.
"sosyal demokrat" bir iktidar olsaydı belki "uzlaşma" için bir takım
değerler esnetilebilirdi bana göre.
yani eril bir zihniyeti ve aşağılanma kompleksi olan bir iktidarla
uzlaşmanın tek koşulu masaya tam donanımlı ve güçlü oturmaktır.
kabul etsekte etmesekte şuan donanım ve güç Öcalanın elinde. sevmeyebilir,
benimsemeyebilir veya ideolojik, siyasi olarak en ters tarafta durabiliriz.
ama ulusal çıkar ve değerden bahsedebiliyorsak anarşist duygularla eril
iktidarın çatlaklarından sızan "özgürlüğe" göz dikmek psikanalist bir bakış
açısı ile "artı-haz/keyif"tir. en kibar haliyle hedonizmdir.
hiçte anarşist bir tutum değildir. zira T.Adorno "muhalefet bile
iktidarların izin verildiği ölçüde yapılıyor" der. yani ben kelimenin
tamanlamı ile ojbektivizmin egemen zihniyetin ölçüleri ve sınırları
ekseninde oluşturulduğuna neredeyse iman ediyorum. tamda bu noktada "gözü
kara" bir ideolojik tutumun sergilenmesi gerekiyor. olgusal üzerinden
radikalizm en gerçekçi "duygu"dur. evet,evet siyaset degil duygudur. zira
siyaset esnektir ve güncel çıkarlar üzerine kuruludur. ama iman öyle
değildir. nihai bir amaç ve buna sarsılması güç bir bağlılık vardır.
dolayısı ile eleştiri, analiz, güncelin değerleri vs.. hepsi örgütlenme ve
propoganda araçlarıdır. kemal burkayın konumuda kürtlerin sosyal bilimler
anlamında "mantığın bulandırılmasıdır".
ekonomide "küçülerek büyümek" diye bir kavram vardır. çağımız kapitalist
ekonomi sisteminde çokta başvurulan bir yöntemdir. işte kürt hareketinin
şuanki politik hesapları bununla açıklanabilir sanırım.
sonuç itibari ile eğer bir değerlendirme yapacaksak Öcalan her türlü burkay
ve türevlerinden kürtler adına daha pozitif bir değer peşindedir. siz
ulusal veya devrimci 1 değerle hareket edebilirsiniz. kürt hareketi 0,8
değerle çağı ve günceli sizden daha iyi yakalıyor gibime geliyor.
neydi;
mesele ne eva ye  (mesela o değil) ____________________ Uçurumun kenarina gelen insanlar kanatlanıp uçarlar..
|
|
|
Rind Üye  Cevaplar: 38 kayıt olmuş: 5/3/2009 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 31/1/2012 Saat 06:07  |
|
|
Cikarlar,bence hayat bunun uzerine kuruludur,cikarini dusunmeyenin basari
orani yoktur.Kurtlerde bunu iyi kavramasi lazim,ortak cikarlarimiz
var,isteklerimiz var,her toplumun ihtiyac duydugu ve ysamasi,kendi
kimligini surdurmesi icin istekleri var,buda ortak cikarimizdir.Farkli
dusunmemiz bunlari goz ardi etmemizi grektirir.Filistinde Hamas orgutu
guclendiginde bazi cevreler Hamasim israil tarafindan kuruldugunu ve F.K.O
ye karsi cikarildigini ileri surduler bakin gunumuze bunun oyle olmadigi
goruldu.Evet dunyada cogu orgutlere ciktiklari ulke istihparatlari
tarafindan sizmalar olmustur vede olacaktir,ama koca bir hareketi toptan
kalkip karalamak ve zan altinda birakmak ne kadar dogrudur bilemiyecegim.Bu
gunlerde ve gecmiste devlet ozel olarak Nuri Dersimi hakinda bu
propagandayi yapti onu devletin ajani gibi gostermeye calisti ama ne
yazikki ote taraftan tum ailesini oldurttu sadece bir kiz kardesi hayatta
kaldi.Arkadaslar evet dogrudur pkk cok buyuk yanlisliklar yapmis olabilir
vede yapmistadir ama kalkip toptan bu hareketi boyle suclamak bence cok
insafzizliktir.Devlet adi ustunde denetim kurumlari var,basini,nice baski
orgutleri,sendikalari,sivil denetim dernekleri vede yuzlerce yillik
kurumsalasmasi var onlarin yaptiklari yanlislara bakin vede karsilastirin
kimin daha despot olduguna oyle karar verin.30 yili gecmis bir orgut ve
cogu genc ve siyasi tercubesi olmiyan insanlarin kurdugu vede bide
karsisinda siyaseti ve devlet yonetimini iyi bilen ve her turlu entirikalri
bilen bir devlet,tabi onlardan etkilenecek vede bazen onlarin oyununa
dusecektir ve cogu zamanda dusmustur bence bu onlarin niyetlerinin kotu
olduklarini getirmez ve bence basari oranida cok buyuktur ve koca kitleleri
etkilemis ve halada etkilemektedir bu unutulmamalidir bence.Kemal Burkayda
bence tercubeli siyaseti iyi bilen bir kurt aydinidir ondan yararlanmali ve
yipratmamak lazimdir.Tesekurler...
|
|
Cevap 3 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 6 kayıt olmuş: 23/8/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 31/1/2012 Saat 11:56  |
|
|
Kürtlerin son 30 senedeki mücadelelerini,mücadeleleri için çikardiklari
partileri veya önderleri bugün tekrardan konuşmak ve masaya yatırma
zamanının çokdan gelip geçmesi gerektiği kanısındayım.Geçmişden sadece
dersalınmalı sürekli aynı konuları tekrar tekrar tartışmak bişey
kazandırmadı bize.
Eski Forum okuyucuları Burada Kemal Burkay'ın PKK ve Öcalan için
söylediklerini tartıştıgımızı çok iyi hatırlarlar özelliklede ben Burkayın
söylediklerini çok defa yazdım ve PKK ve Öcalanı eleştirdim.5 senedir Kemal
Burkay'ın bugün söylediklerini tartışdık ama bir sonuç alamadık alamamızın
Yegane Sebebi Beğensekde Beğenmesekde Şuan İçin Kürthalkı Kendisini
Özgürlüğe götürecek veya Kürtlerin Taleplerini temsilen Öcalan
Önderliğindeki PKK yı Seçmiştir.Bu inkar edilemez bir gerçekdir.
Kemal Burkay'a gelirsek Burkayda TC devletinin Terörist dediği
Kürtpartinisinin Önderliğini yapmıştır ve halende o parti terör örgütü
olarak görülmektedir.Hernekadar Kendi isteğilen partiden ayrılmış olsada
geçmişde türkiye cumhuriyetinin gözünde terörist bir örgütün Terörist bir
yöneticisiydi.
Dünün Terör Örgütü Yöneticisi Bugün Kürthalkının Seçmip parlemantoya
gönderdiği bir Partiyi Düşmanına Şikayet etme Hakkına sahip deyildir.
Kürtler Kendi aralarında Herşeyleri tartışabilirler İhanetceilerine
ihanetci derler fakat Kalkıp Düşmanına Kardeşim PKK yı siz Kurdunuz Başınad
Öcalanı getirdiniz deyip Kürthalkından Destek istemek olmaz.Bu söylemde
çelişki olur.ÖCala önderliğinde PKK yı devlet Kurdu(buna ben şahsen
inanıyorum) Peki Sen Bu devlete Kimi Şikayet ediyon derler.Peki sen
Devletin dünkü Teröristi Bugün Neler Karşılıgında Devletin Kurdugunu idda
ettiğin örgütü Devlete neden Şikayet ediyon.Bu devlet Kimi Nasıl neden ve
niye nereye neden yerleştirdiğini bilmediğinimi sanıyon.Yada Bu Hükümetin
Bunlardan bihaberder oldugunumu düşünüyon.
Burkayın Yapmak istediği tammen Kürtlerin kendi Çikarlarini savunmakdan öte
Kendisini Bugünkü Selahattin Demirtaş ın Konumuna sokacak bir politika
izleyerek Kürtleri Temsilen Meclise girmekdir.Böyle bir görev üstlenmesinde
kendimce bir sakıncada yokdur.Kendisini TC meclisinde kürtlerin temsilcisi
olarak temsil etme hakkına sahip görebilir.Fakat kendinde Bu hakkı görünce
Kürthalkının seçtigi ve örgütü Düşmanına Şikayet etme ve bu şikayet
karşılıgında Kendine bir koltuk kapma sevdası olmadan yapmalıdır.
Not: Uzun süredir yazmamıştım dagınık ve eksikr bir yazı olabilir tekrar
okumadım.Devam edecek ama yazmam
____________________ ez bi kurdî dijim, ez bi kurdî dimirim..
|
|
Cevap 4 |
|
Tecrübeli Üye  Cevaplar: 129 kayıt olmuş: 18/9/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 2/2/2012 Saat 14:17  |
|
|
Evet arkadaşlar öncelikle siyasetin ne merem birşey ve siyaset yapanların
ne kadar kıvırtkan olduklarını hepımız biliriz. Şimdi eger yasal bir parti
olarak bağımsızlığını ilan etmiş bir ülkede politika yaparsan,o ülkenin
çıkarlarına göre sende politikanı degiştirmelisin,koşulara göre,ekonomisine
göre vs durmadan siyasi söylemlerini degiştirmek zorundasın. Bu doğal bir
sonuçtur,çünkü o ülkedeki halkın talepleri degişkendir,mesela güngelri
çiftçisi ürünlerinin ucuza satıldığından şikayet eder,gün gelir işçisi
düşük ücreten dolayı şikayet eder ve sen bir siyasi parti olarak bu
taleplere göre siyasi söylemlerini ve taktiklerini degiştirmelisin, aksi
halde marjinaleşir bitersin..
Şimdi gelelim bize,yani ulusal kurtuluş savaşı veren,ülkesi durmada
bombalanan,bu bombalarla her gün onlarca insanını kayıp eden bir halkız.
Bütün bunların temelinde ne yatıyor?
Ne çiftçilerin ayaklanması, nede işçi sınıfının ayaklanması, tep sebep bir
halkın kendi ulusal kimligini talep etmesidir.
Durum böyle olunca,yani talepler degişmiyor ve sabittir, dolayısıyla,bu
doğrultuda yapılan siyasette sabitligini ve sürekliiligini kararlı
birşekilde sürdürmesi gerekiyor.
Bu ulusal kimlik talebi olan,ulusal bağımsızlık talebi olan bir halkın
savunucuları, halkın taleplerine göre politika geliştirmelidir.
Fakat bizde yapılan politikaya baktığımızda malesef sürekliligide
bırakalım, nerdeyse kampanya gibi günbe gün degişiyor. Durum böyle olunca
talepler aynı ama bu talepleri elde etmek için yapılan siyaset durmadan
degişiyor.
Böyle olunca dogal olarak,halkın talepleri ve bu talepler doğrultusunda
(sözde) siyaset yapan aktörler halkın talepleriyle yaptıkları siyasetin
çelişkiye düşmesi kaçınılmazdır.
Bu anlamda ne bu siyasi aktörler halka ne güven verebiliyor nede halk
bunlarda güven alabiliyor,yani açıkçası bu siyasi aktörler halkı farklı
zamanlarda farklı politikalar (kampanya gibi) yaparak ve halkın degişmeyen
taleplerinide birazcık işin içine katarak halkı tam olmzsada bir kısmını
kısa süreligine yanına alıp güç gösterisi yapabiliyor.
Örneklemek gerekirse, "edi bese" "sayın Öcalan" "güneşimizi karartamazsın"
"demokratik özerklik" "demokratik cumhuriyet" gibi daha yüzlerce
sürekliligi olmayan bugün söylendigi gibi yarın başka bir söylemle
kaldırılıp atılan,günlük politikalar artık Kürt halkının taleplerini
yansıtmıyor,yansıtmadığı gibi bugüne kadar elde edilen kazanımlar kayıp
ediliyor.
Şimdi dikat etim, Hem caos arkadaş hemde şoreş arkadaş şu deyimi kulanmış "
kabul etsekte etmeysekte Öcalan" evet, ama burda ne anlıyorsunu?
Madem burda tartışıyoruz kabul etssekte etmeysekte demek pek sağlıklı
degil, o halde kabul etsekte etmesekte TC, veyahut AKP Kürt halkında dahada
güçlü, ohalde tartışmayı bırakalım Kürtlerde otursunlar oturdukları
yerde.
Böyle olurmu?
Hayır bizim amacımız güçlü olana "sen güçlüsün ve dolayısıyla haklısında"
demek olmamalıdır.
Evet bende şunu diyorum PKK ve Öcalan şu anda Kürt siyasi aktörleri
arasından en güçlü olandır fakat bu güçlü olanlar,apaçık birşekilde Kürt
halkının asıl taleplerini bırakmış (TC sistemi içinde) AKP ye muhalefet
yapıyor.
Oysaki biz bu sistemi kökten red etmeliyiz,amacımız asıl hedefimiz Kürt
halkının ulusal kimligini savunmak olmalıdır.
İşte burda sen kalk,TC parlementosuna seçimlerle miletvekili yolla, sen
kalk o mecliste "en büyük türktür" de yemin iç, diger tarafta başka bir
Kürt meclise gider orda ifade verir sen kalk ona her türlü aşağılamayı
yap.
Ben bunu açık bir şekilde söyle degerlendiriyorum "ben gerekirse Türküm
derim,büyük türk mietine onun sınırlarını savunacağıma söz veririm, ama sen
(Kemal Burkay ve benzerlerine) gelip ben bir Kürt olarak sizinle anlaşmak
istiyorum diyemezsin"..
Evet ben kişi olarak Ne Kemal Burkayın nede Öcalanın yaptıkları siyaseti
savunmuyorum, Caos ve Şoreş arkadaş gibi "istesekte
istemezsekte,begensekte,begenmeysekte" demeden begenmiyorum ve istemiyorum
diye yazıyorum. Çünkü Kürt halkının taleplerini muğlaklaştıryorlar,ve
şimdiye kadar,en degerli olan evlatlarını bu ulusal kurtuluş hareketinne
veren Kürt halkına ıhanet ediyorlar, ben canları cehneme diyorum..
Bunlara itaat etmek bunların yaptıklarını doğru bulmam kendime ve düşünceme
ve Kürt halkının ulusal davasına ve bu davada verdigi bedelere
yapabilecegim en büyük ihanetir.
Bu anlamda benim nacizane önerim şu olcaktır,Kürt halkının ulusal talepleri
açık ve net birşekilde önümüzde dururken kalkıp bu kendi siyasi çıkarlarını
düşünen ve kendilerini büyütmek işin halkı ve çocuklarını savaşa yolayan
siyasi maymunlara tepkilerimizi belirtmeliyiz.
Slogan atmayı ve atanları sevmem ama şurda sloganda olsa,Yaşasın birleşik
bağımsız demokratik Kürdistan, bu temelde siyaset yapanların gücümüz
yetince yanında olacağız gerisi halka ve bu halkın verdigi emeklere ihanet
olur...
[tarihinde düzeltildi 4/2/2012 Saat 13:58 Yazar Munzurrojhat]
|
|
|
Uzman Üye   Cevaplar: 300 kayıt olmuş: 21/10/2007 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 4/2/2012 Saat 23:55  |
|
|
ben iddia ediyorum. dört parçadaki kürtlerin hepsi, işçisinden tutunda iş
adamına kadar "ulusal bilinç" veya "uyanış" denen şeyin çok uzağında.
yine iddia ediyorumki şuan dört parçada referandum yapılsın en az üç
parçada mevcut devletlerle anlaşma, uzlaşma üzerine karar çıkacaktır
sandıktan.
yine iddia ediyorum kürdistan davasında evlatlarını kaybeden annelerin 10
da 7 si "barış" istemi içindedir ve bu talebinde belkide dünyada kimsenin
olmayacağı kadar samimidir.
bizim temel sorunumuz kendimizin istediği veya "doğru" gördüğü bir takım
şeyleri bütüne mal etmemizdir.
zihinlerimiz propogandanın ötesine geçemiyor bir türlü.
üçüncü dünya ülkelerinin sömürgeleri olarak hiç bir zaman düz mantık
tornasını kıramıyoruz.
analitik bir zihin bizde her zaman bulanık veya ihanet olarak
kodlanıyor.
hiç bir zaman bir olayı parçalara bölüp eklemeler veya çıkarmalar
yapamıyoruz.
komplike bir bakış açımız bizi tipik sömürge halkların ötesine
geçiremiyor.
aslında konumuz burkay, onun dedikleri, demedikleri.. ama her seferinde
kenidimizi(aslında kendimi demeliyim) aynı tartışmalarda buluyorum.
ya hep, ya hiç. ya ihanet ve teslimiyet. yada yokolma. sanırım bu konuda
yahudi toplumundan öğreneceğimiz çok şey olmalı. hepinizin malumu 20 yy lın
en büyük kırımını yaşadığı halde öncesinde de sonrasında da kültürel,
siyasi, ekonomik olarak dünyaya yön vermiştir. aşağılık kompleksinden çok
uzakta bir toplum. özel bir yeri vardır dünyadaki halklar arasında.
munzurrojhat'ın tanımlamaya çalıştığı, sosyolojik tespit yapmaya çalıştığı
halk eminim her dört parçada onun süzgecinden geçmeyen kurum, lider ve
hareketleri destekliyor. burada bir paradoks var gibi. ulusun bir parçası
olarak kendi toplumundaki siyasi bileşenlerle bir noktada buluşamıyor.
uzlaşmak yerine "kürdistanda radikal bir politika" üzerine teoriler
üretiyor. elbette biz buna saygı duyacağız. siyaseten aynı yerde
durmazsakta, yan yana gelemezsekte biz onun bu tutumunu olumsuz bulmuyoruz.
ben sevgili munzurrojhata bir öneride bulunacağım. Ramazan Kaya diye
anarşist bir kürt var. kalemide bayağı bir güçlü "allah var." eğer anarşist
bir teori ile kürdistanı tanımlamaya veya sosyolojik değerlendirme
yapıyorsa/yapmak istiyorsa bu ismin yazılarını araştırmasını tavsiye
ederim.
tabi kendi fikirlerini savunmasınabu, oluşturmasına ne kadar saygı duyma
zorunluluğumuz varsa aynı şiddetle eleştirme ve kendi açımızdan bu düşünce
sistemini mahkum etmeye hakkımız vardır.
öncelikle ben bir düzeltmede bulunayım. ben "ne kadar kabul etmesekte"
derken kendi dışımdaki kabul etmeme durumunu ifade etmeye çalışıyordum.
aksi halde ben Öcalanın kürtlerin başına gelmiş en iyi şey olduğunu
düşünüyorum. siyasi anlamda şu ana kadar kuzey kürdistanda belkide en
çağdaş ve kürt ulusunu dünyadaki diğer uluslarla teorik ve mücadele
anlamında aynı düzeye getiren bir adamdır ve benim için değerlidir.
demokratik özerklik tezi benim açımdan bağımsızlıktan çok ileri bir tezdir.
ulus devletin mevcut dünya sistemi içinde sömürge sistemler arasına girmesi
kaçınılmazdır ve bunu kürt halkına reva göremiyorum.
sosyalizminde bir takım günceli karşılamayan olguların var olduğunuda
düşünmekteyim. şimdilik daha iyisi ortaya çıkana kadar en iyi sistem
demokratik özerkliktir. ama vazgeçilmez değildir ve daha iyi bir
kombinasyon ortaya çıkarsa onunla eklemlenebilir.
bu noktada ben kendi adıma sırf öcalan güçlü diye hak vermiyorum. haklı ve
gerçeğe en yakın sistemi bana tanıştırdığı için hak veriyor ve
savunuyorum.
bir başka şeyse ben kürdistanda gezme fırsatı buldum ve yurtsever, kürt
olma bilincine sahip toplulukların "bağımsız devlet" istemi neredeyse yok.
dolayısıyla biz toplum mühendisliği yapmayı düşünmüyorsak toplumun sahip
olduğu duygu ve talepleri toptan reddetmemeliyiz. sırf biz doğru görmüyoruz
diye halkın dini ile değerleri ile oynamayacağız. öyle tahmin ediyorumki
kürt hareketi evrensel insan hakları ilkelerine şuan var olan bütün
güçlerden daha bağlı ve savunur durumda.
şu ana kadar toplumu harekete geçiren bütün projeler öcalanın ortaya attığı
projelerdir. edi bese, demokratik çözüm çadırları vb..
biz buna dil uzatacağımıza eksiklerini gediklerini tartışmamız ve karşı
güçlerin saldırılarını geri püskürtmek üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor.
____________________ Uçurumun kenarina gelen insanlar kanatlanıp uçarlar..
|
|
|
Tecrübeli Üye  Cevaplar: 129 kayıt olmuş: 18/9/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 6/2/2012 Saat 03:05  |
|
|
Aynı tartışmalara girmeyelim, girmemekte gerekir, o halde bir tartışma
nasıl yapılır diye kafa yormamız gerekir. Bir problem vardır ortada bu
problem etrafından tartışmamız için önce bu problemi tanımamız gerekir,daha
dogrusu bu sorunun ne oldoğunu tanımak gerekir ve daha sonra bu soruna
çözümler aramak gerekir. Tamda cözüm arma noktasında tartışmalar başlar.
Şimdi biz kendi kafamızda yıllardır süren bu savaşın,ölen ve öldürülen
Kürtlerin neden öldürüldügünü çözdügümüzü sanıyorduk,fakat sevgili caos
arkadaşı okuyunca,aslında daha sorunun ne olduğunu teşhis etmedigimizi
anladım,yada en azında arkadaş şimdiye kadar sorun olarak gördügümüz
problemlerin aslında yanlış olduğunu yazmiş.
Kürtler, ulus istemiyor, ulusal bilinçleri yoktur ve referandum olsa
Kürtler egemenligi altında kaldıkları devletlerin egemenligi altında
kalmadan yana tercihlerini yapacaklar.
O halde "kürdistan özgürlük hareketi" diye adlandırdığımız savaşçılar yada
sizlerin deyimiyle Önder öcalan ne yaptıda önderligi hak eti?
Aslında fazla kalabalık yapmadan yazmak gerekir, ama bunu yapmak içinde hep
başa dönmemek gerekir. Fakat bizler sil yeniden misaline tartışmayı
kaydırdık.
Ben daha öncede belirtmiştim, bu savaşta ölenlerin anısına saygılı
davranmak, onların uğrunda öldükleri düşünceleri savunmaktan geçer.
Diyarbakır zındanlarında özgür Kürdistan düşüncesini savunarak direnip
şahdete kavuştular. Caos arkadaş beni kast ederek " bizim temel sorunumuz
kendimizin istediği veya "doğru" gördüğü bir takım şeyleri bütüne mal
etmemizdir" diye vurgulamış. Fakat bu anlamda hatırlatmak isterim, bu benim
doğrularım diye gördügünüz düşünceler benden önce Kürdistan özgürlük
savaşçılarının doğrularıydı.
Neydi bu doğrular, bugün hernekadar bulandırılsada 40 milyonluk bir halk
var ve bu halk yılardır egemenlerin zulmü altında kendi benligini kayıp
etmiştir, ne yapılmalıdır?
Çok zorda olsa belkide hiç gerçekleşmesede Kürt devrimcileri ve diger
ulusta devrimciler Kürdistanın özgürlügü için savaşmalıdır.
Bu anlamda yola çıkıldı, fakat bu mücadele nereye getirildi?
Kürt halkı Kürdistan istemiyor, Kürt halkı bariş istiyor vs...
İyide bu savaşı Kürtler başlatmadımı?
Peki ne olduda şimdi barış isteniyor?
Ne olduda Kürdistanda vaz geçildi?
İşte ne olduğu ortada Öcalan ve PKK bu mücadeleyi ne yazıkki buralara kadar
getirdiler.
Ben çok talihsiz buluyorum düşüncelerine saygı duyduğum, ve samimi bulduğum
Caos arkadaşla bunları tartışmayı.
Ama bu durumu Kürtler Öcalana borçludur, "Kürdistan felan tantanaydı,bu
amaçla dögüşüp düşenlerde boşuna düştüler, bir demokratik özerkligi
getirecez".
İnanın buna Kürt halkı müsade etmiyecektir, eger "ben güçlüyüm yaparım"
mantığıyla gidilirse, bu halkta Burkay gibilerinde medet umar ama bu fazla
sürmez gerçek savaşçılarınıda en kısa zamanda bulacaktır.
Zaten ne Burkay nede Öcalan bundan sonra Kürtlere hiç bir yarar
sağlayamazlar zarardan başka.
Ramazan Kaya´ya gelince İktidarlara oynayan biridir, kendisini anarşişt
görüyor görebilir,anarşistlik kimsenin tekelinde dgeildir. Fakat takip
etigim biridir, belirtigin gibi kalemide güçlüdür.
Fakat Kürdistanda anarşistler dahi ne yazıkki güçlü bir ayrımcılık yoktur,
evet "ayrımcılık" ayrılık,hep bütünleşme , tuturulmuş bir örgütlenme, işte
PKK, iyi bir örnektir, yılardan beri Kürt halkının müthüş destegine,Kürt
gençlerinin akın akın silahı eline alıp ölüme gitmesine rağmen nereye
getirildi Mustafa Kemalin durduğu noktaya..
Ama Ne Kürkçüler,ne Sırrı süreyalar Kürt halkının ulusal özgürlük talebini
gölgede bırakamazlar, bu şahlanıp düşme Kürtlerde ilk degil her seferinde
dahada güçlenerek Mazlum Doğanların, Hayrilerin azimini ve kararlılık
bayrağını yarın elbete dahada ileri götüren Kürt çocukları çıkacaktır,
buna olan inancım sonsuzdur..
[tarihinde düzeltildi 6/2/2012 Saat 03:09 Yazar Munzurrojhat]
|
|
|
Nu Üye   Cevaplar: 6 kayıt olmuş: 23/8/2007 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 6/2/2012 Saat 10:49  |
|
|
Arkadaşlar öncelikle şunu söylemek isterim konuyu açarken Kemal Burkayın bu
çıkışının ve TC ye gelmesininin sebeplerini tartışmak için açmıştım.Fakat
görülüyorki sorun tamamen Kemal Burkay dan kayıp Öcalan ve PKK ye
kaydı.Bence Konuları başlıklarına göre tartışalım.Kemal Burkayın Amacının
ne oldugu ve bu hal ve haraketleriylen Kürtlere neler katıp
katmayacagıdır.
Kemal Burkay'ın kurdugu PSK nın amaçı Bagımsız Sosyalist bir Kurdistandı ve
Bu amaçlanda Yıllarca Kendisine inan Kürtleri bu çatı altında topladı aynı
PKK gibi.Sonuç itibariylen Öcalan TC devleti tarafından yakalandı(teslim
oldu) ve şuanda esaret altında.Bunuda farklı konuda tartışabiliriz.
Kemal Burkay ise Kurdugu partiden ayrıldı ve kendi İstemiylen bütün
geçmişine ihanet edip TC devletine sıgındı ve TC devletinin izin verdiği
yasal çerçevedede Kürtlere hizmet vermek gibi bir misyon üstlenme
çabasında.Burada bütün geçmişine ihanet etti dememdeki sebep 1970li
yıllarda Kürtlere neler reva görülüyorsa bugünde aynısı deyişmeden
revagörülüyor.70 den bugüne Kürtler adına değişen hiçbirşe yok.Ozamanda
Kürtkimliği yokdu bugünde yok.ozamanda Kürtler katlediliyordu bugünde.34
Kürt Bizzat Devlet tarafından bombalandı.OZamanda Kürtler Sebepsiz
tutuklanıyordu bugünde.
Yani Kürtlerin TC devleti sınırları içerisinnde kazandıkları birşey yok
veya şartları iyileştirlmedi.Aynen devam ediyor.Bu şartlar aynen devam
ediyorken ,Kemal Burkayın gelip TC devletine Kürtleri şikayetde
bulunmasının bir anlamı yokdur.
Şunu Kürthalkının ve Kürthalkı için mücadele ediyorum diyenlerin iyi
anlaması lazım.Dün bize Ölümleri reva görenler bugünde bunu reva
görüyolar.Bundan dolayıdırkide Kendi İhanetcilerimizi veya TC devletinin
kürtajanlarını bile TC devletine şikayet etme hakkımız yokdur.Bu şuna
Benzer Siz Kürtleri yok etmek için Kürtleri kullandınız ve kullnadıgınız
Kürtler bunlardır bunları yargılayın biz yargılayamadık demektir.
Bunu TC devletinden beklerseniz günümüz şartlarında TC devletinin
Kürthalkını inkarını ve asimilesini bitirdiğini ve TC devletinin Kürtleri
Tanıdıgını inkarpolitikası gütmediğini asimile etmek istemediğini ,Suçsuz
yere tutuklanmadıklarını ,TC devleti uçaklarınca katledilmediğini
,Kürthalkının Temel Haklarını almaları ve İnsanca yaşamalarını kazanmak
için daga çıkmış Gerilların Cesetlerine bile işkence yaptıklarını inkar
etmek demekdir.
Kemal Burkay yukarıda yazdıklarımın Hiçbirine kürtlerin maruz kalmadıgını
söylemektedir bu söyledikleriylen.Söyledikleri dogru deyil olmadıgını zaten
KCK tutuklamalarında ve Kürtlerin üzerine atılan bombalardan görüyoruz.
devam edecek.
____________________ ez bi kurdî dijim, ez bi kurdî dimirim..
|
|
Cevap 8 |
|
Rind Üye  Cevaplar: 38 kayıt olmuş: 5/3/2009 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 19/2/2012 Saat 09:44  |
|
|
Evet Munzur arkadas guzel bir noktaya deginmis ,isteklerimiz ne
istiyoruz??? sorun burda bence.... cok uzun sure bir gucle mucadele
ediyorsun ve onu bize dusman olarak sunuyorsun sundugun guc zamanla bize
yakinmasini gosterip ve gizli is birligine gidiyorsun bu gucu nerden
aliyorsun kime guvenerek kime yaranarak bazi seyleri yok sayip her kes icin
karar vererek kendi basina karar verme yetkisini devletle is birligini
yetkisini kimden izin alarak bu yetkiye sahip olma ve hic olmamis gibi bize
sunumlar yaparak neye gore uzlasmayi sunmayi calisanlari anlamaya calismak
istemiyorum...Evet Munzur guzel bir noktaya degindi bir problem var bunun
neyini aldik ve ne icin bu kadar mucadele yok kisiyi on plana cikarma ve
onun ozgurlugunu savunarak Kurt halkinin mucadelesi savunulamaz bence...ne
istedigimiz cok onemli cok kisa bir hayat dilimi icerisinde bence kurt
halkinin mucadelesi one cikarilmali ve isteklerimiz bunun uzerine
olmalidir....Kisiyi yuceltmek putlastirmak guven sorununu dogurur
tesekurler.....
|
|
Cevap 9 |
|
|
0,170 saniye - 31 queries
|