Hoşgeldiniz: www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Merhaba Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
www.Pertekliyiz.Biz Formu - Bedeni tutsak, yüreði ve beyni özgür yoldaþa ve þiirlerine selamlar olsun...

Radyo Pertaq

 


Giriş

Kullanıcı Adı:

Şifre:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategoriler
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi
Yeni Klip
Ciwan Haco-diyarbekir

Ciwan Haco-diyarbekir


Yönetim
g Yönetim Bölümü

www.Pertekliyiz.Biz Formu Sisteme girmen gerek

En son aktif olan: 24/5/2012 Saat 00:45

Aşağı git
« Ön  Diğer »
küçükten büyüğe do;ğru sırala büyükten küçüğe doğru sırala Sayfa 1 kimden 1   «  1  »     print
Konuyu açan: Konu: Bedeni tutsak, yüreği ve beyni özgür yoldaşa ve şiirlerine selamlar olsun...
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 14:28  
SOKAK ÇOCUĞU...Selver Yıldırım


Kirli bir sokak çocuğuyum Tinerci olma ihtimali yüksek Anam hiç görmedi sokaktaki beni Görseydi biraz daha erken ölecekti




Kirli bir sokak çocuğuyum

Tinerci olma ihtimali yüksek

Anam hiç görmedi sokaktaki beni

Görseydi biraz daha erken ölecekti

içime vicdan sızısı ekecekti.



Babam dayanamadı apoletli baskıya

Gıcır gıcır silahıyla

Çekti vurdu Kürt Hasan’ı

Geriye çeto Hasan kaldı

Şimdi nerde bilmiyorum

Muhtemelen “ hain” avında

Ya da karı baskınında

Çok içtiğini duydum sonradan

Şişesinde biraz ben

Birazda ne varsa kaybedilen



Bir abim olaydı

Kitap arasında yasaklı dokümanla

Okul dönüşü ucundan katılırdık serhıldana

“ Hayali gönlümde yadigar kalan”

Bir olmaz işim buda.



Tam ondört yaşındayım şimdi

On yılı evde, dört yılı sokakta

Dört yılda dört kere on kadar yaşadım

Bakmayın boyuma

Bir evim olsa çekip çevirebilir

Muhtar olsam köy yönetebilirim

Bir kıza bakmak zor olsa da

Yaşamdan değil yaşamsızlığımdandır.

En çok zabıtaya bakarım

Bir de jandarmaya

Göz ucumla karakol boylatan kürdili bakış



Eskiden

Daha babam çete olmadan

Simko dedenin torunu Güle ile

Komşu kızımız sewe’nin adı

Dilan ile Zilan olmadan

Daha katırlarımız plakalanmaz

Koyunlarımızın doğum-ölüm sicilleri tutulmadan

Yiyeceklerimiz karnelenmez ve

Daha köy dışına vizeli çıkılmadan önce

Okuyup öğretmen olmak istiyordum

Siyah ceketli, jilet pantolonlu

Artık sevmiyorum ne yeşili, ne siyahı

Bir tek gök rengidir şimdi özlemim



Diyarbekir’e ilk geldiğimizde

“Abooo dünya ne kadar büyük” demiştim

Bizim köy ile Merge’den öteye

Ne çok köy vardı.

Hele ne çok dükkan Siirt’te

Leblebi şeker lokum dolu raflar

Bu kadar ayakkabı

Yirmi tane bizim köye yeterdi

Elbiseleri sersen bizim dağ giyinirdi

Unları döksen, diyordum kar yağmış sanılırdı

Otuz köy toplasan bir Siirt ederdi

Diyarbekir’de iki adımda bir

Asker polis jandarma

Dükkanlara bakmaya fırsat olmadı

onlara bakmaktan.



İlk çadırımız ilk yağmurda gitti

İkincisini ape Reşo getirdi

Üç ay dayandı

Annemin ilk öksürükleri

Babamın ilk parasızlığı başladı

Birde beni dövmeleri.

Altı ay sonra ben çöp bidonlarına dadandım

Askerler çadır kentimize

Annem doktor görmeden gitti mezara.

Ape Reşoyu uuupsürdüklerinde

Altı da asker vardı babamın yanında

Üç günlük çete; utangaç, boynu bükük, suçlu.



Üç gün sonra sokaktaydım ben

İlk cami avlularım

İlk simit çalmalarım

İlk dilenmelerim, dayak yemelerim

zabıtadan ilk kaçmalarım

Sur dibinde yatmalarım

İlk biralarım, ilk sigaralarım

Annesizliğim, babasızlığım, odasızlığım

İlk nefretlerim, göz yaşlarım

Acıyan bakışlara maruz kalmalarım

İnsanı ilk tanımalarım; o zamandı

Kirli bir sokak çocuğuyum şimdi

Bütün sokak çocukları gibi

Tinerci olma ihtimalim yüksek.


Kasım 99 Erzurum


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 14:34  
SON DAMLA MÜREKKEP

Ismet Baycan'ın anısına
Haberinden kalan
Birkaç sima şaşkınlık
Birkaç göz kahır
Muş ovasına düşen
Yükseli bir keder
Ayseli bir sitem

Haberinden kalan
Bütün varoluşu ifşa eden bir çığlık
Sohbeti bölüyor kapı önünde
Heybesi acıyla doluyor kervanın

Şimdi sen efsaneye halefsin
Tarihin kandan kalemine
Son damla mürekkepsin
Şimdi İsmail’in gözleri gözlerin
İbrahim’in düşü ezberin

Rüzgarın derdi var kelimelerimle
Seninle ya da benimle
Aklım koruma duvarı örüyor ismine
Rüzgara inat tutunuyorum hayaline




Şimdi sen Ararat’ın bağrında
Zarif bir imzasın
Barışa düşen cemre
Ali’ye yoldaş divansın
Şimdi avesta’nın küle değmiş yarası
Ufka çekilen dilansın

Haberinden kalan
Ölümün öldüğü çocuk
Onbeş canın aşkı
Bir halkın gelişinle açılan bahtıdır.

Nisan 2006


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 1
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 14:36  
Selver YILDIRIM

COCUK

Çocuğumuz diyemediler sana
Vanlı doğdun
Urfa’lı Hakkari’li
Potansiyel “terörist” tehlikeli
Bundandır
Çöpten yiyecek toplaman, sızlatmıyor yürekleri
Sırtındaki bitli asker elbisesi
Sevdiğinden değil, ayzadan korusun diye
Konserve yiyiyişin lüksünden değil biliyorum

Kışla artığı.
Ellerin, yüzün neden kirli diyemem
Sabun kokan ellerden utanırım.

Gazetedeki fotografta
Ellerinle kapatmıştın yüzünü
“Okula gidiyorum abi görmesinler,utanırım”
diyordun alt yazıda
Çöpten bir dağ yanıbaşında.

Sen nerden bilirsin utanmayı çocuk
Büyükler utanıyormu bak
Çöpten ekmek yiyişinden
Utanıp kuytulardan geçişinden
Gece işçi, gündüz okula gidişinden
Büyükler utanıyormu bak
Dudağındaki sinek yarasından
Kirli ellerinin karasından
Her yıl tutulduğun sıtma belasından
Kimse utanıyormu bak
Dilsizliğinden, sevgisizliğinden
Yurtsuzluğundan, evsizliğinden
Yaşınca oynayamadığından, gülemediğinden
Yaşamak nedir bilmediğinden
Oyuncak diye oynarken
Mayınla yaralanmandan, ölmenden

Dilindeki “oy havar li min” sözlerinden
Kimselere açamadığın gizlerinden
yuzunde yer etmis acinin izlerinden
Yinede çocuk kalmış gözlerinden
Ve daha nelerinden, nelerinden
Kimse utanıyor mu
Öyleyse sen hiç utanma
Şeref utansın, bilim utansın, dünya utansın
Ben mi
Ben de utanıyorum
Senden değil
Utanmazlığımızdan

Temmuz 99 E Tipi Cezaevi/ Adıyaman


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 2
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 14:39  
MAVİ YÜREĞE

Bilge’ye

Başka yüreklere giden yollar keşfettim
Yüreğinden geçen
Küçük bir sevgi aradım
Saydam bir acıya battı ayaklarım
“Gel” dedin
“Suçludur özgürlükler
özgür değilse tüm beyinler”

Yüreğimi açtım sana
Kirleri ve güzellikleriyle
“Üzülme” dedin
“Bu son şahlanışıdir acının
ve son sarhoşluğu felsefenin”

Tatlı bir huzurdu
Huzursuzluğumun nedeni.
“Bul” dedin
Ruhunu kanatlandıran özlemleri;
"Sanat, aşk özgürlük”
Bir mavi suya değidi yüreğim
Bir mavi yüreğe dokundu ellerim
Mavi düşlere aktı düşlerim
Sevginle

Aralık 2002


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 3
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

biLge
Cevaplar: 141
kayıt olmuş: 24/7/2006
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 18:20  
öylesine güzellerdi..
tesekkürler okuma firsati yarttigin icin


____________________
ansızın tarifsiz gelir ya..

Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama

Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış

Dönüyor durmuyor dünya..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 4
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/7/2008 Saat 22:11  
Rica ederim bilge arkadaş sizlerde paylaşırsanız daha güzel olur.


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 5
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 19/7/2008 Saat 20:32  
GÜLÜ SIYRILMAYAN KENT

Halepçem

Gülün sıyrılmaz güller içinden

Ölün sıyrılmaz ölüler içinden

Kazısam haritanı yeryüzünden

Vazgeçermi dünya senden

Vazgeçer mi masumiyet tüten isminden



Halepçem

Yüreğime takılı kelepçem

Şiiri olmayan kent

Aşığı olmayan kentmiş

Şiirine geldim Halepçem

Şkına geldim

Peşimde bir halk dolusu yürek

Peşimde söze dökülmüş binlerce dilek



Işığına geldim Halepçem

Beşbin çığlığa tanık

Taşına geldim Halepçem

Deli gibi koşuyorhala o dede

Cesetten cesede



Yüzünde kıyamet boşluğu

Gözünde donmuş yaşına geldim halepçem



Çöle dönüyor sana kurduğum düş

Hardal rengi sızıyor resmine

……..kokusu çiçeğine

Neye yarar bıçak bilemek dünyanın vicdanına

Neye yarar saplasam o bıçağı kendi bağrına



Halepçem

Gülüşüme takılı bilekçem

Annenin gözyaşı

Yaşama sunduğum dilekçem

Sözüme menzil

Yoluna baş koyduğum gerekçem

Unutmayacağız seni

Unutmadıkça sen kendini

2006


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 6
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 19/7/2008 Saat 20:35  
Aşksız Doğmasın Çocuklar

1
Bir evet kadar yakınım sana
Bir hayır kadar uzak.
Kim bilecek oysa
Giden bir ömrün toplamıdır iki hece
Kalanın fermanı olsan da olmasan da .

yinede, suretleri yaşamın
söküp alınır gibi duvardan
sökülüp atılmıyor hafızadan
ya günlerime akacak cismin
ya benliğime resmin.

2
Bir acıları unutma kadar yakınım sana
Bir ihanet tanıklığı kadar uzak
Ben tüm yaşamı doldurmak istiyordum seninle
Sen içindeki canavarı doyurmak istiyordun benimle

Ve sevda
Hep yanlış adreslerden
Hep buruk
Suçlu
Ayrılıyordu dünyamızdan

Düşünsene, kaç milyarıncı versiyonuyuz bu filmin
Şarkılar, şiirler, kitaplar
Bizi anlatır da
Bize öğretmez.
Kırılınca anlıyoruz;
Her insanın başı kendi taşına çarpar
Çarpınca anlıyorum
Aşk bağrında ihaneti saklar da
Saklayacak bağrı yoktur ihanetin aşkı.

3
Bir otobüs yolculuğu kadar yakınım sana.
Biletsiz yolcu kadar uzak.
Otuzunda kırılıyor fayım
Yıkılıyor bir bir saflıklarım
Bir 'gerçek' enkazında
Can çekişiyor niyetlerim
Ben can çekişiyorum.
Çığlığıma yardım değil duyduğum
Tozlu bir aksi seda.
Otuz yaşım miladım oluyor
Milattan önce
Pembe-mavi bir saflık
Tüm dünyayı kucaklıyorum.
Milattan sonra
Siyah-beyaz bir bilinç
Kucağıma sığmıyor yanlızlığım.

4
Yedi kapı açılması kadar yakınım sana.
Bir gardiyan kilidi kadar uzak.
Yine de kapılar değildir alıkoyan
Kilitler değil
Yüreğin kaç kilometre uzak bana
Hangi tünel
Hangi firar beni ulaştırır sana

Sen politika ile kirlenmiştin
Ben seninle
Senin gözünü hırs köreltmişti
Benimkini sen
Erkil putların vardı
Benim zincirlerim
Köyümüzden, şehrimizden, genlerimizden kalan.

Gözlerinin derinine bakıyordum
Gözlerini kaçırıyordun
Bir gazete yazısı geliyordu aklıma
“Hoşlanmaz erkekler
gözlerinin derinine bakan kadınlardan”
Anlıyordum
Aşksızlıktı çağımıza bakan
Gizlendikçe gözlerinin derininde yalan
Aşkta yalan.

5
Bir firar kadar yakınım sana
Dur ihtarsız bir ölüm kadar uzak
Tehlike çemberleri örülüyor çevremde
Bir cadıya dönüşüyorum
Her bakış, her yürek bir avcı
Avlanıyorum kansız.

Kansız olmuyor sana gelişim
En çokta kanarken özlüyorum
Kimse görmüyor
Ruhun kanaması renksiz
Kimse duymuyor
Ruhun çığlığı sessiz
Ve şairlik güçsüzlükmüş aslında
Onuru kalkan
Giremediği kapılardan
Kendine dönüş yapan.

6
Bir imza kadar yakınım sana
Bir karar kadar uzak
Hep tersini yaptığım kararlar alıyorum
Kararı ebedi yasanın ne, bilmiyorum.
Tanrısal iğfali ruhun diyorum
İncir yapraklarını yetiştiremiyorum.

Yenilgi kokuyor bu kibir, bu gurur
Dervişleri kıskanıyorum.
Yenilgilerden zaferler yüreklerinde
Kederlerle örselenmez mutluluklar
Ve ben artik düşü okyanus bir ırmak değilim
Okyanusum, düşleri kıyılarla boğulan
Sınırlari vuruyor öfkelerim
Kırıyorum
Yıkıyorum
Duruluyorum
Bir sevda gömülüyor içime
Ben gömülüyorum kendime.

7
Barış kadar yakınım sana
Müebbet kadar uzak
Bir bomba patlayacak sanıyorum
Bir uçak bombalar yağdıracak her an
Hep çatışmadayım rüyalarımda
Kolları, bacakları kopmuş insanları kurtarıyorum
Hep tutukluk yapıyor silahım
Ölecekken uyanıyorum.
Bilgi, sanat, söz değil
Son bir umutla rüya satmak istiyorum
Biliyorum
Doygunluk noktası savaşın
Kana bulanmasıdır rüyaların.

8
Bir an kadar yakınım sana
Sonsuzluk kadar uzak
Kendi düşlerimin tanrısıyım
Savaşları kaldırıyorum önce
Bilcümle eşitsizlikleri sonra
Zıtlar gerçekten birlik oluyor
Uzaylılara yenilmiyoruz.
Varoluş bir muamma değil
Saklanmıyor bizden ilahlar
Bilen yok, masal ne, düş ne
Ölüm, lisanüstü bir yaşam.

Olmayacak düşleri dişliyorum
Takılı kalıyor bir mayından arta kalan protezlerim
Dişsiz, düşsüz olmuyor
Bir dişçiye gidiyorum
Bir düşçüye gidemiyorum.

9
Özel bir fahişe kadar yakınım sana
Bir azize kadar uzak.
Bitmeyecek bu araf
Bu mahşeri sorgu bitmeyecek
Ne cennete yetecek sevaplarım
Ne cehenneme günahlarım
Hep seni isteyecek baştan çıkmış yanım
Hep seni itecek vicdanım
Duymayacak ne çağ, ne tanrı
Kendime kalacak isyanım.
İçimde yönsüz öfkeler
İkilemsiz yaşamları özleyeceğim
Savaşsız- barışsız
Şeytansız- meleksiz
Vicdansız,
Namussuz,
Tabusuz
İhanete ihanet edilmiş
Kehanete aşk ekilmiş.

10
Kendim kadar yakınım sana
Sen kadar uzak
“Kavuşmak ölümüdür aşkın” diyorlar
Yani aşksız doğuyor tüm çocuklar
Düşün, bir yüzyıla kaç savaş sığar
Kaş yüzyıla bir peyganber
Kaç bin yıldır ihanette
Doğuran rahme erkekler
Ve kaç bin yıldır kadın
Gayri resmi müebbetlik çeker
Bilmezsin belki
Maldan, mülkten, silahtan önce
Çobansızda yaşadı sürüler
Bir av kanıydı damarlardan akan
Birde aybaşı kanı
Belki de bu yüzden kadın
butun kanamalardan nefret eder
belkide bu yuzden
Ölümü değil, yaşamı besler
Belki de bu yüzden
Şimdilik HOŞÇA KAL
Aşksız doğmasın çocuklar.


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 7
Nu Üye
Nu Üye

cecenzaza
Cevaplar: 1
kayıt olmuş: 25/6/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 23/7/2008 Saat 10:08  
helal olsun


____________________
cecenzaza
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 8
Süper Üye
Süper Üye


Cevaplar: 61
kayıt olmuş: 15/10/2007
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
posticons/thumbup.gif Yazılış Tarihi: 23/7/2008 Saat 13:02  
yüreğine saglık kardesim güzel çalısmalar paylasımın için sagol :thumbup:


____________________
SORGULANMAYAN HAYAT YAŞAMAYA DEĞMEZ....
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 9
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 23/7/2008 Saat 19:10  
Tşk ler ablacığım asıl sizlerle paylaşmak istedigim bir şiir var ama henüz elime gecmedi elime gecergecmez sizlerle paylaşacağım.


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 10
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

mandele
Cevaplar: 241
kayıt olmuş: 21/4/2006
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 23/7/2008 Saat 20:51  
:thumbup: himm mayamm rozayı mı beklermiş


____________________
Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 11
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye


Cevaplar: 142
kayıt olmuş: 2/2/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 24/7/2008 Saat 17:21  
çok güzel şiiirler gerçekten paylaşımın için pir spasssss yüreğine sağlık..........


____________________
MuNzUrUmA DoKuNmA YaNaRsIn........... DeRsİmİn aSi KıZı ronya_desiman
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 12
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

sorgul
Cevaplar: 161
kayıt olmuş: 13/9/2006
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 24/7/2008 Saat 17:25  
çok güzel bir şiir en son yazdığın...

okuyan şiirde ölüyor öyle bir şiir...



____________________
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 13
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 28/7/2008 Saat 16:19  
Canım Ablam, Yoldaşım, Öğretmenim

Yılların özlemiyle selamlıyor, kucaklıyor, öpüyorum.
Bu kaçıncı karalama bilmiyorum. Hep aynı heyecanla alıyorum kâğıdı, kalemi elime... Cümleler içinden cümle cümle seçmeyince bırakıyorum. Bunca yılın özleminin, duygularının, düşüncelerinin dilde tam karşılığı yok; çocuk gibi şaşkınlaşıyorum. Yan yana olsaydık belki en iyi susarak anlatırdım hepsini. Gözlerine bakardım. Yeniden hayran olurdum gülüşüne. Gözlerin ve gülüşün, bendeki Elif’in tarifi... İkisini de çok severdim. İkisi de pırıl pırıl, berraktı. Cam gibi, zozan güneşi gibi... En çok o halinle geliyorsun aklıma...
Lisedeyken öğretmenler günü için kompozisyon yazısı istemişti öğretmen. Ben seni anlatmıştım. Sınıftaki en farklı yazıydı. Farklılık olsun diye yazmamıştım. Sen, gerçekten hayatımın ilk büyük öğretmeni oldun. Sadece benimde değil, birçok yaşıtında... Hala hiç bir rüzgâr kıramıyorsa dallarımızı bunda senin attığın sağlam temelin çok büyük payı var.
Masal gibi dinliyorduk anlattığın dört duvar anılarını. Hiç düşünmemiştim bir gün benim de aynı anıları toplayacağımı... Şaka gibi geliyor bazen, bazen iliklerimi ürperten bir dehşet... Sizlerle, bilgeyle, moral değerlerle hafifletiyorum dehşeti. En zor zamanlarda bile kaybetmedim iç moralimi, umudumu. Gönderdiğin çiçekleri kutsal bir emanet gibi saklıyorum. Ara sıra haberlerini alıyorum, mutlu oluyorum. Bir gün yeniden rüzgârlı mekânlarda buluşmayı düşlüyorum. Tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. Güzeliyle, acısı ile rüyalarım hala hep dağ dolu. Ve her gece yıldızlarla selam gönderiyorum hepinize.
Bu mektup kanatları kopmuş bir kuş gibidir. Özgürlüğü kırpılmış. Sen onu kanatlı haliyle oku. O kanatlarda en güzel düşler, düşünceler var. Yıldızlaşanlar var. En son Sorxin’in acısı düştü yüreğime. Son bir kaç yıldır baharları daha kaygılı bekler oldu. İçerde insan daha kaygılı oluyor. Nasıl vadide, üstelik korunaklı iken tepedekilerden daha kaygılı oluyorsa insan, zindanda da öyle oluyor. Yine de o acı haberler bir yana son yılların performansı, güçlü duruşu hepimizi müthiş mutlu ediyor, rahatlatıyor. Umarım bu bahar da öyle olur. Bunun güvenle ilgisi yok. Karşı gücün pervasız zalimliğiyle, kirli yöntemleriyle bağlantılı...
Bunları biliyorsun. Özlem biriktiriyoruz. Olabildiğince beyinsel gelişmeye çalışıyoruz. Gözümüz, kulağımız doğal olarak gelişmelerde, sizlerde. Belki bir gün hepimizin öyküsünü yazarım. Yazmak isterim. Bu ilk mektup olduğundan biraz tutuk. Çok kez kendi içimde yazmış olsam da ilk kez kâğıda döküyorum. Eğer cevap alırsam daha geniş yazarım. Yedi arkadaşız. hepsi çok selam iletiyor. Adını sayamadığım bütün arkadaşları sonsuz sevgi ve saygıyla selamlıyor, barış dolu günlerde buluşmayı diliyorum. Lütfen gezdiğim o kutsal cennet mekânlara da selam söyle. Son olarak seni büyük özlemimle kucaklıyor, öpüyorum. Buluşacağımız günlere sohbet biriktiriyorum. Esen kalın.
19.02.1977


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 14
Süper Üye
Süper Üye

beybun
Cevaplar: 57
kayıt olmuş: 2/6/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 28/7/2008 Saat 16:48  
bra paylasımın için sagol yüregine saglık.yalnız ben asksız doğmasın çocuklar şiiri kime aittir ögrenmek istiyorum cvp yazarsan sevinirim bra.


____________________
TANRI ÖLDÜ..............................................
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 15
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 28/7/2008 Saat 17:48  
rica edrim beybun o şiir selver yıldırıma ait.


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 16
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 27/8/2008 Saat 21:31  
Bir dünya istiyorum;
insanlığımdan utanmadığım,
Sevgimin yarısını mavzerime değil
Tümünü sevdigime sunabildiğim
Tüm dünya çocuklarının gözlerinde
Gelecek mutlu günleri görebildiğim
Ancak o mutlu güne kadar
Tüm sitemlerimi yüreğime gömeceğim ki,
Yarınlar özgürlügün, emegin, sevginin
Ve umut gülüşlü çocukların olabilsin diye


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 17
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 27/8/2008 Saat 21:43  
BURASI TECRİT!duyan oldumu sesımı



Hangı duvara baksan bır renk bozuntusu,sankı tüm gülümsemeleri dokunusları,insan sıcaklıgını,insanıyetı,insanın o ilk varlıgını hıssetme duygusunu yutmus bır mezar kıtabesı gıbı duruyor ınsan karsısında.Duvarların cevreledıgı boşluk yasayan bır :ölüler:semti...
Tanrı Hades!in yalnızca gırısı olan yer altı olum ulkesının sessız,kettüm,ölümü bekleme soguklugu...
Burası,zaman ve mekan dışı!insan gülüşünün ugramadıgı bır celledın surat bozuntusu... Burası,insanıyet menzılının dısında zaman otesı bır mekan!
Kopuk zamanlardan yüz cizgilerine sinmiş tebessum,rastladıgın tek ınsanıyet ızıdır burada...
Burası Ereşkigal,in cehennemı!innin her itirazı karsısında cehennem bekcısı NETİ,nin :sus:inin cehennem kuralları kesındir,tartısma inin cehennemının kurallarını:dedıgını ıtaatkar zamn tersınmesındekı dehlızdır.
Burası :hükümlü sün:HÜKÜMEDİLENSİN yani;soguk bır nesne gıbı mesela;idaresızleştırılmıs,bilinci carptırılmıs duyguları metamerfeze olmus;:terbiyecilerine can atarcasına tutkun;idraksız ve bır objesın olmalısın NETİ;lerın gozlerınde.
Ve yalnızsın!yalnızlıgında üşüyorsun sessizliği bozan kapı gumpurtulerınde... Burası tecrit senın sana gomuldugun yer!...

Gün boyu caresizlestırme seansları...ve bir hiç oldugun duygusunu aşılama yontemleri ve uygulamaları.:SUS:KONUSMA:YÜRÜ:DUR:ÞARKI SÖYLEME:SAGA SOLA BAKMA:İTİRAZ HAKKIN YOK:KARSI GELME:UY:İTAAT ET:diye her gun defalarca dayatılan ;insanı öz benliğinden,birey olmaktan cıkarılarak,bir baska ruhun bedenıne ve zıhnıne empoze edılmeye calısıldıgı yerdır burası!ne kımseyı gordugun nede kımseye gosterıldıgın,yüzünü dahı unuttugun:islah:etme mekanları... BURASI TECRİT!Bagırsan da duyulmayacagın,görulmeyecegın,yalnızca seni senin duydugun,ama konustugunu hıssetmedıgın her an ruhsal işkenceden gecırıldıgıin bır yer..... Oysa insan beseri bır varlık olusundan,bir baska insana bakmayıibir baska ele dokunmayı,bir cıft dudakla muhabbet etmeyi,gülmeyı,paylaşmaıyı,insan sıcaklıgını solumayı,bır baska gozun feyz verici menziline gırmeyı ıster.Yani yasadıgına daır bır kanıt,bir emare... Mesela insan el sallamak ister bır baska ele.Bu var olduguna kanıttır,iki elin birbırını sayması,yasam guclu sarılma nedenıdır.Benlıgın guclenmwsı,kendını aşmasıdır.Var olmada isrardır bır baska ele el sallamak.Bundandır her baska bır insana el sallayısında azar işitirsin!Atılırsın beter:islah:odalarına,kapatılırsın.Yasağında yasaklandıgı yer yan,!Ne görüş,ne mektup,nede bır selam alma ımkanı...:Hükmün:de hükümlendiği yer...sen de gömme girişimi,seni sende bogma...... Burası ınsanı yalnızlık duygusunda benliğini ve degerlerını kaybettırme bır hıc duygusunu asılama muamelesının sergılendıgı yer!Amaç duygu ve düşüncelerın intiharı!Yakılmış vıran olmus bır sehrın ardından kalan yapragın kıpırdanmaz halı!varlıgının :yokluk: dayatmasıdır burası...Ne merhametli bır göz ışıltısı ,ne de ınsanlı bır gezegende yasadıgını ispatlayacak bır yudum ınsan nefesı.... Burada insan yok !!! Burası TECRİT !!! Gecenın veya gunun her hangı bır saatınde yatagından kaldırılırsın bır suru adamlar nezaretınde.Arkan-onun-sagın-solun kusatılmıs bu :adamlar: ıdam sehpasına cıkarılır bır havada istemedıgın bır yere goturulursun,itiraz etmekmi? Neye yarar soyledıgın her soz kara delıgın bır nesneyı yutar gıbı henuz dudaklarında ıken sozun yutulur,dıpsız bır kuyuya atılan tas gıbı... Hastalanırsın doktora cıkmak ıstersın,Duvara sırtın dayatılır,kac kez el baska cıhazlarla aramadan gecılır,ayakabıların cıkarılır,dokunmadık yerın kalmaz...Cıkmak ıstemezsın doktora,utanırsın,sıkılırsın,Ama burası TECRİT:!!! Ziyaretcılerın gelır,cıkarılırsın,Yıne bır suru baska adamlar nezaretınde cıkarılırsın odadan,didik didik gecırılırsın :aramadan: üzerınde yalnızca elbise var.Baska bır nesneyı beraberınde cıkaramazsın,kalem,kÂgıt,sıgara.vb.hıcbır sey.Ailenin,ziyaretcının adresını bıle yazamazsın,sevdıklerının yanına karsısına dıkılırsın,sevdıklerının baslarında yıne o :adamlar: duruyor yanı basında tanıdıkların durmus sana bakıyorlar.Ama onlarla konusmak selam vermek yasaktır cezası agırdır.Ailen zıyaretcılerın azarlanır, bunun için üzgün donersın mekanına o da adamlar nezaretınde. Rahatlamak için sarkı soylemek ıstersın ama gereksız yere sarkı soylemekten beter hucrelere atılırsın gunlerce.Tek! Yalnızlıgında usuyunceye kadar yanı tövbe diye diz cokunceye degın! Burası TECRİT! duyan oldumu sesımı.....!!!!!

Yazar: F TİPİ KAPALI CEZA EVİ..kürkcüler adana


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 18
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 19/9/2008 Saat 11:34  
KÜLLİYAT

İşaret sıfatıyım bir çocuk parmakta
Menzilinde yaşam
Amatör bir şiirim
Aynı imgede dolanan
Kültabletim Mezopotamya’da
Taşı kırık sözü kadim
Göçebe çadırıyım
Yürek seçiminde mızmız.

Orta nokta değilim
Doğru ile güç arasında
Kurtarılmış bölgeyim, iktitadardan
Dara Hecir şarkısıyım
Ezgisi göğe davet
Aşka dair külliyatım
Medresessi kayıp
Bir kırık ifadeyim dost gülüne
Bir dişil isyan corafyasıyla eş.


Uzlaşı değilim güzel ile çirkin arasında
Kazı bıçağıyım, definesi saflık
Newton’un başına düşen elmayım
Einstein'in beyninde bir paradoks
Olasılık demetiyim
Yaşam kadar zengin
Gerçek ile düş ortasina gerilmiş oluş.
Tarihçinin estetize ettiği zorbalık değilim
Dip notum barış renkli zamanlardan
Fotograf gülümsemesiyim
Objektife ansızın takılan
Harmanı genişlemiş düşüm
Ayağımda özgürlük papucu
Amediye sırtlarında bir ronahi selamım
Çarçela da Berfin gamze
Ve merhem buseyim
"Alıç dikenleriyle yaralı çocuğun"
Kanayan ellerinden öpeceğim.

Selver YILDIRIM E Tipi Cezaevi/ Adıyaman


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 19
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/11/2008 Saat 03:39  
F TİPİ CEZAEVLERİ İÇİN İTİRAZIMDIR

Cezadır, insanı sevdiğinden ayırmak,
Kapatmak dört duvara.
İnsan sıcağı, dertleşecek yürek
Azaltır cezayı ama.

Çıkıp yürünecek alan kapalı,
Kapalı gökyüzü pencerelere.
Onurla beklemek kesilen süreyi,
Paylaşmak onurunu korumayı
Genişletir ufku.

İnsanı kendi sesine kapamak,
Kapamak yapayalnızlığına.
Azaltmak insanlığın bir yanını,
Düşü, yüreği, aklı koparmak.
Adı ne olursa olsun tek anlam taşır:
İşkence!
İşkence onura yönelik bir iş,
Ey elinde kalemi olan, ey karar gücü,
İşkence suçtur, ceza değil,
Hücre, işkencedir.

Ey karar gücü, ey eli kalemli bir dakika dur
Kapa göğe pencereni,
Sesini kapa sevdiklerinin.
Kapan kendi ayak sesine,
Bir gececik, bir gececik dene.
Hücreyi savunmadan önce
Dene ıssızda bir ot olmayı,
Akmayı bir dere nasıl çölde akarsa, dene.
Sonra konuş,
Sesin kalmışsa,
Bakabiliyorsan aynada yüzüne.

(Sennur Sezer - 2006)


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 20
Nu Üye
Nu Üye

saniye
Cevaplar: 2
kayıt olmuş: 17/11/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bayan
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 24/11/2008 Saat 18:47  
:D şiirlerin çok güzel tamda bizleri anlatıyor
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 21
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 29/11/2008 Saat 23:24  
DİSTOPYA

dedim ormanlara ne oldu
dedi çoktan kül oldu
dedim nasıl yandı
dedi insan betonlara kandı.

dedim hayvanlar nerde
dedi avcının olmadığı yerde
dedim neresi orası
dedi yeraltının karası.

dedim sevgi vardı
dedi masallarda kaldı
dedim ona ne oldu
dedi yürek bulamayanca kayboldu

dedim hani kültürler
dedi yok oldu renkler
dedim neden bu zor
dedi kendine sor.

dedim özgürlük
dedi baskın geldi korluk
dedim ne diyorsun
dedi hayal görüyorsun

dedim kardeşlik,barış
dedi yalnızca bir yakarış
dedim neden böyle oluyor
dedi insan kine doymuyor

dedim ne bu savaşlar
dedi insan öldürmeyle yasar
dedim rüyamız bu değildi
dedi belki de suç sizdeydi

dedim demokrasi
dedi çok klasik
dedim moda ne
dedi ego doyum ister, despotluk bahane

dedim ya emekçiler
dedi ütopyayı terkettiler
dedim umutları
dedi unuttular yarınları

dedim ne oldu kadın
dedi ne, anlayamadım
dedim yani cinsler
dedi tarihteydi o isler

dedim çocuklar neden ayni
dedi teknoloji dizaynı
dedim anneleri kim
dedi makinemsi bir cisim

dedim karnim aç
dedi al bir ilaç
dedim canim çorba istiyor
dedi cağımız onu bilmiyor

dedim biraz yürüyelim
dedi ucan daireye binelim
dedim hayır, yayan
dedi bu sisteme dayan

dedim bu yasam çok çirkin
dedi sahip çıkmadınız ilkin
dedim kabul etmiyorum
dedi çabasız rüya bos diyorum

dedim umut nerde
dedi kaybettiğin yerde
dedim nasıl bulurum
dedi özüne don yavrum

1 ocak 2000

Selver YILDIRIM E Tipi Cezaevi/ Adıyaman


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 22
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 31/7/2011 Saat 10:15 New
Beni duyacak mısınız?


Kendimden söz edeceğim size..


Bu mektubu beş-altı adımlık hücremden yazıyorum.

HEDİYE AKSOY*

Kendimden söz edeceğim size. İçinde bulunduğum koşullardan ve gittikçe ağırlaşan sağlık sorunlarımdan. Beni duyar mısınız bilmiyorum. Bu siz dışardakilere yazdığım ilk mektup değil. Öncesinde de mektuplar yazdım. Yanıtını sevgili kadınlardan aldım. Sesimi duyan duyarlı kadınlardan. Kimbilir belki bu defa beni duymayanlar da duyar. Ama bilmenizi isterim ki kendi ellerimle yazmıyorum sizlere. Malum, söylediklerimi başka bir arkadaş kaleme alıyor.
Şu an yaklaşık bin tutsağın bulunduğu Bakırköy Cezaevi’ndeyim. Bu cezaevinde üçüncü yılımı doldurdum. Daha öncesinde bir yıl kaldığım Gebze Cezaevi’nden tedavi olabilmek için buraya sevk istedim. Ne yazık ki mekanın adı farklı olsa da koşullar ve yaklaşımlar değişmedi, değişmiyor. Benzer koşullarda ağır sağlık sorunlarıyla yaşama tutunmaya çalışıyorum. Bir süre öncesine kadar kimi sağlık sorunlarım ve görselliğe dayalı engeller vardı. Bunları da kendime dert etmemeye çalışıyor, zor da olsa karanlığı parmak uçlarımla aşıyordum. Parmak uçlarımla evet, parmak uçlarımla dokunarak görüyordum. Dokunarak yürüyordum, yürümek dediğim, koğuşun içini gezmek veya havalandırmaya gidip duvar dibinde birkaç volta atmak. Evet bir süre öncesine kadar mahpusluk böyle bir şeydi benim için.

Ring yolculuğu işkenceye dönüştü


Şimdilerde ise engellerim bununla sınırlı değil. Artık yaşam daha da zorlaştı benim için. Bu engellere değinmeden önce kısaca kendimi tanıtmak istiyorum. Kimliğe göre 1975, anneme göre 1977 doğumluyum. Mardin Dargeçit Ilısu Köyü’nde geçti çocukluğum. Henüz on sekizimdeyken 1994’te bir patlamada her iki gözümü de kaybettim. 17 yıldır karanlığın oluşturduğu bütün tuzaklara inat yürek gözümle yaşama tutunuyordum. Daha ne kadar tutunabilirim işte onu bilemiyorum. Çünkü sağlık sorunlarım hayati. 18 şubat 20011’de göğsümdeki tümörle birlikte mememin ucundan bir bölümü ameliyat ile alındı. Patolojiden sonra radyo terapi tedavisine başlandı. 31 gün sürmesi gereken ışın tedavisi cihazların bozulması nedeniyle yaklaşık 2 ay sürdü. Her gün ring yolculuğu bir işkenceye dönüştü benim için. Zira ağır hasta olanlarla mahkemesi olanlar aynı ringe konularak götürülüyor. Hasta halimle saatlerce adliye ve hastane kapılarında bekletildim. Bazen 4, bazen 6, bazen 8 saat. Hiçbir zorunlu ihtiyacımı dahi karşılayamadan ringin içinde öylece bekledim. Tedavim sağlıksız koşullarda sürdüğü için sağlığım olumsuz yönde daha fazla gelişti. Ring araçlarının hijyenik olmaması hatta çoğunun klimasız olması bunda etken rol oynadı. Bazen ringin içinde fenalaştım, ya da fenalaşan insanlara tanıklık ettim.

Her şey yasak, her şey imkansız!


Bu sorunu sadece ben yaşamıyorum üstelik. Benim gibi sayısız kanser hastası cezaevlerinde aynı koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Cezaevlerinde yaşam hakları ihlal ediliyor. Cezaevi idarelerine göre her şey ‘yasak, imkansız’. ‘Sayı çoktur’ denilerek günlerce hastaneye gitmeyi bekliyoruz. Ringte yer olunca doktor yok, o varsa ringi götürecek komutan yok. Kimi vakit tüm bunların temin edildiği oluyor, o zaman da adliyeleri dolaşmaktan zaman kalmıyor. Benim kimi tetkikler öncesi ilaç kullanmam gerektiği oluyor. Bunun için hiçbir kolaylık sağlanmıyor. İlaç elime veriliyor ve ‘ringin içinde kullan’ deniliyor. Çoğu zaman içtiğim ilacı kusuyor, havasız ringin içinde fenalaşıyorum. Dahası kullandığım ilacın da hiçbir etkisi kalmıyor zaten. Yıllardır bu koşullarda hastanelere gidip geliyorum.
Son dönemde çekilen yumuşak doku filmiyle birlikte karın boşluğumda bir tümör olduğu tespit edildi. Şişli Etfal Hastanesi’nin genel cerrah doktoru ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak tümör ana damarlara yakın olduğu için ameliyatın hayati tehlikesi olduğunu söyledi. Ve ameliyat olup olmamama benim karar vermemi istedi. Böyle bir kararı hele de bu koşullarda vermek kolaymış gibi! 18 Şubat’ta geçirdiğim meme ameliyatından sonra yaşadığım zorlukları biliyorum. Bir daha böylesi koşullarda bu kadar ağır bir ameliyat geçirmek istemiyorum. Ama başka çarem de yok.

Vicdanlar yok olmasın


İşte bu yüzden siz dışardakilerin desteğini, dayanışmasını bekliyorum. Ben bu duyarlılığınızı sadece kendim için de istemiyorum. Benim gibi aynı hastalıkla mücadele edip her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışan tüm hasta tutsaklar için istiyorum. Tedavi süreci boyunca aylarca aynı ringte hastaneye birlikte gidip geldiğim adli tutuklu Hayat Gül için de istiyorum ve durumunu yakından takip ettiğim ilik kanseri Abdulsamet Çelik, Mehmet Aras, İsmet Ayaz, Aynur Epli için de. Hepimizin sorunu ortak, hastalığımızın adı da aynı. Aynı koşullarda yaşıyoruz ve inanıyorum ki onların da sizlerden istediği budur.
Evet şu an mahpusluğun soğukluğunda yüreğimi umutlarımla ısıtıyorum. Göremediğim gökyüzü maviliğini duyumsayabiliyorum. Siz kadınların ak güvercinini görüyorum, yaşama kanat açan barış girişimcilerinin yüreğine, yüreğimi akıtıyorum.
Herkese ama herkese adalet ve özgürlük olsun diyorum. Sizlerin bu anlattıklarıma karşı kayıtsız kalmayacağına inanıyorum. Zaman benim için olduğu kadar benimle aynı koşullarda olan sayısız hasta arkadaşım için de önemlidir. Çünkü biliyorsunuz ki sayısız insanımızı yitirdik. Benzer sonlar kaderimiz olmasın. Önemli olan vicdanların yok olmamasıdır. Sizler için de zamanın önemli olduğuna inanıyor, dışardaki tedavimi sürdürebilmek için gereken ilgi ve alakayı göstereceğinize inanıyorum. Şimdiden hepinize teşekür ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. Benimle aynı koşullarda olan bütün hasta tutsaklara özgürlük ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.


*Bakırköy Cezaevi


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 23
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

maya_
Cevaplar: 126
kayıt olmuş: 30/3/2008
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 7/11/2011 Saat 13:32 New
Mahir Çayan'ın şiirleri 34 yıl sonra ANF'de

İstanbul - "Hindistan’ın Kalküta şehrinde/ Benerci kendini vurdu/ Türkiye’nin İstanbul’unda, / Hüseyin’i vurdular." Bu dizeler Mahir Çayan'a ait. Bir devrimcinin, sözünü silah eylediği dizelerini ANF 34 yıl sonra okurlarıyla buluşturuyor.

Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden biri olan THKP-C Lideri Mahir Çayan’ın sadece 1977 yılında Kurtuluş dergisinde yayınlanan şiirlerini, 34 yıl sonra ilk kez ANF yayınlıyor.

“Derin bir rutubet kokusu yayılıyor etrafa.

Oda ama ne oda: Hücre hücre…

Kapısına kilit vurmuşlar.

Burası Türkiye, Mozambik, Angola, Endonezya, Brezilya.

Güneşi göremeyenler diyarı."

Sözünün arkasında eylemiyle duran bir devrimcinin, sözünü silah ve eylem haline getirdiği bu dizeler, Kurtuluş Dergisi'nin Mart 1977 tarihli 10. sayısında yayınlandı. Daha sonra da başka bir yerde rastlanmadı. Mahir Çayan'ın bir yoldaşının ANF'ye ulaştırdığı bu dizelerde, bir devrimcinin umudu, özlemi ile kavgası var.

Bu Adam Kurşunların Değil Kahredici Okların Hedefi

“Vedat, Taylan, Battal, Mehmet, Necmi…

Devrim için öldüler…”

Yürüyoruz başkentin sokaklarında,

Önde gidiyor devrim şehidi.

Hep beraber söylüyoruz bu marşı, tek bir adam söylemiyor.

O marşta yaşıyor, marşı söyleyenlerden birisi,

Kendi sırasının yakın olduğunu bilen birisi.

Marştaki şehitler listesine, şeref listesine

Kendi adını sokuyor, sessiz ve mahcupça.

Ve sırası geldi, sırasını bekleyen o neferin.

Ama öylemi gelecekti sırası?

Oysa neler kurmuştu neler…

Erkekçe vurulacaktı kalbinden

“Yaşasın THKP” olacaktı son sözü.

Bu fırsat geçti eline

Ama kahpe kader o kadarını bile çok gördü.

Olmadı olmadı…

O diye yoldaşını delik deşik ettiler.

Kahpenin kurşunu

Ceketini, pantolonunu delik deşik etti

Ama kalbini delemedi.

Ve o kendisini vurdu.

Talih ne gezer bu adamda,

Tetiğini kaldırmayı unuttu, unutmaz olasıca.

Tabancası sarsıldı, kurşun hedefinin altına girdi.

O cezasını çekiyordu, ezeli derdi unutkanlığının ve solaklığının.

Oligarşinin hastahanesi, mapushanesi…

Karanın siyahın her tonu…

Paspal kurbağa Ganzales

Ve ünlü kement atıcı şefkat Kakomço.

Oportünizm atmıştı oklarını yakalanmadan önce,

“Bölücü, kariyerist, pasifist” diye.

Oligarşinin gazeteleri atmıştı oklarını yakalanmadan önce,

“Teslim oldu” diye.

Vuruştu, yine teslim oldu denildi, konuşmadı.

İşkence altındaki arkadaşının bölük pörçük ifadelerini topladılar, tek bir ifade yaptılar.

Ve konuştu diye ilan etti paspal kurbağa Gonzales.

Bu adamın kaderi bu.

Bu adam kurşunların değil kahredici okların hedefi.

Açık vermişti bir kere

Neden korktuğunu hissettirmişti düşmana.

Anlamıştı düşman,

Bu adam işkenceden, kurşundan değil,

Zehirli oktan korkar.

Üzülme aslanım, hatırla bak, ne diyor usta:

“Düşman bize ne kadar çok ok atarsa, biz o kadar doğru yoldayız.”

Varsın bütün oklar üstüne yağsın.

Devrimcilerin gözleri kör kulağı sağır değil.

Biliyorum seni bu oklar yaralıyor.

Bak ne diyor usta:

“Unutma ki devrim şehidi sadece kurşunla olmaz,

Şefkat Kakamço’nun kementleri de şehit eder adamı.”

-2-

Hindistan’ın Kalküta şehrinde

Benerci kendini vurdu.

Türkiye’nin İstanbul’unda,

Hüseyin’i vurdular.

Perde değişiyor.

İzmir kordon boyu

Hasan Tahsin’i vurdular.

Bolivya’da Guevera kanlar içinde

Pera da param parça.

Çho to Vietnam’da kıvranıyor.

Of bacım off

Bitsin artık bu kıyım.

Orfe güneşi çağırıyor ve THKC

1971 ilkbaharında eyleme geçiyor

Burası SAU PAULO

Karanlığın, loşluğun, ezikliğin diyarı.

Orfe karanlıklar tepesine oturmuş,

Gitarı ile güneşi çağırıyor.

Güneş tutulmuş…

Her taraf simsiyah…

Orfe gitarı ile güneşi çağırıyor.

Yalnız Orfe, garip Orfe, yiğit Orfe.

SAU PAULO tepelerinde doğacak güneşi Orfe göremeyecek,

Biliyor bunu Orfe, yine de güneşi çağırıyor.

Karanlığın yedi başlı ejderi,

Orfe’yi parçalıyor.

Orfe artık güneşte…

Güneş tutulması sona eriyor.

Sau Paulo halkı sambo yapıyor güneşin altında.

Orfe rahat, mutlu ve kıvançlı güneşten gitarı ile tempo tutuyor

Aydınlığı kutlayan Sau Paulo halkının sambasında.

***

Hücrem ve Sivrisinekler

Tarihi Selimiye kışlasının bir odası ve kışlanın bir odası,

Derin bir rutubet kokusu yayılıyor etrafa.

Oda ama ne oda: Hücre hücre…

Kapısına kilit vurmuşlar.

Burası Türkiye, Mozambik, Angola, Endonezya, Brezilya.

Güneşi göremeyenler diyarı,

Tutsaklığın kapısının demir parmaklıkları önünde

Mehmed’i yükseltmişler bacım mehmedi.

Nöbet değişiyor, şimdi kapının önünde bir siyahi var.

Mozambikli galiba.

Yanında iki nöbetçi daha var.

Endonazyalı bir emekçi oğlu emekçi biri,

Öteki de Mozambikli yedi göbek köle çocuğu…

İşte hayatın diyalektiği.

Saat 23.00 hücremde sivri sinekler,

Oligarşinin türküsünü söylüyorlar hep bir ağızdan,

Ve bir adam avazı çıktığı kadar başlıyor bağırmaya.

Sesler yükseliyor.

Ve bir koro, hep bir ağızdan özgürlüğün marşını söylüyor.

Sineklerin vızıltısı duyulmuyor atık.

Genç adam hayretle etrafına bakıyor.

Yanında Hasan Tahsin, Hüseyin, Sinan, Alp ve daha niceleri…

Bu hücre kalabalık bacım, kalabalık.

Asyanın, Afrikanın, Amarikanın devrimcileri,

Ve bütün mazlum uluslar bu hücrede.

Marş bitiyor, hava yine ağırlaşıyor.

Sinirler bozuk, herkes sıkıntılı.

Sivrisinekler oligarşinin türküsünü çığırmaya tekrar başlıyorlar.

Hüseyin, Sinan, Alp, Che, Pera’da ve Benercinin dudaklarında sıkıntılı ve acı bir tebessüm…

Emekçiler üzgün, kölelerin boynu bükük.

Sivrisinekler memnun ve neşeli…

Bekliyoruz, ne zaman kesilecek bu vızıltı?

Bekliyoruz, sıkıntılı, sinirli ve mutlu.

Bir bekleyiş bu…

Hepimiz biliyoruz ki repertuarları bitiyor sivrisineklerin.

***

Hücredeki Adalının Dünyası

-I-

Taş duvar, demir karyola, ve yerde sayısız izmaritler.

Halanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli,

İnsanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava,

Duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor.

İstediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyin,

Oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkânsız.

Ranzanın karşısında kafesli demir kapı, arkasında Mehmet.

Görevi dakikası dakikasına beni denetlemek

Mehmedim utanıyor, kahroluyor.

“Askelik ağam n’aparsın” diyor.

Aslında oda tutsak.

Ben hücremde, o hücrenin önünde.

Günde beş kere büyük başlar bakıyor içeriye;

Yüzlerinde tecessüs.

“Çılgın adam, 3-5 kişi ile koskoca karanlıklar imparatorluğuna kafa tutan adalılar.”

Ama yinede “çılgın adamın” karşısında,

Bir eziklik, burukluk duyuyorlar o başka.

Gündüz gece diye bir ayrım yoktur hücrede,

Sadece koldaki saattir, geceyi gündüzü bild,ren.

Işık yirmi dört saat yanar.

Bir nefes, bir duman yoldaşım,

Cıgaramı her çekişimde duman olur,

Uçar giderim, ta uzaklara.

Çoğu kere ada’ma giderim,

Cıgaramın dumanı, beni memleketime; Ada’ma götürür.

Kahpe İstanbul’un kahpe bir bölgesinde,

Bir evdeyim, yoldaşımla beraber.

Bu ev, yoldaşlık – dostluk – kardeşlik – mertlik - kıvanç ve sevgi evidir.

Bu evde, her şey o kadar güzel ve o kadar anlamlıdır ki…

***

Ev değil, ada, ada!

Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, âdiliğin ve her çeşit aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan,

Karanlık denizin ortasında,

Güneşi batmayan bir ada.

Ben ne şuralıyım ne buralı,

Adalıyım adalı,

Adam ormanlıktır. Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı, bütün adamı kaplar.

Erdemin güneşi yirmi dört saat aydınlatır ada’mı, biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı.

Ben adalıyım ey kahpe hücre ada’lı.

Doğruya sen nereden bileceksin ada’mı asırlık, feodal-militarist hücre.

Ya, sen, öküze benzemek için kasılan, şişen haset kurbağa, hilkat garibesi ada’mı?

“Dünya karanlıktır. Güneşi batmayan böylesi bir ada yeryüzünde yoktur.”

Değimli karanlıklar cücesi, zavallı acuze?

Ya sen yarasalar şairi, pişkin Cacomcho?

“Değil şiirlerde, masallarda bile böylesi bir ada yoktur. Böylesi bir ada eşyanın tabiyatına aykırıdır.”

Senin için değil mi karanlıkların kapkara şairi?

Senin dediğin eşyanın değil, karanlığın tabiatına aykırı.

Karanlık cüceleri, acuzeler, dürzüler…

Yarının Türkiyesinin hayvanat bahçesinde teşhir edilecekler…

Adam kalabalıktır hain hücre:

Elde mitralyözüyle,

Sierra Maestra’da, Falcon da, Vietnam da, Mozambikte, Angola da, Sina çöllerinde…

Özgürlüğün türküsünü söyleyenler.

Zülme, kahpeliğe, sömürüye karşı…

Dişiyle, tırnağıyla üç kıtada karşı koyanlar benim evlatlarımdır kahpe hücre.

Benim adamın ormanlarından aldıkları fideleri, birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına.

Kel dünya, ada’mın ağaçlarıyla ayıbını örtüyor, güzelleşiyor.

İyi bak bana feodal duvar, iyi tanı beni.

Seni yerle bir edecek ada’lıları iyi tanı.

Ada’m ve hemşerilerinin çocukları ne halde diye dudak bükme, orospunun dölü utanç duvarı.

Evet, ada’mı karanlığın suları bastı.

Evet, benim gibi pek çok ada’lı bu çirkin suların altında,

Ama boşuna sevinme, ada’m batmaz, yok olmaz,

Ada’m, sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi. Hepsi o kadar.

-II-

Cıgaram elimi yakıyor.

Maltepe’de etrafı karanlığın cüceleriyle çevrilmiş marş söyleyen iki ada’lı.

İki ada’lının marş söyleyişinde silâhlar susar.

Maltepe’nin göbeğini derin bir sessizlik kaplar.

Dalga, dalga yayılır, ada’lıların erkek sesi, etrafa.

O anda iki adalının gözünde her şey silinir,

Karanlığın militanları küçülür…

Sanki biraz önce atılanlar tomson kurşunu değil, parmak cücelerinin minik okları.

O an ne binlerce güvenlik kuvveti, ne polis, ne zırhlı tugay, ne tomson, ne mitralyöz.

Her şey önemsiz, küçük ve etkisizdir. İki ada’lı için.

Ada’lıların korosu karanlık cücelerinde bir panik yaratır.

Yüzlerinde, ezikliğin, şaşkınlığın biraz da utancı izleri okunur.

Sanki ilahi bir kuvvet onların ellerini, kollarını bağlamıştır. Ta ki, iki ada’lının marşı bitene kadar.

Ada’lılar sol yumrukları havada, pencerenin önünde boy hedefi oldukları halde ataş edemezler.

Garip bir andır bu an.

Bu an karanlık cücelerinin, insanlığa dönüş anıdır.

Cüceler konuşmazlar bile bu anı.

Büyülenmişlerdir iki ada’lının havaya kalkan sol yumrukları ile.

Ve kaybolup gitmişlerdir iki koronun nameleri arasında.

Koro susar, büyü bozulur, görevlerini hatırlar cüceler,

Eller tetiklere tarrrr………

Ve Cevahirimi kalbime gömüp dönerim hain hücreme.

ADA’LI

ANF NEWS AGENCY


____________________
Biz topraklarından kopartırılarak suçlanıp, Özgürlükleri elinden alınan ve yok sayılan KÜRT çocuklarıyız...!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 24
« Ön  Diğer »   Sayfa 1 kimden 1   «  1  »     print
Yukarı git


mxBoard, © 2006 by pragmaMx.org, based on eBoard, XMB and XForum

0,301 saniye - 53 queries