Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 14:38 |
|
|
"can sıkıntısı galiba akıcı bir şey.Yıllarca uğraşarak kendisine bir gedik
açmayı başarıyor.Sonra da akıyor içimize. orayı binlerce şeyle tıkamaya
çalışıyoruz tabi; sabahları becerebildiğimiz kadar sıcak bir
bakışla,bebeğin ilk yürümeye başladığı anın hatırasıyla,bütün gece
parlatılmış 'seni seviyorumlarla', hala medet uman 'ben de seni'lerle,her
şeyle....Ama sonuçta sıvı bu. insanın gözeneklerine bile sızıyor."
t. kiremitçi
[tarihinde düzeltildi 15/12/2006 Saat 14:59 Yazar mandele]
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 14:44 |
|
|
.....çivileyebilseydim kanatlarını, duvarda izlerinin alevi dans ederdi
benimle.gel tokuşturalım hüzünleri....eğer sancımız bizi kenetlendirseydi
ruhumuz gölgeleri oynamazdı,eğer......
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 1 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 14:58 |
|
|
Kırgın durduğuma bakma, aslında bende herşey aynı. Hüzünlere olan bu
bağlılığım, eskiden kalma. Hüzünler biraz daha sanki bana benziyor.
“Hiç değişmeyeceksin” diyor bir dostum. Bu söz , tarifi
imkansız bir mutluluk veriyor bana. Aslında yeni bir başlangıç için; yaşım
ve rüzgar müsait. Ama gerekli dermanı dizlerimde ve yüreğimde bulamıyorum.
Yokuşları çıkarken yaşıma yakışmayan bir daralma oluyor nefesimde. Bu
darlıkta neyi değiştirebilirim ki? Yaşım daha küçük yüreğimden.
Ben aslında rüzgar olsam, hep doğudan eserdim.
Ben aslında, hayatın sayfalarına ölüme dair dipnotlar hiç düşmedim.
Ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına emindim.
Ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım.
Ben aslında anladım, yaralarıma uzanacak ellerin çok uzak olduğunu.
Ben aslında anladım, cami avlusuna terkedilen kundaklık bir çocuktan bir
farkım olmadığını.
Ben aslında anladım, hayatımın hep yamalardan ibaret olduğunu.
Ben aslında, cürmüm kadar yer yakardım.
.....
‘Neyse’ deyip toparlanmalıydım artık. Dökülen cümlelerimi,
kırılan gençliğimi, darmadağın olan hayatımı onarmalıydım ve yeniden
kalkabilmeliydim düştüğüm yerden. Bu kadar hassas olmanın vakti değildi
artık. Küçük yaralarımla uğraşarak kaybedecek vaktim yoktu. Zira hayatın
tutunacak dalları vardı. Asılmalıydım ben de zayıf kollarımla hayata; sabrı
öğrenmeliydim. Sıkıca tutmalıydım bana uzanan elleri.
Değişmem zor aslında. Acılar hep aynı çünkü. Acılarım hep aynı...
Yine de değişmeliyim, ey rüzgarlı hüznüm. Ne tarafa eseceğin belli değil,
biliyorum. Biliyorum, denizi özlemem de kar etmez. Kimbilir belki masal
olsaydı yaşadıklarım, bir umut olurdu hep Kafdağı’nın ardında. Ama
masal değil yaşadığım, biliyorum. Belki de oturup ağlayarak başlamalıyım
değişmeye... Oturup ağlamalıyım halime.
Belki tebessümlerimin bereketsizliği de terkeder beni böylece,
kimbilir..
-aLinti'dir güzel bi yürekten- 
[tarihinde düzeltildi 15/12/2006 Saat 15:11 Yazar biLge]
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 2 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 15:27 |
|
|
umudun adı şiirlerimiz başlıklı konu altına aktarıyorum
şiirlerinizi....
[tarihinde düzeltildi 16/12/2006 Saat 22:49 Yazar baliserli]
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 3 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 14 kayıt olmuş: 31/3/2005 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 16:11 |
|
|
formla alakası yok kusura bakmayın ama belirtmeden geçersem haksızlık
olacak. bilge son şiirine hayran kaldım. inan çok başarılı bir şiir. tebrik
ederim.
|
|
Cevap 4 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 1 kayıt olmuş: 25/4/2005 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/12/2006 Saat 22:43 |
|
|
arkadaşlar şiirlerinizi gulbihn arkadaşımızın açtıgı umudun adı şiirlerimiz
başlıklı konu altında yayınlarsanız sevinirim...
bu şiirleri oraya aktarıyorum .
[tarihinde düzeltildi 16/12/2006 Saat 22:37 Yazar baliserli]
____________________ Hayata güLmek, hayat için ağLamaktan daha uygar bir davranıştır..
|
|
Cevap 5 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 16/12/2006 Saat 22:46 |
|
|
umudun adı şiirlerimiz başlıklı konu altına aktarıyorum
şiirlerinizi...
[tarihinde düzeltildi 16/12/2006 Saat 22:48 Yazar baliserli]
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 6 |
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/12/2006 Saat 12:36 |
|
|
İslenmiş alüminyum çaydanlık, yırtık bir mekap, kesedeki tütün, bedende
meşe kökü ve de topraktansa tebdili kıyafet renk; evrenin döngüsüne, suyun
yönüneyse sırttaki kürek, tarih elbet eline kömür alıp, duvarlara çöpten
adam resimleri düşürecektir. Ve elbette duvarlardaki çöpten adamlar, bir
bir kendi yalnızlıklarına gömülecektir...
göz aralıklarına toprak dolmuş,coğrafya kıvrımlarında yatan kardeşlerim!
Tarihin parmak izi değdi tüm kayalıklara.Ve şimdi kriminal bir incelemeyi
bekler gibi,dört başlı bir ejderha gibi bekliyor bütün bir coğrafya...
Altı ölü uzanmış yan yana... Bir sazlığın ötesinde. Geride isli
çaydanlık... Biri postal altı mekap. Birinin üstünde beyaz kağıt, kağıdın
üstünde ismi... Cismi eşgale dönmüşken. Yan yana altı ölü... O vakit belki
Batman'da bir çocuğu toprak yedi diye tokatladı annesi. Belki bir yaşlı
gözünü toprağa dikti. Bir kör, nereye baktığını bilmeden, dalıp seslere
gitti... O vakit biz belki reklamların ne kadar uzun sürdüğüne kızdık. Veya
tüpün vakitsiz bittiğine... O vakit işte, her birimiz bir başka şeye
gömülmüşken, bir ip uzatılmış çift bacağa. Sırt paramparça... Kollarına
girmişler upuzun bir gencin. Bir Çarçıra vakti. Kendi diline dolanmış
zaman. Dönmüş durmuş ekseninde. Döne döne, bir aracın dibinde öylece
kalmış. Bacağında bir askeri pantolon, ayağında postal... İlk kez tebdili
şaşmış belki böyle, pantolon ve postal... Ağır... Taşı taşıyabildiğin
kadar. Bilinmeyen bir dili taşır gibi... Vaktini şaşırmış bir saat gibi.
Öyle upuzun...
sonra diğerlerinin yanına uzatılmış.
sınırları delen bir düzenek...
Pasaportsuz bir genç!
Birinin saçı upuzun yerde... Bir ağustos sıcağında, tarla molası vermiş
gibi. Açık arazide bidondaki suyu bitmiş gibi. Bir ağacın altında, onbeş
dakikalık uyku gibi. Kim korkar öğlen uykusunda yılandan? Gelsin usul usul
koynuna girsin. Serinliğine kapılırsın da, rüyalar seni taşır.
bir şal bedenini örtüyor... bir kağıt ömrün yaftası gibi göğsünde.harfler
desen mıh!çakılmış öylece kağıda.kağıt bedene, beden toprağa....
Kara gözlerin açılsın da yol ver... Yol ver suları çevirelim. Göz bebeğine
değer dünyanın ters döngüsü.
Şimdi hangi düştesin? Hangi yılan serinletti rüyanı? Gözünü aç da rüyana
girelim. Ki değil midir, en büyük zaferler ve en büyük yenilgileri rüyalar
tolere eder.
Biri katran kara...
Tarihin yüzünü çaldığı çocuklar gibi. Vakitsiz yaşlı. Oyunsuz ve çıplak.
Meşe kökü ve topraktan tebdili kıyafeti. Ayrıştıramazsın artık, bedenle
kökü. Ateşten birleşmiş vücutla kefiye... Ölçüsü çalınmış bir şiir gibi
yatıyor toprağın üstünde. Bir eli havada... Öylece...
Hangi çağı selamlıyorsun? hangi ateşe eğilelim şimdi? Hangi ateş duayı alır
üstüne? bu yükü hangi kıvılcım tutar?
Biri usul usul... Yazılardan, tozlu arşivlerden ve daktilo nüshalarından
uzak, bir yaz gecesi damda, kulağımıza fısıldanan destan eşkiyası gibi...
Ki en fazla çocuklar taşır destan eşkiyalarının kesedeki sihrini. En fazla
çocukları üzer sihrin bozulması. Sihrini toprağa gömen eşkıya, elbet kırık
kafalı, kara gözlü çocuklar büyüyecek, ay ışığında, kayıp bir eşkiyanın
sihrini arayacaktır...
dört başlı ejderha için yüreğini çıkınına koyan yüzleri yanmış,uzuvları
alınmış kardeşlerim! nereye baksak parmağımızı ısırıyoruz.tüm demler
donuk.çaydanlıklarınızın isini yüzümüze sürelim.ki tanımasın bizi
toprak.sürelim ki ıssız mağaralarda sesimizin aksine irkilelim.kaçtıkça
anlayalım,korktuğumuz kendi sesimiz...
korkularını mağaralarda unutmuş kardeşlerim! bedene dökülmüş beton
gibisiniz.gözlerinizi aralayın...yol verin. yol verin de bar sazlıkta size
mevlüdi sesle gelelim.Nakışlı...tebdili kıyafet beyaz!uyanın sese,uyanın
beyaza.uyanın yılanın soğukluğundan.Ateşin katranından....
Tüm demlerin esiriyiz, uyanın! Saçlarımız ayaklarımızı bağladı. Ateş
gözümüzü dağlıyor, kirpiklerinizi aralayın. Ayaklarınıza dolanan
kementlerle sürükleniyoruz medeniyetlerin ortasında. Bir ilkel arenadayız.
Eğitimli oklar saplanıyor göğüs kafesimize.
Kör oluyoruz, açın gözünüzü...
EVRİM ALATAŞ
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 7 |
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/12/2006 Saat 12:42 |
|
|
http://www.bizimcity.tv/bizimcity_web/kare.htm____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 8 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/12/2006 Saat 16:27 |
|
|
Seni görmedigim zamanlarda bile, hani o hiç dokunmadigim günlerde bile
düsünmedim yüregimden koparip atmayi. Kelimelerim çigliga dönüstügünde,
kayboldugunda karanligin içinde, sen duymadiginda duyamadiginda dahi
seslenmekten vazgeçmedim..
Sevdaya dahil ne varsa alip ta gittin..
Hatta yüregimin sen olan yanini da koparip..
Simdi sana her gelisimde bir parçasini daha birakiyorum yüregimin..
Zaman geçtikçe hiç kalmayacagim, bitecegim biliyorum..
Senin göremedigin bir uçurumun kenarinda ayaklarim, gözlerim karanliginin
tam ortasina bakiyor. Karanligina gelmek belki benim aydinligim olacak,
belki ben de gömülecegim senin karanligina.
Sensizim sanma beni, hayallerimde seninleyim..
Ellerinden tutuyorum hala sicacik..
Ilk bakisin mihlanmis gözlerimde, son bakisini hatirlamak bile
istemiyorum..
Yüzüne dokunuyorum, sen bilmedigim dünyalarda uyurken..
Sensizlige yanmalara alismisim sanki..
Sensizlikle yasarken de sevmeyi ögrenmisim seni..
Bazen belli belirsiz sesini duyuyorum uzaklardan..
O zamanlar kapatip gözlerimi, bütün dünyayi, sana söylemedigim,
söyleyemedigim tüm kelimelerimi susturup seni dinliyorum..
Bana bir seyler söyleyecekmissin gibi geliyor, hiç bilmedigim, duymadigim
seyler..
Kimbilir hangi bilmedigim alemin ortasindasin..
En son ne zaman degdi mutluluk sana?
Bana degmiyor.. Sadece degiyormus gibi yapip geçiyor.. :/
Yinede üzülmüyorum, aksine senin mutlulugunu düsünüp mutlu olmaya
çalisiyorum yoklugunda..
Açiyorum gözlerimi dünyama dönüyorum...
Sensizlige dönmek ne kadar zor. Sen bilemezsin..
Yoklugunda görmedin ki beni, görmedin ki dünyamin gri rengini..
Senin var oldugun zamanlardaki gibi mavi degil artik dünyam..
Her yaným griye boyanmisçasina belirsiz..
Korkularimi büyütüyor zaman azaltacagi yerde..
Sana gelme düsüncesi her bir zerremi sariyor.. Korkuyorum gelmeye..
Korkuyorum..
Kurtulamiyorum.. Kurtulamadikça korkuyorum..
Seni bensiz yasatamayacagim, biliyorum..
Belki hayata sirf bu yüzden tutunmaya çalisiyorum slkl slkl..
Eðer bir kez daha düsersem, ayaga kalkamayacagim, hissediyorum..
Son bir þansim daha var..
Ya bu sensiz sevdanin yanginlarina atacagim kendimi, ya da arkami dönüp
gidedegim kendi alemime.. Ama bir adim bile atamiyorum..
Öylece durup bekliyorum..
Uzak dünyalarin sonsuz sevdasi... Içim aciyor..
Sensizligin ne demek oldugunu simdi daha iyi anliyorum..
Fark ediyorum ki sensizlik diye bir sey yok aslinda..
Senin varligindaki "ben"i sen zannetmisim yoklugunda..
Seni verdikten sonra karanliklara, kendi kendimin ölümü olmusum ben. Aci
olmusum..
Artik ben gidiyorum...
Belki sensizligin yollarinda yürürken issiz olacagim, tek basima olacagim..
Belki de sevdalar çikacak önüme.. Kimi zaman sarip yaralarimi, kimi zaman
acitip kanatacaklar..
Zaman zaman sevdana yanacagim yine, kimbilir..
Ama korkularimi yük etmeyecegim kendime bu yolculukta..
Yüregimin senin olan yanini, yine sende birakacagim..
Bende kalan yanindan yeni bir ben yaratacagim..
Bende bittin sanma sakin..
Yok olmadin hala benim için..
Ben seni tipki adin gibi, kalbimin sonsuzluguna gömdüm..
Bu bi siir olmadigi icin (bi öykü yazmaya calisiorum ama beceremiom ama
zamanla olacak insallah(: ) bu topicte yayinliyorum kimse kizmaz umarim
(:
siir tadinda kalin, ayriliktan ve hasretten uzak..
Tebessümle
BiLge (:
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 9 |
|
Süper Üye   Cevaplar: 77 kayıt olmuş: 11/9/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/12/2006 Saat 19:23 |
|
|
Hayatımdaki En İyi Kötü Tecrübe
Baştan yaşama şansım olsaydı daha çok dinlenirdim. Bu yolculukta olduğumdan
daha çocukça davranırdım.Daha çok dağa çıkar,daha çok nehre girer ve daha
çok günbatımı izlerdim. Daha çok hakiki ve daha az hayali sorunum olurdu.
Ah evet, iyi anılarımda oldu ve her şeye yeniden başlayabilseydim daha çok
iyi anım olmasını sağlardım. Hatta yanlızca birbiri ardına gelen iyi
anlardan daha başka bir şey elde etmeye çalışmazdım. Ve daha çok papatya
toplardım.
Nadine STAİR 89 yaşında..  ____________________ ~^^ZeYNa^^~
|
|
Cevap 10 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 18/12/2006 Saat 13:50 |
|
|
Kadin Düsünde sormus sevdigine ;
"Kalbin dille bir oldugunu nereden anlariz?" diye..
"Dogrudur, insanin dili kalbiyle bir olmalidir.
Sözün daginikligi, kalbin perisanligindandir..
Gönül denizdir, dil kiyi.. ;
deniz dalgalaninca içindekileri sahile atar" demis sevdigi Adam..
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 11 |
|
Site kurucusu  Cevaplar: 301 kayıt olmuş: 22/4/2008 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 18/12/2006 Saat 22:35 |
|
|
YARIN HİÇ KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR.......................EY AMERİKA
Irak'ın Samarra kentinde çekilmiş bu fotoğraf. 9 yaşındaki ali…
yüzünde acı ifadesi var...samarra'daki çatışmalarda yaralanmış. Ama o anda
ona daha önce hiç tatmadığı bu fiziksel acıyı bile unutturan bir acıyı da
yaşıyor aslında. Çünkü ali, babasının bu çatışmalarda öldüğünü sadece
birkaç saniye önce öğrenmiş.
[tarihinde düzeltildi 18/12/2006 Saat 22:39 Yazar 07ozzy62]
____________________ Munzur'uma Dokunma!
|
|
|
Site kurucusu  Cevaplar: 301 kayıt olmuş: 22/4/2008 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 18/12/2006 Saat 22:59 |
|
|
En uzak mesafe
ne Afrika'dır
ne Çin
ne Hindistan
ne seyyareler
ne de yıldızlar geceleyin ışıldayan.....
en uzak mesafe iki kafa arasındadır
birbirini anlamayan
....
CAN YÜCEL ____________________ Munzur'uma Dokunma!
|
|
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 19/12/2006 Saat 21:14 |
|
|
arkadaşlar şiir yayınlamak istiyorsanız UMUDUN ADI ŞİİRLERİMİZ
başlıklı konu altında yayınlarsanız iyi olur...şiirler için iki ayrı başlık
kullanmak gereksizdir.
baliserli.
[tarihinde düzeltildi 19/12/2006 Saat 21:40 Yazar baliserli]
|
|
Cevap 14 |
|
Süper Üye   Cevaplar: 77 kayıt olmuş: 11/9/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 23/12/2006 Saat 20:07 |
|
|
Merhaba herkese
Susmanın erdem sayıldığı bu topraklarda bir uzun suskunluga içimdeki
kelimeleri gömdüğüm oldu. Sonra baktimki avaz avaz susuyorum olmuyor..Aktım
beyaz kağıt boşluguna..Derken sanal dünyada bir su damlası kadar yerim
varmış, ayırttım bende...Neden üç noktamı?Söyleyemediklerimi bir gün birisi
anlar diye üç nokta...Gelecege, gündüzle gece arasındaki o belirsizliğe üç
nokta...Sözün bittiği yerde başlayan ana üç nokta... Aşka...Hüzne ve
sevince...Başlayan biten aşklara... Ve daha nelere nelere... ____________________ ~^^ZeYNa^^~
|
|
Cevap 15 |
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 25/12/2006 Saat 13:59 |
|
|
.....ve zaman ayırdı yalnızlıklarını,tenler birer birer soğudu, şimdi
geceler yine aynı ve yine tenha,sessiz ve ürkeksi aldanışlardır belki
hülyalar....üç nokta girdaplaşır karşımda belirsizlik olur....karşılaştığın
anda soluksuz kaldığında ardından gelir ve...üç nokta yaprak olur sonbahar
derinliğinde bir kahve bir yeşil bir sarı karanlıktır belirsizliğinde...
..... ...
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 16 |
|
Süper Üye   Cevaplar: 77 kayıt olmuş: 11/9/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 26/12/2006 Saat 01:00 |
|
|
'Sakla yamalarını kalbim...'
Sakla ve sus herkes gibi. Ağzının içinde kanayan sözcükleri yut! Kendini
çabuk geçen günlerin avuntusuna bırak, hayatın ortasına vur her ayrılığın
hüznünü; yaşamın akışına, işinin sıradanlığına bırak... Onlar unutturur.
Bıraka bıraka, yuta tuta, susa susa, saklaya saklaya, bir zaman sonra
nerde kalmıştık diyor hayat... Neydi senin kaçtığın?
Sessiz bir sahil kasabasında gözleri kaçıracağın kimseler de yoksa yanında,
ya da gönülleri sultan sofrası dostlarla bir masada, kısa geçen o kış
günlerinin kendine kaldığın bitmez gecelerinde yaralar çıkmaya başlıyor
birer birer. Tıpkı nice savaştan çıkmış yenilmez bir savaşçının hikayesinde
ki gibi; kendini şefkatli bir azizenin kollarına bıraktığında dokunduğu her
yerin kanamasına benziyor. En güçlü yerlerimiz en zayıf yerimiz olup
çıkıyor.
Ne çok yorulmuşsun meğer; güçlü olmaktan.
O vakit kırılacak camsın kim dokunsa parça parça...
Herkesin yüreği tanık buna. Ayrılığın halleridir 'ben geldim' der elini
kolunu koyacak yer bulamazsın. Günlerin kıyısında oturur anlamını arar,
arar durursun. Bir de hesaplaşmaları vardır kendinle; her ayrılıkta kendini
koyarsan hedef tahtasına, toz da konduramazsan karşı tarafa hepsinde bir
parçan kalmış demektir. Sevmişsin işte adamakıllı bu en fenası...
Ayrılık... 'Sakla yamalarını kalbim' kimseler görmesin sen de görme unut!
Halının altına süpürür gibi içinde acemi bir temizlik yap güzel anlarını
yaşat kötü anlarını öldür. Ama acıyı besleyen de hep güzel anlar
biliyorsun. Ortak yaşanmış anlar, sevdiği şarkılar izlediğiniz filmler koca
bir hayat içinde ayrıntı çöplüğü gibi herşey karşında duruyor kaçacak yer
yok. Yine de....
...sakla yamalarını kalbim...
insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar
sakla yamalarını kalbim...
kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma..!
Şiir: Yılmaz Odabaşı
Alıntıdır Yazan : Deniz DOĞAN
____________________ ~^^ZeYNa^^~
|
|
Cevap 17 |
|
Uzman Üye   Cevaplar: 300 kayıt olmuş: 21/10/2007 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 26/12/2006 Saat 02:12 |
|
|
"Hacca gitsem, Orda bile tanrıdan çok seni düşünürüm."
Yağmur altında bilmediğim sokaklarda bir ıslıkla delicesine dolaşmak,
yada, şapkasını rüzgara kaptırmış bir adamın haline gülmek. İhtiyacını
duyduğum sıcak çayımı, yavaş yavaş yudumluyordum.
Yağmur bütün hızı ile sokakları delmeye çalışıyor. Dışarda olmadığıma
seviniyorum. hemde üzülüyom. soğuk değil. Ama yinede üşüyorum.
Ara sıra geçen belediye halk otobüsleri, siyah paltolarının yakalarını
kaldırmış iri cüsseli insanlar.
Yağmurdan sırılsıklam olmuş sevdalılar.
Yaşama sevinci ile soğuktan korunmaya çalışan kimsesizler.
Camdan; karşı vitrinin mavi ışıklarına, sevdalıların ıslanırken bile ne
kadar mutlu olduklarına ve yaşama sevinci ile soğuktan korunmaya çalışan
kimsesizlerin umuduna şahit oluyordum.
Dikkatimi çeken mavi ışıkların altında kırmızı bir eşarp'tı; "sevdiğim bunu
başına taksa ne kadar yakışır" kim bilir. Saçları alnına dükülür. "ne iyi
ettinde aldın" der, gülerim.
Yağmur yavaşlar oldu, bulutlar uçuştu, masmavi gök ışıdı... Yağmur bütün
bulutları yere indirilmişti.
Soğuktan ellerini cebine koymuş, burnu kıpkırmızı bir çocuk vitrindeki
pastalara bakıyor, Siyah kirli saçlarından alnına süzülen damlalar
dudaklarını parlatıyordu. Gözleri ile delmeye çalıştığı cam, kalınlaştıkça
kalınlaşıyor. buğulanıyordu.
Yalnız kalmanın verdiği acı düşünceler huzurumu kurcalıyordu.
Birden karamsar bir adam olu verdim. Gözüme çarpan şeyler hep
iğrendirici.
Kendimden utanıyordum ama çocuğun buram buram açlık kokan yüzünden çok,
ışıl ışıl rüzgarlı eylül ve doğu gecelerini andıran gözlerine bakmaktan
kendimi alamıyordum.
Gece, bütün ışıkları ile bu çocuğun gözlerinde unutulmuştu sanki.
çocuğa el edip çağırdım. Çekingen bir hali vardı. oturmasını söyledim.
Kirletmekten korktuğu sandalyeye oturdu. Etrafına sessizce bakınıyordu.
çekingenliğini gömecek bir göz bulamıyordu. Sıcak bir çay ısmarladım. Sıyah
kirli saçlarını mı, yoksa soğuktan kıpkırmızı olmuş burnunu mu sevmiştim.
Yanlızlığımı bu çocukla paylaşmak istiyordum.
acaba paylaşırmı? Gittikçe kanım kaynıyordu çocuğa. Belki siyah
saçlarından yüzüne akan kirleri sevmiştim.
Bir daha etrafına bakındı. Gözlerime çakılan korkak bakışlarında bir
iyilik borcu saklı gibiydi. "bunu er geç ödeyeceğim" diyordu sanki. sıcacık
çay ağzını yaktı. yutkundu. gözleri yaşardı. gözlerime baktı. unutmak için
savaştığı, ama bir türlü unutamadığı insanların gözlerine bakıyordu sanki.
O an başımı yere eğdim. Hepsinin gözü benim gözümde, hepsi beni arıyor.
hepside bende vardı.
Onlardan ne kadar uzaklaşmaya çalışsam yinede yanlarından ayrılamıyordum..
beni onlardan birinin gözünde, birinin ıslak saçları arasında üşürken
bulabilirsiniz.
Karşılıksız Yapmıyordum belki.. belki o küçük esmer yüreğinde bir yer
özlüyordum. ve onun sıcaklığını hissediyordum.
Çocuk pastasını yiyiyordu. her ısırışta bitmemesi için dua ediyordu.
Yediği pastanın bitmemesi benide onun kadar sevindirecekti.
Çünkü bir daha alacak param yoktu. Çocuk konuşmuyordu.
konuşmasınıda istemiyordum ya... neden böyle bir hissin etkisi
altındaydım. salt sussun. gözlerime baksın. gülsün.
konuşursa belki sesini, belki şivesini beğenmem. Onu gördügüm gibi kalması
en iyisi.
Birden gülmeye başladı. mutluluk içinde gülüyordu. Böyle deli gibi kendi
kendine gülmesi benide güldürüyordu.
Gülüşümüze pasta aldığımız pastane gülüyor, Yoldan geçen siyah yakalarını
kaldırmış iri cüsseli adamlar gülüyor, resimdeki aşık suratlı adamlar
gülüyor,
dünya gülüyordu..
beğenen varsa bunun devamıda gelebilir? 
[tarihinde düzeltildi 26/12/2006 Saat 02:22 Yazar doktrin]
____________________ Uçurumun kenarina gelen insanlar kanatlanıp uçarlar..
|
|
|
Süper Üye   Cevaplar: 77 kayıt olmuş: 11/9/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 26/12/2006 Saat 16:25 |
|
|
Ben beyendim DOKTRİN çocuk ve yazar arasaında ne geciyor merak ettim dorusu
vede güzel bi anlatım
spas ____________________ ~^^ZeYNa^^~
|
|
Cevap 19 |
|
Uzman Üye   Cevaplar: 300 kayıt olmuş: 21/10/2007 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 27/12/2006 Saat 01:49 |
|
|
" Bekle sevdiğim bekle..
boyun eğmeden bekle..
gözünde yaş, gönlünde keder olmasın..
üzülsende üzüntünü kimse bilmesin.. "
sokakların o sessiz çığlıkları arasında bir sen eksiktin yanımda.
her seferinde temiz tutmaya çalıştığım, fakat benim olmayan elbiseler.
unnuttuğumda, acılarla birlikte gelen bir türkü çığırıyordu; seni..
ihanet ettiğimde, sen çıkıyordun karşıma; umuda.
Üşüdüğümde bir sen düşlüyordun beni, ısınmak için değil ısıtmak için.
Bir sana özlem duyuyordum, yedi telli sazlarla bile anlatamamışlardı seni,
ben daha saz çalmasını bilmezken.
her defasında umut oluyordun bana.
Aramızdaki o amansız toprak parçalarının suçuydu,
elini tutamamam,
avuçlarında ağlayamam,
yüreğindeki yaraya merhem olamamam.
Derman olamıyorsam sana yaran olmak istemem.
Ben sana yara değil yar olmak isterdim.
lakin Sen benim yaramsın.
"Yaramı sarma, yaram derindir."
Bizki... Çözümlenmesi güç bunalımlara, zorluklarla karşılaştık...
Herkesin kaçtığı, uzaklaştığı kişiler olmuştuk belki..
Hiç bir şey yarının güzel günlerine kıyamayacaktı.
Sevdamız, inancımız bütün güçlükleri yenecekti.. Yenmeliydi..
İdeali, mükemmeli değil, yapılması mümkün olanı yapmalıydık...
Rüzgar gözlerimi kamaştırıyor..
Yüzüm gözüm toz içinde.. Oturdum...
Rüzgar bütün umutlarımı götürmüştü..
Başka şeyler düşünmek istedim.Kendimi zorladım..Ama kahrolası yaşamımızda
sadece yasaklar var..
Zulümler var..Gözyaşları var...
" Bana yasak dediler evlat ! " dedi..Kirpikleri dökülmüş, gözleri kan
çanaklı yaşlı bir adam..
Ciğerlerimin yerini değiştiriyorlardı sanki..
Bu yasaklar bitmeyecekti sanki.. Yasakların Arkadasından "sevdam" gülecek..
Ama.. Hep arkada kalacaktı..
Ne yapsan yasak..
Sevsen yasak..
Bağırsan yasak..
Konuşsan yasak..
Yasaklar elbet bitecekti..
Ağlamak istiyordum... Kendi kendimden utanıyorum..
Düzensiz bir yaşamın ortasında tüm yollarımı kaybetmişim..
Dayanacak hiç bir şeyim kalmadı..İçimdeki acıları dindirmem gerek..
Bu ülkede acılar için dermanları bile yasaklamışlar..
Sevdaları yasaklamışlar...
Yasak ülke kürdistandan selamlar..
[tarihinde düzeltildi 27/12/2006 Saat 01:54 Yazar doktrin]
____________________ Uçurumun kenarina gelen insanlar kanatlanıp uçarlar..
|
|
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 27/12/2006 Saat 16:37 |
|
|
ciwan haco xeribi....
http://www.youtube.com/watch?v=BJqFnmQPhW0&mode=related&sea
rch=____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 21 |
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 27/12/2006 Saat 16:38 |
|
|
doktrin paylaşımın için tşkler zevkle okudum umarım devamı gelir
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 22 |
|
Site kurucusu   Cevaplar: 241 kayıt olmuş: 21/4/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 27/12/2006 Saat 17:04 |
|
|
yıldızlar ateşböceği sanılmaktan korkmazlar...
Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.Yumuşacık kalbimizin fark
edilmesi,Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizligimizin anlaşılması,Korkularımızın paylaşılması
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
Kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.Ve ne kadar güçlü korunuyoruz,
kalkanlarımızın ardında.Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi
göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna
El kaldırmaya kıyamaz?
Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığımi, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım
Karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak.
İncinsek, yaralansak.
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
Kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
Tagore
____________________ Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra
uğultusu geliyor ta derinden
gövdemin geçtiği masalların
içimdeki deprem ayakta tutuyor beni
geri dönüp vuruyor çalınmış zaman
bak sana korkaklığımı veriyorum
var olmanın bütün varoşlarından
ben yenildim,
|
|
Cevap 23 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 141 kayıt olmuş: 24/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 29/12/2006 Saat 15:01 |
|
|
‘’Cocuk olmak istiyorum’’ diyorum kimseler
duymadan, içten içe
Ne tuhaf ! Küçükken, hep büyümek isterdim. Büyümek ve her istedigimi
yapabilmek..
Simdilerde ne cok gülüyorum, o zamanlar içten gelen istegime.. Bir zamanlar
18 yasinda olmak, ne kadar büyük birseydi benim icin! Sanki hayat
degisecekmis gibi bekledim dogdugum günü..
Ve birgün o gün geldi, artik 18 yasindaydim..
Ne degisti? Hiçbirsey.. Koca bir hicbirsey.. Hos neyin degismesini
bekliyordum ki? Cevap isteme, cevabim yok! Masumdu tüm duygular ozaman..
Ne cok aglardim.. Kimseler görmezdi gözyaslarimi.. Daha cocukken ,
hayallerimi cebime koyup, unutmustum rüyalarimi.. Olgun, sorumluluk sahibi,
ne yapmasi gerektigini bilmesi gereken kücük bir kiz.. Herseyi taa
ozamanlarda bile içime atardim.. Kendi içimde çözmeye calismak yapmaya
calistigim en zor davranisti belki de.. Sevgimi belli edemez, hep kacardim
sevgi gösterisinde bulunanlardan..
Bu özellik hala benimle!
‘’Kelebek“ derlerdi bana arkadaslarim..
Ozaman sebebini anlayamazdim.. Simdilerde anliyorum..
Kelebekler cok narindir, en ufak birseyde kirilirlar ya iste sebep bu!
Hiç kirilamazdim ki oysa.. Ne ozaman ne de simdi! Hep anlayis ve sabirli
olmak bana yapisan hem en iyi hem en kötü özellik olsa gerek..
Simdi 22 yasindayim.. Ve yine ne tuhaftýr ki, büyüme istegim tersi bir
hal aldi..
Artik küçülmek istiyorum.. Kapris yapmak, simarmak istiyorum..! Herseye
gülmek, durup dururken aglamak.. Sokaklarda kosusturmak.. Içimde, kaygilara
yer vermeden yasamak.. O an ne düsünüyorsam yapmak istiyorum belki de..
Ozamanlar ne yapsan çocuk oldugundan hos görülür ya, iste ben o hosgörüyü
özlüyorum..
Bayramlarda sabahin erken saatlerinde herkesten önce kalkip, önceki geceden
Babaannemin kina yaktigi kinali ellerimi yikamak ardindan bayramliklarimi
giymek, doyasiya seker yemek istiyorum.. Ta ki dedem ‘“dur
kizim, dislerin çürüyecek’’ diyene Kadar.. Geceleri karanliktan
korkup, isigi söndürmeden uyumak istiyorum.. Yaramazlik yapip, kacmak
istiyorum annemden.. Birde annemin yaninda uyumak istiyorum, sicacik..
Sözün özü ; cocuk olmak istiyorum..
Büyümek ; kötüleri tanimakmis..
Büyümek ; susmakmis..
Büyümek ; caresizlige boyun egmekmis..
Büyümek ; ölümü soguklugu ile anlamak ve bu soguklugu tüm Hücrelerinde
hissetmekmis..
Büyümek ; aciyi en derinlerde yasamak, sonra o aci ile gülebilmekmis..
Herseyi anlamakmis büyümek.. Evet anliyorum artik herseyi..
Ve anladigima, agliyorum caresizce..
Simdilerde küçükken sebepsiz yere akittigim gözyaslarimi özlüyorum..
Herkese küçük bana büyük gelen mutluluklarimi istiyorum..
Ben dilegimi geri aldim!
Cocuk olmak istiyorum yeniden..
Doyasiya çocuk olmak..
Sevimli, mutlu, küçük bir kiz çocugu…!
Bu mümkün mü?
____________________ ansızın tarifsiz gelir ya..
Bir Yanda Aşklar
Bir yanda savaşlar sürerken
Ucuz kahramanlar hükmederken dünyama
Bazı yalanlar güzel
Bazı gerçekler acıymış
Dönüyor durmuyor dünya..
|
|
Cevap 24 |
|