Hoşgeldiniz: www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Merhaba Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
www.Pertekliyiz.Biz Formu - DEMOKRASÝ ÝYÝ BÝR ÞEYMÝDÝR ?..

Radyo Pertaq

 


Giriş

Kullanıcı Adı:

Şifre:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategoriler
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi
Yeni Klip
Ciwan Haco-diyarbekir

Ciwan Haco-diyarbekir


Yönetim
g Yönetim Bölümü

www.Pertekliyiz.Biz Formu Sisteme girmen gerek

En son aktif olan: 24/5/2012 Saat 00:27

Aşağı git
« Ön  Diğer »
küçükten büyüğe do;ğru sırala büyükten küçüğe doğru sırala Sayfa 1 kimden 2   «  1  2  »     print
Konuyu açan: Konu: DEMOKRASİ İYİ BİR ŞEYMİDİR ?..
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Haydar Canpolat
Cevaplar: 121
kayıt olmuş: 31/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 12/10/2006 Saat 11:10  
Demokrasi:istediginizi söylediginiz,ama söyleneni yaptığınız rejimin adıdır.(Gerald Barry)
--------------------------------------------------------------------------- -----------------------------
İnsan doğal ama aynı zamanda toplumsal bir varlıktır.Başka bir söylemle,üzerinde yaşadığı doğanın bir parçası olduğu ama başkalarıyla birlikte ve bir arada,yani topluluklar halinde ve topluluğun bir üyesi olarak yaşadığı içindirki hem doğal vbe hemde toplumsal bir varlıktır.
Yani nsan:emegi ve yetenegi bakımındani diger varlıklardan farklı bir konuma sahiptir ama tıplı diger varlıklar gibi doğal hayatın bir parçası ve doğaya bağlı olarak yaşamak zorundadır.Bu yüzden digerleri gibi doğal bir varlıktır.Ama onun bu emegi ve yetenegi tek başına yaşaması için yeterli olmadığı,yaşamsal gereksinimlerini üretebilmek için başkasının emegi ve yetenegine ihtiyaç duyduğu ve yine güvenlik ve başka bazı nedenlerden ötürü başkalarıyla birlikte yani toplululklar halinde yaşamak zorunda olduğu içindirki de toplumsal bir varlıktır.
İnsanlar birlikte ve bir arada yani topluluklar halinde yaşamaya başladıkları koşullarda,topluluk üyeleriniden birini digerine karşı koruyacak,topluluğun ortak sorunlarını çözüme kavuşturacak bir yönetime yani düzene ihtiyaç duymuşlardır.Bu ihtiyaç toplumsal yaşamın bir geregi yada zorunluluğu olarak ortaya çıkmıştır.Çünkü ancak böyle bir yönetim yada düzen tplumsal yaşamın devamlılığını sağlayacaktı.
Başlangıçta yani ilkel toplulukta bu yönetim yada düzen eşitlik ve özgürlüge dayalıdır.Yani topluluğun üyesi olan insan,bir diger üyeyle eşit haklara sahiptir,o bir digeriyle eşit olduğu ölçüde özgürdür.Çünkü bir diger üye kendisine karşı üstün ve ayrıcalıklı degildir.
Çünkü topluluğun gereksinimi olan maddi malların üretimi toplumun ortak emegiyle sağlanmakta yani iş ve çalışma ortaktır.Yani üretim araçları topluımun ortak mülkiyeti altındadır.Ve üretim sadece topluluğun ihtiyacı kadardır.
Yani henüz özel mülkiyet ve buna bağlı olarakta,ezen ve ezilen/sömüren ve sömürülen,yöneten ve yönetilen ilişkisi tarih sahnesine çıkmış degidir.Başka bir söylemle topluluk,henüz bir birine karşıt sınıflara bölünmemiştir.Bu yüzdendirki ilkel toplulukta insan yasal ve yönetsel açıdan özgür ve eşittir.Çünkü topluluk kendi kendisini ortak kararlarla yönetmektedir.
Ama işte mülkiyetin dolaysıyla sömürünün ve sınıfların ortaya çıktığı koşullarda ilkel toplum yıkılmış yerine toplumsal düzen yada yönetim biçiminin bir sınıfın çıkarlarını koruyacak ve ona hizmet edecek bir sosyal ve siyasal temel üzerinde yükseldigi yeni bir toplum kurulmuştur.Artık bir tarafta mülkiyet sahibi sınıflar,öbür tarafta mülksüzler/bir tarafta ezenler ve sömürenler,öbür tarafta ezilenler ve sömürülenler olmak üzere bir birine karşıt ve sürekli çatışma içinde olacak olan sınıflı toplum ve onun yönetsel yansıması olan sınıf iktidarları dönemi başlamıştır.Yani artık ilkel topluluğun o kendi kendini ortak yönetmesinin yerini yöneten ve yönetilenlerin bir birinden ayrıldığı bir düzen almıştır.
Başka bir söylemle ilkel topluluğun eşit,özgür ve dayanışma içinde olan üyelerinin yerini efendiler ve köleler olmak üzere,iki ayrı sosyal ve siyasal sınıfa ait üyeler almıştır.
Toplumsal mücadelelerin yani sınıf mücadelelerinin tarihine baktığımızda,çeşitli yönetim yani düzen biçimlerinin olduğunu ve bu başka başka yönetim yada düzenlerin sürekli kurulup yıkıldığını görürüz.Kuşkusuz bu yönetim yada düzen biçimlerininin hemen en eski olanlarından biride demokrasidir.
Bir yönetim yada düzen biçimi olan demokrasinin tarihi eski Yunan a dayanır.Eski Yunan ca DEMOS(yani halk) ve KRATOS(yani iktidar) demek olan sözcüklerin bileşimiyle ifade edilmiş olan demokrasi:halk iktidarı yada halkın kendi kendisini yönetmesi demektir.
Kuşkususz sözcük anlamı yada kavram olarak kulağa epeyce hoş gelen demokrasi bu yanıyla insanlığın en eski ve en büyük hayalinin ifadesi demektir.Bu yüzdendirki insanlık eski Yunan dan günümüze kadar demokrasiyi tartışa gelmiştir hep.Ve bu tartışmaların ,insanların kendi kendilerini gerçek anlamda yönetebilecegi koşullara sahip olacakları düzen yada yönetimin kurulacağı tarihsel zamana kadar sürecegi de yadsınmaz bir gerçeklik olacalktır.
Çünkü eski Yunan demokrasisi başta olmak üzere,bu güna kadar kurula ve uygulana gelmiş demokrasilerde halk hiç bir zaman kendi kendini yöneten olamamıştır.Bu demokrasilerdeki iktidar halk iktidarları degil tam tersine hep egemen sınıf iktidarları olma özelligine sahip olmuşlardır.Yani halk hiç bir demokraside eşit ve özgür yurttaşlar topluluğu olarak yaşamamıştır.Eşitlik ve özgürlük söylemi hep sözde kalmış bir yalan ve aldatmacadan öte gitmemiştir.Eşitlik ve özgürlük ilkesi sadece ve sadece egemenler için ve egemenler arasında söz konusu olmuştur.
Yani demokrasiler aslında yalan ve aldatmacadan öte bir şey degildir.Halk hiç bir demokraside ve hiç bir zaman eşit ve özgür olamaıyacaktır.Çünkü egemenlerin yönettigi topluluklar yani hep yönetilen olarak kalacaktır.
Mesela günümüzde, en ileri demokrasilerde bile hak ve özgürlükler ya halkın mücadele ederek aldığı yada burjuvazinin halkın gözünü boyayıp kandırarark verdigi kadardır.İşin kötüsü burjuvazi bu hak ve özgürlükleri zaman zaman geri de alabilimektedir.
Örnegin 11 Eylül saldırılarının ardından,başta ABD olmak üzere bir kısım AB ülkesinde çıkarılmış olan sözüm ona anti-terör yasalarıyla daha önce kazanılmış bir çok hak ve özgürlük halktan geri alınabilmiştir.Bu da göstermektedirki demokratik hak ve özgürlüklerden kimin ne kadar ve ne zaman yararlanabilecegine burjuvazi karar vermektedir.
Yani siz bir yurttaş olarak yine sizin gibi yurttaş olan bir burjuvaya karşı asla eşit ve özgür olamazsınız ve kendi kendinizi yönetemezsiniz.Çünkü birileri sizin adınıza nasılsa sizi yönetiyordur.Üstelik sizin rızanızı sizin oylarınızla öyle yada böyle türlü yalan ve hileyle sizi kandırarak yada sizden satın alarak .Üstelik kendi özgür iradenizle oy kullandığınızı var sayarak.
Ki bu öyle bir özgür iradedirki oy kullnmama hakkınız bile elinizden alınabiliyordur.
Aslında demokrasiler gerçek anlamda birer burjuva diktatörlükleridir.Ve siz aslında adı demokraside olsa diktatörlükle yönetiliyorsunuzdur.Ve hatta faşizm burjuva diktatörlügünün başka bir biçimiys eeger:siz faşizmle yönetiliyorsunuzdur.Ama bu öyle bir faşizmdirki siz farkında degilsinizdir bu faşizmin.Çünkü bu faşizm serbest seçimler,seçmen sandıkları ve özgür iradeyle kullnaılacak olan oy,yani seçme ve seçilme hakkıyla kendini görünmez kılabilmektedir.Yani yüzünde demokrasi maskesi olan bir faşizm.
Demekki demokrasi bir yalan ve aldatmacadır.Ve siz demokrasilerde epeyce aldatılıp kandırılıyorsunuz.Çünkü demokrasiye inanıyorsunuz ve burjuvazi bunu iyi biliyordur ve iyi bidigi içinde sizi koılayca kandırıyordur.Size eşitlik ve özgürlük yalanının söyleyerek sizi bir güzel aldatıyordur.
Oysa demokrasilerin o en temel ilkesi olan eşitlik ve özgürlük ilkesi aslında hiç bir demokraside uıygulanmıyordur.Mesela eski Yunan da <metek>ler(yani yabancılar),kadınlar ve köleler,savaş ilanı,barış antlaşması,iç ve dış politikaların belirlenmesi gibi kararlşarın alınması ve uygulanmasına katılamıyorlardır.Başka bazı yasaların yapılması ve uygulanmasında da söz sahibi degilleridr.Eski Yunan demokrasilerinde bu yasaların yapılması ve uygulanması toplumun asil üyelerinin görevi oluyordu.Onlşar toplumun bir kısım üyelerine karşı hep üstün ve ayrıcaılklı bir konum yada statüye sahiptiler.
Bu üstün ve ayrıcalıklı olma durumu günümüz demokrasilerinde de başka başka biçimlerde devam etmekte degilmidir.Örnegin günümüz temsili demokrasilerinde halkın önemli bir kısmı serbest seçimler ve oy kullanma hakkına sahiptirler ama asla onların iradeleri yasama meclislerine yani parlementolara yansımaz.Çünkü burjuvazi,yani yöneten sınıflar,yani toplumun günümüzdeki asli üyeleri iki turlu seçim ve baraj gibi türlü hilelerle halkın iredesinin yasa yapıcı meclislere yansımasını önleyebiliyorlar.Bu da gösteriyorki halk hala yasal ve yönetsel açıdan özgür ve eşit degildir.Yani hala yönetilen dir halk.Yani yasaların yapılması ve uygulamnmasında gerçekte söz sahibi degildir.
Kime ne kadar demokrasi ?...
Kime ne kadar özgürlük ve eşitlik ?...
Bu doğrudan sizin sosyal ve siyasal yani sınıfsal konumunuzla alakalı bir şeydir.Yani demokrasiden,haklar ve özgürlüklerden ne kadar faydalanacağınız doğrudan sizin sınıfsal kökeninize bağlıdır.
Mesela burjuva yani egemenseniz:demokrasi sizin için bir nimmet hak ve özgürlüklerse sınırsızdır.Çünkü siz yönetensiniz ve düzen sizin düzeninizdir.çÜnkü siz emekçileri yönetecek yasaların yapılıp uygulanmasında tek söz sahibisiniz.Yani güç ve iktidar sizdedir.Yani çalışmadan yan gelip yatar,işçinin yani çağdaş kölenin emegini daha baştan satın alarak onun ürettigi artı-deger e el koyarak servetinize servet katar,zenginliginizi istiflersiniz.Yani demokrasinin tadını çıkarırısınız.
İşte bu yüzdendirki demokrasi yalnızaca sizin için vardır ve size göredir.Ve demokrasi işçileri emekçileri yani tüm halkı daha fazla sömürmenize hizmet eder.
Ama çağdaş köle,yani işçi ve emekçiyseniz,halksanız demokrasinin <D>sinden bile yararlanamazsınız.Demokrasi sizin için bir lükstür bile,egemenlerin deyimiyle.Demokrasi,hak ve özgürlükler uzak düşünüzdür sadece.Hapishaneler,işkenceler,idamlar sizin içindir,yokluk,yoksulluk ve sefalet sizin içindir demokrasilerde.Ama yinede,oy pusulalarınızın bir işe yaramıyacağını ve aslında seçimlerin bir aldatmaca olduğunu bile bile öylesine bir umutla birilerini sizin yerinize sizi yönetsin diye< parlamento ahırına >göndermekten vaz geçmezsiniz.Çünkü siz demokrasiyi çok seversiniz.
Demokrasi, böyle bir şeydir işte.
Yani seçtiginiz temsilcilerinizin size hizmet etmek yerine sirk maymunları gibi türlü şaklabanlıklarla sizi ve egemenleri güldürdürüp eglendirdigi seyirlik bir oyun.Yani hem sizin ve hemde egemenlerin seyretmeye doyamadığı bir eşitlik ve özgürlük oyunu.
Siz demokrasiyi bu kadar çok sevdiginiz ve ona bu kadar inanıp bağlı kaldığınız,yani egemenlere sizi bir güzel yönetsinler diye rıza gösrerip vekalet verdiginiz ölçüde DEVRİM VE SOSYALİZM korkusu egemenler açısından epeyce uzak ve ertelenmiş bir korku olmasını sağlar sadece.


____________________
Haydar Canpolat
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Haydar Canpolat
Cevaplar: 121
kayıt olmuş: 31/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 13/10/2006 Saat 23:01  
Sevgili Sores!..
Demokrasi bir devlet sorunudur.Yani demokrasi bir yönetim şekliyse eger,(ki öyledir),öyleyse bu yönetim yada düzenin dayandığı kurumlarda olacaktır.Yani üst yapı kurumları.Ve bu kurumlar içinde ilk ve önde gelen yani diger kurumları düzenleyen ve devamlılığını sağlayanın da devlet olduğu yadsınmaz bir gerçekliktir.
Ve yine devlet o ünlü tanımlamayla bir sınıfın diger bir sınıf üzerindeki egemenlik aracıysa,devletin sahibi olan sınıflar diger sınıflar üzerinde doğal olarak diktatörlük uygulamak zorundadırlar.Ve kolay kolay bu aracı başka sınıflara kendi rızalarıyla al birazda siz yönetin diye vermezler.Yani başka bir söylemle;devlet sopasını egemen durumda olan sınıf elinde tutuğu sürece öteki yani devlet sopası sayesinde hizaya getirilen sınıfların demokrasiyi yaşaması sadece ve sadece kuru bir hayaldir.
Bu yüzdendirki de demokrasi bir aldatmacadan başka şey degildir.
Marx ın önceli olan İbn-i Haldun..HER ŞEY ZIDDIYLA BELİRİR.der Mukaddime sinde.YANİ KARŞITLARIN BİRLİGİ,KARŞITLARIN BİR BİRİNİN YERİNİ ALMASI VE BİR BİRNİ YADSIYARAK BİR BİRİNE DÖNÜŞMESİNE,yani o ünlü diyalektik yasaya,çelişkiler yasasına işaret eder.Bu da demektirki;burjuvazinin zıddı yani karşıtı proleteryadır ve burjuva demokrasisinin zıddı da sosyalist demokrasi.Burjuva demokrasilerinde doğal olarak çalışanlara,yani emekçi halka diktatörlük uygulanıyordur.Sosyalist memokrasilerdede emekçilere demokrasi,yenilen ve devlet aygıtını,yani yönetsel iktidarını kaybeden ama yeniden iktidar olmak isteyen burjuvaziye(çünkü sosyalizmin kurulmasıyla sınıf mücadelesi sona ermiyordur) diktatörlük uygulanıyordur.Yani kavramsal tanımlanmasıyla proleterya diktatörlügü.
Ama burdan sosyalist demokraside iyi bir şey degildir(ki senin böyle bir şey ima ettigin kanısında degilim asla).Tam tersine gerçek anlamda uygulandığında sosyalist demokrasi insanın aslına yürüyüşünün kapısını aralar.Yani insanlığın kurtuluşuna,yani özgürlük ve eşitlige doğru bin yıllardır koşar adım yürüyen ama her defasında tökezleyen emekçilerin sınıfsız ve sömürüsüz birdünya kurmasını sağlar.
Ben özellikle sol,sosyalis çevrelerinde giderk sosyalizmden umudunu kesip,burjuvazinin kuyruğuna takılarak demokrasi aşığı kesilmelerine ve sanki tarihin en güzel yönetim şekli demokrasiymiş gibi demokrasi savunuculuğuna soyunmalarına dikkat çekmek istedim.Çünkü bu düpe düz burjuvazinin demokrasi yalanını emekçilere yutturmasına yardım etmek yada tarihe yalancı tanıklık etmek demeketir.Ve ben bir sosyalist olarak bundan epeyce üzünç duyuyorum.


____________________
Haydar Canpolat
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 1
Süper Üye
Süper Üye

eskiya62
Cevaplar: 89
kayıt olmuş: 2/10/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 20:32  
Çok yanlış düşünüyorsunuz demokrasi kadar iyi bir yönetim biçimi olamaz yanlız Türkiye uygulamada başarısız kalıyorsa bu demokrasinin suçu değildir lütfen çamur atmayalım.Sores arkadaş burda Türkiye'den yola çıkmış ama demokrasiyle yönetilen başka ülkelerde var...
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 2
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 22:06  
haydar canpolat arkadas dogru soyluyor.
ne demokraisis garda$im.
Ne aydini!
Ne hakki ,hukuku..
Ne savunma hakki..
Asacaksin keseceksin beslemeyeceksin!
O $EY iyi deil!

Demokrasi memokrasi mideyi bozar.
Biz nazik insanlariz.
haydar Canpolat dogru soyluyor.
Facia iyi cali$malar bra.


:cool:


____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 3
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Haydar Canpolat
Cevaplar: 121
kayıt olmuş: 31/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 23:04  
Mesala neresi şu iyi demokrasilerin olduğu yerler Eşkiya: söylede bilelim.Alman demokrasisinde RAF üyelerine yapılanları unutmadık.Yada İtalyada Kızıl Tugaylar adlı örgütün üyelrine boa yılanlarıyla işkence yapıldığını.Ya şu CİA nın işkence uçaklarına ne dersin.Yada Irak taki conilerin işkence uygulamalarına.
Kala kala kuzey ülkeleri kalıyor,yani İsveç,Norveç vb.Eh orada yaşayanlara sormak lazım, demokrasilerin ne kadar iyi olduğunu.
Ezen ve ezilen ilişkisinin olduğu heryerde demokrasi bir yutturmacadır.Ayağına basmaya görsün birileri burjuvaların.Bak nasıl darederler dünyayı herkese ve herşeye,o pek iyi demokrasileriyle.Çünkü güç ve iktidar onlarda.Böyle bir güç ve iktidar paylaşılamadığına göre(ki imkansız bir şey bu)...demokraside olmayacaktır.


____________________
Haydar Canpolat
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 4
Nu Üye
Nu Üye

ali_riza
Cevaplar: 1
kayıt olmuş: 3/8/2005
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 23:29  
Haydar Canpolat'la hemfikirim.
Söylediklerinin altına imzamı atar ve tekrara kaçınmamak için küçük bir noktanın altını çizmek isterim.
Sınıflı toplumlar için (buna burjuvazinin tasfiyesi süreci olan sosyalist toplum da dahil) demokrasi, iktidarda olan sınıflar için geçerlidir, diğerleri diktatörlükle yönetilirler.
peki sınıfların ortadan kaldırıldığı sistem olan komünizmde demokrasi sorunu nasıl bir biçim alacaktır?
bu sorunun yanıtını SSCB deneyimi vermektedir.
Stalin'in "komünizme yürümek zorundayız, yürüyoruz" açıklamasını yaptığı 18. Parti Kongresi ve uygulamaları demokrasi sorununu çözer niteliktedir.
1950'lerin başıyla birlikte SSCB bugünkü bilgisayarların önceli olan bir bilgisayar fabrikası inşa etti.
hedef, tüm komünist toplumun üretimi, tüketimi ve dağıtımı planlayabileceği bir sistem yaratmaktı.
bununla birlikte yönetim ve denetimin halkın tamamı tarafından yapılması da bu sayede mümkün olabilecekti.
o dönemde internetin olmaması bunun nasıl yapılacağı sorununu doğuruyordu ancak Kruşçefçiler Stalinci politikayı ortadan kaldırmasalardı, bugün bunun yanıtını bulabilecektik...
ancak günümüz interneti, bu işi fazlasıyla kolaylaştırmaktadır.
komünizm koşullarında demokrasi, üretim-tüketim ve dağıtım ile toplumun işleyişinin denetlenip yönetilmesi işini tüm topluma mal edebilecek nitelikte, yani doğrudan demokrasi şeklinde gerçekleşecektir.
bu noktayı belirtmek istedim..
Ali.
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 5
Süper Üye
Süper Üye

eskiya62
Cevaplar: 89
kayıt olmuş: 2/10/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 00:04  
Peki arkadaşım bu konuyu açmandaki amacın neydi onu anlamadım madem iyi bir şey olmadığını savunuyorsun ve bunun arkasında duruyorsun...İnsanlar ne derse desin sen bildiğini okumayacakmısın.Benim bildiğim insan bilmediği konu hakkında birilerine soru yöneltir.
Ya başlığın yanlış ya da ben...
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 6
Süper Üye
Süper Üye

sendiren
Cevaplar: 81
kayıt olmuş: 31/7/2006
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 09:19  
DEMOKRASİ,İKTİDAR VE ÖRGÜTLENME SORUNU ÜZERİNE KISA BİR GİRİŞ


Yıllardır üzerine tartışılıp durulan bu sorun gerçekten de kafaların en çok bulandığı ve net bakışların kendine has fikirlerin üretilemediği , diğer yandan çok çeşitli ayrılıkların da temel nedenlerinden biri de olagelmiştir.Bu açıdan çok önemli bir soruna kuşbakışı bakmanın ne kadar yetersiz olabileceğinin şimdiden altını çizmekte yarar vardır.Ama nihayetinde bu soruna en azından bir giriş ve temel bir bakış açısı ve çerçevesi çizmenin de gerekli ve katkılı olabileceğini de vurgulamalıyız.Mesele aslında bu temel sorunlardan birinin hangi çerçeve içerisinde ve hangi noktalar dikkate alınarak tartışılabileceğine ışık tutmaya çalışmaktır.Z ira konunun kendisi stratejik ve proğramatik düzeydedir.Ayrılık ve birlikteliklerin de temeli olmuş bir konudur.
Demokrasi bir iktidar biçimine tekabül etmektedir.Lenin’in deyimiyle ”demokrasi=diktatörlük=devlet”tir.Elbette ki Lenin bu soruna yaklaşırken diğer tüm sorunlarda olduğu gibi meseleye sınıfsal öz ve kimliğiyle yaklaşıyordu.Sınıfsal kimliğinden uzaklaştırılmış,içi boşaltılmış ve ne idüğü belirsiz sınıflar üstü ve herkese demokrasi anlayışlarından uzak;egemen sınıfa göre hegemonya anlayışlarına göre ve öte yandan sınıf mücadelesinin durumu ve seyrine göre kabuk değiştiren bir tanımlamaya dikkat çekmek istemiştir.Gerçekten de en çok içi boşaltılmış ve dejenere bir kimliğe büründürülmüş en önemli kavramlardan biridir demokrasi.İdeolojik mücadelenin bu önemli sorun üzerinde durması elzemdir.Zira gerek Türkiye’deki tek tek olay ve olgulardan gerekse AB’li ve ABD’li emperyalistlerin demokrasi havarilikleri ve ihraç çabaları(emperyalizm düşünün ki çeşitli ülkelere demokrasi getiriyor ve ihraç ediyor!) ve bunlar ardına gizlenmiş uşaklıklar,reformist-revizyonist güruhun heyecanla bu sürece gizli ve açık destekleri ,burjuva demokrasisi bile sayılamayacak girişimlerin alkışlanıp gerçek demokrasi diye yutturulmaya çalışılması , sınıf mücadelesinin nihai amaçlarının unutturulup bu süreçlerle aldatılması bu sorunu hem proğramatik düzeyde ve hem de güncel önemi bakımından öne çıkarmaktadır.
Demokrasi bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki baskı ve tahakküm aygıtı olan devletin yönetim biçimlerinden birisidir.Aynı zamanda bir sınıfsal eylem ve yaşam bütünlüğüdür. Emperyalist kapitalizmin gelişkin metropollerinde burjuva yönetimi nispi ve yine burjuva anlamda demokratik iken ;bağımlı ve geri bıraktırılmış ülkelerde aynı sistem baskı aygıtı olan devleti gerçek içeriğiyle ve faşist biçimiyle kullanmaktadır.Göstermelik parlamentoların varlığı,sendikal ve derneksel örgütlerin varlığı ,çeşitli demokratik hakların zoraki ve sistem dışına çıkılmasından korkularak kullanılması bu gerçeği hiçbir şekilde değiştirmez.Zira sistem dışına eğilimli her hareket ve girişim burjuva demokrasisinin merkezlerinde bile en şiddetli şekilde bastırılmaktadır.Bu en demokrat! ülkeler gerçek devrimci ve komünistlere her tür işkence,baskı yerinde infaz yapmaktadır.Almanya,İngiltere,İtalya,fransa vs. hepsi içinde tek tek örnekler verebilmek mümkündür.Kızıl tugayların akıbeti,Bask sorununa yaklaşım ve bastırma teknikleri,İRA sorunu,Baider-mainof gerçeği hepsi hafızalarda bir bir yeniden geçirilmelidir.Gerçi bizim toplum yine aynı sorundan yani demokrasi kültürünün olmayışından kaynaklı olarak çok çabuk unutuyor.Ya bizim lider geçinenlere ve farklılara! Ne demeli?Hafıza-i beşer nisyanla maluldür mü demeli?Daha gözümüzün önünde ve yanı başımızda Amerikan emperyalizminin Irak’ta yaptıkları dururken bu hayasızlık ve çarpıtma da amaç ne ola ki?Bu açıdan ideolojik mücadelenin önemini bir kez daha kavramak yararını sunuyor en azından bu süreçler.
Demokrasi bir eylemsel içeriktir ve bir yönetim biçimidir.Bu demektir ki bir yönetenler bir yönetilenler ve öte yandan bunların da bir yönetim tarzının eylemsel içeriği vardır.Faşizm kadar demokrasi de burjuvazinin sınıfsal koşullara,mücadelenin düzeyine yani kısacası hegemonik gücün ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir.Dünyanın burjuva anlamda en demokratik ülkesi bir anda bu koşullar dolayısıyla faşizmi idare olarak benimseyebilir.Yine bu en demokratik ülkeler emperyalist paylaşım savaşlarını yapan ve yürüten güçlerdir.Nazizmi,mussolini faşizmini yaratan yine bu demokrat ülkeler değil midir?
Demokrasi sınıfsal egemenliğe göre bir idare biçimi olarak aynı zamanda bir yaşam biçimine karşılık gelmektedir.Yaşama ilişkin her konuda söz ,karar ve yetkinin kimin elinde olduğu bu yaşam biçiminin de içeriğini belirlemektedir.Bu elde bulundurma durumu demokrasinin kimin lehine işleyeceğini belirleyen temeldir.Yani demokrasi de işleyişin temeli iktidar sorunuyla ayrılmaz bir biçimdedir.İktidar sorunu,demokrasinin de ,içeriğini belirlemektedir.Proletaryanın iktidarında ya da proletaryanın diktatörlüğünde ezilen, sömürülen milyonlar için gerçek bir demokrasiden bahsedilebilirken bir avuç sömürenin elerinden her şeyleri iktidar dahil alınmıştır ve onlara bu iktidarı tanıdıkları müddetçe yaşam hakkı tanıyan bir iktidar olacaktır.Proletarya diktatörlüğü sınıfsız sömürüsüz bir dünyaya geçişin koşulları yaratılana kadar yaşayıp giderek sönümlenecektir.Sınıfsız ve sömürüsüz bir toplumda devlete iktidara demokrasiye dolaylı olarak ihtiyaç olmayacaktır.Aşağıdan yukarıya yukardan aşağıya bu süreç bir yandan kendini yaratıp yaşatırken öte yandan kendini reddederek yok edecektir.
Demokrasinin bir yaşam biçimi olarak bir kültür olarak proletaryanın gündelik yaşamında can ve kan bulması gerekmektedir.Zira demokrasiyi bir yaşam biçimi haline getirememiş bir sınıfın kendi kendini yönetebilmesi kendi hak ve çıkarlarına ve ideallerine sahip çıkabilmesi olanaklı değildir.Geriye dönüşler bu sorunun bir sonucu olarak ortada durmakta ve bizler de dahil herkesçe tartışılmaktadır.Proleter demokrasi ile burjuva demokrasisini karşı karşıya getirmek ve kıyaslamak abesle iştigaldir.Demokrasi ,bir yaşam biçimi,bir kültür,bir gelenekler manzumesidir.Doğal olarak yaşamla birlikte kazanılan ve edinilen bir şeydir.Yaşamla elde edinilen bir şeye sahip çıkma ve sürdürme istidadı daha fazladır.Tırnak ile dişle ve kanla kazanılmış demokrasiye elbetteki Avrupalı daha çok sahip çıkacaktır.Kaldı ki geleneksel olarak aktarıldığından önceki nesillerin kanına böylece sahip çıkılmaktadır.
Demokrasiyle özgürlük ve örgütlenme sorunu da iç içedir.Demokrasiyle özgürlüğün çelişiyor gözükmesine sınıfsal bakış açısı son verecektir.Yukarda da ifade edildiği gibi demokrasi bir iktidara denk düşmektedir.Bu açıdan bir sınıf diğer sınıf üzerinde baskı ve tahakküm kurarken ; kendisi açısından tam demokratik ve özgür bir dünya yaratmış olmaktadır.İktidarda bulunan sınıfın tercihleri ve sosyo politik gelişmeler de bu durumdan elbette etkilenecektir.Doğal olarak demokrasi ile özgürlük ve sınıfsal örgütlülükler arasında bir çelişiklik yoktur(Elbette ki sınıfsal perspektifle bakıldığı sürece.Aksi durumda sınıflar üstü bir bakış açısı ile bu tarz bir çelişki olacaktır).
Egemen sınıf elbette ki kendisi için tam demokratik bir ortam yaratırken karşıt sınıf ya da sınıflar için bunun demokratik bir ortam yaratacağını söylemek olanaklı değildir.Her sınıf kendi çıkar ve örgütlülüğünü yaşatmak birincil amacıyla hareket edecektir.Proletarya geçici sınıfsal çıkarları için bu tarz bir demokrasiye ya da iktidara ihtiyaç duyacaktır.Bunun adına biz sosyalist iktidar yada proletarya diktatörlüğü demekteyiz.Proletaryanın nihai hedefi olan komünizme varmak için böyle bir ara yola ve geçişe mutlak ihtiyaç olduğundandır.Aksi durumda gerçek insanlık ideallerine ulaşmak ve bunu bir dünya ve insanlık sistemi yapmak olanaksızdır.Proletaryanın sosyalizmi mutlaklaştırmak gibi bir düşüncesi olamaz.Dolayısıyla iktidarın elde edilmesiyle birlikte ilginçtir ki bir yandan da hem iktidarın ve hem de tüm sınıfların,sınırların ve farlılıkların ortadan kaldırılması süreci başlayacaktır ve başlamak zorundadır.Proletarya ve kendi iktidarı kendini ret ve inkar ederek ilerleyecektir.Ama mevcut sınıflar ortadan kaldırılmadıkça,insan denilen varlık yek vücut olmadıkça,dünya üzerinde sosyalizm gerçek bir durum oldukça bu süreç hızla komünizme evrilecektir.Elbet bu süreçteki her direniş,her karşı örgütlenme ve sosyalizme olan saldırılara karşı proletarya kendini devleti,örgütlülükleri ve dayanışmasıyla savunacaktır.Bu tür girişimlere karşı açık ve gizli tüm savaşını vermek zorundadır ve verecektir.Nihai hedef yakınlaştıkça tehditler de azalacağından hızla sönümlenme ve çözülme yoluna gidecektir bu örgütlülükler ve hızla insanlık ideallerinin gerçekleriyle karşılayacaktır tarihi proletarya.Proletarya bu tarihi gelişmelerin ve değişimlerin temel dinamiği ve lideri olmak durumundadır.Komünizm sadece ve yalnız proletaryanın tarihsel misyonunun ürünüdür.
Öte yandan demokrasi mücadelesinin bu anlamda en temel dinamiği ve lideri yine proletaryadır ve olmalıdır.Demokrasisiz ve demokratik mücadele verilmeksizin proletaryanın nihai hedefine ulaşması olanaklı değildir.Bu ülkemiz açısından çok daha önemlidir demiştik. Zira ,demokrasiyi hiç görüp yaşamamış ve demokratik bilinci olmayan bir sınıfın kurucu niteliği olabileceğini iddia etmek yanlış olur.Zira demokrasi bir örgütlenme, bilinç, gelenek,kültürdür.Demokrasi söz ve ifade özgürlüğünden tutalım da azınlığın çoğunluğa dönüşme hakkına kadar;aşağıdan yukarıya sınıfın kendi gelecek ve çıkarlarının savunusu ve örgütlenme gereklerinin yaratılmasına kadar; özel ve önemli eylemsel içeriklerle edinildiğine göre bu ancak proletaryanın tarihsel eylem ve adımları ve mücadelesiyle bir gerçek olabilir.Proletarya bu bilinç ve örgütlenme düzeyini ancak sınıf savaşıyla ve sıcak sınıf mücadelesinin içinde öğrenip kazanabilir.Elbette liderlikler bu süreci hızlandırıp doğru yönlere kanalize etmek durumundadırlar.Bu anlamda liderlik katalizör bir görevdedir. Tamamen etkisiz olmasa da eyleminin içeriğinde ve kendi deneyimlerinden öğrenmesine özen göstermek durumundadır.Böylece kazanılan bir bilinç ve kültürün kalıcılığı tartışılmaz bile.
Bunun ya da bu sürecin özel bir demokratik aşamaya ihtiyaç duymayacağını başından belirtmeliyiz.Zira bir çok siyasal hareket özel bir geçiş aşamasını sırf bu nedeni işin göbeğine koyarak stratejik yanlışlıklar içine düşmektedirler.Bu demokratik bilincin ancak siyasal bir iktidarla edinileceği gibi bir anti Marksist bir yaklaşıma karşılık gelmektedir.Bu durum eylemin kendisini küçümsemek ve yaşamın öğreticiliğini göz önünde tutmamak demektir.Diğer nedenler bugünkü tarihsel koşullarda tamamen geçerliliğini yitirmiş durumdadır.Ülkenin yarı-sömürge yarı feodal olduğu,kapitalizmin yeterince gelişip ilerlemediği,proletaryanın niceliksel varlığının yetersiz olduğu,ittifak edilecek ve edilmesi gereken sınıfların düzenle olan bağları vs. gibi gerekçeler ülkemiz gerçeğiyle hiçbir biçimde örtüşmemektedir.Ülkemizin faşist bir diktatörlükçe yönetildiği ve faşizmden sosyalizme direkt olarak geçilemeyeceği gerçeği de bir safsatadan ibarettir.Zira yukarda da ifade ettiğimiz gibi faşizm de burjuvazinin idare etme biçimlerinden yalnızca bir tanesidir.İktidar yine burjuvazinin ellerinde olduğuna göre kapitalizmden sosyalizme geçişe engel olan her hangi bir şey yoktur.Tek engel proletaryanın bilinç ve örgütlülük düzeyi ve sosyalizmin inşası uğruna verdiği mücadelenin içeriğidir.Bu bilinç ve örgütlülük düzeyini yakalayamamış bir sınıfın demokratik devrimi gerçekleştirme ve önderlik edebilmesi nasıl mümkün olabilir?Asgari bir bilinç ve örgütlülük düzeyini gerektiren bu geçiş aşamasını mutlaklaştırmanın ve varsaymanın aslında sınıfsal olarak burjuva demokrasinin en son sınırlarını zorlayıp proleter demokrasinin sınırlarına ulaşmayacağını ve ulaşamayacağını söylemek kehanet sayılmamalıdır.Keza bu söylem ve stratejik anlayışın kendisi tam da küçük burjuva devrimci demokrasisinin sınırlarına karşılık gelmektedir.Küçük burjuva devrimci demokrasisi gibi bir anlayış ancak bu demokrasi anlayışını mutlaklaştırıp sınıflar üstü kimliğe büründürebilir ve bu anlayışı sınıfın anlayışıymış gibi sunmaya çalışabilir.Öte yandan proleter demokrasi ve sosyalizmden yana olduğunu iddia edenler yani komünist geçinenler işin özüne bu bilinç ve örgütlülük düzeyi meselesini koyarak aslında gerçek kimliklerini gizlemektedirler. Bu anlayışın geçersizliğini yukarda da ifade etmiştik.
Demokrasi,özgürlük , örgütlenme sorunları sınıfın ideolojik mücadele açısından özel olmaya devam ediyor ve devam edecektir.Zira yılladır bu ülkede sınıf adına mücadele ettiğini ifade eden teşkilatların hemen hemen hepsi aynı düşünce ve anlayışla sınıfın lider kadrolarında bile bilişsel ve bilinçsel bir kafa karışıklığı ve dejenerasyon yaratmıştır. Ve yaratmaya devam etmektedir.Bu açılardan bu soruna kısa bir giriş ve tartışma platformu yaratmak ve bunu dillendirmek temel öneme sahip konulardandır.Bu çerçevenin meşhur Troçkizmle hiçbir alakası olmamakla birlikte bu düzeye çekilmeye çalışılacağı kesindir.Bu platform bizim platformumuz değildir.Troçkizm yıllardır bu ülkede öcü olarak görünmüştür.Ve özcesi Stalinizm kadar kirli ve öcü olan bu fikir akımı sırf bu ülkenin uluslar arası öznel durumundan kaynaklı olarak suçlama ve karalama platformuna çevrilmiştir.Oysaki Stalinizmin kendisi ne kadar tehlikeli ve dejenere bir akımsa Troçkizm de o kadar sapma ve dejenere bir akımdır ve öyle olmaya devam edecektir.
Dikkat çekmekte yarar var ki,Stalinist akımların ezici çoğunluğu küçük-burjuva akımlardır ve hala ülkemiz öznel koşullarından kaynaklı olarak bir şekilde taban bulmaktalar ve bulacaklardır.Öte yandan Torçkizm bu ülkede kitlesel bir akım olmayı becerememiş olsa bile bu bulmayacağı anlamına gelmemektedir.Biz komünistlerin görevi her türden anti-marksist akıma karşı tutarlı ve kararlı ideolojik ve teorik mücadeleye ara vermeksizin inşa çalışmalarına devam etmektir.Bir yandan sıcak sınıf savaşının gereklerini yerine getirirken öte yandan eğitim ve aydınlatma çalışmalarına hele ülkemiz özgülünde daha ciddi oranda eğilmek ve hak ettiği değeri vermek özel bir görevdir.bu tam da demokratik bir bilinç ve örgütlenme anlayışı ve mücadelenin kaldıracı olacaktır.Her komünistin bu anlayış ve bilinçle hareket etmesini sağlamak liderliğin en temel görevlerindendir.Öte yandan sınıfın lider kadrolarının sınıfsal mevzi içinde bu küçük burjuva akımlardan koparılması stratejik bir öneme sahip olup ertelenemez ve asla vazgeçilemez bir görev olmaya devam edecektir.Görevden kaçanın boynu altında kalır ve geleceği göremez. Her zamankinden farklı özel mücadele değildir bu durum.Bu taktiksel bir öne çıkarım değil; tam tersine stratejik öneme sahip ve süreklilik arzetmesi gereken bir duruş ve ideolojik bir sergilenmedir.
ÖZGÜRLÜK,DEMOKRASİ VE SOSYALİZM İÇİN MÜCADELE İNSANLIK İDEALLERİ İÇİN VERİLEN MÜCADELENİN TA KENDİSİDİR.Özgür yurttaş ve özgür insan anacak insanlık düzeninde varolacaktır.Kelle koltukta mücadele eden insanlar ne için ve niye mücadele ettiğini bilmek zorundadırlar.Bu yolda mücadele eden herkesin yolu ve alnı açık olsun…..
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 7
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Haydar Canpolat
Cevaplar: 121
kayıt olmuş: 31/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 17:47  
Eşkiya Kardeşim:Demokrasi iyi bir şeymidir diye sormaktaki amacımı anlamış olman gerekirdi.En azından sen ve diger arkadaşların cevap yazarak konuya açıklık getirmeye çalışmanız bu amacı ortaya koyuyordur sanıyorum.Burası bir forum ve burada insanlar çeşitli konularda düşüncelerini yazarak tartıştıkları ölçüde karşılıklı bilgileniyorlardır degilmi.Böyle bir bilgilenme en azından benim demokrasi konusunda bilinç açıklığımı sağlayacaktır.Yani belkide senin dedigin gibi tamda bilmedigim için sormuşumdur.Ayrıca her hangi bir konuda bilenler de,en az bilmeyenler kadar sorma hakkına sahiptirler ve bu yönde bir yasak yada sınırlama,eleştiri yada kınama doğru bir tutum degildir.
Benim bildigimi okuma gibi bir inadımın olmadığını bilmeni isterim.Çünkü ben bilginin önünde egilmenin bir erdem olduğuna inananlardan olmaya çalıştım hep.
Demokrasinin iyimi yada kötümü olduğu:demokrasiden kimin ne anladığına bağlı.Mesela birileri için Dünyanın en ileri demokrasisi olan ABD Irak a demokrasi ve özgürlük götürme adına en katmerli baskıları,zülümleri ve işkenceleri ve yine altı yüz elli bin ıraklıya ölüm götürdü.Ama işte yinede bazı solcu sosyalist aydınımız,sanatçımız,köşe yazarımız ABD nin yanında yer alıp ona destek olmaktan geri durmadı.Daha da kötüsü Kürt ulusal başkaldırısının kimi sözde savunucuları,özgür bir Kürdistanın kurulma işini ABD ve ABD demokrasiisne endeksledi.
İşte demokrasi tamda böyle bir şeydir eşkiya:Kürtler özgür olsun ama gerisinin canı cehenneme demektir.Yani demokrasilerde hep önemli olan sizin özgürlügünüzdür,başkasının nasıl bir diktatörlük altında yaşamak zorunda kaldığı sizi zerrece ilgilendirmemektedir.
Mesela Alman demokrasiisnde Raf liderlerine uygulanan toplu kırımı sosyal demokratların iktidarınde olmuştur.Pes doğrusu yani sosyal demokrat bir iktidardan daha demokrat bir iktidar olabilirmiydi.Öyle bir iktidarda bile haklar ve özgürlükler vede insanların o en temel hakkları olan yaşama hakkı çigneniyorsa ben böyle demokrasiyi neyleyim şimdi.
Çok daha basit bir örnek vereyim istersen:Ankaranın o ünlü işkence merkezinin yani DAL ın kurucusu kimdir dersin?..Cevap vereyim istersen Hasan Fehmi Güneş..ki her seçimde nice solcu ve sosyalistin oyunu alır bu baş işkenceci.Ve hala bir yandan, her gün TV kanallarında hem DAL ın kurulması ve böylece 12 eylülün başarılarının alt yapısının kendi dönemlerinde hazırlandığını ve hemde demokratik hak ve özgürlüklerin en yaman savunucusunun kendileri olduğunu iddia eder.İşte demokrasi böyle bir şeydir.
Yani yalan aldatmaca ve iki yüzlülük:Ve bütün bu yalan ve aldatmacalar ve ikiyüzlülük sadece ve sadece burjuvaziye has bir şeydir.
Bu örnekler hem dünya ölçeginde hemde bu coğrafyada bir hayli çoktur.Ama yazmanın yeri degildir.
Ben sadece son bir kaç on yıldır hemen herkesin(özelikle devrim ve sıosyalizm mücadelsinde yorgun düşüp havlu atanların gözümüzün içine baka baka,dün savunduklarından ricat edip bize burjuvazinin demokrasi yalanını sol sosyalist bir dille yutturmaya çalışanlara ve bu yutturmacaya kananlara dikkat çekmek istedim.Hepsi ama hepsi bu kadar.
Bu arada Ali Rıza ve Sendiren arkadaşların yazdıklarını önemsiyorum.Gerçi Sendiren arkadaşın yaklaşımında kendimce doğru bulmadığım yanlar var:özellikle demokrasi mücadelesinin proleterya açısından amacı ve işlevi başta olmak üzere,geçiş süreci teorisi yani aşamalı devrim teorisi veStalinizm konusunda farklı düşünüyorum ama bu konudaki düşüncemi şimdilik kaydıyla yazmayacağım belki ilerde yazarak kendisiyle ortak bir bilgilenmeyi sağlamış oluruz.
Bu arada bir anekdot anlatarak demokrasinin ne olduğuna katkıda bulunmuş olayım diyorum.
Sanırım 1977 seçimleri olacak:o zamanın en hızlı demokrasi savaşçısı olan Kraoğlan-Ecevit,Afyonun bir kasabasında seçim gezisindedir.Kendisine bir kahvede Masanın üzerine konulmuş sandalyeye çıkıp konuşması önerilir.Ecevit te denileni yapar ve çıkar sandalyenin üzerine ateşli bir konuşmasına başlar.Kalabalık oldukça harertli bir şekilde alkışlamaktadır Ecevit i.Ama yaşlı bir köylü nedense hiç alkışlamaz ve sadece dinlemekle yetinir.Bunu gören gezetecinin biri yaşlı köylüye yaklaşır ve sorar:<amca sen neden alkışlamıyorsun Karaoğlanı,yoksa dediklerine katılmıyormusun yada inanmıyormusun Karaoğlana.Bak ne güzel işte toprak işleyenin,su kullananın diyor,toprak reformu yapacağız diyor,bu düzen degişecektir,bu düzeni degiştirecegiz diyor>
Bunun üzerine o yaşlı köylü gazeteciye dönerek aynen şöyle der:bak oğul sen daha gençsin tamda bu yalanlara kanacak çağdasın belki.Ama ben yetmiş yaşındayım öyle kolay aldanmam.Ben ne düzenlerin degiştigini gördüm bu yaşa kadar ama bir tek düzülen aynı kaldı ve hiç degişmedi.
Evet galiba demokrasiler düzülenlerin hiç degişmeyecegi rejimlerin adıdır.(herkesten böyle bir dil kullandığım için özür)


____________________
Haydar Canpolat
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 8
Nu Üye
Nu Üye

GolaCeto
Cevaplar: 8
kayıt olmuş: 5/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 18:10  
Ne böyle bir dil kullan ne de özür dile!!!


____________________
ACİL!!!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 9
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 19:00  
Le sendemi BurituS!?

Sendemni Demokrasi du$manisin?

kenan Everende Demokrasiyi askiya aldi iyi i$lemiyor diye..

:cool:


[tarihinde düzeltildi 16/10/2006 Saat 01:07 Yazar KULVIK]



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 10
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Haydar Canpolat
Cevaplar: 121
kayıt olmuş: 31/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 19:00  
Yoka aslında Kenan Evren tamda benim anlattığım gibi yani burjuvazi emekçi sınıfları yönetmekte manevrasız kaldımı kendi demokrasilerinin bile canına okuyabilyorlar gerçegine uygun düşecek bir darbe yaptı.Ama işte dedigim gibi burjuvazi öylesine yüzsüski,darbe yapıp varolan nispi demokratik hakları rafa kaldırır yada zorla geri alırken bile sözümona demokrasiyi yeniden(onalrın deyimiyle)tesis ettigi yalanına sarılıyordur.
Yani Sevgili KULVİK kardeşim Kenan Evren ile benim demokrasi konusundaki düşüncelerim arasında bayağı bir fark fardır:o aslında <DEMOKRASİ GİYSİSİ BU HALKA BOL GELİYORDUR> diyerek demokrasiyi rafa kaldıryordur bense onun ve efendilerinin bu yaptıklarının tarihteki örneklerine bakarak DEMOKRASİ EMEKÇİ SINIFLAR AÇISINDAN SADECE BİR YALAN VE AVUTMACADIR diyorum.Yani o gerçekte demokrasinin ve dolaysıyla emekçilerin düşmanıdır bense emekçilere tarihsel bir gerçegi kendi dilimin ve bilincimin ölçülerinde anlatmaya çalışıyorum.
Eger hatırlıyor yada okuduysan bir yerlerde 12 mart darbesini yapan generallerde aynen şöyle demişlerdi:<sosyal uyanış ekonomik gelişmelerin öüne geçmiştir,dolaysıyla siyasi iktidar bir an önce gerekli reformları yapmalıdır,eger yapmazsa iktidara el koyuyoruz>Ve hatta böyle dedikleri için o günkü sol ve sosyalist hareketin bir kısmının destegini bile almışlardı,yani her zaman olduğu gibi onları bir güzel kandırmışlardı.
Ve dediklerini yapan genareller,o günkü siyasi iktidarı bir muhtıra ile alaşağı etmiş ve kurdurdukları kabineyede reformları yapsın diye Dünya Bnakası uzmanlarından Atilla Karaosmanoğlunu bakan olarak atamışlardı.Ama ne yazıkki okonomik reformlar yerine o ünlü<Balyoz hareketi>hareketini başlatarak varolan nispi demokratik hak ve özgürlükleri bir bir rafa kaldırmış ve yerine gerici-faşist yasaları uygulamaya koymuşlardı.Yani aydınların,sanatçıların,devrimci gençlerin,işçi ve emekçilerin ve elbetteki Kürtlerin bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm mücadelesini,işkencelerden,hapishanelerden ve katliamlardan geçirmişlerdi.
İşte ben bunun altını çizmeye çalıştım,yoksa gerçek demokrasinin yani sosyalist demokrasinin düşmanı degil tam tersine savunucusuyum.Ve savunucusu olduğum içinde hiç degilse burada, bu forumda kendi düşüncelerimi siz dostlarla paylaşarak demokrasi nedir,ne degildir sorusuna cevap veriyorum.Elbetteki düşüncelerimin yanlışlığı yada doğruluğunun ölçüsü sizin düşüncelerinizin benimkilerle çatıştığı bir tartışma sonunda ortaya çıkacaktır.
Yani ben birazda son günlerde hemen herkes tarafından savunulmaya başlanan şu demokrasi fikrinin bizleri özgür ve eşit bireyler olarak yaşayacağımız koşullara götürecegi yalanına inanmadığımı,bunu her defasında kandığımız bir kandırmaca olduğunu hazmedemiyorumdur belki.
Nasıl hazmedeyimki:herkes ama herkes demokrasi savunucusu kesildi,en gerici ve faşist siyasetçilere bile bir umut olarak bakılır oldu.Mesela şu Mehmet Ağar ın bir kısım Kürt ve Türk solcuları tarafından en büyük demokrat ilan edilmesi ve hatta PKK nın ateşkesine denk düşen en tutarlı açıklamayı Mehmet Ağar ın yaptığının ileri sürülmesi buna örnek olabilir.Hani geçmişte de Aziz Nesin Demirel i en büyük demokrat ilan etmesi ve hatat bir darbe daha görürse komünist olur dedigi gibi.
Mesela Yalçın Kçük ün <Apoizm çağımızın Marxizmidir söylemininden 28 şubatın balans ayarıı kaldıramayıp aniden düşüncelerinden tornistan edip Kemalizm ve orduyu ilerici ve devrimci ilan ederek ve hatta Kürt ulusal mücadelesini neredeyse bu çevrelerin demokratik atılımlarına endeksleyerek hidayete erdigini hazmedemiyorum.
Gazeteleri açın bakın ne kadar eski yeni solcu ve sosyalist varsa umutlarını parlementer bir mücadeleye bağladığını ve gruplar halinde SHP ye iltihak ettiklerini ilan eden çağrılarını görürsünüz.
DİSK in ve bir kısım aydınınn yeni parti girişimleri de buna güzel bir örnektir.Yani işçi sınıfının sendikal mücadelesinde ipleri elinde tutanlar yani sözümona sınıfın öncüleri,sınıf mücadelesini ;kendilerinin seçilip parlementoya girmesi olarak bize yutturmuyorlarmı.Abdullah Baştürk,Cevdet Selvi,Rıdvan Budak mensubu ve önderi oldukları sınıf için ne yaptılar parlementoda acaba?...kaç iş ve çalışma yasasını işçiler lehine düzenleyip op parlementodan geçirdiler?...sayısal çoğunlukları hemen hemen yeterli ve yine partileri iktidar,kendileri bakan iktidar oldukları halde.koca bir hiç.Bu demokrasi savunucuları sadece ve sadece burjuvazinin o en eski demokrasi şarkısını bujuvaziyle ortak bir koro halinde işçilerin gözünün içine baka baka söylediler okadar.Ve birde kendileri ve yakınları için birkaç ihale aldılar,hepsi hepsi bu kadar.
Demek ki istemek başka yapmak başka şeydir...ve herkes her şeyi yapacak cesaret ve güce ve de samimiyete sahip degildir.Helede yapma işi ve eyleminin sonunda kaybedecekleri bir şeyler varsa.
Tarih neden hep tekerrür etsinki?...ne hikmetse en keskin solcu yada sosyalist bile seçilip parlementoya girdimi degişiveriyor hemencecik.Uysal ve itatakar bir seçilmiş oluyor.Yoksa parlemento dedikleri şu araç sadece insanların düşünce ve eylemini igdiş eden bir araçmı sadece.
Demokrasi konusunda yazacak olumsuz çok örnek var bu ülkede.Helde günümüzde yaşananlar.
Kimbilir belki<demokrasi aslında iyi bir şeydir ama işte bu topraklşarda uygulanma koşulları yoktur,o koşullar geldiginde elbette bizde demokrasinin nimetlerinden faydalanacağız,mesela şu AB ye girdigimizde>diyenlerde vardır.Degilmiki her demokrasi talebi,tıpkı sağ ve sol siyasetçi devlet adamı tarafından<hem zamanı ve hemde türkiyenin toplumsal yapısı buna müsait degil> diyerek,sözümona demokrasiyi erteliyorlardır.
Ben iyi bir şeynmidir diye sordum ve iyi olmadığına çünkü bin yılların yalanı olduğu düşüncemi sizinle paylaşmak istedim,hepsi hepsi bu kadar sevgili KULVİK.
İnanki Her ülkenin emekçisi kendi ülkesinin demokrasiisnden epeyce çekiyordur.Ve mekçiler o demokrasilerde mutlu degillerdir.Öyle olsaydı sınıf mücadelelri biterdi.Öyle ya devlet ve demokrasi burjuvaların iddia ettigi gibi sınıflar üstüydü ve her kesime eşit uzaklıktaydı,yani hakemdi.Hadi bizi boşver diyelimki bizde yok ve hiç bir zamn da olmadı,ama hiçmi layıkıyla hakemlik yapan,yani adaletli olan hakem yok şu yeryüzünde.
Yunanlı işçiye sorsan,kendi hakemini rededer ve adaletsiz olduğunu söyler.Fransız işçiside,Alman işçiside eminimki öyledir.Hadi diyelim bütün oralarda kısmen iş güvencesinden ötürü işçiler pek çizmeyi aşmak istemiyor,ama oradaki yarınsızların mücadelesinin sebebi ne peki,bu adaletsiz hakenmlerin uygulamaları degilmi.Daha dün tüm Fransa yaklanmamışmıydı.
işte ben buna dikkat çekmek istedim dostum.
Öyle çok fazla teorik bir dile gerek yok,sanırım eskilerin deyimiyle<meramımı>anlatmak istedim dilimin döndügünce.Beni anlayanlarda olacaktır elbet anlamayanlarda.Hani ne bileyim bilenler öyle diyorlar yaı:<demokrasi farklılıkların barış içinde bir arada hayat bulduğu en güzel bir rejimdir>beni ve düşüncelerimide bir anlamda farklılığınız sayın.Geçi ben bu yaşa kadar farklıların barış içinde bir arada yaşadığına tanık olmadım ya hadi neyse.


____________________
Haydar Canpolat
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 11
Site kurucusu
Tecrübeli Üye

pertekli
Cevaplar: 153
kayıt olmuş: 22/10/2004
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 19:07  
golaceto insalarin nasil dil kullanacaklarina senmi karar verecen yazacaksan yaz fikrini bilelim ama iki kelime yazip insanlara dil dersi verme lütfen


____________________
Savasan Kaybedebilir!Ama Savasmayan Zaten Kaybetmistir.
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 12
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 20:30  

SEVGILI HAYDAR CANPOLAT,

Belirli bir onermeden yada dogrudan hareketle kendimizi hakli cikarmaya calismak bence kendimizi kandirmaktan oteye bir amaca hizmet etmez. Gercekler , gercegi telaffuz edenin monopolisinde degillerdir ki gercek yani realite relatif bir kavramdir.
Bunun yanisira du$man ilan ettikleriniz zumrenin yada tarafin haksiz, bagnaz ve barbar olu$uda sizleri hic bir zaman hakli cikarmaz. Yani kenan pa$anin demokrasiyi keyfi olarak askiya almasi ve Picassoya dil uzatmasi, gencleri kurulu duzeni yikmaya cali$maktan yargilayip beslemeyip asmasi ( ki kurulu duzeni bizzat kendisi yikmi$tir ki buda sizi hakli cikarmiyor sevgili haydar) ne seni nede sanat cevrelerini hakli cikarmaz. sadece ve sadece kenan Evren mentalitesi hakkinda bizlere yani akli ba$inda insanlara bazi kani ve veriler vermesinden de oteye gitmez. yani Kenan Pa$a fa$izmi , komunizm rejiminin iyi olduguna, yada muhalefetinin hakliligini ispatlamaz. Sosyal bilimlerde bu boyledir, hukuk ta da bu boyledir.
Ki sayin haydar Canpolat arkada$ bu kolomdaki yazilarinizdan birinde Kizil Tugaylar fraksiyonuna Boga yilanlari ile falan filan yapildigini ho$ bi dille yazmi$siniz. Duygularimizi somurerek manupulasyon yapmaya cali$maniz yeni bir $ey deildir bu parlayan gune$ altindaki yeryuzunde.. Dolayisi ile burada Kizil Tugaylarin i$kence gordugu Italyan demokrasisini bir guzelim "neresi iYI BUNUN"diye ustelemi$sin.
Peki Haydarcigim Kizil Tugaylar orgutunun bir NATO men$eili, GLADIO yapimi olduguna ne diyeceksiniz.? Yada Yunanistandaki bazi orgutlerinde bizzat NATO tarafindan kuruldugu yonlendirildigini artik kargalar da biliyor?
Fakat Turkiyede NaTO yani GLADIO orgutu tarafindan kurulan yonlendirilen SOL orgutler hala aydinliga kavu$turuilmadi> Fakat bunlarin varligindan $uphe duyulmuyor. Ki 12 Eylule yani Anayasanin katila$tirilmasinda, darbenin yapilmasinda ki SOL orgutlerin rolu neydi?
SOL ORGUTler fasizmin kurumsalla$masini darbe yapmasina alet olmadilarmi yada zemini hazirlamadilarmi?
Sen sadece cezaevinde siradan mahkumlarin i$kence yemelerini projektor altina alip geceler $arkilar ve mar$lar duzenlersen, bildiriler dagitip sana bicilen rolu oynarsan gercegi iskalami$, sana oynatilan oyunu anlayamadan basarili bir $ekilde oynami$ olursun. Belki biraz sivri ve dokundurucu oldu ama olsun benim yazi tarzim bu..
Kaldiki burada olen insanlarin anilarini kullanip duygu somurusu yapmayalim. O insanlar iyi insanlardi, fakat... FAKAT....

MEhmet Agardan, Sulu Suleymana oradan Yalcin Kucuk hazretlerine oradanda Ba$kana giden yolda sen kilometre ta$larini saya saya ormanda koordinasyonunu kaybedip agaclardan ormani gorememektesin sevgili Haydar Canpolat. BENCE SEN BIRAZDA ISTIHBARAT ROMANLARI OKUSAN, SIYASAL HAREKETLERI YONLENDIRMEYE CALI$AN TOPLUM MUHENDISLERININ SOYLEDIKLERINDEN DEILDE YAPTIKLARINDAN DERS CIKARMAYA CALI$SAN, cok $eyi belkide bazi $eyleri gormeye muktedir olursun kanisindayim sevgili haydar canpolat.

Ve daha sonra yazini getirip bir Nil nehrinin Akdenize baglanmasi misali "Hadi bizi boşver diyelimki bizde yok ve hiç bir zamn da olmadı,ama hiçmi layıkıyla hakemlik yapan,yani adaletli olan hakem yok şu yeryüzünde."? diye sorup bize DERSIMIZI yani masaldan cikarmamiz morali bir moralist olarak altin tabakta sunmu$sun. Cok cok saol haydar Canpolat, cok birikimlisin.
Sana bir koylu kurnazi mantigi ile sorsam "Peki bu yeryuizunde olan ve hukumsuren sosyalist ve komunist rejimleri" de hesaba koydunmu sayin haydar canpolat?
yani Leninin, Stalinin, Maonun ve bilmem hangi marksist Peygamberin rejimini hic telaffuz etmemi$sin?
Sahiden onlar ba$ka bir galaksiyemi aitler?
Dokunulmazliklari, tarti$ilmazsizliklarimi var?

En cok tuhaf olan $ey hala gunumuzde oluleri konu$turarak, yani rahmetli Marks Lenin ve Stalini bize rakip olarak konu$turmandir.
Onlar antik cagin insanlari haydar canpolat.

Haydar Canpolat ne du$unuyor acaba?

$imdilik bu kadar , devam ederiz...



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 13
Nu Üye
Nu Üye

GolaCeto
Cevaplar: 8
kayıt olmuş: 5/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 23:23  
Pertekli arkadaşım,
Demişsin ki: "golaceto insalarin nasil dil kullanacaklarina senmi karar verecen yazacaksan yaz fikrini bilelim ama iki kelime yazip insanlara dil dersi verme lütfen"

Öncelikle "yazacaksan yaz"a yönelik beklentilerini karşılayamayacağım için üzgünüm. Sebebini sormak istersen bireysel bir konu olduğu için bana ulaşırsan seninle paylaşabilirim.

İnsanların kullandıkları dile gelince...
Evet bireyler "meramlarını" anlatırken istedikleri "dili" kullanmakta "son derece" özgürlerdir. Ancak "birey"lere ait olmayan toplumsal ve bilimsel bir dünya görüşüde, aynı biçimde, kendisine has olan terminolojiyi "kişiselleştirmeye" çalışanlara karşı kendini savunmakta özgürdür! Bu özgürlüğünün güvencesini pratikte sağlayacak olan ise, o toplumsal ve bilimsel dünya görüşünün "bireysel" olmayan sahiplenicileridir.
Ve bu toplumsal ve bilimsel dünya görüşünün terminolojisinde ezenler-ezilenler, sömürenler-sömürülenler vb. kavramlar bilimsel olarak yer bulurlar... Sokak argosu ve lümpenlik "kültürü"nün bir uzantısı olan ""düzenler-düzülenler" gibi "kişisel meram" zırvalarının, bahsettiğimiz toplumsal ve bilimsel dünya görüşü içerisinde yeri yoktur ve bugüne kadarda olmamıştır...
Sanırım bu yanıt aynı zamanda "bir kimsenin nasıl bir dil kullanacağına kimin karar verdiği"ne dair sorduğunuz soruya bir cevap olabilmiştir...
Söylediklerim kişisel bir "ders verme" değil, toplumsal bir "hatırlarma"dır!


[tarihinde düzeltildi 20/10/2006 Saat 18:27 Yazar GolaCeto]



____________________
ACİL!!!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 14
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 17/10/2006 Saat 11:03  
Demokrasi ve Ozgurluk.

Mesele "iyi" bir amacin vaye "kotu"bir amacin kolesi olmamiz gerekliligi degildir.

Mesele diktatorlugun '" iyi" bir cete veya 'kotu" bir cete tarafindan yonetilmesi gerekliligi de degildir.

Mesele $udur; "Diktatorluk mu , yoksa Ozgurluk mu"? sorusu meselesidir.



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 15
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

tutkigecedir
Cevaplar: 222
kayıt olmuş: 30/12/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 17/10/2006 Saat 13:00  
demokrasi burjuvazinin elinde..anatemasını herarkadaş aynı frekanstan yakaladı sanıyoruz..demokrasi bi amaç deil bi araç olduu sonucunada ulaşıldı sanıyoruz..ozaman tek sııntı yarın akşam ne pişirilecek arkadaşlar bu bence daha büyük bi sorun...devam ederiz..


____________________
i?te geldik gidiyoruz bilinmez bi diyara...eskiden karpuzduk ?imdi d?nd?k bi h?yara...
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 16
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/10/2006 Saat 12:32  
Sevgili golacetu, sores62, sendiren, ali riza ve Haydar Canpolat kamaradlara, :cool:


DEMOKRASI ILE BIR TOTALITER REJIM ( DIKTATORLUK) OLAN KOMUNIZM ARASINDAKI FARK.

Demokraside "hayir"deme hakkiniz vardir.
Demokrasilerde yonetenleri secme hakkiniz vardir.

Totaliter rejimlerde ise diktatoryanin topluma dayattigi tekparti hegomonyasi vardir. komunizm, corporatizm ve fa$izm bunun tipik bir ornekleridir.
Mesele Irakta BAAS partisinin rakipsiz girdigi secimlerden (?) % 100'e yakin oy toplamasi , yada Kenan pa$aninda ayni yontemle % 100 'e yakin bir oy toplamsi birer KORKU YONETIMI olan totaliter diktatoryalarin gostermelik secimlerine (demokrasilerine) iyi bir ornektir.

Iktidarin komunizm gibi totaliter bir korku rejimi cetesi tarafindan yonetildiginde "iyi", Fa$ist MHP liler tarafindan yonetildigi zaman "kotu"diye sifatlandirmak bir "ikiyuzluluk"tur. Cunku herikiside birer totaliyer diktotaryadirlar.
Diktatoryanin iyisi veya kotusu olmaz!
Diktatorya ya iyidir ya kotudur.
BENCE kotudur.
Yani Ploleterya diktatorlugu "iyidir, fa$ist diktatorluk "kotudur"fikri bir madalyonun iki yuzudur. Yani Stalin kotudur, Mussolini iyidir fikri ozunda pek farklilik te$kil etmez. Sadece ve sadece bir ceteyi iyi , obur iktidar cetesini kotuleme yanilgisindan ba$ka bir $ey degildir.
Her ikisi totaliter bir diktatoryadir.

Demokrasilerin bunlardan farkliligi "ïnsan haklarini, hukuk devletini" temel ilke olarak benimsemi$ olmalaridir.

Bu acidan Demokrasi ya vardir, yada yoktur.

Mesela Turkiyede demokrasi yoktur.
Cunku Turkiyede parlamento ustu Generallerden olu$an bir kurum olan MGK vardir.
Turkiyedeki rejimin adi "militarist totaliter diktatorya"dir

Bu acidan Turkiyedeki militarist rejim "kotu"dur, Stalinist militarist dikta "iyi"dir demek ikiyuzluluktur

:cool:


[tarihinde düzeltildi 18/10/2006 Saat 13:01 Yazar KULVIK]



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 17
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

facia62
Cevaplar: 103
kayıt olmuş: 11/3/2005
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 18/10/2006 Saat 13:02  
KULVIK dostum sen kavramların açıklamasını yapmışsın ama bu kavramların kullanımını malesef farklı anlamış ve yorumlamışsın...
kavram olarak diktatörlük belli bir kesim üzerinde egemenlik kurmaktır. burada haklısın ama kim neyin üzerinde egemenliğini kurmaya çalışıyor??

demokrasi sınıflı toplumlarda egemen sınıf tarafından yürütülen bir diktatörlük biçimidir...
yani aslında demokrasi sadece belli bir kesimin elinde olan sınıf demokrasisi karakterini taşımaktadır...
şuanki burjuvazinin egemen olduğu iktidarın biçimi nasıldır???
demokrasiyi ancak bir noktaya kadar ister. bir anayasa yapar bir parlemento kurar farklı temsili kurumlar meyadana getirir genel oyu ve politik bir kaç özgürlüğü kabul eder ki buda halkın baskısıyla ortaya çıkmıştır fakat bu kurumlardan halk kitlelerinin yararlanmasını kısıtlar ve emekçi halkın bu kurumlarda politika siyaset yapmasının önüne geçerek buraları felce uğratarak yalnızca kendi öngördüğü gibi kullanır...

fakat sosyalist demokrasilerde bu böyle değildir...
ekonomik bakımdan üretim araçlarının sosyal mülkiyeti esasına bağlı bir yönetim anlayışıdır sosyalist demokrasi...yani üretim araçlarının kullanımı burjuvazinin elinden zorla alınmış halkın kullanımına sunulmuştur...buradaki diktatörlük burjuva sınıfına uygulanmıştır...sosyalist demokrasi emekçi ve ezilen halkın en doğru demokrasisidir...
sosyalist demokrasisinde cinsiyet ırk milliyet gözetmeksizin herkes ekonomik politik ve kültürel haklardan faydalanır.sosyalist demokrasisinde vatandaşların haklarını maddi güvencelerle sağlama alır...mesela burjuva demokrasilerindeki gibi çalışma hakkı laf olsun torba dolsun diye değil işsizliğin ve sömürünün ortadan kalkması ve toplumlarda üretimsizliğin yada yanlış üretimin önüne geçmeyi amaçlamaktadır...

herkese iyi çalışmalar

facia


____________________
Genclik Gelecek,Gelecek Sosyalizm...
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 18
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 19/10/2006 Saat 09:34  
Sayin facia(38+30-6=),
demokrasiyi elinin tersi ile $oyle bir geri tepmi$sin, kotudur diye. gerekclendirmene argumanina baktigimizda $oyle buyurmu$sunuz
; "demokrasi sınıflı toplumlarda egemen sınıf tarafından yürütülen bir diktatörlük biçimidir...
yani aslında demokrasi sadece belli bir kesimin elinde olan sınıf demokrasisi karakterini taşımaktadır..."

Doilayisi ile anladigim kadari ile bir diktatorluk bicimi olarak gordugun demokrasiyi $eytani ilan etmi$sin "yaramaz" demi$sin dostum. Ustune demokrasi egemen bir kesmin diger bir sinifi baski altinda tutan bir araci olarak da nitelemi$sin.
Sanki bra sen bana komunizmi tarif ediyorsun. senin bu baki$ acina, mentalitene bakarsak, senin komunizmi redettigini, komunizm alehtari oldugunu sanacagiz.
Bence dostum sen sapla samani karistirip durmu$sun. Bir $eylere hayir derken bazi facialarin ve felaketlerin kucagina atilip alternatif aradigini biz buradan aciklikla gormekteyiz.

Daha sonra birden cok buyuk bir sicrayi$ yaparak cozumu "sosyalist demokrasi"de ke$fetmi$sin. Bu senin $ahsi goru$un deildir. Bu Marksistl;erin leninistlerin terminolojisine ait ici bo$ bir kavramdir. Cunku nihai amac sosyalist demokrasi degildir. Demokrasi sizde bir aldatmaca aracidir. Once Sosyalist demokrasiye, sonra sosyalizme ve nihayetinde komunizm duragina varacaginizi ongeren ideolojinin urettigi gozboyama safsatasidir.
Komunizmin demokrasi ile bagda$acak bir yani yoktur. Buna ancak senin gibi kendini bir ideolojiye kaptiran kafatarzi sahipleri inanirlar. Inanirlar diyoruim, cunku sizler bir inanc sahibisiniz. Kitabiniz, peygamberleriniz var bra.
Ozumsemedigin demokrasiyi ali cengiz oyunlari icin kullanmana belki bazi saflar inanabilirler. Inananlar da 50 70 sene icerisinde kurduklari duzene son vererek bir faciadan kurtulduklarina tarih kac kez $ahid olmu$tur facia dostum?

Iyi cali$malar, devam ederiz.



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 19
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

facia62
Cevaplar: 103
kayıt olmuş: 11/3/2005
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 19/10/2006 Saat 18:44  
KULVIK benim açıklamalarımda demokrasi şeytani ve yaramaz bir sonuç çıkmışsa demekki sana bazı şeyleri kavratmışımdır ve buna sevindim...
sana demokrasinin ne olduğunu açıkladım yani demokrasi sınıflı tolumlarda nasıl uygulanır ve sınıfların ortadan kalktığı ( elbette sınıfların tam olarak ortadan kalkmadığı bir toplumdan bahsediyoruz çünkü kapitalist toplumda bile hala feodal anlamda ilişkilerin tam olarak ortadan kalkamadığını biliyoruz) bir ortamda nasıl uygulanır onu anlatmaya çalıştım...
burjuvazi şuanki kapitalist sistemde bir diğer anlamda sınıflı toplumlarda egemen sınıfın tarafından yürütülen bir diktatörlük biçimidir...diktatörlük egemen sınıfın elinde ve kime karşı diktatörlük yapıldığı önemlidir...

bugün burjuvazi işçi emekçi ve ezilen halk üzerindeki baskısını zaman zaman faşizmle zaman zaman belli sadece kendi sınırlarını çizdiği demokrasi adını verdiği ( bu resmen aldatmacadır) yönetim biçimleri ile yönetmeye çalışırlar ve bunda da başarılı olduklarıda ortadadır...

şuanki demokrasi yani burjuva demokrasisinde bulunan ve senin savunduğun parlementoda nekadar işçi ve emekçi sınıfların ezilen halkların çıkarları savunuluyor???
çıkartılan yasalar özelleştirme yasaları insan hakları için ve sözde demokratik haklar yasaları ve bir çok çıkarılan kanunlardan hangileri bu halkın yararınadır????

gerçek demokrasi ve özgürlük ancak ve ancak sınıfsız toplum olan komünizmde tam olarak yaşanabilir...çünkü senin içi boş dediğin bu düzen yani komünist düzende üretim araçları üretim alanları sadece belli bir kesimin elinde olmayacak yönetim halkınsa demokrasi ve özgürlüklerde halkların olacaktır...

herkese iyi çalışmalar

facia


____________________
Genclik Gelecek,Gelecek Sosyalizm...
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 20
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 10:04  
Sayin facia,

Sizin ile "evet - hayir" oyununu oynamanin bir yararini gormedigim icin kisa yazmaya cali$acagim. Siz bildik ezbere tekerlemenizi her mevzuya bir bilimsel saptama veya ilahi kanun olarak getirip taraftari oldugunuz ideolojinin hakliligini, guzelliligini ve kutsalliginin bir argumani olarak sunmaniz sadece size has bir husus degildir sevgili facia.

Yani ben sizin ezbere tekerlemenize "hayir o bir ideolojidir hatta ayettir" dememe sen ve senin gibi extreem sol fundementalistlerin "evet bu ku$ku goturmez bilimsel dogrudur, en iyi yonetim bicimidir" diye her defasinda instictif bir reaksiyon gostermenize bir turlu ali$amadim gitti. Bu insani yormanin otesinde, insan aklinin ve mantiginin bir bambu agaci gibi flexibel olduguna olan guvenimi zedeliyor.

Yaw dostium sen bu ilahlara ait ayetlerin dogrulugunu hangi tabiat kanunlarinin dogruladigini belirtebilirmisin?
Bunun neresi bilim?
Bu ideoloji nerede hangi toplumu refaha mutluluga goturmu$?
Nasil goturmu$?
Dogrulugu ve uygunlugu test edilmeden, ara$tirilmadan hic bir $eyin dogrulugu veya yanli$ligi iddia edilemez sosyoloji alaninda.
Savundugun ideolojinin toplumlara hicbi$ey vermedigi ve hatta cok cok $ey kaybettirdigini bu maceraya suruklenen, bu seruveni ya$ayan toplumlar tarihe not du$erek acik acik belirtmi$lerdir insanligin yakin tarihinde.
Derler ya "Ya$ayan bilir".

Yada derler ya "karde$im sen hic Canakkale'ye Diyarbekir'e gittinmi"?..

Biliyorum sen gene "HAYIR" diyeceksin instictif bir reaksiyon ile..
:cool:

Ben aslinda yazilarimi buyuk Teorisyen arkada$lar Golacetu, aliriza bey, sores62, sendiren e Haydar Canpolat
ustad;ara yonelik yazmi$tim.

Bu ustalar cok mu "birikimsizler" seni cepheye suruyorlar facia dost?
:cool:
:thumbdown:



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 21
Nu Üye
Nu Üye

GolaCeto
Cevaplar: 8
kayıt olmuş: 5/5/2005
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 18:07  
"Kulvik"!
Site de bir konu hakkında forum açıldı!
Kişisel görüşünü bildirdin!
Tıpkı senin gibi diğer arkadaşlar da görüşlerini bildirdi!
Katılırsın veya katılmazsın!
İnsanlar ile dalga geçmeye hakkın yok!
Ukalalık yapmanın alemi yok!
Hiç mi insanlıktan nasiplenmedin sen!
Terbiyesizleşme!
Yaşam sadece internetten ibaret değil!
Adımı anma!

Sen herşeyi biliyorsun!
"Sen yolunda yürü bırak başkaları ne derse desin"...

Not: Ben çok "demokrat" değilimdir haberin olsun!


[tarihinde düzeltildi 20/10/2006 Saat 18:15 Yazar GolaCeto]



____________________
ACİL!!!
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 22
Rind Üye
Rind Üye

KULVIK
Cevaplar: 42
kayıt olmuş: 8/9/2006
Durum: Çevrimdışı
red_folder.gif Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 19:15  
Ero Golacetu to mara bijero ha!

Ez tora savaj !?..

O namewo delali kerdo xora, iso vano cor haq esto..

Vaze toa to haqra , Golacetura tersena?!

O mordemeko herdisen Haqe tiyo..
Ca zuru kena!

Golacetu zonena zare to cutiryo.

Tija Olira bivine !
Ez tora savaj!?



____________________
..
Profiline gir Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 23
Nu Üye
Nu Üye

CeM_Munzur
Cevaplar: 3
kayıt olmuş: 20/10/2006
Durum: Çevrimdışı
Cinsiyet: Bay
posticons/attention.gif Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 20:08  
Arkadaslar Demokrasi diyince gulmem gelıyo Turkıyede demokrası denen bırsey yok. Henuz o anlayısa gelmemıs halkımız. Henuz Dusunce ozgurlugumuz bıle yok. Cevremızde goruyoruzkı Kendı dusuncelerını Acıkalyan topraklarımız Vatandaslarımız hepsı surgun hepsı daragacında.


____________________
ADMİN
Profiline gir Web siteyi ziyaret et Bu üyenin tüm mesajlarını göster Cevap 24
« Ön  Diğer »   Sayfa 1 kimden 2   «  1  2  »     print
Yukarı git


mxBoard, © 2006 by pragmaMx.org, based on eBoard, XMB and XForum

0,398 saniye - 52 queries