Tecrübeli Üye   Cevaplar: 121 kayıt olmuş: 31/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 12/10/2006 Saat 11:10 |
|
|
Demokrasi:istediginizi söylediginiz,ama söyleneni yaptığınız rejimin
adıdır.(Gerald Barry)
---------------------------------------------------------------------------
-----------------------------
İnsan doğal ama aynı zamanda toplumsal bir varlıktır.Başka bir
söylemle,üzerinde yaşadığı doğanın bir parçası olduğu ama başkalarıyla
birlikte ve bir arada,yani topluluklar halinde ve topluluğun bir üyesi
olarak yaşadığı içindirki hem doğal vbe hemde toplumsal bir varlıktır.
Yani nsan:emegi ve yetenegi bakımındani diger varlıklardan farklı bir
konuma sahiptir ama tıplı diger varlıklar gibi doğal hayatın bir parçası ve
doğaya bağlı olarak yaşamak zorundadır.Bu yüzden digerleri gibi doğal bir
varlıktır.Ama onun bu emegi ve yetenegi tek başına yaşaması için yeterli
olmadığı,yaşamsal gereksinimlerini üretebilmek için başkasının emegi ve
yetenegine ihtiyaç duyduğu ve yine güvenlik ve başka bazı nedenlerden ötürü
başkalarıyla birlikte yani toplululklar halinde yaşamak zorunda olduğu
içindirki de toplumsal bir varlıktır.
İnsanlar birlikte ve bir arada yani topluluklar halinde yaşamaya
başladıkları koşullarda,topluluk üyeleriniden birini digerine karşı
koruyacak,topluluğun ortak sorunlarını çözüme kavuşturacak bir yönetime
yani düzene ihtiyaç duymuşlardır.Bu ihtiyaç toplumsal yaşamın bir geregi
yada zorunluluğu olarak ortaya çıkmıştır.Çünkü ancak böyle bir yönetim yada
düzen tplumsal yaşamın devamlılığını sağlayacaktı.
Başlangıçta yani ilkel toplulukta bu yönetim yada düzen eşitlik ve
özgürlüge dayalıdır.Yani topluluğun üyesi olan insan,bir diger üyeyle eşit
haklara sahiptir,o bir digeriyle eşit olduğu ölçüde özgürdür.Çünkü bir
diger üye kendisine karşı üstün ve ayrıcalıklı degildir.
Çünkü topluluğun gereksinimi olan maddi malların üretimi toplumun ortak
emegiyle sağlanmakta yani iş ve çalışma ortaktır.Yani üretim araçları
topluımun ortak mülkiyeti altındadır.Ve üretim sadece topluluğun ihtiyacı
kadardır.
Yani henüz özel mülkiyet ve buna bağlı olarakta,ezen ve ezilen/sömüren ve
sömürülen,yöneten ve yönetilen ilişkisi tarih sahnesine çıkmış
degidir.Başka bir söylemle topluluk,henüz bir birine karşıt sınıflara
bölünmemiştir.Bu yüzdendirki ilkel toplulukta insan yasal ve yönetsel
açıdan özgür ve eşittir.Çünkü topluluk kendi kendisini ortak kararlarla
yönetmektedir.
Ama işte mülkiyetin dolaysıyla sömürünün ve sınıfların ortaya çıktığı
koşullarda ilkel toplum yıkılmış yerine toplumsal düzen yada yönetim
biçiminin bir sınıfın çıkarlarını koruyacak ve ona hizmet edecek bir sosyal
ve siyasal temel üzerinde yükseldigi yeni bir toplum kurulmuştur.Artık bir
tarafta mülkiyet sahibi sınıflar,öbür tarafta mülksüzler/bir tarafta
ezenler ve sömürenler,öbür tarafta ezilenler ve sömürülenler olmak üzere
bir birine karşıt ve sürekli çatışma içinde olacak olan sınıflı toplum ve
onun yönetsel yansıması olan sınıf iktidarları dönemi başlamıştır.Yani
artık ilkel topluluğun o kendi kendini ortak yönetmesinin yerini yöneten ve
yönetilenlerin bir birinden ayrıldığı bir düzen almıştır.
Başka bir söylemle ilkel topluluğun eşit,özgür ve dayanışma içinde olan
üyelerinin yerini efendiler ve köleler olmak üzere,iki ayrı sosyal ve
siyasal sınıfa ait üyeler almıştır.
Toplumsal mücadelelerin yani sınıf mücadelelerinin tarihine
baktığımızda,çeşitli yönetim yani düzen biçimlerinin olduğunu ve bu başka
başka yönetim yada düzenlerin sürekli kurulup yıkıldığını görürüz.Kuşkusuz
bu yönetim yada düzen biçimlerininin hemen en eski olanlarından biride
demokrasidir.
Bir yönetim yada düzen biçimi olan demokrasinin tarihi eski Yunan a
dayanır.Eski Yunan ca DEMOS(yani halk) ve KRATOS(yani iktidar) demek olan
sözcüklerin bileşimiyle ifade edilmiş olan demokrasi:halk iktidarı yada
halkın kendi kendisini yönetmesi demektir.
Kuşkususz sözcük anlamı yada kavram olarak kulağa epeyce hoş gelen
demokrasi bu yanıyla insanlığın en eski ve en büyük hayalinin ifadesi
demektir.Bu yüzdendirki insanlık eski Yunan dan günümüze kadar demokrasiyi
tartışa gelmiştir hep.Ve bu tartışmaların ,insanların kendi kendilerini
gerçek anlamda yönetebilecegi koşullara sahip olacakları düzen yada
yönetimin kurulacağı tarihsel zamana kadar sürecegi de yadsınmaz bir
gerçeklik olacalktır.
Çünkü eski Yunan demokrasisi başta olmak üzere,bu güna kadar kurula ve
uygulana gelmiş demokrasilerde halk hiç bir zaman kendi kendini yöneten
olamamıştır.Bu demokrasilerdeki iktidar halk iktidarları degil tam tersine
hep egemen sınıf iktidarları olma özelligine sahip olmuşlardır.Yani halk
hiç bir demokraside eşit ve özgür yurttaşlar topluluğu olarak
yaşamamıştır.Eşitlik ve özgürlük söylemi hep sözde kalmış bir yalan ve
aldatmacadan öte gitmemiştir.Eşitlik ve özgürlük ilkesi sadece ve sadece
egemenler için ve egemenler arasında söz konusu olmuştur.
Yani demokrasiler aslında yalan ve aldatmacadan öte bir şey degildir.Halk
hiç bir demokraside ve hiç bir zaman eşit ve özgür olamaıyacaktır.Çünkü
egemenlerin yönettigi topluluklar yani hep yönetilen olarak kalacaktır.
Mesela günümüzde, en ileri demokrasilerde bile hak ve özgürlükler ya halkın
mücadele ederek aldığı yada burjuvazinin halkın gözünü boyayıp kandırarark
verdigi kadardır.İşin kötüsü burjuvazi bu hak ve özgürlükleri zaman zaman
geri de alabilimektedir.
Örnegin 11 Eylül saldırılarının ardından,başta ABD olmak üzere bir kısım AB
ülkesinde çıkarılmış olan sözüm ona anti-terör yasalarıyla daha önce
kazanılmış bir çok hak ve özgürlük halktan geri alınabilmiştir.Bu da
göstermektedirki demokratik hak ve özgürlüklerden kimin ne kadar ve ne
zaman yararlanabilecegine burjuvazi karar vermektedir.
Yani siz bir yurttaş olarak yine sizin gibi yurttaş olan bir burjuvaya
karşı asla eşit ve özgür olamazsınız ve kendi kendinizi
yönetemezsiniz.Çünkü birileri sizin adınıza nasılsa sizi
yönetiyordur.Üstelik sizin rızanızı sizin oylarınızla öyle yada böyle türlü
yalan ve hileyle sizi kandırarak yada sizden satın alarak .Üstelik kendi
özgür iradenizle oy kullandığınızı var sayarak.
Ki bu öyle bir özgür iradedirki oy kullnmama hakkınız bile elinizden
alınabiliyordur.
Aslında demokrasiler gerçek anlamda birer burjuva diktatörlükleridir.Ve siz
aslında adı demokraside olsa diktatörlükle yönetiliyorsunuzdur.Ve hatta
faşizm burjuva diktatörlügünün başka bir biçimiys eeger:siz faşizmle
yönetiliyorsunuzdur.Ama bu öyle bir faşizmdirki siz farkında degilsinizdir
bu faşizmin.Çünkü bu faşizm serbest seçimler,seçmen sandıkları ve özgür
iradeyle kullnaılacak olan oy,yani seçme ve seçilme hakkıyla kendini
görünmez kılabilmektedir.Yani yüzünde demokrasi maskesi olan bir faşizm.
Demekki demokrasi bir yalan ve aldatmacadır.Ve siz demokrasilerde epeyce
aldatılıp kandırılıyorsunuz.Çünkü demokrasiye inanıyorsunuz ve burjuvazi
bunu iyi biliyordur ve iyi bidigi içinde sizi koılayca kandırıyordur.Size
eşitlik ve özgürlük yalanının söyleyerek sizi bir güzel aldatıyordur.
Oysa demokrasilerin o en temel ilkesi olan eşitlik ve özgürlük ilkesi
aslında hiç bir demokraside uıygulanmıyordur.Mesela eski Yunan da
<metek>ler(yani yabancılar),kadınlar ve köleler,savaş ilanı,barış
antlaşması,iç ve dış politikaların belirlenmesi gibi kararlşarın alınması
ve uygulanmasına katılamıyorlardır.Başka bazı yasaların yapılması ve
uygulanmasında da söz sahibi degilleridr.Eski Yunan demokrasilerinde bu
yasaların yapılması ve uygulanması toplumun asil üyelerinin görevi
oluyordu.Onlşar toplumun bir kısım üyelerine karşı hep üstün ve ayrıcaılklı
bir konum yada statüye sahiptiler.
Bu üstün ve ayrıcalıklı olma durumu günümüz demokrasilerinde de başka başka
biçimlerde devam etmekte degilmidir.Örnegin günümüz temsili
demokrasilerinde halkın önemli bir kısmı serbest seçimler ve oy kullanma
hakkına sahiptirler ama asla onların iradeleri yasama meclislerine yani
parlementolara yansımaz.Çünkü burjuvazi,yani yöneten sınıflar,yani toplumun
günümüzdeki asli üyeleri iki turlu seçim ve baraj gibi türlü hilelerle
halkın iredesinin yasa yapıcı meclislere yansımasını önleyebiliyorlar.Bu da
gösteriyorki halk hala yasal ve yönetsel açıdan özgür ve eşit degildir.Yani
hala yönetilen dir halk.Yani yasaların yapılması ve uygulamnmasında
gerçekte söz sahibi degildir.
Kime ne kadar demokrasi ?...
Kime ne kadar özgürlük ve eşitlik ?...
Bu doğrudan sizin sosyal ve siyasal yani sınıfsal konumunuzla alakalı bir
şeydir.Yani demokrasiden,haklar ve özgürlüklerden ne kadar faydalanacağınız
doğrudan sizin sınıfsal kökeninize bağlıdır.
Mesela burjuva yani egemenseniz:demokrasi sizin için bir nimmet hak ve
özgürlüklerse sınırsızdır.Çünkü siz yönetensiniz ve düzen sizin
düzeninizdir.çÜnkü siz emekçileri yönetecek yasaların yapılıp
uygulanmasında tek söz sahibisiniz.Yani güç ve iktidar sizdedir.Yani
çalışmadan yan gelip yatar,işçinin yani çağdaş kölenin emegini daha baştan
satın alarak onun ürettigi artı-deger e el koyarak servetinize servet
katar,zenginliginizi istiflersiniz.Yani demokrasinin tadını
çıkarırısınız.
İşte bu yüzdendirki demokrasi yalnızaca sizin için vardır ve size
göredir.Ve demokrasi işçileri emekçileri yani tüm halkı daha fazla
sömürmenize hizmet eder.
Ama çağdaş köle,yani işçi ve emekçiyseniz,halksanız demokrasinin
<D>sinden bile yararlanamazsınız.Demokrasi sizin için bir lükstür
bile,egemenlerin deyimiyle.Demokrasi,hak ve özgürlükler uzak düşünüzdür
sadece.Hapishaneler,işkenceler,idamlar sizin içindir,yokluk,yoksulluk ve
sefalet sizin içindir demokrasilerde.Ama yinede,oy pusulalarınızın bir işe
yaramıyacağını ve aslında seçimlerin bir aldatmaca olduğunu bile bile
öylesine bir umutla birilerini sizin yerinize sizi yönetsin diye<
parlamento ahırına >göndermekten vaz geçmezsiniz.Çünkü siz demokrasiyi
çok seversiniz.
Demokrasi, böyle bir şeydir işte.
Yani seçtiginiz temsilcilerinizin size hizmet etmek yerine sirk maymunları
gibi türlü şaklabanlıklarla sizi ve egemenleri güldürdürüp eglendirdigi
seyirlik bir oyun.Yani hem sizin ve hemde egemenlerin seyretmeye doyamadığı
bir eşitlik ve özgürlük oyunu.
Siz demokrasiyi bu kadar çok sevdiginiz ve ona bu kadar inanıp bağlı
kaldığınız,yani egemenlere sizi bir güzel yönetsinler diye rıza gösrerip
vekalet verdiginiz ölçüde DEVRİM VE SOSYALİZM korkusu egemenler açısından
epeyce uzak ve ertelenmiş bir korku olmasını sağlar sadece.
____________________ Haydar Canpolat
|
|
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 121 kayıt olmuş: 31/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 13/10/2006 Saat 23:01 |
|
|
Sevgili Sores!..
Demokrasi bir devlet sorunudur.Yani demokrasi bir yönetim şekliyse eger,(ki
öyledir),öyleyse bu yönetim yada düzenin dayandığı kurumlarda
olacaktır.Yani üst yapı kurumları.Ve bu kurumlar içinde ilk ve önde gelen
yani diger kurumları düzenleyen ve devamlılığını sağlayanın da devlet
olduğu yadsınmaz bir gerçekliktir.
Ve yine devlet o ünlü tanımlamayla bir sınıfın diger bir sınıf üzerindeki
egemenlik aracıysa,devletin sahibi olan sınıflar diger sınıflar üzerinde
doğal olarak diktatörlük uygulamak zorundadırlar.Ve kolay kolay bu aracı
başka sınıflara kendi rızalarıyla al birazda siz yönetin diye
vermezler.Yani başka bir söylemle;devlet sopasını egemen durumda olan
sınıf elinde tutuğu sürece öteki yani devlet sopası sayesinde hizaya
getirilen sınıfların demokrasiyi yaşaması sadece ve sadece kuru bir
hayaldir.
Bu yüzdendirki de demokrasi bir aldatmacadan başka şey degildir.
Marx ın önceli olan İbn-i Haldun..HER ŞEY ZIDDIYLA BELİRİR.der Mukaddime
sinde.YANİ KARŞITLARIN BİRLİGİ,KARŞITLARIN BİR BİRİNİN YERİNİ ALMASI VE BİR
BİRNİ YADSIYARAK BİR BİRİNE DÖNÜŞMESİNE,yani o ünlü diyalektik
yasaya,çelişkiler yasasına işaret eder.Bu da demektirki;burjuvazinin zıddı
yani karşıtı proleteryadır ve burjuva demokrasisinin zıddı da sosyalist
demokrasi.Burjuva demokrasilerinde doğal olarak çalışanlara,yani emekçi
halka diktatörlük uygulanıyordur.Sosyalist memokrasilerdede emekçilere
demokrasi,yenilen ve devlet aygıtını,yani yönetsel iktidarını kaybeden ama
yeniden iktidar olmak isteyen burjuvaziye(çünkü sosyalizmin kurulmasıyla
sınıf mücadelesi sona ermiyordur) diktatörlük uygulanıyordur.Yani kavramsal
tanımlanmasıyla proleterya diktatörlügü.
Ama burdan sosyalist demokraside iyi bir şey degildir(ki senin böyle bir
şey ima ettigin kanısında degilim asla).Tam tersine gerçek anlamda
uygulandığında sosyalist demokrasi insanın aslına yürüyüşünün kapısını
aralar.Yani insanlığın kurtuluşuna,yani özgürlük ve eşitlige doğru bin
yıllardır koşar adım yürüyen ama her defasında tökezleyen emekçilerin
sınıfsız ve sömürüsüz birdünya kurmasını sağlar.
Ben özellikle sol,sosyalis çevrelerinde giderk sosyalizmden umudunu
kesip,burjuvazinin kuyruğuna takılarak demokrasi aşığı kesilmelerine ve
sanki tarihin en güzel yönetim şekli demokrasiymiş gibi demokrasi
savunuculuğuna soyunmalarına dikkat çekmek istedim.Çünkü bu düpe düz
burjuvazinin demokrasi yalanını emekçilere yutturmasına yardım etmek yada
tarihe yalancı tanıklık etmek demeketir.Ve ben bir sosyalist olarak bundan
epeyce üzünç duyuyorum.
____________________ Haydar Canpolat
|
|
|
Süper Üye   Cevaplar: 89 kayıt olmuş: 2/10/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 20:32 |
|
|
Çok yanlış düşünüyorsunuz demokrasi kadar iyi bir yönetim biçimi olamaz
yanlız Türkiye uygulamada başarısız kalıyorsa bu demokrasinin suçu değildir
lütfen çamur atmayalım.Sores arkadaş burda Türkiye'den yola çıkmış ama
demokrasiyle yönetilen başka ülkelerde var...
|
|
Cevap 2 |
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 22:06 |
|
|
haydar canpolat arkadas dogru soyluyor.
ne demokraisis garda$im.
Ne aydini!
Ne hakki ,hukuku..
Ne savunma hakki..
Asacaksin keseceksin beslemeyeceksin!
O $EY iyi deil!
Demokrasi memokrasi mideyi bozar.
Biz nazik insanlariz.
haydar Canpolat dogru soyluyor.
Facia iyi cali$malar bra.
 ____________________ ..
|
|
Cevap 3 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 121 kayıt olmuş: 31/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 23:04 |
|
|
Mesala neresi şu iyi demokrasilerin olduğu yerler Eşkiya: söylede
bilelim.Alman demokrasisinde RAF üyelerine yapılanları unutmadık.Yada
İtalyada Kızıl Tugaylar adlı örgütün üyelrine boa yılanlarıyla işkence
yapıldığını.Ya şu CİA nın işkence uçaklarına ne dersin.Yada Irak taki
conilerin işkence uygulamalarına.
Kala kala kuzey ülkeleri kalıyor,yani İsveç,Norveç vb.Eh orada yaşayanlara
sormak lazım, demokrasilerin ne kadar iyi olduğunu.
Ezen ve ezilen ilişkisinin olduğu heryerde demokrasi bir
yutturmacadır.Ayağına basmaya görsün birileri burjuvaların.Bak nasıl
darederler dünyayı herkese ve herşeye,o pek iyi demokrasileriyle.Çünkü güç
ve iktidar onlarda.Böyle bir güç ve iktidar paylaşılamadığına göre(ki
imkansız bir şey bu)...demokraside olmayacaktır.
____________________ Haydar Canpolat
|
|
|
Nu Üye   Cevaplar: 1 kayıt olmuş: 3/8/2005 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 14/10/2006 Saat 23:29 |
|
|
Haydar Canpolat'la hemfikirim.
Söylediklerinin altına imzamı atar ve tekrara kaçınmamak için küçük bir
noktanın altını çizmek isterim.
Sınıflı toplumlar için (buna burjuvazinin tasfiyesi süreci olan sosyalist
toplum da dahil) demokrasi, iktidarda olan sınıflar için geçerlidir,
diğerleri diktatörlükle yönetilirler.
peki sınıfların ortadan kaldırıldığı sistem olan komünizmde demokrasi
sorunu nasıl bir biçim alacaktır?
bu sorunun yanıtını SSCB deneyimi vermektedir.
Stalin'in "komünizme yürümek zorundayız, yürüyoruz" açıklamasını yaptığı
18. Parti Kongresi ve uygulamaları demokrasi sorununu çözer
niteliktedir.
1950'lerin başıyla birlikte SSCB bugünkü bilgisayarların önceli olan bir
bilgisayar fabrikası inşa etti.
hedef, tüm komünist toplumun üretimi, tüketimi ve dağıtımı planlayabileceği
bir sistem yaratmaktı.
bununla birlikte yönetim ve denetimin halkın tamamı tarafından yapılması da
bu sayede mümkün olabilecekti.
o dönemde internetin olmaması bunun nasıl yapılacağı sorununu doğuruyordu
ancak Kruşçefçiler Stalinci politikayı ortadan kaldırmasalardı, bugün bunun
yanıtını bulabilecektik...
ancak günümüz interneti, bu işi fazlasıyla kolaylaştırmaktadır.
komünizm koşullarında demokrasi, üretim-tüketim ve dağıtım ile toplumun
işleyişinin denetlenip yönetilmesi işini tüm topluma mal edebilecek
nitelikte, yani doğrudan demokrasi şeklinde gerçekleşecektir.
bu noktayı belirtmek istedim..
Ali.
|
|
Cevap 5 |
|
Süper Üye   Cevaplar: 89 kayıt olmuş: 2/10/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 00:04 |
|
|
Peki arkadaşım bu konuyu açmandaki amacın neydi onu anlamadım madem iyi bir
şey olmadığını savunuyorsun ve bunun arkasında duruyorsun...İnsanlar ne
derse desin sen bildiğini okumayacakmısın.Benim bildiğim insan bilmediği
konu hakkında birilerine soru yöneltir.
Ya başlığın yanlış ya da ben...
|
|
Cevap 6 |
|
Süper Üye   Cevaplar: 81 kayıt olmuş: 31/7/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 09:19 |
|
|
DEMOKRASİ,İKTİDAR VE ÖRGÜTLENME SORUNU ÜZERİNE KISA BİR GİRİŞ
Yıllardır üzerine tartışılıp durulan bu sorun gerçekten de kafaların en çok
bulandığı ve net bakışların kendine has fikirlerin üretilemediği , diğer
yandan çok çeşitli ayrılıkların da temel nedenlerinden biri de
olagelmiştir.Bu açıdan çok önemli bir soruna kuşbakışı bakmanın ne kadar
yetersiz olabileceğinin şimdiden altını çizmekte yarar vardır.Ama
nihayetinde bu soruna en azından bir giriş ve temel bir bakış açısı ve
çerçevesi çizmenin de gerekli ve katkılı olabileceğini de
vurgulamalıyız.Mesele aslında bu temel sorunlardan birinin hangi çerçeve
içerisinde ve hangi noktalar dikkate alınarak tartışılabileceğine ışık
tutmaya çalışmaktır.Z ira konunun kendisi stratejik ve proğramatik
düzeydedir.Ayrılık ve birlikteliklerin de temeli olmuş bir konudur.
Demokrasi bir iktidar biçimine tekabül etmektedir.Lenin’in
deyimiyle ”demokrasi=diktatörlük=devlet”tir.Elbette ki Lenin
bu soruna yaklaşırken diğer tüm sorunlarda olduğu gibi meseleye sınıfsal öz
ve kimliğiyle yaklaşıyordu.Sınıfsal kimliğinden uzaklaştırılmış,içi
boşaltılmış ve ne idüğü belirsiz sınıflar üstü ve herkese demokrasi
anlayışlarından uzak;egemen sınıfa göre hegemonya anlayışlarına göre ve öte
yandan sınıf mücadelesinin durumu ve seyrine göre kabuk değiştiren bir
tanımlamaya dikkat çekmek istemiştir.Gerçekten de en çok içi boşaltılmış ve
dejenere bir kimliğe büründürülmüş en önemli kavramlardan biridir
demokrasi.İdeolojik mücadelenin bu önemli sorun üzerinde durması
elzemdir.Zira gerek Türkiye’deki tek tek olay ve olgulardan gerekse
AB’li ve ABD’li emperyalistlerin demokrasi havarilikleri ve
ihraç çabaları(emperyalizm düşünün ki çeşitli ülkelere demokrasi getiriyor
ve ihraç ediyor!) ve bunlar ardına gizlenmiş
uşaklıklar,reformist-revizyonist güruhun heyecanla bu sürece gizli ve açık
destekleri ,burjuva demokrasisi bile sayılamayacak girişimlerin alkışlanıp
gerçek demokrasi diye yutturulmaya çalışılması , sınıf mücadelesinin nihai
amaçlarının unutturulup bu süreçlerle aldatılması bu sorunu hem proğramatik
düzeyde ve hem de güncel önemi bakımından öne çıkarmaktadır.
Demokrasi bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki baskı ve tahakküm aygıtı
olan devletin yönetim biçimlerinden birisidir.Aynı zamanda bir sınıfsal
eylem ve yaşam bütünlüğüdür. Emperyalist kapitalizmin gelişkin
metropollerinde burjuva yönetimi nispi ve yine burjuva anlamda demokratik
iken ;bağımlı ve geri bıraktırılmış ülkelerde aynı sistem baskı aygıtı olan
devleti gerçek içeriğiyle ve faşist biçimiyle kullanmaktadır.Göstermelik
parlamentoların varlığı,sendikal ve derneksel örgütlerin varlığı ,çeşitli
demokratik hakların zoraki ve sistem dışına çıkılmasından korkularak
kullanılması bu gerçeği hiçbir şekilde değiştirmez.Zira sistem dışına
eğilimli her hareket ve girişim burjuva demokrasisinin merkezlerinde bile
en şiddetli şekilde bastırılmaktadır.Bu en demokrat! ülkeler gerçek
devrimci ve komünistlere her tür işkence,baskı yerinde infaz
yapmaktadır.Almanya,İngiltere,İtalya,fransa vs. hepsi içinde tek tek
örnekler verebilmek mümkündür.Kızıl tugayların akıbeti,Bask sorununa
yaklaşım ve bastırma teknikleri,İRA sorunu,Baider-mainof gerçeği hepsi
hafızalarda bir bir yeniden geçirilmelidir.Gerçi bizim toplum yine aynı
sorundan yani demokrasi kültürünün olmayışından kaynaklı olarak çok çabuk
unutuyor.Ya bizim lider geçinenlere ve farklılara! Ne demeli?Hafıza-i beşer
nisyanla maluldür mü demeli?Daha gözümüzün önünde ve yanı başımızda
Amerikan emperyalizminin Irak’ta yaptıkları dururken bu hayasızlık ve
çarpıtma da amaç ne ola ki?Bu açıdan ideolojik mücadelenin önemini bir kez
daha kavramak yararını sunuyor en azından bu süreçler.
Demokrasi bir eylemsel içeriktir ve bir yönetim biçimidir.Bu demektir ki
bir yönetenler bir yönetilenler ve öte yandan bunların da bir yönetim
tarzının eylemsel içeriği vardır.Faşizm kadar demokrasi de burjuvazinin
sınıfsal koşullara,mücadelenin düzeyine yani kısacası hegemonik gücün
ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir.Dünyanın burjuva anlamda en demokratik
ülkesi bir anda bu koşullar dolayısıyla faşizmi idare olarak
benimseyebilir.Yine bu en demokratik ülkeler emperyalist paylaşım
savaşlarını yapan ve yürüten güçlerdir.Nazizmi,mussolini faşizmini yaratan
yine bu demokrat ülkeler değil midir?
Demokrasi sınıfsal egemenliğe göre bir idare biçimi olarak aynı zamanda
bir yaşam biçimine karşılık gelmektedir.Yaşama ilişkin her konuda söz
,karar ve yetkinin kimin elinde olduğu bu yaşam biçiminin de içeriğini
belirlemektedir.Bu elde bulundurma durumu demokrasinin kimin lehine
işleyeceğini belirleyen temeldir.Yani demokrasi de işleyişin temeli iktidar
sorunuyla ayrılmaz bir biçimdedir.İktidar sorunu,demokrasinin de ,içeriğini
belirlemektedir.Proletaryanın iktidarında ya da proletaryanın
diktatörlüğünde ezilen, sömürülen milyonlar için gerçek bir demokrasiden
bahsedilebilirken bir avuç sömürenin elerinden her şeyleri iktidar dahil
alınmıştır ve onlara bu iktidarı tanıdıkları müddetçe yaşam hakkı tanıyan
bir iktidar olacaktır.Proletarya diktatörlüğü sınıfsız sömürüsüz bir
dünyaya geçişin koşulları yaratılana kadar yaşayıp giderek
sönümlenecektir.Sınıfsız ve sömürüsüz bir toplumda devlete iktidara
demokrasiye dolaylı olarak ihtiyaç olmayacaktır.Aşağıdan yukarıya yukardan
aşağıya bu süreç bir yandan kendini yaratıp yaşatırken öte yandan kendini
reddederek yok edecektir.
Demokrasinin bir yaşam biçimi olarak bir kültür olarak proletaryanın
gündelik yaşamında can ve kan bulması gerekmektedir.Zira demokrasiyi bir
yaşam biçimi haline getirememiş bir sınıfın kendi kendini yönetebilmesi
kendi hak ve çıkarlarına ve ideallerine sahip çıkabilmesi olanaklı
değildir.Geriye dönüşler bu sorunun bir sonucu olarak ortada durmakta ve
bizler de dahil herkesçe tartışılmaktadır.Proleter demokrasi ile burjuva
demokrasisini karşı karşıya getirmek ve kıyaslamak abesle
iştigaldir.Demokrasi ,bir yaşam biçimi,bir kültür,bir gelenekler
manzumesidir.Doğal olarak yaşamla birlikte kazanılan ve edinilen bir
şeydir.Yaşamla elde edinilen bir şeye sahip çıkma ve sürdürme istidadı daha
fazladır.Tırnak ile dişle ve kanla kazanılmış demokrasiye elbetteki
Avrupalı daha çok sahip çıkacaktır.Kaldı ki geleneksel olarak
aktarıldığından önceki nesillerin kanına böylece sahip çıkılmaktadır.
Demokrasiyle özgürlük ve örgütlenme sorunu da iç içedir.Demokrasiyle
özgürlüğün çelişiyor gözükmesine sınıfsal bakış açısı son
verecektir.Yukarda da ifade edildiği gibi demokrasi bir iktidara denk
düşmektedir.Bu açıdan bir sınıf diğer sınıf üzerinde baskı ve tahakküm
kurarken ; kendisi açısından tam demokratik ve özgür bir dünya yaratmış
olmaktadır.İktidarda bulunan sınıfın tercihleri ve sosyo politik gelişmeler
de bu durumdan elbette etkilenecektir.Doğal olarak demokrasi ile özgürlük
ve sınıfsal örgütlülükler arasında bir çelişiklik yoktur(Elbette ki
sınıfsal perspektifle bakıldığı sürece.Aksi durumda sınıflar üstü bir bakış
açısı ile bu tarz bir çelişki olacaktır).
Egemen sınıf elbette ki kendisi için tam demokratik bir ortam yaratırken
karşıt sınıf ya da sınıflar için bunun demokratik bir ortam yaratacağını
söylemek olanaklı değildir.Her sınıf kendi çıkar ve örgütlülüğünü yaşatmak
birincil amacıyla hareket edecektir.Proletarya geçici sınıfsal çıkarları
için bu tarz bir demokrasiye ya da iktidara ihtiyaç duyacaktır.Bunun adına
biz sosyalist iktidar yada proletarya diktatörlüğü demekteyiz.Proletaryanın
nihai hedefi olan komünizme varmak için böyle bir ara yola ve geçişe mutlak
ihtiyaç olduğundandır.Aksi durumda gerçek insanlık ideallerine ulaşmak ve
bunu bir dünya ve insanlık sistemi yapmak olanaksızdır.Proletaryanın
sosyalizmi mutlaklaştırmak gibi bir düşüncesi olamaz.Dolayısıyla iktidarın
elde edilmesiyle birlikte ilginçtir ki bir yandan da hem iktidarın ve hem
de tüm sınıfların,sınırların ve farlılıkların ortadan kaldırılması süreci
başlayacaktır ve başlamak zorundadır.Proletarya ve kendi iktidarı kendini
ret ve inkar ederek ilerleyecektir.Ama mevcut sınıflar ortadan
kaldırılmadıkça,insan denilen varlık yek vücut olmadıkça,dünya üzerinde
sosyalizm gerçek bir durum oldukça bu süreç hızla komünizme
evrilecektir.Elbet bu süreçteki her direniş,her karşı örgütlenme ve
sosyalizme olan saldırılara karşı proletarya kendini devleti,örgütlülükleri
ve dayanışmasıyla savunacaktır.Bu tür girişimlere karşı açık ve gizli tüm
savaşını vermek zorundadır ve verecektir.Nihai hedef yakınlaştıkça
tehditler de azalacağından hızla sönümlenme ve çözülme yoluna gidecektir bu
örgütlülükler ve hızla insanlık ideallerinin gerçekleriyle karşılayacaktır
tarihi proletarya.Proletarya bu tarihi gelişmelerin ve değişimlerin temel
dinamiği ve lideri olmak durumundadır.Komünizm sadece ve yalnız
proletaryanın tarihsel misyonunun ürünüdür.
Öte yandan demokrasi mücadelesinin bu anlamda en temel dinamiği ve lideri
yine proletaryadır ve olmalıdır.Demokrasisiz ve demokratik mücadele
verilmeksizin proletaryanın nihai hedefine ulaşması olanaklı değildir.Bu
ülkemiz açısından çok daha önemlidir demiştik. Zira ,demokrasiyi hiç görüp
yaşamamış ve demokratik bilinci olmayan bir sınıfın kurucu niteliği
olabileceğini iddia etmek yanlış olur.Zira demokrasi bir örgütlenme,
bilinç, gelenek,kültürdür.Demokrasi söz ve ifade özgürlüğünden tutalım da
azınlığın çoğunluğa dönüşme hakkına kadar;aşağıdan yukarıya sınıfın kendi
gelecek ve çıkarlarının savunusu ve örgütlenme gereklerinin yaratılmasına
kadar; özel ve önemli eylemsel içeriklerle edinildiğine göre bu ancak
proletaryanın tarihsel eylem ve adımları ve mücadelesiyle bir gerçek
olabilir.Proletarya bu bilinç ve örgütlenme düzeyini ancak sınıf savaşıyla
ve sıcak sınıf mücadelesinin içinde öğrenip kazanabilir.Elbette liderlikler
bu süreci hızlandırıp doğru yönlere kanalize etmek durumundadırlar.Bu
anlamda liderlik katalizör bir görevdedir. Tamamen etkisiz olmasa da
eyleminin içeriğinde ve kendi deneyimlerinden öğrenmesine özen göstermek
durumundadır.Böylece kazanılan bir bilinç ve kültürün kalıcılığı
tartışılmaz bile.
Bunun ya da bu sürecin özel bir demokratik aşamaya ihtiyaç duymayacağını
başından belirtmeliyiz.Zira bir çok siyasal hareket özel bir geçiş
aşamasını sırf bu nedeni işin göbeğine koyarak stratejik yanlışlıklar içine
düşmektedirler.Bu demokratik bilincin ancak siyasal bir iktidarla
edinileceği gibi bir anti Marksist bir yaklaşıma karşılık gelmektedir.Bu
durum eylemin kendisini küçümsemek ve yaşamın öğreticiliğini göz önünde
tutmamak demektir.Diğer nedenler bugünkü tarihsel koşullarda tamamen
geçerliliğini yitirmiş durumdadır.Ülkenin yarı-sömürge yarı feodal
olduğu,kapitalizmin yeterince gelişip ilerlemediği,proletaryanın niceliksel
varlığının yetersiz olduğu,ittifak edilecek ve edilmesi gereken sınıfların
düzenle olan bağları vs. gibi gerekçeler ülkemiz gerçeğiyle hiçbir biçimde
örtüşmemektedir.Ülkemizin faşist bir diktatörlükçe yönetildiği ve faşizmden
sosyalizme direkt olarak geçilemeyeceği gerçeği de bir safsatadan
ibarettir.Zira yukarda da ifade ettiğimiz gibi faşizm de burjuvazinin idare
etme biçimlerinden yalnızca bir tanesidir.İktidar yine burjuvazinin
ellerinde olduğuna göre kapitalizmden sosyalizme geçişe engel olan her
hangi bir şey yoktur.Tek engel proletaryanın bilinç ve örgütlülük düzeyi ve
sosyalizmin inşası uğruna verdiği mücadelenin içeriğidir.Bu bilinç ve
örgütlülük düzeyini yakalayamamış bir sınıfın demokratik devrimi
gerçekleştirme ve önderlik edebilmesi nasıl mümkün olabilir?Asgari bir
bilinç ve örgütlülük düzeyini gerektiren bu geçiş aşamasını
mutlaklaştırmanın ve varsaymanın aslında sınıfsal olarak burjuva
demokrasinin en son sınırlarını zorlayıp proleter demokrasinin sınırlarına
ulaşmayacağını ve ulaşamayacağını söylemek kehanet sayılmamalıdır.Keza bu
söylem ve stratejik anlayışın kendisi tam da küçük burjuva devrimci
demokrasisinin sınırlarına karşılık gelmektedir.Küçük burjuva devrimci
demokrasisi gibi bir anlayış ancak bu demokrasi anlayışını mutlaklaştırıp
sınıflar üstü kimliğe büründürebilir ve bu anlayışı sınıfın anlayışıymış
gibi sunmaya çalışabilir.Öte yandan proleter demokrasi ve sosyalizmden yana
olduğunu iddia edenler yani komünist geçinenler işin özüne bu bilinç ve
örgütlülük düzeyi meselesini koyarak aslında gerçek kimliklerini
gizlemektedirler. Bu anlayışın geçersizliğini yukarda da ifade etmiştik.
Demokrasi,özgürlük , örgütlenme sorunları sınıfın ideolojik mücadele
açısından özel olmaya devam ediyor ve devam edecektir.Zira yılladır bu
ülkede sınıf adına mücadele ettiğini ifade eden teşkilatların hemen hemen
hepsi aynı düşünce ve anlayışla sınıfın lider kadrolarında bile bilişsel ve
bilinçsel bir kafa karışıklığı ve dejenerasyon yaratmıştır. Ve yaratmaya
devam etmektedir.Bu açılardan bu soruna kısa bir giriş ve tartışma
platformu yaratmak ve bunu dillendirmek temel öneme sahip konulardandır.Bu
çerçevenin meşhur Troçkizmle hiçbir alakası olmamakla birlikte bu düzeye
çekilmeye çalışılacağı kesindir.Bu platform bizim platformumuz
değildir.Troçkizm yıllardır bu ülkede öcü olarak görünmüştür.Ve özcesi
Stalinizm kadar kirli ve öcü olan bu fikir akımı sırf bu ülkenin uluslar
arası öznel durumundan kaynaklı olarak suçlama ve karalama platformuna
çevrilmiştir.Oysaki Stalinizmin kendisi ne kadar tehlikeli ve dejenere bir
akımsa Troçkizm de o kadar sapma ve dejenere bir akımdır ve öyle olmaya
devam edecektir.
Dikkat çekmekte yarar var ki,Stalinist akımların ezici çoğunluğu
küçük-burjuva akımlardır ve hala ülkemiz öznel koşullarından kaynaklı
olarak bir şekilde taban bulmaktalar ve bulacaklardır.Öte yandan Torçkizm
bu ülkede kitlesel bir akım olmayı becerememiş olsa bile bu bulmayacağı
anlamına gelmemektedir.Biz komünistlerin görevi her türden anti-marksist
akıma karşı tutarlı ve kararlı ideolojik ve teorik mücadeleye ara
vermeksizin inşa çalışmalarına devam etmektir.Bir yandan sıcak sınıf
savaşının gereklerini yerine getirirken öte yandan eğitim ve aydınlatma
çalışmalarına hele ülkemiz özgülünde daha ciddi oranda eğilmek ve hak
ettiği değeri vermek özel bir görevdir.bu tam da demokratik bir bilinç ve
örgütlenme anlayışı ve mücadelenin kaldıracı olacaktır.Her komünistin bu
anlayış ve bilinçle hareket etmesini sağlamak liderliğin en temel
görevlerindendir.Öte yandan sınıfın lider kadrolarının sınıfsal mevzi
içinde bu küçük burjuva akımlardan koparılması stratejik bir öneme sahip
olup ertelenemez ve asla vazgeçilemez bir görev olmaya devam
edecektir.Görevden kaçanın boynu altında kalır ve geleceği göremez. Her
zamankinden farklı özel mücadele değildir bu durum.Bu taktiksel bir öne
çıkarım değil; tam tersine stratejik öneme sahip ve süreklilik arzetmesi
gereken bir duruş ve ideolojik bir sergilenmedir.
ÖZGÜRLÜK,DEMOKRASİ VE SOSYALİZM İÇİN MÜCADELE İNSANLIK İDEALLERİ İÇİN
VERİLEN MÜCADELENİN TA KENDİSİDİR.Özgür yurttaş ve özgür insan anacak
insanlık düzeninde varolacaktır.Kelle koltukta mücadele eden insanlar ne
için ve niye mücadele ettiğini bilmek zorundadırlar.Bu yolda mücadele eden
herkesin yolu ve alnı açık olsun…..
|
|
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 121 kayıt olmuş: 31/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 17:47 |
|
|
Eşkiya Kardeşim  emokrasi iyi bir şeymidir diye sormaktaki amacımı
anlamış olman gerekirdi.En azından sen ve diger arkadaşların cevap yazarak
konuya açıklık getirmeye çalışmanız bu amacı ortaya koyuyordur
sanıyorum.Burası bir forum ve burada insanlar çeşitli konularda
düşüncelerini yazarak tartıştıkları ölçüde karşılıklı bilgileniyorlardır
degilmi.Böyle bir bilgilenme en azından benim demokrasi konusunda bilinç
açıklığımı sağlayacaktır.Yani belkide senin dedigin gibi tamda bilmedigim
için sormuşumdur.Ayrıca her hangi bir konuda bilenler de,en az bilmeyenler
kadar sorma hakkına sahiptirler ve bu yönde bir yasak yada
sınırlama,eleştiri yada kınama doğru bir tutum degildir.
Benim bildigimi okuma gibi bir inadımın olmadığını bilmeni isterim.Çünkü
ben bilginin önünde egilmenin bir erdem olduğuna inananlardan olmaya
çalıştım hep.
Demokrasinin iyimi yada kötümü olduğu:demokrasiden kimin ne anladığına
bağlı.Mesela birileri için Dünyanın en ileri demokrasisi olan ABD Irak a
demokrasi ve özgürlük götürme adına en katmerli baskıları,zülümleri ve
işkenceleri ve yine altı yüz elli bin ıraklıya ölüm götürdü.Ama işte yinede
bazı solcu sosyalist aydınımız,sanatçımız,köşe yazarımız ABD nin yanında
yer alıp ona destek olmaktan geri durmadı.Daha da kötüsü Kürt ulusal
başkaldırısının kimi sözde savunucuları,özgür bir Kürdistanın kurulma işini
ABD ve ABD demokrasiisne endeksledi.
İşte demokrasi tamda böyle bir şeydir eşkiya:Kürtler özgür olsun ama
gerisinin canı cehenneme demektir.Yani demokrasilerde hep önemli olan sizin
özgürlügünüzdür,başkasının nasıl bir diktatörlük altında yaşamak zorunda
kaldığı sizi zerrece ilgilendirmemektedir.
Mesela Alman demokrasiisnde Raf liderlerine uygulanan toplu kırımı sosyal
demokratların iktidarınde olmuştur.Pes doğrusu yani sosyal demokrat bir
iktidardan daha demokrat bir iktidar olabilirmiydi.Öyle bir iktidarda bile
haklar ve özgürlükler vede insanların o en temel hakkları olan yaşama hakkı
çigneniyorsa ben böyle demokrasiyi neyleyim şimdi.
Çok daha basit bir örnek vereyim istersen:Ankaranın o ünlü işkence
merkezinin yani DAL ın kurucusu kimdir dersin?..Cevap vereyim istersen
Hasan Fehmi Güneş..ki her seçimde nice solcu ve sosyalistin oyunu alır bu
baş işkenceci.Ve hala bir yandan, her gün TV kanallarında hem DAL ın
kurulması ve böylece 12 eylülün başarılarının alt yapısının kendi
dönemlerinde hazırlandığını ve hemde demokratik hak ve özgürlüklerin en
yaman savunucusunun kendileri olduğunu iddia eder.İşte demokrasi böyle bir
şeydir.
Yani yalan aldatmaca ve iki yüzlülük:Ve bütün bu yalan ve aldatmacalar ve
ikiyüzlülük sadece ve sadece burjuvaziye has bir şeydir.
Bu örnekler hem dünya ölçeginde hemde bu coğrafyada bir hayli çoktur.Ama
yazmanın yeri degildir.
Ben sadece son bir kaç on yıldır hemen herkesin(özelikle devrim ve
sıosyalizm mücadelsinde yorgun düşüp havlu atanların gözümüzün içine baka
baka,dün savunduklarından ricat edip bize burjuvazinin demokrasi yalanını
sol sosyalist bir dille yutturmaya çalışanlara ve bu yutturmacaya kananlara
dikkat çekmek istedim.Hepsi ama hepsi bu kadar.
Bu arada Ali Rıza ve Sendiren arkadaşların yazdıklarını önemsiyorum.Gerçi
Sendiren arkadaşın yaklaşımında kendimce doğru bulmadığım yanlar
var:özellikle demokrasi mücadelesinin proleterya açısından amacı ve işlevi
başta olmak üzere,geçiş süreci teorisi yani aşamalı devrim teorisi
veStalinizm konusunda farklı düşünüyorum ama bu konudaki düşüncemi şimdilik
kaydıyla yazmayacağım belki ilerde yazarak kendisiyle ortak bir
bilgilenmeyi sağlamış oluruz.
Bu arada bir anekdot anlatarak demokrasinin ne olduğuna katkıda bulunmuş
olayım diyorum.
Sanırım 1977 seçimleri olacak 
zamanın en hızlı demokrasi savaşçısı olan Kraoğlan-Ecevit,Afyonun bir
kasabasında seçim gezisindedir.Kendisine bir kahvede Masanın üzerine
konulmuş sandalyeye çıkıp konuşması önerilir.Ecevit te denileni yapar ve
çıkar sandalyenin üzerine ateşli bir konuşmasına başlar.Kalabalık oldukça
harertli bir şekilde alkışlamaktadır Ecevit i.Ama yaşlı bir köylü nedense
hiç alkışlamaz ve sadece dinlemekle yetinir.Bunu gören gezetecinin biri
yaşlı köylüye yaklaşır ve sorar:<amca sen neden alkışlamıyorsun
Karaoğlanı,yoksa dediklerine katılmıyormusun yada inanmıyormusun
Karaoğlana.Bak ne güzel işte toprak işleyenin,su kullananın diyor,toprak
reformu yapacağız diyor,bu düzen degişecektir,bu düzeni degiştirecegiz
diyor>
Bunun üzerine o yaşlı köylü gazeteciye dönerek aynen şöyle der:bak oğul sen
daha gençsin tamda bu yalanlara kanacak çağdasın belki.Ama ben yetmiş
yaşındayım öyle kolay aldanmam.Ben ne düzenlerin degiştigini gördüm bu yaşa
kadar ama bir tek düzülen aynı kaldı ve hiç degişmedi.
Evet galiba demokrasiler düzülenlerin hiç degişmeyecegi rejimlerin
adıdır.(herkesten böyle bir dil kullandığım için özür) ____________________ Haydar Canpolat
|
|
|
Nu Üye   Cevaplar: 8 kayıt olmuş: 5/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 18:10 |
|
|
Ne böyle bir dil kullan ne de özür dile!!!
____________________ ACİL!!!
|
|
Cevap 9 |
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 15/10/2006 Saat 19:00 |
|
|
Le sendemi BurituS!?
Sendemni Demokrasi du$manisin?
kenan Everende Demokrasiyi askiya aldi iyi i$lemiyor diye..

[tarihinde düzeltildi 16/10/2006 Saat 01:07 Yazar KULVIK]
____________________ ..
|
|
Cevap 10 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 121 kayıt olmuş: 31/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 19:00 |
|
|
Yoka aslında Kenan Evren tamda benim anlattığım gibi yani burjuvazi emekçi
sınıfları yönetmekte manevrasız kaldımı kendi demokrasilerinin bile canına
okuyabilyorlar gerçegine uygun düşecek bir darbe yaptı.Ama işte dedigim
gibi burjuvazi öylesine yüzsüski,darbe yapıp varolan nispi demokratik
hakları rafa kaldırır yada zorla geri alırken bile sözümona demokrasiyi
yeniden(onalrın deyimiyle)tesis ettigi yalanına sarılıyordur.
Yani Sevgili KULVİK kardeşim Kenan Evren ile benim demokrasi konusundaki
düşüncelerim arasında bayağı bir fark fardır 
aslında <DEMOKRASİ GİYSİSİ BU HALKA BOL GELİYORDUR> diyerek
demokrasiyi rafa kaldıryordur bense onun ve efendilerinin bu yaptıklarının
tarihteki örneklerine bakarak DEMOKRASİ EMEKÇİ SINIFLAR AÇISINDAN SADECE
BİR YALAN VE AVUTMACADIR diyorum.Yani o gerçekte demokrasinin ve dolaysıyla
emekçilerin düşmanıdır bense emekçilere tarihsel bir gerçegi kendi dilimin
ve bilincimin ölçülerinde anlatmaya çalışıyorum.
Eger hatırlıyor yada okuduysan bir yerlerde 12 mart darbesini yapan
generallerde aynen şöyle demişlerdi:<sosyal uyanış ekonomik gelişmelerin
öüne geçmiştir,dolaysıyla siyasi iktidar bir an önce gerekli reformları
yapmalıdır,eger yapmazsa iktidara el koyuyoruz>Ve hatta böyle dedikleri
için o günkü sol ve sosyalist hareketin bir kısmının destegini bile
almışlardı,yani her zaman olduğu gibi onları bir güzel kandırmışlardı.
Ve dediklerini yapan genareller,o günkü siyasi iktidarı bir muhtıra ile
alaşağı etmiş ve kurdurdukları kabineyede reformları yapsın diye Dünya
Bnakası uzmanlarından Atilla Karaosmanoğlunu bakan olarak atamışlardı.Ama
ne yazıkki okonomik reformlar yerine o ünlü<Balyoz
hareketi>hareketini başlatarak varolan nispi demokratik hak ve
özgürlükleri bir bir rafa kaldırmış ve yerine gerici-faşist yasaları
uygulamaya koymuşlardı.Yani aydınların,sanatçıların,devrimci gençlerin,işçi
ve emekçilerin ve elbetteki Kürtlerin bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm
mücadelesini,işkencelerden,hapishanelerden ve katliamlardan
geçirmişlerdi.
İşte ben bunun altını çizmeye çalıştım,yoksa gerçek demokrasinin yani
sosyalist demokrasinin düşmanı degil tam tersine savunucusuyum.Ve
savunucusu olduğum içinde hiç degilse burada, bu forumda kendi
düşüncelerimi siz dostlarla paylaşarak demokrasi nedir,ne degildir sorusuna
cevap veriyorum.Elbetteki düşüncelerimin yanlışlığı yada doğruluğunun
ölçüsü sizin düşüncelerinizin benimkilerle çatıştığı bir tartışma sonunda
ortaya çıkacaktır.
Yani ben birazda son günlerde hemen herkes tarafından savunulmaya başlanan
şu demokrasi fikrinin bizleri özgür ve eşit bireyler olarak yaşayacağımız
koşullara götürecegi yalanına inanmadığımı,bunu her defasında kandığımız
bir kandırmaca olduğunu hazmedemiyorumdur belki.
Nasıl hazmedeyimki:herkes ama herkes demokrasi savunucusu kesildi,en gerici
ve faşist siyasetçilere bile bir umut olarak bakılır oldu.Mesela şu Mehmet
Ağar ın bir kısım Kürt ve Türk solcuları tarafından en büyük demokrat ilan
edilmesi ve hatta PKK nın ateşkesine denk düşen en tutarlı açıklamayı
Mehmet Ağar ın yaptığının ileri sürülmesi buna örnek olabilir.Hani geçmişte
de Aziz Nesin Demirel i en büyük demokrat ilan etmesi ve hatat bir darbe
daha görürse komünist olur dedigi gibi.
Mesela Yalçın Kçük ün <Apoizm çağımızın Marxizmidir söylemininden 28
şubatın balans ayarıı kaldıramayıp aniden düşüncelerinden tornistan edip
Kemalizm ve orduyu ilerici ve devrimci ilan ederek ve hatta Kürt ulusal
mücadelesini neredeyse bu çevrelerin demokratik atılımlarına endeksleyerek
hidayete erdigini hazmedemiyorum.
Gazeteleri açın bakın ne kadar eski yeni solcu ve sosyalist varsa
umutlarını parlementer bir mücadeleye bağladığını ve gruplar halinde SHP ye
iltihak ettiklerini ilan eden çağrılarını görürsünüz.
DİSK in ve bir kısım aydınınn yeni parti girişimleri de buna güzel bir
örnektir.Yani işçi sınıfının sendikal mücadelesinde ipleri elinde tutanlar
yani sözümona sınıfın öncüleri,sınıf mücadelesini ;kendilerinin seçilip
parlementoya girmesi olarak bize yutturmuyorlarmı.Abdullah Baştürk,Cevdet
Selvi,Rıdvan Budak mensubu ve önderi oldukları sınıf için ne yaptılar
parlementoda acaba?...kaç iş ve çalışma yasasını işçiler lehine düzenleyip
op parlementodan geçirdiler?...sayısal çoğunlukları hemen hemen yeterli ve
yine partileri iktidar,kendileri bakan iktidar oldukları halde.koca bir
hiç.Bu demokrasi savunucuları sadece ve sadece burjuvazinin o en eski
demokrasi şarkısını bujuvaziyle ortak bir koro halinde işçilerin gözünün
içine baka baka söylediler okadar.Ve birde kendileri ve yakınları için
birkaç ihale aldılar,hepsi hepsi bu kadar.
Demek ki istemek başka yapmak başka şeydir...ve herkes her şeyi yapacak
cesaret ve güce ve de samimiyete sahip degildir.Helede yapma işi ve
eyleminin sonunda kaybedecekleri bir şeyler varsa.
Tarih neden hep tekerrür etsinki?...ne hikmetse en keskin solcu yada
sosyalist bile seçilip parlementoya girdimi degişiveriyor hemencecik.Uysal
ve itatakar bir seçilmiş oluyor.Yoksa parlemento dedikleri şu araç sadece
insanların düşünce ve eylemini igdiş eden bir araçmı sadece.
Demokrasi konusunda yazacak olumsuz çok örnek var bu ülkede.Helde günümüzde
yaşananlar.
Kimbilir belki<demokrasi aslında iyi bir şeydir ama işte bu topraklşarda
uygulanma koşulları yoktur,o koşullar geldiginde elbette bizde demokrasinin
nimetlerinden faydalanacağız,mesela şu AB ye girdigimizde>diyenlerde
vardır.Degilmiki her demokrasi talebi,tıpkı sağ ve sol siyasetçi devlet
adamı tarafından<hem zamanı ve hemde türkiyenin toplumsal yapısı buna
müsait degil> diyerek,sözümona demokrasiyi erteliyorlardır.
Ben iyi bir şeynmidir diye sordum ve iyi olmadığına çünkü bin yılların
yalanı olduğu düşüncemi sizinle paylaşmak istedim,hepsi hepsi bu kadar
sevgili KULVİK.
İnanki Her ülkenin emekçisi kendi ülkesinin demokrasiisnden epeyce
çekiyordur.Ve mekçiler o demokrasilerde mutlu degillerdir.Öyle olsaydı
sınıf mücadelelri biterdi.Öyle ya devlet ve demokrasi burjuvaların iddia
ettigi gibi sınıflar üstüydü ve her kesime eşit uzaklıktaydı,yani
hakemdi.Hadi bizi boşver diyelimki bizde yok ve hiç bir zamn da olmadı,ama
hiçmi layıkıyla hakemlik yapan,yani adaletli olan hakem yok şu
yeryüzünde.
Yunanlı işçiye sorsan,kendi hakemini rededer ve adaletsiz olduğunu
söyler.Fransız işçiside,Alman işçiside eminimki öyledir.Hadi diyelim bütün
oralarda kısmen iş güvencesinden ötürü işçiler pek çizmeyi aşmak
istemiyor,ama oradaki yarınsızların mücadelesinin sebebi ne peki,bu
adaletsiz hakenmlerin uygulamaları degilmi.Daha dün tüm Fransa
yaklanmamışmıydı.
işte ben buna dikkat çekmek istedim dostum.
Öyle çok fazla teorik bir dile gerek yok,sanırım eskilerin
deyimiyle<meramımı>anlatmak istedim dilimin döndügünce.Beni
anlayanlarda olacaktır elbet anlamayanlarda.Hani ne bileyim bilenler öyle
diyorlar yaı:<demokrasi farklılıkların barış içinde bir arada hayat
bulduğu en güzel bir rejimdir>beni ve düşüncelerimide bir anlamda
farklılığınız sayın.Geçi ben bu yaşa kadar farklıların barış içinde bir
arada yaşadığına tanık olmadım ya hadi neyse. ____________________ Haydar Canpolat
|
|
|
Site kurucusu   Cevaplar: 153 kayıt olmuş: 22/10/2004 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 19:07 |
|
|
golaceto insalarin nasil dil kullanacaklarina senmi karar verecen
yazacaksan yaz fikrini bilelim ama iki kelime yazip insanlara dil
dersi verme lütfen
____________________ Savasan Kaybedebilir!Ama Savasmayan Zaten Kaybetmistir.
|
|
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 20:30 |
|
|
SEVGILI HAYDAR CANPOLAT,
Belirli bir onermeden yada dogrudan hareketle kendimizi hakli cikarmaya
calismak bence kendimizi kandirmaktan oteye bir amaca hizmet etmez.
Gercekler , gercegi telaffuz edenin monopolisinde degillerdir ki gercek
yani realite relatif bir kavramdir.
Bunun yanisira du$man ilan ettikleriniz zumrenin yada tarafin haksiz,
bagnaz ve barbar olu$uda sizleri hic bir zaman hakli cikarmaz. Yani kenan
pa$anin demokrasiyi keyfi olarak askiya almasi ve Picassoya dil uzatmasi,
gencleri kurulu duzeni yikmaya cali$maktan yargilayip beslemeyip asmasi (
ki kurulu duzeni bizzat kendisi yikmi$tir ki buda sizi hakli cikarmiyor
sevgili haydar) ne seni nede sanat cevrelerini hakli cikarmaz. sadece ve
sadece kenan Evren mentalitesi hakkinda bizlere yani akli ba$inda insanlara
bazi kani ve veriler vermesinden de oteye gitmez. yani Kenan Pa$a fa$izmi ,
komunizm rejiminin iyi olduguna, yada muhalefetinin hakliligini ispatlamaz.
Sosyal bilimlerde bu boyledir, hukuk ta da bu boyledir.
Ki sayin haydar Canpolat arkada$ bu kolomdaki yazilarinizdan birinde Kizil
Tugaylar fraksiyonuna Boga yilanlari ile falan filan yapildigini ho$ bi
dille yazmi$siniz. Duygularimizi somurerek manupulasyon yapmaya cali$maniz
yeni bir $ey deildir bu parlayan gune$ altindaki yeryuzunde.. Dolayisi ile
burada Kizil Tugaylarin i$kence gordugu Italyan demokrasisini bir guzelim
"neresi iYI BUNUN"diye ustelemi$sin.
Peki Haydarcigim Kizil Tugaylar orgutunun bir NATO men$eili, GLADIO yapimi
olduguna ne diyeceksiniz.? Yada Yunanistandaki bazi orgutlerinde bizzat
NATO tarafindan kuruldugu yonlendirildigini artik kargalar da biliyor?
Fakat Turkiyede NaTO yani GLADIO orgutu tarafindan kurulan yonlendirilen
SOL orgutler hala aydinliga kavu$turuilmadi> Fakat bunlarin varligindan
$uphe duyulmuyor. Ki 12 Eylule yani Anayasanin katila$tirilmasinda,
darbenin yapilmasinda ki SOL orgutlerin rolu neydi?
SOL ORGUTler fasizmin kurumsalla$masini darbe yapmasina alet olmadilarmi
yada zemini hazirlamadilarmi?
Sen sadece cezaevinde siradan mahkumlarin i$kence yemelerini projektor
altina alip geceler $arkilar ve mar$lar duzenlersen, bildiriler dagitip
sana bicilen rolu oynarsan gercegi iskalami$, sana oynatilan oyunu
anlayamadan basarili bir $ekilde oynami$ olursun. Belki biraz sivri ve
dokundurucu oldu ama olsun benim yazi tarzim bu..
Kaldiki burada olen insanlarin anilarini kullanip duygu somurusu
yapmayalim. O insanlar iyi insanlardi, fakat... FAKAT....
MEhmet Agardan, Sulu Suleymana oradan Yalcin Kucuk hazretlerine oradanda
Ba$kana giden yolda sen kilometre ta$larini saya saya ormanda
koordinasyonunu kaybedip agaclardan ormani gorememektesin sevgili Haydar
Canpolat. BENCE SEN BIRAZDA ISTIHBARAT ROMANLARI OKUSAN, SIYASAL
HAREKETLERI YONLENDIRMEYE CALI$AN TOPLUM MUHENDISLERININ SOYLEDIKLERINDEN
DEILDE YAPTIKLARINDAN DERS CIKARMAYA CALI$SAN, cok $eyi belkide bazi
$eyleri gormeye muktedir olursun kanisindayim sevgili haydar canpolat.
Ve daha sonra yazini getirip bir Nil nehrinin Akdenize baglanmasi misali
"Hadi bizi boşver diyelimki bizde yok ve hiç bir zamn da olmadı,ama hiçmi
layıkıyla hakemlik yapan,yani adaletli olan hakem yok şu yeryüzünde."? diye
sorup bize DERSIMIZI yani masaldan cikarmamiz morali bir moralist olarak
altin tabakta sunmu$sun. Cok cok saol haydar Canpolat, cok birikimlisin.
Sana bir koylu kurnazi mantigi ile sorsam "Peki bu yeryuizunde olan ve
hukumsuren sosyalist ve komunist rejimleri" de hesaba koydunmu sayin haydar
canpolat?
yani Leninin, Stalinin, Maonun ve bilmem hangi marksist Peygamberin
rejimini hic telaffuz etmemi$sin?
Sahiden onlar ba$ka bir galaksiyemi aitler?
Dokunulmazliklari, tarti$ilmazsizliklarimi var?
En cok tuhaf olan $ey hala gunumuzde oluleri konu$turarak, yani rahmetli
Marks Lenin ve Stalini bize rakip olarak konu$turmandir.
Onlar antik cagin insanlari haydar canpolat.
Haydar Canpolat ne du$unuyor acaba?
$imdilik bu kadar , devam ederiz...
____________________ ..
|
|
Cevap 13 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 8 kayıt olmuş: 5/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 16/10/2006 Saat 23:23 |
|
|
Pertekli arkadaşım,
Demişsin ki: "golaceto insalarin nasil dil kullanacaklarina senmi karar
verecen yazacaksan yaz fikrini bilelim ama iki kelime yazip insanlara dil
dersi verme lütfen"
Öncelikle "yazacaksan yaz"a yönelik beklentilerini karşılayamayacağım için
üzgünüm. Sebebini sormak istersen bireysel bir konu olduğu için bana
ulaşırsan seninle paylaşabilirim.
İnsanların kullandıkları dile gelince...
Evet bireyler "meramlarını" anlatırken istedikleri "dili"
kullanmakta "son derece" özgürlerdir. Ancak "birey"lere ait
olmayan toplumsal ve bilimsel bir dünya görüşüde, aynı biçimde,
kendisine has olan terminolojiyi "kişiselleştirmeye" çalışanlara
karşı kendini savunmakta özgürdür! Bu özgürlüğünün güvencesini pratikte
sağlayacak olan ise, o toplumsal ve bilimsel dünya görüşünün "bireysel"
olmayan sahiplenicileridir.
Ve bu toplumsal ve bilimsel dünya görüşünün terminolojisinde
ezenler-ezilenler, sömürenler-sömürülenler vb. kavramlar bilimsel olarak
yer bulurlar... Sokak argosu ve lümpenlik "kültürü"nün bir uzantısı olan
""düzenler-düzülenler" gibi "kişisel meram" zırvalarının, bahsettiğimiz
toplumsal ve bilimsel dünya görüşü içerisinde yeri yoktur ve bugüne
kadarda olmamıştır...
Sanırım bu yanıt aynı zamanda "bir kimsenin nasıl bir dil kullanacağına
kimin karar verdiği"ne dair sorduğunuz soruya bir cevap olabilmiştir...
Söylediklerim kişisel bir "ders verme" değil, toplumsal bir
"hatırlarma"dır!
[tarihinde düzeltildi 20/10/2006 Saat 18:27 Yazar GolaCeto]
____________________ ACİL!!!
|
|
Cevap 14 |
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/10/2006 Saat 11:03 |
|
|
Demokrasi ve Ozgurluk.
Mesele "iyi" bir amacin vaye "kotu"bir amacin kolesi olmamiz gerekliligi
degildir.
Mesele diktatorlugun '" iyi" bir cete veya 'kotu" bir cete tarafindan
yonetilmesi gerekliligi de degildir.
Mesele $udur; "Diktatorluk mu , yoksa Ozgurluk mu"? sorusu
meselesidir.
____________________ ..
|
|
Cevap 15 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 222 kayıt olmuş: 30/12/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 17/10/2006 Saat 13:00 |
|
|
demokrasi burjuvazinin elinde..anatemasını herarkadaş aynı frekanstan
yakaladı sanıyoruz..demokrasi bi amaç deil bi araç olduu sonucunada
ulaşıldı sanıyoruz..ozaman tek sııntı yarın akşam ne pişirilecek arkadaşlar
bu bence daha büyük bi sorun...devam ederiz..
____________________ i?te geldik gidiyoruz bilinmez bi diyara...eskiden karpuzduk ?imdi d?nd?k
bi h?yara...
|
|
Cevap 16 |
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 18/10/2006 Saat 12:32 |
|
|
Sevgili golacetu, sores62, sendiren, ali riza ve Haydar Canpolat
kamaradlara,
DEMOKRASI ILE BIR TOTALITER REJIM ( DIKTATORLUK) OLAN KOMUNIZM
ARASINDAKI FARK.
Demokraside "hayir"deme hakkiniz vardir.
Demokrasilerde yonetenleri secme hakkiniz vardir.
Totaliter rejimlerde ise diktatoryanin topluma dayattigi tekparti
hegomonyasi vardir. komunizm, corporatizm ve fa$izm bunun tipik bir
ornekleridir.
Mesele Irakta BAAS partisinin rakipsiz girdigi secimlerden (?) % 100'e
yakin oy toplamasi , yada Kenan pa$aninda ayni yontemle % 100 'e yakin bir
oy toplamsi birer KORKU YONETIMI olan totaliter diktatoryalarin gostermelik
secimlerine (demokrasilerine) iyi bir ornektir.
Iktidarin komunizm gibi totaliter bir korku rejimi cetesi tarafindan
yonetildiginde "iyi", Fa$ist MHP liler tarafindan yonetildigi zaman
"kotu"diye sifatlandirmak bir "ikiyuzluluk"tur. Cunku herikiside birer
totaliyer diktotaryadirlar.
Diktatoryanin iyisi veya kotusu olmaz!
Diktatorya ya iyidir ya kotudur.
BENCE kotudur.
Yani Ploleterya diktatorlugu
"iyidir, fa$ist diktatorluk "kotudur"fikri bir madalyonun iki
yuzudur. Yani Stalin kotudur, Mussolini iyidir fikri ozunda pek
farklilik te$kil etmez. Sadece ve sadece bir ceteyi iyi , obur iktidar
cetesini kotuleme yanilgisindan ba$ka bir $ey degildir.
Her ikisi totaliter bir diktatoryadir.
Demokrasilerin bunlardan farkliligi "ïnsan haklarini, hukuk
devletini" temel ilke olarak benimsemi$ olmalaridir.
Bu acidan Demokrasi ya vardir, yada yoktur.
Mesela Turkiyede demokrasi yoktur.
Cunku Turkiyede parlamento ustu Generallerden olu$an bir kurum olan MGK
vardir.
Turkiyedeki rejimin adi "militarist totaliter diktatorya"dir
Bu acidan Turkiyedeki militarist rejim "kotu"dur, Stalinist militarist
dikta "iyi"dir demek ikiyuzluluktur

[tarihinde düzeltildi 18/10/2006 Saat 13:01 Yazar KULVIK]
____________________ ..
|
|
Cevap 17 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 103 kayıt olmuş: 11/3/2005 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 18/10/2006 Saat 13:02 |
|
|
KULVIK dostum sen kavramların açıklamasını yapmışsın ama bu kavramların
kullanımını malesef farklı anlamış ve yorumlamışsın...
kavram olarak diktatörlük belli bir kesim üzerinde egemenlik kurmaktır.
burada haklısın ama kim neyin üzerinde egemenliğini kurmaya çalışıyor??
demokrasi sınıflı toplumlarda egemen sınıf tarafından yürütülen bir
diktatörlük biçimidir...
yani aslında demokrasi sadece belli bir kesimin elinde olan sınıf
demokrasisi karakterini taşımaktadır...
şuanki burjuvazinin egemen olduğu iktidarın biçimi nasıldır???
demokrasiyi ancak bir noktaya kadar ister. bir anayasa yapar bir parlemento
kurar farklı temsili kurumlar meyadana getirir genel oyu ve politik bir kaç
özgürlüğü kabul eder ki buda halkın baskısıyla ortaya çıkmıştır fakat bu
kurumlardan halk kitlelerinin yararlanmasını kısıtlar ve emekçi halkın bu
kurumlarda politika siyaset yapmasının önüne geçerek buraları felce
uğratarak yalnızca kendi öngördüğü gibi kullanır...
fakat sosyalist demokrasilerde bu böyle değildir...
ekonomik bakımdan üretim araçlarının sosyal mülkiyeti esasına bağlı bir
yönetim anlayışıdır sosyalist demokrasi...yani üretim araçlarının kullanımı
burjuvazinin elinden zorla alınmış halkın kullanımına
sunulmuştur...buradaki diktatörlük burjuva sınıfına
uygulanmıştır...sosyalist demokrasi emekçi ve ezilen halkın en doğru
demokrasisidir...
sosyalist demokrasisinde cinsiyet ırk milliyet gözetmeksizin herkes
ekonomik politik ve kültürel haklardan faydalanır.sosyalist demokrasisinde
vatandaşların haklarını maddi güvencelerle sağlama alır...mesela burjuva
demokrasilerindeki gibi çalışma hakkı laf olsun torba dolsun diye değil
işsizliğin ve sömürünün ortadan kalkması ve toplumlarda üretimsizliğin yada
yanlış üretimin önüne geçmeyi amaçlamaktadır...
herkese iyi çalışmalar
facia
____________________ Genclik Gelecek,Gelecek Sosyalizm...
|
|
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 19/10/2006 Saat 09:34 |
|
|
Sayin facia(38+30-6=),
demokrasiyi elinin tersi ile $oyle bir geri tepmi$sin, kotudur diye.
gerekclendirmene argumanina baktigimizda $oyle buyurmu$sunuz;
"demokrasi sınıflı toplumlarda egemen sınıf tarafından yürütülen bir
diktatörlük biçimidir...
yani aslında demokrasi sadece belli bir kesimin elinde olan sınıf
demokrasisi karakterini taşımaktadır..."
Doilayisi ile anladigim kadari ile bir diktatorluk bicimi olarak
gordugun demokrasiyi $eytani ilan etmi$sin "yaramaz" demi$sin dostum.
Ustune demokrasi egemen bir kesmin diger bir sinifi baski altinda tutan bir
araci olarak da nitelemi$sin.
Sanki bra sen bana komunizmi tarif ediyorsun. senin bu baki$ acina,
mentalitene bakarsak, senin komunizmi redettigini, komunizm alehtari
oldugunu sanacagiz.
Bence dostum sen sapla samani karistirip durmu$sun. Bir $eylere hayir
derken bazi facialarin ve felaketlerin kucagina atilip alternatif aradigini
biz buradan aciklikla gormekteyiz.
Daha sonra birden cok buyuk bir sicrayi$ yaparak cozumu "sosyalist
demokrasi"de ke$fetmi$sin. Bu senin $ahsi goru$un deildir. Bu
Marksistl;erin leninistlerin terminolojisine ait ici bo$ bir kavramdir.
Cunku nihai amac sosyalist demokrasi degildir. Demokrasi sizde bir
aldatmaca aracidir. Once Sosyalist demokrasiye, sonra sosyalizme ve
nihayetinde komunizm duragina varacaginizi ongeren ideolojinin urettigi
gozboyama safsatasidir.
Komunizmin demokrasi ile bagda$acak bir yani yoktur. Buna ancak senin gibi
kendini bir ideolojiye kaptiran kafatarzi sahipleri inanirlar. Inanirlar
diyoruim, cunku sizler bir inanc sahibisiniz. Kitabiniz, peygamberleriniz
var bra.
Ozumsemedigin demokrasiyi ali cengiz oyunlari icin kullanmana belki bazi
saflar inanabilirler. Inananlar da 50 70 sene icerisinde kurduklari duzene
son vererek bir faciadan kurtulduklarina tarih kac kez $ahid olmu$tur facia
dostum?
Iyi cali$malar, devam ederiz.
____________________ ..
|
|
Cevap 19 |
|
Tecrübeli Üye   Cevaplar: 103 kayıt olmuş: 11/3/2005 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 19/10/2006 Saat 18:44 |
|
|
KULVIK benim açıklamalarımda demokrasi şeytani ve yaramaz bir sonuç
çıkmışsa demekki sana bazı şeyleri kavratmışımdır ve buna sevindim...
sana demokrasinin ne olduğunu açıkladım yani demokrasi sınıflı tolumlarda
nasıl uygulanır ve sınıfların ortadan kalktığı ( elbette sınıfların tam
olarak ortadan kalkmadığı bir toplumdan bahsediyoruz çünkü kapitalist
toplumda bile hala feodal anlamda ilişkilerin tam olarak ortadan
kalkamadığını biliyoruz) bir ortamda nasıl uygulanır onu anlatmaya
çalıştım...
burjuvazi şuanki kapitalist sistemde bir diğer anlamda sınıflı toplumlarda
egemen sınıfın tarafından yürütülen bir diktatörlük biçimidir...diktatörlük
egemen sınıfın elinde ve kime karşı diktatörlük yapıldığı önemlidir...
bugün burjuvazi işçi emekçi ve ezilen halk üzerindeki baskısını zaman zaman
faşizmle zaman zaman belli sadece kendi sınırlarını çizdiği demokrasi adını
verdiği ( bu resmen aldatmacadır) yönetim biçimleri ile yönetmeye
çalışırlar ve bunda da başarılı olduklarıda ortadadır...
şuanki demokrasi yani burjuva demokrasisinde bulunan ve senin savunduğun
parlementoda nekadar işçi ve emekçi sınıfların ezilen halkların çıkarları
savunuluyor???
çıkartılan yasalar özelleştirme yasaları insan hakları için ve sözde
demokratik haklar yasaları ve bir çok çıkarılan kanunlardan hangileri bu
halkın yararınadır????
gerçek demokrasi ve özgürlük ancak ve ancak sınıfsız toplum olan komünizmde
tam olarak yaşanabilir...çünkü senin içi boş dediğin bu düzen yani komünist
düzende üretim araçları üretim alanları sadece belli bir kesimin elinde
olmayacak yönetim halkınsa demokrasi ve özgürlüklerde halkların
olacaktır...
herkese iyi çalışmalar
facia
____________________ Genclik Gelecek,Gelecek Sosyalizm...
|
|
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 10:04 |
|
|
Sayin facia,
Sizin ile "evet - hayir" oyununu oynamanin bir yararini gormedigim icin
kisa yazmaya cali$acagim. Siz bildik ezbere tekerlemenizi her mevzuya bir
bilimsel saptama veya ilahi kanun olarak getirip taraftari oldugunuz
ideolojinin hakliligini, guzelliligini ve kutsalliginin bir argumani olarak
sunmaniz sadece size has bir husus degildir sevgili facia.
Yani ben sizin ezbere tekerlemenize "hayir o bir ideolojidir hatta ayettir"
dememe sen ve senin gibi extreem sol fundementalistlerin "evet bu ku$ku
goturmez bilimsel dogrudur, en iyi yonetim bicimidir" diye her defasinda
instictif bir reaksiyon gostermenize bir turlu ali$amadim gitti. Bu insani
yormanin otesinde, insan aklinin ve mantiginin bir bambu agaci gibi
flexibel olduguna olan guvenimi zedeliyor.
Yaw dostium sen bu ilahlara ait ayetlerin dogrulugunu hangi tabiat
kanunlarinin dogruladigini belirtebilirmisin?
Bunun neresi bilim?
Bu ideoloji nerede hangi toplumu refaha mutluluga goturmu$?
Nasil goturmu$?
Dogrulugu ve uygunlugu test edilmeden, ara$tirilmadan hic bir $eyin
dogrulugu veya yanli$ligi iddia edilemez sosyoloji alaninda.
Savundugun ideolojinin toplumlara hicbi$ey vermedigi ve hatta cok cok $ey
kaybettirdigini bu maceraya suruklenen, bu seruveni ya$ayan toplumlar
tarihe not du$erek acik acik belirtmi$lerdir insanligin yakin tarihinde.
Derler ya "Ya$ayan bilir".
Yada derler ya "karde$im sen hic Canakkale'ye Diyarbekir'e gittinmi"?..
Biliyorum sen gene "HAYIR" diyeceksin instictif bir reaksiyon ile..
Ben aslinda yazilarimi buyuk Teorisyen arkada$lar Golacetu, aliriza bey,
sores62, sendiren e Haydar Canpolat
ustad;ara yonelik yazmi$tim.
Bu ustalar cok mu "birikimsizler" seni cepheye suruyorlar facia dost?
____________________ ..
|
|
Cevap 21 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 8 kayıt olmuş: 5/5/2005 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 18:07 |
|
|
"Kulvik"!
Site de bir konu hakkında forum açıldı!
Kişisel görüşünü bildirdin!
Tıpkı senin gibi diğer arkadaşlar da görüşlerini bildirdi!
Katılırsın veya katılmazsın!
İnsanlar ile dalga geçmeye hakkın yok!
Ukalalık yapmanın alemi yok!
Hiç mi insanlıktan nasiplenmedin sen!
Terbiyesizleşme!
Yaşam sadece internetten ibaret değil!
Adımı anma!
Sen herşeyi biliyorsun!
"Sen yolunda yürü bırak başkaları ne derse desin"...
Not: Ben çok "demokrat" değilimdir haberin olsun!
[tarihinde düzeltildi 20/10/2006 Saat 18:15 Yazar GolaCeto]
____________________ ACİL!!!
|
|
Cevap 22 |
|
Rind Üye   Cevaplar: 42 kayıt olmuş: 8/9/2006 Durum: Çevrimdışı
|
 |
Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 19:15 |
|
|
Ero Golacetu to mara bijero ha!
Ez tora savaj !?..
O namewo delali kerdo xora, iso vano cor haq esto..
Vaze toa to haqra , Golacetura tersena?!
O mordemeko herdisen Haqe tiyo..
Ca zuru kena!
Golacetu zonena zare to cutiryo.
Tija Olira bivine !
Ez tora savaj!?
____________________ ..
|
|
Cevap 23 |
|
Nu Üye   Cevaplar: 3 kayıt olmuş: 20/10/2006 Durum: ÇevrimdışıCinsiyet: 
|
 |
Yazılış Tarihi: 20/10/2006 Saat 20:08 |
|
|
Arkadaslar Demokrasi diyince gulmem gelıyo Turkıyede demokrası denen bırsey
yok. Henuz o anlayısa gelmemıs halkımız. Henuz Dusunce ozgurlugumuz bıle
yok. Cevremızde goruyoruzkı Kendı dusuncelerını Acıkalyan topraklarımız
Vatandaslarımız hepsı surgun hepsı daragacında.
____________________ ADMİN
|
|
|