Konu: 16 Mart Katliamı

Forum: Güncel

Konuyu açan: ronya_desiman


ronya_desiman - 20/10/2008 Saat 15:08

16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi (İÜ) Beyazıt Kampüsü önünde 7 ilerici öğrencinin öldürülmesi ile sonuçlanan bombalı ve silahlı saldırı ile ilgili olarak İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava zaman aşımından düştü. sanıklar Mustafa Doğan, Latif Aktı ve Özgün Koç hakkında, "16 Mart 1978'de bomba atarak ve silahla tarayarak 7 kişiyi öldürmek ve tasarlayarak öldürmeye kalkışmak" suçlarından 765 sayılı eski TCK uyarınca açılan kamu davasında zaman aşımı süresinin dolduğunu ve bu nedenle davanın, ''Zaman Aşımı'' hükmünü içeren eski TCK'nın 102/1 ve 104/2 maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verdiklerini açıkladı.

16 mart 1978 yılında başlayan bir duruşmanın aradan 30 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen bir sonucun alınmaması ve davanın zaman aşımından düşmesi hakında yorumlarınızı bekliyorum .
Şimdiden yorumlarınız için teşekkür ederim.

Zelal62 - 20/10/2008 Saat 20:41

Devlet kendi adamini cezalandirir mi hic!?! Egemen Sistem, basimizda oldukca, bu böyle devam eder gider!
Yada insanlarimiz korkmayi birakip yanlis seylere karsi cikarsa, kendileri icin daha iyi olacak...
Ha o Yasalarda böyle kisiliksiz Devlet adamlarina zarar gelmesin die degistirilir zaten!!!!!

ZeLo_62


[tarihinde düzeltildi 20/10/2008 Saat 20:42 Yazar Zelal62]

BORAN_FIRTINASI - 21/10/2008 Saat 11:43

sonuca baglanan bir dava görmedim tc de zaten ya zaman aşımıdır yada failleri bir hayli meçhuldür..
bu gerçekten üzücü bir dururm fakat en vahim olan insanların duyarsızlıgı hiç elimizi tasın altına koymuyoruz kimlerin haberi varki acaba 30 yıl önce böle bir olay yasandı ve dava zaman aşımına ugradı... :(

ne yazıkki bu tarz olaylarda hiç sonnuç alınamadı gereken hassasiyet ve tavırın yeterince gösterilmedigi ve insanların giderek makineleşmiş (programanarak) olarak hareket ettigi ve bana dokunmayan yılan bin yıl yasasın mantıgı ile yaşam tarzını sürdürdügü ap açık ortada ne yapılmalıda insanları bu duyarsızlık tan uyandırmalı....

Munzurrojhat - 16/3/2011 Saat 16:09

Helepçe ve insanlık

Tarih, 16 Mart 1988 ve kendisine insanım diyen ve insanı değerler taşıyanların beleklerinde silinmeyen fotoğraflar. Kendisine insanım diyenlerin yüreklerinde,anlatılması mümkün olmayan acının yaşandığı günün üzerinde 21 yıl geçti. Biz insanlar ne yazıkki çok yüzeysel olmuşuz, kendimizden uzaklaşmışız,insanı duygularımız körelmiş,kendimize öylesine yabancılaşmışızki artık günü birlik yaşamayı ve dün olanları çok çabuk unutur olmuşuz. Helepçe üzerinden Annaların çığlıkları yükseliyordu insanlığın yeryüzünde yaşayabileceği en büyük zulüm Helep şehrinde Kürt Anaları ve çocuklarına reva görülmüştü. Dünya herzaman olduğu gibi o günde ikiyüzlülüge bürünmüş televizyonlarda, gazetelerde sahte hümanizm naraları dışında herhangi bir şey yapılmıyordu. Kürtler insanlığın yüz karası baas rejiminin insan kılıklı,insanlık düşmani, canavar Sadamın insafına terk edilmişlerdi..

Evet madem günümüz dünyasında yaşayan insanlar hakında pek iyi şeyler düşünmüyorum, o zaman 16 Mart 1988 de aramızda ayrılan ve bebeğine sarılarak can veren helepçe analarına yazayım.

Siz yaşama göz yumduğunuzdan bu yana biz Kürtler açısında pek farklı şeyler olmadı, yine ölüm yine zulüm,yine evlatları için gece gündüz ağıt yakan analar. Ne kadar isterdim şu an size Kürtlerin özgür olduğunu yazmak, ne kadar isterdim çocuklarınıza sarılarak nihayı uykuya daldığınız,o şehrin sizler için yapılan anıtlarla süslendiğini. Ama ne yazıkı yazamıyorum,Kürt stranbejler sizler için ağıtlar yaktılar helbestvanlar helbestler yazdılar.Sizler için diyorum aslında belkide ağıtları yakılacak olanlar bizleriz belki şiiri yazılması ve araştırılması gerekenler biz yaşayan Kürtleriz. Çünkü size yapılan o barbarca saldırının hesaplarını daha yapamadık onun derslerini daha çıkaramadık, halen birbirimizle uğraşıyoruz.

Yinede rahat uyumanız için yazmam gerekenler vardır.
Sizlere o zulümü rava gören canavar kendi kendisinin sonunu getirdi,sevinilecek bir şey değil ama sizin çektiğiniz evlat acılarını onada çektirdiler.Tabiki onda zaten o yürek kalmamıştı,bunu biliyorum,eğer o canavarda bir kuşun taşıyacağı kadar yürek olmuş olsaydı size o zulümü reva görmezdi. Sizlere atığı o napalm gazını aslında kendi insanlığına atmıştı, kendi insanlığını öldürmüstü. Zaten o günden sonra insan diye anılmadı,bütün analar tarafında, insanlığın yüz karası ve tarihimizin yeryüzünde yaşayan insan kılıklı murdar yaratığı olarak anıldı.Yaşamının son günlerini sürüngen bir yer altı yaratığı gibi yer altlarında geçirdi,uğradığı akıbeti hak etiğini bütün insanlık gizlemeden söyledi.

Sizler rahat uyuyun gül yüzlü çocuklar.
Sizlerden sonra dünya iyicene bozuldu,Kürt çocukları insan tacirleri elinde dünyanın dört bir yanına dağıldılar.Kürt çocukları halen zalimlerin kurşunlarıyla canlarında oluyor ve daha yaşamlarının başlarında aramızda ayrılıyorlar.Sizin gül yüzleriniz göz önlerimizde hiç kayıp olmadılar olmayacaklarda. Sen yüreğimin yarası O boynundaki mavi boncuklar ve başındaki sarı külahınla öylesine uzanmış annenin yanına yatıyorsun. Resime yansıyan yüzüne baktığımda sanki bana gülümsüyorsun, sanki orda sana saldırı düzenleyenlere”ben ölmedim ölenler sizsiniz” diye mırıldanıyorsun.Evet siz ölmediniz siz hep hüzün ve acıyla hatırlanacaksınız,sizin o suçsuz ve gülden nazik bedeninize atılan napalmi yapan ve satanlar her gün ölecekler.


Sizi anlatabilsem keşke,insanlıkta nasibini almamış ,kitle imha silahları üreten mahlukatlara.Sizi anlata bilsem Kürt siyasetçilerine,politkacılarına. Artık helepçelerin yaşanmaması için çareler arasalar,artık gül yüzlü çokların dünyaya sevgiyle bakmasına korkusuzca yaşamasına imkan verseler.

Sizin sahdetlerinizin önünde saygiyla eğliyor ve sizleri unutmadığımı söylüyorum..

Munzur Okur

Bu konunun yazarı : www.Pertekliyiz.Biz
http://www.pertekliyiz.biz

Bu sayfanın URL'u:
http://www.pertekliyiz.biz/modules.php?name=eBoard&file=viewthread&fid=5&tid=568