Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
 |
 |
1657 Haber (208 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
apachi yazdı: " ANKARA - Batman’da ''toplumsal
barışın bir parçası olacaksa genel affa ‘evet’ deriz'' diyen CHP Grup
Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da ‘’Genel af olsun diye bir
söylemim olmadı’’ dedi.
Partisinin grup toplantısından sonra
gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baykal, Kılıçdaroğlu'nun afla ilgi
sözlerini sert bir şekilde eleştirerek, ''Sözleri yanlış. Gündeme
getirmek doğru değil. Af ancak terör bitince olabilir'' dedi.
Hafta
sonu Batman’da gazetecilere kameraların önünde, ‘’Bu sorunu çözmeye
talibiz, kardeşlik içinde çözeceğiz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade
edebileceği bir Türkiye yaratarak çözeceğiz. Toplumsal barışın bir
parçası olacaksa biz genel affa 'evet' deriz’’ söleriyle gündeme gelen
Kılıçdaroğlu bugün ise geri adım attı.
Kılıçdaroğlu şunları
söyledi: "Genel af olsun diye bir laf etmedim. Batman'da işsizlik,
yoksulluk var. Biz Batman'da işsizliği çözeceğiz dedik. Yoksulluğu
ticari meta konusu yapmayacağız. Biz bunları yaptıktan sonra terör
bitecek. Bundan sonra talep gelirse biz affa da sıcak bakarız. Söylemek
istediğim bu. Biz sanki genel af istiyormuşuz gibi değerlendirilmesini
anlamak mümkün değil. Yanlış yere bilinçli olarak çekiliyor, sözler
çarpıtılıyor.
Genel af söylemi yanlış. Ben hiçbir yerde genel af
söylemini kullanmadım. Toplumsal uzlaşmanın gereği olarak ortaya
çıkarsa CHP de buna destek verir dedim. Kimse farklı şekilde
yorumlamasın, farklı yönlere de çekmesin."
ANF NEWS AGENCY"
|
apachi yazdı: "
ELAZIĞ - Elazığ'daki depremde 51
kişinin ölmesinin arkasında, Marmara depremi sonrasında gündeme yerleşen
depreme hazırlık çalışmalarının kaynak ayrılmaması ve siyasi irade
yokluğu nedeniyle ağır ilerlemesi yatıyor.
Hazırlık ve deprem
sonrası çalışmalarla sorumlu Afet ve Acil Durum Yönetimi teşkilatı,
Marmara depreminden ancak 10 yıl sonra, Aralık 2009'da çıkan kanunla
oluşturuldu.
KISITLI BÜTÇE AYRILDI
Elazığ'daki
teşkilatlanma da yıl sonunda tamamlandı. Valilik belgeleri "deprem"in
öncelikli tehlike olarak belirlenmesine rağmen hazırlık için kısıtlı
bütçe ve personel ayrıldığını, planlanan çalışmaların da hayata
geçmediğini gösteriyor.
Mart 2005'te yürürlüğe giren İl Özel
İdaresi Kanunu'nun 69. maddesi, il özel idarelerini gerekli planlamayı
yapmak, ekip ve donanımı hazırlamakla yükümlü tutuyor.
Elazığ'da
2009 sonunda sivil savunma birimi İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü haline
geldi. Müdür olarak İhsan Görgöz görevlendirildi. Yerel basında çıkan
haberlere göre müdürlük okullarda deprem bilinci yaratmak için
çalışmalar yürütüyordu.
'UYARI SİSTEMİ VE ERKEN MÜDAHALE
İMKANLARI SAĞLANMALI'
İl Özel İdaresi'nin 2008 faaliyet raporunda
"temel politika ve öncelikler" sıralamasının 46. ve son sırasında şu
madde yer alıyor: "İlimizin ikinci derece deprem bölgesi olması
nedeniyle İl Afet Yönetim Birimi oluşturulmalı, deprem öncesi uyarı
sistemi ve erken müdahale imkânları sağlanmalı."
Depremin yıkıma
yol açtığı Karakoçan'a bağlı ilçe özel idaresinin 2008 bütçesiyse 871
bin TL. Bu bütçe ağırlıklı olarak hizmet alımı ve personel giderlerine
harcandı.
Rapora göre İl Milli Eğitim Müdürlüğünün okulları
depreme karşı güçlendirmek için ayırdığı 879 bin TL hiç harcanmadan
sonraki yıla devretti.
KÖYLERDE İMAR PLANI YOK
2007-2011'i
kapsayan Stratejik Plan'da ilin çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli
planlarının olmadığı; "köylerde imar planı olmadığından" kaçak
yapılaşmanın denetlenemediği ve önlenemediğini yazıyor.
Planda
depremle ilgili iki hedef yer aldı. İlk hedef olan afet planlarının
hazırlanması, gerekli donanım ve eğitimin sağlanması için her yıl
yaklaşık 20 bin TL bütçe ayrıldı.
İkinci hedefse deprem
kuşağındaki yerleşimlerin belirlenmesi, yeni yerleşimlerin oluşturulması
ve depreme dayanıklı binaların yapılmasını içeriyordu. Bu kalem için İl
Özel İdaresi'nden bütçe ayrılmadı. Planlardan Bayındırlık ve İskan İl
Müdürlüğü sorumlu tutuldu.
Faaliyet raporunda depreme hazırlıkla
ilgili ayrıca şu bilgi yer alıyor. 2007'de ilde 12 kişilik arama
kurtarma ekibi oluşturuldu.
30 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR
Elazığ'da
51 kişinin hayatını kaybettiği depremde yaralanarak tedavi altına
alınan 32 kişi taburcu edilirken, 30 kişinin tedavileri ise çeşitli
hastanelerde sürüyor. Yoğun bakıma alınan 2 hastanın da sağlık durumu
ciddiyetini koruyor.
ANF NEWS AGENCY"
|
apachi yazdı: "
AMED - Diyarbakırspor ile yarın
oynayacağı maç için özel uçakla Diyarbakır'a gelen Bursaspor kafilesi
için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Kafile havaalanından normal
yolarla değil, 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'nın içine alınarak
kapısından çıkarılıp, kalacağı otele götürüldü.
Bursa'da ilk
yarıda yapılan karşılaşmada Bursaspor taraftarlarının ırkçı sloganları
üzerine başlayan ve çok sayıda Diyarbakırspor taraftarının yaralanması
tepkilere neden olmuştu
Diyarbakır'da bugün öğle saatlerinden
itibaren kent merkezinde sloganlar eşliğinde yürüyen yeşil-kırmızılı
taraftarlar, Bursaspor'un uçağının iniş saatlerine yakın havaalanına
yakın bölgelerde gruplar halinde toplanmaya başladı. Kentte olağanüstü
güvenlik önlemleri alan polis, Diyarbakırspor taraftarlarını yolları
kaparak havaalanı yakınına sokmadı. Polisle taraftarlar arasında yerler
tartışmalar yaşandı.
Güvenlik güçleri, Bursasporlu futbolcuları
taşıyacak bir otobüs ve çok sayıda eskort polisi havalanında hazır
tuttu. Ancak Bursaspor'u taşıyan uçağın inmesiyle birlikte eskort ve
çevik kuvet polisleri, havalanını yavaş yavaş terketti. Havalanına
alınan özel bir otobüsle 2'nci Hava Kuvvet Komtanlığı'na içine alınan
Bursaspor, yine komutanlığa ait başka bir kapıdan çıkarılarak geniş
güvenlik önlemleri altında kalacağı Dedeman Oteli'ne götürüldü.
Yol
boyunca Bursaspor kafilesini farkeden taraftarlar aleyhte
tezahüratlarda bulundu. Dedemen Oteli önünde gelen Bursaspor kafilesine
burada toplanan Diyarbakırsporlu taraftarlar tepki gösterdi. Bazı
kişiler, kafileye doğru taş ve şişe attı. Polis göstericilere müdahale
ederken futbolcular otele girdi.
ANF NEWS AGENCY"
|
apachi yazdı: "
MARSİLYA - Belçika’da Kürt kurum ve
siyasetçilerine yönelik baskınlar, Güney Fransa’nın Marsilya kentinde
yaklaşık 2 bini aşkın kişi Belçika hükümetini protesto etti. Eyleme
Fransız sosyalistleri ile Ermeni vatandaşları da katıldı.
Belçika’da
Kürt kurum ve siyasetçilerine yönelik baskınlar, Güney Fransa’nın
Marsilya şehrinde bulunan 14 te Reformes Canebire meydanında aralarında
Fransız Komünist Partisi Bölge Senatörü Isabelle Pasquet ve Yerel Meclis
Başkan Yardımcısı Joel Dutt ove çok sayıda solcunun yanısıra 2 bini
aşkın kişinin katılımı ile protesto edildi.
Meydanda toplanan
göstericiler, “Faşist Türkiye, İşbirlikçi Avrupa" pankartı ile yürüyüşe
geçti. Rue Henri Barbusse Caddesi’nde bulunan Avrupa Parlamentosu
Temsilciliği’ne kadar yürüyüş yapan Kürdistanlı ve Fransız kurum
temsilcileri, son dönemlerde Kürtlere yönelik yapılan devlet terörünü
kınadı. “Kürt halkı terörist değildir” ‘Kürdistan’a özgürlük ‘"Bijî
Serok Apo " ve "Hepimiz PKK’liyiz sloganlarının atıldığı yürüyüşte Kürt
ve komünist gençler baskılara yönelik bildiri dağıttı.
‘KÜRTLER
ULUSLARARASI İLİŞKİLERE KURBAN EDİLİYOR’
Güney Fransa’nın
Marsilya, Marignane, Nice, Draguignane ve St Rapheal kentlerinde yaşayan
Kürtlerin katıldığı yürüyüşte açıklama yapan Tertip Komitesi Sözcüsü
Rüstem San, Kürtlerin gösterdikleri tepkilerle kurumlarına sahip
çıktığını belirtti. San, ‘Kürtler değil, bu halkı bu zulmü yapanlar
teröristtir ‘ dedi.
San’ın ardından yürüyüşe katılan Yerel
Meclis Başkan Yardımcısı Joel Dutto kısa bir açıklama yaptı. PKK’nin
‘terör örgütü’ olmadığını belirten Dutto, ‘PKK özgürlük mücadelesi
veriyor. Kürt halkı uluslararası ilişkilere kurban ediliyor. Bütün
Fransızları Kürtlerle dayanışmaya çağırıyoruz’ dedi.
Fransız
Komünist Gençliği adına konuşan Gabriel Adli, Fransa’da ve
Kürdistan’daki Kürtlerin yalnız olmadığını söyledi.
Slogan ve
alkışlarla sona eren eylem nedeniyle çok sayıda çevik kuvvet polisinin
hazır bekletilmesi dikkat çekti.
ANF NEWS AGENCY"
|
apachi yazdı: "
HABER MERKEZİ - Amerika ve
Türkiye’nin direktifleri sonucu Belçika polisinin Kürt kurumlarına
düzenlediği eş zamanlı baskınlar Fransa, Almanya, Avusturya, Finlandiya,
İsveç ve Kıbrıs’taki Belçika elçilikleri önünde düzenlenen
gösterilerle protesto edildi.
FRANSA
Belçika’da Kürt
kurum ve siyasetçilerine yönelik baskınlar, Güney Fransa’nın Marsilya
kentinde aralarında 2 bini aşkın kişinin katılımı ile protesto edildi.
Aralarında
Fransız Komünist Partisi Bölge Senatörü Isabelle Pasquet ve Yerel
Meclis Başkan Yardımcısı Joel Dutt ile çok sayıda solcunun katıldığı
eylemde ''Faşist Türkiye, İşbirlikçi Avrupa'' pankartı taşındı. Avrupa
Parlamentosu Temsilciliği’ne kadar yapılan yürüyüş yaklaşık 2 saat
sürdü.
Almanya'nın başkenti Berlin'de, Roj Tv ve Brüksel'deki
Kürt kurumlarına baskın düzenleyen Belçika hükümeti protesto edildi.
Bugün
öğle saatlerinde kentin Berlin’in Mitte semtinde bulunan Belçika
elçiliğin önünde toplanan yüzlerce kişi, "Yaşasın Roj Tv" ve "Özgür
Basına uzanan eller kırılsın" sloganları atarak baskını kınadı. Almanya
sol gruplar ile Türkiye sosyalist örgütlerin de katıldığı eylem yaklaşık
iki saat sürdü. Eyelm bir heyetin Belçika elçliği'ne protesto içerikli
bir dosyanın sulunmasıyla sona erdi.
AVUSTURYA
Avusturya’daki
gösteri, başkent Viyana’daki Belçika Büyükelçiliği önünde 100 üzerinde
kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. “Roj Tv sisimizdir, Roj Tv’den
elinizi çekin” pankart ve dövizleri taşıyan göstericiler, tepkilerini
Büyükelçilik binasına yumurta atarak dile getirdi.
Göstericiler
Belçika’dan Kürtlere yönelik operasyonlara son vererek tutuklanan Kürt
siyasetçilerini serbest bırakmasını istedi. Geniş güvenlik önlemleri
altında yapılan gösteri 1.5 saat sürdü.
Ayrıca İnnsburk kentinde
yarın akşam saat 18.00’da Belçika’yı protesto etmek amacıyla yürüyüş
düzenlenecek.
FİNLANDİYA
Finlandiya’nın başkenti
Helsinki’de ise 200 dolayında kişi Belçika konsolosluğuna kadar süren
bir yürüyüşle opersyonları protesto etti. “Roj Tv’ye özgürlük”
sloganları ile yürüyen kitle, ardından konsolosluk önüne siyah çelek
bıraktı. Yaklaşık 1 saat süren gösteri Roj Tv lehine atılan sloganlarla
son buldu.
KIBRIS
Kıbrıs’taki Kürtler ise başkent
Lefkoşe’deki Belçika Konsolosluğuna kadar düzenledikleri yürüyüşle
protesto etti. Saat 11.00’da Kürt Kültür Merkezi önünde başlayan
yürüşte, “İrademe dokunma”, “Roj Tv’ye dokunma” pankart ve dövizleri
taşındı. Yürüyüş sonunda Belçika Konsolosluğu önünde 30 dakika süren
oturma eylemi yapıldı. Oturma eylemi sırasında Konsolosluk
yetkilileriyle görüşen bir heyet, Kürtlere yönelik yapılan operasyondan
duydukları rahatsızlıklarını dile getirerek, tutuklanan Kürt
siyasetçilerinin serbest bırakılmasını talep ettiler.
HOLLANDA
Başkent
Amsterdam’daki Kürt Kültür Merkezi, Belçika elçiliğine yönelik email ve
faks kampanyası başlattı. Belçika Elçiliği’ne gönderilmek üzere
hazırlanan Flamanca protesto metninde, Roj Tv ve diğer Kürt kurumlarına
yapılan baskınlar kınanarak, “Biz bu rezaleti kabul edilmez bir yaklaşım
olarak görüyor, protesto ediyoruz” dendi.
İSVEÇ
İsveç’in
başkenti Stockholm’de Kürtler Belçika elçiliği önünde toplanarak
gösteri düzenledi.
Bugün saat 13.00’te Stockholm’deki Kürt
Kültür Derneğinden Belçika Konsolosluğu önüne kadar bir yapılan yürüyüşe
yüzlerce kişi katıldı.
Yaklaşık 2 saat süren eylemde
göstericilerden bir heyet Belçikalı yetkililerle yarım saatlik bir
görüşme yaparak, dosya sundular.
Sunulan dosyada Roj Tv ve Kürt
kurumlarına yönelik baskılara son verilmesi ve Kürt siyasetçilerin
serbest bırakılması istendi.
ANF NEWS AGENCY"
|
maya_ yazdı: "
Türk Genelkurmay Başkanlığı Dersim’de 25 Şubat -25 Mayıs 2010 tarihleri arasında 5 ayrı bölgeyi askeri bölge ilan ederek sivillerin girişine yasaklandı.
Genelkurmay Başkanlığı, hiçbir hukuksal dayanağı olmaksızın Dersim'de bazı alanları “geçici güvenlik bölgesi” olarak belirleyerek sivillerin girişine yasakladı
Genelkurmay başkanlığı internet sitesinde koordinatları verilerek yayınlanan Dersim’deki 5 geçici güvenlik bölgesine sivillerin girmesi yasaklanırken, bu bölgelerde baharla birlikte kapsamlı operasyonlar için hazırlık yapıldığı ve ‘’sivillerin zarar görmemesi’’ için bölgelerin yasaklandığı bildirildi.
Genelkurmay başkanlığının koordinatlarını açıkladığı 5 ayrı güvenlik bölgelerinin yer ve isimleri şöyle:
* Pülümür ilçesi sınırları içinde yer alan Efeağalı, Altınhüseyin, Kızılmesçit ve Bingöl'ün kıği sınır boyunu oluşturan dağlık ve ormanlık alan.
* Nazimiye ve Pülümür ilçeleri arasında yer alan Dokuzkaya vadisi ve çevresi içinde yer alan dağlık ve ormanlık alanlar.
* Çemişgezek-Hozat ve Ovacık ilçesi arasında yer alan ve Erzincanın Kemaliye ilçesi sınırlarına kadar uzanan Aliboğazı vadisininde içinde yer aldığı dağlık ormanlık alanlar.
* Pülümür ilçesi ile Ovacık ilçesi arasında yer alan Kocatepe köyü, Çambulak, Büyerbaba, Yalmanlar ile Ahpanıs vadisi ve civarı içinde yer alan dağlık ve ormanlık alanlar.
* Ovacık ve Pülümür ilçeleri arasında yer alan ve kısmen Erzincan ili sınırları içinde yer alan Munzur dağları ile Mercan dağlarının büyük bölümü.
DOLAŞIM ÖZGÜRLÜĞÜ İHLAL EDİLİYOR
Genelkurmay son bir yılda "geçici güvenlik bölgesi" uygulaması kapsamındaki Kürt illerin sayısını arttırdı. Bu uygulamaya ‘serbest dolaşım özgürlüğünü’ ortadan kaldırdığı gibi hak ihlallerine de kapı aralıyor.
Geçen yıl Genelkurmay Dersim’de Aliboğazı, Ahpanos Vadileri, Hozat, Ovacık ve Çemişkezek İlçeleri içinde yer alan yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda bölgeyi yine "Geçici güvenlik bölgesi" ilan etmişti.
Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde özellikle sivillerin ve köylülerin bulunduğu Kurşunlu Köyü kırsal alanını hala güvenlik bölgesi kapsamında yer alıyor. Kurşunlu’daki İlan edilen koordinatların bir kısmında köylülerin hayvanlarını otlattığı yada tarımcılık ile uğraştığı öğrenildi.
OHAL’İN CİSMİ
Geçen yıl Mayıs ayının başında Avukat Barış Yıldırım Dersim’de bazı bölgeleri güvenlik bölgesi ilan etmesinin Anayasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın iptali için dava açmıştı.
Dava dilekçesinde Avukat Yıldırım, ‘Geçici güvenlik bölgesi' uygulamasının anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu ve bu uygulamanın ‘Serbest dolaşım hakkı' ihlali olduğuna dikkat çekmişti.
Avukat Yıldırım’a göre ‘geçici güvenlik bölgesi’ uygulaması tam anlamıyla bir OHAL durumunu ifade ediyor. Bu uygulama nedeniyle geçimlerini yaylalarda yaptıkları hayvancılıkla temin eden birçok ailenin mağdur olduğunu söyleyen Yıldırım, ‘’Olağanüstü halin ismi yoktur ve fakat olağanüstü halin cismi orta yerdedir’’ diyor.ANF
"
|
maya_ yazdı: "
MADRİD - İspanya'da Kültürlerarası Sevilla NODO Ödülü'nü alan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a tören sonrasında ayakkabı fırlattıldı. Ayakkabı fırlatan eylemci Fransızca ‘Yaşasın PKK’, ‘Yaşasın Kürdistan’ sloganı attı. PKK sempatizanı olan Güneybatı Kürdistanlı eylemci ayakkabıyı, Erdoğan ödül töreni sonrası makam aracına binerken attı. 30 yaşlarında eylemci gözaltına alındı.
ANF NEWS AGENCY"
|
maya_ yazdı: "

İZMİR - Dersim katliamının canlı tanığı 78 yaşındaki Ali Şirin, "Asker üzerimize yaylım ateşi açınca dağa kaçtık. Kışı dağdaki mağaralarda geçirdik. Nenemi gözlerimin önünde süngülediler" diyerek, yaşanan sürece ayna tuttu.
Devlet kayıtlarına göre 16 bin; halk anlatımlarına ve tanıklara göre 90 bin kişinin öldürüldüğü 1938 Dersim katliamı Türkiye tarihinde kara bir leke olarak duruyor.
Binlerce insanın ölümüne, binlercesinin de sürgünde yaşamına neden olan katliam Dersimliler için kapanmayacak bir yara...
Aradan geçen 72 geçen yıla rağmen katliamı ve sürgünü 'dün' gibi hatırlayan 78 yaşındaki Ali Şirin, tanıklıklarını ANF'ye anlattı.
1932 yılında Dersim'in Pülümür ilçesine bağlı Asgiri (Kocatepe) köyünde dünyaya gelen Ali Şirin, annesini küçük yaşta kaybetti. Babası ve kendisinden 2 yaş küçük kız kardeşiyle birlikte yaşama tutunmaya çalışan Ali Şirin'in hayatı 1938 yılında bir daha düzelmeyecek şekilde alt-üst oldu.
ALAY KOMUTANI 'KÖYÜ TERK EDİN' DEDİ
Dersim Katliamı'nı anlatırken, dönem dönem boğazı düğümlenen Şirin şöyle konuştu: "Dersim genelinde çok büyük tedirginlik vardı. O gün olağanüstü bir gündü. Ben küçüktüm ama bunu sezebiliyordum. Ben babamın yanında duruyordum. Millet kalabalık şekilde gelip-gidiyordu. Ben babama 'bunlar nereye gidiyor?' diye sordum. Babam da bana 'Büyar Baba Krater Gölü'ne gidiyorlar' dedi. Ben o zamanlar 6-7 yaşlarındayım. 'Niye gidiyorlar?' diye sordum. Babam bana 'Alay Komutanı halkı oraya çağırdı' dedi. Gittiler, geldiler. Alay komutanı köylülere 'köyde kimse kalmasın, herkes evini boşaltıp burayı terk etsin' demiş. Biz o gün köyü terk etmedik ama köyden birçok kişi aynı gece köyü terk etti"
'KIŞI MAĞARALARDA GEÇİRDİK'
Köyden ayrılmak istemeyen ailelerin köyün karşısındaki dağa sığındığını söyleyen Şirin, "Köyümüzün altından geçen bir dere vardı. Biz bu dereye indik. Burada saklanıyorduk. Bizim orada olduğumuzu fark eden askerler üzerimize yaylım ateşi açtılar. Hepimiz derenin içine girdik. Sonra oradan kaçıp köyün karşısında bulunan dağa gittik. Bu dağda sarp kayalar, mağaralar vardı. Biz hemen köyü terk etmek istemediğimiz için mağaralarda kalmaya başladık. Kışı bu mağaralarda geçirdik. Akşamları köyümüze dönüyorduk oradan tarlalardan, bahçelerden yiyecek temin ediyorduk. Asker evlerin çoğunu yakmıştı ama tarlalarda hala sebzelerimiz vardı. Bir de bizim oralarda çok ceviz oluyordu. O cevizleri toplayıp, karnımızı doyuruyorduk. Bir kışı o mağaralarda geçirdik. Asker kış olduğu için köye çok fazla gelemiyordu o yüzden mağaralardan köye inip ihtiyaçlarımızı temin edip tekrar mağaralara kaçıp saklanıyorduk" diye konuştu.
SÜRGÜNDEN KAÇAMADILAR
Aylarca bu durumda yaşadıklarını aktaran Şirin anlatımlarını şöyle sürdürdü:
"1939'un Ekim ayında mağaralardan mezraya ihtiyaçlarımız için yine indik. Askerler etrafımızı sardı ve bize 'kaçmayın, kaçmayın etrafınız sarıldı' dedi. Biz hiç bir yere kaçamadan etrafımızı sardılar ve hepimizi zorla toplayarak askeri araçlara bindirdiler. Amcamın kızını asker vurdu, nenem ve yaşlı bir kadını gözlerimin önünde süngülediler. Bunları gözümle gördüm. Ayrıca bir kadının başını kesmişlerdi ve yolun kenarına atmışlardı. Ben o kafayı da gördüm. Ormanda birçok kesik baş bulduk ama vücutlarını bulamadık. Bazen de vücutlarını buluyorduk başlarını bulamıyorduk. Gördüklerimizin dışında her gün ölüm haberleri geliyordu. Tam olarak ölü sayısını bilmiyorum."
'BABAMIN VE KIZ KARDEŞİMİN İZİNİ KAYBETTİM'
Asker tarafından ilk önce Pülümür'e oradan da Erzincan'a götürüldüklerini belirten Şirin, "Pülümür'den sonra kamyonlarla Erzincan'a götürdüler. Burada herkesi bölüp farklı şehirlere göndermeye başladılar. Ben o karmaşa içinde babamdan ve kız kardeşimden koptum. Onları Ovacık'a göndermişlerdi. Amcam vardı yanımda. Amcamla birlikte bizi Samsun'a giden trenlere bindirdiler. O zaman bir çok aile koptu. 'Sen Samsun'a, sen Ankara'ya, sen Bursa'ya' diyerek bizi ayırdılar. Biz amcamla birlikte Samsun'a ulaştık" dedi.
Samsun'a geldiklerinde çok büyük zorluklarla karşılaştıklarını anlatan Şirin, "Dil bilmiyoruz, ne söylediklerini anlamıyoruz. Bizi bir hanın içine götüdüler. Bizimle birlikte sürgün olanlarla birlikte o handa kalıyorduk" şeklinde konuştu.
'KÜRTLER ADAM YİYOR' SÖYLENTİSİ
Samsun'da bir süre sonra yayılan söylentinin zaten zor olan yaşamlarını daha da katlanılmaz hale getirdiğini belirten Şirin şöyle devam etti:
"Samsun'da bir süre sonra bir söylenti yayıldı; 'Kürtler geldi adam yiyorlar. Dersim'den birileri geldi insan yiyorlarmış' diye... Samsun'da büyük bir köprü vardı. Bizden korktukları için akşam olduğu zaman kimse o köprüden geçemiyordu. Devlet bizimle ilgili halka yalan-yanlış bilgiler vermiş ve halkı korkutmuştu. Biz bir süre bu hanın içinde hiçbir ihtiyacımızı karşılayamadan kaldık. Sonra oradakileri dağ başında Belalan isminde bir köye yerleştirdiler. Biz hem dil bilmediğimiz hem de orada yaşayan halkın bize yaklaşımı yüzünden geçimizi sağlayamaz hale geldik."
'HIRSIZLIK YAPTIK, DİLENDİK...'
Sürgünde yaşamanın çok büyük acılar verdiğini dile getiren Şirin, "Aç kalınca bazen gidip hırsızlık yapıyorduk, dilencilik yapıyorduk. Bir süre sonra biraz dil öğrenince orada en çok yapılan işe talip olduk. Öğrendiğimiz iki kelimeyi söyleyerek dolaşıyorduk; 'Mısır toplar' Samsun'da en çok mısır ekiliyordu ve bunun hasat zamanı biz de iş için kapı kapı dolaşıyorduk. Sonra bizde oranın koşullarına uyum sağlamaya başladık. Mısır toplayıp yiyorduk. Açlıktan kısmi olarak kurtulmuştuk. En azından artık yiyecek bir şeyimiz olmuştu. Halkla yavaş yavaş kaynaşmaya başladık. Baktılar ki, biz de onlar gibiyiz. Kimseyi yemiyoruz. Artık bizden korkmamaya başladılar. Gençler şehirde esnafların yanında çalışmaya başladı" diye konuştu.
KIZ KARDEŞİNİN İZİNİ BULDU
Koşullara alıştıktan sonra babasını ve kız kardeşini aramaya başladığını söyleyen Şirin, "Ben o süreçte babamla kız kardeşimin akıbetini merak ediyordum. Çünkü duyduğum kadarıyla babam ve kız kardeşim Ovacık'a götürülmüşlerdi. Sonra öğrendim ki, babam orada kısa bir süre içinde ölmüş ve kız kardeşime Ovacık'ın köylerinde aileler sahip çıkmış. Yani benim kız kardeşim başka bir ailenin evinde evlatlık gibi kaldı. Daha sonra oradan bir çobanla evlendirildi. Zaten annem sürgünden önce vefat ettiği için çok şükür ki, bizim yaşadıklarımızı yaşamadı" diye konuştu.
SÜRGÜNDEN DÖNÜŞ
Devletin 1947 yılında 'dönüş' için yasa çıkarttığını hatırlatan Şirin, "Daha sonra 1947 yılında dönüş için devlet bize izin verdi. Biz gittik ama bizi yine köyümüze sokmadılar. Erzincan'da Tercan'a verdiler. Tercan'da 1 yıl kaldık. Düzen tutturamayınca biz tekrar Samsun'a dönmek zorunda kaldık. Son olarak 1951 yılında köyümüze giriş-çıkış artık serbest olunca tekrar köyümüze dönebildik" dedi.
Köyüne döndükten sonra kız kardeşini aramaya başladığını ifade eden Şirin şunları söyledi: "Bu sırada tabi kız kardeşimin nerede olduğu sorduk. Bilenler kardeşimin Çermik'in bir köyünde olduğunu söylediler. Oradan evlendirdiklerini söylediler. Amcamla birlikte 3 gün yaya olarak yol gittik. Kız kardeşimin kaldığı köye gittik ve bulduk. Yıllar sonra insanın kardeşini bulması çok ilginç bir duyguydu. Hem seviniyorduk, hem üzülüyorduk. Tek tesellimiz kardeşimin iyi olmasıydı."
Dersim 38 Katliamının yaşamında geriye dönüşü olmayan yaralar açtığını vurgulayan Şirin sözlerini şöyle bitirdi:
"Bize yapılan sürgün hayatımızı altüst etti. Her şeyimizi elimizden aldılar. Her tarafa savurdular. İnsanlığa sığmayan şeyler yaşadık. O günleri asla unutamayacağım"
ANF NEWS AGENCY"
|
1657 Haber (208 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 228 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
1 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
2 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
|
dunyada zevk icin seks yapan insanlardan sonra tek canli yunuslardir.. akilli hayvanlar canim
pertekliyiz.biz
|
|