| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Artikel zu dem Thema: aktuelle News |
|
2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
Vicdani retçiler ve eşcinseller meclise gidiyor
Yeni anayasa için geniş yelpazede görüş toplayan Anayasa Uzlaşma Komisyonu, bu hafta eşcinselleri ve vicdani retçileri dinleyecek.
Komisyona daha önce bir rapor halinde anayasa taleplerini ileten Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) yöneticileri Sedef Çakmak ve Erdal Dağdemir alt komisyonda bugün eşcinsellerin anayasadan beklentilerini anlatacak.
Eşcinsellerin Meclis’e görüş bildirmesi ve alt komisyona davet edilmesine CHP’li Melda Onur’un aracılık yaptığı öğrenildi. Eşcinsel dernekleri alt komisyona “Yeni anayasa ‘genel ahlak’ gibi soyut kavramları içermemelidir” gibi taleplerini iletecek. Eşcinsel derneklerinden olan Kaos GL Derneği de yeni anayasa ile ilgili görüşlerini TBMM’ye yazılı olarak gönderdi.
Meclis’te ilk kez vicdani retçiler de görüşlerini bildirecek. Türkiye’nin bilinen ilk vicdani retçisi Osman Murat Ülke, yeni anayasa ile ilgili taleplerini anlatacak. Ülke’nin ret serüveni Ülke, 1996’da Türkiye’de vicdani reddi nedeniyle tutuklanan ilk isim olmuştu Ülke, uzun bir ‘gözaltı - mahkeme - hapis - birliğe sevk - vicdani reddi yineleme’ yıllarından sonra, 1999’da serbest bırakılmıştı. (radikal)
|
-
Dersim'de Katliam yapılmış ancak belgeleri yok(muş!)
Dersim - “Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı” İHD Dersim Temsilcisi Avukat Barış Yıldırım'ın, Dersim katliamında iki ayrı toplu mezarın yerlerinin tespiti için yaptığı başvuruya, “Herhangi bir kaydın bulunmadığı” cevabını verdi.
Başsavcılık, Türk Genelkurmay Başkanı, Necdet Özel'in, ellerinde bulunan belgeleri kast ederek “Dersim belgelerinin tasnif edildiği, ardından ilgililerin incelemesine açılacağı” açıklamasını boşa çıkarırken, “Gerekirse Dersim katliamı için özür dileriz” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'ı da bu özürden kurtardı. Zira ortada resmi belge yoksa Erdoğan'ın özrüne de gerek kalmayacak.
Avukat Barış Yıldırım, bir süre önce, 1937-38 yıllarında yaşanan Dersim Katliamı sürecinde katledilenlerin toplu olarak gömüldüğü iki ayrı yerin açıklaması için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulundu.
Olayda sorumluğu bulunanlar hakkında soruşturma başlatılmasını da talep eden Yıldırım, “Askeri harekat sırasında Dersim merkeze bağlı Alacık Köy'ü, Roşnek Mezrası Çoleneser mevkiinde iki alanda toplu halde bulunduğu iddia edilen insan kemikleri hakkında” Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Yıldırım, başvuru dilekçesinde, “Kemiklerin 1937-38 Dersim Askeri Harekatı sürecinde erkek ve kadın/çocuk şeklinde iki ayrı grup olarak topluca öldürülen kişilere ait olduğu iddia edilmekte ise de kemiklerin kimlere ait olduğunun ve bu kişilerin ne şekilde kimlerce hangi zaman diliminde öldürüldüğünün tespiti yasal olarak kesin zorunluluk taşımakta olup tüm bu hususlar adli soruşturma neticesinde açığa çıkacaktır” dedi.
Sözkonusu alana yakın yerde 1994’te Gökçek Köyü'nden iki ailenin bütün fertlerinin kaybedilmesini de hatırlatan Yıldırım, “Hakikati adli soruşturmanın aydınlatacağını” belirtti. Yaşanan olaylarla ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmadığına dikkat çeken Yıldırım, uygulanması gereken hükümleri hatırlatıp, “kemiklerin bulunduğu iddia edilen yerlerde keşif yapılmasını talep ederek, kemiklerin kimlere ait olduğunun tespit edilmesini” istedi. Yıldırım ayrıca, cinayetlerin ne zaman işlendiğinin tespit edilmesini de isterken, öldürülenlerin kimler tarafından da öldürüldüğünün de belirlenmesi gerektiğini belirtti. Yıldırım, buradan hareketle sorumlular hakkında kamu davası açılmasını istedi.
“DERSİM HAREKATININ KAYITLARI DEVLETTE YOK”!
Avukat Barış Yıldırım'ın başvurusunu, “değerlendiren”, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, “Konuyla ilgili araştırmanın yapıldığını fakat Yıldırım’ın bilgi ve belge istediği hususlara ilişkin bir kaydın bulunduğu” cevabını verdi.
|
Dersim Belediyesinden Ünüversitede Konferans
Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencileriyle bir araya geldi.
Başkan Şahin, burada bir konuşma yaparak Kamu Yönetimi öğrencileriyle buluştu
Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencileriyle bir araya geldi.
Üniversite İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü 2011-2012 öğretim l. Yarıyılında “Sosyal Dayanışma Etkinlikleri”nden birincisini; “Eğitim Etkinlikleri”nden ise ikincisini Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin’in katılımları ile Üniversite Mühendislik Fakültesi Konferans salonunda gerçekleştirdi.
Toplantıya konuşmacı olarak katılan Dersim Belediye Başkanı Şahin yanında, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İbrahim Delice, Prof. Dr. Ali Batu, Genel Sekreter Sedat Ayden ile öğretim elemanları ve öğrenciler katıldılar.
Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sabit Menteşe’nin koordinatörlüğünde, Türkiye Cumhuriyetinin Siyasi ve İdari Teşkilat Yapısı İçinde Yerel Yönetimlerin Önem ve Yerinin Dersim Belediyesi yönünden Edibe Şahin tarafından değerlendirildiği eğitim etkinliği, Rektör Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, öğretim elemanları ve öğrencilerin sordukları güncel konulara ilişkin sorularla tamamlandı.
|
Büyük Alevi Kurultayı Ankara'da yapıldı
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, yeni anayasadan önce bir kanunla cemevlerinin düzeltilmesini beklediklerini, ancak bunun yapılmadığını söyledi.
Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi’nde "Anayasa’yı beklerken Aleviler" başlığıyla gerçekleştirilen 2. Büyük Alevi Kurultayı’nın açılışında konuşan Geçmez, Alevilerin acılarını dile getirerek kendilerini ifade edebildiklerini, bunu paylaşanların acılarını da kendi acıları olarak gördüklerini belirtti. Alevi derneklerinin yöneticileriyle Alevi dedelerinden oluşan bir heyetin 18 Ocak Çarşamba günü Uludere’ye taziye ziyaretinde bulunacağını hatırlatan Geçmez, "Uludere’de katledilen 34 can da bugün aramızdadır, bunu bilesiniz" diyerek konuşmasına başladı.
Büyük Alevi Kurultayı’nı bütün Alevi derneklerini davet ederek gerçekleştirdiklerini söyleyen Geçmez, kurultayın yılda bir defa "Alevilerin sesi" olduğunu kaydetti.
Yeni anayasa konusunda çalışmalar yaptıklarını kaydeden Geçmez, yapılan çalıştaylarda Alevilerin sorunları ve çözüm önerilerini içeren bir rapor sunduklarını ve hükümetin bu konuda atacağı adımları beklemeye başladıklarını ancak çalıştayların "Alevilere hakaret noktasına varan sözcüklerle dolu bir raporla sonuçlandığını" savundu.
Geçmez, şöyle konuştu: "Biz Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın dediğimizde ’Dinden ne istiyorsunuz’ diyenler, bununla yetinmiyorlar. Biz ’Zorunlu din dersleri zorunlu olmaktan çıksın’ dediğimizde bununla da yetinmiyorlar. Herkesi Sünni ve Türk olmaya mahkum ediyorlar. Olmayacağız. Olmayacağız çünkü biz bu ülkenin Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Ermenisiyiz. Bir cümle 72 milletiz.
Bizim inancımızı tarif etmeye kalkışanlara söyleyecek tek sözümüz vardır, o nefret dilinden vazgeçin. O nefret dili elbet bir gün sizi de vuracaktır.
Alevileri inançlarından ötürü horlayanlar, Alevi çocuklarına zorla din dersi öğretenler, Alevi dedelerini üfürükçü olarak tarif edenler, bilsinler ki, görsünler ki biz Aleviyiz, Kızılbaşız. Bu bizim yolumuzdur, gururumuz, adımızdır." Meclisin, Dersim olayından dolayı özür dilemesi gerektiğini savunan Geçmez, "Başka parlamentolardan özür ya da hakça kararlar beklerken bunun da göz ardı edilmemesi gerekir" dedi.
Yeni anayasa sürecini ve gerçekten halkın katıldığı bir anayasayı önemsediklerini belirten Geçmez, seçim barajının Mecliste çoğunluğun temsili açısından bir engel olduğunu, böyle bir seçim sistemiyle yapılacak anayasanın da meşruluğunu baştan kaybettiğini savundu.
Geçmez, "Biz bu anayasadan önce beklerdik ki cemevlerinin ibadethane olarak kabulü bir kanunla hemen düzeltilebilsin. Yapılmadı, yapılmıyor, yapılmak istenmiyor. Bizi hakir görenler bugün meydanlarda ’Biz bu ülkeye sivil anayasa, demokrasi getireceğiz’ diye bağırıyorlar" dedi.
Geçmez, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı tarafından geçen hafta İstanbul’da gerçekleştirilen sempozyumun sonucu olarak hazırlanan "Anayasayı Beklerken; Anayasa Değiştirmek Üstüne Değerlendirmeler" başlıklı raporun ilgililere sunulacağını kaydetti.
Açılışta konuşan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Velieddin Hürrem Ulusoy da Alevi toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunları sıralayarak, çözüm önerilerini sundu. Alevi inancından sapmalar yaşandığını, asimile olmaya başladıklarını söyleyen Ulusoy, Alevi inancını gençlere aktarmak için projeler üretmek ve birlik olmak gerektiğini vurguladı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker de yaşadıkları ülkelerde o ülkeleri oluşturan toplulukların bütün haklara sahip olduklarını işaret ederek, "Almanlar, Fransızlar gibi her alanda eşit haklara sahipken, kimse bize ’Daha dün geldiniz bu topraklara, bizimle eşit hakları nasıl elde ediyorsunuz?’ sorusu sormazken, bin yıllardır yaşadığımız bu topraklarda biz Alevilerin hiçbir anayasal güvenceye sahip olmamamız bizi utandırmakta" diye konuştu.
-SONUÇ BİLDİRGESİ- Kurultayın sonuç bildirgesinde, anayasa yapım sürecine Kürtler, Ermeniler, Aleviler, Araplar, Romanlar-Çingeneler, Rumlar, Süryaniler ve Yezidiler gibi toplulukların etkin bir biçimde katılımlarının sağlanması için arşivlerin saydamlaştırılması, telafi mekanizmalarının ve araçlarının geliştirilmesinin önemine değinildi. Bu çerçevede yerleşim yerlerinin özgün adlarının iadesi, göç ettirilenlerin geride bıraktıkları yapıların onarımı ve canlandırılması gibi adımlar atılabileceği belirtildi.
TBMM’de hakikat ve yüzleşme komisyonları kurulması ve suça iştirak edenlerin mutlaka yargılanması istenen bildirgede, Hrant Dink davası, Sivas davası gibi devam eden davaların zaman aşımına uğramasına izin verilmemesi gerekliliğine yer verildi.
Bildirgede, şunlar kaydedildi: "Zamanımızın önemli bir sorunu olan kayıplarımız için derhal bir kayıpları araştırma komisyonu kurulmalı. Hali hazırda içinde bulunduğumuz günlerde hakim olan savaş diline son verilmeli, tutuklamalar ve gözaltıların, ev, parti, medya kuruluşları, sivil toplum örgütlerinin binalarına yönelik ve bütün mekanları terörize eden baskınlarla tamamlanan, artık apaçık askeri bir teknik olarak kullanımına son verilmelidir.
Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen bütün hukuksal mevzuat ivedilikle tartışma gündemine alınmalı ve demokratik, özgürlükçü olacağı sıklıkla iddia edilen yeni anayasanın ruhuna uygun ön adımlar atılmalıdır."
-Kurultaydan notlar-
Kurultaya, CHP’nin Tunceli milletvekilleri Kamer Genç ve Hüseyin Aygün, Adana Milletvekili Ali Demirçalı, Hatay milletvekilleri Mehmet Ali Ediboğlu, Refik Eryılmaz ve Hasan Akgöl, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, Suriye Alevi toplumunun temsilcileri, bazı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, yurt içi ve dışından çok sayıda Alevi örgütü temsilcisiyle çeşitli illerden gelen vatandaşlar katıldı. Kurultaya Seyit Rıza'nın torunu da katıldı.
Kurultay, Adıyaman İhtiyar Semah Ekibi’nin semahıyla başladı. Açılış konuşmalarının ardından katılımcıların yeni anayasa yapım sürecine ilişkin görüşleri dinlendi. Kurultay, sonuç bildirgesinin okunmasının ardından sona erdi.
Sonuç bildirgesinin okunduğu sırada CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner de salona gelerek bildirgeyi dinledi. (basin)
|
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 16. Januar 2012 (43 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Cemevi’ne uygun değil ama cami yapılıyor
Üsküdar Çengelköy Bölgesindeki Alevilerin kurduğu Boğaziçi Alevi Kültür Derneği tarafından Üsküdar Belediye Meclisine bir öneri sunularak Bahçelievler Mahallesindeki eski semt pazarının olduğu yerin Cemevi yapımı için tahsisi talep edilmişti. Talep AKP Meclis üyelerinin oyu ile reddedildi ve aradan yaklaşık 1 yıl geçmeden de Cemevi için istenen araziye Cami tabelası asıldı. Hem de Üsküdar Belediyesince.
Üsküdar ve Beykoz’da Alevi yurttaşlarımızın Cenaze hizmeti yürütecek Cemevi yok.
Üsküdar İlçe sınırları içerisinde Karacaahmet Dergahından başka (ki Karacaahmet tarihi bir mekan olup, fiziki imkansızlıklardan dolayı cenaze hizmetleri yapılamamakta) Cemevi bulunmamakta.
Üsküdar Bölgesinde ve Beykoz hattında yaşayan Aleviler Cenaze vb hizmetlerini Ümraniye veya Sarıgazi’de yerine getirebilmekte.
Boğaziçi Alevi Kültür Derneği kurulduğundan bugüne kadar Üsküdar Belediyesinin yolunu aşındırmasına rağmen ve Belediye Başkanı Mustafa Kara’nın söz vermesine rağmen hala bir cemevi için yer tahsisi yapılamamış durumda.
(hubyarnet)
|
Veröffentlicht von maya_ am Samstag, 14. Januar 2012 (50 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 5)
|
|
Avukat Cihan Söylemez, Dersim katliamında ölenlerin gömüldüğü toplu mezarların açılması istemiyle TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvurdu. Komisyon dilekçeyi işleme koydu.
Meclis’te, “Toplu Mezarlar Araştırma Komisyonu” kurulmasını ve Genelkurmay Başkanlığı’nın arşivlerinin açılmasını isteyen Söylemez, dilekçesinde Erzincan Dersim sınırı arasındaki Zini Gediği adlı mevkide toprağın aşınması nedeniyle ortaya çıkan kemiklerin fotoğraflarını da koydu.
Dilekçe Komisyonu Başkanlığı, Dersim katliamına ilişkin davaların da avukatlığını yapan Söylemez’in, 21 Aralık 2011’de gönderdiği dilekçeyi 27 Aralık’ta işleme koyarak değerlendirmeye aldı.
“1937-1938 Dersim Katliamı ve Sürgünü” başlığıyla kaleme alınan dilekçede şu ifadeler yer aldı: “Bugün hayatta olan bir çok insanın annesi, babası, kardeşi ve diğer pek çok yakınları 1937-1938 yıllarında gerçekleştirilen askeri harekatlarda katledildikten sonra toplu şekillerde gömülmüşlerdi. Bugün bu toplu mezarların olduğu yerler, katliamın mağduru ve şahidi olan insanlar tarafından bilinmekte ve açılmayı beklemektedirler. Erzincan Dersim sınırı arasındaki Zini Gediği adlı mevkide 1938 yılı Ağustos’unda öldürülen 95 sivil insanın toplu mezarın açılması, DNA incelemesi yapılarak naaşların 73 yıl sonra hiç değilse ailelerine iade edilmesi için yapmış olduğumuz müracaatlardan savcılık makamları nezdinde ne yazık ki olumlu bir yanıt alamadık.
Toplu mezarların açılması konusunda mevzuatta zaman aşımına ilişkin hiçbir engel bulunmamaktadır. Dersim’in bir çok yerindeki toplu mezarların açılması için ‘Toplu Mezarlara İlişkin Bir Araştırma Komisyonu’ kurulmasını ve Adalet Bakanlığı’nın bu konuda girişimlerde bulunarak, 73 yıldır süren toplu mezar utancını sona erdirmesini temenni ediyoruz. Genelkurmay’ın arşivlerinin açılması konusunda da Meclis tarafından bir Araştırma Komisyonu kurulması gerektiği düşüncesindeyiz.’’
Ayrıca avukat Cihan Söylemez, Dersimlilere hakaret eden, kin ve nefret suçu işleyen Türk Solu dergisi hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcıları göreve çağırdı.
AXM
|
"Dersim halkını asla asimile edemezler"
Dersim Aleviliği’ne Operasyon
Mustafa Elveren (Em.Öğrt.)
Munzur Dergisi’nin 17 Aralık 2011 tarihinde Dersim’de gerçekleştirdiği “Dersim Sempozyumu”nda Ahmet Yasevi ile ilgili sorulan bir soruya panelist Seyfi Moxundi tarafından verilen yanıt resmi ideoloji yanlısı bazı dernekleri rahatsız etti. Tunceli Hacı Bektaşi Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ile Tunceli Üniversitesi Alevilik Araştırma Merkezi tarafından “kamuoyuna Açıklama” adı altında Panelist Sayın Seyfi Moxundi’ye yapılan saldırı kabul edilemez. Bu tür açıklamalar Alevilik adına eleştiri olmayıp, tam tersine devlet destekli Dersim Aleviliğini yok etme operasyonu niteliğindedir. Bu devlet destekli resmi ideoloji savunucuları cemaat kültürünü Dersim’e empoze etmeye çalıştıkları, yayınladıkları basın bildirilerinde açıkça anlaşılmaktadır. Şimdi Tunceli Üniversitesi Alevilik Araştırma Merkezi’nin niçin oluşturulduğunu anlamak zor değildir. Esas amaçları; Aleviliği İslam’ın içine monte edip, eritmek ve kendine benzetmektir. İşte al sana “Alevi açılımı!” O kadar çok “açılım” aldatmacasına rağmen halen “yetmez ama yine de evet” diyen solcu ve liberal dostlara ve arkadaşlara şaşıyorum. Dersim halkının büyük çoğunluğu kendine özgü farklı bir Alevi dini ve kültürü olduğu bilinen bir gerçektir. Genelde Türkiye’de özelde ise Dersim’de Alevi inancını İslam’ın içine monte etmek isteyen resmi ideolojinin yeni versiyonu olan AKParti zihniyeti, Tunceli’de kurulan üniversite ve bazı sözüm ona Bektaşi dernekleri vasıtasıyla Dersim halkına dayatılmak isteniliyor. AKParti zihniyetinin üniversite ve cemaat eliyle Dersim Aleviliğini resmi devlet dini olan İslam’ın içinde eritme politikalarını kabul etmeyeceğiz. Bu güne kadar Dersim halkı çok badireler atlattı. Cemaatlerin bu girişimleri de boşa çıkarılacağına inanıyorum. Devlet himayesinde ve devletten maaş almak için sabırsızca gün sayan sahte dedeler-pirler Dersim halkını asimile edemezler. Buna güçleri de yetmez. Çünkü Dersim halkı Pir Seyit Rıza ve çağdaş Kawa Pir Mazlum Doğan gibi büyük direnişçi önderler yaratmıştır. “Dersimlilerin kendi anadilleriyle söylenen dualarında, gulvanklarında, deyişlerinde ne Hacı Bektaş’ın, ne de Ahmet Yesevi’nin adı geçmektedir… Dersimlilere göre bir tek Cemevi vardır, o da dünyanın tümüdür… Ne Hacı Bektaş Veli ne de Ahmet Yesevi, Dersimlilerin ataları değildirler. Bunlar, Tunceli Üniversitesi Alevilik Araştırma Merkezi’nin ve Tunceli Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği ile bünyesinde bulunan Cemevi’nin, izinden yürüdükleri olabilir, onların ataları olabilir, buna itirazımız yok…”(1) Sempozyumda Kırmancki ve Kurmanci dualardan örnekler verilmesi mi bunları rahatsız etti? Bu sorunun yanıtı bence evet olmalıdır. Tunceli Üniversitesi ve Tunceli HBVKD’nin yayınladıkları bildiriye(3) karşı Munzur Dergisi ile Hollanda Dersim Vakfı’nın yukarıda kısa bir alıntısını yaptığım ortak yanıtını yerinde ve doğru buluyorum. Sayın Başbakan diyor ki; „Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim. Ben Ali’yi Alevilerden daha çok seviyorum!” Başbakan’ın bu demagojisine karşı bakın Sayın Kemal Bülbül nasıl bir yanıt veriyor
Sayın Başbakan, Alevilerin sevdiği Ali ile senin „Sevdiğin Ali” aynı Ali değil!
… Alevilerin Ali’si „Uhrevi” değil, insanidir, insandır!... İnsan ise, halkın ferdi, Hakkın sureti, kâinatın resmidir. Daha da ötesi Pirim Pir Sultan Abdal der ki;
Pir Sultanım bu dünyaya Dolu geldim dolu benim Bilmeyenler bilsin beni Ben Ali’yim, Ali benim. (2)
Tunceli Üniversitesi ile HBVKD Ahmet Yasevi ve Hacı Bektaş’tan önce “1980-1987 dönemlerinde Dersim’den toplanan yaklaşık 5.000 yoksul çocuğun gönderildiği Kuran Kurslarında bu çocukların akibetlerinin ne olduğu, şimdi nerelerde bulunduğu konusunda çalışmalar yapmalılar.”(1) Ahmet Yasevi de, Hacı Bektaş da, Arap Ali de sizin olsun. Yeter ki “gölge etmeyin, başka ihsan istemez” Hala isimlerinin önünde kocaman Prof. Yazan sözüm onlara uzman olarak Tv.lerde görüş bildiren bazı üniversite hocalarının zırvalarını izleyince insan utanıyor. Postalcısı da takunyacısı da aynı telden çalıyor. İdam cezasını savunan kuzu postundaki prof. Unvanlı kurt Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı olursa, böyle bir meclis sağlıklı yasa çıkarabilir mi? “40-50 kişilik gruplara füze atılsın, halk sürgün edilsin, Kürtlere doğum kontrolü uygulansın!” diyen Prof. Unvanlı ırkçı birisi Hukuk fakültesinde insan hakları dersi veriyorsa, bu ülkede hukuktan bahsetmek mümkün mü? AKParti sisteminde her gün onlarca arkadaşımız, dostumuz ve tanıdıklarımız soruşturmalara tabi tutuluyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve mahkemelerde süründürülüyor. Bu satırların yazarına ise payına karakol, mahkemelerde sürünme ve para cezaları düştü. Öyle anlaşılıyor ki; demokrasi mücadelesinde daha çok yol katletmemiz gerekiyor. Öyle ise; durmak yok, mücadeleye devam…
Newededersim
|
Sıra Alevi örgütlerinde mi?
Ankara - Yaşanan yoğun tutuklamalar 'BDP'den sonra sıra Alevi örgütlerine mi geldi’ diyen Alevi örgütleri, KCK operasyonlarının kendilerini kaygılandırdığını ve Alevi dernekleri ile örgütlerinin baskı ve saldırı altında olduğunu belirttiler.
KCK operasyonları kapsamında önce Dersim Alevi Akademisi Başkanı Aysel Doğan, ardından Özgür Demokratik Alevi Derneği Başkanı Kemal Karagöz ve Maraş katliamını tüm boyutlarıyla kitaplaştıran yazar Aziz Tunç’un tutuklanması, kamuoyunda “Kürtlerden sonra sıra Alevilere mi geldi?” sorusu tartışılmaya başlandı. ANF’ye konuşan Alevi örgütlerinin temsilcileri yaşanan gelişmelerden endişeli olduklarını ifade etti.
BAVULUMUZ HAZIR
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, KCK operasyonlarını eleştirerek, “KCK operasyonları Kürt sorununun çözümüne hizmet etmiyor. İnsanları gözaltına almakla, tutuklamakla sorunlar çözülmez. Hükümet sorunun çözeceğine daha da derinleştiriyor” dedi. Başbakan Erdoğan’ın Dersim için özür dilemesini samimi bulmadıklarını belirten Güzelgül, Sivas katliamı sanıklarının avukatı olan birçok ismin bugün AKP’de milletvekili ve hükümette bakan olduklarına dikkat çekti.
Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, KCK operasyonunda muhalif Alevi kişiliklerin de gözaltına alındığına işaret ederek, olası bir tutuklamaya karşı bavulunun hazır olduğunu söyledi. KCK operasyonlarıyla Kürt halkının susturulmak istendiğini vurgulayan Kenanoğlu, “Türkiye adeta tutuklama ülkesine dönüştü. Her gün operasyonlar yapılıyor, bu operasyonlardan dolayı kaygılı ve endişeliyiz” dedi.
DİNCİ BASIN HEDEF GÖSTERİYOR
DTK İnanç Komisyonu üyesi Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Kemal Bülbül de, Alevilerin sürekli baskı altına alınmaya çalışıldığını ve inançlarını hala özgürce yaşayamadıklarını ifade etti. AKP hükümetinin kendinden olmayan herkesi tutukladığına işaret eden Bülbül, herkesin başta KCK operasyonları olmak üzere, muhalif kesimlere yönelik baskılara karşı çıkması gerektiğini vurguladı. Alevilerin dinci basın tarafından sürekli hedef gösterildiğini, en son Akit gazetesinin kendisini hedef alan bir haber yaptığını belirten Bülbül, kaygılı ve endişeli olduklarını, her an gözaltına alınabileceklerini kaydetti.
BÜTÜN KATLİAMLAR İÇİN ÖZÜR DİLENMELİ
PSAKD Genel Sekreteri Cemal Şahin de KCK operasyonlarını doğru bulmadıklarını kaydederek, Alevilerin uzun zamandan beri baskı altında olduklarını ifade etti. Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrünü geç kalmış bir adım olarak değerlendiren şahin, “Başbakan Erdoğan’ın Dersim özründen sonra Sivas, Maraş ve Gazi katliamı için de özür dileyip dilemeyeceğini merakla bekliyoruz. Erdoğan’ın bütün katliamlar için özür dilemesi gerekiyor” dedi.
ABF eski Genel Başkan Yardımcısı Kazım Genç de Alevilerin sürekli baskı altına alınmaya ve dışlanmaya çalışıldığını belirterek, Alevi örgütlerinin ve alevi önderlerinin hedef gösterildiğini söyledi. Genç, Alevilerin bütün baskılara ve engellemelere rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
KÜRKÇÜ: ALEVİLERE OPERASYON OLURSA HİÇ ŞAŞMAM
BDP Mersin Milletvekilli Ertuğrul Kürkçü ise, bazı Alevi örgütü temsilcilerinin KCK operasyonunda tutuklanmasının tesadüf olmadığının belirterek, “Alevilere yönelik bir operasyon başlatılırsa şaşırmam” dedi. Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrünü siyasi çıkarlar için kullandığına dikkat çeken Kürkçü, “Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrü samimi değil. Dersim özrü sadece lafla olmaz, pratikle de olur. Çok dürüstse Dersim arşivlerini açıklamalı. İnsanların zararlarını karşılamalı. Dersim ismini iade etmeli” diye konuştu. BDP’nin Dersim katliamı için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebiyle verdiği önergenin diğer partilerin ortak tutumuyla reddedildiğini hatırlatarak, AKP ve CHP’nin Dersim konusunda ikiyüzlü bir politika izlediklerini vurguladı. (ANF)
|
Veröffentlicht von maya_ am Samstag, 14. Januar 2012 (48 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|  |
Sprache für das Interface auswählen
|
| All members: |
7 549 |
| Register today: |
0 |
| Register yesterday: |
0 |
| Members online: |
0 |
| Guests online: |
20 |
Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
dunyadaki canli turlerinin %80i 6 ayaklidir
pertekliyiz.biz
|
|