| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Haber bu kategoriye: Güncel Haberler
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
Alevi askerin ölümü Meclis'te
|
|
Misafir yazdı: "
ANKARA - BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, 15 Ağustos’ta Hakkâri’de askerliğini yapan Ali Arslan’ın Alevi olduğu ve oruç tutmadığı gerekçesiyle bir başka asker tarafından vurularak öldürüldüğü iddiasını Meclis gündemine taşıdı. Halis, TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, Hakkâri’de askerliğini yapan Ali Arslan’ın, basında yer alan haberlere göre, ailesiyle yaptığı telefon görüşmelerinde Alevi olduğu için sürekli diğer askerler tarafından hor görüldüğünü söylediğini kaydetti. Halis, “Aynı haberlerde, Arslan’ın öldürülmesinin birlik komutanlarınca saklanıp, olayın örtbas edilmeye çalışıldığı iddia edilmektedir” dedi. Halis, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e şu soruları yöneltti: “Ali Arslan’ın oruç tutmadığı gerekçesiyle bir başka asker tarafından öldürüldüğü iddiası doğru mudur? Olayla ilgili soruşturma hangi aşamadadır? Olayın birlik komutanlarınca gizlenmeye çalışıldığı doğru mu?”(anka)
"
|
|
Kılıçdaroğlu Tunceli’ye Geliyor
|
|
|
|
| Kılıçdaroğlu Tunceli’ye Geliyor |
|
|
Tarih : 17.08.2010 |
|
| Kemal
Kılıçdaroğlu, Doğu ve Güneydoğu illerini kapsayacak gezisine 24
Ağustos'ta başlıyor. CHP Genel Başkanı, Van'dan başlayacağı turunu
Batman, Bingöl, Elazığ, Tunceli ile sürdürecek. İşte Kılıçdaroğlu'nun
Tunceli'de olacağı tarih ve miting saati |
|
| |
Kemal Kılıçdaroğlu, Doğu ve Güneydoğu illerini kapsayacak gezisine 24 Ağustos'ta başlıyor. CHP Genel Başkanı, Deniz Baykal'ın yumurtalı saldırıya uğradığı Van'dan başlayacağı turunu Batman, Bingöl, Elazığ, Tunceli ile sürdürecek.
CHP Genel Başkanı seçildikten sonra ilk defa memleketi Tunceli’ye gelecek
olan Kılıçdaroğlu için partisinin Tunceli İl Örgütü özel bir karşılama
törenine hazırlanıyor. 25 Ağustos Çarşamba günü ilimizde olması beklenen
CHP Genel Başkanı, burada çeşitli açılışlar da yapacak.
Doğu’da İlk Van’a Gidiyor
CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, il kongresi için geldiği Van'da, taşlı ve yumurtalı saldırıya uğramıştı. Baykal'ın yumurtalı saldırıya uğradığı Van'a, CHP Genel Başkanı, 24 Ağustos Salı günü gidecek. Kılıçdaroğlu, Van Beşyol Meydanı'nda vatandaşlara seslenecek. CHP Genel Başkanı, aynı gün uçakla Batman'a geçecek.
Genel Başkan Olarak İlk Kez Memleketinde
Kemal Kılıçdaroğlu, Batman'ın ardından 25 Ağustos Çarşamba günü Elazığ'a gidecek. Elazığ'da saat 11.00'da vatandaşlara seslenecek olan Kılıçdaroğlu, Bingöl'de de saat 14.00'da miting yapacak. Elazığ ve Bingöl'den sonra Tunceli'ye geçecek olan CHP Genel Başkanı, 25 Ağustos Çarşamba günü saat 16.30'da Kışla Meydanı'nda miting yapacak.
|
|
|
|
Sakarya'da Dersim Katliamı
|
|
apachi yazdı: "
|
|
|
Tarih : 16.08.2010 |
|
| AKP'nin
Sakarya'da düzenlediği mitingde Recep Tayyip Erdoğan, Kemal
Kılıçdaroğlu’nu Dersim Katliamıyla vurmaya çalıştı. 1937-38 yıllarında
yaşanan dramın ve katliamın sorumlusu olarak CHP’yi ve o dönemde
Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü’yü hedef |
|
| |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Dersimli olduğunu hatırlatarak, "Vergi vermediler diye Dersim'in köylerini kim bombaladı? Zamanının, o zaman ki Cumhurbaşkanı'nın emriyle... Kimdi? İsmet İnönü, CHP'nin başındaydı. Yani CHP bombaladı." diye konuştu.
Ak Parti'nin Sakarya'da
düzenlediği mitingde Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Dersim
Katliamıyla vurmaya çalıştı. 1937-38 yıllarında yaşanan dramın ve
katliamın sorumlusu olarak CHP’yi ve o dönemde Cumhurbaşkanı olan İsmet
İnönü’yü hedef alan cümleler kuran Başbakan Erdoğan, Sakarya
mitingindeki konuşmasının büyük bölümünü Dersim Katliamına ayırdı.
Erdoğan
Sakarya’daki konuşmasında; "Tasavvufta bir kaide vardır; Derler ki
'edep yahu, edep yahu'. Ben de onu söylüyorum. Bize gelip de tere
satmayın. Tereciye tere satılmaz.
Bu millete tere satamazsın. Bu millet bu işin aslını biliyor.
CHP'nin de cemaziyelevvelini iyi biliyor. Yaşayanlar yaşamayanlara
anlattı. Babamın, dedemin bana anlattığı gibi.
Bizim babalarımız torunlarına anlattı. Biz de torunlarımıza da
anlatıyoruz, çocuklarımıza da anlatıyoruz. Bak bunlar geçmişte bunları
yaptı diyoruz. Anamuhalefetin lideri nereli? Nereli Dersimli. Dersim ile ilgili ne söylediklerini biliyorsunuz değil mi?
Dersimi kim bombaladı? Vergi vermediler diye Dersim'in köylerini kim bombaladı? Zamanının, o zaman ki Cumhurbaşkanı'nın emriyle... Kimdi? İsmet İnönü,
CHP'nin başındaydı. Yani CHP bombaladı. Bunlar 10 bin 20 bin, 30 bin,
40 bin, 50 bin kişinin yargısız infaz edildiği söylenir. İnsaf ya. İşte
sizin cemaziyelevveliniz bu. Gelin de siz bunu temizleyin önce.
Benim muhatım CHP'nin MHP'nin
yönetimi değil. Onlara oy veren gönül veren kardeşlerime sesleniyor. 12
Eylül'de iktidarı muhalefeti oylamayacaksınız. 12 Eylül'de
çocuklarımızın geleceğini oylayacaksınız. Bu Anayasa paketi yeterli mi,
tam yeterli değil. Tam yeterli olanın kapısını açıyor. Asıl hesaplaşmayı
ne zaman yapacağız? 2011'in Temmuzunda yapacağız. Orada da benim halkım
sandıkları patlatacak. (ANKA)
|
|
"
|
apachi yazdı: "
|
|
|
Tarih : 30.06.2010 |
|
| MEB,
Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde yaptığı
değişiklikle Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin belediye sınırları
dışındaki bir yere de atanabilecekleri yönünde düzenleme yaptı. Buna
göre artık öğretmenler bulundukları yerde ihtiyaç |
|
| |
MEB, 06/05/2010 tarihinde yeniden
yayınladığı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Norm
Kadro Fazlası Öğretmenler ile ilgili çok önemli bir değişikliğe imza
attı. Eski yönetmelikte Norm Kadro Fazlası Öğretmenler belediye
sınırları dışına atanamazken, yeni yönetmelikte Norm Kadro Fazlası
Öğretmenler; görevli oldukları yerleşim yerinde ya da ilçedeki eğitim
kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan
eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı
üstünlüğüne göre atanacaklar.
***
Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul
ve Kurumların Yönetici Ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin
Yönetmeliğin “Okul ve kurumların norm kadro sayılarının değişmesi”
başlıklı 18. maddesi son fıkrası; “Bu belirleme sonucunda okul ve
kurumlarda oluşacak yönetici ve öğretmen ihtiyacının karşılanması ve
fazlalığın giderilmesi ile yöneticilik görevinden ayrılanlar hakkında, ilgili
atama ve yer değiştirme yönetmelikleri uygulanır.” hükümlerine göre
norm kadro fazlası olarak belirlenen öğretmenler;
Millî Eğitim Bakanlığı
Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin “İl içi ve
iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler” başlıklı 26.maddesi. 5.
fıkrası “ (5) Zorunlu çalışma yükümlülükleri bulunmamak kaydıyla norm
kadro uygulamaları sonucunda eğitim kurumlarında norm kadro fazlası
konumuna alınan öğretmenler ile 16/7/1999 tarihli ve 99/13184 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Millî Eğitim Bakanlığına
Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına
İlişkin Yönetmeliğin 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine
göre tahsis edilen boş öğretmen norm kadrolarında görevli öğretmenlerin
il içi ve iller arası yer değiştirmelerinde, bulundukları eğitim
kurumunda ya da ilde çalışılması gereken süre şartı aranmaz. Bunlardan
norm kadro fazlası konumunda bulunan öğretmenlerden zorunlu çalışma
yükümlüsü olanlar, zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet
alanlarına atanır.” hükümleri ve “İhtiyaç fazlası öğretmenlerin yer
değiştirmeleri” başlıklı 41.maddesi “(1) Eğitim kurumunun ya da bölümün
kapanması, program değişikliği, Talim ve Terbiye Kurulunun öğretmenliğe
atanacakların tespitine ilişkin kararıyla ders kaldırılması ya da norm
kadro esasları gereğince yapılacak düzenlemeler sonucu öğretmen
fazlalığı oluşması hâlinde; eğitim kurumunun ya da bölümün kapatılması
veya program değişikliği sonucunda bu eğitim kurumlarında görevli
öğretmenler, yeni eğitim kurumu açılarak öğrencilerin taşınması hâlinde
bu eğitim kurumlarına, öğrenci azlığı nedeniyle kapatılan eğitim
kurumlarında ya da bölümlerde görevli olanlar ise açık norm kadro
bulunması hâlinde öncelikle öğrencilerin taşındığı eğitim kurumları
olmak üzere il içinde alanlarında ihtiyaç duyulan eğitim kurumlarına
özür durumları ve tercihleri de dikkate alınmak suretiyle atanırlar.
(2) Bu şekilde yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi hâlinde bu durumdaki öğretmenler tercihleri de
dikkate alınmak suretiyle öncelikle il içinde alanlarında ihtiyaç
duyulan eğitim kurumlarına atanırlar. Bunlardan il içinde
alanlarında ihtiyaç bulunmayanlar, bulundukları ilde çalışılması
gereken süre şartı aranmaksızın tercihleri doğrultusunda yer değiştirme
döneminde il dışına atamaları yapılabilir. Bunlardan zorunlu
çalışma yükümlülüğü bulunanlar, alanlarında ihtiyaç bulunan zorunlu
çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanırlar.
(3) Herhangi bir nedenle istihdam
alanı daralan öğretmenler ile görevli oldukları eğitim kurumlarında norm
kadro esasları çerçevesinde öğretmen norm kadro sayısının azalması
üzerine hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak değerlendirme sonucunda
hizmet puanı en az olandan başlamak üzere norm kadro fazlası olarak
belirlenir. Norm kadro fazlası olarak belirlenen bu öğretmenler;
öncelikle görevli oldukları yerleşim yerindeki ya da ilçedeki eğitim
kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan
eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı
üstünlüğüne göre atanırlar.
(4) Genel hayatı etkileyen deprem,
sel, yangın ve benzeri doğal afetler nedeniyle olağanüstü durumların
oluştuğu yerlerdeki eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı öncelikle bu
madde kapsamında bulunan ihtiyaç fazlası öğretmenlerle karşılanır.
İhtiyacın bu şekilde karşılanamaması durumunda valiliklerce gerekli
önlemler alınır.
(5) Bu madde kapsamında il içinde
yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi durumunda valiliklerce
fazlalığın giderilmesine yönelik il içinde yapılacak yer değiştirmeler,
zamana bağlı olmaksızın ancak öğretim yılının başladığı tarihten
itibaren en geç mart ayı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. Bu
şekilde yapılacak yer değiştirmeler, duyurusu yapılan eğitim kurumlarına
öğretmenlerin tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne
göre yapılır. Fazla konumdaki öğretmenlerden herhangi bir kuruma atanmak
üzere başvuruda bulunmayanların görev yerleri, il içinde valiliklerce
isteklerine bakılmaksızın belirlenir.” hükümlerince yer
değiştireceklerdir.
Bu hükümlere göre,
* Hizmet puanı üstünlüğüne göre
yapılacak değerlendirme sonucunda hizmet puanı en az olandan başlamak
üzere norm kadro fazlası olarak belirlen öğretmenler il içi ve iller
arası yer değiştirmelerinde, bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde
çalışılması gereken süre şartı aranmayacaktır.
* Norm kadro fazlası konumunda
bulunan öğretmenlerden Zorunlu çalışma yükümlülükleri bulunanlar zorunlu
çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanır.
* Norm kadro fazlası konumunda
bulunan öğretmenlerden Zorunlu çalışma yükümlülükleri olmayanlar
öncelikle görevli oldukları yerleşim yerinde daha sonra ilçedeki eğitim
kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan
eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı
üstünlüğüne göre atanırlar.
* Norm kadro fazlası konumunda
bulunan öğretmenlerden herhangi bir kuruma atanmak üzere başvuruda
bulunmayanların görev yerleri, il içinde valiliklerce isteklerine
bakılmaksızın belirlenir.
Norm Kadro Fazlası Öğretmenler
Nasıl Belirlenir?
Öğretmenlerin normları
belirlenirken
Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici Ve
Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmeliğinin hükümlerine göre hareket
edilmektedir.
Bu belirlemelerde ders yükü
önemlidir. Ders yükü alan ve branş bazında hesaplanır, hesaplanan ders
yükü; alan veya branştaki öğretmenlere yönetmelik hükümlerine göre
dağıtılır, ders yükünün dışında kalan hizmet puanı en düşük öğretmen
norm kadro fazlası olarak belirlenir
Norm Kadro Fazlası Öğretmeni
Belirleyen Ders yükü nasıl hesaplanır?
1. Öğretmenlerin, öğrenci sosyal
ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevler: "Öğrenci Sosyal ve Kişilik
Hizmetleri" karşılığı ek ders saati sayısı (2 saat) ile çarpımı
sonucunda bulunacak değer eklenecektir. Bu değerin branşlara göre
paylaştırılmasında, her branştaki haftalık ders saati sayısı dikkate
alınacaktır.
2- Ders Dışı Hazırlık ve Planlama
Görevi karşılığındaki ek ders saatleri ders yükü hesabında dikkate
alınacaktır.
3. Bölüm, atölye ve laboratuar
şeflerinin atölyelerdeki makine ve teçhizatın bakımı onarımı ve öğretime
hazır halde bulundurulması kapsamında yaptıkları görevler: Atölye ve laboratuar öğretmeni
norm kadrosuna esas alınacak ders yükünün hesabında, ilgili alandaki
haftalık ders saati sayısına her bölüm için 10 saat, her atölye ve
laboratuar şefliği için 6 saat daha ilave edilecektir. Öğrenci ve ders
yükü olmasa bile her bağımsız atölyeye bir norm verilecektir.
4. Mesleki ve teknik öğretim kurumlarında ilgili
meslek alanındaki öğretmen norm kadrosunun belirlemesine esas alınan
haftalık ders yüküne; o okul veya kurumda "İşletmelerde Meslek Eğitimi"
adıyla gösterilen derslerin de eklenmesi gerekmektedir.
"İşletmelerde Meslek Eğitimine"
ilişkin haftalık ders yükü; ek dersle ilgili kararın 15 inci maddesi ile
Mesleki Teknik Eğitim Yönetmeliğin 267 nci maddesinin (c) ve (d)
fıkraları hükümlerine göre hesaplanacaktır.
5- Mesleki ve teknik öğretim kurumlarında
yönetmeliğin “Norm kadro belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar “
başlıklı 15.maddesindeki “d) Mesleki ve teknik örgün ve yaygın eğitim
kurumlarında uygulamalı atölye ve laboratuvar derslerine ilişkin ders
yükü, haftalık ders çizelgesine göre her bir sınıfta okutulan ders
miktarının grup sayısı ile çarpımı sonucunda bulunur. Ancak, her şubede
4'ten fazla grup oluşturulamaz. Gruplar,
1) 9 uncu sınıflarda; 10–21
öğrenciye kadar 1, 21–31 öğrenciye kadar 2, 31–41 öğrenciye kadar 3, 41
ve daha fazla öğrenci için 4,
2) 10,11 ve 12 nci sınıflarda;
8–16 öğrenciye kadar 1, 16–24 öğrenciye kadar 2, 24–31 Öğrenciye kadar
3, 31 ve daha fazla öğrenci için 4,
olacak şekilde oluşturulur. “
hükümlerindeki sınıf isimleri liseler 4 yıla çıkarıldığından bir üst
sınıfa kaydırılarak değerlendirilecektir. Bu husus MEB’in 2006/90 nolu Genelgesinin 5.
maddesinde yer almaktadır.
Ayrıca; Mesleki ve teknik öğretim
kurumlarında Modüler Çerçeve Öğretim Programları, Haftalık Ders
Çizelgeleri, Alan ve Dallar çizelgelerindeki Alan/Dal bloğunda yer alan
dersler uygulamalı dersler olduğundan bu derslere yukarıdaki öğrenci
grupları dâhilinde birden fazla öğretmen derslere girebilecektir. Ders
yükü hesabında bu hususta değerlendirilecektir.
6.Talim Terbiye Kurulu Kararlarına
göre o branş için aylık karşılığı okutulması gereken dersler,
birlikte dikkate alınacaktır. (memurlar.net)
|
|
"
|
|
'PKK'lilerle halkı birbirinden ayırmakta zorluk var' itirafı
|
|
maya_ yazdı: "
Genelkurmay Başkanlığı'nın, sınır güvenliğini askerlerin koruyacağını açıklaması üzerine askeri bir yetkiliden itiraf geldi: "PKK'lilerle halkı birbirinden ayırmakta zorluk var."
Türkiye ile ABD'nin istihbarat paylaşımı konusunda bilgi veren Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Fahri Kır, kendi kurumunu yalanladı ve Kürt coğrafyasında PKK'ye dönük operasyonlarda, askerler tarafından sivillerin de hedef alındığını itiraf etti.
Kürt coğrafyasında hayvancılık yapanların havaların ısınmasıyla birlikte yaylalara çıktığını hatırlatan Tümgeneral Fahri Kır, vatandaşların yaylaları serbestçe kullanmasının kendi istekleri de olduğunu iddia etti, ancak yaylalarda halkla PKK'lileri ayırmada zorluk çektiklerini açıklayarak, operasyonlarda hayvancılık yapanların da zarar görebileceğini söyledi.
Tümgeneral Kır'ın bu sözleri, şu ana değin hayvancılık yapan ve diğer sivil halktan kişilerin ölümünde, askeriyenin sorumluluğu olduğunu da itirafı oluyor. PKK de bu tür gelişmelerde askeri operasyonları işaret ederken; Genelkurmay Başkanlığı ise olayı çarpıtarak, suçu PKK'ye atıyordu.
Ancak Kır'ın sözleriyle birlikte, Kürt coğrafyasında öldürülen sivil halktan kimselerin, askerler tarafından, "PKK'lilerle halkı birbirinden ayıramıyoruz" bahanesiyle öldürüldüklerini resmi ağızdan da ortaya koymuş oldu.
Son olarak dün Elazığ Karakoçan’da çatışma sonrası köylüler askerler tarafından taranmış ve 70 yaşındaki bir kadın katledilirken; 4 köylü de yaralanmıştı.
ANF NEWS AGENCY
"
|
|
BDP'li Tuncel, Bakan Ergin'e 'tecavüz' olaylarını sordu
|
|
maya_ yazdı: "
BDP'li Tuncel, Bakan Ergin'e 'tecavüz' olaylarını sordu
23 Haziran 2010 Çarşamba Saat 17:52
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e kadına yönelik, şiddet, taciz ve tecavüz rakamlarını sordu.
ANKARA - BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e kadına yönelik, şiddet, taciz ve tecavüz rakamlarını sordu.
Sebahat Tuncel, Meclis Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde 7 haziran 2010'da İstanbul’da BDP ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi üyesi K.S adlı kadının sivil giyimli iki kişi tarafından kaçırıldığını ve tecavüz edildiğini belirtti.
Önergesinde Tuncel şöyle dedi: “2009 yılında Diyarbakır’da yine DÖKH üyesi bir kadın, sivil polis olduğu iddia edilen dört kişi tarafından cinsel işkenceye maruz kalmıştır. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen olay aydınlatılmamıştır. Diyarbakır da yine BDP kadın meclisinde çalışan bir kadına gittiği evin asansöründe kimliği bilinmeyen kişiler tarafından cinsel saldırı gerçekleştirilmiştir. Hakkari de gözaltında BDP kadın meclisi üyesi bir kadın sarhoş bir polisin cinsel tacizine maruz kalmıştır. Kadınlara karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı Olaylarında tecavüz ve saldırıyı gerçekleştirenlerin sivil polis olduğu iddiasına rağmen, faillerin bulunmaması emniyet güçleri üzerindeki şüpheleri daha da arttırmaktadır.”
Tuncel Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e şu soruları yöneltti:
* “Türkiye de kadınlara karşı gerçekleştirilen şiddet, taciz, tecavüz gibi cinsel saldırı vakalarına dair bir istatistik bulunmakta mıdır?
* Muhalif kimliği olan ve örgütlü mücadele içerisinde olan kadınlara yönelik gerçekleşen saldırı, taciz ve tecavüz olaylarının açığa çıkarılması ve faillerinin bulunup yargılanması için bugüne kadar bakanlığınız ne gibi çalışmalar yapmaktadır?
* İstanbul ve Diyarbakır da açığa çıkan bu saldırı ve tecavüz olaylarında faillerin polis olduğu şüpheleri dikkate alınarak inceleme başlatılmış mıdır?
* Başlatıldıysa ne aşamadadır? Başlatılmadıysa bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz?
* Politik kimliği olan kadınlara yönelik artan bu saldırı ve baskıların engellenmesi için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?” ANF
NWD / Ffm
"
|
|
|
|
Tarih : 21.06.2010 |
|
| Cumhuriyet
Gazetesinin başyazarı gazeteci İlhan Selçuk, saat 13.30'da tedavi
gördüğü hastanede 85 yaşında hayatını kaybetti. İşte Selçuk'un hastaneye
yatmadan önce Pencere adlı köşesinde yazdığı 'Mim Noktası' başlıklı
"Açılım"ı konu alan son yazısı: |
|
| |
Cumhuriyet
Gazetesinin başyazarı gazeteci İlhan Selçuk, dün
saat 13.30'da tedavi gördüğü hastanede 85 yaşında hayatını kaybetti.
21 Mart 2008 günü Ergenekon davasından
dolayı gözaltına alınan ve iki gün sonra serbest bıraklılan İlhan
Selçuk, ardından bir kalp krizi geçirmişti. 14 Ağustos 2009 günü beyin
damar tıkanıklığına bağlı olarak kısmi felç geçiren Selçuk, yoğun bakıma
alınmıştı.
Selçuk'a, Mart ayında vefat eden kardeşi Turhan
Selçuk'un öldüğü de söylenmemişti.
Selçuk'un ölümü Cumhuriyet
ailesini yasa boğdu. Cumhuriyet çalışanları gruplar halinde Vehbi Koç
Vakfı Amerikan Hastanesi'ne gittiler.
Yarım asırdır
Cumhuriyet'te köşe yazarlığını sürdüren Selçuk, aynı zamanda gazetenin
Yayın Kurulu Başkanı'ydı. Berin Nadi'nin 2001 yılında ölümünün ardından
Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz sahipliği görevini üstlenmiş, gazetesinin
yaşatılabilmesi için yıllarca mücadele vermişti.
İlhan Selçuk hastaneye yatmadan önce
Cumhuriyet Gazetesi'ndeki Pencere adlı köşesinden okurlarına 'Mim
Noktası...' başlıklı yazısıyla seslenmişti.
İşte İlhan Selçuk'un
kaleme aldığı 15 Ağustos 2009 tarihli son yazısı...
Mim
Noktası...
Özgen Acar’ın dünkü yazısını okudunuz mu?..
Okumadınızsa
okuyun derim...
Cumhurbaşkanı Gül Kürt açılımına Norşin’den
başladı...
Neden?..
Özgen Acar yazısında nedenleri
bilimsel kaynaklara dayanarak sayıp döküyor...
*
Önce
Norşin Kürtçe değil, Ermenice...
Sonra Norşin Feto’nun kâbesi...
Vakti
zamanında Saidi Nursi’nin karargâhı imiş...
Yetmez mi?..
*
Peki,
Abdullah Gül neden Norşin’le yakından ilgili?..
Anadolu çeşitli
uygarlıkların beşiği, Osmanlı’dan beri de Rum, Ermeni, Kürt, Zaza, Arap,
Türk vesaire bu topraklarda al gülüm ver gülüm yaşamışlar...
Bu
coğrafyada isim bolluğu doğal ve ibadullah...
Norşin’i öne
çıkarmak neden?..
Gül zaten tarafsız değil, AKP’nin ikinci
başkanı gibi çalışıyor, siyaset yapıyor... RTE ile Gül’ün son
zamanlardaki derdi gücü Kürtlerle, Ermenilerle Obama’nın istediği gibi
hemhal olmak...
Kolay iş değil, ama iktidarda kalabilmek için AKP
Amerika’nın talimatına uygun politikaları uygulamak zorunda...
*
Bugün
Türkiye’de oy toplamı AKP’yi aşan iki muhalefet partisi var...
Bunlardan
biri AKP’nin son günlerdeki “açılım” stratejisi üzerine kısaca dedi ki:
“-
Vatan ihanetidir...”
Şaka değil...
MHP düpedüz AKP’yi
vatan ihanetiyle suçluyor...
Gerekçeleri bu yazıda
irdelemeyeceğim; ama olayın, üzerinde durulması gereken yanı şu:
-
MHP liderinin, Kürt sorunu üzerinde anlaşılmaz manevralar yapmaya
çalışan AKP’yi vatan ihanetiyle suçlamasının toplumdaki yankıları
nedir?..
Siz yalaka medyaya bakmayın!..
Bu konuda elimizde
bir ölçü var mı?..
*
Cumhurbaşkanı’nın AKP’nin açılımına
AKP’liden daha çok sarılması; ama, bu işe Norşin’in adından başlaması
ilginçtir...
MHP’nin bu işe girişenleri vatan ihanetiyle
suçlaması da ilginçtir...
Türkiye olağanüstü bir döneme doğru
sürükleniyor...
Vaktiyle Anglo-Amerikalılar ülkedeki Ermeni ve
Rumları kışkırtıp kullanarak Sevr’i tezgâhlamak istediler...
Bu
kez de Kürtleri kullanmak üzerine bir strateji göze çarpıyor, Anadolu’yu
bölen haritalar elden ele dolaşıyor...
*
İşte bu ortamda
MHP’nin AKP’yi vatan ihanetiyle suçlaması siyaset hayatında, demokratik
düzende ve partiler rejiminde ilginç bir dönüm noktası oluşturuyor...
MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir noktaya mim koydu...
|
|
|
|
Öcalan : “Erdoğan beni tehdit etti”
|
|
Misafir yazdı: "

Öcalan, Başbakan Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasıyla kendisini tehdit ettiğini öne sürdüGüncelleme:
PKK’nın lideri Abdullah Öcalan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasıyla kendisini tehdit ettiğini öne sürdü ve “Direneceğim, kimliğimden, onurumdan taviz vermeyeceğim, son nefesime kadar onurumla direneceğim. Ben burada açıkça şunu söylüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla devlet barış yapmaktan korkuyor, PKK de devrim yapmaktan korkuyor” dedi.
ANF’nin haberine göre, avukatlarıyla görüşen Öcalan AKP hükümetinin Kürt sorunu karşısındaki tutumuna değindi. Öcalan, “Buradaki pozisyonumun barış ve demokratik çözüm olduğunu, bu konuda ciddi adımlar atılması halinde bu rolümü oynayacağımı ama Hükümetin böyle bir yaklaşımı olmadığını söyleyebilirim” dedi. Kamu Güvenliği Müsteşarlığının kurulduğunu anımsatan Öcalan, “Muammer Güler bu hafta bu konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanıyla birlikte İngiltere’ye gitmiş. Bunlar yine icazet almaya gitmişler. Yeni konsept uygulamaya konacak. Aynen ‘90’lı yıllarda Doğan Güreş’in İngiltere’ye gidip 'yeşil ışık' alması gibi. Ne yazık ki yüz yıldır Kürdistan’ın kaderini İngilizler belirliyor. Sadece İngiltere demek de doğru değil, Anglo-Sakson siyasetidir bu. Buradan Müsteşara bir uyarım olacak. Eski politikalarında, imha temelindeki politikalarda ısrar ederlerse, geçmişte yaşandı, görüldü, bu çok kötü sonuçlara yol açacaktır” diye konuştu.
“ABD, İNGİLTERE ÇÖZÜMÜ ENGELLEDİ”
Öcalan, Başbakan Erdoğan’ın grup konuşmasına değindi ve şunları söyledi:
“Başbakan da benimle ilgili açıklamalar yapmış, beni suçlamış, bu yüzden cevap hakkım doğuyor, ona cevap vereceğim. Benim geçen haftalarda söylediklerim basında işleniyor, Ecevit, Erbakan, Özal meseleleri tartışılmış. Ben tekrar uzun uzun o süreçleri anlatmayacağım. Ama 2002’de ne olduğunu anlatayım. Buraya ilk getirildiğimde hem Ecevit adına gelip görüşenler hem Kıvrıkoğlu adına gelip görüşenler bana şunu söylediler. 'Bu Kürt meselesinde bölücülükten ve şiddetten vazgeçilirse siyasal yöntemlerle her türlü çözümün gündeme gelebileceğini, tartışılabileceğini' söylediler. Bu benim de anlayışıma zaten uygundu, ‘90’lı yıllardan beri bu konudaki görüşlerimi defalarca ifade etmiştim zaten. Ben de onlara 'olur' dedim, hatta bunun için silahlı güçlerin tamamını sınır dışına çektik. Bu süreç yıllarca devam etti. Ama bu süreç değerlendirilmedi ve hiç bir adım atılmadı. Ecevit bir şeyler yapmak istedi, işte bu Rahşan Affı falan tartışıldı. Aslında o daha geniş bir af olarak düşünülüyordu, ama olmadı. Buna içeriden siyaseten Bahçeli engel oldu, Bahçeli net bir şekilde demokratik çözümün önünü tıkadı. Dışarıdan da Anglo-Sakson politikalar bu çözüme engel oldu. İngiltere ve Amerika, Anglo-Sakson siyaseti Irak’a müdahaleyi önlerine koymuşlardı, Ecevit buna karşı çıkıyordu, Kürt meselesinin çözümünde de atmak istediği adımlar vardı, bu nedenlerle Ecevit’i tasfiye ettiler. Bu güçler Güney’de kendilerine bağlı bir Kürt federe devleti karşılığında Kuzey Kürtlerinin ve PKK’nin ezilmesine, tasfiyesine onay verdiler. Kuzey’deki Kürtler bu şekilde Anglo-Sakson’a bağlı Güney oluşumuna feda edilmiştir.”
“ERDOĞAN KÜRTLERE KARI GÖZÜYLE BAKIYOR”
AKP’nin bu Anglo-Sakson politikalar için iktidara getirildiğini iddia eden Öcalan, “AKP’nin çözüm için hiç bir projesi yoktur. Başbakan Erdoğan’ın dünkü konuşmalarını da dinledikten sonra kesin olarak bu sonuca vardım. AKP tamamen Anglo-Sakson politikaları uyguluyor, bu açılım projesi de aslında Anglo-Sakson politikasıdır, onlara aittir” dedi. Öcalan değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Şimdi Erdoğan’a cevap vermek istiyorum. Erdoğan son grup toplantısında yaptığı konuşmalarında çok sert BDP’yi, bizi suçluyor. İşte burada tecavüz, zor kültürü var. BDP de Erdoğan’ın neden böyle bir şey yaptığını tam olarak anlayamadı. BDP’nin Erdoğan’a vermesi gereken cevabı şöyle olmalıydı; 'Evet ben küçük bir parti-grup olabilirim, senin içinde de Kürtler var, sana destek olan Kürtler de var ama bana destek veren, kendi iradesiyle özgür bir şekilde varolmak isteyen beş milyona yakın Kürt de var' demeliydi. Erdoğan burada belki ifade edilmesi hoş değil ama Kürtleri 'karı' olarak görüyor. Bu benzetmeyi kullanmak çok uygun olur mu, ama durum budur. Erdoğan Kürtlere bu gözle bakıyor. Binlerce yıllık ataerkil tecavüz kültürünün şekillendirdiği bir zihniyetle Kürtlerle zorla ilişkiye girmek istiyor. Bir evlilik ilişkisinde bile zorla ilişki olmaz. Bir evlilik ilişkisinde erkek eşiyle zorla ilişkiye girebilir mi? Bunun için eşlerin karşılıklı rızası olmalı, bu iş özgür iradeyle olur.”
“ERDOĞAN BENİ TEHDİT ETTİ”
Öcalan, KCK’nin Özerk Kürdistan açıklamasını da değerlendirirken, “Özerk Kürdistan, Kürdistan’ı yönetmekten bahsediyor. Bu çok ciddi bir iştir, Kürdistan’ı yönetmekten bahsediyorsunuz. Yapmayın demiyorum, kararı siz vereceksiniz, daha önce zaten söyledim bunu. Ben savaşın ya da savaşmayın demiyorum. Benim koşullarım ortada, kimse bana güvenerek, bana dayanarak iş yapmasın, kendi kararlarını kendileri versinler. Ayrıca burada ne olacağım da belli değil, beni burada yarın bile öldürebilirler. Erdoğan(Salı günü) konuşmasında beni tehdit etti. Ama ben direneceğim, kimliğimden, onurumdan taviz vermeyeceğim, son nefesime kadar onurumla direneceğim bütün halkımız bunu böyle bilsin. Devlet barış istiyorsa ben buradayım. Ben burada açıkça şunu söylüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla devlet barış yapmaktan korkuyor, PKK de devrim yapmaktan korkuyor” diye konuştu.(ANKA)
"
|
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
12 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
kargalar sosyal yapilari ve alet kellanma çesitliligi ve becerileri ile insana en cok benzeyen canlilardir....
pertekliyiz.biz
|
|