| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Haber bu kategoriye: Dersimden Haberler
645 Haber (81 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
DERSİM BÜYÜK BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR
|
|
maya_ yazdı: "
Dersim halkı 10 Ekimde belediye öncülüğünde sokağa çıkacak ve barajlara ‘dur’ diyecek.
Dersimliler, "tarihlerini ve kültürlerini sular altında bırakacak" altı baraj ve sekiz hidroelektrik santraline karşı cumartesi günü büyük bir miting düzenlemeye hazırlanıyor.
DTP’li Belediyenin öncülük ettiğ büyük buluşmaya çeşitli siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, ilçe belediyeleri, belde belediyeleri ve sanatçılar destek veriyor.
DTP Dersim Belediye Başkan’ı Edibe Şahin yürüşüşe destek çağrısı yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim temsilcisi avukat Barış Yıldırım, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasının en büyük kitle eyleminin örgütlendiğini söyledi.
Baraj ve santrallerin üzerine yapılması planlanan Munzur deresinin de içinde yer aldığı milli park 43'ü Munzur Vadisi'ne, 227'si Türkiye'ye endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Çengel boynuzlu keçi, bezuvar isimli dağ keçisi, ur kekliği, kırmızı benekli alabalık da vadiye has türlerden.
1960'ta ortaya çıkan baraj projeleri 1987'de tamamlandı ve 1998'de yapım kararı alındı. Şu an sadece uzunçayır barajının inşası tamamlandı; Mercan hidroelektrik santrali de yapım aşamasında. Bölgedeki avukatların, projenin yapımı için alınan Bakanlar Kurulu kararının iptali talebi Danıştay'da kabul edildi fakat Devlet Su İşleri'nin kararı temyize götürmesinin ardından projenin önü açıldı. Aktivistler kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıdı.
Projeye yapılan itirazlar arasında üretilecek elektriğin Türkiye'nin yıllık üretiminin yüzde 1'inden az olduğu buna karşılık doğayı, yaşamı ve sosyal yapıyı tahrip edeceği vurgulanıyor.
NWD-Dersim
"
|
|
Dersim'de mezraya havan atıldı iddiası
|
|
maya_ yazdı: "
17:02
Dersim'in
Mazgirt İlçesi İbimahmut Köyü Alidost Mezrası'nda büyük ve küçük baş hayvanların
otlatıldığı bölgeye havan topu atıldığı iddia edildi. Ataçınar Jandarma
Karakolu'ndan atıldığı belirtilen havan topları nedeniyle onlarca hayvanın telef
olduğu belirlenirken görgü tanığı çoban Niyazi Şahin'in ise 'Basına haber verme'
şeklinde karakol yetkilileri tarafından tehdit edildiği ileri sürüldü.
Dersim'in Mazgirt ilçesi
Kalesipi bölgesi İbimahmut köyü Alidost mezrasının merasına bugün öğlen saat
12.30 sıralarında Ataçınar Jandarma Karakolundan havan topu atıldığı ileri
sürüldü. Atılan havan topundan dolayı ilk yapılan tespitlere göre 4 büyük ve
küçük baş hayvanın öldüğü, 5'inin ise bacaklarının kopup karınlarının patlayarak
yaralandığı, 10 küçük baş hayvanın ise kayıp olduğu öğrenildi. Öğlen saatlerinde
olay meydana gelmesine rağmen olay yerine herhangi bir yetkili gelmezken, yaralı
hayvan leşleri hale olay yerinde bekletiliyor.
'Basına haber
verilmesin'
Olayın yaşandığı köy sakinleri hayvanların çobanı olan
Niyazi Şahin'in Ataçınar Jandarma Karakolundan aranıp çağrıldığını, şuanda
karakolda olduğunu ve basının haberdar edilip, çağrılmaması konusunda
telkinlerde bulunulduğunu öne sürdü. Yine köylüler karakol yetkililerinin 'Kendi
aramızda anlaşalım, konu dışarıya çıkmasın' şeklinde çobana telkinlerde
bulunduğunu öne sürüldü.
DİHA
"
|
|
Dersim'de Alevilik Araştırma Merkezi
|
|
maya_ yazdı: "
Dersim’de Üniversitesi
bünyesinde Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı.
Dersim Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, İl Kültür Merkezi'nde gazetecilere yaptığı
açıklamada, Rektörlük olarak YÖK'e başvurularının kabul edilmesinin ardından
Edebiyat Fakültesi bünyesinde Türkiye'nin ilk Alevilik Uygulama ve Araştırma
Merkezi'ni açtıklarını söyledi.
Benzer merkezlerin Türkiye'deki diğer
üniversitelerde de bulunduğunu belirten Boztuğ, şöyle konuştu:
''Örneğin
Gazi Üniversitesinde Türk Kültürü Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi
var. Bir diğeri de Çorum Hitit Üniversitesi'ndeki Hacı Bektaş Veli Araştırma ve
Uygulama Merkezi'dir. Biz ise üniversite bünyesinde kurduğumuz merkeze, doğrudan
Alevilik Uygulama ve Araştırma Merkezi ismini uygun bulduk. Çünkü Alevi inanç
grubuna mensup yurttaşlarımız, ülkemizin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır.
Bu yurttaşlarımızın yoğunlukla yaşadığı ortam olan Dersim'de böyle bir araştırma
ve uygulama merkezinin önemli olacağını düşünüyoruz.''
ALEVİ KÜLTÜR VE İNANIŞI, KAYIT ALTINA
ALINACAK
Prof. Dr. Boztuğ, merkezin Alevi kültür ve
inanışını yazılı olarak kayıt altına alacağını bildirdi.
Alevilerin
dinsel motiflerindeki edebi eserlerin daha çok sözlü edebiyat şeklinde olduğunu
ifade eden Boztuğ, şunları kaydetti:
''Bunlar babadan oğula, dededen
toruna geçerken erozyona uğruyor, kayboluyor. Bunları gelecek nesillere sağlıklı
şekilde aktaramıyoruz. Ama kurduğumuz merkezde, Alevi inanç grubundaki
yurttaşlarımızın din motiflerindeki edebi eserleri toplayıp, derleyip, yazılı
hale getirip, dijital ortamda saklayarak gelecek kuşaklara kalıcı eser olarak
taşımak istiyoruz. Dinsel motiflerinin yanında semahların uygulanması ve benzeri
konularda da araştırmalar yapacağımızdan, merkezimizin adını Alevi Araştırma ve
Uygulama Merkezi koyduk.''
''ALEVİ DEDELERİNDEN DE
YARARLANACAĞIZ''
Bir gazetecinin ''merkezde
Alevi dedelerinin de görev alıp almayacağını'' sorması üzerine Prof. Dr. Boztuğ,
şunları söyledi:
''Alevi dedelerinden de yararlanacağız. Alevi inanç
grubuna mensup yurttaşlarımıza baktığımızda, inanç ve kültürel motifler
anlamında homojen olmadıklarını görüyoruz. Farklı değerlendirme ve farklı
yorumlara sahip olanlar var. Biz bunları da kendi içlerinde ayrıştırma yerine bu
farklılıkları, Alevi yurttaşlarımız arasında Aleviliği farklı yorumlayanları da
zenginlik olarak göreceğiz. Herkesi bağrımıza basıp, kucaklayıp, Aleviliği
farklı şekilde yorumlayan vatandaşlarımızın da merkezimizde kendilerini ifade
etmelerini, araştırmalarını yapmalarını sağlayacağız. Çünkü farklı fikirler
demokratik ortamda, bilimsel ortamda serbestçe tartışılacak ki doğrulara daha
kolay yaklaşabilelim.''
''Demokratik açılım'' konusuna da değinen Boztuğ,
şunları kaydetti:
''Demokratik açılım Kürt, Alevi, azınlıklar değil tüm
açılımları kapsamaktadır. Ülkemiz ekonomik olarak gelişiyor ve ilerliyor. Bugün
Türkiye, dünyada en gelişmiş 20 ekonomi arasında. Hayat düzeyiyle, ekonomik ve
sosyal düzeyiyle Türkiye büyüyor, gelişiyor. Türkiye geliştikçe, büyüdükçe
farklılıklarını zenginlik olarak görmeye başladı. Şu anda bunu
yaşıyoruz.''
NWD-Dersim
"
|
|
Devlet Hastanesine Yeni Başhekim
|
|
apachi yazdı: "
|
|
Tarih : 30.09.2009 |
|
| Tunceli
Devlet Hastanesinin yönetim kadrosu birkaç gün içinde değişecek.
Başhekim Gülcan Güntaş Korkmaz,Tekirdağ’ın Saray ilçesine atanırken,
yerine kimin görevlendirileceği son günlerin merak konusuydu. Yeni
başhekimin kim olacağı netlik kazandı ve |
|
| |
Tunceli
Devlet Hastanesine yeni başhekim atanacak. Başhekim Gülcan Güntaş
Korkmaz ise Tekirdağ’ın Saray İlçesi Devlet Hastanesine atandı.
Tunceli
Devlet Hastanesinin yönetim kadrosu birkaç gün içinde değişecek.
Başhekim Gülcan Güntaş Korkmaz,Tekirdağ’ın Saray ilçesine atanırken,
yerine Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Asan’ın atanacağı
öğrenildi. Korkmaz’ın cuma günü ilişiğini kesebileceği öğrenilirken, yeni Başhekiminde pazartesi görevine başlaması bekleniyor. "
|
|
Sakallı öğretmen göreve başlatılmadı
|
|
apachi yazdı: "
Şanlıurfa'da
imamlık yaparken, Tunceli'ye Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni
olarak açıktan ataması yapılan Mehmet Nafi Aksoy, Kılık Kıyafet
Yönetmeliği'ne uymadığı gererçe...siyle
göreve başlatılmadı. Uzun sakalları dikkati çeken kravat takmayan
Aksoy, kendisini görüntüleyen gazetecilere de tepki gösterdi.
Tunceli'ye
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak açıktan ücretli olarak
ataması yapılan Mehmet Nafi Aksoy, bugün İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Atama Şube Müdürlügü'ne giderek, göreve başlamak istediğini bildirdi.
Uzun sakalı ile dikkat çeken, kravatsız Aksoy'u gören görevliler,
evraklarını incelediklerinde, bu kişinin Çemikgezek İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü emrine atandığını belirledi. Görevliler, uzun sakıllı
Aksoy'a, kılık kıyafetinin uygun olmadığı gerekçesiyle işlemlerini
yapamayacaklarını bildirdi.
Aksoy, bunun üzerine İl Milli Eğitim
Müdür Yardımcısı Musa Dinç'in yanına giderek atamasının
gerçekleştirilmesini istedi. Dinç, Aksoy'un sakal, kılık ve kıyafetini
görünce, "Bu halde atamanı yapmamız imkansız. Devlet memurları kanununa
uygun ve kılık kıyafet yönetmenliği çerçevesinde başvurunuzu yaparsanız
atamanı gerçekleştiririz. Bu sakal ile atama yapmak mümkün değil" dedi.
Bunun üzerine Aksoy, cep telefonu ile bazı kişilerle görüştü.
Göreve
başlatılmayan Mehmet Nafi Aksoy, kendisini görüntüleyen gazetecilere de
tepki gösterip, "Bunda ne var ki? Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı da
sakallı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda birçok kişi sakallı. Müftü de
sakal bırakabiliyor, ben de bırakabilirim" dedi. Gazetecilerin
sorularına da sert yanıtlar veren Aksoy, "Sakalımı neden kemediğimi
size açıklamak zorunda değilim. Ben şu anda öğretmen de değilim, atamam
yapılmış ama henüz göreve başlamadık. Beni çekiyorsunuz ama bunu
unutmayın, bu durumun hesabını vereceksiniz. Yaptığınız insan haklarına
saygısızlıktır. Hiçbir şey yokken sıkıntı çıkarıyorsunuz. Size hakkımı
helal etmiyorum" dedi. Aksoy, daha sonra Milli Eğitim Müdürlüğü'nden
ayrıldı.
Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, kılık ve
kıyafet yönetmeliğine uymayan Aksoy'un atamasının yapılmadığını
söyledi. Yetkililer, daha önce imamlık yapan Aksoy'un başka bir ilde
imamlıktan öğretmenliğe atamasının yapıldığını, ancak kendisinin tekrar
imamlığa döndüğünü, ikinci kez öğretmen olarak atamasının Tunceli'ye
yapıldığını söyledi.
Ferit DEMİR/TUNCELİ,DHA"
|
apachi yazdı: "
|
|
Tarih : 24.09.2009 |
|
| Tunceli’nin
ilk baraj gölü, hızla kente yaklaşıyor. Arıtma tesisi yapılmadan
tutulan baraj sularının üzeri daha şimdiden gelecekteki alemetinde
habercisi adeta. Üzeri saman, karpuz kabukları, çöplerle dolu gölün
suyunun rengi ise Munzur'un |
|
| |
Tunceli’nin
ilk baraj gölü, hızla kente yaklaşıyor. Arıtma tesisi yapılmadan
tutulan baraj sularının üzeri daha şimdiden gelecekteki alemetinde
habercisi adeta.
Hiçbir
önlem alınmadan ve atıksu tesisleri kurulmadan tutulan suların üzerinde
biriken pislik, gölün gelecekte nasıl bir tehlike saçacağını göstermesi
açısından dikkat çekiyor. Sular kabarıp Atatürk Mahallesindeki
Andiçi’lere ait evin olduğu alana kadar geldi bile. Üzeri
saman, karpuz kabukları, çöplerle dolu gölün suyunun rengi ise sanki
geçmişteki Munzur’un akan coşkun berrak suyu değilde başka yerden gelen
kirli suyu andırıyor."
|
|
Açılımdan çok barajlar gündemde
|
|
maya_ yazdı: "
Tunceli'de tek konu barajlar. "Munzur'un suyu gücenecek, ekolojik denge çökecek, yaşanacak zemin kalmayınca açılımı hissedecek insanlar da olmayacak" endişesi hakim
Erzurum'dan yola koyulup Erzincan istikametine tuttum yolu. Bir süre sonra da Tunceli yol ayrımına geldim. Sola sapıp o yöne döndüm. Daha girişte bir arama noktasında durdurulunca indim, genç astsubay ve askerlerle ayaküstü hasbihal ettim. Sakin, rahat, güleç gördüm hepsini. Eskiden olsa suskun, gergin, çelik yeleklerini kuşanmış, mevzilenmiş, el tetikte beklerlerdi. Şimdi doğal bir yol kontrol noktası haline gelmiş burası. Bazı araçlar durdurulup kimlik kontrolü, 3-5 malum soru ve "iyi yolculuklar" dileğiyle uğurlama. İlerledikçe muhteşem manzaraları görüyorum. Doğa sade,yalın, büyüleyici. Türlü çeşit ağaçlar, meşe palamutları, kayınlar, söğütler, çınarlar, çamlar. Çiçekler bin bir renk. Kınkor denen koca koca dağ mantarları muhteşem. Durup dakikalarca fotoğraflıyorum.
AÇILIMLA GELEN FARK Tekrar yola koyulunca fark ettim ki telefonum çekmiyor. Bu durum uzun sürüyor ta Tunceli'ne 5 kilometre kalana dek. İşte geldim, dolaşmaya başladım bile. Şehre bu bilmem ki kaçıncı girişim. Ama en çok bu defaki ziyaretimde bu denli rahat gördüm kenti. On yıllardır süren gerginlik, ürkeklik, huzursuzluk yerini hissedilir bir rahatlamaya bırakmış. Kahvehanelerde, iş yerlerinde, taksi duraklarında, cem evinde, belediyede konuştuğum yurttaşların ve bazı idarecilerin çoğu bunun sebebini "demokratik açılım projesi" ne bağlıyor. Birkaç konuşmayı nakledeyim size: Ana cadde üzerinde bir kahvehane önünde kürsülere (tabure) oturmuş yaşlı yurttaşlarla ilk sohbetim.
Kentin girişinde bir tabela gördüm. "Gülümseyin Tunceli'de güvendesiniz" yazıyordu. - Emniyet Müdürlüğünün bir yazısı o.
Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bakın şurada da bir başka pankart var. "Operasyonlar dursun" yazıyor. Siz daha önce de gelip konuştunuz bizlerle. Farkı kendiniz de anlarsınız.
Yine de anlatın, değişen değişmeyen nedir? Savaş Bey, yine adım başı durduran, arama yapan asker ya da polis ekiplerine rastlamışsındır ama eskisi kadar yoğunluk yok, tavırları da normalleşti artık. Pikniğe giden bir ailenin sepetindeki 5 yumurta, yarım kilo kızarmış köftenin hesabını 'örgüte yardım mı götürüyorsunuz?' diye sorma üslubunu terk etti devlet.
Açılım projesine ne diyorsunuz? Atılan önemli bir adımdır diyoruz. Henüz ortada somut bir şey olmasa da, biri çıkıp 'oturun da konuşalım, çare arayalım' dedi. Bu bile çok önemli. Tunceli'de çok önem verildi bu tavra. Umuyoruz ki altından fos bir şey çıkmaz. Siz açılımdan önce barajları gündeme getirseniz daha iyi. O barajlar Dersim'i, Munzur'u yok eder, yaşam biter. İnsan kalmaz ki açılım olsun.
BAŞKAN DA ENDİŞELİ Sonraki durağım Belediye. Danışmadaki genç kız, "Başkanımız az sonra gelecek, esnaf ziyaretinde" diyor. Kısa süre bekleyince de geliyor başkan Edibe Şahin. Şimdi makam odasında konuşmaktayız: - Her sabah bir başka mahalledeki evleri, dükkânları, işyerlerini geziyorum, iyi oluyor.
Festivaliniz çok coşkun geçmiş başkan, duyduk, okuduk... Gerçekten de keyifli günler geçirdik. Biliyorsunuz Dersim halkının büyük çoğunluğu yurtdışında, kent dışında yaşıyor. Onlar festival günlerinde özellikle geliyor ve rengarenk oluyor yaşam
Telefon meselesi nedir? Bir türlü şebeke bulamadım gelene dek... - Yolu bırakın kent içinde dahi devamlı kesilir. Çünkü 'cemır' denen bir cihaz var polis asker araçlarında. O çevredeki tüm elektronik iletişimi bozuyor.
Açılım projesini konuşuyorum her yerde ve herkesle. Gördüğüm kadarıyla Tunceli umutlu, değil mi? Umut iyi bir şey ama şu an başımızdaki büyük bir sıkıntıdan yana umudumuz tükeniyor.
Hayırdır? - Barajlar meselesi. Bakın artık baraj suyu tutuldu. Oysa bu kentin arıtması yok. Arıtma olmadan tutulup kente gelecek su büyük sağlık sorunları doğurur. Bu haritada kaç yere baraj yapıldığı görülüyor. Dersim'i, Munzur'u, dünyanın bu en güzel coğrafya parçasını mahvedecek şeyler oluyor.
Savaş Ay
"
|
|
Dersim tarihe karışıp yok mu olacak?
|
|
maya_ yazdı: "
Dersim'de Uzunçayır Barajı'nda su tutulmaya devam edilirken, yapılmak istenen diğer barajlarla birlikte Dersim'nin tarihi, kültürü de yok olacak.
Barajlarla birlikte bölgenin iklimi değişicek ve kutsal sayılan Munzur gözeleri kuruyacak, Munzur Baba yok olacak. Kutsal sayılan birçok ziyaret de yok olup gidecek. Ancak bütün bunlara rağmen Dersimliler bu yıkımı sessiz ve tepkisiz izliyor. Av. Barış Yıldırım, 'Dersim ya tarihte ortaya koyduğu direnişi devam ettirerek ciddi bir tarih yazacak, ya da Dersim tarihe karışacaktır' dedi.
Munzur Vadisi üzerinde Uzunçayır Barajı'ndan sonra yapımı düşünülen Akyayık, Konaktepe, Konaktepe Hidroelektrik 1 ve 2, Kaletepe, Bozkaya, Kemerbel baraj yapım çalışmaları hızla sürüyor. Özellikle Hasankeyf'i sulara gömecek Ilısu Barajı'na karşı büyük bir direniş verilirken, Doğu Karadeniz'de derelere yapılmak istenen hidroelektrik santrallerine karşı köylüler büyük bir mücadele sürdürürken, Dersim'in kültürel, sosyal, coğrafik ve ekonomik yapısını talan edecek olan barajlara karşı Dersimlilerin sessizliği dikkat çekiyor.
'Tarihimize sahip çıkmalıyız'
Ana Fatma Kadın Derneği Başkanı Nurhayat Bakıray, 'Gözümüzün önünde bir geçmiş su altında kalıyor ve biz buna sesiz kaldık' dedi. Bakıray, sivil toplum örgütleri olarak gerekenleri yerine getirmediklerini belirterek, barajlar yapılmadan önce yapılması gerekenlerin yapılmadığını söyledi. Evleri sular altında kalacak insanların topraklarını, arsalarını satmamaları gerektiğini belirten Bakıray, 'halkın tepkisini ortaya çıkarmak gerekir' dedi. Barajların büyük bir yıkım olduğunu, Dersim'in tarihinin ve kültürünün yok edilmeye çalışıldığını halka anlatmak gerektiğini sbelirten Bakıray, şöyle dedi: 'Biz de dernek olarak diğer sendika ve kurumlarla yaptığımız toplantılarda ve görüşmelerde bunları dile getirmeye çalışıyoruz. Kaybettiğimiz zamanı bundan sonra telafi etmeye çalışacağız.'
'Barajlar coğrafyayı bozacak'
Dersim Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz, barajların yapılmak istendiği Pülümür Çayı ve Munzur Vadisi'nin turizme kazandırılması gerektiğine dikkat çekerek, 'Kışın kayak tesisleri, yayla evleri, raftingler, balık tesislerinin kurulması ve yazlık evleri yapılırsa bu yöre turizme açılır. Bunun ilin kalkınmasına da çok büyük katkısı olur. Böyle olanaklar varken barajlar yapıp burayı sulara gömmek, hem coğrafyayı bozar, hem sudaki canlı türlerini yok eder. Biz doğanın bozulmaması için barajların yapılmasına kesinlikle karşıyız' dedi.
'Toplumsal mücadele şart'
Su tutulmaya başlanan Uzun-çayır Barajı'nın dışında Munzur Vadisi üzerinde etüt ve sondaj çalışmalarının devam ettiğini kaydeden İHD Dersim Temsilcisi Avukat Barış Yıldırım ise, Dersim halkının bu duruma tepkisiz kalmasını anlamadığını belirterek, 'Dersim ya tarihte ortaya koyduğu direnişi devam ettirerek ciddi bir tarih yazacak barajlara karşı ya da herhangi bir mücadele ortaya koymadıkları için Dersim tarih olacaktır' dedi. Barajları durdurmak ve Munzur Vadisi'nin SİT alanı ilan edilmesi için dava açtıklarını hatırlatan Av. Yıldırım şöyle dedi: 'Hukuksal mücadele ile toplumsal mücadele birleşmek durumundadır. Dersimlilerin, Dersim'in tasfiyesi planına dönüşmüş bu baraj planlarına karşı ciddi bir mücadele ortaya koymalarını bekliyoruz. Bunu burada yaşayan Dersimliler yapacak.' İl dışında yaşayan Dersimlilere de seslenen Yıldırım, tüm Dersimli aydınların, sanatçıların, yazarların, Dersim dostlarının bu sürecin içerisinde aktif olarak rol alması gerektiğini vurguladı. DERSİM - DİHA
Barajlar yapılırsa neler olacak?
Milli Park ilan edilen Munzur Vadisi içinde kalan alanlar tahrip olacak.
Dünyanın en zengin yaban hayatı özelliklerini taşıyan bölgede doğanın dengesi bozulacak.
Bölgeye özgü birçok hayvan ve endemik bitki türünün nesli tehlike altına girecek.
Dünya üzerinde benzeri çok az bulunan kırmızı pullu alabalıkların soyu tükenecek.
Kar yağışının azalmasına paralel olarak Munzur gözelerinin su kaynakları azalacak.
Bol oksijenli temiz hava, yerini rutubetli bir havaya terk edecek, böylece doğal yaşam olumsuz etkilenecek.
Munzur Vadisi üzerinden gerçekleşecek tüm ulaşım sona erecek.
Ovacık-Dersim karayolu ortadan kalkacak, il merkezi uğrak yeri olmaktan çıkacak.
Zaten insansızlaştırılmış bölgede göç artacak.
Sosyal hayat sona erecek, il merkezi ilçelerden tecrit olacak.
Barajlar çamurlarla dolduğundan ömürlerini tamamlayacak ve geriye sadece balçık yığını kalacak.
Kutsal sayılan efsanevi Munzur Baba tüm güzellikleriyle yok olacak.
Pınarlar kuruyacak. İnsan sağlığına faydalı doğal besin kaynakları yönünden zengin olan yöre, bu özelliğini yitirecek.
Kutsal sayılan birçok ziyaret yok olup gidecek ve halk mitolojisi darbe alacak.
Songül Adsız
Bu yazı 5 Eylül 2009 tarihli Demokratik Açılım gazetesinde yayınlanmıştır.
"
|
645 Haber (81 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
12 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
hapsirdiginiz zaman butun vucut fonksiyonlarinin kalp ve beyin dahil 1 saniyeligine tamamen durdugunu ve bu yuzden cok yasa denildigini.
pertekliyiz.biz
|
|