| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Haber bu kategoriye: Güncel Haberler
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
Aleviler Erbil'in fotoğraflarını yaktı
|
|
Misafir yazdı: "
 İZMİR - Şovmen Mehmet Ali Erbil'in dün akşam Star Tv de yayınlanan programda "siz orada mum söndü mü yapıyorsunuz?" sözüne tepkiler bugün de sürüyor.
"
|
|
Dersimliler barajcıları kovdu
|
|
Misafir yazdı: "
29 Eylül 2010 Çarşamba Saat 20:19
Dersim'de kalabalık kitle iş makinelerini 3 saat boyunca rehin aldı.
DERSİM - Dersim'de yapılması planlanan Keletepe Barajı çalışma yapmaya gelen mühendisler halkın tepkisiyle karşılaştı. Halkın büyüyen tepkisi karşısında jandarma mühendisleri korumaya alırken, aralarında sivil toplum temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık kitle iş makinelerini 3 saat boyunca rehin aldı.
Dersim'de yapılması planlanan Keletepe Baraj yapımı ihalesinin alan Hazar Hidro Elektirik Santrali Şirketi'nin gönderdiği mühendislerin Munzur Vadisi'nde sondaj çalışmasını başlattığını duyan ve aralarında sivil toplum örgütü temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ile Belediye Başkanı Edibe Şahin'in de bulunduğu yüzlerce kişi Munzur Vadisi'ne doğru yürüyüşe geçti. 20 kilometrelik yürüyüşün ardından sondaj çalışmasının başladığı yere varan Dersimliler, sondaj çalışması yapan işçi ve mühendisleri tartakladı. Çalışma yapılan alanda güvenliği sağlamaya çalışan özel harekat timleri ile askerler mühendisleri öfkeli Dersimlilerin elinden alıp kaçırırken, ortada kalan işçiler ise tepkilerin hedefi oldu. Baraj yapımına öfke duyan Dersimliler baraj yapımında çalıştırılan iş makinelerini ateşe vermek istedi. Kalabalık kurum temsilcilerin araya girmesi ile iş makinelerini ateşe vermekten vazgeçti.
Şahin: Tekrar gelirseniz halkın tepkisi çok sert olur
Barajın bakanlık izni olmadan yapılmak istendiğini söyleyen İHD Dersim Temsilcisi Barış Yıldırım, yürütmeyi durdurma kararını hatırlattı. Yıldırım, ÇED raporu olmadan korsanca yapılacak olan barajlara yurttaş olarak izin vermeyeceklerini ifade etti. Halkı daha sağduyulu olmaya davet eden Belediye Başkanı Edibe Şahin ise, sondaj çalışması için gelen şirket işçilerini ikinci kez uyardıklarını, ancak üçüncü kez işçi ve iş araçlarına dönük halkın tepkisini durdurmak için çabalarının olmayacağını ifade etti. Şahin, "Buradan hem şirket hem de devlet yetkililerine sesleniyorum. Halkın sabrını sınamayın, kutsal Munzurumuzu yok etmenize göz yumamayız. Bu kez işçi ve iş araçlarına halkın zarar vermesini bir şekilde engelledik. Ancak üçüncü kez tekrar baraj yapımı için gelirseniz iş değişir. Halkın tepkisi haklı olarak çok sert olacaktır" diye konuştu.
Baraj yapım çalışmasını durduran Dersimliler sloganlar eşliğinde Dersim'e geri döndü
"
|
|
Türk: Silahlı PKK'lılar Türkiye'den çıksın
|
|
Misafir yazdı: " Demokratik'' Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barış için iki tarafın da yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi. Türk, PKK’ya silahlı güçlerini sınırdışına çekme çağrısı yaptı.
Mardin’de iki aile arasında 20 yılldır devam eden kan davası barışla noktalandı.
Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, bu nedenle verilen yemeğe katıldı.
Ahmet Türk, burada NTV Diyarbakır Temsilcisi Nizamettin K
aplan’ın sorularını yanıtladı.
Ahmet Türk, şunları söyledi: “30 yıldan fazla bu köyde bulunduğumuz aile ve bu aşiret ile bir kırgınlığımız vardı, sorunlar vardı. Bunun barışla sonuçlanması çok önemli. Umut ediyoruz ki; bu kan davaları, olumsuzluklar ortadan kalkar. Ama en büyük umut, hedef ve dileğimiz Türkiye barışını sağlamaya yönelik bir çabanın, çalışmanın ortaya çıkmalıdır.
Barışın ne kadar zor olduğunu biliriz. Barış ne zaman gündeme gelirse birilerinin engellemeye yönelik çalışmanını içinde olduğunu görüyoruz. Barış çok kırılgandır. Her şeyden önce cesur olmak ve nelerin yapılacağı konusunda bir yol haritası ortaya koymak gerekiyor. Bir halkın özgürlüğünün sağlanması konusunda adımlar atarsanız barışı gerçekleştirmek zor olmaz, kolaylaşır. Kürt meselesi bir Türkiye meselesi, aynı zamanda bir Ortadoğu meselesidir.
Komşu ülkelerin de barış süreci için destek oluşturması gerekiyor. Önemli olan iç dinamiklerle çözmektir. Eğer güven verici bir ortam oluşturulursa inanıyorum ki.. Herkesin ‘yeter’ dediği bir noktadayız.
Demokratik reflekslerin artık devreye girmesi gerekiyor. Barış tek taraflı olmaz. İki tarafında barış için yol haritasını önüne koyması lazım. Bu uzlaşı ve diyalog ortamı için çaba gösterilmesi gerekiyor.
Kürtlerin talebi nedir bunu görmezden gelerek barışı oluşturamazsınız. Türkiye halkının hassasiyetini göz onunda tutmak gerekiyor.
Dengeli, ikna edici adımların atılması gerekiyor. Barış kelimesinden insanlar heyecan ve coşkuya kapılıyorlar. Türkiye’de 30 yıldan beri yaşanan süreç, uygulanan politakaların sorunu çözmeyeceği artık görülmeye başlandı. Hatta devlet bile görmeye başladı. İnkar siyasetiyle, zor kullanarak, susturarak çözülemeyeceğini görüyoruz.
Umut ediyoruz ki, eylemsizlik süreci devam eder. Bu konuda hükümetin de devletin de güven vermesi lazım. Devletin de barış için hazır olduğunu ortaya koyacak bir duruşu sergilemesi lazımdır.
Elbette bizim amacımız silahların tamamen gündemden kalktığı bir sürecin evrilmesidir, biz bunun beklentisindeyiz. Bu konuda doğru politikalar ortaya koymazsak, halkın hak ve özgürlüklerini esas alacak mantığı ortaya koymazsak korkarım ki yine aynı şey olur.
Provaksyonların olmaması için örgütün bu barış sürecine zemin hazırlaması açısından silahlarını Türkiye’nin dışına çekmesinde yarar var. Silahlı güçler karşılıklı olursa her zaman provokasyon gelişebilir. Güven verici bir süreç oluşursa böyle bir sürecin gündeme gelebileceğini düşünüyorum. Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barış için iki tarafın da yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi. Türk, PKK’ya silahlı güçlerini sınırdışına çekme çağrısı yaptı.
Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barış için iki tarafın da yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi. Türk, PKK’ya silahlı güçlerini sınırdışına çekme çağrısı yaptı.
uuups uuups uuups uuups
Mardin’de iki aile arasında 20 yılldır devam eden kan davası barışla noktalandı.
Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, bu nedenle verilen yemeğe katıldı.
Ahmet Türk, burada NTV Diyarbakır Temsilcisi Nizamettin K
aplan’ın sorularını yanıtladı.
Ahmet Türk, şunları söyledi: “30 yıldan fazla bu köyde bulunduğumuz aile ve bu aşiret ile bir kırgınlığımız vardı, sorunlar vardı. Bunun barışla sonuçlanması çok önemli. Umut ediyoruz ki; bu kan davaları, olumsuzluklar ortadan kalkar. Ama en büyük umut, hedef ve dileğimiz Türkiye barışını sağlamaya yönelik bir çabanın, çalışmanın ortaya çıkmalıdır.
Barışın ne kadar zor olduğunu biliriz. Barış ne zaman gündeme gelirse birilerinin engellemeye yönelik çalışmanını içinde olduğunu görüyoruz. Barış çok kırılgandır. Her şeyden önce cesur olmak ve nelerin yapılacağı konusunda bir yol haritası ortaya koymak gerekiyor. Bir halkın özgürlüğünün sağlanması konusunda adımlar atarsanız barışı gerçekleştirmek zor olmaz, kolaylaşır. Kürt meselesi bir Türkiye meselesi, aynı zamanda bir Ortadoğu meselesidir.
Komşu ülkelerin de barış süreci için destek oluşturması gerekiyor. Önemli olan iç dinamiklerle çözmektir. Eğer güven verici bir ortam oluşturulursa inanıyorum ki.. Herkesin ‘yeter’ dediği bir noktadayız.
Demokratik reflekslerin artık devreye girmesi gerekiyor. Barış tek taraflı olmaz. İki tarafında barış için yol haritasını önüne koyması lazım. Bu uzlaşı ve diyalog ortamı için çaba gösterilmesi gerekiyor.
Kürtlerin talebi nedir bunu görmezden gelerek barışı oluşturamazsınız. Türkiye halkının hassasiyetini göz onunda tutmak gerekiyor.
Dengeli, ikna edici adımların atılması gerekiyor. Barış kelimesinden insanlar heyecan ve coşkuya kapılıyorlar. Türkiye’de 30 yıldan beri yaşanan süreç, uygulanan politakaların sorunu çözmeyeceği artık görülmeye başlandı. Hatta devlet bile görmeye başladı. İnkar siyasetiyle, zor kullanarak, susturarak çözülemeyeceğini görüyoruz.
Umut ediyoruz ki, eylemsizlik süreci devam eder. Bu konuda hükümetin de devletin de güven vermesi lazım. Devletin de barış için hazır olduğunu ortaya koyacak bir duruşu sergilemesi lazımdır.
Elbette bizim amacımız silahların tamamen gündemden kalktığı bir sürecin evrilmesidir, biz bunun beklentisindeyiz. Bu konuda doğru politikalar ortaya koymazsak, halkın hak ve özgürlüklerini esas alacak mantığı ortaya koymazsak korkarım ki yine aynı şey olur.
Provaksyonların olmaması için örgütün bu barış sürecine zemin hazırlaması açısından silahlarını Türkiye’nin dışına çekmesinde yarar var. Silahlı güçler karşılıklı olursa her zaman provokasyon gelişebilir. Güven verici bir süreç oluşursa böyle bir sürecin gündeme gelebileceğini düşünüyorum.Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barış için iki tarafın da yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi. Türk, PKK’ya silahlı güçlerini sınırdışına çekme çağrısı yaptı.
Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, kalıcı barış için iki tarafın da yol haritası belirlemesi gerektiğini söyledi. Türk, PKK’ya silahlı güçlerini sınırdışına çekme çağrısı yaptı.
uuups uuups uuups uuups
Mardin’de iki aile arasında 20 yılldır devam eden kan davası barışla noktalandı.
Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Ahmet Türk, bu nedenle verilen yemeğe katıldı.
Ahmet Türk, burada NTV Diyarbakır Temsilcisi Nizamettin K
aplan’ın sorularını yanıtladı.
Ahmet Türk, şunları söyledi: “30 yıldan fazla bu köyde bulunduğumuz aile ve bu aşiret ile bir kırgınlığımız vardı, sorunlar vardı. Bunun barışla sonuçlanması çok önemli. Umut ediyoruz ki; bu kan davaları, olumsuzluklar ortadan kalkar. Ama en büyük umut, hedef ve dileğimiz Türkiye barışını sağlamaya yönelik bir çabanın, çalışmanın ortaya çıkmalıdır.
Barışın ne kadar zor olduğunu biliriz. Barış ne zaman gündeme gelirse birilerinin engellemeye yönelik çalışmanını içinde olduğunu görüyoruz. Barış çok kırılgandır. Her şeyden önce cesur olmak ve nelerin yapılacağı konusunda bir yol haritası ortaya koymak gerekiyor. Bir halkın özgürlüğünün sağlanması konusunda adımlar atarsanız barışı gerçekleştirmek zor olmaz, kolaylaşır. Kürt meselesi bir Türkiye meselesi, aynı zamanda bir Ortadoğu meselesidir.
Komşu ülkelerin de barış süreci için destek oluşturması gerekiyor. Önemli olan iç dinamiklerle çözmektir. Eğer güven verici bir ortam oluşturulursa inanıyorum ki.. Herkesin ‘yeter’ dediği bir noktadayız.
Demokratik reflekslerin artık devreye girmesi gerekiyor. Barış tek taraflı olmaz. İki tarafında barış için yol haritasını önüne koyması lazım. Bu uzlaşı ve diyalog ortamı için çaba gösterilmesi gerekiyor.
Kürtlerin talebi nedir bunu görmezden gelerek barışı oluşturamazsınız. Türkiye halkının hassasiyetini göz onunda tutmak gerekiyor.
Dengeli, ikna edici adımların atılması gerekiyor. Barış kelimesinden insanlar heyecan ve coşkuya kapılıyorlar. Türkiye’de 30 yıldan beri yaşanan süreç, uygulanan politakaların sorunu çözmeyeceği artık görülmeye başlandı. Hatta devlet bile görmeye başladı. İnkar siyasetiyle, zor kullanarak, susturarak çözülemeyeceğini görüyoruz.
Umut ediyoruz ki, eylemsizlik süreci devam eder. Bu konuda hükümetin de devletin de güven vermesi lazım. Devletin de barış için hazır olduğunu ortaya koyacak bir duruşu sergilemesi lazımdır.
Elbette bizim amacımız silahların tamamen gündemden kalktığı bir sürecin evrilmesidir, biz bunun beklentisindeyiz. Bu konuda doğru politikalar ortaya koymazsak, halkın hak ve özgürlüklerini esas alacak mantığı ortaya koymazsak korkarım ki yine aynı şey olur.
Provaksyonların olmaması için örgütün bu barış sürecine zemin hazırlaması açısından silahlarını Türkiye’nin dışına çekmesinde yarar var. Silahlı güçler karşılıklı olursa her zaman provokasyon gelişebilir. Güven verici bir süreç oluşursa böyle bir sürecin gündeme gelebileceğini düşünüyorum.
"
|
|
Skandal beyaz ete sıçradı
|
|
Misafir yazdı: "
Güncelleme:29 Eylül 2010 12:45
Kırmızı ette patlak veren bakteri skandalı beyaz ete de sıçradı. Bir çok ünlü marka göz hapsinde.
Takvim Gazetesi'nin haberine göre, Burger King'de patlayan bakterili et skandalı, tavuğa da sıçradı. Tarım Bakanlığı'nın, Burger King'deki skandalla marketlerde de başlattığı denetimlerde, ölümcül 'Listeria' ve 'Salmonella' bakterileri birçok tavuk markasında da saptandı.
Bunun üzerine Bakanlık, tüm et ve et ürünü üreten firmaları mercek altına aldı. 81 ildeki incelemelerde market raflarından tanınmış firmaların ürünlerinden numune alan Tarım Bakanlığı yetkilileri, yaptıkları analizlerde, Banvit, Er Piliç, Bey Piliç ve CP Piliç ürünlerinde 'Listeria' ve 'Salmonella' bakterileri buldu.
Tanınmış markalarda bile bakteriye rastlanması herkesi şaşkına çevirirken, skandallar bununla da bitmedi. İstanbul'daki denetimlerde, büyük bir süpermarketin Esenyurt mağazasındaki dana kıyması ile piliç butlarında da 'Listeria' bakterisine rastlandı. Bunun üzerine yetkililer, market raflarında yer alan tüm et ve et ürünlerini denetleme kararı aldı.
Konuyla ilgili TAKVİM'e bilgi veren Tarım Bakanlığı yetkilileri, bakterinin üretim sırasında mı olduğunu, yoksa saklama koşullarından mı kaynaklandığını belirlemek için, firmaların üretim tesislerinde de inceleme yapılacağını kaydetti. Yetkililer, bu kapsamda Banvit, Er Piliç, Bey Piliç ve CP'nin üretim tesislerinden numune alınarak, analize tabi tutulacağını, analizler sonucunda etlerin yine bakterili çıkması halinde ise firmalarla ilgili cezai yaptırımlar uygulanacağını belirtti.
"
|
|
Ankara'ya yürüyen TAYAD'lı ailelere saldırıCezaevlerinde uygulanan tecridin kald
|
|
Misafir yazdı: "

BOLU (İHA) - TAYAD üyesi yaklaşık 10 kişilik grup, ''Cezaevlerinde sohbet hakkı uygulansın, tecrit uygulaması kaldırılsın'' yazılı yelekler giyerek, İstanbul'dan Ankara'ya gitmek üzere yola çıkmışlardı. Dün gece Bolu Dağı'nda konaklayan TAYAD üyesi grup, bugün sabah erken saatlerde Ankara'ya gitmek üzere yola çıktı. D-100 karayolu üzerinden Ankara'ya giden TAYAD üyelerine Bolu kent merkezi yakınlarında bir grup saldırmak istedi. Polisin müdahalesi ile olay büyümeden önlendi. Yollarına devam eden gruba bu kez Sanayi Kavşağı'nda saldırı oldu. Polis ile saldırı girişiminde bulunanlar arasında arbede yaşandı. Olay yerine çok sayıda polis sevk edildi. Polisin müdahalesi ile olay yatıştırılırken, 2 kişi gözaltına alındı.
Polisin geniş güvenlik önlemleri altında yürüyüşlerine devam eden TAYAD'lı aileler Bolu Komando Tugayı önünden geçerken askerler önlem aldı. TAYAD'lı ailelerin Ankara yürüyüşü, polisin geniş güvenlik önlemleri altında gergin bir şekilde devam ediyor.
"
|
Misafir yazdı: " Bu yıl KPSS skandalı kadar okullarda alınan kayıt parası da gündemden hiç düşmedi. Kavakpınar Lisesinde alınan kayıt parası da para veremeyenlere verilen yanıtlar da “yok artık” dedirten cinsten. Bu yıl KPSS skandalı kadar okullarda alınan kayıt parası da gündemden hiç düşmedi. Kavakpınar Lisesinde alınan kayıt parası da para veremeyenlere verilen yanıtlar da “yok artık” dedirten cinsten. Fedai ve Meryem Yelli çifti kızları Meryem’i okula kaydetmek için gittiklerinde 500 TL zorunlu bağış ile karşılaştılar. Bu parayı veremeyeceklerini söyleyince ise okul müdürü İbrahim Aydın’ın “Parayı verecek gücünüz yoksa işe verin meslek sahibi olsun” sözleri ile şaşkına döndüler. Özellikle kız çocuklarının okula gitmelerini sağlamak için o kadar kampanyalar, reklamlar yapılırken, burslar verilirken, bir okul müdürünün bu sözleri, okul yöneticilerinin de zihniyetlerinin değiştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. 500 TL KAYIT PARASI Tuzla’de bir tersaneden kriz gerekçesi ile işten atılan ve taksicilik yapmaya başlayan Fedai Yelli, düzenli bir geliri olmadığı için ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti. Ekonomik olarak ciddi sıkıntıları olsa da çocuklarını okutmak isteyen Meryem Yelli, kızını okula kayıt etmek için Kavakpınar Lisesine gittiklerini söyledi. Okuldan sadece kayıt parası istenmediğini A4 kağıt, posta pulu, kravat gibi isteklerin de bulunduklarını ifade eden Yelli, ayrıca 500 TL’de kayıt parası istediklerini söyledi. “Bunları getirirseniz çocuğunuzu kayıt yaptırabiliriz” diyen okul idaresi Yelli’nin “Ekonomik gücümüz yanıtı yok” demesi üzerine sorunu çözmeleri için okul aile birliğine gönderildi. AİLE BİRLİĞİ Mİ İDARE BİRLİĞİ Mİ? Meryem Yelli, hükümet yetkililerinin “Kayıt parası verilmeyecek” açıklamalarına rağmen karşısına çıkartılan 500 TL’lik fatura da yaşadığı şokun ikincisini okul aile birliğinin “Bütün veliler veriyorsa siz de vereceksiniz” sözleri ile yaşadı. Yelli, okul idaresinin yasal olmayan dayatmalarını okul aile birliği aracılığı ile çözmeye çalıştığını kaydetti. VERİN İŞE MESLEK SAHİBİ OLSUN Okul aile birliğinin takındığı tutum nedeniyle sorununu çözemeyen Yelli, yeniden okula gidip müdürle görüştüğü zaman ise başka bir skandal ile karşılaştı. Okul Müdürü İbrahim Aydın paraları olmadığını söyleyen Yelli’ye “Paranız yoksa bir işe verin meslek sahibi olsun” dedi. Milli Eğitim Bakanının “Kayıt parası verilmeyecek” dediğini hatırlatan Yelli, “Ama gelin görün ki bize ‘Kayıt parası yoksa çocuğunu işe ver’ diyen bir anlayış okullarda egemen hale getiriliyor” diye konuştu. BAYRAM HARÇLIKLARI ‘KURTARDI’ Kızı Meryem’i okula kayıt ettiremeyen Yelli ailesi, çocuklarını ancak bayramdan sonra okula kaydedebildi. Çocuklarını, dayısı, halası ve akrabalarının bu durumu bilerek verdikleri bayram harçlıklarını toplayarak kaydedebildiklerini belirten Yelli, çocuklarının iyi eğitim alabilmesi için okul ihtiyaçları için istenen paraları vermek zorunda bırakıldıklarını söyledi. Devlet okullarının da artık özel okul gibi paralı hale getirildiğini dile getiren Yelli, öğrencilerin müşteri, velilerin para makinesi olarak görülmemesini, eğitim hakkının herkese eşit dağıtılmasını istedi. (İstanbul/EVRENSEL)
OKULLAR DARPHANE GİBİ PARA BASTI MİLLİ Eğitim Bakanlığı bu yıl da her yıl olduğu gibi eğitim dönemi başlamadan klişe açıklamalarını yaparak okullarda bağış adı altında alınan kayıt parasının yasal olmadığını ve bu gibi durumlarda vatandaşların ilgili makamlara şikayette bulunmalarını tavsiye etti. Okullar bakanlıktan yapılan açıklamalara rağmen “Danışıklı dövüşü” andıran bir rahatlıkla bağış toplamaya devam ederken okul aile birlikleri müdürlere tampon oldular , veliler ise daha iyi bir eğitim umarak bu dövüşün yine mağdur tarafı oldular. Gazeteport’un görüştüğü bir öğrenci velisi müdür yardımcısı odasında gördüğü tabloyu şöyle anlattı: “Kayıt için odaya girdiğimizde müdür yardımcısının odasında okul aile birliği de vardı. Oğlum da yanımdaydı. Okulun bağış alırken hiçbir çekincesi yok. Benden 1500 lira istediler. Veremeyeceğimi söyledim. Hemen pazarlık başladı. Pek çok veli aynı anda bu pazarlığı yapıyor. Ne alabilirlerse, 2 bin 500’den başlıyorlar. Masada 200, 100 ve 50’lik banknotlar dizilmiş; bir müdür yardımcısı da paraları sayıyordu.O masa da en az 50-60 bin lira vardı. Darphane gibi para basıyor okul. Ben esnafım bu kadar parayı bir arada görmedim.” (HABER MERKEZİDudu Yiğit / Yılmaz Çoban "
|
Misafir yazdı: "
İstanbul’da kaos olur Evrim Kepenek Ekim sonunda İstanbul’da, 2011’in sonunda da tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanacak olan aile hekimliği uygulaması ile ilgili çalışmalar, meslek örgütlerinin ve TTB’nin itirazlarına rağmen devam ediyor Ekim sonunda İstanbul’da, 2011’in sonunda da tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanacak olan aile hekimliği uygulaması ile ilgili çalışmalar, meslek örgütlerinin ve TTB’nin itirazlarına rağmen devam ediyor. Sağlık bakanlığı hekimleri aile hekimliği için başvuruyu yapmaya davet ederken, uygulamanın hem sağlık çalışanlarına hem de vatandaşlara ne şekilde yansıyacağı ise ancak uygulama başlayıp üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra ortaya çıkacak. Meslek örgütleri ve Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) tüm karşı çıkışlarına rağmen aile hekimliği uygulamasına, 30 Ekim’de İstanbul’da 2011’in sonunda da tüm Türkiye’de geçilecek. Uygulama çalışanlara özlük haklarının gaspı olarak yansırken hastalar da uygulamadan kalitesiz sağlık hizmeti olarak nasibini alacak. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Süheyla Ağkoç, hükümetin ve bazı kesimlerin kendilerine yönelik “Yasaya muhalefet yapıyorlar” şeklindeki ifadelerine yanıt vererek, “TTB muhalefet etmiyor aslında kamu yararı güden bir kurum olması nedeni ile hem bize üye olan meslektaşlarımız için hem de toplum sağlığı için kamu yararına uygun yasalar talep ediyoruz. Doğal olarak bu şekilde bir yasa karşımıza çıkınca muhalefet eden konumuna düşüyoruz” diye konuştu. ‘1 KASIM KAOS GÜNÜ OLACAK’ Sağlık çalışanlarının 1 senelik sözleşmeler imzalamaya zorlandığına ve özlük haklarının bu uygulama ile gasp edildiğine işaret eden Ağkoç, “Uygulama İstanbul’da kaosa neden olacak” diyerek uyardı. Ağkoç, “Önce İstanbul’da, 2011’in ortalarında tüm Türkiye’de uygulanacak. Neyle karşılayacağımızı bilmiyoruz bunlar balayı dönemi. Bizler de olumsuz şeyler olsun istemeyiz ama sağlıkta dönüşüm politikalarını izleyen biri olarak çok olumlu konuşamayacağım. Örnek verecek olursak, bütün hekimler yer değiştirecek 1 Kasımda. Acaba bu sırada sağlık hizmetleri nasıl gerçekleşecek? İstanbul’da bir kaos gerçekleşecek” dedi. 1 KASIMDA BAŞLAMAYABİLİR İDDİASI Aile hekimliği uygulaması 1 Kasımda hayata geçemeyebilir. Ağkoç, “Çünkü semt var ama bina yok. Binaların içinde teçhizat yok. Henüz aile hekimi olmak için yeterli sayıda doktor başvurmuş değil. İzmir’de hemen uygulamaya geçildi ama İzmir’de sağlık ocağı da çok fazla idi. İstanbul’da zaten az sayıda sağlık ocağı binası var. Donanım yok.” diyerek aile hekimliği uygulamasının zamanında yetişmeyeceğini de vurguladı. AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİ SINIFLANDI Hükümetin sağlıkta dönüşüm bahanesi ile aile sağlığı merkezlerini A B C D E F diye sınıflandırdığını, bu durumda, herkesin sağlık imkanlarından eşit olarak faydalanamayacağını belirten Ağkoç, “Aile hekimleri A sınıf için B sınıf için uygun görülen kıstasları yerine getireceksiniz. Binanın bütün giderlerinin, çalışanların maaşlarının, sorumluluğu, aile hekimlerinde olacak. Bu özelleştirmedir. Biz bunu anlatamıyoruz. Sağlık işi ekip işidir. Ekip arkadaşlarınızla hasta sayısı bakımından sürekli yarış içinde olacaksınız. Bu sırada etik olmayı mı iyi hizmet vermeyi mi hangisini düşüneceksiniz?” diye konuştu. (İstanbul/DİHA)"
|
|
Demir çelik işçileri TiS’ten çözüm bekliyor
|
|
Misafir yazdı: "

Turan Kara Metal işçileri ile MESS arasında toplusözleşme görüşmeleri başladı. Ancak Bakırçay bölgesinde bulunan demirçelik fabrikalarında çalışan ... Metal işçileri ile MESS arasında toplusözleşme görüşmeleri başladı. Ancak Bakırçay bölgesinde bulunan demirçelik fabrikalarında çalışan Türk Metal üyesi işçiler ücret zammı konusunda hâlâ tam bir bilgiye sahip olmamaktan yakınıyor. Sendikacıların sözleşmeye dair görüşlerini almadığını, hazırlanan taslak konusunda da bilgi vermediğini anlatan işçiler, yaşadıkları sıkıntıların giderilmesini ve ücretlerinin iyileştirilmesini istediler. İDARİ KADROYA YÜZDE 4 ZAM Habaş da bu fabrikalardan biri. Habaş’ta geçtiğimiz ay ağır çalışma koşulları nedeniyle eylem yapan kontünü bölümünde çalışan bir işçi yaşadıkları sorunları şöyle anlattı: “Kontünüde işler belli adamların sırtına yüklendi, işçi sayısı çok az, aylardır 12-12 çalışmak zorunda kalıyoruz, değil sosyal hayata, ailemize dinlenmeye bile zaman kalmıyor. Dışarı çıkıp arkadaşlarla çay içecek zaman bile bulamıyoruz. Yeni alınan işçiler 800-900 alırken 12-13 yıllık işçilerde 900-1000 lira arası ücret alıyor, mutlaka iyileştirme yapılmalı, bu ücretlerle demirçelik fabrikasında çalışmak bir utanç kaynağıdır. Ama bu önce sendikacıların sonra işverenin utancı olmalıdır.” Sendikacılara tepkili olan işçi, sendikacıların işçilerin sıkıntılarını ve taleplerini bildiklerini ama işverenin ihtiyaçları için çalıştıklarını dile getirdi. “Eğer sendika yüzde 5 ücret zammı istediyse yüzde 2-3 arası anlaşma yapacakları anlamına gelir” diyen ve idari kadroda olduğu için sendikalı olmadığını söyleyen bir çalışan şöyle devam etti: “İşveren idari kadroya yüzde 4 zam yaptı. Demek ki onlara da 2-3 arası bir zam yapacak. Bu çok kötü bir durum. Yıllar içinde ücretlerimiz çok fazla düştü.” BÜTÜN TOZU BİZ YUTUYORUZ İşçiler Habaş’ta sorunun sadece ücretlerde olmadığını çalışma koşullarının da gittikçe ağırlaştığını vurgulayarak “Dışarıya gram toz çıkmıyor ama kimse içerde toz olmadığını düşünmesin, bütün tozu işçiler yutuyor. Sıcaktan ve tozdan göz gözü görmüyor, işçi sağlığı hiçe sayılıyor” dediler. İşçiler açısından bu tür sıkıntıların yaşandığı Habaş’ta patronlar açısından ise büyüme hızlanarak atıyor. Habaş üretimini giderek artırarak Dört Yıldız haddehanesinden sonra yine Bakırçay bölgesinde kurulu Cebitaş Metal’i satın almak için girişimde bulundu. Habaş halihazırda bölgedeki pek çok haddehanede fason üretim yaptırıyor. (İzmir/EVRENSEL)
BASKIYA RAĞMEN EYLEM YAPTILAR İşçiler sendikacıların taleplerini karşılamaması nedeniyle yaşadıkları sorunlara da kendileri çözüm arıyorlar. Bunun en yakın örneği Habaş işçilerinin yaklaşık 1 ay önce yaptığı iş bırakma eylemi oldu. Habaş’ta kontünide çalışan işçiler yaklaşık 1 ay önce işbaşı yapmayarak müdürle görüşmek istemiş, topluca müdürün odasına giderek çalışma şartlarının zorluğundan ve ücretlerin düşüklüğünden bahsederek iyileştirme zammı istemişti. İşçiler yaşananları gazetemize şöyle anlattılar: “Sabah vardiyayı aldığımızda makineyi çalıştırmadık, birkaç gün öncesinden arkadaşlarla konuşmuştuk, toplanalım ve gidip müdürle konuşalım demiştik. O gün geceden kalan arkadaşlarımızın bazısı da katıldı bize ve makineleri çalıştırmadık, toplanıp müdürün odasına gittik. Müdür önce ‘Fırsatçılık yapıp isyan mı yapıyorsunuz’ diyerek bize bağırmaya kalkıştı ama biz itiraz edip, bizi dinlemesi gerektiğini söyleyince bizim bu çıkışımıza şaşırdı ve buyurun anlatın o zaman dedi. Bizde adam eksikliğinden dolayı 6-7 aydır 12-12 çalıştığımızı ve ücretlerimizin çok düşük olduğunu iyileştirme zammı istediğimizi söyledik. Bize karşı çıkamadı ve tamam siz gidin makineyi çalıştırıp işbaşı yapın halledeceğim dedi ama hiçbir şey değişmedi, hâlâ bekliyoruz.”
SİDER METAL’DE İŞÇİLER 12 SAAT ÇALIŞTIRILIYOR Sider (Ege) Metal de fabrika satın alarak büyüyen diğer bir fabrika. Yakın zamanda Bakırçay havzasında bir haddehaneyi alan Sider Metal patronu Erol Evcil yaklaşık 2 ay önce de Bornova’da kurulu Cerçelik’in işletme hakkını satın alarak buradaki üretimine başladı. Ne var ki burada da aynı patron kanunlarını işleten Erol Evcil Sider Metal’de işçilerin ücretlerini ödememeye başladı. Üstelik Cerçelik’te yetersiz sayıda işçiyle çalışıp, işçileri günde 12 saat çalışmaya zorlayan Ege Metal patronu bayramın ikinci gününde henüz 23 yaşında genç bir işçinin canını kaybetmesine yol açtı. Bayramın ikinci gününde üzerine malzeme düşen genç bir işçinin Kütahya’lı ve henüz bekar olduğunu söyleyen işçiler kazaya aşırı çalışmanın yol açtığını söylerken fabrikanın çoğunun genç işçilerden oluştuğunu ve tempoya ayak uydurmakta zorlandığını belirttiler. Burada da işçiler günde 12 saat çalışmaktan kaynaklı eve adeta ölü gibi gittiklerini hiç bir şeye zaman ayıramadıklarını ve neredeyse asgari ücrete çalıştıklarını belirtiyorlar. "
|
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
16 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
kargalar sosyal yapilari ve alet kellanma çesitliligi ve becerileri ile insana en cok benzeyen canlilardir....
pertekliyiz.biz
|
|