| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Artikel zu dem Thema: aktuelle News |
|
2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|
Konser bileti satan öğrencilere ceza
|
|

Malatya'da Grup Yorum konserine bilet satmak ve 8 Mart etkinliğine katılmak gibi gerekçelerle haklarında "terör örgütü propagandası" suçundan dava açılan dördü üniversite öğrencisi altısı tutuklu yedi kişinin Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davanın dün görülen karar duruşmasında bir kişi beraat etti, altı kişi 1 ile 13 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm oldu. HAKİM BİLE İSYAN ETTİ
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; Aileler, "Böyle adalet olmaz" diye isyan ederken mahkeme başkanı bile "Bu karardan hoşnut değiliz. Yasaları uyguluyoruz. Ceza yasasında düzenleme çalışmaları bulunuyor. İnşallah lehte düzenleme olur" dedi.
Dördü üniversite öğrencisi altısı tutuklu yedi sanığın yargılanmasına devam edildi.
Duruşmayı CHP Milletvekilleri Veli Ağbaba ve Hüseyin Aygün de izledi. Mahkeme heyeti, tutuksuz sanık Hatice Harman'ın beraatına karar verirken diğer altı tutuklu sanık ile ilgili olarak "örgüt üyeliği" ve "örgüt propagandası yapmak"suçlamasıyla 1 yıl ile 13 yıl arasında hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti tutuklu sanıklardan Ayça Kılınç'ın tutuklu kaldığı süreyi göz önüne alarak tahliyesine karar verirken diğer tutuklu sanıklar Kubilay Uçucu, Sevcan Göktaş, Erkin Kocaman, Yusuf Yılmaz ve Uğur Pektaş'a verilen ceza miktarı ve kaçma şüphesini göz önüne alarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
|
|
Devlete satacak oğlum yok
|
|

Şırnak'ın Uludere ilçesinde 28 Aralık gecesi sınırdan geçen 19'u çocuk 34 köylünün bombalanarak öldürüldüğü olayda oğlu Selam Encü'yü yitiren Senire Encü, Başbakan Tayyip Erdoğan'a bir mektup yazarak kendilerini ödeneceği açıklanan 123 bin liralık tazminatı istemediğini belirtti. "DEVLETE SATACAK OĞLUM YOK"
Anne Encü, "Oğlum hayalindeki mesleği elde etmek için iki yıl dersaneye gitti. Oğlum hep inşaat mühendisi olmak isterdi. Ve öldü... KPSS kitap parası kazanmak için kaçağa gitmişti. Olaydan sonra sınıra kadar gittim daha Heronlar havadaydı. Hepsi paramparça olmuştu. Recep Tayyip Erdoğan, para göndereceğim demişsin. Ben senin paranı istemiyorum. Ben oğlumun katillerini istiyorum. Benim senden tek isteğim budur. Benim devlete satacak oğlum yoktur. Devlet bana bir trilyon verse, oğlumun tırnağı etmez." dedi.
Uludere'de çocuklarını kaybeden kadınların, Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ziyaretinde protesto için evlerinden çıkmayacakları bildirildi.
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 02. Februar 2012 (43 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Ruhi Su gibi ölüme terk edildi
Amed - Yakalandığı ölümcül hastalığa rağmen ‘yurt dışı’ yasağı kaldırılmayan Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, ‘yaşam hakkı’ ihlali gerekçesiyle AİHM’e başvuruyor. Demirbaş, 12 Eylül askeri darbesinde ‘yurt dışı’ yasağı ile Ruhi Su’yu öldüren zihniyetin bugün kendisini ölüme terk ettiğini söyledi.
Bundan tam 26 yıl önce 12 Eylül Askeri Darbesi’ni gerçekleştiren Kenan Evren ve ekibinin ‘yurt dışı’ yasağı koyarak tedavisi engellendiği Ruhi Su hayatını kaybetti. Aradan 21 yıl geçti demokratikleştiğini iddia eden Türkiye’de zihniyet değişmedi ve AKP’nin 12 Eylül zihniyeti bu kez de hayati Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ı yine ‘yurt dışı’ yasağı ile adeta ölüme terk etti.
Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, 2007 yılında bir ilke imza atarak çok dilli belediyeciliği başlattı. Kürt politikacılara yönelik sürdürülen operasyon kapsamında 25 Aralık 2009 günü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 5 Nisan 2010 tarihli hayati tehlikesi olduğunu belirten rapora binaen uzun uğraşlar ve girişimler sonucu serbest bırakıldı. Ancak, doktorlar bacaklarında ortaya çıkan yüksek kan pıhtılaşması nedeniyle Demirbaş’ın hayati tehlikesinin bulunduğunu teşhis ettiler.
GÜL’DEN TRAJİK ‘RET’
Türkiye’de tedavisi mümkün olmadığı için Demirbaş’ın yurt dışına çıkması gerektiği raporlarla belgelendi. Demirbaş’ın gün geçtikçe sağlık duruma kötüye giderken, ayağındaki morarmalar ise tüm bacakları ve kollarına yayılmış durumda. Ancak Diyarbakır KCK Davası’na bakan 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirbaş’ın doktor raporlarına rağmen ‘yurt dışı yasağı’nı kaldırmadı.
Demirbaş’ın avukatları bunun üzerinde bir üst mahkeme olan 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu, ancak sonuç değişmedi. Demirbaş için uluslararası kampanyalar düzenlenerek ‘yurt dışı’ yasağı kaldırılması istendi. Demirbaş’ta durumunun gün geçtikçe kötüleşmesi üzerine ‘yurt dışı’ yasağının kaldırılması için Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM’ye mektup yazarak, bu yasağın kaldırılması için girişimler de bulunulması istedi. Ancak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz günlerde Demirbaş’a gönderdiği yanıtta ‘yargı bağımsızlığı’ diyerek, bu en insani talebi kabul etmediğini açıkladı.
DEMİRBAŞ ÖLÜMDEN DÖNDÜ...
Durumu gün geçtikçe kötüleşen Demirbaş ise yaklaşık 15 gün önce İstanbul’da gördüğü tedavi sırasında ise ölümcül bir tehlikeyi atlattı. Demirbaş’ın tedavisi sırasında ayağındaki bir kılcal damarın patladığı öğrenilirken, bunun beyinde olması durumunda ise hayatını kaybedebileceği belirtildi. Demirbaş, yargı, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM başta olmak üzere çaldığı tüm kapıların kapanması üzerine Türk devletinin yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle avukatları aracılığı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde ‘adalet’ arayacak. Sağlık durumu ve ‘yurt dışı’ yasağının kaldırılmaması ile ilgili bilgi veren Demirbaş, yurt dışı yasağının kaldırılması için başvurduğu Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanlığı’nın da kendisine olumsuz yanıt verdiklerini söyledi. Son olarak İstanbul’da bir süre tedavi gördüğünü ve ölümden döndüğünü anlatan Demirbaş, “Tedavi sırasında bir kılcal damar patladı. Doktorlar zor kontrol altına aldı. Eğer bu beynimdeki bir kılcal damar olsaydı (ki bu riskte var) ölümüm yüzde yüzdü. Ancak her şeye rağmen ruhen ve moralen iyiyim” dedi.
‘RUHİ SU GİBİ ÖLÜME TERK ETTİLER’
Yurt dışı yasağının kaldırılmamasının tamamen politik olduğunu vurgulayan Demirbaş, şunları kaydetti: “Mahkeme ‘kaçma şüphesi’ var diyerek kaldırmıyor. Ancak yaşam hakkı kaçma şüphesinden daha kutsaldır. Ruhi Su için de darbeci general Kenan Evren ‘ya gider de dönmez’ diyerek ölüme terk etmiştiler. Bugün ki zihniyet te bunu söylüyor. Ancak ben tanınan bir siyasetçisiyim ve benim kaçma gibi bir durumum olamaz. Bu durumda bana bir şey olursa bunun ahlaki, hukuki ve insani hesabını kim verecek? Bugün Hükümet vergi kaçıranlara yönelik ‘yurt dışı’ yasağını yasal olarak kaldırıyor. Ancak bizim gibi düşüncelerinden yargılananlara ise yasak koyuyor.”
YAŞAM HAKKI İÇİN AİHM’E BAŞVURUYORUM
Demirbaş, hayati tehlikesinin sürdüğünü ve yaşam hakkının ihlal edildiğine dikkat çekerek, ‘yaşam hakkı’ ihlali gerekçesiyle avukatları aracılığı ile AİHM’e başvuracağını belirtti. AKP Hükümeti’nin ‘yargıya karışamayız’ diyerek yasağın kaldırılması talebinin ret edilmesinin ise samimiyetten uzak olduğuna değinen Demirtaş, “Bugün Musa Anter’in oğlu Anter Anter’e özel bir izin çıkarıyorlar. Ben de seçilmiş biriyim ve ölümcül bir hastalığım var. Ancak, sanatçı Ruhi Su gibi ölüme terk etmişler” diye kaydetti.
AYNI ZİHNİYET SU’YU ÖLDÜRDÜ..
Demirbaş’ı ölüme terk eden zihniyet bundan tam 26 yıl önce sanatçı Ruhi Su’yu ölüme götürmüştü. 1912 doğumlu Ruhi Su, öğretmen okulu ve konservatuvar mezunuydu. Komünist Partisi'ne yönelik operasyonda tutuklandı, operadaki görevine son verildi. 5 yıl cezaevinde yattı. 20 ay Konya Çumra'da polis gözetiminde kaldı. Sanat yaşamı boyunca 16, 45'lik plak, 12 uzunçalar plak doldurdu.Ölümcül bir hastalığın pençesine düşen Ruhi Su, tedavi için yurtdışına gitmek istedi ama 12 Eylül rejimi izin vermediği için çıkamadı. Evren ve güruhu "gider de gelmezse" diye Ruhi Su'yu tedavi için göndermedi. Ruhi Su, yurtdışına çıkış vizesi beklerken son nefesini verdi.
Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi İstanbul siyasi şubede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu. (anf)
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 02. Februar 2012 (42 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Barajı'na karşı kurulan "Direniş Çadırı" 151. gününü geride bıraktı.
FERHAT ARSLAN
DERSİM (DİHA) - Dersim'in Qısle İlçesi'ne bağlı Aşağı Doluca Köyü'nden geçen Peri Suyu üzerinde Limak Holding tarafından yapılan Pembelik Barajı'na karşı kurulan "Direniş Çadırı" 150. gününü geride bıraktı. Topraklarını terk etmek istemeyen yurttaşlar, bir metrelik beyaz örtüye rağmen direnmekte kararlı. Köylüler, "1938'de katliamdan sonra sürgün yaşandı. 1994 yılında da 9 köyü ateşe vererek bizleri tekrar topraklarımızdan sürdüler. 10 yıl aradan sonra köyümüze tekrar yerleştik. Tekrar sürgünü yaşamamak için nöbet tutuyoruz" dedi.
Dersim'de akarsuların aktığı her vadiye HES ve baraj projeleri yapılıyor. Munzur, Mercan ve Pülümür vadilerinden sonra bir yıldır Peri Suyu üzerinde 7 ayrı HES ve baraj projesi hayata geçiriliyor. Peri Vadisi'nde bulunan 9 köyü sulara gömecek olan Pempelik Barajı'nın inşaat çalışması kış mevsimine rağmen devam ederken, projenin tamamlanması durumunda Dersim, Bingöl ve Elazığ üçgeninde bulunan yerleşim alanlarının birbirinden irtibatları da tamamen kesilecek. Koruculuk sistemini kabul etmedikleri için yapılan barajlarla sürgüne tabi tutulduklarını söyleyen yurttaşların kurduğu "Direniş Çadırı" 150. gününü geride bırakırken, bir metrelik kara rağmen topraklarını terk etmek istemeyenlerin direnişi devam ediyor.
'Bu topraklar bizimdir'
Peri Suyu kenarında bulunan köyleri boşaltmak amacıyla baraj ve HES'lerin yapıldığına dikkat çeken Aşağı Doluca Köyü'nden Hasan Arslan, "Bu topraklar ecdatlarımızdan bize kalan bir mirastır. Birileri gelip bizi buradan gönderemez. Buradan yetkililere sesleniyorum; eğer sizin inancımıza saygınız yok ise, bizim de sizin varlığınıza hiçbir saygımız kalmaz. Ayıptır, günahtır inanç merkezlerimize el uzatacak kadar gözünüz dönmüş. Biz baraj yapılmasına izin vermeyeceğiz. Yok 'biz halkın iradesini, hakkı hukuku dinlemiyoruz' diyorsanız, o zaman bizim de size karşı öfkemiz çok büyük olacak" dedi.
'Amaç sürgün ve insansızlaştırmak'
Dersim, Elazığ ve Bingöl illerinin kesiştiği alanda bulunan Peri Suyu'nda başlatılan Pembelik Barajı'na karşı 9 köyün bir araya gelerek oluşturulduğu Özgür Köylü Hareketi'nin kurduğu "Direniş Çadırı"nda 150 gündür nöbet tuttuklarını belirten Hasan Biter, iradeleri dışında baraj yapılmasına asla izin vermeyeceklerini söyledi. Biter, "Dersim tarihi boyunca kimliği ve inancından dolayı hep sürgün edildi. 1938'de katliamdan sonra sürgün yaşandı. 1994 yılında da, şimdi baraj suları altında bırakmayı düşündükleri 9 köyü ateşe vererek bizleri tekrar topraklarımızdan sürdüler. 10 yıl aradan sonra köyümüze tekrar yerleştik. Bu kez de elimizde bulunan tapularımıza rağmen arazilerimizi tamamen ormanlık alan göstererek bize danışmadan baraj inşaatına başlamış durumdalar. Tekrar sürgünü yaşamamak için bu kara karşı nöbet tutuyoruz. Peri Vadisi'nde yaşayan köylüler devletin hiçbir hizmetinden yararlanmıyor, sadece bize elektrik veriyorlar. Bize karışmasınlar buna da razıyız. İşte biz onun için günlerdir devam eden karın altında nöbet tutuyoruz. 150 günümüz doldu ama kimsenin bizden haberi yok. Bu topraklarda baraj istemiyoruz bu böyle bilinsin" şeklinde konuştu.
'Baraj değil turizme açılsın'
Dersim coğrafyasını tamamen insansızlaştırma politikasının devreye konulduğunu söyleyen Çayağzı (Zimtek) Köyü'nden Mehmet Gönül ise, " Bu güzelim doğa harikası vadiyi turizme açacaklarına 7 HES ile 2 baraj projesiyle yok etmeyi düşünüyorlar. Ancak biz buna izin vermeyeceğiz. Birçok köylünün küçük çapta üzerinde arazi olduğunu gösterip dönümüne 4 TL değer biçmişler. O para için bankaya gitmeye bile değmiyor. Ayrıca biz arazilerimizi değil 4 TL, 4 bin TL de değer biçseler barajın yapılmasına ne izin veririz ne de arazilerimizi gözü dönmüş baraj şirketlerine peşkeş ederiz" diyerek, medyadan kendilerine destek çıkmasını beklediklerini dile getirdi.
Newededersim
|
'Kendi kaderini tayin hakkı tanınmalı'
Londra - Temaslarda bulunmak üzere İngiltere'nin başkenti Londra'da bulunan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve BDP Dış ilişkiler Komisyonu Başkanı Nazmi Gür'un katılımıyla İngiliz parlamentosunun alt kanadı House of Commons'da bir toplantı düzenlendi. Kürt özgürlük mücadelesinin ulaştığı nokta konusunda önemli değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda konuşan Demirtaş, Kürt sorununun çözümünde kritik ve belirleyici olan noktanın Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı olduğunu belirterek öncelikle bu hakka saygı duyulması gerektiğini belirtti.
Demirtaş ve Gür'ün yanısıra işçi Partisi Milletvekili Jeremy Corbyn, Galler parlamentosu Plaid Cymru Partisi temsilcisi Hywel Williams ve Lord Rea'nın konuşmacı olarak katıldığı toplantı, İngiltere'de faaliyette bulunan çeşitli Kürt organizasyonlarının ve Kürdistan'da Barış Kampanyası'nın desteğiyle gerçekleştirildi.
'TÜRK YARGISININ GELDİĞİ NOKTA BİR FELAKETTİR'
Toplantının açılış konuşmasında Türkiye'deki genel siyasi durum ve son dönemde Kürdistan'da artan devlet baskısı hakkında görüşlerini açıklayan Demirtaş, BDP'nin Kürt kimliğinin tanınması, bütün halkların kendi dillerini özgürce kullanabilmesi, Kürtlerin kendi kimlikleriyle örgütlenme ve politika yapma özgürlüğünün sağlanması ve demokratik özerklik altında Kürt halkının kendi kendini yönetmesi olmak üzere dört temel talebi olduğunu söyledi. Demirtaş son yapılan seçimlerde Kürt halkının yarıdan fazlasının bu çerçeveyi desteklediğini ve aslında Kürt halkının kendi kaderini belirlediğini vurguladı.
Buna karşın AKP hükümetinin Kürt halkının BDP'ye verdiği desteği baskı ve zulümle ezmeye çalıştığını söyleyen Demirtaş, "Şu an itibariyle cezaevlerinde bulunan tutuklu arkadaşlarımızın sayısı 6200'ü geçti. Bunların arasında 6 vekil, 27 belediye başkanı ve meclis üyesi, 94 gazeteci, 34 avukat ve yüzlerce kadın ve genç siyasetçi bulunuyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir" dedi.
Kürdistan'da Barış Kampanyası üyesi avukat Margaret Owen da konu hakkında yaptığı konuşmada AKP hükümetinin sürdürdüğü tutuklama terörünü kınayarak, "Burada sorulması gereken asıl büyük soru Suriye'de Esad'ı yerden yere vuran Batı'nın sivil halka karşı aynı uygulamaları yapan Türk hükümetine karşı neden sessiz kaldığıdır. En temel insan haklarını talep ettiği için binlerce insan Türkiye'de cezaevlerine dolduruldu. Türkiye'de şu an yargının ulaşmış olduğu nokta bir felakettir" şeklinde konuştu.
'İMRALI'DA BÜYÜK BİR DİRENİŞ VERİLİYOR'
AKP'nin Kürt hareketine karşı sürdürdüğü baskı politikasının bir diğer boyutu olarak İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan hukuk dışı tecride de değinen Demirtaş, İmralı'daki uygulamaların bir kişiyle değil Kürt halkının bütünüyle ilgili olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "İmralı'da 12 yıldır süren tecride karşı büyük bir direniş vardır. Bir halkın sembolize edilmiş bir direnişi vardır. Biz tecridin ortadan kalkmasını Öcalan'ın avukatlarıyla veya yakınlarıyla görüşmesinin sağlanmasıyla sınırlamıyoruz. Öcalan'ın özgür olması gerektiğini düşünüyoruz."
'ROBOSKİ'DE ULUSLARARASI GÜÇLERİN DE ROLÜ VAR'
Toplantıda söz alan konuşmacılar, Roboski'de 34 Kürdün Türk savaş uçakları tarafından katledilmesi üzerinde özel olarak durdular. Bu konudaki görüşlerini açıklayan Demirtaş, "Roboski katliamının üzerinden 34 gün geçti. Şimdiye dek tek bir yetkili hakkında soruşturma açılmadığı gibi halktan bir özür bile dilenmedi. Tersine, Başbakan Erdoğan bugün bile partisinin grup toplantısında partimize ve halkımıza hakaret etme tutumunu devam ettirdi" diye konuştu.
Roboski'de uluslararası güçlerin de sorumluluğu olduğunu söyleyen Demirtaş, şunları söyledi: "Katliamda uluslararası güçler hem istihbarat sağlayarak doğrudan, hem de katliamın ardından sessiz kalma yoluyla dolaylı olarak rol aldılar. Biz buna rağmen uluslararası mekanizmaları işletmeye çalışıyoruz. Savaş uçakları tarafından parçalanan insanların Kürt, Alman, Ermeni veya Arap olması farklı yorumlanmamalıdır. Eğer farklı yorumlanıyorsa o zaman insanlık değerlerinin ulaştığı noktayı sorgulamak gerekir."
Roboski katliamında Batı'nın gösterdiği ikiyüzlü tutumu eleştiren İşçi Partisi Milletvekili Jeremy Corbyn de, bu çifte standardın bir diğer örneğinin de AKP'nin Filistin politikası olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Erdoğan'ın Filistin'de yaşanan insanlık dramı hakkındaki sözlerini duyunca onaylıyorum ama sonra 'Sınırda kendi halkını bombalayan, binlerce insanı cezaevine dolduran da bu aynı hükümet değil mi' diye kendi kendime soruyorum. İngiltere, ABD ve NATO nasıl bu ikiyüzlülüğe sessiz kalabiliyor? Temel olan Kürtlerin tanınmasıdır."
'SORUN PAZARLIK KONUSU OLARAK KULLANILIYOR'
Toplantıda başta İngiltere olmak üzere Avrupa hükümetlerinin Kürt sorununda izlediği politikalar da ayrıntılı olarak ele alındı. Bu konuda Avrupa hükümetlerinin samimiyetsiz bir tutum takındığını belirten Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne yazık ki Avrupa hükümetleri Kürt sorununda çözüm yanlısı bir politika izleyeceklerine sorunu bir pazarlık konusu olarak kullanıyorlar. Fransa'nın Roj TV ile ilgili aldığı karar bunun en tipik örneğidir. ABD'nin Roj TV'yi susturmak için verdiği çaba bunun örneğidir. AKP'nin destekleniyor olması esasta bir karşı-devrimdir. Biz bu konuda Avrupa hükümetlerinden çok Avrupa halklarının vicdanına güveniyoruz. Kürt halkının doğal müttefikleri emperyalizme karşı çığ gibi büyüyen sosyal hareketlerdir, halklardır. Bizim yürüttüğümüz diplomasi, halklar arası diplomasidir".
İngiliz hükümetinin Kürt sorununun derinleşmesinde özel bir yeri olduğunun da altını çizen Demirtaş, "İngiltere'nin Kürt halkına yüz yıllık bir borcu vardır" dedi. Demirtaş, akan kanın durdurulması için İngiltere'nin artık çözümden yana ve barış lehine bir tutum takınması gerektiğini, özellikle yeni anayasanın yapım sürecinde Kürt halkına verilecek desteğin belirleyici olacağını belirtti.
'AKP'NİN SIFIR SORUN POLİTİKASI ÇÖKMÜŞTÜR'
Toplantının önemli konu başlıklarından biri de Orta Doğu'da son dönemde yaşanan demokratikleşme hareketleriydi. Orta Doğu'da yaşanan olaylarda bazı Batılı hükümetlerin AKP'yi bölgeye bir model olarak sunmaya çalışmalarına dikkat çeken BDP Milletvekili Nazmi Gür, "AKP, yanıltıcı bilgi verme konusunda çok başarılı bir parti. Türkiye, bu hükümet altında insan hakları bakımından tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyor. AKP'nin reformist bir parti olduğu iddiası doğru değildir" diye konuştu.
AKP'nin dış politikasında son dönemde yaşanan değişikliğin iç politikada Kürtlere karşı izlediği sertlik yanlısı tutumun bir devamı olduğunu vurgulayan Gür, Türkiye'nin şu anda İran'dan Suriye'ye, Irak'tan Yunanistan'a bütün komşularıyla ciddi sorunlar yaşadığına dikkat çekerek, "O çok bahsedilen komşularla sıfır sorun politikası artık çökmüştür. AKP, Orta Doğu'da iyi bir aktör de iyi bir model de değildir" şeklinde konuştu.
‘ULUSAL KONFERANSIN TOPLANMASI HAYATİ ÖNEMDEDİR’
Orta Doğu'nun kaderinin belirlenmesinde Kürtlerin son derece kritik bir konumda olduğunu belirten Selahattin Demirtaş da, özellikle Suriye ve Irak'ta Kürtlerin belirleyici bir dinamik olduğunu belirterek, "Bizim Türkiye için söylediğimiz her şey dört parçaya yayılmış Kürtlerin tümü için geçerlidir. Irak'ta da Suriye'de de Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde bir anlaşma sağlanmalıdır. Bu anlamda dört parçadaki Kürt partilerinin bir araya geleceği Kürt Ulusal Konferansının toplanması bizim için hayati önemdedir" diye konuştu.
Newededersim
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 02. Februar 2012 (38 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
Dersimli kadının başarısı
|
|
Dersimli kadının bastığı kahvehane kapatıldı
Toulouse - Fransa’nın Toulouse kentinde üç çocuk annesi bir Dersimli kadının Aralık ayında bastığı bir kahvehane polis tarafından kapatıldı.
Okullarda eğitmen olarak çalışan üç çocuk annesi bir kadın Albi sokağında “Selim’in Evi” olarak bilinen “La belle” kahvehanesini 10 Aralık günü saat 23.00 sıralarında basmıştı. Kahvehane adı altında kumar oynatılan bu işletme geçtiğimiz hafta, yerel makamlar tarafından kapatıldı.
İşletme kurallarına uymadığı gerekçesiyle kahvehanenin kapısına mühür vurulurken, sahibine de Fransız kafe kurallarını öğrenmesi için üç ay eğitim görme şartı getirildi.
10 Aralık gecesi kahvehaneye ellerinde taşlarla gelen Dersimli kadın, kahvehanenin camlarına taş atmıştı. Olay yerinde bağırarak, “devrimci bir eylemdir ve ben de devrimciyim” diyen kadın, “Fethullah’ın çocukları, eşlerinize evde kuran okutuyorsunuz, Kürdistanlıları ve Alevileri de kafir ilan ediyorsunuz” şeklinde tepkisini ortaya koymuştu. Eyleminin ardından ANF’ye yaptığı açıklamada, “bu eylemi kadınlarımız ve çocuklarımız için yaptım” demişti.
Kahvehanenin kapatılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Dersimli anne, “Kadınlar yalnız değil ve bu çirkinliğe karşı hep birlikte örgütlenerek karşı durmamız gerekiyor. Hiç kimse bizim değerlerimizi yıpratamaz” dedi.
“Kahrolsun yozlaşmış kahve kültürü” sloganı ile tepkisini gösteren Dersimli kadın, 10 Ocak’taki eyleminin ardından da çok olumlu tepkiler aldığını söyledi. Eylemci kadın, “Yürekli insanlara ihtiyacımız var. Orada kumar oynayanlar azılı faşistlerdi” diye ekledi.
Newededersim
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 02. Februar 2012 (41 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Dersim'de kapatılan Eğitim Destek Evi için girişimde bulunulacak
FERHAT ARSLAN
DERSİM (DİHA) - Askeri bir operasyonda ailesiyle birlikte kaybolan 3 yaşındaki Dilek Serin anısına Dersim Belediyesi tarafından faaliyete geçirilen Eğitim Destek Evi'nin kapatılması öğrencileri mağdur etti. Bünyesinde Alevi inancı ve anadile ilişkin eğitimler verilen, öğrencileri tarafından "Şahmeran" adlı kısa metrajlı bir film çekilen Destek Evi'nin yeniden açılması için girişimlerde bulunulacak.
Üniversitesinde "Alevi Açılımı" kapsamında Alevi inancına ilişkin ders verilen, ildeki emniyet mensuplarına Valilik tarafından "Alevilik dersi" verilen Dersimde, Alevi inancına ilişkin eğitimlerin de verildiği Dersim Belediyesi Dilek Serin Eğitim Destek Evi'nin kapatılması tepkiyle karşılandı.
Bolu Komando Tugayının başlattığı bir operasyonda 7 kişilik ailesiyle birlikte kaybolan 3 yaşındaki Dilek Serin anısına geçen yıl açılan Dilek Serin Eğitim Destek Evi, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından "Anayasanın 42. maddesine ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 56. ve 57. maddelerine aykırı faaliyet gösterdiği" gerekçesiyle kapatılmış, Dilek Serin ismini taşıyan tabelanın indirilmesi istenmişti. Dilek Serin Eğitim Destek Evi'ne ilişkin alınan karara tepkiler gelmeye devam ederken, Belediye Başkanı Edibe Şahin, Dersim halkının bu kararı kabul etmeyeceğini ifade ederek, Alevi inancı ve anadilde eğitim veren Destek Evi'nin açılması için itirazda bulunacaklarını söyledi. Şahin, bu kararın BDP'li belediyelerin açtığı eğitim destek evlerinin kapatılması uygulamasından bağımsız olmadığını söyledi.
200 İlköğretim öğrencisinin eğitim gördüğü eğitim destek evinde Dersim Kızılbaş Alevi inancı ve Kürtçenin Zazaca lehçesinde de ders veriliyor. Okulda verilen din dersi müfredatının Alevi inancını yansıtmaması nedeniyle "zorunlu din derslerin kaldırılması" talep eden veliler, destek evine çocuklarını göndermenin bir amacının da kendi inançlarını öğrenmek olduğunu belirtiyor. Çocuklarını dershaneye gönderemeyen yoksul aileler de sömestr tatilinden sonra eğitim destek evinin açılmaması halinde kararı protesto edeceklerini söylüyor.
Eğitim Destek Evi'nde ayrıca tüm branşlarda sınıflar açılırken, çeşitli kültürel ve sanatsal aktiviteler yürütülüyor. Bu kapsamda, bir grup öğrenci tarafından "Şahmeran" adlı kısa metrajlı film çekildiğine dikkat çeken eğitmenler, filmin Dersim Munzur Festivali'nde gösterime gireceğini söyledi.
En küçük kayıp: Dilek Serin
Merkeze bağlı Mirik Mezrası'na yönelik Bolu Komando Tugayı'nın başlattığı geniş çaplı operasyon sonucu 7 kişilik ailesiyle birlikte kaybolan 3 yaşındaki Dilek Serin anısına faaliyete sokulan Eğitim Destek Evi'nin açılışına yakınlarını faili meçhul cinayetlerde kaybedenlerle beraber yüzlerce kişi katılmıştı.
Newededersim
|
Öğrencilere 62 yıl 9 ay 15 gün hapis cezası
Malatya - Malatya’da panele katılmak, 1 Mayıs’ta sergi açmak, bildiri dağıtmak ve Güler Zere’nin mezarını ziyaret etmek suçlamalarıyla 3 Haziran 2011 tarihinden bu yana tutuklu olarak yargılanan 6 üniversite öğrencisine 62 yıl 9 ay 15 hapis cezası verildi. Kızının resmini taşıdığı için yargılanan 57 yaşındaki Hatice Harman ise beraat etti.
Malatya Özel Yetkili 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti Kubilay Uçucu’ya 10 yıl 10 ay, Erkin Kocaman’a 11 yıl 10 ay, Yusuf Yılmaz’a ile Uğur Pektaş’a 9 yıl 2 ay, Ayça Kılınç’a 8 yıl 9 ay ile Sevcan Göktaş 13 yıl hapis cezası verildi.
Öğrencilere, "Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP-C) örgütü üyeliği" ile "örgüt propagandası" suçlarından şu hapis cezaları verildi:
Kubiley Uçucu: 7 yıl 6 ay, 4 kez 10'ar ay hapis cezası
Erkin Kocaman: 7 yıl 6 ay, örgüt propagandasından 1 yıl 15 gün, 4'kez 10'ar ay hapis cezası
Yusuf Yılmaz: 7 yıl 6 ay, örgüt propagandasından 2 kez 10'ar ay hapis cezası
Uğur Pektaş: 7 yıl 6 ay, örgüt propagandası yapmaktan 2 kez 10'ar ay.
Sevcan Pektaş: 9 yıl hapis cezası, örgüt propagandasından 4 kez 1'er yıl hapis cezası
Ayça Kılınç: 6 yıl 3 ay, örgüt propagandası yapmaktan 3 kez 10'ar ay hapis cezası verildi.
Mahkeme, ölüm oruçları eyleminde yaşamını yitiren Feride Harman'ın fotoğrafını taşımaktan dolayı yargılanan annesi Hatice Harman hakkında ise berat karar verdi.
MAHKEME BAŞKANI: CEZALARDAN HOŞNUT DEĞİLİZ
Cezaları yağdıran Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa karar sonrasında, "Cezadan dolayı hoşnut değiliz. Ama yasaları uyguluyoruz. Ceza yasasında düzenleme çalışmaları var. İnşallah lehinize düzenlemeler olur" dedi.
Duruşma sonrasında konuşan Hatice Harman, "Ben kızımın resmini taşımışım diye beni de yargılıyorlardı. Ben beraat ettim. Feride Harman benim kızım. Ölüm orucunda yaşamını yitirdi. 8 Mart Kadınlar Gününde kızımın resmini taşıdım. Bana 'sen niye taşıyorsun' dediler. Taşırım. Yüreğimde de taşırım. Elimde de taşırım. Benim kızımdır" dedi.
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 02. Februar 2012 (39 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|  |
Sprache für das Interface auswählen
|
| All members: |
7 549 |
| Register today: |
0 |
| Register yesterday: |
0 |
| Members online: |
0 |
| Guests online: |
17 |
Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
domates sevmeyenler kandan, zeytin sevmeyenler bocekten korkarlarmis bilincaltlarinda
pertekliyiz.biz
|
|