| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|
Munzur Festivali etkinlikleri devam ediyor
|
|
maya_ schreibt "
TUNCELİ (DİHA) - 8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında, Kızıltepe'de babası ile birlikte polis kurşunu ile öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ı anlatan '13 Gule' adlı belgesel gösterimi yapıldı.
Festival etkinlikleri kapsamında GKM Tiyatro Salonu'nda Cizre'de polis panzeri altında kalarak yaşamını yitiren Yahya Menekşe anısına yapılan ve Kızıltepe'de yaşamını yitiren Uğur Kaymaz'ın anlatan '13 Gule' adlı belgesel gösterimi yapıldı. Kültür Sarayı'nda da Tiyatro İmga tarafından sahnelenen 'Bir anarşistin kaza sonucu ölümü' isimli tiyatro oyunun tiyatro severlerle buluştu. Etkinlikler kapsamında Munzur Nehri Kenarında ise Şair Emirali Yağan ile Mehmet Çetin şiir severlerle buluştu.
"
|
|
Munzur Festivali'nde ROJ TV ve Hayat TV'ye destek
|
|
maya_ schreibt "
TUNCELİ (DİHA) - 8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Tunceli'ye gelen aydın sanatçı, yazar, akademisyen ve siyasetçiler, Hayat TV'nin kapatılmasını protesto etti. Kapatılma kararının AKP'nin ikiyüzlü politikalarının sonucu olduğu belirtilen eylemde, ROJ TV'nin Almanya'da yasaklanması da kınandı.
Kışla Meydanı'nda bir araya gelen ve aralarında aydın, sanatçı, yazar, sivil toplum örgütü, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir grup basın açıklaması yaptı. " AKP elini hayatımdan çek", " Sansüre inat yaşasın hayat" ," Hayat halkındır susturulamaz" şeklinde sloganların atıldığı açıklamada "Halkın televizyonu hayat açılsın" , "Bu hayat bizim", "Hayat susturulamaz" yazılı pankart ve dövizler taşındı.
'Karar AKP'nin demokrat olmadığını gösteriyor'
Açıklamada konuşan Sanatçı Ferhat Tunç, özgür basın üzerindeki baskıları kınadıklarını belirterek, " Hayat'a yönelik baskılar AKP'nin son süreçte uyguladığı politikalardan bağımsız değildir. Bu yasağın özünde AKP'nin ülkede demokrat olmadığını gösteriyor. Hayat TV'yi karartarak gerçeği karartıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Seyit Rıza'nın posterini indirdiler. Yıllarca Kürt sorununu inkar ettiler, ama bu gerçekliği ortadan kaldıramadılar. Hayat TV'nin kapatılmasını kınıyoruz. Bunu her yerde seslendirmeliyiz. Yoksa sansür devam eder. AKP bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. Bu da bunun göstergesidir" dedi.
'Gerçekleri yalnızca özgür basın dile getiriyor'
Bu topraklarda yaşananların sadece özgür basın tarafından dile getirildiğini ifade eden Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil de, " Özgür basın dışında olan ki bunlar için 'bir kesim medya' diyorum, bu halkın taleplerini ve yaşadıklarını görmüyor. Bunları sadece özgür basın görüyor. Fakat bundan kaynaklı olarak özgür basın hedef yapılıyor. Bunun bir örneğini ROJ TV'de gördük. Gazetelerin kapatılmasında gördük ve şimdi de Hayat TV'nin kapatılmasında görüyoruz. Bu uygulamalar halkımız tarafından kabul görmeyecektir. Özgür basına sahip çıkacağız. Kendi adıma Hayat TV'nin kapatılmasını kınıyorum" şeklinde konuştu.
'Hayat ve ROJ TV için mücadele edeceğiz'
Daha sonra konuşan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Yılmazer, ülke satılırken bunu yalnızca Özgür Gündem ve Hayat TV'nin gördüğünü ve bunu dillendirdiğini ifade ederek, " İkisi de kapatıldı. Hayat TV kapatıldığı zaman içime kan damladı. Bu insanlığa yapılan saldırıdır. AKP hayatımızı karartamaz" dedi. Almanya Sol Parti Milletvekili ve Sol Parti Kurucusu Hüseyin Kenan Aydın da Almanya'da sol rüzgarlardan bahsederek aynı rüzgarın Türkiye'de de esmesini istedi. Hayat TV'nin kapatılmasını daha öncede protesto ettiklerini kaydeden Aydın, " Bir kez daha protesto ediyorum. Kapatılmasının en büyük nedeni, halka gerçekleri yansıtmasıdır. Biz ayrıca Almanya'da ROJ TV'nin yasaklanmasına ilişkin de soru önergesi verdik. Hayat TV için mücadele veriyoruz. Hem ROJ hem de Hayat TV için mücadelemiz devam edecektir" şeklinde konuştu.
Hollanda İşçi Partisi Milletvekili Neşe Budak da konuyu Hollanda Meclisi'ne taşıdıklarında meclis üyelerinin bu karara güldüğünü ifade ederek, " AKP çek elini karartma hayatı. Barıştan demokrasiden yana olan televizyonu nasıl kapatırsın" dedi.
'AKP ikiyüzlü'
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu 2. Başkanı Hıdır Temel da, Hayat TV'nin yanında olduklarını belirterek, kapatılma kararının AKP'nin ikiyüzlülüğünün ifadesi olduğunu söyledi. Şair Hicri İzgören de "Gün, ne yas ne de bayram günüdür. Gün mücadele günüdür" dedi. Marmara Üniversitesi'nden Büşra Ersanlı da iktidarların kendilerinin alternatifi olan güçlerin sesini hemen kısmak istediklerini belirterek, "AKP'nin en ufak bir ifadeye yer vermemesi eksiklik olarak değerlendiriyorum. Hayat TV'nin kapatılmasını protesto ediyorum" diye konuştu. "
|
Veröffentlicht von pertekli am Samstag, 02. August 2008 (301 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
2 HPG'linin cenazesi Elazığ Adlı Tıp morguna getirildi
|
|
maya_ schreibt "
ELAZIĞ (DİHA)- Tunceli'nin Ovacık (Pulur) İlçesi kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren 2 HPG'linin cenazesinin Elazığ Adli Tıp morguna getirildiği bildirildi.
Tunceli'nin Ovacık İlçesi'ne bağlı Kahperi Köyü kırsalında 31 Temmuz günü çıkan çatışmada yaşamını yitiren Zilan Amed kod adlı Kader Çiftçi ve Eylem Amed kod adlı Aynur Erdem adlı 2 HPG'linin cenazesinin Elazığ Adli Tıp morguna getirildiği bildirildi. "
|
Veröffentlicht von pertekli am Samstag, 02. August 2008 (150 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
'Munzur'da yapılacak barajların geliri harcanan paranın faizini bile karşılamıyo
|
|
maya_ schreibt " 
TUNCELİ (DİHA) - 8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde konuşan Prof. Dr. İlyas Yılmazer, Munzur'da yapılacak olan barajlardan elde edilecek olan gelirin, baraj için harcanan paranın faizinin onda biri bile olmayacağını belirtti.
8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin 3. gününde düzenlenen panelle Munzur'da yapılacak olan barajlar tartışıldı. Belediye Konferans Salonu'nda düzenlenen "Barajlar siyanürle altın ayrıştırma ve Munzur Alternatif Enerji Kaynakları" konulu panele Prof. Dr. İlyas Yılmazer, Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi üyesi Necati Pirinççioğlu, TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Cemalettin Küçük konuşmacı olarak katıldı.
'Bütün canlılar yok olacak'
Siyanürle maden aramanın doğayı yok ettiğini belirten TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Cemalettin Küçük, "Bir örnek vermek gerekirse 1939 yılında Balıkesir Bamya İlçesi'ndeki maden işletmesi kapandı, ama aradan onca zaman geçmesine karşın hâlâ zehir akıtmaya devam ediyor. Ve bu zehir Manyas'a dökülüyor" dedi. Bergama'da maden işletmeye karşı 86 dava açıldığına dikkat çeken Küçük, fakat yargı kararlarının dikkate alınmadığını söyledi. Munzur'un en sabıkalı şirketiyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Küçük, doğanın yok edilmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
'Katliamda 3. sıradayız'
Prof. Dr. İlyas Yılmazer de Munzur'da maden işletmesinin tek bir canlı bile bırakmayacağını belirterek, dünyadan ve Türkiye'den örnekler verdi. Türkiye'nin baraj yapımında dünyada 3. sırada olduğunu dile getiren Yılmazer, "Yani katliamda üçüncü sıradayız. Ama barajların dışında başka şansımız da var. Yeraltı doğal depo kaynaklarıdır ve bu Munzur bu konuda zengin bir yer" şeklinde konuştu.
'GAP katliam projesidir'
GAP projesinin bir katliam projesi olduğunu kaydeden Yılmazer, "Barajlarla kar suları yok olacak ve nehirler de kuruyacak. Akarsular yüzlerce minerali taşır ve toprağı besler, ama barajlar sadece suyun olduğu yerde bulunan kayalıklardaki mineralleri alır. Barajlar yine küresel ısınmaya neden olur" dedi. Bir bölgeyi insansızlaştırmak için barajların en hızlı ve keskin bir yol olduğunu ifade eden Yılmazer, "Bugün Munzur'da yapılacak olan barajlara bir barajın daha eklendiğini gördük. Gerçi buna da gerek yok. İki baraj bile her şeyi mahvetmeye yeter. Şöyle ki, Munzur'da yapılacak olan barajların toplamından elde gedilecek olan gelir, barajlar için harcanan paranın faizinin onda biri bile etmiyor. Buna karşı aslında alternatifler çok. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından Munzur ilk sırada" şeklinde konuştu.
'Birçok kültüre beşiklik eden Hasankeyf yok olacak'
Daha sonra söz alan Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi üyesi Necati Pirinççioğlu da Hasankeyf'in bir tarih olduğunu ve yok edilmesi durumunda bütün bir tarihin yok edilmesi anlamına geldiğini belirterek, "Yapılacak olan barajlar, tarihi ve doğal mekânları yok edecek. Tarihi mekânlar taşınacak diyorlar, ama bu mümkün değil. Birçok uygarlığa beşiklik eden bu tarihi mekân sular altında bırakılacak" dedi.
"
|
Veröffentlicht von pertekli am Samstag, 02. August 2008 (180 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
'Alevilerin Kürt sorununa yaklaşımı yanılgılı'
|
|
maya_ schreibt " 
TUNCELİ (DİHA) - Özgür Demokratik Alevi Hareketi Sözcüsü Ergin Doğru, Alevilerin Kürt sorununa yanılgılı yaklaştığını belirterek, Alevilerin büyük bir kısmının Kürt sorununa bir kimlik sorunu değil 'terör' sorunu olarak baktığını söyledi.
8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında Belediye Konferans Salonu'nda "Türkiye'de Alevilik" konulu panel düzenlendi. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın moderatörlüğünü yaptığı panele Özgür Demokratik Alevi Hareketi Ergin Doğru, Yazar-Şair Doğan Munzuroğlu ve Hubyar Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, AABF 2. Başkanı Araştırmacı Hıdır Temel konuşmacı olarak katıldı. Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil'in de aralarında bulunduğu çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri de dinleyici olarak panele katıldı.
'Alevilikte hilafet gibi hiyerarşik yapı yoktur'
Aleviliğin tanımı ve Aleviler arasında kullanılan bazı kavramları tanımlayarak konuşmasına başlayan Yazar Doğan Munzuroğlu, Alevilikte tek eşliliğin olduğunu belirterek, "Ama bazı aşiret reisleri ile bazı pirlerin çok eşliliği tercih ettiği görülmektedir" dedi. Aleviliğin halifelikte olan hiyerarşik yapıyı ret ettiğini kaydeden Munzuroğlu, Türkiye'de Bektaşilik ve Anadolu Aleviliği diye iki Alevi anlayışının olduğunu, Bektaşiliğin ise daha çok şehir Aleviciliği olduğunu söyledi.
'Şeriatçılık geliştirilerek Aleviler Kemalizm'e yaklaştırıldı'
Özgür Demokratik Alevi Hareketi Dönem Sözcüsü Ergin Doğru ise Alevilik üzerindeki asimilasyon politikalarına değinerek, Alevilerin özellikle Sivas Katliamı'ndan sonra örgütlenmeye hız verdiğini söyledi. Devletin karakter olarak tek dil ve din anlayışının olduğunu ifade eden Doğru, Aleviliğin de bunun içerisine alınmaya çalışıldığını, bütün bu politikaların da bizzat devlet tarafından uygulandığını belirtti. Alevilere karşı şeriatçılık geliştirilerek Alevilerin Kemalizm'e yaklaşmasının sağlandığını kaydeden Doğru, böylece Alevilerin devletçi bir yapıya çekilmek istendiğini kaydetti.
'Aleviler Kürt sorununa yanılgılı yaklaşıyor'
Alevilerin Kürt sorununa yanılgılı yaklaştığına vurgu yapan Doğru, "Birkaç kurum dışında Aleviler bu soruna 'terör' sorunu olarak yaklaşıyor. Hiçbir zaman kimlik sorunu, ya da zulme uğrayanların sorunu olarak görmedi. Oysaki Kürt sorunu ile bağlantılı olarak 4 bin köy boşaltıldı, yakıldı yıkıldı. Bunu en çok Dersimliler yaşadı. Buna rağmen bunu nasıl kendinden soyutlayabilir ki? Hızır Paşa anlayışı, politikası mevcut. Alevilerin önünde iki seçenek var ya Hızır Paşa ya da Pir Sultan ve Seyit Rızaların onurlu direnişinin yanında olmak" şeklinde konuştu. Aleviler içinde Kürtlerin 'zenci Alevi' olarak görüldüğünü ifade eden Doğru, "Alevi mensubu Kürtler de kendi anadillerinde neden ibaret yapamasınlar. Ama onlar zenci alevi olarak görülüyor. Batı illerindeki Aleviler arasında bu daha da yaygındır" dedi.
'Devlet kendi Alevi'sini yaratıyor'
Hubyar Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu da, Aleviler içinde Türk Kürt çatışmasının bilinçli olarak yaratıldığına dikkat çekerek, bunun özellikle de 12 Eylül sonrası daha sistemli bir politika haline geldiğini söyledi. Öz Türk, öz Müslüman kavramlarıyla Alevilerin asimile edildiğini ve neredeyse artık Cem evlerine minarelerin dikileceğini dile getiren Kenanoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman Aleviliği yok saymadı. Kabul etti ama onu kendi çizdiği çerçeveye yerleştirerek kabul etti. AKP'nin Alevi açılımından sonra yeni cem evleri türedi. Bunların üstü cami, altı cem evi. Bu aslında tam da devletin istediği bir tarz. Zaten diyanet ve diğer kurumlar hep diyor ki Alevilik, tıpkı Nakşilik veya diğerleri gibi İslamiyet'in bir alt tarikatıdır. İleride Cem evleri de yasalaşacaktır emin olabilirsiniz. Yasal düzenlemeler yaparlar tarikat vs adı altında. Ama bununla asıl olarak Nakşiciliğin vb tarikatların önünü de açacaklar" diye konuştu.
'Diyanet Aleviliği anlatıyor'
Kendisinin zorunlu din dersine karşı açtığı davayı kazandığını anımsatan Kenanoğlu, "Önceden diyordum, 'oğlum sen sırf dersleri geçmek için ezberle ama bu bizim inancımız değil'. Şimdi Aleviliği diyanet tarafından çıkarılan din kitaplarıyla öğretiyorlar. Bu durumda benim çocuğuma gerçeği anlatmam daha da zorlaşacak" dedi. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu 2. Başkanı Hıdır Temel de Türkiye'de Alevilere yönelik asimilasyon politikasının 17. yüzyıl Osmanlı döneminden beri sistemli bir halde sürdüğünü belirterek, "Şuana kadar hep 3 K tehlikeli görüldü. Kürtler, Kızılbaşlar ve Komünistler. Devletin politikası da bu çerçevede yürüdü" diye konuştu. "
|
Veröffentlicht von pertekli am Samstag, 02. August 2008 (167 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
Halepçe'de 24. madde protestosu
|
|
maya_ schreibt "SÜLEYMANİYE (DİHA) - Kürtlerin vetosuna rağmen Irak Parlamentosu tarafından kabul edilen bölgesel seçim yasasının 24. maddesi, Süleymaniye'nin Halepçe İlçesi'nde binlerce kişi tarafından protesto edildi.
Irak Parlamentosu'nun 22 Temmuz'da Kürtlerin tüm ısrarlarına rağmen gizli oturumda kabul ettiği bölgesel seçim yasasının 24 maddesine karşı gösteriler sürüyor. Kerkük, Süleymaniye, Duhok ve birçok ilçede yapılan protesto gösterilerinin ardından, Süleymaniye'nin Halepçe İlçesi'nde de Kürtler, binlerce kişinin katıldığı protesto gösterisi düzenledi. İlçe merkezinde bir araya gelen ve çoğunluğu emekçi ve esnaflardan oluşan binlerce kişi, Halepçe Kaymakamlığı'na kadar sloganlar ve pankartlarla yürüyerek, tepkilerini dile getirdi. Yürüyüşte ayrıca, Kerkük'teki saldırıda yaşamlarını yitiren 24 kişi de anıldı. "
|
Veröffentlicht von pertekli am Samstag, 02. August 2008 (229 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
'Güngören'deki saldırı darbecilerin yeni oyunu'
|
|
maya_ schreibt "
İZMİR (DİHA) - İzmir 78'liler Derneği, Güngören'de 17 kişinin ölümü ve 140 kişinin yaralanması ile sonuçlanan saldırının karanlık ilişkilerden güç alan darbeci ve işkencecilerin yeni bir oyunu olduğunu belirtti.
İzmir 78'liler Derneği İstanbul Güngören'deki bombalı saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi. EGEÇEP bileşenlerinin de katıldığı toplantıda konuşan Halime Aydın, yeni darbecilerin ancak iktidarı ele geçirmiş tüm darbecilerin demokrasi içinde yargılanarak cezalandırılmasıyla caydırılabileceğini söyledi. Güngören saldırısının karanlık güçlerin Türkiye üzerinde oynadığı yeni oyunlardan biri olduğunu söyleyen Aydın, "Güngören katliamı ve benzerleri ancak darbecilerin yargılanması, katliamları önleyemeyen AKP'nin halka hesap vermesi ile önlenebilir" şeklinde konuştu. Olayların medya ve egemen güçlerin yönlendirmesi ile değerlendirmeden gerçeklerle ele alarak sonuca gitmek gerektiğini söyleyen Aydın, terörü ve toplu kırımları yaratan tüm darbeler ve darbecilerin yargılanmasını AKP'nin halka hesap vermesini istedi. "
|
Veröffentlicht von pertekli am Freitag, 01. August 2008 (145 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
DTP’li Tuğluk: Cezaevlerinde sistematik hak ihlalleri var
|
|
maya_ schreibt "
ANKARA (DİHA) – DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, cezaevlerinde siyasi tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin sistematik bir hal aldığına dikkat çekerek, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e, “Yaşanan tüm bu hak ihlallerini önlemek ve tekrar yaşanmaması için neler yapacaksınız?” diye sordu.
DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı. Tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlallerinin sistematik hal aldığına dikkat çeken Tuğluk, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Türkiye’de, Ceza İnfaz Kurumları'ndaki hak ihlallerinin son dönemlerde yine gündeme geldiğini belirten Tuğluk, “Özellikle siyasi davalardan tutuklu ve hükümlü olanlara yönelik adeta sistemli denilebilecek hak ihlalleri yapılmaktadır” dedi. Tuğluk önergesinde, hastaneye gidiş ve gelişlerde kötü muamele, dayak, küfür, hakaretler yapıldığını, doktor-hasta gizliliğine riayet edilmeyerek, görevli jandarmaların doktorun odasına zorla girdiğini, gerekli ilaçların idarece verilmediğini ve hastaneye yatırılması gereken kişilerin çeşitli gerekçelerle tedavilerin yapılmadığına dikkat çekti. Zorla sevk ve sürgün uygulamalarının idarelerin, kişiler üzerinde 'demoklesin kılıcı' gibi tuttuğunu belirten Tuğluk önergesinde, sevklerde her türlü işkencenin uygulandığını kaydetti.
Yasakların sınırı yok
Cezaevlerinde ki anadil yasağına dikkat çeken Tuğluk, önergesinde şu ifadelere yer verdi:
"Bakanlık ve Başbakan tarafından ana dil yasağı olmadığına dair uluslararası alanda çarşaf çarşaf açıklamalar yapılmasına rağmen, bu gün itibarıyla binlerce kişi sırf ana dilleri ile konuşmak,yakınları ile haberleşmek istedikleri için onlarca cezaya çarptırılmış ve iletişim haklarından yoksun bırakılmış durumdadır. Mahkemeler tarafından yasaklanmamış olsa dahi, sırf Kürtçe oldukları ve ya da idarelerin hoşuna gitmeyen hiç bir dergi, kitap, günlük gazeteler alınmamaktadır. Bir çok yerde Azadiya Welat, Özgür Gündem, Alternatif, Özgür Halk verilmemektedir. Kimi yerlerde idareler tarafından, Zaman gazetesi, Yeni Asya, Vakit vb. gazeteler ücretsiz biçimde ve böylesi bir talep olmamasına rağmen zorla verilmektedir. 12 Eylül’ü hatırlatırcasına, insanlar askermiş gibi, zorla gardiyanlara selam vermeye zorlanmakta, ayakta sayım dayatması yapılmaktadır. Bakanlık tarafından yayınlanan bir çok genelge idareler tarafından uygulanmamaktadır. (Örnek;haftada 10 saat olması gereken ortak alan uygulaması,bir çok yerde ya uygulanmamakta yada,bir ve iki saati geçmeyecek şekilde uygulanmaktadır.) Aile ve akraba görüşlerinde insan onuruna aykırı uygulamalar gerçekleştirme, kadın-erkek demeden görüşe gelen aileleri zorla soyarak,iç çamaşırsız ve çıplak aramadan geçirilmektedir."
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini gündeme getiren Tuğluk, Adalet Bakanı Şahin’in şu soruları yanıtlamasını istedi;
"*Yaşanan tüm bu hak ihlallerini önlemek ve tekrar yaşanmaması için neler yapacaksınız?
*Yaşanan bu hak ihlallerini sebebiyet verenler hakkında gerekli soruşturmaları ne zaman yapacaksınız?
*Türkiye’nin değişmez gündemi haline gelen cezaevindeki sorunları çözmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır?" "
|
Veröffentlicht von pertekli am Freitag, 01. August 2008 (213 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|  |
Sprache für das Interface auswählen
|
| Alle Mitglieder: |
7 575 |
| Registriert Heute: |
0 |
| Registriert Gestern: |
0 |
| Mitglied(er) online: |
0 |
| Gäste Online: |
12 |
Bitte registrieren Sie sich hier. Als angemeldeter Benutzer nutzen Sie den vollen Funktionsumfang dieser Seite.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
hapsirdiginiz zaman butun vucut fonksiyonlarinin kalp ve beyin dahil 1 saniyeligine tamamen durdugunu ve bu yuzden cok yasa denildigini.
pertekliyiz.biz
|
|