| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
 Dersim’de özel bir bankaya ait ATM cihazına bu akşam saatlerinde molotof kokteyli atıldı.. Alınan bilgiye göre Çarşı merkezindeki Devlet Hastanesi girişinde bulunan özel bir bankaya ait ATM'ye bu akşam saatlerinde molotofkokteyli atıldı. Çıkan yangın itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürülürken, polis kentte operasyon başlattı. Eylemden sonra Emniyet Müdürü Metin Kalayoğlu olay yerine gelerek bilgi aldı.
|
|
CHP'li MYK üyesinin odasında dinleme cihazı bulundu
|
|
30 Aralık 2008 Salı 18:39
CHP
Genel Saymanı ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Sözcüsü Mustafa Özyürek,
CHP Genel Merkez Binasında “dinleme cihazı bulunduğunu” söyledi.
Özyürek,
parti genel merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “bir MYK
üyesinin odasında buldukları cihazı uzmanlara incelettiklerini ve
dinleme amacıyla kullanıldığını öğrendiklerini” söyledi.
Dinleme
iddiaları üzerine genel merkezde zaman zaman arama yaptıklarını anlatan
Özyürek, söz konusu cihazın bir MYK üyesinin odasında bulunduğunu ifade
etti.
Uzmanların “böcek” olarak tabir ettikleri dinleme
cihazıyla ilgili polise herhangi bir başvuru yapmadıklarını kaydeden
Özyürek, “CHP'nin kimseden gizleyecek bir şeyi yok ama habersiz,
izinsiz dinleme, insan haklarına aykırı, haberleşme özgürlüğüne aykırı
bir harekettir. Hükümet bu yasadışı dinlemeyi önleyebilir ve
önlemelidir” dedi.
Özyürek, genel merkez binasında zaman zaman
araştırma yaptıklarını ve kendi önlemlerini kendileri almaya
çalıştıklarını da ifade etti.
|
|
Ozan Telli açlık grevine başladı....
|
|
maya_ yazdı: " Zug Kantonu sınırları içindeki bir hapishanede tutulan Ozan Telli, iltica başvurusunun reddedilmesi ve İsviçre'yi terk etmesi kararı karşısında açlık grevine başladı. Ozan Telli 8. gününde bulunduğu açlık greviyle, iltica makamlarının ve yerel mahkemelerin kendisi hakkında almış olduğu haksız politik tutum ve davranışları da protesto ediyor.
İlerlemiş yaşına, kalp vb. çeşitli sağlık sorunlarına rağmen Ozan Telli açlık grevini sürdürmekte kararlı...
Ozan Telli'nin avukatı Gabriel Püntener, açlık grevinin başladığı 22 Aralık 2008 tarihinde, son bir defa daha Zug yerel mahkemelerine müvekkilinin sağlık raporlarını ekleyerek davanın bir kez daha gözden geçirilmesi için başvurdu ancak bu başvurusu da reddedildi. Bunun üzerine Avukat Püntener, Ozan Telli hakkında kasıtlı ve politik bir tutum olduğunu belirterek, davayı bundan sonra yasal ve hukuki yollarla sürdürebilme imkanı ve olanağı kalmadığını belirtti. SEVGİLİ DOSTLAR; İSVİÇRE İLTİCA MAHKEMELERİNİN OZAN TELLİ HAKINDA VERMİŞ OLDUĞU TERK KARARI KONUSUNDA OZAN TELLİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI. KENDİSİ ŞU AN ZUG CEZAEVİNDE. ONUN DOSTLARI ARKADAŞLARI OLARAK DIŞARDAN YAPILACAK DESTEK İÇİNYAZAR VE EDEBİYATÇI ÖRGÜTLERİNİN DUYARLI OLMASINI BEKLİYORUZ... Ozan Telli için bir imza kampanyası başlatıp, ekte olan imza metnini İsviçre Başkonsolosluğu'na aşağdaki e-mail adresine gönderbilirsiniz;
ist.vertretung@eda.admin.ch
KEMAL VURAL TARLAN Ozan TELLİ - Şair 1950 tarihinde Gaziantep iline bağlı İslâhiye ilçesinin Telli köyünde doğdu. Tarım, yapı, metal işçiliği ve memurluk yaptı.70'li yılların ortalarında şiirleri Birikim dergisinde yayınlanmaya başlayınca tanındı. Siyasal nedenlerle İslâhiye, Adana ve Trabzon cezaevlerinde mahpus yattı. Çalışmalarını, daha çok halk hareketlerini destanlaştırmak doğrultusunda yoğunlaştırdı. Yazdığı yapıtların birçoğu yasaklanıp toplatıldı. Sürgünler, vurgunlar yedi, uzun yıllar kaçak yaşamak zorunda kaldı. Şimdilerde yurt dışında bulunan şairin kazanılmış altı tane şiir ödülü var. Şiirleri ilk kez 1975 yılında toplu olarak Birikim dergisinde yayınlanınca tanınan şair, eserleriyle ödüller kazandı. 1980 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü (Murathan Mungan ve Turgay Fişekçi ile paylaştı) 1983 Gösteri Dergisi Şiir Ödülü, "Şahkulu" ile 1984 Natıroğlu Şiir Ödülü ikinciliği "İshakça" ile. Kazandığı ödüller: Vatan gazetesi birincilik ödülü, (1977) Akademi başarı ödülü (M.Mungan ve T.Fişekçi'yle birlikte, 1980) Gösteri dergisi birincilik ödülü (1983) Natıroğlu ikincilik ödülü (1984) Gülhane El Sanatları Festivali birincilik ödülü (1987) Kültür Bakanlığı başarı ödülü (1991) Tüm Eserleri; Şahince (1981) Ekmeğin Şarabın Tuzun Aşkına (1982) İshakça (Baba İshak Destanı) (1983) Şah Kulu Destanı (1985) Kalenderoğlu Piri Mehmet Destanı (1987) Aşktan Umut Kesilmez (1987) Koçgiri Destanı (1987) Dersim Destanı (1990) Bizim Çeliğin Suyunda (önceki üç destanla birlikte,1991) Ararat Destanı (1992) Aşka Amin (2002) Komüncüler (2002) Ölümsemek (2007)
--
Mustafa MAYDA mayda.mm@gmail.com "
|
|
'Hasankeyf için gösterilen duyarlık Munzur Vadisi için de gösterilsin'
|
|
maya_ yazdı: "
 Yağan kar ve kışın soğuğuna rağmen, Munzur Nehri üzerinde yapılmak istenen 8 barajın devam eden inşaat çalışmalarına tepki gösteren Dersimliler, Munzur'da yapılmak istenen barajların temel amacının kendilerini yok etmek olduğunu belirterek, Hasankeyf için gösterilen duyarlığın Munzur Vadisi için de gösterilmesini istedi.
Yağan kar ve kışın soğuğuna rağmen, Munzur Nehri üzerinde yapılmak istenen 8 barajın devam eden inşaat çalışmalarına tepki gösteren Dersimliler, Munzur'da yapılmak istenen barajların temel amacının kendilerini yok etmek olduğunu belirterek, Hasankeyf için gösterilen duyarlığın Munzur Vadisi için de gösterilmesini istedi.
Yaklaşık 42 bin hektar alanı kapsayan Munzur Vadisi, Dersim'in Ovacık İlçesi'ndeki Munzur Gözeleri'nden doğan Munzur Çay'ının aktığı alanı kapsıyor. 43'ü sadece bölgede yetişen endemik bitkiler olmak üzere, bin 518 çeşit bitkinin yetiştiği Munzur Vadisi'nde ayı, kurt, tilki, vaşak, tavşan, sıra, kırmızı pullu alabalık, dağ keçisi, kaya kartalı gibi hayvan türü bulunuyor. 21 Aralık 1971 tarihinde, 6831 Sayılı Yasa ile "Milli Park" olarak kabul edilen edilmesine rağmen, Munzur Vadisi'nde yapılmak istenen 8 barajın çalışmalarına devam ediliyor. Bölgedeki birçok bitki ve hayvan türünün yok olmasına ve yerleşim yerlerinin boşalmasına neden olacak olan barajların yapımına yoğun kar yağışına rağmen devam ediliyor. Kendilerini çektiğimiz fark eden baraj inşaatında çalışanlar ise, el sallayarak "Yol çalışması yürütüyoruz" şeklinde cevap verdi. Ancak kısa bir süre sonra kameradan rahatsız olan çalışanlar, ağaçların arkasına saklanmaya çalıştı.
'Munzur bentlerle boğulmak isteniyor'
Kış aylarında baraj çalışması yürütüldüğünü belirten Hasan Yıldırım isimli vatandaş, "Dersim'in göbeğinde kış aylarını fırsat bilenler baraj yapımı için Munzur dağlarında ölçüm yapıp da yalan söyleyen 'Biz yolun ölçümünü yapıyoruz' diyenler aslında bugün burada bir baraj sondaj çalışması yürütüyorlar" dedi. "Hasankeyf'e duyarlılık gösterenlere, Munzur'da barajlara karşı ve ekolojik bir toplum için mücadele veren tüm çevrelere sesleniyorum. Munzur bentlerle boğulmak isteniyor. Doğa güzelliği, hayvanları yok edilmek isteniyor " diyen Yıldırım, Munzur Vadisi'nde yapılmak istenen barajların hiçbir ekonomik getirisi olmadığını, tamamen siyasi amaçlar doğrultusunda yapılmak istendiğini vurguladı.
'Munzur'umuzun önüne bent çektirmeyeceğiz'
"Munzur için, bu gün de şehir göbeğinde bir bent çalışması yürütülüyor. Tüm Munzur dostlarını buna karşı seslerini yükseltmeye çağırıyorum" diyen Yıldırım, "Yoksa Ana Fatma'mız, Munzur'umuz, doğal güzelliklerimiz sular altında kalacak. Bu bir baraj çalışması değildir" diye konuştu. 76 kilometre üzerinde 8 tane baraj çalışmasının başlatılmasının gerçek amacın ne olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Yıldırım, Munzur'da yapılmak istenen barajların Kürt sorunu ile bağlantılı olduğunun bilincinde olduklarını kaydederek, "Bu bilinçle Munzur'umuzun önüne bent çekmelerine izin vermeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz" dedi. Barajların yanı sıra Milli Park'ta yapılan avlanmaya da dikkat çeken Yıldırım, Munzur'da bulunan bitki türleri ve hayvanların yaşamının tehlike altında olduğunu söyledi.
'İnsan göçünü hedefliyorlar'
Munzur'un kutsal bir yer olduğunu ifa eden Hatice Beyaztaş ise, "Bizim için Düzgün Baba kadar Munzur da kutsaldır" dedi. Munzur'da yapılacak hiçbir barajı istemediklerini belirten Beyaztaş, baraj yapımı ile insanların göçünün hedeflendiğine dikkat çekerek, "Devlet köylerimizi boşaltı milletti fakir fukaralığa mahkûm etti. Tüm köylüleri buraya toplattı. Munzur'a da baraj yapıyor ve 'Buradan da göçüp gidin' diyor. Bu barajların insanlara ne faydası olacak? Biz bu barajları istemiyoruz" diye kaydetti.
'Bizi de Munzur'a döksün'
Munzur'un doğal güzelliklerine dikkat çeken Beyaztaş şunları söyledi: "Doğamızı yok ederseler, nereye gideriz. Munzur'da bin bir çeşit bitki var. Yazın biz Antalya'ya, İzmir'e gidemiyoruz, kendi Munzur'umuzda serinliyoruz. Onun güzelliğiyle yaşıyoruz. Bu devlet ne istiyor bizden? Zaten cehennemde yaşıyoruz. Dört bir yanımız çevrilidir. Eğer Munzur'umuzu da bizden alıyorsa hepimizi de Munzur'a döksün. Niye yol, üniversite, hastane yapmıyor? Niye bu fakir fukara insanlar için bir iş yeri açmıyor?"
'Amaçları halka işkence etmektir'
Munzur'un kendi inançlarına göre kutsal olduğunu kaydeden İbrahim Yıldırım da, baraj yapımının temel amacının insanlar arasındaki iletişimi kesmek olduğunu vurguladı. Baraj yapımıyla kültürel değerlerin, inançların ve vadideki tüm doğal güzelliklerin yok alacağına dikkat çeken Yıldırım, "Çok sayıda asma köprü vardı Munzur'un üzerinde, ama hepsini yıktılar. Neden? Çünkü insanların birbirleriye iletişim kurmasını istemiyorlar. Amaçları buradaki halka işkence yapmaktır. Burada herkes Munzur'u kutsal görüyor ve onlar hiçbir değerimize saygı duymayarak orayı sular altında bırakacaklar" diye konuştu.
'Munzur'un sesinin kesilmesini istemiyoruz'
Hasankeyf için gösterilen tepkinin aynısının Munzur için de gösterilmesini isteyen Sevim Ayyıldız ise, "Munzur'un özgür akan sesinin kesilmesini istemiyoruz. Buradan gidecek bir yerimiz yok. Sıkıldıkça kendimizi Munzur'un kutsal sesine atıyoruz. Bilerek o sesi kesmek istiyorlar. Munzur bizim değerimiz, kültürümüz, varlığımızdır. Onlar Munzur'u suyun altında bırakıp bizi boğmak istiyorlar. Biz boğulmak istemiyoruz. Munzur ölürse biz de ölürüz" diye konuştu. "Hasankeyf için de 'Alıp başka yere taşıyacağız' diyorlardı, ama bazı değerler taşınmaz yerinde değerlidir" diyen Ayyıldız, devletin baraj "iyiliği"ni istemediklerini belirtti.
"
|
|
Siyonizme lanet, İntifada'ya destek
|
|
maya_ yazdı: "
 Siyonist İsrail devletinin dördüncü gününe giren Gazze saldırısı, yapılan eylemlerle protesto ediliyor. İzmir, Ankara ve Antakya'da sokağa çıkan Filistin dostları, Gazze halkına bir destek verdi, İsrail vahşetinin son bulmasını istedi.
İsrail ile yapılan anlaşmalar iptal edilsin
İzmir'de Birlikte Başaracağız İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen Filistin dostları, İsrail’in katliamlarına son vermesini istedi. Basmane'den Konak'a yürüyen yaklaşık 500 kişi, İsrail'le ilişkilerin kesilmesini istedi. “İsrail’i durdurun, Filistin’e özgürlük” pankartı açılan eylemde, meşaleler Gazze için yakıldı.
Eski Sümerbank önüne kadar Basmane’den Konak’a giden ana caddeyi trafiğe kapatan kitle ile polis arasında gerginlik yaşandı. Yürüyüş sırasında sık sık “Katil İsrail, Filistin’den defol”, “Katil ABD, Ortadoğu’dan defol”, Direnen Filistin kazanacak”, “Filistin’e özgürlük” sloganları atıldı. Kitle, İsrail işbirlikçisi AKP hükümetinin siyonist devlete verdiği desteği “Başbakan suça ortak olma”, “Anlaşmalar iptal edilsin” sloganlarıyla protesto etti. Yürüyüşe çevredeki halk da alkış ve sloganlarla destek verdi.
Filistin dostları, Konak Sümerbank'ta oturma eylemi yaptı. Açıklama yapan platform sözcüsü Coşkun Üsterci, “Son beş yıl içinde Irak’ı kan gölüne çeviren ve bir milyon insanın ölümüne yol açan ABD emperyalizmi ile işbirlikçisi İsrail, Ortadoğu’da kaygı verici yeni oyunlar tezgâhlıyor” dedi. Türkiye'nin emperyalist planların bir parçası olduğunu ifade eden Üsterci, “Türkiye ile İsrail arasında onlarca ikili anlaşma gerçekleştirildi” dedi, anlaşmaların gizli tutulduğuna dikkat çekti.
Üsterci açıklamasının sonunda İsrail’in Ortadoğu halklarına karşı uyguladığı teröre verilen desteğin çekilmesi ve tüm anlaşmaların feshedilmesi gerektiğini ifade etti. Eylem, Filistin’de yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ve sloganlarla sona erdi.
Direnen halklar kazanacak
Ankara'da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde toplanan ESP, BDSP, DHF, Köz, Partizan ve TÜM-İGD üyeleri, “Katliamlar sonuçsuz kalacak, direnen halklar kazanacak” yazılı pankart açtı. Eyleme 78'liler Birlik ve Dayanışma Derneği ile aydın ve sanatçılar destek verdi.
Eylemde kurumlar adına yapılan açıklamayı okuyan Nurten Karataş Kırmızıgül, katil İsrail'in 300’ü aşkın Filistinliyi katlettiğini, yüzlercesini yaraladığını hatırlattı. Türkiye ile İsrail arasındaki askeri anlaşmalara dikkat çeken Kırmızıgül, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in 23 Aralık'ta Ankara’ya geldiğini söyledi. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ile samimi pozlar verdiğini, Olmert'in Meclis kürsüsüne çıkartıldığını hatırlattı. “Gazze katliamında Türkiye Cumhuriyeti’nin sorumluluğu olmadığını kim söyleyebilir?” diye sordu.
Kırmızıgül açıklamasının sonunda “Filistin halkının haklı mücadelesini destekliyor, direnen Filistin halkının zaferi kazanacağına olan inancımızı yineliyoruz. Bu vahşetin derhal son bulması için ezilen emekçileri ve tüm duyarlı kamuoyunu katliamı durdurmak için mücadeleye çağırıyoruz” dedi.
Eylemde, “Siyonizm yenilecek direnen halklar kazanacak”, “Filistin halkı yalnız değildir”, “Kahrolsun İsrail siyonizmi”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.
İsrail Büyükelçiliği önünde eylem
İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İsrail Büyükelçiliği önünde dün bir basın açıklaması yaptı, Filistin’deki saldırılara son verilmesini istedi. Eylemde bir açıklamayı yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, saldırıların derhal durdurulmasını, İsrail'in 1967'deki sınırlarına çekilmesini, Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılmasını ve Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'nı kalıcı olarak açmasını istedi. Türkdoğan, hükümetin İsrail ile tüm askeri anlaşmaların askıya almasını talep etti. Eylemin sonunda açıklama metni büyükelçilik binasının duvarına asıldı.
Antakya halkından Filistin'e destek
Antakya'da Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, “Özgür Filistin kazanacak” şiarıyla dün akşam saatlerinde Eğitim-Sen binasında Ulus Meydanı'na kadar yürüyüş yaptı. KESK, ESP, DTP, EMEP, İHD, TÖP, DİSK, Antakya Demokratik Kültür Derneği'nin katıldığı yer aldığı eyleme 150 kişi katıldı. Yürüyüş esnasında Saray Caddesi'ni trafiğe kapatan platform bileşenleri “Filistin halkı yalnız değildir”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Tanklara karşı taş tanklara karşı taş özgür Filistin kazanacak”, “Katil İsrail Filistin'den defol” sloganları attı. Eylem halkın alkışlı desteğini topladı.
Ulus Meydanı'nda platform adına açıklamayı okuyan Bereket Kar, Filistin'e yönelik saldırıların derhal son verilmesi gerektiğini belirtti. “Saldırılar, ABD ve bölge gerici ülkelerinden bağımsız düşünülemez” dedi. İsrail'le yapılan askeri ekonomik anlaşmaların iptal edilmesini istedi.
Açıklamaya Filistinli mülteciler de katıldı. Filistinliler adına yapılan açıklamada “Dünya halklarına sesleniyorum, katliama karşı birleşelim. Filistin halkının mücadelesi Arap ulusunun mücadelesidir insanlığın mücadelesidir” diye belirtildi. Eyleme İşçi Köylü ve Alınteri okurları destek verdi.
Antakya Barış Meclisi Girişimi de dün Eğitim-Sen şube binasında yaptığı açıklamayla Filistin'de yaşanan katliamı kınadı.
Kisecik Üssü kapatılsın
Antakya'da Filistin halkına destek eylemleri bugün de devam etti. Öğle saatlerinde Ulus Meydanı'nda toplanan Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Savaş Karşıtı İnisiyatif, Mazlumder, SES, Antakya Demokratik Kültür Sanat Derneği üyeleri, İsrail siyonizmine karşı sokaklara çıkma çağrısı yaptı. Eylemde yapılan ortak bir açıklama yapan kurumlar Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini bildirdi. Antakya'da bulunan Kisecik Üssü'nün kapatılmasını istenen açıklamanın ardından siyonist İsrail bayrağı yakıldı. Eylemde sık sık “Filistin halkı yalnız değildir”, “Katil İsrail işbirlikçi AKP, “Kahrolsun ABD AB emperyalizmi” sloganları atıldı.
İZMİR/ ANKARA/ ANTAKYA (30.12.2008)-
"
|
|
Dersim'de 61 köy yolu ulaşıma kapandı
|
|
maya_ yazdı: "Dersim'de yoğun kar yağışı şehir içinde ve köy yollarında ulaşımı olumsuz etkilerken 61 köy yolu da ulaşıma kapandı. Dersim'de gece yarısından sonra başlayan kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor.
Saat 07.30 sıralarında şehrin girişi olan Demiroluk rampasında zincir takmayan bazı araçlar kayarak yolun çift taraflı kapanmasına neden oldu. Yolun kapanması sonucu vatandaşlar işlerine yaya gitmek zorunda kaldılar. Trafik ekipleri rampa girişinde zincirsiz araçların şehre girişini engelleyip, sadece zincir takan araçların geçişine izin vererek yolun trafiğe açılmasını sağladı.
Öte yandan Köylere Hizmet uuupsürme Birliği, 8 karla mücadele ekibi, 2 greyder, 10 dozer, 5 kamyonla Pülümür, Ovacık ve Çemişgezek ilçelerinde kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan 61 köy yolunda çalışma başlattı. Kapanan köy yollarını açmak için çalışmalar sürüyor. "
|
|
yüzündeki tümör 23 kilograma çıkan Çinli Huang Chuncai...
|
|
maya_ yazdı: " 2008'in ilginç haberleri arasında bu fotoğraf başı çekiyor. Sinir sistemindeki genetik rahatsızlık nedeniyle yüzünde oluşan tümör 23 kilograma çıkan Çinli Huang Chuncai... Tümörün 10 kilosu bir operasyonla alındı..."
|
|
Ferhat Tunç:Bu Devlet sabikalidir
|
|
maya_ yazdı: " Kürt sanatçı Ferhat Tunç, gözaltına alınan arkadaşının darp edilmesine karşı çıktığı için gözaltına alındı. 2 gün gözaltında tutulan Tunç ve arkadaşı İsmail Özden, savcılıkta serbest bırakıldı. Ferhat Tunç, 23 Aralık akşamı Almanya’dan gelen İsmail Özden adındaki arkadaşı ile birlikte İstanbul Beyoğlu’nda bulunan bir restaurantın çıkışında sivil polisler tarafından kimlik kontrolüne tabii tutuldu. Ferhat Tunç, kendini tanıtarak kimliğini gösterdi; ancak arkadaşı Özden’in kimliğinin araçtan almaları gerektiğini belirttti. Kimliği üzerinde bulunmayan Özden, polis tarafından gözaltına alınarak Taksim Polis Merkezi’ne uuupsürüldü. Bunun üzerine Ferhat Tunç da arkadaşını sormak için karakola gitti. Polisin hakaretine maruz kalan Tunç, arkadaşının dövülmesine tepki göstermesi üzerine gözaltına alındı. Olayı duyan Tunç’un avukatı Ercan Kanar, Taksim Polis Merkezi’ne giderek bilgi aldı. Kanar, Özden’in darp edildiğini gözlerinin altında morluk olduğunu söyledi. Tunç ve Özden, iki gün gözaltında tutulduktan sonra Beyoğlu Adliyesi’ne uuupsürülerek savcılığa çıkarıldı. Elleri kelepçeli olarak adliye getirilen Tunç, “Polisin arkadaşıma şiddet uygulanmasına karşı çıktığım için gözaltındayım” dedi. Tunç ve Özen çıkarıldıkları Beyoğlu Savcılığı’nca serbest bırakıldı. Ferhat Tunç, polisin tutumunu protesto etmek amacıyla İHD İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya SDP Genel Başkanı Filiz Koçali, DTP PM Üyesi Cemal Coşgun, Tunceli Dernekleri Federasyonu, Munzur Koruma Kurulu, Munzurlu Sanatçılar Platformu temsilcileri katılarak destek verdi.
Polis devleti
Gözaltına alınmasını anlatan Ferhat Tunç, polisler tarafından ağır hakaretlere maruz kaldığını söyledi. Basına ve polis tutanaklarına geçtiği gibi polislere herhangi bir şekilde vurmadığını ve hakaret etmediğini kaydeden Tunç, “Kendimi tanıtıp kimliğimi gösterdim, ancak arkadaşımın kimliği 50 metre ilerdeki araçtaydı. Kimliğini getirebileceğini söyledi, ancak üzerine çullandılar ve yere yatırıp kelepçelediler. Alıp Taksim Polis Merkezi’ne uuupsürülen arkadaşımı sormaya gittiğimde beni bir süre içeri almadılar. Daha sonra aşağı geldiğinde feci şekilde dövüldüğünü gördüm. Bana da sürekli ‘vatan haini’ diyerek ağır hakaretlerde bulundular. Orada işkence yaptıklarını söyledim ve bunun üzerine beni de gözaltına aldılar. İki gündür buz gibi bir yerde, pis koku içinde tutulduk. Şahsıma yönelik bir saldırıydı; ancak bana bir şey yapamayınca arkadaşıma saldırdılar” dedi. Tanınan biri olmasına rağmen kötü muamele gördüğünü dile getiren Tunç, “Ben böyle muamele gördüm. İnsanlara neler yapıyorlardır karakollarda. Giderek polis devleti olma yolunda ilerliyoruz. Demokratik ülkelerde bu tarz durumlara rastlayamayız. İçişleri Bakanı bu duruma müdahale etmelidir” diye konuştu. Sicilinin temiz olduğunu söyleyen Tunç, “Sicili temiz olmayan devlettir. Bu devlet Sivas’ta Maraş’ta, Gazi’den sabıkalı zaten” dedi.
Suç duyurusunda bulunacak
Tunç’un avukatı Ercan Kanar ise, Terörle Mücadele Yasası ve Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası’nın değişmesinden sonra polise sınırsız yetki tanındığını hatırlattı. AKP iktidarı döneminde poliste herhangi bir değişme olmadığına dikkat çeken Kanar, polisin ve savcının tutumunu eleştirerek haklarında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti. Kanar, “Polis mevcut anti demokratik yasalara rağmen durup dururken kimlik soramaz. İnsanlar kimlik taşımak zorunda değildir. Kimliği olmayan insanları karakola uuupsürüp kimlik beyanı kontrol edilir. Polisin Ferhat Tunç ve İsmail Özen’e uyguladığı muamele bu yasanın dahi ihlali durumundadır” diye konuştu. Kanar, Taksim Polis Merkezi’nin uygulamalarının artık ayuka çıktığını söyleyerek, İçişleri Bakanlığı ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun inceleme yapması gerektiğini kaydetti. Konuya ilişkin Meclis’ten milletvekillerinin aradığını söyleyen Kanar, konunun Meclis’e taşınacağını da ifade etti."
|
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
10 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
8 yil 7 ay 6 gun boyunca ciglik atmakla olusacak ses enerjisiyle, bir bardak nescafélik su isitilabilir...
pertekliyiz.biz
|
|