| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
Gani Şavata'dan kan donduran itiraf
|
|
barbara yazdı: "

Sanatçı Gani Şavata, katıldığı telizyon programında insan kanını donduran itiraflarda bulundu. Sanatçı olduğu için sürekli sansür yediğini ve bundan dolayı hep dışlandığını söyleyen Şavata, "Bu ülkede sürekli belediye otobüsü yakılıyor. Ama hepsi Belediye Otobüsü. Peki neden hiç halk otobüsü veya halk minibüsü yakılmıyor. Bunu biraz düşünün. PKK köy bastı insanlar öldürüldü diye feryat ediliyor. Yok PKK falan kimseyi öldürmüyor. Korucular gidip önce PKK kılığına girip insanları katlediyor sonra da kendi kıyafetini giyerek bizi öldürdüler diye feryat ediyor. Devlet bunu çok iyi biliyor. Neden bunun gereğini yapmıyor" dedi.
Son gelişen olaylarla ilgili de konuşan Şavata, verdiği örneklerle hükümeti suçladı ve zamanında neden önlem alınmadı. Orda gergin bir hava vardı. Orda gidip namaz kılmak, televizyona çıkmak bir marifet değil, orda öldürülen öğretmenin ne günahı vardı. Anne karnında öldürülen kadının ne suçu vardı. Devlet getirip camilere silah sokarsa, camilerde insanlar öldürülür. Oynanan oyunlar var. Bu oyunların önüne geçilmesi gerek.
Bu ülkede ölen asker benim askerim, benim kardeşim, benim yiğenim, benim ülkemin insanı. Bu ülkede dağda ölen, cezaevine giren benim yakınım ve memleketimin insanıdır. Çocuklarımız bir birine kırdırılıyor. Cahil insanlar öne sürülerek insanlar bir birine düşman ediliyor. "
|
maya_ yazdı: "
Mardin'de yaşanan trajedi, iki Kürt dünyasının varlığını gözler önüne serdi.
Bunlardan birisi Kürt özgürlük hareketinin yarattığı 'toplumsal yaşam devriminin' egemen olduğu Kürt dünyası. Bu 'toplumsal yaşam devriminin' merkezinde özgür kadın var. Kendisine egemenlik misyonu verilmiş olan Kürt erkeği, Kürt özgürlük hareketinin saflarında kendini tanıma fırsatı buldukça, 'toplumsal yaşam devriminde' manevi öncülük yapan kadının anlamını da kavramaya başladı.
Bu devrimin yaşandığı kentlerde, ilçelerde, köylerde, kadınlar bütün toplumsal, politik yaşamın ön sırasında yer aldılar. Kendi içlerinden parlamentoya vekillerini gönderdiler. Yerel yönetimlerin başına kendi hemcinslerini gerçek bir bilinç sıçraması yaparak getirdiler. Kadınlar feodal, ataerkil zincirleri kırıyorlar. Çıplak granit kayaların dibinde, ölüme bir adım mesafede vicdanı gülen kadın, elinde silahla bir köye girip ilkel bir öç alma duygusuyla düşmanını bile kırıp geçirmez.
Öteki Kürt dünyasında ise kırıp geçirir... Kadınlar değil. Kadınları kırıp geçirir. Çocukları da. Kürdün uygar ve devrimci dünyasında çocuklar devletin adamları tarafından devlet silahıyla öldürülür. Kürdün ilkel dünyasında eline silah verilen Kürt erkeği kendi çocuğunu öldürür.
Bu erkek, devletin 'korucular ordusu'nda görevlidir. Eline uzun namlulu silah verilmiştir. Bu 'korucular ordusuna' tek bir Kürt kadını yazılmamıştır. Bu 'ordu' bir erkekler ordusudur. Silahlıdır. Öldürme eğitiminden tam not almıştır. Ama o silahı sağ omuzuna alır, tetiği çeker, gelgelelim, gez, göz, arpacığa bakan onun gözü değildir. Kördür. Onun yerine devlet hedefi nişanlar. O tetiği çeker. Namludan çıkan merminin kendi ruhunu vurduğundan haberi bile yoktur. Çünkü 'egemenlik' ruhu öldürür. Öteki Kürt dünyasında 'ölü ruhlar' ellerinde silah dolaşırlar. Gidip bir köyde onlarca kadını, çocuğu, erkeği yok ederler.
Bu Kürt dünyasında kadın kendi evinin mahpusunda mahkum edilmiştir. Nicesi ölmeden mezara konmuştur. 'Korucu köyünde' kadın olmak dünyanın zulmünü yüklenmektir. Oranın kadınları toplumsal, politik yaşamda yokturlar. Gizlenmişlerdir sanki. Devletten haberleri yoktur. Çünkü devlet adına her evde bir 'devlet' olarak eline silah verilmiş, beline bomba takılmış, ruhu öldürülmüş, insan kanı koklamaya tiryaki kılınmış bir takım erkekler vardır. Bunların zulmü devlet zulmünden beterdir. Kadını ezer, sonra döner, o kadınla çocuğunu öldürür.
Durum böyleden böyledir.
Durum böyleden böyledir de, bu adamların ellerine silah veren, bellerine bombalar takan devletin Başbakan'ı, TBMM Grup Toplantısında 'töreden' bahsetmektedir. 'Kürdün töresi'ni katliamın nedeni saymaya kalkışmaktadır. Birinci dünyayı 'terör' sayanın, ikinci dünyayı 'töre' ile anması doğal. Bu töre uygar Kürt dünyasında işlemez. İlkel Kürt dünyasını kana bular. Çünkü bu 'töre' değildir.
İşin aslı şu: Kürt özgürlük hareketi, DTP'liler, sayısı bilinmeyen kan davalarının taraflarını kardeşleştiren Selim Sadaklar, Leyla Zanalar, Aysel Tuğluklar, Sabahat Tunceller kendi toplumlarında bir yaşam devrimi yaratıyorlar. Yeni bir Kürt dünyası kuruyorlar.
Devletin başındakiler ise, bir takım adamları silahlandırıp, bu dünyayı yıkmaya gönderiyor. Onlar da önce kendi dünyalarını kana buluyorlar.
Kürt coğrafyası tastamam böyle ikiye bölünmüş. İki dünyaya ayrılmış. Kürt dünyasının birinde kadınlı, erkekli insanlar yepyeni bir yaşama kan revan içinde, baskılara, yasaklara, ölümlere basa basa yürüyor. Öfkelerinden bile neşe ve iyimserlik fışkırıyor.
Öteki Kürt dünyası ise, kirli nefeslerle gülerken bile ağlıyor, sevinirken nefret saçıyor.
Birinci dünyadan devletin başları nefret ediyor. Bu dünyanın bedenini yok ediyor.
İkinci dünyayı ise silahlandırıyor. Ve onun ruhunu öldürüyor.
Korucu ordusunun erkekleri! Ellerinizdeki silahları fırlatıp atın. Analarınızın elini, kız kardeşlerinizin alnını öpün, bütün kadınların önünde dize gelin ve insanlaşma yolunda yürüyeceğinize yemin edin. Bu kan başka türlü yıkanmaz çünkü.
"
|
maya_ yazdı: "
44 kişinin yaşamını yitirdiği Bilge köyündeki katliamda saldırganlar, kar maskesi, uzun namlulu silah ve el b ombası kullandı. Katliamı yapanların hepsi de korucu. Katliamda devletin verdiği silahların kullanıldığı belirtiliyor
Katliamı yapan 8 korucu tutuklandı
Türkiye, Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde 6'sı çocuk, 16'sı kadın toplam 44 kişinin öldürüldüğü katliamı konuşuyor. Ölenlerin çoğu Çelebi ailesinden. 32 hanelik köyün tüm erkekleri korucu. Katliamı korucuların yaptığı kaydediliyor. Çoğunluğu yine aynı aileden 8 korucu bugün tutuklandı.
Jandarma 2 saat sonra köye gitti
Bilge köyü Şeyhan Jandarma Karakolu'na sadece 15 dakika uzaklıkta. Katliam, anında jandarma karakoluna bildiriliyor. Ancak jandarma, 2 saat sonra köye gidiyor. Yetkililer, katliamın nedenini 'töre'ye bağladı. Günlük'ün ulaştığı kaynaklar ise, katliamın perde arkasında 'rant' olduğunu söyledi.
Görgü tanışı: PKK'ye yükleyeceklerdi
Köyü ziyaret eden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, olaya zamanında müdahale ettiklerini savundu. Atalay'a konuşan görgü tanıklardan Osman Çelebi, 'Saldırıyı ablamın çocukları yaptı. Bunların amacı, bizleri tamamen öldürdürmekti ve olayı PKK'ye mal etmekti' dedi.
Koruculuk derhal tasfiye edilsin
Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan, katliamı 'töre' diye tanımlayarak tepki gösterirken, Bilge köyünde incelemede bulunan DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, katliamı bir 'töre' olayı olarak ele almanın yanlış olduğunu söyledi. Demirtaş, 'Koruculuk sistemi derhal tasfiye edilmeli' dedi.
Sayılarına 250 kişi daha eklendi
Mardin'de korucuların yaptığı bu katliamın yankıları sürerken Siirt'te 250 köy korucusu yapılan törenle göreve başladı. Siirt Valiliği tarafından 3. Komando Tugay Komutanlığı'nda düzenlenen törende köy korucusu olan 250 kişi yemin ederek, koruculuk belgelerini aldı. Törene mesaj gönderen Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcay, korucuların 'terörle mücadelede' önemli katkıları olduğunu, atalarının emanetine sahip çıkarak devlete güvendiklerini ileri sürdü.
61 kişiyi öldürdüler
Korucuların kirli sicillerinde bu olay ilk değil. Korucular Son iki yılda sivillere karşı gerçekleştikleri saldırılarda 61 kişiyi öldürdü. İçişleri Bakanlığı'nın 2006 yılı verilerine göre, 1985-2006 arasındaki 21 yılda 5 bin korucu suç işledi. Ancak, yaşanan bu suçlara rağmen şimdiye kadar gözle görünür bir ceza söz konusu olmadı. Korucuların son 2 yılda karıştıkları bazı olaylar şöyle: 19 Eylül 2007 tarihinde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Beşağaç (Hemkan) köyü yakınlarında bir minibüs içinde bulunan 12 kişi korucular tarafından çapraz ateşe alınarak öldürüldü. Katliam emrinin Jirki Aşireti lideri korucubaşı Tahir Adıyaman tarafından verildiği iddia edildi. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde korucu aileleri arasında çıkan silahlı kavgada, bir çocuk yaşamını yitirdi, 2 kişi yaralandı. 8 Eylül 2008'de Iğdır'ın Karakoyun ilçesine bağlı Aşağı Alican köyünde korucu Deniz Tutka (35), babası, ağabeyi ve yengesini öldürdükten sonra intihar etti.
"
|
|
Emek Partisi: Katliam koruculuk sisteminin eseri!
|
|
barbara yazdı: "ANKARA - Emek Partisi, Mardin’in Mazıdağı ilçesinde yaşanan katliamın koruculuk sisteminin bir eseri olduğunu belirterek, bu katliamı devletin bölge politikalarından bağımsız düşünmenin mümkün olmadığını kaydetti.
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu yaptığı yazılı açıklamada, katliamın korucu sisteminin eseri olduğunu vurguladı.
Açıklama şöyle: “Mardin'in Mazıdağı ilçesi, Bilge Köyü’nde düzenlenen saldırıda 44 yurttaşımızın hayatını kaybetmesi bir kez daha dikkatleri koruculuk sistemine çekmiştir. Bu katliamı, devletin Bölge politikalarından bağımsız düşünmek mümkün değildir.
AKP hükümeti Bölge’de akan kanı durdurmak yerine, yeni sorunlar ve yeni acılar yaşatmaktadır. İşsizlik, açlık ve sefaletin ulaştığı boyuta çözüm bulmak yerine, baskı ve şiddeti arttıran, şiddeti tek çözüm yolu olarak dayatan yaklaşım, korucuları ve devlete yaslanmış aşiretleri daha da cesaretlendirmektedir.
Mazıdağı ilçesi, Bilge Köyü’nde yaşanan bu vahşetin sorumlusu, yıllardır bölgede uygulanan politikaların savunucularıdır. Devletin bölge halkını bir birine düşman etme politikasının gelip dayandığı yer, Bilge köyü cinayetidir. Bu vahşi katliamı aileler arası kavga, aşiret çatışması gibi ifadelerle açıklamak mümkün değildir. Her köyü bir cephaneliğe çeviren, feodal ilişkileri kullanan, aşiretlerin bir bölümünü korucu ordusu haline getirip halka karşı kışkırtan anlayışın gelip vardığı nokta burasıdır.
Mardin’de yaşadığımız, devletin Kürt sorununu demokratik hak ve özgürlükler kapsamında çözmek yerine, bazı aşiretleri silahlandırarak soruna çözüm bulma hesabının ağır faturasıdır. Daha önce buna benzer, ancak daha az kayıpla atlatılan yüzlerce olay yaşandı. Gerekli tedbirler alınmaz ise bu katliamlar daha da artacaktır. Koruculuk sistemi kaldırılmalı, korucuların elindeki tüm silahlar toplanmalı, halka karşı suç işlemiş korucular cezalandırılmalıdır.”
ANF NEWS AGENCY"
|
|
Düğüne Silahlı Baskın: 45 Ölü
|
|
barbara yazdı: "
|
|
Tarih : 05.05.2009 |
|
| Mardin'in Mazıdağı'na bağlı Bilge Köyü'nde bir düğüne kimliği belirsiz kişilerce yapılan saldırıda 45 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı. Saldırıda gelin Sevgi Çelebi ile Damat Habip Arı ve Köy İmamı Kazım Ozan da öldü. |
|
| |
Mardin'in Mazıdağı'na bağlı Bilge Köyü'nde bir düğüne kimliği belirsiz kişilerce yapılan saldırıda 45 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı.
5-6 kişi olduğu tahmin edilen saldırganların yüzlerinin maskeli olduğu belirtiliyor. Saldırıda bomba kullanılmadığı açıklandı. Ölenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuk.
Saldırıda gelin Sevgi Çelebi ile Damat Habip Arı ve Köy İmamı Kazım Ozan da öldü.
Saldırıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'nda bir kriz masası oluşturuldu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakan Erdoğan'ın olayı yakından takip ettiğini ve bölgeden gelen ilk haberlerin saldırının terör saldırısı olmadığını açıkladı.
Saldırıyla İlgili Tüm Gelişmeler
- Mazıdağı'na bağlı Bilge Köyü'nde bir düğün evine saat 21.30 sularında maskeli 5-6 kişi tarafından saldırı düzenlendi.
- Saldırıda Mardin Valiliği'nden yapılan ilk açıklamada 16 kişinin öldüğü ve 20'ye yakın yaralının olduğu açıklandı.
- Mardin Valiliği'nden yapılan açıklamada saldırının terör saldırısı olmadığını, iki aile arasındaki bir husumetten kaynaklanabileceği belirtildi.
- Köy güvenlik güçleri tarafından ablukaya alındı, köye giriş ve çıkışlar tamamen yasaklanırken, saldırganların yakalanması için bölgede operasyon başlatıldı.
- İlk resmi rakam açıklandı, saldırıda 41 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.
- Saldırıdan iki genç kız, yatağın altına saklanarak kurtulmayı başardı. Olayın tek görgü tanıklarının ifadelerinin alınması için psikologlar bekleniyor.
-İçişleri Bakanlığı'ndan yaplan son açıklamada ise 45 kişinin yaşamını yitirdiği ve 6 kişinin de yaralandığı belirtildi. (Kaynak:Milliyet)"
|
|
Kaypakkaya Sempozyumu sonuçlandı
|
|
taylan yazdı: "

Demokrat(!) Bilgi Üniversitesi’nin afişinden dolayı salonunda yapılmasını reddettiği Kaypakkaya Sempozyumu'nda komünist önder Kaypakkaya birçok yönü ile değerlendirildi "
|
Gönderen mustafa Tarih: Salı, 05. Mayısıs 2009 (202 okunma)
(Devamı... | 7937 bayt kaldı | 0 yorumunuz? | | Puan: 0)
|
|
apachi yazdı: "
|
|
|
Tarih : 30.04.2009 |
|
| Pertek-Hozat-Tunceli-
Elazığ arasındaki deniz ulaşımını sağlayan feribotların hareket
saatleri yeniden düzenlendi. Yaz tarifesi uygulaması kapsamında gün
içerisindeki en erken saatte hareket eden feribotun saati 6.30, akşam
en son nöbetçi feribot ise |
|
| |
Pertek-Hozat-
Tunceli- Elazığ arasındaki deniz ulaşımını sağlayan feribotların
hareket saatleri yeniden düzenlendi. Yaz tarifesi uygulaması kapsamında
gün içerisindeki en erken saatte hareket eden feribotun saati 6.30,
akşam en son nöbetçi feribot ise 22.00’da sefer yapacak.
Tunceli'nin
Pertek ilçesi ile Elazığ arasında Keban Baraj Gölü üzerinde yük ve
yolcu taşımacılığı yapan feribotların hareket saatleri yeniden
düzenlendi.
Yarım saatte bir hareket edecek feribotlar, Pertek’ten Elazığ yönüne son seferini saat 21.30'da, Elazığ`dan Pertek tarafına ise saat 22.00'da yapacak.
İşte Pertek ile Elazığ Yönünden Hareket Edecek Feribotların Kalkış Saatleri
|
Pertek - Elazığ Arası Feribot Çalışma Çizelgesi |
|
PERTEK İSKELESİ |
ELAZIĞ İSKELESİ |
|
ÖZEL |
BELEDİYE |
ÖZEL |
BELEDİYE |
|
06:30 |
07:00 |
07:00 |
07:30 |
|
07:30 |
08:00 |
08:00 |
08:30 |
|
08:30 |
09:00 |
09:00 |
09:30 |
|
09:30 |
10:00 |
10:00 |
10:30 |
|
10:30 |
11:00 |
11:00 |
11:30 |
|
11:30 |
12:00 |
12:00 |
12.30 |
|
12:30 |
13:00 |
13:00 |
13:30 |
|
13:30 |
14:00 |
14:00 |
14:30 |
|
14:30 |
15:00 |
15:00 |
15.30 |
|
15:30 |
16:00 |
16:00 |
16:30 |
|
16:30 |
17:00 |
17:00 |
17:30 |
|
17:30 |
18:00 |
18:00 |
18:30 |
|
18:30 |
19:00 |
19:00 |
19:30 |
|
20:00 (SON) |
|
21:00(SON) |
20:00 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
21:30 |
Nöbetçi Feribot |
22:00 |
|
|
"
|
apachi yazdı: "
|
|
|
Tarih : 30.04.2009 |
|
| Tunceli
İl Genel Meclisi başkanını seçti. Oylamada CHP’li üyelerinde destek
verdiği DTP Tunceli 1. Sıra İl Genel Meclis Üyesi Serdar Erdoğan,
Meclis Başkanlığına seçildi. Meclisin bir de kadın üyesi var.
Pertek'ten CHP'li Hıdır Yadigaroğullarının |
|
| |
Tunceli
İl Genel Meclisi başkanını seçti. İl Özel İdaresinde yapılan oylamada,
CHP’li üyelerinde destek verdiği Demokratik Toplum Partisi Tunceli 1.
Sıra İl Genel Meclis Üyesi Serdar Erdoğan, Meclis Başkanlığına seçildi.
5 dönem
ve 25 yılla uzun süre Pertek’ten meclis üyesi ve geçmiş dönem Meclis
Başkanı da seçilen CHP’li Hıdır Yadigaroğulları’ndan koltuğu devralan
Erdoğan’a, halefi Yadigaroğulları’nın partisine
mensup üyelerde destek verdi. Meclisin bir de kadın üyesi var. DTP’nin
Tunceli adayı olan Fidan Güler, 17 kişiden oluşan meclisin tek kadın
üyesi. Divan Katip Üyeliğine seçilen Güler’in de aralarında olduğu
Tunceli İl Genel Meclisinin bu dönem üyelerin partilere göre dağılımı
şöyle; “ 5 DTP, 5 CHP, 4 AKP, 2 DSP, 1 EMEP”
Oylamada Serdar Erdoğan Meclis Başkanlığına seçilirken, meclisteki diğer görev dağılımı ise şu şekilde oluştu:
1. Meclis Başkan Vekili: Deniz YILDIRIM (Hozat İl Genel Meclis Üyesi- DTP)
2. Meclis Başkan Vekili: Ali KANDİL (Ovacık İl Genel Meclis Üyesi- DTP)
DİVAN KATİP ÜYELERİ - ASIL :
Mehmet Ali KESKİN ( Pertek İl Genel Meclis Üyesi- EMEP)
Fidan GÜLER ( Tunceli İl Genel Meclis Üyesi- DTP)
DİVAN KATİP ÜYELERİ - YEDEK
Şükrü KAPLAN ( Mazgirt İl Genel Meclis Üyesi- DTP)
Ali KANDİL (Ovacık İl Genel Meclis Üyesi- DTP)
İşte Tunceli Merkez ve İlçelerden Seçilen İl Genel Meclis Üyeleriyle Partileri:
TUNCELİ MERKEZ
DTP: Serdar ERDOĞAN
DTP: Fidan GÜLER
CHP: Hasan GÜNEŞ
HOZAT:
CHP: Vehbi TAŞ
DTP: Deniz YILDIRIM
ÇEMİŞGEZEK:
AKP : Bekir ÇOBAN
AKP : Hasan DEMİR
MAZGİRT
DTP : Şükrü KAPLAN
DSP : Süleyman CANPOLAT
OVACIK
CHP: Hüseyin SÖGÜT
DTP: Ali KANDİL
PERTEK:
AKP: Hamit SAĞLIYAN
EMEP: Mehmet Ali KESKİN
PÜLÜMÜR
DSP : Kazim YILDIZ
CHP : İsmail Hakkı ŞAHİN
NAZIMİYE:
AKP : Hıdır AÇIKGÖZ
CHP : Hakkı KALAN
İl Encümeni Üyeleri ise Şu İsimlerden Oluşuyor:
Deniz Yıldırım, İsmail Hakkı Şahin, Hakkı Kalan, Kazim Yıldız, Hamit Sağlıyan.
Peki Tunceli İl Genel Meclis Başkanlığına Seçilen Serdar Erdoğan Kimdir?
1970 yılında Tunceli – Mazgirt Göktepe
köyünde doğdu. İlkokulu Tunceli’de Orta ve Lise öğrenimini İstanbul’da
tamamladı. 1988 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesini
kazandı. Öğrenimini Ziraat Mühendisi olarak tamamladı.
Ziraat Mühendisi olarak serbest çalışmakta olan Serdar Erdoğan, 29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde DTP’den Tunceli Merkez 1.Sıra İl Genel Meclisi Üyesi olarak seçildi.
· Bu
haberin oluşturulmasında, Tunceli İl Özel İdaresi Web Sayfasındaki kimi
bilgilerden yararlanılmış, gazetemizde ise üyelerin buradan alınan
fotoları kullanılmıştır.
Bu
kurumun sitesi ildeki düzenli güncellenen bir site olarakta dikkat
çekmekte, kuruma ilişkin bir çok bilgiye buradan ulaşılabilmektedir.
Teknolojinin bu denli başdöndürücü hızla geliştiği, bırakın kurumları
kişilerin dahi sayfa oluşturduğu internet ortamında, Tunceli’deki
kurumların, özellikle öğrencilerin yaptığı çalışmaları sergileme,
başarıda motivasyon, kendi eserleriyle gurur duyma, görünürlüğün
sağlanması açısından büyük avantaj olan internette okulların çoğunun
dahi hala bir yayınlarının olmaması anlaşılır değil.
|
|
"
|
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
10 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
uyurken ortalama 400 kere pozisyon degistirilir. bu yuzden 'ben yatarken hic hareket etmem' diyenlere kulak asmayin
pertekliyiz.biz
|
|