Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi
Yeni Klip
Ciwan Haco-diyarbekir

Ciwan Haco-diyarbekir


Yönetim
g Yönetim Bölümü

2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Aleviler 'Ayrımcılığa hayır' dedi
aktuelle News maya_ schreibt "

ANKARA (DİHA) - Alevilerin Ankara Sıhhiye Meydanı'nda düzenlediği "Ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı" mitingine yaklaşık 100 bin kişi katıldı. Mitingde AKP'ye tepki gösterildi.

Alevi Bektaşi Federasyonu'nun öncülüğünde Ankara Sıhhiye Meydanı'nda "Ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı" mitingi 100 bin kişinin katılımıyla yapıldı. Mitingde konuşma yapan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Tekin Özdil, hak ve eşitlik için Ankara'da toplandıklarını belirterek, bir Kürt'ün hesabını bir Türk'ün sorması gerektiğini, bir Alevi'nin hesabını bir Sünni'nin sorması gerektiğini ve bir Türk'ün gözyaşlarını bir Kürt'ün silmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'yi katillere ve işkencecilere terk etmeyeceklerini söyleyen Özdil, "Devletin bize elbise biçmesini istemiyoruz. Bu ülkeyi terk etmeyeceğiz. Alevi'si Sünni'si bu ülkeye sahip çıkacağız. İşkencecileri, yargısız infazları, faili meçhul cinayetleri, Kerbelayı, Maraş'ı, Sivas'ı, Madımak Oteli'ni unutmadık ve unutmayacağız" dedi.

'İktidar eşitlik talebini görmezden geliyor'

 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ise, eskiden Alevi olduklarını söyleyemediklerini dile getirerek, bugünkü iktidarın şiddetin kaynağı olduğunu belirtti. İktidarın farklı inanç, düşünce ve etnik kökenlilerin eşitlik talebini görmezden geldiğini kaydeden Gümüş, "Alevilerin inançları ret edilerek, yok sayılarak eşitlik ihlal ediliyor. Alevilerin çocuklarına zorla din dersi veriliyor. Alevi köylerine, Alevi inancını yok etmek asimile etmek için zorla camiler yapılarak eşitlik ihlal ediliyor. İnsanlar Alevi olduğu gerekçesiyle ayrımcılığa tabi tutuluyor. Hükümet farklı inanç, düşünce ve etnik kökenlerin eşitlik talebini görmezden gelerek, Türkiye'nin ulusal birikimini emperyalizme peşkeş çekerek, eğitim, sağlık gibi en temel ihtiyaçları serbest piyasaya açarak da şiddet uyguluyor" dedi. Gümüş, Başbakan Erdoğan'ın "Ya sev ya terk et" anlayışını eleştirerek, Başbakanı'n ırkçı ve gerici olduğunu söyledi.

'Alevilerin üzerindeki baskılar kalkmalı'

 

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız da, ayrımcılığa karşı ve haklı, meşru ve insani taleplerini gerçekleştirmek için Ankara'ya yürüdüklerini söyledi. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını isteyen Balkız, inanç olgusunun kişiye has olduğunu ve kimsenin inançlara müdahale etme hakkının olmadığını belirtti. Alevilerin üzerindeki baskıların kalkmasını talep eden Balkız, "Zorunlu din dersinin kaldırılmasını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın lağvedilmesini, Cemevlerinin yasal statüye kavuşmasını, Madımak Oteli'nin müze olmasını ve ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkının tanınmasını istiyoruz" dedi.

 

Balkız, Alevilerin taleplerini yıllardır dile getirdiklerini belirterek, şunları söyledi:

 

"Aldığımız yanıt sadece 'Yerden göğe kadar haklısınız' oldu ancak gerçek bir uygulama göremedik. AKP Hükümeti eğer gerçekten içten ise 'Alevi açılımı' diye tartışılan ucubenin nemenem bir şey olduğunu açıklamalıdır. Aleviler, taleplerini parti programlarına ve seçim bildirgelerine almayan partilere oy vermeyecektir" diye konuştu.

DTP'li vekiller sahneden indirildi

 

Miting görevlileri sahnede yer alan DTP milletvekilleri Sırrı Sakık, Hasip Kaplan, Sevahir Bayındır ve Şerafettin Halis'i sahneden indirdi. Buna tepki gösteren Sakık, görevlilerle tartıştı. Görevlilerin sahnenin çok kalabalık olmasından kaynaklı olduğu için herkesi indirdiklerini söyledi. Arif Sağ, Edip Akbayram, Ferhat Tunç, Mustafa Özarslan gibi sanatçıların verdiği mini konserle sona eren mitingde, ÖDP, EMEP, DTP, SDP, ESP, SHP, CHP, DSP, KESK, DİSK, TMMOB, Halkevleri ve Halk Cephesi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcileri de yer aldı.

 

 

"
Veröffentlicht von pertekli am Sonntag, 09. November 2008 (265 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Kürtler neden dağa çıkıyorlar?
aktuelle News
Son günlerde bu soru dilden dile dolaşıyor. Aslında soru son 25 yıldır vardı. Ancak hiçbir zaman bu kadar popüler olmamıştı. Bu durumu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a borçluyuz. Başbuğ, Genelkurmay başkanı koltuğuna oturmasına sayılı günler kala, 'Dağa çıkışları durdurmamız lazım' deyince medya leşgerlerinin oluşturduğu koro hep bir ağızdan 'Paşamız çok haklı' diye haykırıverdiler. Ancak dikkati çeken bir durum var ortada. Medyaya çıkan kanaat önderleri, 'paşaya selam' seremonisinden sonra sözlerini hep 'dağa çıkışları durdurmamız lazım' diyerek bitiriyorlar. İlginç ama gariptir... Ne dağa çıkışların sosyo-kültürel zeminini ne de dağı çekim haline getiren siyasal-politik atmosferi irdeliyorlar. Kanaatimizce bu durumu iki sebep doğurmaktadır. Ya kalem erbapları, kelam ustaları işi deştikçe batacaklarını düşünüyorlar... Ya da söyleyecek sözleri, edecek kelamları bulunmuyor. Öyle ya Boğaz'da viski yudumlayan bir 'kanaat önderi' nereden bilebilir ki 'yoksul ve asabi' Kürdün neden dağa çıktığını? Mademki konu gündemde, madem ki herkes dağa çıkışların durdurulmasından dem vuruyor, öyleyse bu konu üzerinde durmak 'dinen caiz' hale gelmiştir. Çünkü Kürt sorununda 'hakikati ifşa edecek sırrın' dağa çıkışlarda olduğunu düşünüyoruz.

Konuya bir soru sorarak başlayalım. Madem ki her şeyi özgürce tartışacağız değil mi? Soru şu: Bir Kürt genci dağa çıkmaya nasıl karar vermektedir? Amacımız yanıtsız sorular sormak değil. Bir Kürt genci dağa 'bilinç' oluşturduktan sonra çıkmaktadır. O zaman soru sormaya devam edelim: O bilinci doğuran hangi faktörlerdir? Bize göre iki faktördür.

1) Haksızlığa uğramışlığın yarattığı travma,

2) Haklı olduğuna dair geliştirdiği sezgi.

Birinci faktörü sosyo-kültürel ve siyasi şartlar ile tarihsel algılar belirlemektedir. Yani daha çok 'etkilenme' durumu belirleyici olmaktadır. Örneğin
Dersimli gençlerin dağa çıkışlarında daha çok bir travma olarak anlatılan Dersim 38 Katliamı'nın hatıraları etkili olmaktadır. İkinci faktör (haklı olduğu inancı) ise, dağa çıkacak potansiyel adaylarda orda olması gerektiğine dair tasavvura sebep olmaktadır. Kuşkusuz dağ bilincinin oluşturulmasında yoksulluk, feodal değer yargılarının yarattığı baskı, kentleşmeye bağlı olarak yaşanan anomi (değerlerde aşınma, kültürel şok vs) gibi faktörler de etkili olmaktadır. Ancak biz bu faktörlerin iki temel faktörü besleyen destekleyici manivelalar olduğunu, başat değil tali vasatlar olduğunu düşünmekteyiz.

Sorularımızı sürdürelim. Her haklı olduğuna dair sezgi geliştiren, haksızlığın travmasına maruz kalan insan dağa gitmediğine göre dağa gideni diğerlerinden ayrı kılan nedir? Soruya dört seçenekli yanıt, hakikati aydınlatacaktır. Bir, taraf tutma tutumu. Yani taraflar arasında taraf olunarak mücadeleye müdahil olma arzusu. İki, kendisiyle aynı ideali paylaşanlarla (haksızlığa uğrayan ve haklı olduğuna inananlar kümesi) özdeşleşme, böylece hayatını anlamlı kılma isteği. Üç, dağın kendisine kazandıracağı statüyü edinme arzusu. Üçüncü seçeneği biraz daha açalım. Dağ bilinci oluşturan Kürt genci açısından 'dağ', 'kendisini onurlandıran, toplum içinde önemli ve değerli kılan' bir sosyal statü paylaşımıdır. Cenazelere katılan kalabalık kitlelerin haykırdığı sloganlar, yöresinin önemli ve etkili kişilerinin cenazelere giderek acıyı paylaşma edimleri bu algısının daha da pekişmesine neden olmaktadır. Bu üçüncü seçenek aynı zamanda toplumsal ekonun 'dağa çıkış'ın şifrelenmiş zihniyet kodudur. Dört, etkili sonuçlar doğuran dağdaki mücadelenin başarılı olacağı yönünde yarattığı çekim hali.

Can alıcı bir soru daha soralım. Öyle ya Türkiye dağa çıkışları konuşmuyor mu? O zaman sansürsüz, korkusuz düşünmekte yarar var. Dağa çıkışlar nasıl bir demografik seyir izledi? 1978-1984 arası katılımlar daha çok üniversiteli gençliğe dayalı olarak gelişti. 1984 sonrası ağırlıklı olarak köylü gençlik dağlara akın etti. 1988-1999 yılları arasında tıpkı ilk periyotta olduğu gibi yine ağırlıklı olarak üniversiteli gençlik yönünü dağlara çevirdi. Ancak köylü gençlik de azımsanmayacak oranı oluşturdu. 1999-2005 yılları arası daha çok kozmopolitik bir toplumsal yapı dağlara çıktı. Her kesimden, her sınıftan, her eğitim durumundan bireyler eşit ağırlıklı olarak dağlı oldu. Burada duralım ve bir soru daha soralım. Dağa çıkışlar sürüyor mu? Başbuğ isyan ettiğine göre, sürüyor. O halde hangi yaş kategorileri ve demografik gruplar dağa çıkmaktadır?

Sorunun birinci kısmından başlayalım. Daha çok 18-20 yaş arası gençler dağa çıkmaktadır. Peki ama niye? Önce insanın yapacağı tercihlerde etkili bir vasat olan kişiliğe dair bazı tespitler yapalım. Süreklilik kazanmış davranış olarak tanımlayabileceğimiz kişilik, 0 ila 7 yaş arasında şekillenmektedir. Dolayısıyla şu an dağa çıkanların kişiliklerinin şekillendiği yıllar 1988 ila 1997 arasına tekabül etmektedir. Peki o yıllarda neler oldu? Binlerce faili meçhul cinayet, binlerce köylerin boşaltılması, ağır işkence vakaları, savaşın en çatışmalı hali... değil mi? O zaman şu an dağa çıkan yeni kuşağı kişiliği çatışmalı ortamda oluşan savaş kuşağı olarak tanımlamak olası. Bu meselenin bir yönü. Diğer yönü bu gençler savaşın yarattığı mağduriyeti içeren anlatılarla büyüdüler. Büyüklerinden köylerinin nasıl boşaltıldığını, kendilerine nasıl işkence yapıldığını, çatışmalı ortamın nasıl geliştiğini dinleyerek öfkelendiler. Şimdi bu kuşağın neden dağa çıktığı daha anlaşılır bir hale geldi mi? Demek ki dağa çıkışın 'anlamlı ve anlaşılır' bir arka zemini varmış.

Şimdi sorumuzun ikinci bölümünü yanıtlayalım. Dağa çıkanların yüzde 70'i yoksul aile çocuklarıdır. Ancak yoksulluk farkındalığı zannedildiği gibi temel belirleyici parametre değildir. Bunu unutmayalım. Daha da çarpıcı olanı dağa çıkanların ağırlıklı bir kesimini lise mezunlarının oluşturmasıdır. Demek ki neymiş, 'cehalet' dağa çıkışlarda etkili bir faktör değilmiş. Konuyla ilgili bazı veriler daha verelim. Ancak vereceğimiz verilerin bir saha araştırması sonucunu yansıtmadığını, yıllardır sorunu yakından izleyen bir gazetecinin toplum içinde yürüttüğü gözlemden edindiği sonuçlar olduğunu özellikle vurgulayalım. Gözlem ve kanaatlerimize göre, dağa çıkanların yüzde 50'sini lise mezunları, yüzde 30'unu ilkokul mezunları, yüzde 20'isini üniversite mezunları oluşturmaktadır. Tabi bu veriler Türkiye için geçerlidir.

Şimdi en can alıcı soruyu soralım. Dağa çıkışlarda
PKK'nin yürüttüğü cephe faaliyetleri mi daha çok etkili olmaktadır yoksa kendiliğinden çıkışlar mı? Siz sormadınız ama biz sormakta bir sakınca görmedik. Yanıtı merak ediyorsunuz değil mi? O zaman sözü fazla uzatmadan söyleyelim. PKK'nin cephe faaliyetlerinden ziyade kendiliğinden çıkışlar daha etkilidir. Sizi daha da şaşırtacak diğer gözlemlerimizi de paylaşalım. Türkiye'nin batısından dağa gidenlerin sayısı Bölge illerinden dağa gidenlerin sayısından daha az değildir. Daha da şaşırtacak bir veri daha verelim. AKP'nin belediye kazandığı illerde dağa çıkışlarda büyük bir artış yaşanmaktadır.

Sözün özü şudur: Mademki siz bu tartışmayı başlattınız. Biz de kafalarınızdaki şablonları değil gerçek verileri tartışmanız için bu gözlemlerimiz belki sizde ufuk açar, belki sizi hidayete erdirir diye düşündük. Evet dağa çıkışları tartışalım. Bizce sorunun çözümüne katkısı da olur. Çünkü dağa çıkışlar kadar Kürt sorununu daha özlü, daha çarpıcı anlatacak bir 'anlatının' bulunamayacağı kanaatindeyiz. Çünkü o alanın kendisi
PKK'nin komplo teorileriyle değil, toplumsallıkla açıklanacağının en özlü ifadesidir.

CENGİZ KORKMAZ
Veröffentlicht von maya_ am Sonntag, 09. November 2008 (240 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Kürtçe müzik dinlediği için bıçaklanan genç yaşamını yitirdi
aktuelle News Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde 2 gün önce yolda yürürken 'Kürtçe müzik dinlediği ve Kürtçe konuştuğu' gerekçesiyle 3 kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması sonucu ağır yaralanan Emin Çakan (21), yaşamını yitirdi.

Gebze'de 6 Kasım Perşembe akşamı yolda yürürken 'Kürtçe müzik dinlediği ve Kürtçe konuştuğu' gerekçesiyle 3 kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğrayan 21 yaşındaki Emin Çakan ismindeki genç ağır yaralandı. Çakan, Tuzla Anadolu Sağlık Merkezi'nde tedavi altına alındı. Çakan, tedavi gördüğü yoğun bakım ünitesinde bugün öğle saatlerinde yaşamını yitirdi. Çakan, yarın
DTP Muş milletvekilleri Nuri Yaman ve Sırrı Sakık'ın da katılacağı cenaze töreni ile Gebze Pelitliköy Mezarlığında defnedilecek. Olay ile ilgili başlatılan soruşturma sonucu yakalanan ve suçlarını itiraf eden 2 kişi gözaltına alındı.
Veröffentlicht von maya_ am Sonntag, 09. November 2008 (289 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

DTP'den baskılara protesto
aktuelle News



DTP İstanbul İl Örgütü son dönemlerde partilerine yönelik gelişen saldırılar ve İl Başkanı Halil Aksoy'un tutuklanmasını kınamak amacıyla 8 ilçede basın açıklaması düzenledi. AKP Hükümeti'nin orduyla anlaşmasından sonra baskıların arttığına dikkat çekilen açıklamada, Kürt halkının ne pahasına olursa olsun değerlerine sahip çıkacağı belirtildi.

DTP İstanbul İl Örgütü, son dönemlerde partilerine yönelik artan baskıları ve İstanbul İl Başkanı Halil Aksoy'un tutuklanmasını kınamak amacıyla Büyükçekmece, Fatih, Kartal, Ümraniye, Bağcılar, Kağıthane, Kadıköy ve Beyoğlu ilçelerinde eş zamanlı basın açıklaması düzenledi. 'İrademize dokunmayın', 'Güneşimize dokunmayın', 'Baskılar bizi yıldıramaz', 'Siyasetin yolu kapanırsa dağın yolu açılır' pankartlarının açıldığı eylemlerde sık sık 'Baskılar bizi yıldıramaz', 'Gün gelecek devran dönecek AKP Kürtlere hesap verecek' sloganları atıldı. Açıklamalara Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), EMEP, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyeleri de destek verdi. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı açıklamada, DTP Bağcılar İlçe Yönetici Kemal Bayar savcılığın talimatı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.

'Baskılar had safhaya vardı'

DTP Maltepe, Pendik, Kartal, Tuzla ve Samandıra İlçe Örgüleri Kartal Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. 'Siyasetin yolu kapanırsa dağın yolu açılır', 'İrademe dokunma', 'Ve beyaz adam konuştu: Ey Kürt yersen şiddet kan işkence yoksa terk et', 'Güneş adaya değil ada Güneş'e tutsak' dövizleri taşıyan DTP'liler sık sık, 'Baskılar bizi yıldırmaz', 'Gün gelecek devran dönecek AKP Kürtlere hesap verecek' sloganlarını attı. Burada açıklama yapan DTP Kartal İlçe Yöneticisi Zübeyir Kartal, son dönemlerde Kürt halkının değerlerine ve partilerine yönelik saldırıların had safhaya vardığını söyledi.

'Linç teşvik edilmiştir'

Kürt sorununu çözme yerine, inkâr ve imhada ısrar edildiğini belirten Kartal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yönelik uygulamalara dikkat çekerek, 'En son Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırı, bu uygulamaların geldiği düzeyi göstermektedir. Halkımız bundan önce olduğu gibi, onurlarına yönelik bu saldırıyı kabul etmemiş ve meşru tepkilerini en güçlü tarzda ortaya koymuştur. Bu durumu içine sindiremeyen inkârcı ve imhacı zihniyet, adeta şiddette sınır tanımayarak, halkımıza ve kurumlarımıza yönelik bir saldırı furyası başlatmıştır. Bu süreçte sokağa çıkarak tepkisini ortaya koyan insanlarımızın üzerine ateş açılmış, panzerlerle insanlar ezilmiş, yüzlerce kişi gözaltı ve tutuklamalara maruz kalmış, kurumlarımız ve parti binalarımız basılmış, birçok metropolde bizzat polis eliyle sivil faşistler insanlarımıza yönelik linç girişimlerinde bulunmuştur' dedi.

'Polis Başbakan'ın sözlerinden güç alıyor'

Kürtlere yönelik saldırıların özellikle AKP'nin orduyla anlaşmasından sonra yeni bir konsept dahilinde yaygınlaştığına vurgu yapan Kartal, şunları kaydetti: 'Bu konseptin en temel yanı, her türlü araç ve yöntemin devreye sokularak, sonuç alınmaya çalışılması biçiminde özetlenebilir. Öyle ki Başbakan bir halkı, ülkeyi terk ettirmekle tehdit etmekte bir sakınca bulmuyor. Yine halklar arası çatışmayı körükleyen söylemler söylemekten geri kalmıyor. Kürt gençleri üzerine pompalı silahla ateş eden insanı bir ödüllendirmediği kaldı. Hükümetin bu söylemlerinden güç alan emniyet güçleri, adeta kim daha fazla şiddet uygular yarışına girmiş bulunuyorlar. Bunun en son örneği, 2 Kasım'da Taksim'de yapmak istediğimiz basın açıklamasına yaklaşımda ortaya çıktı.'

'Halkımız gerek cevabı vermiştir'

'Savaş hali ilan eden valilik ve emniyet, adeta saldırganlıkta kimse bizi geçemez mesajını vermek istediler' diyen Kartal, şunları söyledi: 'Yüzlerce arkadaşımız gözaltına alındı işkencelere maruz kaldı. Her tarafta insanlarımıza saldırıldı. Ciddi şekilde yaralanan arkadaşlarımız oldu. Yine içinde İl Başkanımız Sayın Halil Aksoy ve iki ilçe başkanımızın bulunduğu bir grup arkadaşımız tutuklanarak, cezaevine atıldı. İl Başkanımızın ve ilçe başkanlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Bizi ülkemizden kovmakla tehdit eden, ölümü mubah gören Başbakan'a, Diyarbakır'da, Dersim'de, Hakkâri'de ve Van'da halkımız gereken yanıtı verdi.' Kürtleri inkâr etmek, haklı mücadelelerini bastırmaya çalışmanın mümkün olmadığını ifade eden Kartal, halkın canıyla kanıyla yarattığı mücadele geleneğini, sonuna kadar uuupsürmeye kararlı olduğunu kaydetti. Kartal, halkların eşit ve özgür birlikteliğinden yana olan, tüm kurum, yapı ve kesimlerin baskılara karşı durmaya çağırdı. Bağcılar DTP İlçe binası önünde yapılan basın açıklamasının ardından ilçe yöneticisi Kemal Bayar, savcılığın talimatı olduğu gerekçesiyle polisler tarafından gözaltına alındı.

İSTANBUL (DİHA)
Veröffentlicht von maya_ am Sonntag, 09. November 2008 (227 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Ekim Devrimi 91. yılında yürüyüşlerle kutlandı
aktuelle News maya_ schreibt "Manşet Ekim Devrimi’nin 91. yıl dönümü Rusya’nın birçok yerinde yapılan gösterilerle kutlandı. Moskova’da toplanan binlerce kişi iş, aş ve barış sloganları ile yürüdü 
Moskova’daki gösterilerde Kızıl meydandan yakınlarındaki Traveskaya caddesinde başlarken burada toplanan binlerce kişi ellerinde kızıl bayraklarla Bolşoy Tiyatrosu önüne doğru yürüyüşe geçti. Rusya Komünist Partisi lideri Gennadiy Züganov'un önde içinde bulunduğu göstericiler elerinde "orak-çekiçli" kızıl bayrakların yanı sıra Lenin ve Stalin'in posterlerini taşıuuups Sovyetler Birliği dönemine ait şarkılar ve Sosyalist marşlar söyledi. 
 
Komünist Parti lideri Züganov burada yaptığı konuşmada, tüm kapitalistlerin Lenin’in “devlet ve devrim” ile Karl Marks'ın "Das Kapital" kitabını dikkatli şekilde okumasını tavsiye etti. Churchill’in bile Lenin fikirleriyle dünyayı daha iyi anladığını belirttiğine dikkat çeken  Zuganov mevcut ekonomik krizden kapitalizmi sorumlu tutarak sistemin sosyalizme yönelik kitleleri maniple etmekle suçladı.

Zuganov buradaki konuşmasında 1917 Ekim Devrimi ve Kızıl Ordu’nun İkinci Dünya Savaşı zaferinin 20. yüzyılın en büyük iki olayı olduğunu hatırlatarak Rusya’nın Sosyalizm ile dünya siyaset sahnesinde etkili olduğunu, çağdaş ve süper bir endüstri ortaya çıkardığını ifade etti.

Komünist Parti Başkanı sosyalist devrimin halklara toprak iş ve barış getirdiğini söylerken, bu yıl Rusya’da 45 kişinin katıldığı anketlerde Lenin ve Stalin’in en çok sevilen ve benimsenen ilk üç insan arasında yer aldığını hatırlattı. Zuganov, buna rağmen hala bazılarını Lenin Mozolesine el uzattığını belirtti.  

GÖZALTILAR YAŞANDI

Sadece Moskova’da değil Rusya’nın bir çok kentinde yapılan etkinliklerle Ekim Devrimi’nin yıl dönümü kutlandı. Komünist Parti’nin Kızıl Meydan yakınlarında yapılan gösterilerde her hangi bir olay yaşanmazken Sol Cephe’nin bazı üyelerinin gözaltına alındığı belirtildi.

Sol Cephe Basın Sekreteri Anastasiya Udaltsova tarafından yapılan açıklamada, gösteri sırasında bazı üyelerinin Duma binası yakınında gözaltına alındığı belirtildi.

Saint-Petersburg’da düzenlenen gösteriler sırasında Finlandiya İstasyonu önünde toplanan göstericiler, yine Ekim Devrimi, Sosyalizm ve Stalin yanlısı slogan attı. Saint-Petersburg’da yapılan gösteriler sırasında Ulusal Bolşevik Partisi’ne üye bazı kişiler gözaltına alındı.
"
Veröffentlicht von mustafa am Sonntag, 09. November 2008 (290 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Adli Tıp'ta skandal rapor
aktuelle News maya_ schreibt "Manşet  Son günlerde verdiği skandal raporlarıyla gündemde genişçe yer bulan Adli Tıp Kurumu yeni bir skandala imza attı. 14 yaşındaki B.Ç.'ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'e
"Çocuğun beden ve ruh sağlığı bozulmadığı" şeklinde hazırladığı skandal raporla tahliye ettiren Adli Tıp Kurumu, vücudunun yüzde 79'unu kullanamadığı hastane raporlarıyla belgelenen 85 yaşındaki Yusuf Kaplan'a "Sağlam" raporu verdi.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Tunceli'nin Güleç Köyü'nde ikamet eden 85 yaşındaki Yusuf Kaplan'a "Örgüte yiyecek temin ettiği" iddiasıyla sadece bir kez talimatla ifadesi alınıp, hiç hâkim karşısına çıkmamasına rağmen 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Dosya temyiz için Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gönderildi. Fakat Yargıtay da 2008 yılının Nisan ayında yerel mahkemenin kararını onayınca Kaplan 8 Mayıs'ta Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Sağlık sorunları ve yaş haddinden kaynaklı Kaplan'ın cezaevinde kalamayacağını belirten Avukat Hüseyin Aygün Cumhuriyet Savcılığı'na başvuruda bulundu. Aygün, ayrıca itiraz dilekçesine Kaplan'ın 2008 yılının Mart ayında Tunceli Devlet Hastanesi'nden aldığı 9 doktordan oluşan Sağlık Kurulu raporunu da savcılığa sundu. Sağlık Kurulu'nun Kaplan ile ilgili hazırladığı raporda "Vücut sağlığının yüzde 79'unu kaybetmiştir" ifadesi yer alıyordu. Fakat rapora rağmen savcı, ilgili mahkemenin tahliye talebini ret ederek, Elazığ Adlı Tıp Kurumu'nda gerekli kontrollerin yapılacağını ve aynı zamanda İstanbul Adlı Tıp Kurumu'ndan da Kaplan'ın sağlık durumuna ilişkin raporları beklediklerini açıkladı.

Bu süre içerisinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmasına rağmen Kaplan cezaevinde tutuldu. Tek başına tuvalete gidemeyen, yemeğini yiyemeyen ve hareket edemeyen Kaplan için Elazığ Fırat Üniversitesi Fırat Tıp Merkezi Adli Tıp Şube Müdürlüğü, 26 Haziran'da verdiği skandal raporda, "…cezanın infazında mahkûmun hayatı için herhangi bir tehlike yoktur" ifadelerini kullandı. Üzmez'in tahliyesini sağlayan rapor için jet ama skandal bir karar alan İstanbul Adli Tıp Kurumu, Kaplan davasındaki kararını 27 Ağustos günü ancak açıklayabildi.

'Hasta ama kendine iyi bakarsa yatar!'

 

Fakat Adli Tıp Kurumu'nun raporunda yine bir skandal yer aldı. Tunceli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu'nun Mart ayında, kalp yetmezliğinden, koroner arter hastalığına, görme sorunundan solunum sistemi rahatsızlığına kadar birçok hastalığı bulunduğu ve vücudunun yüzde 79'unu kullanamaz olduğuna dair rapor verdiği Kaplan için, Adlı Tıp Kurumu "Sağlam" dedi. Adli Tıp Kurumu hazırladığı raporda, her ne kadar Kaplan'ın hipertansiyon, kalp kapak hastalığı, işitme kaybı ve buna bağlı bazı hastalıklarının olduğunu kabul etse de raporunun devamında, "...kişinin yapılan muayenelerinde hükümlünün cezaevi koşullarına uyum sağlamasında sakınca olmadığı ve hayatı için kati bir tehlike oluşturmadığının düşünüldüğü..." ifadelerine yer verildi. "Cezaevine uyum sağlayabilir ve yatabilir" denilen Adli Tıp Kurumu raporunda, ayrıca bunun ancak diyet, tedavi ve takibinin iyi yapılması durumunda olabileceği belirtildi.

'Adlı Tıp raporları güven vermiyor'

 

Bu raporun skandal olduğunu ve aslında söylenecek bir şeyin artık kalmadığını belirten Kaplan'ın Avukatı Hüseyin Aygün ise yıllardır kendilerinin Adli Tıp Kurumu raporlarının sıkıntılı olduğunu belirtmesine karşın hiçbir işlemin olmadığını söyledi. Ne yazık ki Üzmez olayı patlak verdiğinde insanların Adli Tıp Kurumu'nu sorguladığını kaydeden Aygün, "Bu aslında Adli Tıp'ın yaptığı ilk şey değil. Bundan önce de buna benzer onlarca olay sıralanabilir. Yani her zaman diyorum Adli Tıp sistemi çökmüştür" diye konuştu.

"
Veröffentlicht von mustafa am Sonntag, 09. November 2008 (264 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Dersim Belediyesinden Ankara'daki Mitinge Katilim
aktuelle News maya_ schreibt "Manşet Dersim DTP Belediye Başkanı Songül Erol Abdil yaptıgı basın tolantısıyla bir heyetler bırlıkte, Alevilerin 9 Kasım'da Ankara Sıhhiye Meydanı'nda Düzenleyeceğe Mitinge Destek Vermek Amacıyla Ankara'ya Gideceklerini duyurdu.

     Dersim DTP Belediye Başkanı Songül Erol Abdil yaptıgı basın acıklamasında sunları dile getirdi Bu ülkede diğer dinler baskı altına alınmış, kiliseler camiye çevrilmiş, cem evleri kapatılmış ve ülke tekçi mantık yasasına göre şekillendirilmiştir.

     Cumhuriyet kuruluşunda başta Türk ve Kürt halkı ve diğer milletler omuz omuza savaşmasına rağmen, bu milletlerin asimilasyona tabi tutulduğunu öne süren Abdil, Gelinen bu aşamada bu ülkenin en eski kadim halkı olan Kürtler, baskı, katliam, sürgün ve asimilasyona tabi tutuldu. dedi.

     Alevilerin, bu ülkede önemli bir gerçeği ve önemli bir nüfus oranına sahip olduğunun altını çizen Abdil, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve devletin elini din derslerinden çekmesi için, Alevi yürüyüşüne katılacaklarını kaydetti.

 

 

"
Veröffentlicht von mustafa am Sonntag, 09. November 2008 (244 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

DTP Erdoğan’a Dersim katliamını sordu
aktuelle News maya_ schreibt "
Manşet DTP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, 1937 yılında "Tunceli Kanunu" çerçevesinde uygulanan "Tedip ve Tenkil" sonucunda binlerce insanın öldürüldüğü ve sürgüne gönderildiğini belirterek, o yıllara ait arşivlerin açılıp açılmayacağını sordu.
DTP Milletvekili Şerafettin Halis, Dersim bölgesine özel "Tunceli Kanunu" esas alınarak, 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, önceki adı Dersim olan Tunceli bölgesine "Tedip ve Tenkil" gerçekleştirildiğini belirterek, bu kavramlara denk düşecek şekilde on binlerce insanın "katledildiğini", yine on binlercesinin yerinden edildiğini belirtti.
Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yazılı yanıtlaması istemiyle parlamentoya yazılı soru önergesi veren Halis, hükümetin devlet arşivlerini açmayı düşünüp düşünmediğini sordu. Halis verdiği önergede şu ifadelere yer verdi: "Yine Tedip ve Tenkil'in yaşandığı bu süreçte 17 Kasım 1937 yılında Seyit Rıza ve 6 arkadaşı idam edilmiş, aradan 71 yıl geçmiş olmasına rağmen mezar yerleri bilinmemektedir. Daha önce vermiş olduğum soru önergesine, Adalet Bakanı M. Ali Şahin imzalı cevapta 'mezar yerleri bilinmemektedir' denilmektedir. Özcesi aradan 71 yıl geçmiş olmasına rağmen Tunceli'de (Dersim) yaşananlar üzerindeki sis ve karanlık perdesi kalkmamıştır."
Demokratik ülkelerde bilgi edinilmenin bir hak olmasının ötesinde, 50 yılını doldurmuş devlet arşivlerinin açılması gerektiğini belirten Halis, Başbakan Erdoğan'a şu soruları sordu:
- "Tedip ve Tenkil'in içeriği ve hedefleri itibarı ile, Evrensel Hukuk ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin imza koymuş olduğu uluslararası sözleşmelere göre 'insanlık suçu' olarak kabul görmesi gerekmez mi?
- Bir devletin yasalara dayanarak idam ettiği insanların mezar yerlerini bilmemesi ya da gizlemesi suç değil mi?
- Cumhuriyetten günümüze, 50 yılını doldurmuş devlet arşivlerinin açılmamış olması başta 1937-38 yıllarında Dersim'de (Tunceli) uygulanan 'Tedip ve Tenkil' olmak üzere, ülkemizde yaşanan bir yığın olayın karanlıkta kalmasına neden olmuştur. Hükümet olarak devlet arşivlerini açmayı düşünüyor musunuz? Ne zaman açacaksınız?"
,"
Veröffentlicht von pertekli am Freitag, 07. November 2008 (262 mal gelesen)
(mehr... | 1 Kommentar mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)


2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Günün Sözü

dil secimi
Sprache für das Interface auswählen

ENGLISH FRENCH GERMAN TURKISH _LANGGERMAN (Du)

Who is online
All members: 7 575
Register today: 0
Register yesterday: 0
Members online: 0
Guests online: 13


Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Gazi katliamını yeniden düşünmek
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Biber gazlı bayram
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

2012 “Nevruz”undan görüntüler
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

Newroz ruhu ile 1 Mayısa
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Aborijin sanatçı Joey İndi "Bu toprakların sahibiydik, bir gün beyazlar geldi, yabani hayvan avlar gibi bizi avladılar,
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Korkunun adı
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Barbarları beklerken
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

;Türkiye'de sistem kadınları siyaset dışına itiliyor'

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
elektrik carpmasi durumundaki olumlerin buyuk bir kisminin, elektrigin carptigi insanin yatirilmasi sonucu zaten git gide sismekte olan dilin bogazi kapayacak pozisyona gelmesiyle gerceklestigini biliyor muydunuz?


pertekliyiz.biz