| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
apachi yazdı: "
|
|
Tarih : 30.06.2009 |
|
| Tunceli’de
bu yıl dinmek bilmeyen ve neredeyse her gün yağan sağanak yağmur
sonrası düşen yıldırımlar can ve mal kaybına neden oluyor. Dün akşam
saatlerinde Mazgirt'e bağlı Kalaycı Köyünün yakınındaki ormana düşen
yıldırım, bir ağacı tutuşturunca |
|
| |
Tunceli’de
bu yıl dinmek bilmeyen ve neredeyse her gün yağan sağanak yağmur,
özellikle çay bahçesi işletmecileriyle tarım ve hayvancılıkla uğraşan
vatandaşları olumsuz etkilerken, düşen yıldırımdan ötürü can ve mal
kayıpları da yaşanıyor.
Mazgirt’e
bağlı Kalaycı Köyünde dün yağan yağmur sonrası düşen yıldırım,
ormandaki bir ağacı tutuşturunca, vatandaşlar seferber oldu.
Bir
anda alev alan ağaçtaki kıvılcımlar çevredeki ormanlık alana da
sıçrayınca, köylüler kova ve hortumlarla yangını büyümeden söndürmek
için seferber oldu. Köylülerin söndürme çabaları yangının büyümesini
engellerken, olayı haber alan jandarmanın gelmesiyle, köyün hemen
yanıbaşında başlayan ormanlık alandaki yangının faciaya dönüşmesi de
engellenmiş oldu. Uzun süre alevlerle mücadele eden vatandaşların kimileri, yangına rağmen ağaçların üzerine çıkarak kovayla su dökmeye çalıştı. "
|
apachi yazdı: "
|
|
Tarih : 27.06.2009 |
|
| 12
Eylül Askeri Darbesinin Başaktörü Kenan Evren, son günlerde gündeme
gelen kendi döneminin yargılanmasına ilişkin bir gazeteye verdiği
demeçte, yargılanırsa intihar edeceğini söylemişti. Kamer Genç ise,
“Beklemesin hemen intihar etsin” dedi. |
|
| |
12
Eylül Askeri Darbesinin Başaktörü Kenan Evren, son günlerde gündeme
gelen kendi döneminin yargılanmasına ilişkin bir gazeteye verdiği
demeçte, yargılanırsa intihar edeceğini söylemişti. Kamer Genç ise,
“Beklemesin hemen intihar etsin” dedi.
Tunceli Bağımsız Milletvekili ve 12 Eylül döneminin Danışma Meclisi üyesi Kamer Genç, "Halk yargılansın derse intihar ederim" diyen Kenan Evren’e, "Bugünden tezi yok, intihar etsin" sözleriyle yanıt verdi.
Genç,
"12 Eylül, birçok masum inanın ölümüne, işkence görmesine, işinden ve
aşından olmasına neden olmuştur. Türkiye’de şeriat düzeninin gelip
oturması için çok büyük zemin hazırlanmıştır. Geçici 15. Madde’nin
çıkarılması konusunda getirirlerse ben de imza atarım. Ama bunu göze
alamazlar.
Eğer birileri "Kanunu beklemeyeyim, cezamı kendim çekerim" derse kendisini tebrik ederiz. Kenan Evren de öyle kahramanlık yapmasın. Kendisi büyük bir suçludur. Tavsiye ediyorum, bugünden tezi yok intihar etsin" dedi."
|
maya_ yazdı: "
29
Hatay'da 12 genç hakem, Alevi kimlikleri nedeniyle kendilerine maç verilmediğini öne sürerek, Türkiye Futbol Federasyonu'na başvurdu.
Hatay'da 12 genç hakem, Alevi kimlikleri nedeniyle kendilerine maç verilmediğini öne sürerek, Türkiye Futbol Federasyonu'na başvurdu.
İnsanların Alevi ya da Kürt kimliklerinden dolayı karşılaştıkları ayrımcı uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Bu kez, ayrımcılık iddiası, futbol camiasından geldi. Hatay'da 12 genç hakem, Alevi oldukları için kendilerine maç verilmediğini belirterek, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e mektup gönderdi.
Hakemler mektuplarında, İHK Başkanı Ali Kozan ve Hakem Atama Sorumlusu Cuma Koçak’ın ayrımcılık yaptığını savundu. Kendilerine Alevi oldukları için maç verilmediğini ya da "çok hafif maçlarda" görevlendirildiklerini söyleyen 12 hakem, sorunun çözümü için Futbol Federasyonu'nun girişimlerde bulunmasını istedi.
Söz konusu iddiayı gündeme getiren hakemlerin isimleri ise şöyle: Kemal Paşa, İlker Karaciğer, İrfan Genç, Necip Onur Akar, Necim Kavvasoğlu, Serkan Gözel, Göksel Ezer, Fuat Eğer, Salim Lif, Ersin İşsever, Ali Mansuroğlu
NWD
"
|
maya_ yazdı: "

ANKARA (DİHA) - 'Ulusal sorun - Kürt sorunu' başlıklı sempozyumda konuşan sosyolog İsmail Beşikçi, Kürtlerin 'terör' kelimesi ile anıldığını belirterek, "Örneğin Şii bir militan beline bombalar bağlayıp Suni bir camiye gidip üzerindeki bombaları patlattırsa bu terördür. Türk basını buna ne diyor? 'Direniş' diyor. Newroz günlerinde yüzbinlerce insan bir araya geliyor Newroz'u kutluyor. Ancak Türkiye'de bu yüzbinlerce insan 'terörist' olarak ilan ediliyor. Yüzbinlerce insanın 'terörist' olması mümkün değil" dedi.
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)Teoman Öztürk Salonu'nun da yapılan " Ulusal sorun - Kürt sorunu" başlıklı sempozyumun ikinci oturumunda "Tarihsel Kürt ulusal sorunu, Kemalizm liberalizm" konulu oturum ile devam etti. Oturum başkanlığını İbrahim Karakaya yaparken, sosyolog İsmail Beşikçi, Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi M. Kemal Coşkun, Yazar Şehmuz Güzel, Araştırmacı Yazar Temel Demirer sunum yaptı. Tarihçi Sait Çetinoğlu ise Türkiye'ye girişi yasak olduğu için Fransa'dan internet üzerinden sunumunu yaptı.
Beşikçi: 40 milyonluk Kürtlerin adı hiçbir yerde geçmiyor
Oturumda konuşan İsmail Beşikçi, Ortadoğu'da Kürtlerin nüfusunun 40 milyona yakın olduğunu, ancak 40 milyonluk Kürtlerin adının hiçbir yerde olmadığına işaret etti. Bugün Kürt çocuklarının tutuklanıp yetişkinler gibi ceza aldığını hatırlatan Beşikçi, insanların sadece Newroz kutlamasına katıldığı için 30 yıl ceza aldığını söyledi. 2008 olimpiyatlarına 206 devletin katıldığını, bu devletlerin bazılarının nüfusunun bir milyon olduğunu aktaran Beşikçi fakat Kürtlerim bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmasına rağmen tanınmadığını dile getirdi.
'Türk basını ve yazarının düşüncesinde büyük çelişki var'
"Filistin çocukları İsrail tanklarına taş attıkları zaman Türk basını ve yazarları, 'eğer çocuklar dahi bu kadar öfkeliyse İsrail Filistin'e bağımsızlık tanımalıdır' diyor" diyen Beşikçi, "Oysa burada çocuklar taş attığında 'bu çocukları buraya kim getirdi, bu çocukların anne babaları neden çocuklarına sahip çıkmıyor' diye yazıyorlar. Burada Türk basını ve yazarının düşüncesinde büyük bir çelişki olduğunu gösteriyor" dedi.
'Yüzbinlerce insan terörist ilan ediliyor'
Kürtlerin 'terör' kelimesi ile anıldığını vurgulayan Beşikçi, "Örneğin Şii bir militan beline bombalar bağlayıp Suni bir camiye gidip insanlar ibadet ederken üzerindeki bombaları patlattırsa bu terördür. Türk basını buna ne diyor? 'Direniş' diyor. Newroz günlerinde yüzbinlerce insan bir araya geliyor Newroz'u kutluyor. Ancak Türkiye'de bu yüzbinlerce insan 'terörist' olarak ilan ediliyor. Avrupa Birliği de buna 'terör' diyerek Türkiye'yi kayırıyor. Yüzbinlerce insanın 'terörist' olması mümkün değil" diye konuştu. 1920 yıllarında Kürtlerin bağımsız devlet kurma hakkının gasp edildiğine dikkat çeken Beşikçi, o dönemin en önemli emperyalist ülkeleri olan Fransa ve İngiltere'nin de Kürtlerin karşısında olduğunu belirtti. Beşikçi "Kürt sorunu dendiği zaman 1920'ler çok önemlidir. Kürtlerin nasıl bölündü parçalandı bunları bilmek gerekiyor" şeklinde konuştu.
Temel Demirer: Kürt sorununu tartışıyorsanız tarihi ele almak zorundasınız
Ulusal sorunun adının Kürt sorunu olduğun söyleyen Temel Demirer ise, Kürt sorununu ele alan kişilerin tarihi unutmaması gerektiğine işaret etti. Demirer, "Kürt sorununu tartışıyorsunuz, o zaman tarihi ele almak zorundasınız. Bu topraklarda eğer Kürt sorununun çözümüne dair bir şeyler söylemek istiyorsanız o zaman Kemalizm'i cepheden karşınıza alacaksınız. Kemalizm'i doğrudan karşısına almayan bir çözüm kesinlikle çözüm değildir. Bu topraklarda yaşanmış trajedilere acılara değinmek istiyorsanız, o halde Ermeni soykırımını tartışmak zorundasınız" dedi. 1933 yılında Nazi kamplarında okutulan antların halen Türkiye'de ilkokullarda okutulduğunu söyleyen Demirer, bu tablonun Türk milliyetçiliğinin tablosu olduğunu belirtti.
'Neremiz demokratikleşti'
"Türkiye demokratikleşiyor" sözlerinin son dönemlerde çok yaygın bir şekilde sarf edildiğine işaret eden Demirer şunları belirtti: "Biz durmadan demokratikleştiğimizi söylüyoruz. Bu söylem nereden çıktı bilmiyorum. Neremiz demokratikleşti? Kürt çocuklarının kollarını kırarak, Kürt çocuklarına 30 yıl ceza vererek, Kürtçe kanal açıp Kürtçe konuştuğu için insanları coplayarak mı yargılayarak mı, insanlar Kürdistan dediği için yargılayarak mı demokratikleşiyoruz. Bunun neresi demokratikleşme bu demokrasi değildir" ifadelerini kullandı.
AKP'nin DTP'ye yaklaşımını hatırlatan Demirer, AKP ile demokratik bir çözümün olamayacağına vurgu yaptı. Sempozyum M. Kemal Coşkun, Şehmuz Güzel, Sait Çetinoğlu'nun sunumu ve dinleyicilerin soruları ile devam etti.
Sempozyum yarın "Güncel ulusal sorun, emperyalizm", "Çözümsel Kürt sorununda politik tutum" konuları ile devam edecek.
(ekip/ru) "
|
|
Dünyadan Haberler: 'Kürtler PKK'siyle DTP'siyle halkın taleplerini ortaklaştırdı bu çözüm en büyük
|
|
maya_ yazdı: "
Çatı Partisi toplantısında konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Genelkurmay'ın dün yaptığı açıklama belge tartışmalarına tepki göstererek,
Çatı Partisi toplantısında konuşan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Genelkurmay'ın dün yaptığı açıklama belge tartışmalarına tepki göstererek, "Bunca andıç ve darbe varken belgenin sahte yada gerçek olması neyi ifade eder" diye konuştu. Türk, Kürt sorunun çözümünde önemli bir fırsat bulunduğunu belirterek, "Kürtler PKK'si, DTP'si ve halkıyla taleplerini ortaklaştırdı. Bu çözüm için en büyük fırsattır" diye kaydetti.
Çatı Partisi Girişim toplantısının açılış konuşmasını yapan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, güncel gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye'nin ihtiyacı olan demokrasi için birlik yaratma arayışı içinde olduklarını belirterek, "Bu çalışmayı yürüten bir parti değiliz katılımcısıyız" dedi. Demokrasi için çaba gösterdiklerini belirten Türk, "Ancak ortak çaba bu ceberut devleti hizaya getirebilir" dedi. Türk, birlik çalışmalarının 29 Mart seçimlerinden sonra yavaşladığını kaydederek, "Ancak gün geçtikçe bu ihtiyaç daha fazla ortaya çıkmaya başladı. Hedefimiz nedir, nasıl bir demokrasi istiyoruz, asgari müşterekler var mıdır? Tabii ki hepimiz sol sosyalist değerlerden geliyoruz. Ezilenlerin kendilerini ifade edebileceği bir siyaset anlayışı görmek istiyoruz. Bir siyasi irade olarak halkı temsil edecek bir noktaya gelmesi geriyor" şeklinde konuştu.
'Siyasetin içinde yer almazsak tek başına askeri vesayetin bitmesi bir anlam taşımaz'
Tartışılan demokrasinin de çoğulcu ve katılımcı olması gerektiğini ve demokratik Türkiye'yi hedef alması gerektiğini vurgulayan Türk, bunun için söz konusu çevrelerin asgari müştereklerde buluşması gerektiğini ifade ederek, "Bulaşabileceğimiz çok asgari müşterekler var. Meseleyi ideolojik dar olarak ele alırsak farklılıklarımız ortaya çıkar" dedi. "Süreç bizi zorluyor bu birliği bizlerden istiyor" diyen Türk, statükoculuğun aşılması içinde önemli bir duruş gösterilmesi gerektiğini söyledi. Askeri vesayet tartışmalarına da dikkat çeken Türk, bu vesayetin kaldırılmasının bile tek başına demokratik bir ülke için yeterli olmadığını, herkesim siyaset içinde olması gerektiğini söyledi. Türk, "Eğer Kürtler emekçiler ezilenler siyasetin içinde yer almazsa askeri vesayet kalkar başka bir vesayet gelişir" dedi.
'Bunca andıç ve darbe varken belgenin sahte yada gerçek olması neyi değiştirir'
Türkiye'de yaşanan tartışmaları değişim sancıları olarak niteleyen Türk, statükocuların değişim karşısında direndiğini ifade etti. Türk, bir yandan Ergenekon soruşturması yürütüldüğünü öte yandan Kürt demokratik muhalefeti üzerinde yoğun bir baskı olduğunun görüldüğünü söyledi. "Gerçekten birçok şeyin geliştiği bir süreç tartışıyoruz. Çözüm için çabalar var, siyasetin önünü kesmeye yönelik andıçlarda var gündemde, Ergenekon soruşturmaları sürmekte, öte yandan özgürlük talebi olan Kürtler üzerinde de yoğun baskılar var" diyen Türk, şunları kaydetti:
"Biz geçen hafta grup toplantımızda belgeyle ilgili bir şey çıkmayacağını söyledik. Grup toplantımızda ne demişsek sonuç o şekilde çıkmıştır. Bunu gördük. Bu belgenin gerçek yada sahte olması bir şeyi değiştirmez. Darbeleri yaşadık, post modern müdahaleleri gördük. Bugün ki belge sahte olsa ne olacak, doğru olsa ne olacak? Sahte olsa askerin vesayeti tartışılacak mı? Hayır tartışmayacak. Çünkü bugün siyasi iktidar vesayet altındadır. 17 bin faili meçhul cinayet yakılan köyler… Bunlar herkesin beleğinde yaşanan olaylardır. Bunun öncülüğünü Ergenekon'da yargılanan subaylar, sivil bürokrasi ve buna destek veren yargıdır. Ergenekon'un ne kadar köklü olduğunu biliyoruz. Bunun sadece askeri ayağı yok, bürokrasi ayağı var, yargı ayağı var. Bu bir çok belge ile kanıtlanmıştır."
'Gerçeğin ortaya çıkması lazım'
12 Eylül tartışmalarını da değerlendiren ve "Askerler mecbur kaldı" şeklindeki görüşleri hatırlatan Türk, şöyle konuştu:
"Bizim talebimiz sadece Evrenin ve 3-5 komutanın yargılanması değil eğer şeffaf demokratik bir Türkiye istiyorsak geçmişin yargılanması lazım. 12 Eylül'ü yapanların darbe yapmak zorunda kaldıklarını kabul edelim. Peki Diyarbakır Cezaevi'nde 35 gencin işkence ile öldürülmesine gerek var mıydı? Diyarbakır zindanında Mamak'ta işkence yapanlar bunu yapmak zorunda mıydı? Diyarbakır'da işkence yapan Esat Oktay Yıldırana Kenan Evren'in altın kol saati gönderme mecburiyeti var mıydı? Bunların halkın gözü önünde sergilenmeye ihtiyaç vardır. Biz kimsenin yargılanmasını çok önemsemiyoruz. Gerçeğin ortaya çıkmasının peşindeyiz. Ancak o zaman demokrasi gelir." Çözüm tartışmalarını da değerlendiren ve bunun önemli bir fırsat olduğunu belirten Türk, bunun içinde Kürtlerin taleplerinin ortaklaşmasını örnek gösterdi. "Demokratik siyasetin önü kapandığı zaman Kürtler kendini demokrasi içinde ifade edemediği dönemde Kürtler kendilerini silahla ifade etmeye başladı" diyen ve "Bugün Kürtler sorunların şiddetle çözülemeyeceğini söylüyor ve demokratik bir çözüm için çaba gösteriyor" tespitinde bulunan Türk, konuşmasına şöyle devam etti:
"Kürtler bugün PKK'siyle DTP'siyle halkıyla ortak bir çözüm projesini ortaya çıkardığını görüyoruz. Bu çok önemli ve mutlaka değerlendirmelidir. Talepler Türkiye'nin bütünlüğü içinde dile getirilen talepler mazumesidir. Türkiye'nin demokratikleşmesine hizmet edecek bir çözüm modelidir. Türkiye'nin daha güçlü hale getirecek bir projedir. Bu demokratik özerklik sadece Kürt coğrafyasında uygulanmasını istediğimiz bir proje değildir. Bütün Türkiye'de uygulanmasını istiyoruz. Anadil eğitimi bir ihtiyaç mı? Yerel yönetimler ve meclisler bunu tartışacak karar verecek. Ekonomik kaynakların aktarımı ve kullanımı konusunda söz ve karar sahibi olacak. Bu Türkiye'nin hızlı gelişmesini ve değişmesini beraberinde getirecek, Çağdaş dünya ile buluşmasını kolaylaştıracak, Ortadoğu coğrafyasında da saygın bir konuma getirecektir."
'Sol üzerine düşeni yapsaydı bu acılar bu kadar uzun sürmezdi'
Türk herkesin çözümün gelişmesi için üzerine düşeni yapması çağrısında bulunarak, herkes üzerine düşeni yerine getirdiği zaman, Kürt sorununda çözümsüzlük dayatanların zorlanacağına da vurgu yaptı. Sol hareketi de sorun karşısında tavrından dolayı eleştiren Türk, "Cezayir'deki savaş Fransız devrimcilerin karşı duruşu olmasaydı uzun sürerdi. Beyaz azınlığın egemen olduğu Güney Afrika'da yazarlar aydınlar yaşanan süreci dünyaya yansıtmasaydı süreç uzayabilirdi. Bir halkın talebi ve kararlılığı varsa mutlaka o gerçekleşecek. Ama bu acılı sürecin sona ermesi konusunda hepimize sorumluluklar düşüyor. Başarabiliriz. Yeter ki isteyelim. Türkiye nüfusunun yüzde 20'si işsiz, yüzde 20'si yoksul ama sol ve sosyalistler bunu kucaklayacak noktada değil. Dar tartışmalar halkın güvenini sarsmış. Temel meseleler üzerinde birleşme bütünleşme üzerinde bir zemin varken küskünler ayrılmalar halkla bütünleşme önünü kapatıyor" şeklinde konuştu.
NWD/D.T
"
|
maya_ yazdı: "
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 9 Mart 2009'da Aydın'da düzenlediği mitingden sonra kendisini protesto eden 13 yaşındaki N.O. aleyhine Aydın Çocuk Mahkemesi'nde hakaret davası açtı.
N.O'nun avukatı Barkan Kalınomuz, 'Başbakan'ın N.O'ya fiziksel şiddet uyguladığına ilişkin takipsizlik kararına itiraz etmiştik. İlk duruşmayı beklerken karşı dava geldi. Bu yargıya müdahaledir' dedi.
İddiaya göre N.O, Erdoğan'ın Aydın mitinginin ardından babasının işsiz kalmasına tepkisini 'Allah cezanızı versin' sözleriyle gösterdi. N.O bunun üzerine gözaltına alındı.
N.O. savcılıktaki ifadesinde Erdoğan korumalarının Başbakanlık otobüsünde kendisine fiziksel şiddet uyguladığını söyledi. Avukat Kalınomuz'un yaptığı suç duyurusunun ardından Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi. Kalınomuz karara itiraz ederken son olarak Başbakan Erdoğan'ın Aydın Çocuk Mahkemesi'nde N.O. hakkında hakaret davası açtığı belirtildi.
ANF
"
|
maya_ yazdı: "
 Sivas katliamının 16. yıldönümü nedeniyle BES Kilis Temsilciliği, 'Katliamın asıl faillerinden olan ve dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu ile aynı parti çatısı altında olmaktan rahatsızlık duydunuz mu? Karamollaoğlu'nun 21. dönem Sivas milletvekili seçilmesi Sivas Katliamına bir bidon benzin taşımak olarak yorumlanabilir mi?' şeklinde sorular yöneltti.
BES Kilis Temsilciliği Sivas Katliamının 16. yıldönümü nedeniyle Başbakan Recep Tayip Erdoğan'a yanıtlaması için soru gönderdi. Başbakan Erdoğan' 5 Sivas Katliamı ile ilgili 5 soru soran BES Temsilciliği, soruların yazılı olarak cevaplandırılmasını istedi. Sorulan sorular arasında, 'Katliamın yaşandığı 2 Temmuz 1993 yılında, dönemin Refah Partisi'nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanındınız. Böyle bir görevi ifa ederken katliamla ilgili herhangi bir demeç ve beyanatınız oldu mu?' şeklinde soru dikkat çekti.
Sorular arasında, Sivas Katliamından sorumlu tutulan bazı kişilerin AKP içinde yer almasına dikkat çekilen sorular şöyle:
'
Partinizin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Sivas davası sanıklarından olan ve mahkeme kararı ile aranan İhsan Erçakmak'ı işe almasına dair bir bilgini var mı? Öğrendiğinizde ne gibi işlemler yaptınız.
Tüm bu sürece dair bir kınamanız ve müdahaleniz olmadığı halde yerel seçimler öncesi Madımak Otel'i altındaki tabelayı indirmekteki niyetiniz neydi?
Başbakanlığını yaptığınız hükümetiniz tarafından organize edilen Alevi Çalıştayı ile amacınız neydi?'
DİHA
"
|
|
Tunceli Belediyesinden Her Apartmana Çöp Kovası
|
|
apachi yazdı: "
|
|
Tarih : 23.06.2009 |
|
| Tunceli
Belediyesinin geçtiğimiz yıllarda başlattığı çöplerin belirli saatlerde
toplanması kuralına, vatandaşların büyük çoğunluğu uymayıp, dışarıya
rastgele bırakınca, yeni yönetim çareyi her apartmanın önüne çöp kovası
koymakta buldu. |
|
| |
Tunceli
Belediyesinin geçtiğimiz yıllarda başlattığı çöplerin belirli saatlerde
toplanması kuralına, vatandaşların büyük çoğunluğu uymayıp, dışarıya
rastgele bırakınca, yeni yönetim çareyi her apartmanın önüne çöp kovası
koymakta buldu.
Uygulamanın başarı derecesini test etmek amacıyla, pilot
bölge seçildi. İlk etapta Cengiz Topel Caddesi üzerindeki 10 apartmanın
önüne bırakılan konteynırlı çöp kovaları, belediye görevlilerince
dağıtıldı.
Çevre
kirliliğini aza indirgemek amaçlanan uygulamanın sonuçlarına göre,
bunun yaygınlaştırılıp yaygınlaştırılmamasına karar verilecek.
Cadde
üzerindeki apartmanların önüne çöp kovası bırakılmasına rağmen, kimi
vatandaşların evlerinden getirdiği çöpleri, üstelikte “Buraya Çöp Dökmek Yasaktır” uyarı tabelasının konulduğu yere bıraktıkları görüldü. "
|
2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
12 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
hapsirdiginiz zaman butun vucut fonksiyonlarinin kalp ve beyin dahil 1 saniyeligine tamamen durdugunu ve bu yuzden cok yasa denildigini.
pertekliyiz.biz
|
|