Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
civan hoca hewale ewindar

civan hoca hewale ewindar
Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi


Yönetim
g Yönetim Bölümü

2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Dersimden Haberler: Tunceli Barosundan yapılan bir açıklama
aktuelle News
Tunceli Barosundan yapılan bir açıklamayla Uludere’de 35 sivilin hayatını kaybettiği olaya ilişkin “saldırıyı kınıyoruz" denildi ve yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı dilendi. Fatma Kalsen tarafından okunan metinde şu cümleler ön plana çıktı 
Tunceli Barosu yaptığı bir açıklamayla Uludere’de 35 sivilin hayatını kaybettiği olaya ilişkin yaptığı açıklamada “saldırıyı kınıyor, yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı diliyoruz.” dedi.



Tunceli Barosu Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) Köyü yakınlarında TSK tarafından düzenlenen hava saldırısı sonucu yaşları 12 ile 28 arasında olan 35 sivilin yaşamını kaybetmesi hakkında yazılı bir açıklama yaparak yaşanan bu acı olayın bölgede yaşayan herkes gibi kendilerini de derinden üzdüğünü ve kaygılandırdığını belirtti.



“Yaşam Hakkı’nın en kutsal ve temel bir insan hakkı olduğu, ulusal ve uluslar arası hukukta öteden beri kabul edilmiş, demokratik ilke ve kurallarını, insan hak ve özgürlüklerini içselleştirmiş ve üstün kılmış ülkelerde özenle korunan hak olmasına karşın, ülkemizde yaşanan bu olay, yaşam hakkının korunması bir yana, bu hakka doğrudan bir saldırının gerçekleştirildiğini görmekteyiz” şeklindeki açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi; 



“Olayın yaşandığı bölgede, yöre insanlarının geçim kaynağı olan kaçakçılık işinin öteden beri yapıldığı ve kullanılan güzergâhların güvenlik birimleri tarafından bilindiği, buna rağmen saldırıya maruz kalan gurubun uyarılmadığı, olaydan sağ kurtulan kişilerin beyanıyla ortaya çıkmıştır. Yapılan saldırının ‘operasyon kazası’ mı ya da başka bir ihmal ve kusur ile gerçekleşip, gerçekleşmediğinin bir an evvel soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması, cezalandırılması gerekmektedir.



35 sivil insanın devletin silahlı kuvvetleri tarafından öldürüldüğü olayın hemen akabinde anlaşılmış olmasına karşın, cenazelerin olay yerinde bırakılması, cenazelerin köylüler tarafından toplanıp traktörlere doldurularak taşınması, insanlık onurunun hiçe sayılması ve insani değerlere vurulan ayrı bir darbe olarak görmek gerekir. Bu insanı olmayan yaklaşım yaşanan olayın dramatik boyutunu daha da arttırmıştır. Toplu katliam ve vahşeti andıran bu olayın en acı yanlarından biri de yaşları henüz 12 olan çocukların da bu olayda yaşamlarını kaybetmeleridir. Masum çocukların ve sivillerin hayatını kaybetmelerine neden olan bu saldırıyı hiçbir mazeretin haklı kılmayacağı açıktır.



Hukuk örgütü olarak beklentimiz, daha fazla beklenmeksizin, hükümeti temsil eden yetkililerin, sivillere yönelik olarak gerçekleştirilen bu saldırı sonucunda yakınlarını kaybeden ailelerden özür dilemeleri, yine bu olayda kusur veya ihmalleri olan kişilerin görevden alınmaları ve haklarında gerekli soruşturmaların yapılarak cezalandırılmaları için gereğini yapmalarıdır.



Sivillere ve çocuklara yönelik yapılan bu saldırıyı kınıyor, yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı diliyoruz.”t.emek
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (60 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Çorum Çorum olalı böyle zulüm yapmadı
aktuelle News  
Kadin Meclisi“Savaşlarla, cinayetlerle, tecavüzlerle bezenmiş bir yolu yürüyoruz insanlık olarak. En mutlumuz gözlerini hiç açmayan. Kulaklarımızda hep günahsız ölenlerin çığlıkları. Yoruldum her cinayete ortak olmaktan. Siz bakmasanız da olur. Ben kaldırıyorum başımı” diyerek vicdani reddini açıkladı. 

Aile, askerliğini yapmasını istediği Tüfekçi’ye bu yönde baskı da yapmıştı. Ancak Tüfekçi evden ayrıldıktan... 3 gün sonra Çorum’da düzenlediği bir basın toplantısıyla ‘vicdani ret’ kararını açıkladı. Çorum yerel basını “Bak şu çapsıza!”, “Ne ayak Tüfekçi?”, “Çorum’dan ‘Vicdani Retçi’ çıktı” başlıklarıyla haberi duyurdu. Şimdi aile çocuklarının hayatından endişe duyuyor ama artık ona ve kararına sahip de çıkıyor.
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (43 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Türk medyasının 'öldürdüğü' Encü Maxmur'da çıktı!
aktuelle News  Maxmur - Uludere'deki katliamı görmezden gelen Türk basını, şimdi ise katliamı aklamak için çabalıyor. Encü soyadlı bir Kürt gencini Facebook'tan bulan medya, sözkonusu kişinin ölenler arasında olduğunu sandı ve saldırıya geçti.

Türk ordusunca yapılan bombardıman sonucu yaşamını yitirenlerden sanılan Segvan Encü’nün Facebook’ta PKK propagandası yaptığını belirten Türk medyası, katliamın üstünü örtmeyi görev edinmiş durumda. Oysa Segvan Encü ise Mahmur Mülteci Kampı'nda yaşayan bir mülteci.

Özellikle AKP'ye yakın basında Uludere'de yaşamını yitirenlerin "PKK sempatizanı" oldukları konu yapılarak, Roboski katliamı meşrulaştırılmak isteniyor.

Segvan Encü’nün ailesi de 1992 yılında Türk devletinin kirli politikaları sonucu binlerce Kürt ailesi gibi Zaxo’ya göç ettiler. Birkaç ay sonra Segvan dünyaya geldi. Şimdi de Maxmur Mülteci Kampında yaşıyor. 

Roboski katliamında Sevgan’ın çok sayıda akrabası yaşamını yitirdi. Bunlardan 13 kişi yakın akrabalarıydı. Segvan da neredeyse her Kürt genci gibi PKK lideri Öcalan'ın ve Kürt gerillaların fotoğraflarını Facebook sayfasında yayınlamıştı. Türk basını, katliamda Segvan Encü'nün de yaşamını yitirdiğini sanarak, şu haberi geçtiler: "Şırnak'ın Uludere İlçesi'nin sınırında TSK'nın bombardımanında yaşamını yitirenlerden Segvan Encü'nün Facebook sayfası PKK propagandasıyla dolu. PKK'lı yöneticilerin fotoğraflarıyla dolu sayfa 'PKK'lı değillerdi' görüşünü çürütüyor."

Sevgan Encü ise konuyla ilgili olarak ANF’ye konuştu. Türk basınının "ahlaksızlık yaptığını ve yaşamını yitiren insanlara bile saygı duymadığını" belirten Encü, şu ifadeleri kullandı: "O kadar yakınımızı katlettiler. Biz Türk devletinin baskılarından dolayı göç ettik. Ben köyümden uzak doğdum. Türk medyası ve devleti yalan haber yapıyor. Ben de her onurlu Kürt genci gibi Abdullah Öcalan’ı kendi siyasi iradem olarak görüyorum ve o benim için Kürt Halk Önderidir. Aynı zamanda gerillalar da bizim kardeşlerimizdir. Bizim özgürlüğümüz için savaşıyorlar."

Encü, Türk basınının tutumu kınayarak, çağrıda bulundu: "Türk medyası Encü ailesinden özür dilemelidir. Yaşamını yitiren insanların sivil olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Bütün dünya biliyor ki yaşamını yitirenler sivil insanlardı. Türk devleti Kürt halkına karşı katliam yaptı. 35 Kürt gencini katletti. Türk basını da bu katliama ortaklık ediyor."

TÜRK BASINININ 'HABER'İ, ŞÖYLEYDİ:

"Şırnak'ın Uludere İlçesi'nin sınırında TSK'nın bombardımanında yaşamını yitirenlerden Segvan Encü'nün Facebook sayfası PKK propagangasıyla dolu. Sadece kaçakçılık yaptıklarını ve PKK'lı olmadığı iddia edilenlerden biri olan Segvan Encu'nın Facebook sayfası söylenenleri yalanlar nitelikte.

Bombardımanda yaşamını yitirenlerden birisi olan Encu, sayfasında örgüte ait resimler, Apo fotoğrafları ve videoları yer alıyor. PKK'lı yöneticilerin fotoğraflarıyla dolu sayfa 'PKK'lı değillerdi' görüşünü çürütüyor."

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (54 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

TSK'nın attığı misket bombası can aldı
aktuelle News  Haber Merkezi - Uluslararası sözleşmelerce yasaklı silahlar kullanan Türk ordusunun Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarında kullandığı misket bombaları bir can daha aldı. Zaxo’da köyüne dönen bir kişi, tarlasına atılan misket bombasının patlaması nedeniyle hayatını kaybetti.

Alınan bilgilere göre olay Pazar günü saat 16.30 sıralarında meydana geldi. Sindi aşiretine bağlı Galiyê Pisaxa ailesine mensup üç kişi Dola Marsisê’deki toraklarına döndüklerinde, uçaklarca bombalandığını gördü. 

Köylülerden 80 yaşındaki Haci Hisên Ahmed, misket bombasının patlaması sonucu hayatını kaybetti. Bombalamanın hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. Ancak Türk ordusu 17 Ağustos’tan bu yana yüzlerce köyün bulunduğu gerillanın denetimindeki alanları neredeyse her gün bombalıyor. 

Türk ordusu sık sık kimyasal silahlar, türü belirlenemeyen zehirli gazlar ve misket bombaları kullanarak savaş ve insanlık suçları işliyor. 22-24 Ekim’de 36 gerilla kimyasal silahlarla katledilirken, KCK Türk ordusunun son dönemlerdeki operasyonlarının çoğunca türü belirlenemeyen zehirli gazlar kullandığına dikkat çekiyor. 28 Aralık’ta yanıcı ve tahrip gücü yüksek bombalarla Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde de 35 sivil katledildi. 21 Ağustos’ta da Kandil’e düzenlenen hava saldırısında 4’ü çocuk aynı aileden 7 sivil katledildi. 

İKİ KİŞİ MİSKET BOMBALARI NEDENİYLE HAYATINI KAYBETTİ

Sadece Kasım 2011 içerisinde Türk ordusu en az üç kez misket bombası kullandı. 23 Kasım’da Uludere’nin Şehit Kendal Tepesi’ne yönelik Türk ordusu misket bombaları ve dinleme cihazları atarken, 17 ve 7 Kasım günlerinde de Zap’a yönelik saldırılarda misket bombaları kullandı. Misket bombaları havadan uçaklarla atıldığı gibi, obüs bombaları ile karadan da fırlatılabiliyor. 

Türk ordusu, özellikle 2007 yılından bu yana Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarında sık sık misket bombalarına başvuruyor. 

Kandil ve Xakurke gibi bölgelere atılan misket bombaları çok sayıda sivilin ölmesi veya yaralanmasına da yol açtı. Ağustos 2008’de patlayan misket bombası sonucu Sideka’ya bağlı Kewlubas köyünden 70 yaşındaki Şevket Haci Sedir hayatını kaybetmişti. Son saldırı ile birlikte misket bombaları en az iki sivilin canına mal oldu. Halen bölgede tehdit saçan çok sayıda obüs olduğu belirtiliyor. 

KURBANLARIN YÜZDE 98’İ SİVİL

Misket bombalarının en büyük mağdurları ise siviller oluyor. Handicap international organizasyonuna göre bu bombaların yüzde 5 ila 40’ı yere değdiğinde patlamayarak anti-personel mayına dönüşüyor. 

Örgüt, bugüne kadar misket bombaların kurbanı olan 13 bin 306 kişiden yüzde 98’inin sivil olduğunu belirtirken, bunların da yüzde 27’sinin çocuk olduğunu kaydediyor. 

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (47 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Meclis’e N.Ç’ler olmasın teklifi
aktuelle News N.Ç. davası utançla bitti Ankara - Yargıtay Başsavcılığı, 13 yaşında, 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç.'nin 'rızası' olduğu yönündeki karara tepki gösteren CHP, istismarcı cezalarının paraya çevrilmemesini ve zamanaşımı dışında tutulmasını öngören bir yasa teklifi verdi

26 erkeğin tecavüz ettiği 13 yaşındaki N.Ç’nin “rızasıyla” ilişki kurduğu yönündeki kararı onayan Yargıtay’a tepki niteliğindeki kanun teklifini CHP’li Sena Kaleli hazırladı. 

Kaleli teklifte, çocukları cinsel yönden istismar edenlere TCK uyarınca verilen cezaların para veya tedbirlerden birine çevrilmemesini ve zamanaşamı dışında tutulmasını öngörüyor.

Kanun teklifinde, TCK’daki “cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişiye verilecek hapis cezasının” süresi değiştirildi. 

Teklif yasalaşırsa, TCK’da “iki yıldan yedi yıla kadar” düzenlenen hapis cezası “dört yıldan on yıla” yükseltilecek. 

Türkiye’de cinsel suçların sayısının her geçen yıl arttığını belirten Kaleli, “Adalet Bakanlığı adli sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün geçen yılki verilerine göre ülkemizde son 1 yıl içinde 14.337 cinsel suç işlendi. Bu suçların mağdur sayısı ise 20.282 olarak açıklandı” diye konuştu.

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (44 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Dersimli Canê Ana’nın gözleri...
aktuelle News
'Ve cennet yanıyor… Hakikat yanıyor.. Her yan yangın'

Gittiği diyarlarda ne yaşar? Yaşamın en anlamlı yanını nerde bulur? Bu soruyu kendilerine ve insanlığa en çok soranlar ve yaşamlarının her anında bu soruyla karşı karşıya kalanlar, Maraş Katliamı’nın tanıklarıdır. 
 
Uzun yıllar Dêrsim dağlarında gerillalık yapmış bir arkadaşımla sohbet ederken bundan sonra nerede gerillalık yapmak istediğini sordum. Güneybatı eyaletine gitmek istediğini söyledi. Güneybatılı olmadığı ve oraları hiç görmediği halde, Güneybatı’ya gitmek istemesinin sebebinin ne olduğunu sordum. Dêrsim dağlarının rüzgârlarına verdiği, Munzur gözelerinin beyazlığında yıkadığı yüreği gibi net, keskin ve anlam dolu bir cevap verdi: „Maraş katliamında yakılan bir nenenin intikamını almaya!“ 
O gün bugün yakılan bir kadının alevlerini tenimde duyumsar oldum. Kaynağını bilmek, anlamak ve o anlama dokunmak istedim. Ve bir zaman sonra ulaştım o alevden anlamlara. İşte bugün o anlamlardan bir parçayı sözcüklere akıtma zamanı… 
Takvimler 21 Aralık 1978’i gösteriyor. Cennet yanıyor diyorlar. Belki de inanmıyor hiç kimse. Cennet yanıyor oysa. Bir alev topuna dönmüş. Kutsal kitaplar cehennem yangınlarını anlatıyor biraz ötede. Yaşamlar ise kutsal olmayan, kutsallığı, insanın kutsallığını yangın yangın tüketen karanlık beyinleri… Cehennemdeki yangını anlatmak zor değil ne de olsa. Kaynar kazanlar, ateş kuyuları, ağızlarından alev üfleyen canavarlar ve hepsinin mekânı yedi kat yerin altına uzanan magmayı adres gösteren ateş odaları… Ardına vebali tanrıların boynuna kutsal kitapları alıp yangınları çoğaltmanın karşılığı nedir ki kutsallık algısında… 
Kutsal kitapların vebali günahı tanrıların boynunaydı. Kutsallığın öldürüldüğü bu dünyada cehennem değil cennet yanıyordu çünkü. 
Bu satırlar bizlere cenneti düşündüren tek gerçeği, hakikat aşığı kadınları anlatmaya niyet etti. 
Cennet de işte bu kadınlardan biridir. Elbistan’ın en güzel köyüdür diyorlar Nergele için. Nergeleliler kadar başka köylerden olanlar da dillendiriyor bu güzellemeyi. Bir yeri güzel yapan havası, suyu, yeşili ve tabii ki insanlarıdır. Bir arada anlamlı bir yaşam sürmeyi bilen insanlardır mekânları güzelleştirenler. 
İşte bu güzel coğrafyanın en güzel insanlarından biri de Cennet’tir. Aslında adı Canê ama Cennet yazılmış kütüğe. Cennet Çimen. Ne de olsa jin, jîn(yaşam), şîn(yeşil), şîn(yas-ölüm), can, canan, cenin, gen ya da cin, hepsi aynı anlamın kıyılarında gezinen sözcükler. Aynı anlama Arapça’da cenne(t) adı verilerek yaşamın çeşitlendiği, çoğaldığı ve anlam yücelmesinin yaşandığı bir rol atfedilmiş. Bu sözlerin ve anlamların kesiştiği yerde kadınlar var. Yaşamı anlatan, anımsatan ya da çağrıştıran, bu iddiayı yüklenen tüm sözcüklerin kadınla özdeşleşmesi, tabii ki kadının hayat kaynağı olmasıyla ilgili. Çöllerde aranan, özlenen yemyeşil yaşam alanlarına da verilen Cennet adının bir kadın adı olması güzel, anlamlı ve yerinde bir bakış açısıdır. Bu anlamların hepsi kadınların adı olduğunda cennet yaşamlar indirilmiş göklerden.


 İşte o yaşamları getirmenin elçisi Cennet ya da Canê.
Canê 1970’li yılların başında kendi köyünden oğlu Hasan ve ailesiyle birlikte Maraş merkeze göç etmiş. Tümüyle Elbistan ve Pazarcık’tan Maraş merkeze göç eden Kürt Alevi ailelerin yaşadığı semtte, Maraş katliamından önce Canê Ana’nın bir torunu da semtteki diğer gençler gibi Apocular ile tanışmış ve örgütlenme faaliyetleri içerisine girmişler. Dönem tüm Kürdistan’ın yeni bir uyanış yaşadığı bir dönemdir. Bu uyanışın ilk gerçekleşmesinin en önemli bir mekanı da Kürdistan’ın sınır bölgelerinden olan Maraş’tır.
23-25 Aralık 1978 günlerinde Kürt mahallelerinde saldırılar gelişince, Canê Ana’nın oğlu Hasan „Gençleri ve çocukları arıyorlar. Yaşlılara bir şey yapmazlar“ düşüncesiyle, 80 yaşını aşmış olan ve yürümekte zorlanan Canê Ana’yı evde bırakarak, aile olarak güvenilir bir yerlere gitmek için aceleyle evden kaçarlar...O sırada tam bir talan ve kan hükmünü icra etmektedir Maraş’ın Kürt alevi mahallelerinde. Çok geçmeden Kürt mahallesine saldıran faşistler evleri talan ediyor ve yakıyorlardı. Faşist çeteler Canê Ana’nın bulunduğu eve vardıklarında, sadece onunla ile karşılaşırlar. 

Canê Ana’nın gözleri...
Maraş katliamı davasında mahkemede bir tanığın anlattığı şu ifade vahşeti anlatıyor: „... Daha sonra karşı taraftaki bir gözü görmeyen yaşlı kadın Cennet (Canê) Çimen’in evine girdiler. ‘Gel nene, gel nene’ diye dışarı çıkardılar. Cennet Çimen’in gözünü tornavida ile oyarak, silah sıkıp öldürdüler, yakındaki helâ çukuruna baş üzeri atıp, at arabasını üzerine devirdiler. Sonra bütün evleri, bizim evi de yaktılar.“
Katliama ve gözü dünmüş faşistlerin insanlıktan nasıl çıktığına, nasıl insan bedenlerini parçalayarak bundan zevk aldıklarına ve nasıl önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkarak, işlerine yarar gördükleri şeyleri çalıp çırptıklarına tanıklık eden Canê Ana’nın gözlerini çıkarılmış ve yakılmış bir durumdaki bedeni atılan çukurdan olaylar bittikten günler sonra çıkarılmış.Canê can verdiğinde, Alevilerdeki söylenişiyle hakka yürüdüğünde 80 yaşının üstündedir ama ona nene ya da ana demeye dilim varmıyor. Çünkü Canê yüreğimin toprağında bir genç kız canlılığıyla, bir dokunulmamışlıkla dolu anlamlar yeşertiyor. 
Cennet bu dünyaya gözlerini kapatmış ve gönül gözünü açmış bir Kürt kadını. Yörede bu dünyaya gözlerini kapatmış kadınların tüm dünyaları görebildiğine dair bir inanış vardır. Hakikati, görülenlerin ötesinde arayanlardır onlar. Ermiştirler. Cennet ananın kız kardeşi olan Elif Ana da bu yürek gözüyle gören kadınların en tanınmışlarından biridir. Bu dünyanın hakikatten uzaklaştırılmışlığından yüreğini uzaklaştırmış, gözlerini kapatıp bu dünyaya karanlıkların kalbinde kendi ışığını aramanın yolculuğuna çıkmış kadınlar… 
Cennet de öyle işte. Yaşamın bir yüzyılın kıyısına dayanmış olanını toplayıp getirmiş. Gözlerinin sonsuzluğunda eritip yüreğine akıtmış ömrünün taşıyıp getirdiklerini. Gören gözlerin sınırlılığına karşın sınırsız bir yürekle bakmış bu dünyaya. Yüzyılın başında hayata uyanmış ve yüzyılın son çeyreğine gelip dayanmış. İnsanlık ömrünün en acı zamanlarını yaşamış bir kadının gözlerini bu dünyaya kapatması anlaşılmaz gelmiyor artık. Yaşadığı coğrafyada yaşamın en renkli, çeşitli, anlamlı ve biraradalığın mutluluk içinde yaşandığı yüzüyle birlikte savaşlar, katliamlar, acılar ve gözyaşlarıyla örülen yanları bırakmamış peşini.
Yüzyılı dolduran ağır hayatlar onun ömrünü de doldurmuş. Bir gözü tümden görmüyor Canê’nin. Dünyaya gözlerini kapatmış birine düşman bile dokunmaz diyor herkes. Ama öyle demeyenler de var. Öyle diyemeyecek kadar yürek yoksunu olanlar da var… 

Soykırımcıların ortaklığı
Her soykırımda uygulanan yöntemlerin ortaklığı ilginçtir. Hamile kadınların karınlarından ceninlerin çıkarılarak öldürülmesi olayı her katliamda anlatılır. Bu öldürme biçimini ilk annemden duymuştum. Onun anlattıkları da, bir defa dinledikten sonra unutamadıklarından oluşmaktaydı. Süngülerin uçlarına asılmış bebekler anlatıldığında, anlatan da dinleyen de unutamazdı bir daha. Genç kızların memelerinin kesilip sokaklara atılması nasıl unutulabilir ki… 
Bu tesadüf değil tabii ki. Soykırım için kışkırtılmış ve öldürme eylemine şartlanmış faşistlerin, ölmüş annelerinin karnında kalan ve yok sayılacak kadar küçücük bir yaşama ihtimali olan ceninlerin varlığına dahi tahammül edememeleri, tam bir tecavüz zihniyetiyle saldırmaları barbarlıktan başka hiçbir şeyle açıklanamaz. 
Soykırımlarda, özellikle Ortadoğu’da uygulanan temel yöntemlerden biri ateşte yakmaktır. İbrahim peygamberden bu yana zalimlerin mazlumları ateşe atması bir kirli gelenek olup süregeldi. Süregeldi diyorum; Maraş Katliamı’ndan on dört yıl sonra gerçekleşen Sivas Katliamı da aynı zihniyetle gerçekleştirilen bir kirli ve kanlı eylemdir. Özellikle hâkim Sünni anlayışını benimsemeyen Kürt toplulukları üzerinde uygulanan bu yakma yöntemi, kendinden olmayanı yok etmeyi amaçlamaktadır. 
Maraş Katliamı insanların kendi evlerinde, işyerlerinde, kendi köylerinde, doğup büyüdükleri topraklarında hiçbir yaşam güvencesinin kalmadığı bir zamanı getirmiştir. Toprağını bırakıp gitmenin ne kadar zor olduğunu en iyi bilenler sürgün olup uzak memleketlerde yaşamak zorunda olanlardır. Gidilen yerler daha rahat yaşam koşulları, imkânları vs. sağlasa da toprağından kopmanın zorluğu bu topluluklarda hep bir yara olarak kalmakta, uzaklık arttıkça büyümektedir. 
Kendi toprağından yaşamını sürdüremeyecek kadar umudu kesen bir toplum nereye gider? Gittiği diyarlarda ne yaşar? Yaşamın en anlamlı yanını nerde bulur? Bu soruyu kendilerine ve insanlığa en çok soranlar, ve yaşamlarının her anında bu soruyla karşı karşıya kalanlar, Maraş Katliamı’nın tanıklarıdır. 
Erken başlamış ama geç tamamlanmış, yayıldığı zaman kadar yüreği katletmiş olan soykırımın, Türkifikasyon stratejisinin kanlı bir adımıdır Maraş Katliamı. Yörede önceki süreçlerde gelişen katliamlar, yoğun eritme politikaları, homojenleştirmeyi, farklılıkların bir arada renklerini koruyarak ve birbirinin farklılığını bir zenginlik bilerek yaşama yönelen halkları düşmanlaştırmayı amaçlar. Yaratılan ikilem, birliğin bozulmasıyla oluşur. Birlik bozulursa iki oluşur. İki demek, birliğin bedenindeki yarılmadır. Uçurum demektir. Ve bu uçurumdan tüm toplumlara dair anlamlar yuvarlanıp gider karanlıklara. 

Toplumun sinesine barut atıldı
Karanlık ve soğuk bir kış gecesidir. Nurhakların, Engizeklerin soğuk rüzgârları ateşten bir zamanı durdurmaya koşarcasına ayazlanır. Ayazın keskinliği ateşi soğutmak içindir belki de. Dağlar insanların yüreklerini duyumsarmış derinden derine. Bir zaman sonra ateşler tutuşur. Yürekler ve çığlıklar tutuşur. İnsanın insanı tutuşturduğu bir zamanda buzdağları da gelse, ateş yürekli insanların, alevlerin ortasında kalan son saniyelerini, ömürlerinin son demlerini, ateşten demlerini serinletmeye yeter mi?
Buyruklar ateşin dilinden konuşmaz sadece. Kesen, yakan, kıran ne varsa konuşur o zamanda. 1978 yılının Aralık ayında, yılın son günlerine yapışıp kalır kanlı bir takvim yaprağı. Her çağın bir cellâdı, bir tanrısı vardır belki de. Hangisi güçlüyse onunla bilinir çağ. Mitolojik canavarlar uzak bir söylence oldu belki, ama ölümlerle insan kanıyla beslenen kutsallığın katilleri, son yüzyıla kirli bir leke gibi yapışıp kaldılar. Ve zaman içinde küçülüp çoğalarak insanlığın anlam dünyasını kirletmeyi kendilerine varlık gerekçesi saydılar. 
Kara kışın ortasında tekmil yangına dönüşen bir zaman aralığı. 
Çıra ışıklarının soluk soluk sızdığı her ev bir ateş topuna dönüşmüş bu zamanda. 
Mevsimi yakmış bu yangın. 
İklimi yakıp tutuşturmuş. 
Külleri uzak, çok uzak, hayal edilemeyecek kadar uzak diyarlara savrulmuş… 
Her yangın gibi biraz… 
Biraz da hiçbir yangına benzemeyen… 
Maraş’ta başlayan bu yangın önce Cennet’i yaktı. Cehennem zaten yangınlardan ibaret bir yokoluş korkusu yaratmayı amaçlardı onu tanıyanlarda. Cehennem korkusunu yüreğinin derinliklerinde duyumsayan faşistler Cennet’i yaktılar. Kendi cehennemlerinden, cehennemî yangınlarından kurtulmanın yolunun Cennet’i yakmaktan geçtiğini sanıp yanıldılar.
1978 yılının Aralık ayının son günlerinde, bir olağanlığın olağanüstülüğe dönüştürülmesi zor olmadı. Farklılıkların, çeşitliliklerin ve renkliliklerin zenginlik olarak bilindiği topraklarda ve rengârenk bir yaşamın sürdüğü coğrafyada, bu farklılıkları uçurum kıyılarına dönüştürmek ve alevleri yükseltmek bu zaman diliminin payına düştü. 
19 Aralık 1978 gününün gece yarısı başlatılan provokasyonların faşistlerin saldırılarına dönüşmesi çok zor olmaz, çünkü provokasyonun amacı saldırıları başlatacak ilk olayı yaratmaktır. Provokasyonun amacı yangını başlatacak kıvılcımları tutuşturmak ve toplumun sinesine bir avuçluk barut atmaktı. Ve amaçlanan başarıldı. 
İlk saldırılarda katledilen iki öğretmenin cenaze törenine saldıran faşistler burada da üç insanı boğazını keserek katlederler. „Müslüman Türkiye“ sloganlarının atılarak en geri duyguların, milliyetçiliğin harlandırılması, Kürt Alevilere saldırılmasına bir zemin yaratmış olur. Tüm soykırım uygulamalarında görülen bir durum burada da yaşanmıştır. Saldırganlar, kendinden olmayan, öteki olarak gördüklerini öldürmenin tek anlamlı, iyi ve doğru yol-yöntem olduğuna inanırlar. Alevilere yönelik katliamların hepsinde de İslam dinini yücelten, Aleviliği aşağılayan ve küçümseyen, dinsizlere-kitapsızlara-kâfirlere ölüm çağıran sloganların atılarak insanların fanatikleştirildiği görülmektedir. Zaten Maraş Katliamı’nda da devletin bu olaylara müdahale etmemesi katliamı gerçekleştiren zihniyetin devletle aynı olduğunu, aynı zamanda katliamı yönlendiren ve uygulayan kesimlerin de devlet kurumlarıyla ilişkisini ortaya koymaktadır. 

Maraş Katliamı, etno-dinsel bir katliam
Katliam süresi olan 5-6 gün boyunca Alevilere ait tüm işyerleri yakılmış, Alevilere ait evlerin kapılarına kocaman çarpı işaretleri koymak suretiyle damgalanarak yakılması işaretleri verilmiştir. Bu bir haftalık süre içerisinde bine yakın ev yakılmış, beş yüze yakın insan katledilmiş ve bine yakın insan da yaralanmıştır. Katliamdan sonra, kendi etnik kökeniyle ve inancıyla yaşamanın mümkün olmadığını düşünen binlerce insan doğup büyüdüğü toprakları bırakmak zorunda kalmış.
Olayın sorumlularına ya da suçlulara değinmiyoruz, çünkü hukuk mücadelesinin garantisi olan devlet, sadece devlet organizasyonunu ve onu besleyen, onun gölgesinde büyüyen kan emicilerin güvenliğini sağlamak suretiyle suçluluğunu ispatlamıştır. Hukuk mücadelesinin hakikati dile getirme, görünür kılma anlamında bir değeri olmadığı bilinmektedir. Amacımız tarihi unutmamanın bir çabasını vermektir. Olayı anlatmak, yaşanmış olanları bugüne taşıyarak bugünde acıyla oluşan anlama dokunabilmek ve alevleri hissedebilmektir. Cennette yangını duyumsayabilmektir. İbrahim peygamber ile aramızda bir kader bağı oluşturan gerçeği hissedebilmektir. 
Hegemonyanın doğuşundan bugüne uzanan benzerlik ilginçtir. Osmanlı sultanlarının kirli ve kanlı zihniyetlerinden dökülen „İhrak-ı binnar!“ buyruğu ateşte yakın anlamına geliyor. Bu sözler, vakti zamanında Osmanlı oyunlarının eziciliğini kabul etmeyen, onları deşifre eden ve kendi özerkliklerini, farklılıklarını, kendi inanç ve yaşayış özgünlüklerini ortaya koyan toplulukların yakılması emrini veren sözlerdir. Osmanlı tarzı siyaset eyleyişin bir biçimidir.
Kürdistan’da uygulanan soykırım politikalarından güneybatı Kürdistan’ın payına, Fırat’ın batısına Türkifikasyon uygulamaları ve yanmak düştü. Ateşin ve güneşin kutsallığını yaşamının merkezine yerleştiren ve Zerdüşt inancından gelen toplulukların katledilmesinin ateş yoluyla olması, hegemonyanın farklı inanç ve etnik kökenli insanlara yaklaşımını ortaya koyuyordu. Maraş Katliamı etno-dinsel kökenli bir katliam olmakla birlikte, faşistlerin attığı „komünistlere ölüm“ sloganlarıyla siyasal boyutun da var olduğu bir katliamdır. 
Tüm bu sebeplerden dolayı Maraş katliamını unutmamak ve bu katliamı gerçekleştiren Türkçü faşist siyasal İslamcı zihniyeti yıkana kadar mücadeleyi yükseltmek gerekmektedir. 
Yangınlarla örülen zamanları unutmak, kendi yürek yangınına hakarettir. 
Unutma ihanetinin lekesiyle kimsenin anlamlı bir yaşam süremeyeceği de bir gerçektir. 
Cennet’i yaktılar. 
Cennet yandı ve onun bedeninden, yüreğinden eriyen damlalar bu toprağın hakikatine karıştı. Bu toprakların direniş, özgürlük ve hakikat karakterine bir damla cennet ekledi. Yüreğimizde tekmil Cennet’ten oluşan bir hakikate dönüştü. Bir tapınak gibi yükselen ve uğruna yaşamayı, uğruna ölecek kadar sevilecek bir yaşam yaratmayı amaçlayan bir yürek yarattılar. Cennet’in küllerinin gideceği bir cenneti olmadı hiç. Onun inancında öbür dünyada gidilecek bir cennet yoktu. Bu gerçek onun kendisini cennet yapmasına yetmişti. Ancak onun yüreğinden, hakikat aşkından, anlam deryasından damlaların bu evrende yer ettiği, onun alevlerinden zerrelerin gelip bizim yüreğimizi tutuşturduğu bir gerçek. 
Ondan geriye onun anlattığı hakikatten damlalar kaldı. Bir de kendi vatandaşını koruyamayan, hatta kendi vatandaşının yakılmasını, boğazlanıp öldürülmesini onaylayan bir ulus devlet hezimetini anlatan, Türkiye Cumhuriyeti mühürlü bir resim… 
 
 (PolitikArt)

Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (57 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Tepkiler çığ gibi
aktuelle News
Katliama tepkiler Yurtiçi ve dışından artarak devam ediyor

Katliama tepkiler devam ederken AKP Hükümeti protestoculara polis saldırıları ile karşılık veriyor

Gazi'de Roboski protestosuna polis saldırısı 

İstanbul - Uludere Katliamı'nı protesto etmek için AKP Gaziosmanpaşa ilçe binasına yürümek isteyen BDP üyelerine, polis gaz bombası ve tazyikli su ile saldırdı.

Uludere Katliamı'nı protesto etmek için AKP Gaziosmanpaşa ilçe binasına yürümek isteyen BDP üyelerine, polis gaz bombası ve tazyikli su ile saldırdı. 

3 günlük yas ilan eden BDP üyeleri, 35 kişinin yaşamını yitirdiği Uludere Katliamı'nı protesto etmek için AKP binasına yürümek ve bina önüne siyah çelenk bırakmak istedi. İsmetpaşa Caddesi üzerinde toplanarak yürüyüşe geçen kitleye, polis gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti. Kitle, saldırıya molotof kokteylleri ve taşlarla karşılık verdi. Çatışma. ara sokaklarda uzun süre devam etti.

Siverek’te Roboski Katliamı kınandı 

SİVEREK - Siverek merkezinde öğlen saatlerinde yapılan gösteride Roboski katliamı kınandı.

Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Robosk Köyü'nde katledilen 35 köylünün katledilmesi, Urfa’nın Siverek İlçesi’nde düzenlenen bir basın açıklamasıyla kınandı. 

Siverek Esnaf Odası, Marangozlar Odası, Gıda Odası, Terziler Odası, Kuyumcular Derneği, Siverek Kalkındırma Derneği, CHP, BDP, SİYADER, Siverek Baro Temsilciliği, Memur Sen ve KESK tarafından yapılan ortak açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. 

Açıklamada katliam kınanırken, sık sık “Katil devlet hesap verecek, kahrolsun faşizm” şeklinde sloganlar atıldı.

Cizre’de katliam protestoları gece boyu devam etti 

ŞIRNAK - Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde Türk ordusunun Roboski köyünde gerçekleştirdiği katliama karşı protestolar gece boyu devam etti. 

Cizre'de, Uludere'ye bağlı Robosk Köyü katliamını protesto eden halk ışıkları söndürerek tepkilerini dile getirdi. Günlerdir eylem ve etkinliklerin yapıldığı ilçede, saat 21.00'da da bütün ilçe halkı ışık kapatma eylemi ile katliamı protesto etti. Cudi, Nur ve Sur mahalleleri başta olmak üzere halk balkon ve çatılara çıkarak, tencere ile tenekelere vurup protesto ettiği katliamı, gençler ise yürüyüşler düzenleyerek protesto etti. 

Sokaklara çıkan yüzlerce genç, ateşler yakıp PKK lehine ve AKP aleyhine sloganlar eşliğinde İdil Caddesi'ne yürüdü. Bunun üzerine polis gençlere gaz bombaları ile müdahale etti. Müdahaleye geçlerin de taş, molotofkokteyli ve havai fişekler ile karşılık vermesi üzerine olaylar çıktı. Geç saatlere kadar süren olaylar gençlerin mahalle aralarına dağılması ile son buldu.

Nürnberg’te 700 kişi katliamı protesto etti

Nürnberg - Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde sivillere yönelik yapılan katliam Almanya’nın Nürnberg şehrinde protesto edildi. 

Medya Halkevi, AGİF, Young Struggle, MLKP, DİDİF, Linke Liste, Nürnberg Aleviler Derneği ve antifaşist grupların katıldığı eylemde ‘Katil Erdoğan’ sloganları atıldı.

700 kişinin katıldığı gösteride yapılan konuşmalarda Alman hükümetinin Türkiye’ye silah ambargosu istenirken, Avrupa Birliği kurumlarının Uludere’ye heyet göndermesi çağrısı yapıldı.

Yürüyüşte AvEG-Kon’uKatn Uludere katliamı ile ilgili hazırladığı bildiri yoğun bir şekilde dağıtıldı. Ayrıca Young Struggle adına miting alanında konuşma yapıldı.

Roboski Katliamı Belçika'da kınandı

LİEGE - Türk devletinin Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Robiski köyünde geçekleştirdiği sivil katliama Belçika'da öfke yağdı. Liege şehrinde düzenlenen yürüyüşte yüzlerce kişi katliamı protesto etti. 

Belçika Kürt Dernekleri Federasyonu (FEKBEL) tarafından organize edilen, yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüş Liege Kürt Kültür Derneği'nin önünde başladı. Saat 14.00'de başlayan yürüyüşte Öcalan posterlerinin yanı sıra KCK, MLKP, AvEG-Kon ve SKB bayrakları açıldı. Yürüyüşün önünde “Kahrolsun Türkiye'nin Kürtlere yönelik katliamları” yazısı pankart taşındı. 

Yürüyüşe katılan AvEG-Kon'a bağlı Ezilen Göçmenler Kolektifi (EGK) üyeleri ise “Türk devleti kirli savaşta ısrar ediyor” yazılı pankart altında yürüdüler.

Yürüyüş Opera meydanına yakın Tiyatro Meydanı'nda son bulurken burada kitleye yönelik konuşmalar gerçekleştirildi. FEKBEL, AvEG-Kon ve Belçika Kürt Halk Meclisi adına yapılan konuşmalarda katliam şiddetle lanetlenirken, Türk devletinin katliamcı yüzü bir kez daha teşhir edildi. Konuşmalarda Avrupa kamuoyu duyarlılığa çağrıldı.

Konuşmaların ardından Kürt gençleri sık sık “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Biji Serok Apo”, “Kürdistan'a politik çözüm” sloganlarını attılar. Gençler son olarak 'Çerxa Şoreşe' marşını söylediler.

ANF NEWS AGENCY

Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (38 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

2011 savaş bilançosu
aktuelle News
HPG 2011 yılı savaş bilançosunu açıkladı

Behdinan - HPG Anakarargah Komutanlığı 2011 yılı savaş bilançosunu açıkladı. Buna göre, yıl içinde Türk ordusu 680 operasyon, hava, havan, top ve obüs saldırısı düzenlerken gerilla güçleri 167 eylem gerçekleştirdi. Söz konusu saldırı ve eylemlerde yaşanan çatışmalarda 505 asker-polis ölürken, 165 gerilla yaşamını yitirdi. 

HPG Anakarargah Komutanlığı 2011 yılı savaş bilançosunu açıkladı. Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin 2011 yılını geride bırakarak yeni bir mücadele dönemine başladığı belirtilen açıklamada, “2012 yılı Kürdistan Halkı için özgürleşmenin sağlandığı, direniş ve aktif savaşın en güçlü yürütüleceğini şimdiden ortaya koymuştur” dendi.

“2011 mücadele yılımız görkemli direnişlerin sağlandığı, yaşadığımız şahadetlerle daha büyük bir sözleşme kararlılığını tüm mücadele alanlarımızda gerçekleştirdiğimiz bir yıl olmuştur” denilen açıklamada devamla şunlar kaydedildi: 

“Yılın başından itibaren düşmanın en azgın ve vahşice saldırıları tüm teknik donamının yanında hiç bir ahlaki ölçüyü gözetmeksizin gerçekleşmiştir. Bu saldırılara karşı gerilla direnişi Kuzeyden, Güneye ve Doğu Kürdistan’a kadar yayılarak düşmana geri adım attıracak etkinlikle ortaya konmuştur. Gerilla direnişi karşısında başarı ve zafer kazanamayan TC devleti ve AKP hükümeti savaşı teknolojiyi en üst düzeyle kullanmakla sağlayacağı yanılgısı ve gafletine girmiştir. 

TC ordusu yaşadığı büyük kayıpları toplumdan gizleyerek yaşadığımız şahadetlerle büyük bir kazanım sağladığını göstermeye çalışmıştır. Ancak bu Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin daha da güçlendiği bir yıl haline gelmiştir. Şehit Mazlumlar, Şehit Bazlar, Şehit Simkolar, Şehit Çiçekler, Şehit Rüstemler ve Şehît Alişerler özgürlük mücadelesinin zafere olan başarılı yürüyüşünün garanti sözü olmuşlardır. 

Başta Önderliğimiz üzerinde yürütülen ağırlaştırılmış tecrit, gerilla karşısında gerçekleşen kimyasal silahlı saldırılar, halkımıza ve onun kurumlarına karşı başlatılan operasyonlar yeni soykırım konseptinin çaresizliğinin bir sonucu olarak pervasızlaşmıştır. En son Roboski katliamı ile gerçek yüzünü ortaya koymuştur. 

Bu saldırılara karşı HPG olarak daha güçlü ve kararlı gerilla mücadelesini yükseltme kararlılığını 2011 yılından büyük dersler çıkararak 2012 yılını karşılayacağımız kesinleşmiştir. 2012 mücadele yılımız Devrimci Halk savaşının zirvede gerçekleşeceği bir yıl olarak Özgür bir Önderliği ve Özgür Kürdistan’ı yaratma mücadelesi yoğunluğunda ve kararlığında olacaktır.”

Açıklamanın devamında 2011 yılı savaş bilançosuna yer verildi.

Buna göre 2011 yılı savaş bilançosu şöyle: 

-Türk ordusu 236 operasyon, 68 kobra, 126 hava ve 250 havan ve obüs saldırısı düzenledi.

-Gerilla güçleri 167 eylem gerçekleştirdi

Türk ordusu ile gerilla güçleri arasında 45 temas sağlandı.

-Çıkan çatışmalarda 505 ‘düşman gücü’ öldürüldü, 165 gerilla yaşamını yitirdi. 

-Yıl boyunca 55 öğretmen, Türk devleti ile çalışan, asker ve polis gerillalar tarafından esir alınırken, 22 gerilla esir düştü.

-Gerillalar tarafından düzenlenen eylemler ile çıkan çatışmalarda 58 askeri araç imha edildi, 45 teçhizatta el konuldu. 

-Türk ordusunun düzenlediği saldırılar sonucu 43 orman yangını meydana geldi.

HPG Anakarargah Komutanlığı, Türk ordusunun düzenlediği saldırılarda onlarca kez köylülerin bağ ve bahçelerinin zarar gördüğü belirtilirken, “50’tan fazla sivil halkımız hunharca katledilmiş, onlarcası yaralanmıştır” dedi. 

Ayrıca, yayınladıkları bilançoda son günlerde kış koşullarından kaynaklı netleştiremedikleri Bingöl ve Cudi alanlarındaki gerilla kayıpları ile esir düşenlerin dahil olmadığını HPG Anakarargah Komutanlığı, netleştiğinde halk ve kamuoyu ile paylaşacaklarını bildirdi.

ANF

Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (32 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)


2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Günün Sözü

dil secimi
Sprache für das Interface auswählen

ENGLISH FRENCH GERMAN TURKISH _LANGGERMAN (Du)

Who is online
All members: 7 549
Register today: 0
Register yesterday: 0
Members online: 0
Guests online: 26


Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Tunceli Cemevi kimin hizmetinde?'
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Uludere, yalnızlığımın ortağı...
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

AKP kaybedecek demokrasi kazanacaktır
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

'Aygün Okunu Mazluma doğrultuyor'
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim'den Özür dilemek
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim'e yeni kimlik
Munzur Okur
Munzurokur@hotmail.de

Karayılan ve Burkay
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Şiir, Müzik ve Cennet
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Unutmak

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
asla gozunuz acik hapsiramiyacaginizi biliyormuydunuz?


pertekliyiz.biz