Hoşgeldiniz: www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Merhaba Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Giriş

Kullanıcı Adı:

Şifre:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategoriler
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi
Yeni Klip
Ciwan Haco-diyarbekir

Ciwan Haco-diyarbekir


Yönetim
g Yönetim Bölümü

2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)


Devlet saha vermiyor
aktuelle News
Mezopotamya Futbol ligine izin verilmiyor

 

ANKARA - BDP'li 10 belediyenin bir araya gelerek TFF'ye alternatif oluşturduğu Mezopotamya Kulüpler Birliği'nin kuruluşunu değerlendiren Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, hiçbir tesislerini birliğe tahsis etmediklerini ancak birliğin turnuvasına hakem ataması yapıldığını belirtti.

HAKEM ATAMASI YAPILDI AMA..

Bakan Kılıç, MHP'li Bülent Belen'in soru önergesine verdiği yanıtta TFF'nin futbolun yaygınlaştırılması amacıyla, talep edenler için futbol turnuvalarına destek verdiğini belirtip "TFF'den bu turnuvaya herhangi bir izin verilmesi söz konusu olmayıp, sadece turnuvanın usulüne uygun olarak yapılan başvuru onaylanmıştır" dedi.

Kılıç "Turnuvaya da talep üzerine hakem ataması yapılmıştır. Mezopotamya Kulüpler Birliği ve bu birliğe üye olduğu ifade edilen kulüplerden hiçbir tesisi için başvuru olmadığı gibi tesislerimizin tahsisi de söz konusu olmamıştır" ifadelerini kullandı.

Gönderen maya_ Tarih: Salı, 10. Nisan 2012 (30 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

Yaresanların birliği
aktuelle News
Yaresanlar tek çatı altında birleşti 

 

Kürdistan Yaresanları tek çatı altında birleşti

Shoping - Kürdistan Yaresan Hareketi, üçüncü kongresi İsveç’in Shoping kentinde yaparak, isim değişikliğine gitti. Böylece Cumbûşa Demokartîka Yaresanî ile Yarî Kurd, Sazumana Demokratîka Yaresanî (Yaresan Demokratik Örgütü) çatısı altında birleşti. 

Kongre, 7-8 Nisan günlerinde 250 kişinin katılımı ile gerçekleşti. İlk gün, değişik parti, örgüt ve şahsiyetlerin kongreye sunduğu mesajlar okundu. Sunulan mesajlar içinde PKK ve PJAK’ın gönderdiği mesajlar yoğun alkış aldı. 

PKK mesajında Yaresan, Ehli Hak, Kakayi ve Aleviliğin kökeninde aynı öğreti olduğunu belirterek, bu inançların teslimiyeti değil direniş esas aldığını, eşitlik ve özgürlük uğruna nasıl nice bedeller ödedilerse, PKK’nin de bu direnişçi, eşitlikçi ve özgürlükçü öze sahip çıktığını vurguladı. 

KATILANLARIN YÜZDE 40’I KADIN

PJAK’ın mesajında da derinişçi öze vurgu yapıldı. Kongrenin ilk gününde itibaren, kadın ve gençliğin katılımı yoğundu. Kogre bileşiminin yüzde 40’nın kadınlardan oluşması dikkat çekti.

Bu üçüncü kongredeki en önemli gelişmelerden biri, daha önce birbirinden ayrılan iki grubun birleşmesi oldu. 11 Mart 2007 tarihinde kurulan Cumbûşa Demokratîka Yaresanî’den (Demokratik Yaresan Hareketi) ayrılan bir grup Yarî Kurd adlı örgütü kurmuştu. Kongrenin hedefinde Cumbüşa Demokratika Yaresani ve Yari Kurd’un bir çatı altında birleştirilmesi vardı. 

Kongrenin ikinci günü olan 8 Nisan’da divan seçimine geçildi. Divan seçiminin ardına iki yıllık icraat raporu okundu. Hazırlanan yeni tüzük okunarak yapılan değişikliklerle kongre bileşiminin onayından geçirildi.

Cumbûşa Demokratîka Yaresanî ve Yarî Kurd’un birleşme kararı kongre bileşimin oybirliğiyle alındı. Önemli diğer bir kararda Yaresan örgütünün isim değişikliği oldu.

İKİ GRUP AYNI ÇATIŞ ALTINDA BİRLEŞTİ

Örgütün yeni ismi Sazumana Demokratîka Yaresanî (Yaresan Demokratik Örgütü) olarak belirlendi. Bu kararın ardından Cumbûşa Demokartîka Yaresanî ile Yarî Kurd, Sazumana Demokratîka Yaresanî çatısı altında birleştiler.

Kongrenin son oturumunda yeni yönetimin seçim vardı. Yeni yönetimin seçiminde, ilk iki sırayı iki genç kadının alması Yaresan inancına mensup olanların kadın erkek eşitliğine verdiği önemin işareti olarak değerlendirildi. Yeni yönetimde şu 11 isim yer aldı: Homa Husrevî, Nesrîn Muhamedî, Sara Nasirî, Beşîr Emîrxanî, Êlî Mihrabî, Hîva Muradî, Mustafa Ekberî, Mensûr Ciwanmerî, Maneçur Êzîzî, Nawkas Nazerî ve Murad Fetahî

Bu arada Newroz TV’den bir ekip iki gün boyunca kongreyi takip etti. Kongreye ilişkin özel programlar, haber, dosya haber, röportajlar hazırlayıp sundu. (anf)

Gönderen maya_ Tarih: Salı, 10. Nisan 2012 (34 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

'Kürt özgürlük hareketi bir bütündür'
aktuelle News
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Kürt sorununda müzakere niyetinin olmadığını belirterek, Başbakan'ın kendi politikalarına biat eden bir BDP ile masaya oturmayı amaçladığını söyledi.

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gündemdeki konulara ilişkin basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın müzakere niyetinin olmadığını belirterek, bu niyetinin olması durumunda Kürt sorununda muhatapların başından beri müzakereden yana olduklarını vurguladı.

Demirtaş, "Başbakan, hem iç politikada hem de Ortadoğu politikasında hükümeti boğazına kadar batağa sokmuş durumdadır. Dolayısıyla şu anda Başbakan'ın ne barış yapmaya niyet ne cesareti ne de böyle bir arayışı var" dedi. Başbakan Erdoğan'ın dersi kaynatan çocuklar gibi sürekli gündem değiştirmeye çalıştığını vurgulayarak, Erdoğan'ın BDP ile ilgili söylediklerini eleştirdi. Demirtaş, "Başbakan Erdoğan'ın bizimle ilgili söyledikleri nezaketsizliğin ötesinde cehaletin göstergesidir. Burada BDP'den hangi karar almasını bekliyor" dedi. 

'Karar alması gereken hükümettir'

Kürt sorununda karar alması gerekenin hükümet olduğunun altını çizen Demirtaş, "Ne kararı alacak asimilasyondan, katliamdan vazgeçtim. Kürtlerin haklarını ve özgürlüklerini tanımaya karar verdim diyecek. Bu kararı alması gereken onlardır. Bizim hükümetten daha kararlı siyasi irademiz var. Asıl muhataplık yaşayan biziz. Cemaat mi muhataptır, bizimle ara sıra konuşan hükümet mi? Yoksa ordu mu? Belli değil. Kendi içlerinde büyük bir çatışma yaşıyor" diye belirtti. Siyasi iradesi olmayan partinin AKP olduğunun vurgulayan Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın bir çözüm politikasının olmadığını sadece kürsülere veya meydanlara çıkıp konuşmakla yetindiğini söyledi. 

'Erdoğan'ın yapmak istediğini Kenan Evren de başaramadı'

Demirtaş, kendilerinin hükümetten randevu talep etme durumunda olmadıklarını, kendilerinin çağrılarını yaptıklarını ve gelen çağrılara da olumlu yanıt verdiklerini vurgulayarak, "Eğer karşımızda ciddi ve samimi bir irade görürsek müzakere yürütürüz dedik. Ama bize, 'PKK'ye ve Öcalan'a düşmanlık yapacaksınız, sizi seçen tabana ihanet edeceksiniz' şeklinde bir dayatma ile gelecekseniz kusura bakmayın, bu gün Ankara'da yargılanan Kenan Evren de bunun için uğraştı, ama Kürt halkını birbirine düşüremedi. Kürt halkı artık Ortadoğu'da bir iradedir. AKP bunu artık net olarak anlamak durumundadır. Kürt halkı ile barışmak diye AKP'nin önemli bir görevi vardır. Suriye'deki Kürtlere düşman, Irak'taki, Türkiye'deki Kürtlere düşmanlık güdüyorlar. Kürtlere düşman olan AKP kaybedecektir" dedi. Demirtaş, AKP'nin dış politikada boğazına kadar battığını ve Kürtlerin hak kazanmaması için farklı ülkelere taviz veren bir konuma geldiğini vurguladı. "Başbakan bizi tehdit ederek bu sorunu çözemez" diyen Demirtaş, Kürt sorununun ciddi bir mesele olduğunu ve bu tarz yorumları kaldıramayacağını söyledi. Demirtaş, "AKP, BDP hakkında konuşurken daha ciddi konuşmalıdır" ifadesini kullanarak, müzakereye hazır olduklarını, ancak AKP Hükümeti'nde bunu görmediklerini söyledi. 

'Kürt özgürlük hareketi bir bütündür'

Başbakan Erdoğan'ın AKP'nin kuyruğuna takılmış bir BDP istediğini belirterek, "AKP'nin her şeyini destekleyen, sistem içileşmiş, marjinal bir BDP istiyorlar. AKP'nin hayali bu. Bunu göremeyince de BDP'ye saldırıyor. 'Eş Başkanların ve BDP'nin iradesi yok' diyorlar. Başbakana söylüyorum; Kürt özgürlük hareketi bir bütündür. Sivil toplum örgütü, partisi, demokratik kurumları ile koordineli hareket eden bir halk hareketidir. Dolayısıyla bu halk hareketini kendi içindeki kurum ve yapılar ile düşman etmeye çalışman nafile bir çabadır. Bizim yürütmeye çalıştığımız siyaset iradesizlik değil kolektif iradenin tezahürüdür. Kolektif karar alan bir yapıyız. Sen demokrasi arıyorsan, bize diktatörlük arıyorsan kendine bakacaksın" dedi. AKP'de tek adamlık olduğunun altını çizen Demirtaş, AKP Hükümeti'nin cemaatin sözünden çıkamayan bir parti olduğunu vurguladı. Demirtaş, "Cemaatten emir alan kadrolar ile iş yapıyorsunuz. Asıl sizi sorgulamak gerekiyor. Başbakan bizim sistemimizi anlamadığı için bunları söylüyor" dedi. 

'Başbakan ölümü kutsuyor'

Demirtaş, son dönemde artan sınır ötesi operasyonlara ilişkin olarak ise, "Uludere'ye bakarak hükümetin bahar ve yaz aylarında ne yapmak istediğini tahmin edebiliyoruz. Uludere'de gerçekleşen katliamın 'kurallara uygun sınır ötesi harekat' olarak tanımlıyorlar. Yani kurallara uygunluk buysa, baharda ve yazda bunun gibi onlarca katliam yapılacak. Başbakan 15 kadın HPG'linin öldüğü operasyon için güvenlik güçlerine teşekkür ediyor. O kadınlar bu ülkenin yurttaşları. Onların annesi, babası bu ülkenin yurttaşlarıdır. Başbakan acı duyacağını söylemek yerine tebrik ediyor. Bu zihin yapısı dikkate alınırsa büyük bir katliam planı var. Hükümetin bundan başka planı yoktur. Ahmet Türk'e yumruk atanı kutluyor, katliam yapanı kutluyor. Başbakan'da ölümü kutsayan bir yapı var. Sonra bize kalkıp, 'bunlar şiddeti seviyor' diyor. Savcılar bizi şiddetle ilgileniyor diye suçlamaya çalışıyor. AKP'den daha fazla şiddet uygulayan var mı? Bu hızla giderlerse yaz aylarında sivil veya PKK'li demeden herkesi katletmeyi hedefliyorlar" diye konuştu. Kürt sorununun meydanlarda nutuk atarak veya siyasetçilerin birbirlerine sert cevaplar vererek, çözeceği bir sorun olmadığın söyleyen Demirtaş, Kürt sorununun ciddi bir şekilde masada müzakere edilmesi gerektiğini istedi.

'Oslo ve İmralı müzakerelerinin benzerleri başlamalı'

Kürt sorununda çözüm için geçmiş dönemde İmralı ve Oslo'da yapılan müzakerelerin benzerlerinin yeniden başlaması gerektiğine işaret eden Demirtaş, "Bu defa sürece BDP'nin ve onunla birlikte akil insanların da dahil edilmesi lazım. Oturup konuşulmadan mesele anlaşılmaz. Biz kendimize güveniyoruz, ondan dolayı müzakereler canlı olarak yayınlansın diyoruz. Herkes kimin ne olduğunu anlasın" dedi. Bu konuda adım atması gerekenin hükümet olduğunu söyleyen Demirtaş, hükümetin atması gereken adımı ise şöyle açıkladı: " 'Kürt sorununda yeni bir strateji benimsedik. Bu da diyalog ve çözüm stratejisidir' demek zorundalar. Hükümet, biz ülkemize barışı getireceğiz bu doğrultuda yeni bir karar aldık demelidir. Bu şekilde ancak çözüm olur. Karşımızda bize saldıran ve tutuklayan güç varsa biz buna karşı yalvaran olmayız. Direnen oluruz."

'Teşvik paketleri bölgenin derdine derman olmadı'

Demirtaş, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın açıkladığı teşvik paketine ilişkin olarak ise, bölgedeki işadamlarının ve sanayicilerin bu tür taleplerinin daha önce olduğunu, bu paketin kısmen ihtiyaçlarını karşılıyor olabileceğine dikkat çekerek, "Ama bakın daha önce yapılan bütün teşvik paketlerinden bölgeye yüzde 9 pay geliyor. Dolayısı ile bunlar bölgesel gelişmişliği arttırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Teşvikler hep bölgeye gitmiştir. Bu son teşvik oluk oluk akan kana mehlem sürmekten başka bir şey değil. İşin altında Kürt işadamlarına rüşvet vererek, bölge insanın sesini kısma yaklaşımı var. Bölgenin geri kalmışlığını çözmek isteyen bir hükümetin yapması gereken ilk şey bölgenin barışını güçlendirmektir. Geçmiş dönemdeki teşvik paketleri derman olmadı halka, bu da olmaz" dedi. 

'İmralı sistemi ortadan kalkmalı'

Demirtaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecrit politikasının tehlikeli olduğunu söyleyerek, "Hükümet hiçbir muhatabı bu süreçlerin dışında tutmayan bir politika uygulamalıdır. İmralı sistemi artık ortadan kalkmalıdır. Ortadoğu'da bu kadar sorun yaşanırken, Türkiye'nin iç sorunlarına bu kadar bağnaz yaklaşmaması lazım. Sayın Öcalan bir aktör, BDP bir aktör, Kandil'de bir aktör bunların hepsi ile görüşmek ancak sorunu çözer. Bu kadar ciddi meselelerde ucuz politikaların arkasına sığınmamak gereklidir" diye belirtti. 

'Genelkurmay, Roboski'nin üstünü kapatmaya çalışıyor' 

Genelkurmay Başkanlığı'nın TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na sunduğu Uludere Raporu'nu eleştiren Demirtaş, "Komisyon bu raporu 32 gündür bekliyordu. Olayın üzerinden 100 gün geçti. 100 gün sonra gelen raporda, Genelkurmay Başkanlığı katliamın üstünü örtmeye çalıştı. Komisyon ve parlamento bu konuda ısrarcı olmalı. Orada büyük bir suç var, ancak bu suçlular korunuyor. Genelkurmay bunu açıkça yaparak, suç işledi. Başbakan Erdoğan da bunu ortaya çıkarmayarak başka bir suç işliyor" dedi. 

Başbakan Erdoğan'ın Kürt sorununda çözüm niyeti olması durumunda etrafındaki danışmanlardan kurtulması gerektiğini söyleyerek, "Bu danışmanlar ile kendisini bu şekilde enforme eden ekip ile daha fazla yürüyemeyeceğini görmesi gerekiyor. Bu ekip kendisini yanlış bilgilendiriyor. Yok kendisi bu ekipte ısrarlı ise demek ki; yanlışta ısrarcı olma konusunda takıntısı var. Bizim bu konuda katkı sunmamızı istiyorsa bizim ile ilgili kullandığı dili değiştirmesi lazım. BDP'ye yaklaşımı bu olduğu müddetçe kendisinin çözüm arayışı konusunda samimiyetine inanmayacağız. Başbakan önümüzdeki dönemi iyi okumalıdır. Artık Kürtler Ortadoğu'da büyük bir aktördür. Türkler ile eşit haklar ekseninde yaşaması gereken bir halktır" diye kaydetti. DİHA
Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (45 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

Mezarda bile ayrımcılık
aktuelle News  
Aydın - Kürdistan’da yaşanan kirli savaş nedeniyle köylerini terk edip Aydın’ın Tepecik beldesine yerleşmek zorunda kalan Kürtler ile beldede yaşayan Arnavut ve Makedon göçmenlerinin mezar yerleri bile ayrı. 

1990 yılında yaşanan savaştan dolayı yaşadıkları yerleri terk edip Ege kıyılarına gelen Kürtler burada da aynı baskılara maruz kaldı. Ancak burada Kürtler, Selanik göçmenlerinin baskısına maruz kaldı. Öyle ki, Kürtlerin mezar yerleri bile ayrıldı. Selanik ve Türklerin bulunduğu kahvehanelere girmeleri yasaklandı. 

Tepecik’e yerleşen Kürtlerden Ahmet Ergün, Ağrı’dan göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek, tarımda çalışacak işçilere olan talepten dolayı Tepecik’i tercih ettiklerini söyledi. 

Ergün, yerli Türkler ile Selanik göçmenlerinin kendilerini düşman gibi gördüğünü anlatıyor. Ayırımcılığın sadece Kürtlere değil Arnavut ve Makedon göçmenlere karşı da uygulandığını kaydeden Ergün, ölen bir yakınları için mezar yeri için belediyeye başvurduklarında kendilerine, beldedeki mezarlıktan değil, belde sınırlarının dışında Arnavut ve Makedon mezarlarının olduğu bölgede yer verildiğini söylüyor.

Başbakan Erdoğan’ın, “Benim Türk, Kürt, Arap, Çerkez, göçmen vatandaşım kardeşçe yaşıyor, kimse bu birliği bozamaz” dediğini hatırlatan Ergün, “Erdoğan Ankara’dan bağıracağına gelip buradaki ayırımcılığı görsün” dedi. Ergün, yaşadıkları ırkçı ve ayırımcı uygulamanın Türkiye’nin bir ayıbı olduğunu söylüyor.

ANF'ye konuşan Ergün şunları anlattı: ‘’Ben Ağrı’dan buralara göç etmek zorunda kaldım. Geldiğimde cebimde sadece bir ev kiralayacak param vardı. Bunun için acil çalışacağım bir yere yerleşmek istedim. Tepecik beldesinde çiftçiliğin yoğun olduğu ve iş imkânların daha çok olduğu için ailemle buraya taşındım. Burada insanlar bize düşman gibi bakıyorlardı. Bizimle konuşmuyorlardı, bize yardım etmiyorlardı, hatta ev bile vermiyorlardı, özelikle Selanik göçmenleri. Sabah işe akşam evimize geliyorduk. Kahvehanelerine bile almıyorlardı. Bizi düşman olarak görüyorlardı.” 

1994 yılında dönemin hükümeti DYP, beldenin ilk belediye başkanlığını aldı. Başkanlığı alır almaz ilk işleri Kürt, Türk, Makedonya ile Arnavutlukların mahallelerini ayırmak oldu. 

Kürtlerin yoğun olduğu kesime Mustafa Kemal Mahallesi adı, Arnavut ve Makedonların yaşadığı mahalleye Kurtuluş isimleri verildi. 

Belediye daha sonra Türk ve Selanik göçmeni olmayanların kahvehane ve gidecekleri yerleri bile belirledi. 

Ergün yaşanan bu ayrımcılığı şöyle dile getirdi : “Tepeciğe yerleştiğimiz de başta Türk ve Selanikliler olmak üzere orada yaşayan bütün halk bizden nefret ediyorlardı. Bu nefret hala da mevcut ama o dönemlerde bizi öldürseler sanırım yine nefretleri azalmazdı. Çocuklarımızı okula yazdıramıyorduk, mahalle bakkallarından başka bakkala rahat gidemiyorduk, kahvehanelere ve onların bulunduğu parklara gidemiyorduk. 

1994 yılında belde olan Tepecik’in ilk belediye başkanı göreve başlar başlamaz, bizim mahallelerimiz ve kahvehanelerimin yârlerini belirledi. Kürtler, Arnavutluk ve Makedon göçmenleri, Türk ve Selanik göçmenlerinin bulunduğu mahalleye gidemiyor, onların olduğu yerden hiçbir iş yeri açamıyorlardı. Belediye ruhsat vermiyordu. Yıllarca bu ayrımcılık sürdü. Yahu mezar yerlerimiz bile ayrıydı. Ölülerimizi şehrin dışında gömdük. Şehir mezarlığından yer istediğimizde belediye bize ‘sizin yeriniz orası’ dedi. Türk ve Selaniklilerin mezarlarının olduğu yerin etrafı surlarla çevrilirken, bizim mezarlarımın ortasından yol geçti. Yıllardır bu ayrımcılığa maruz kalıyoruz. 4 bin nüfuslu belde de 3 mezar yeri tek bir şeyi gösterir, o da ayrımcılık. Bizim sadece mezar yerlerimiz ve mahallelerimiz ayrı değil, her şeyimiz ayrı, kahvelerimiz, dükkânlarımız, alışveriş yaptığımız yerler, kısacası her yer…’’ 
Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (60 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

Erdoğan aynaya baksın
aktuelle News
'Kenan Evren'e ne kadar benziyor' 

 

Altan Tan:

Erdoğan aynaya baksın; Kenan Evren'e ne kadar benziyor

BDP Milletvekili Tan, 12 Eylül davasının sembolik ama önemli olduğunu belirtirken, bugüne de dikkat çekti ve Evren'den hesap sorarken faşist uygulamaları devam ettirirsek,Evren'den intikam alırız, Erdoğan yoluna devam eder" dedi.


Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, 12 Eylül davası kapsamında dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya'nın yargılanmasıyla ilgili olarak "sembolik ama önemli" dedi.

bianet'e konuşan Tan, Türkiye'nin geçmişiyle hesaplaşması gerektiğini ve bu yolla darbe yapanların ve darbeye heveslenenlerin bu işin yanlarına kar kalmayacağının, bir gün mutlaka hesap sorulacağının ortaya konması gerektiğini söyledi.

"YARGILAMA DEMOKRATİK TÜRKİYE İNŞASINA KATKI SAĞLAMALI"

Altan Tan, Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya gibi 90 yaşını geçmiş kişileri cezalandırarak rahatlama derdinde olmadıklarını, darbenin aktörlerinin yargılanma sürecinin bugününün ve geleceğin daha iyi olmasına yaraması gerektiğini ifade etti.

"Şu anki davanın seyri, bugün ve yarın daha iyi, daha demokratik bir Türkiye'nin inşasına katkı sağlamalı."

"Yoksa şimdi Evren'den hesap sorarken bugün faşist uygulamaları devam ettirirsek, bugün olağanüstü yetkilerle donanmış mahkemeleri devreye koyarsak, binlerce insanı tutuklarsak yine değişen bir şey olmaz. Sadece Kenan Evren'den intikam alırız, Tayyip Erdoğan yoluna devam eder."

"Onun için bu dava, geçmişte hayatımızı karartan insanlardan hesap sorulması anlamında ve bundan sonra bu işleri yapmaya kalkışacak kişileri uyarmak bakımından önemli."

"SADECE 'DÖVENLER' DEĞİŞTİ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Referandumda hayır diyenlerle boykot edenler bugün müdahillik için sıraya giriyor" sözlerine de değinen Tan, "Erdoğan aynaya baksın; bakalım Kenan Evren'e ne kadar benziyor" dedi.

Tan, 12 Eylül dönemiyle bugün arasında benzerliklere şu sözlerle dikkat çekti:

* Erdoğan gazete patronlarını çağırıp tehdit ediyor, bütün mahkemeler 12 Eylül mahkemeleri gibi çalışıyor. Bugün sadece insanlara karakollarda elektrik verilmiyor ama binlerce insan yargılanıyor.

* Bugün polisin sokaklarda milletvekillerini dövdüğü bir Türkiye'den söz ediyoruz. Dün Kenan Evren dövdüklerine, öldürdüklerine "Asmayalım da besleyelim mi, bunlar terörist" diyordu. Bugün de aynı şeyleri Erdoğan söylüyor. O da herkesi "terörist" ilan ediyor. Bugün sadece "dövenler" değişti. (Bianet)
Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (54 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

'12 Eylül hala iş başında'
aktuelle News
'Etnik temizlik gibi devrimci temizliği yaptınız' 

 

Ankara Adliyesi'nde 12 Eylül darbecisi iki general hakkında duruşma devam ederken, dışarıda da gerçek adalet isteyen mağdurlar toplandı. Adalet için kürsü kuran darbe tanıkları, darbeden sorumlu olan herkesin sanık sandalyesine oturtulmasını istedi.

ANKARA- 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını isteyen çok sayıda kişi, kurum, siyasi parti, Ankara Adliyesi önünde eylemine devam ediyor. Adliye önünde kurulan iki ayrı kürsüde, darbe tanıkları konuşmalar yapıyor, gerçek adalet istiyor.

ESP, "12 Eylül'den hesap soruyoruz. Adalet istiyoruz", SDP "Adalı'nın yoldaşları hesap soruyor", ÇHD "Sıkıyönetimden özel görevliye 12 Eylül hukuku sürüyor", 12 Eylül'ü Yargılama Platformu Kürtçe ve Türkçe "Evren ve Şahinkaya ile başladı, onlarla bitmesin. Süren 12 Eylül tüm kurum ve yasalarıyla kaldırılsın. Bütün darbeciler ve suç ortakları yargılansın", ÖDP, “İki 12 eylülden de hesap soracağız" pankartları ile alanda bulunuyor. HDK flamaları taşınıyor. 12 Eylül mağdurları ellerinde kaybettiklerinin fotoğraflarını, o dönemde yargılananlar ellerinde iddianameleri taşıyor. 12 Eylül'ün ardından ordudan atılan mağdurlar da adliye önünde. DTK Eş Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk, BDP Milletvekili Sırrı Sakık, KESK Genel Başkanı Lami Özgen de adliye önündeki eylemlere katıldılar. 104 yaşındaki Berfo Ana, 12 Eylülcülerinin kaybettiği oğlunun mezarını bulmak için ambulansla adliye önüne geldi.

12 Eylül'ü Yargılama Platformu, sık sık "Katil devlet hesap verecek", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Biji bratiya gelan", "Anaların öfkesi katilleri boğacak" sloganları atıldı.

.Platform adına bir konuşma yapan Celalettin Can, topluma iç savaş dayatıldığını, toplumun çeşitli kesimlerini karşı karşıya getiren uygulamalar yapıldığını söyledi. Konuşmasının darbecilere seslenen Can, “İşkenceler, idamlar, yasaklanan ve yakılan kitaplar, işinden atılan on binlerce kişi, milyonlarcamızın mağduriyetini ve acılarımızın sorumlususunuz. Yargılanmalısınız" dedi. Dünyanın en otoriter anayasanın hazırlandığını söyleyen Can, dünyanın en kalıcı ve en köklü milli güvenlik devletinin kurulduğunu kaydetti. Can, toplumsal muhalefetin şiddetle bastırıldığını, kamu kaynaklarının hortumlandığını, neoliberal politikaların uygulandığını söyledi. Can, “Etnik temizlik yapar gibi devrimci temizliği yaptınız, oluk oluk kan akıttınız, yargılanacaksınız” şeklinde konuştu.

.'MARAŞ, 12 EYLÜL'E GİDEN YOL'

Maraş katliamı tanığı ve bir yılını işkencede geçiren Hamit Kapan; “Ben Maraş katilamı mağdurları adına ve Maraş'ta 12 Eylül'de hayatını kaybeden yoldaşlarım adına buradayım. Onlar adına burada darbecilerden hesap sormak için buradayım. Biz hesap sorma bilincini yükseltmeliyiz. Maraş katliamı, 12 Eylül'e giden yolun en önemli taşlarını oluşturmuştur. Bize, yoldaşlarımıza aylarca süren işkence yaptılar” dedi.

.

.

FERHAT TUNÇ : 'MAHKEME GÖSTERMELİK, 12 EYLÜL HALA İŞ BAŞINDA'

Sanatçı Ferhat Tunç, “Bugün sevinemiyoruz, toplandığımız alanda büyük bir hüzün var. Acılıyız. 32 yıldır hepimizi büyük bir demokrasi aldatmacası ile karşı karşıya bıraktılar. Bu ülkede gerçek anlamda darbelere darbeci zihniyete karşı bir yönetim ortaya çıkmış olsaydı 32 yıl bu süreç geciktirilmezdi. Bu binada görülen mahkeme göstermelik bir mahkemedir. Bundan hepimiz emin miyiz, bu göstermelik mahkemeyi kuranlar bugün de halkımıza kan kusturuyor” dedi. Tunç, “12 Eylül zihniyeti bu ülkede farklı olan herkese, her kesime düşman olan bir zihniyettir. Kürt sorununda çözümsüzlük, imha ve imhayı dayatanlar bugün benzer politika ile devam ettiriyorlar. Dün Çorum'da Maraş'ta Alevi katliamı yapanlar, bugün Alevilerin taleplerini görmezden geliyorlar, çözümsüz kılmaya devam ediyorlar. Onun için bu mahkeme göstermelik bir mahkemedir. Bu sürecin takipçisi olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. 12 Eylül döneminde kaybettiklerimizin bizden beklediği budur. Bu katilleri hak ettikleri cezayı bulana kadar bu sürecin takipçisi olacağız. Bu ülkeyi kan gölüne çeviren zihniyet ile hesaplaşmak için önemli bir fırsattır” şeklinde konuştu.

.

.'MARAŞ, ÇORUM, GAZİ'Yİ YARATANLAR DA YARGILANSIN'

Enver Tağaç'ın annesi Gülşah Tağaç, “Benim oğlum işçisini, emekçisini, köylüsünü seven birisiydi. Ben de öyleyim. İnsan ayrımı yapmam. Tüm insanlarımı severim. Bugün görüyorum ki sadece Kenan Evren yargılanacak. Sadece Kenan Evren'in yargılanması çözüm değil. Maraş, Çorum, Gazi'yi yaratanlar da yargılansın. Devlet onları çok iyi biliyor maaşlarını veriyor” diye konuştu. Gülşah Tağaz, “12 Eylül'ü yaratanlar da davaya müdahil olmuşlar. Biz yananlar orada müdahil olmalıyız. Benim oğlum öğrenciydi okulundan attılar, 8 yıl yatırdılar. Yoğun işkencelerden geçti, 12 Eylülde 35 gün Gayrettepe'de işkence gördü, insanlıktan çıkarmışlardı. Tüm katillerin yargılanmasını istiyorum. Devrimcilere omuz omuza verin” çağrısında bulundu.

BERFO ANA AMBULANSLA GETİRİLDİ

32 yıldır oğlu Cemil Kırbayır'ı arayan 104 yaşındaki Berfo Ana, oğlunun mezarının kendisine verilmesini istedi. Berfo Ana, adliye binasının önüne ambulansla getirildi, tekerlekli sandalyede oturarak ancak konuşmasını yapabildi.

.Fatsa eski Belediye Başkanı Fikri Sönmez'in (Terzi Fikri) oğlu Naci Sönmez, Bu davayı bulandırmaya çalışabilirler, AKP bugün kendi meşrebince bu davayı sulandırmak için elinden geleni yapabilir. ama unutmamalıyız ki bu dava başlamışsa devrimcilerin sosyalistlerin 32 yıldır sürdürdüğü mücadele sonucudur. Biz dişimizle mücadelemizle bugünlere geldik” dedi. Sönmez, “Mahkeme salonuna Pinochet gibi gelmeyi bile beceremeyen Evren'in avukatı diyor ki, 'Mahkemede katillerin başları yargılanmaz'. Bu bir insanlık suçu değil miydi? bu ülkenin toplumuna silah doğrultarak 82 anayasasını dayattınız. Kimse bizim Fatsa yolundan geri adım atığımızı düşünmesin” şeklinde konuştu. (etha)

Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (48 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

Nigar hastaneye kaldırıldı
aktuelle News
Açlık grevi eylemcisi 36.günde hastaneye kaldırıldı 

 

Strasbourg - Fransa’nın Strasbourg kentinde devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerinden biri, grevin 36. gününde hastaneye kaldırıldı. 

Doğu Kürdistanlı 25 yaşındaki Nigar Enayati isimli açlık grevi eylemcisi, saat 15.05’te St.Maurice Kilisesi önüne gelen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. İki ambülans açlık grevi yerine gelerek, müdahalede bulundu. 

36 gündür grevde olan 5’i kadın 15 eylemciden Enayati’nin durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırıldığı öğrenildi. Ağır kilo kaybı, baş dönmesi, mide bulantısı ve tansiyon düşüklüğü yaşayan Enayati, yerinden kalkamayacak durumdaydı. 

Açlık grevcileri ile dayanışmak amacıyla Strasbourg’daki Avrupa Konseyi önünde Çarşamba günü 10 bin kişinin katıldığı bir oturma eylemi yapılmıştı. 

Türkiye’deki açlık grevi eylemi 51. gününde, Strasbourg’daki 36. gününde ancak halen Avrupa Konseyi ve İşkenceyi Önleme Komitesi’nden somut bir açıklama gelmedi. Grevciler, PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesini acil talep olarak ifade ederken, genel anlamda Öcalan ve tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması, Kürt sorununa dil bir çözüm istiyorlar. (anf)

Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (56 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)

Şerafettin Halis değerlendiriyor
aktuelle News
Halis; ‘Aleviler ilk fırsatta CHP’den kaçar’

 

“Tek parti - milli şef diktatörlüğünün tüm baskılarına, 1938 soykırımının korkularının hala taze olmasına rağmen, 1950 seçimlerinde Dersim’de CHP yüzde 41, Demokrat Parti (DP) yüzde 59 oy almıştır. Bu sonuç, yakalanmış ilk fırsatta CHP’den kaçıştır açıkçası.”

Aleviler, inanç ve politik duruşlarına ilişkin yoğun bir tartışma süreci yaşıyor. Genelde cemevlerinin statüsü, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve diyanetle olan sorunlar gibi inanç boyutlu tartışmalar basında yansıtılsa da; Alevilerin siyasi duruşu konusunda da son yıllarda ciddi tartışmalar yürütülüyor. Alevi kurum ve organizasyonlarının bu tartışmalarında, politik iktidarların ve devletin Alevilere genel bakışı da sorgulanıyor. Alevilerin politik duruşu konusundaki sorgulama ve tartışmaları, AKP iktidarının, devleti ve toplum yaşamını dine göre yeniden yapılandırma gayretleriyle birlikte daha da derinleşiyor.
Türkiye’deki Aleviler, Cumhuriyet, Mustafa Kemal ve Cumhuriyet Halk Partisi ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçiriyor, sorguluyor. Kürt Aleviler de hem Cumhuriyet’e hem de kendi kimlik değerlerine yaklaşımlarını sorguluyor. Bu sorgulama beraberinde inanç algısı ve etnik boyutlu tartışmaları da derinleştiriyor. Türkiye’de demokrasinin gelişimi açısından en etkin güç olma potansiyeli taşıyan Aleviler, bu rollerini layıkıyla oynayacak mı; bunu zaman gösterecek. Ancak bu yönlü umut veren bir silkelenme çabasından söz edilebilir.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Parti Meclisi Üyesi ve Dersim eski Milletvekili Şerafettin Halis, Alevilerin Cumhuriyet ve CHP ile olan ilişkilerinin kökeninin tarihin derinliklerinde aramak gerektiğini belirtiyor. Halis, günümüzde Alevilerin, özellikle de Kürt Alevilerin Cumhuriyet ve onun kurumlarıyla olan ilişkilerini ve Kürt tarafındaki görüntüyü irdeliyor.

Alevilerin inanç boyutlu taleplerinde bir benzerlik görülse de, politik bakışta farklı arayış ve girişimler sözkonusu. Aleviler içi siyasal tartışmalar konusunda neler söyleyebilirsiniz? Alevilerin, geçmişte hep oy verdikleri Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) bugünkü bakışları nasıl?


Aleviler inanç boyutlu taleplerinde ortalamanın çok üstünde bir ortaklık yaşıyorlar. Deyim yerindeyse etnik kökeni her ne olursa olsun, Aleviler ortak ulusal bir refleks gösteriyorlar adeta. Alevilerin büyük çoğunluğunun hala CHP’ye eğilim gösterdikleri açıktır. Ancak Alevileri bir arka bahçe olarak görmenin ötesine varamayan CHP, AKP’nin Alevi sorununa yönelmesiyle Alevi sorunuyla daha fazla ilgilenme görüntüsü sergilemiştir. Türkiye’de Aleviler ne yazık ki kendilerine güven vererek kucaklayan partiler olmadığından zorunlu bir liman olarak sığındıkları CHP’den kopacak gibi de görünmüyorlar.

Türkiye Parlamentosu’nda oran olarak Alevi temsiliyet en fazla Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP). BDP’nin de desteklediği, farklı etnik, inanç ve politik dinamikleri gerçek bir demokrasinin inşası iddiasıyla buluşturmaya çalışan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi girişimler var. Aleviler, bu oluşum ve çabalara nasıl yaklaşıyor?


Türkiye Parlamentosu’na bakıldığında oransal olarak en fazla Alevi milletvekilinin olduğu parti biziz. Yani BDP. Ancak parti programı dâhilinde Alevi sorununa en doğru yaklaşan parti BDP olmasına rağmen, milletvekilliği oransallığıyla Alevi nüfusu ve BDP’nin aldığı oy bir tezatlık arz eder. BDP’de milletvekili sayısına denk düşen bir Alevi oyu görülmez. Alevilerin yoğunluklu yaşadığı illere bakıldığında bu kolayca anlaşılır. Halkların Demokratik Kongresi (HDK)’nin Alevi toplumuna ve Alevi dünyasına açık yansıyan bir ses ve görüntüsünün olmadığını söyleyebilirim. Bu konuda bir ilgi odağı oluşturamamıştır.

Aleviler, bugün Cumhuriyet’le olan ilişkilerini de sorguluyor. ‘Cumhuriyet’in teminatı’ olarak görülen Alevilerde devlet ve Cumhuriyet’i sorgulama tartışmalarına ilişkin görüşünüz nedir?


Burada bir sorgulama var doğrusu, bu sorgulama yeni değil. Zımni, yani örtülü bir şekilde her zaman vardı. Ancak çok büyük bir paradoksal görüntü de var. Cumhuriyeti, yine bir cumhuriyet partisi içinde kalarak sorgulama paradoksu. Alevilerin cumhuriyetin teminatı olarak gösterilmesi sadece bir görüntüden ibarettir, bir yanıltmacadır. Bir teminattan daha çok, korku ve kaygılarının istismarı üzerinden sözde laik devleti korumak adına kullanmadır. Teminat yerine böylesi bir değerlendirmenin daha doğru olacağı inancındayım.

Türk ve Sünni Cumhuriyet’in, Kürt ve Aleviyle ilişkisinin bugünkü düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türk -Sünni tanımlaması tam oturan bir tanımlama değil, esası Türk -İslam’dır. Çünkü esas dışlanmışlık Müslümanlığın diğer mezheplerine yönelik değil, yakın tarihe kadar İslam dışı olarak tanımlanan, bugün İslamlaştırılmak istenen Aleviliğedir. Bu konuda Alevilerin durumu azınlık statüsü içindeki Müslüman olmayan diğer inanç topluluklarına göre çok daha geri bir (statüsüz) durumdur. 
Türk -İslam sisteminin Kürtlere uyguladığı zulüm, ret ve inkâr, özgürlükçü Kürt siyasetinin vermiş olduğu mücadele ile aşılma aşamasına gelmiştir denebilir. Tarihte de Kürtlerin ve Türklerin İslam paydası üzerindeki dostluğu bilinir. Ancak, bir Alevi hareketi başlatılmakla beraber, Alevilerin ne tam rayına oturmuş bir mücadelesi var, ne de İslamla ortak bir paydası. Bundandır ki Alevilerin İslam kuşatmasındaki yalnızlığı sorunun çözümünü zorlaştırmaktadır.
Özgürlükçü Kürt siyasetinin vermiş olduğu mücadelenin kazanımlarını ve gücünü Alevi Hareketinin mücadeleleriyle buluşturmak çözümün zorluklarını aşmak için zorunludur. Zaten kendilerine her yerde açıkça Alevi diyemeyenlerin bu mücadele kazanımlarıyla eş zamanlı bir Alevi hareketine adım attıklarını biliyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk, bir siyasi figür olmasına rağmen, fotoğraflarının Alevi cemevlerine asılması da son dönemlerin bir diğer tartışma konusu. Bu konudaki görüşünüz nedir?


Alevi evlerinin ve özellikle cem evlerinin duvarlarında asılı Atatürk fotoğrafları rahatsız edici bir durum olsa da bu sadece bir sonuçtur. Bu sonuç, sonucu doğuran nedenlerden soyut değerlendirilirse Alevilere hakaret etme ve onları katillerine hayran olarak gösterme gibi yanlışlara düşülür. Nitekim uzun zamandan beri öyle de yapılıyor. Bu da Alevileri incitiyor ve incittiği kadar da bu tür değerlendirmeleri yapanlardan uzaklaştırıyor.
Aleviliğin kalbinin attığı yer olan Dersim’den bir somut örnekten yola çıkarsak; 2012 genel seçim sonuçları üzerinden, halka karşı sorumluluğu olmayan birçok insan, yurtseverlik adına - Avrupa’dan ve Türkiye’den- Dersimlilere ağır hakaretler yağdırmaya başladı. Dersimlilere “analarının tecavüzcülerine sevdalılar” vb. tarzında ahlaksızlık boyutundaki saldırılar bile oldu. Hedef alınan bu kitle BDP’ye oy vermeyen yüzde 78’lik bir kitleydi. Oysa ki duvarlardaki Atatürk resimlerinin ve Alevilerin CHP’den kopmamalarının nedenini bin yıllık tarihi arka planda, özellikle de son beş yüz yıllık zaman dilimindeki, Türk, Kürt İslam toplumlarının dostluklarında aramak gerekir. Tarihi haksızlıkların günümüze yansıyan yüzü, toplumsal bellekte yer etmiş korku ve travmanın Alevi toplumunda ve özellikle de Dersimlilerdeki etkisini görmeden değerlendirmeler yapmak tedavisi zor yaralar açar. Topluma saygı, toplumların hassasiyetlerini bilerek değerlendirmekten geçer. Bırakın bin yıllık ya da son beş yüz yıllık tarihi arka plana bakmayı, bu hakaret sahipleri zahmet edip 1950 genel seçim sonuçlarına bakmış olsaydılar, Dersimlilerin “katline aşık, analarının tecavüzcülerine sevdalı” olmadıklarını görür, kendi yaptıklarının bilinçsizce söylenmiş, kendilerini tatmin hezeyanı olduğunu belki anlarlardı.

Hilafet travması ve kötünün iyisini seçme

Tek parti - milli şef diktatörlüğünün tüm baskı ve korkutmalarına, 1938 katliamının korkularının hala taze olmasına rağmen, bu seçimlerde Dersim’de CHP yüzde kırkbir, Demokrat Parti (DP) yüzde 59 oy almıştır. Bu sonuç, yakalanmış ilk fırsatta CHP’den kaçıştır açıkçası. Bu durum diğer Alevi yerleşim alanları için de benzerlik arz eder. CHP’den kopmak isteyen Aleviler, DP’nin İslami argümanlar ve referanslara başvurması, yönünü cemaatlere çeviren politikalarının anlaşılması üzerine tekrardan CHP’ye dönmek zorunda kalıyorlar.
Bu seçim sonuçları, CHP’nin Aleviler için zorunlu sığınılmış bir liman olduğunu gösterir. Hilafet korkusu yaşayan Aleviler için, Mustafa Kemal’in göstermelik bir sonuca dayanan hilafeti kaldırması bile bir güven kaynağıdır. Çünkü Aleviler, tarihin en büyük kıyım ve katliamlarını, yüzyıllarca süren hilafet sürecinde yaşadılar. Mustafa Kemal ve CHP her ne kadar Dersim katliamıyla Alevilere yönelik açık yüzünü göstermişse de, hilafet döneminin zulmü çok daha ağır basmış olacak ki, Osmanlı’nın Hilafet travması CHP’yi alternatifsiz zorunlu bir sığınak haline getirmiştir. Kötünün iyisini seçme alternatifsizliği.

1990’ların başında itibaren Alevi kimliği rahat ifade edilmeye başlandı. Ancak özellikle Kürt Aleviler yalnızca Alevi inanç kimliklerini dillendirmeyi tercih ettiler. Hatta sanki Alevilik bir etnik kimlikmiş gibi zorlama izahatlara bile sığınanlar oldu. Günümüzde ise bu durum değişiyor gibi. Kürt Alevilerde etnik kimlik değerlerini sahiplenmeye yönelik bir eğilim görüyor musunuz? Bu yeni durum, Kürt Alevilerin örgütlenme çabalarına da yansıyor mu?


Tüm Türkiye Alevilerinde Alevilik kimliği etnik kimliğe göre daha baskındır. Buradaki Alevilik kimliği salt teolojik boyutlu bir inanç kimliği değil, sosyal kültürel bir kimlik halini almıştır. Bir yönüyle ortak kader kimliğidir. Selçukludan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Alevilere yönelik baskılar, Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında çok açık bir fark göstermemiştir. Dolayısıyla Alevilerin etnik kökenlerine bakmaksızın ortak ulusal bir refleks göstermesine neden olmuştur. Kürd’ün inkarı ve imhası söz konusu olunca da Kürdistan Alevilerinin bu zulümden pay almaması düşünülemez. Doğrusu Alevi örgütlenmelerinde, ya da daha doğrusu Alevilerin toplumsal güdülerinde etnik kimlik arayışı geri planda kalıyor hala.

Geçtiğimiz günlerde Adıyaman’da Alevilerin evleri işaretlendi. Bu olay akıllara 1978’deki Maraş katliamını getirdi. Alevilere karşı bu türden yeni saldırıların olasılığı var mı?

Alevilerin en büyük korkusu İslami olgu ve argümanların siyaset referanslarıdır. Bugün Türkiye’de İslami referanslarla yol haritası çizen siyasal bir iktidar var. Siyasette Türk İslam referansı bulundukça, Aleviler her an bir saldırının, Maraş Katliamı ve benzeri katliamların yapılacağının kaygısını hep taşırlar. Adıyaman’da işaretlenen evlere yönelik İçişleri Bakanı, “çocuklar yapmıştır” diyerek geçiştirmeye çalışsa da, bunun arka planının olmadığına inanmıyorum. Arka planda ne var tam olarak bilemem, ancak Türkiye’de Alevilerin hangi yol ve yöntemlerle katledildiklerini, “çocuklara” neler yaptırıldığını da biliyoruz.

BDP en fazla Alevi vekile sahip olmasına rağmen, Alevilerin sorunları konusunda kamuoyuna sesi yeterince yansımıyor veya yansıtılmıyor. Alevilerin sorunları CHP kimlikli şahsiyetlerin demeçleriyle gündeme getiriliyor. BDP, Alevilere hitap etme kanallarını yeterince kullanamıyor mu? BDP’nin Alevi politikasından bahseder misiniz?


Oransal olarak Alevi milletvekilin en çok olduğu BDP’de, vekil oranına denk düşen “Alevice” sesler yükselmiyor, bu doğru. Alevi sorunlarıyla ilgili güven veren, ses getiren çalışmalardan uzak bir seyir izleniyor adeta. Alevi vekiller, biyolojik olarak Alevi olmakla beraber, sorunlara yaklaşımda, temsiliyet ve çözüm arayışında, düşünsel ve siyasal olarak onların Alevi sayılmaları zor. Bir toplumun duygularını, değerlerini ve sorunları en iyi o toplumun bireyleri bilirler. Alevi aidiyetine ilişkin görev ve sorumluluk duygusundan uzak kalınması siyasette bazı zorlukların yaşanmasına kapı aralar. Kapı aralanmıştır. Parti programının ve niyetin Alevi sorununu çözmeye açık ve samimi olduğu bilinmesine rağmen, Alevilerle ilgili temel sorunlar ve günü birlik yaşananlar üzerine görünen bir pratik sergilenemiyor. Örneğin son süreçlerde çokça tartışılan Dersim katliamı CHP ve AKP arasında politik istismar aracı haline getirilmesine seyirci kalınmadı, ancak yeterince de ilgilenilmedi. Alevi köylerine Alevi imam atanmasına, Alevileri kaygılandıran, eğitimi İslamlaştırmayı amaçlayan kesintili eğitim politikasına, zamanaşımına uğrama tehlikesi gösteren Sivas Davası’na adeta seyirci kalındı. İskilipli Atıf Hoca gibi bir hilafetçiyi Meclis kürsüsünden savunmak ne yazık ki BDP’li bir vekilin işgüzarlığına kaldı. Açıkçası BDP sözde var, pratikte yok bir Alevi politikası ya da politikasızlığı içine düşmüş durumda. Dolayısıyla Alevi sorunlarıyla ilgili meydan CHP’nin samimiyetsiz sahiplenmesine terk edildi.

Alevileri, Türkiye’nin siyasi geleceğinde ne bekliyor? İnanç, etnik kimlik ve politik bir ayrışma mı; yoksa her farklılığın artık ‘takiye yapma’ zorunda kalmadan, kendi rengiyle çağdaş bir demokrasi için yeniden ve daha güçlü birlikteliği mi?


Aleviler inanç ve etnik toplumsal ayrışmaların kendilerine bir kazanım getirmeyeceği inancını taşıyorlar. Böyle bir arayış girişimini güçlüyü daha zalim, zayıfı daha mazlum kılacağını düşünüyorlar. Bu mazlumun da kendileri olacağını biliyorlar. Özgürlükçü Kürt siyasetinin demokratik cumhuriyet esprisi içindeki Demokratik Özerklik anlayışına uzak olmadıklarını, ancak bunun bir güven kaynağına bağlanması isteği sezinleniyor. Bir yönüyle Türkiye demokratik güçlerinin Kürt Özgürlük hareketiyle yol arkadaşlığının bir güvence kaynağı olduğuna inanılıyor. Özellikle Anadolu Alevilerinin bir bölünme paronayası yaşadıkları gözlenmektedir. Kürt siyasetinin bu konuda kendisini yeterince anlatamamasının da payı var.

Halil Dalkılıç / Politika

Gönderen maya_ Tarih: Cuma, 06. Nisan 2012 (43 okunma)
(0 yorumunuz? Devamı... | Yazdırılabilir sayfa  Bu haberi arkadaşına gönder | Puan: 0)


2813 Haber (352 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)


Günün Sözü

dil secimi
Arabirim Dilini Seçin:

Almanca Almanca (Du) Fransızca Türkçe İngilizce

Kim Çevrimiçi
Bütün Üyeler: 7 575
Bugün üye olanlar: 0
Dün üye olanlar: 0
Çevrimiçi Üye(ler): 0
Çevrimiçi Misafir(ler): 13


Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Gazi katliamını yeniden düşünmek
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Biber gazlı bayram
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

2012 “Nevruz”undan görüntüler
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

Newroz ruhu ile 1 Mayısa
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Aborijin sanatçı Joey İndi "Bu toprakların sahibiydik, bir gün beyazlar geldi, yabani hayvan avlar gibi bizi avladılar,
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Korkunun adı
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Barbarları beklerken
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

;Türkiye'de sistem kadınları siyaset dışına itiliyor'

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
insanlarin eroin diye kollarina enjekte ettikleri maddenin yuzde 70'inin laktoz oldugunu biliyormuydunuz?


pertekliyiz.biz