Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
civan hoca hewale ewindar

civan hoca hewale ewindar
Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi


Yönetim
g Yönetim Bölümü

2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Dersimli olmanın sıcaklığı
aktuelle News
Almanya’dan Van’a Dersimli sıcaklığı uzandı.. 

Van’da meydana gelen depremin hemen ardından depremzedelere nasıl yardımcı olabileceğinin telaşına düşmüş. Önceleri bir yardım kampanyası başlatmayı planlamış ancak Avrupa’da doğal afetler için yardım götüren bir dernek olmayınca çareyi üç gün içinde bir dernek kurmakta bulmuş.

“Dostlar Dostlara Yardım Ediyor” isimli derneği kuran Aygül Aras, topladığı yardımları bizzat Van’a götürerek depremzedelere ulaştırmış.

Bununla da yetinmeyen Aras, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin’i arayarak ilde ağabisine ait bir evi kente gelecek depremzede bir aileye tahsis etmek istediğini söylemiş. Tunceli’ye gelen Aras, ağabisine ait evi depremzede bir aileye tahsis etmiş. Ağabisine ait evin alt katında bulunan boş daireyi de Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz, Hıdır Coşkun ve Şaroğlu Ailesi’nin de desteğiyle kiralayıp eşya satın alınmasını sağlamış. Başkaca Vanlı depremzede aileyi de buraya yerleştiren Aras, geçtiğimiz günlerde Vanlı aileleri ortak bir yemekte buluşturmak istedi. Ancak Şırnak’ta 35 köylünün hava saldırısında yaşamını yitirmesi nedeniyle yemek iptal edilince, Belediye Başkanı Edibe Şahin ile birlikte iki Vanlı aileyi belediyede başkanın makam odasında bir araya getirdi.

 

Görüşmede Aygül Aras’ın her konuda büyük duyarlılık örneği sergilediğini belirten Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Aygül Hanım sadece Van konusunda her konuda son derece duyarlı biri. Kendisi Dersim’e gelip gittiğinde insanlara her anlamda yardımcı oluyor. Depremden sonra da bizleri arayarak yapabileceği ne varsa yapmaya hazır olduğunu söyledi. Depremzedeler için topladığı yardımları kendisi bizzat getirip dağıtımını sağladık. Yine ilimizde ağabisine ait bir evi depremzede bir aileye tahsis etti. Vanlı depremzedeleri bir yemekte buluşturmak istedi ancak yaşadığımız acı Şırnak olayı nedeniyle bu yemeği iptal etmek zorunda kaldık. Şu anda iki aileyi bir araya getirip tanışmalarını sağladık. Ben duyarlılığından dolayı Aygül Hanıma teşekkür ediyorum” dedi.

Van’ın deprem nedeniyle boşalmasını istemediklerini ifade eden Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Ancak malum Kış mevsimindeyiz ve Van’da ağır Kış koşulları var. Bizler de belediye olarak Vanlı depremzedelerin bu mevsimi rahat geçirmeleri için yurttaşlarımızdan evlerini Vanlı depremzedelere açmalarını istedik. Bu talebimize daha çok köylerden yanıt geldi. Ancak çoğu ailenin okuyan çocukları olduğu için bunu gerçekleştiremedik. Buraya gelip yerleşen ailelerin sorunlarıyla belediye olarak yakından ilgilenmeye devam ediyoruz. Esnafımızın da bu konuda duyarlılık göstereceğine ve destek olacağına inanıyoruz” diye konuştu.

Aygül Aras ise; Van’ı depremin ardından gezip gördüğünü belirterek, “Van, televizyon ekranlarından göründüğünden çok daha kötü durumda. Çadırkentleri ziyaret ettim. Belediye tarafından oluşturulan çadırkentlerde insanlar bir nebze de olsa daha rahattı ancak Valilik tarafından oluşturulan çadırkentlerde insanların daha kötü durumda olduğunu gördüm. Genel itibariyle insanlar oldukça kötü şartlarda hayata tutunmaya çalışıyorlar. Van nüfusunun yüzde 80’inin deprem nedeniyle göç ettiği söyleniyor. Kalan yüzde 20’lik kısım bu şekilde yaşıyorsa diğerleri göç etmeseydi yaşanacak manzarayı tahmin dahi edemiyorum” dedi.

Aygül Aras, gerek Van için gerekse de diğer sorunlar konusunda herkesin yapması gereken bir şeyler olduğuna inandığını sözlerine ekledi.

Deprem nedeniyle Van’dan gelip Tunceli’ye yerleşen depremzede Fehmi Arslan ise, kendilerinin büyük acılar yaşadığını belirterek, “Depremin ardından gelip buraya sığındık. Sağolsunlar Belediye Başkanımız ve Aygül Ablamız bizlere sahip çıktı. Her şeyimizle ilgileniyorlar, bizlere anne gibi davranıyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

Newededersim

Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (90 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Dersim Belediye Başkanı Şahin, 2011 Yılını Değerlendirdi
aktuelle News


 Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, göreve başladıkları andan itibaren yaptıkları çalışmalarda Dersim'in, doğasıyla, insanıyla ve kültürüyle bütünleşerek bir kimlik kazanmasına önem gösterdiklerini, planlamalarını ve projelerini bu çerçevede yaptıklarını söyledi.

Belediye olarak altyapı ve üstyapı çalışmalarının yanı sıra sosyal, kültürel çalışmaları da birlikte yürüttüklerini ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

"Bu çalışmalarla birlikte aynı zamanda belediyenin kendi iç işleyişiyle ilgili bir takım çalışmaları da disipline etmemiz gerekiyordu. Bu süre içinde bir hayli yol aldık diyebiliriz. Altyapıda genel anlamda şunu söyleyebilirim özelikle Uzunçayır barajının yapılması ile birlikte atık su arıtma sorunu açığa çıktı. Biz de atık su arıtma ve kanalizasyon projesini hayata geçirdik. 2012 yılında, planladığımız süreden daha kısa bir sürede deneme çalışmaları başlayacak. Bu proje ile kanalizasyon sistemini de diyebilirim ki yüzde 75 oranında yeniledik ve kentin temel anlamda kanalizasyon sorunu çözüldü. Ama kentimizin sınırları her geçen gün genişliyor. Tabi yeni eklentilerde olacak. Yağmur suyu, altyapı çalışmaları hiçbir şekilde yapılamış, kanalizasyona gitmekte bu da sıkıntı yaratmakta. Bu sene proje çalışmasını bitirdik. İnşallah seneye fonunu bularak, yağmur suyu drenaj çalışmalarında bitirmiş olacağız."

Şehrin içme suyu ile ilgili sıkıntılarının olduğunu belirten Şahin, yeni su kaynaklarını projelendirme konusunda çalışmaları başlattıklarını, bunu da 2012 yılında hayata geçireceklerini söyledi.

-Yeşil alan, park ve çocuk Oyun alanlarını çok önemsiyoruz- 
Şahin, yeşil alan, park ve çocuk Oyun alanlarını çok önemsediklerini ifade ederek, açıklamasına şöyle devam etti:

"Kentimiz çok dağlık bir alanda olduğu için ciddi anlamda park sorunu, çocuk Oyun alanları sorunu vardı. ve bir değeri de kentimizin sosyo-kültürel yapısı buna çok uygun. Çocuktan, gence, yaşlısına kadar herkes sabah spor yapan bir yapısı var. Biz de bunu göz önünde bulundurduğumuzda, çalışmaları yürütürken dezavantajlı gurupları hiç unutmadık. Başta kadınlar geliyor, engelliler, yaşlılar ve tabi bir de çocuklarımız var. Biz yaptığımız park, yeşil alan çalışmalarında, her mahallenin mutlaka kendisine en yakın bir bölgesinde bir park çalışması yürüttük. Bu çalışmalar sadece park çalışması değil, aynı zamanda spor aletleri yerleştirmeyi hedefledik ve bu yıl içerisinde de hemen hemen bütün mahallelerimize spor aletlerini de yerleştirdik. Tabi engellilerin ve çocukların spor aletlerini de unutmadık."

Kentin ulaşım sorununu çözmek için çalışmalar yaptıklarını belirten Şahin,

"Ulaşım sorunun çözümü için yeni bir otobüs aldık. Bir mahallemize ve toplu konut alanına yeni servis koyduk. Kendi gücümüz oranında şu anda çok acil olan ulaşım sorunu da çözmeye çalıştık" diye konuştu.

Esentepe mahallesinde örnek bir yerleşim yeri oluşturmak için çalışma yürüttüklerini ifade eden Şahin, "Esentepe mahallesinde 397 parselli bir yer var. Biz biraz model olması açısından buranın önce altyapısını yaparak daha sonra ruhsat vermeyi uygun bulduk. Yol çalışmalarını başlattık ve kanalizasyon projesini de tamamladık. Önümüzde ki yıl kanalizasyonunu da tamamlayarak daha sonra yapı ruhsatlarını vererek bir ilki yapmış olacağız" dedi.

Şahin, araç ve ekipman konusunda ciddi adımlar attıklarını, vakumlu bir süpürme aracı, bir otobüs aldıklarını söyledi. Özellikle itfaiyenin yenileme konusunda önemli çalışmaları olduğunu anlatan Şahin, "Hem itfaiye erlerini eğitime gönderme, hem de giysi ve araç gerecini tamamlayarak yeni ekipmanlar aldık. Bir itfaiye aracı ve vidanjör siparişi verdik. 2012 yılında bu iki aracımız gelecek" diye konuştu.

Kentte bütün mezarlıkların bakımını, onarımını, yollarını ve aynı zamanda da her mezarlığa su götürme çalışmalarını yaptıklarını anlatan Şahin, önümüzde ki yıl yeni bir mezarlık alanını kentin hizmetine sunacaklarını kaydetti.

Şahin, imar planı yenileme çalışması başlattıklarını, bu konuda ciddi anlamda bir yol kat ettiklerini anlattı. Katı atıkla ilgili çalışmalarının bulunduğuna da işaret eden Şahin, "Katı atık da henüz bir sorun. Şu anda vahşi depolama yöntemi ile topluyoruz çöplerimizi. İlçelerimizle birlikte bir birlik oluşturduk. Bu birliğin tüzüğü de geçti. Önümüzde ki yıl yer tespit çalışması ile birlikte inşallah katı atık tesisinin de temelini atmış olacağız" diye konuştu.

Şahin, yaptıkları çalışmalarla bu kentin insanıyla bütünleşmesini, onun içinde inançlarını unutmadıklarını ifade ederek, "Çünkü Dersim deyince Alevi Kızılbaş inancı akla gelmekte. Bu anlamda da bizim belediye sınırları içerisin de bulunan ziyaret yerlerini de gerçekten kendi özüne uygun bir biçimde halkımızla birlikte temizleyerek düzenleme çalışmaları da yaptık" dedi.

-2012 yılı çalışmaları- 
Şahin 2012 yılında atık su arıtma tesisi faaliyete geçireceklerini, katı atık işleme tesisinin temelini atacaklarını söyledi.

Otogar çalışmasını bu yıl başlattıkları, mevcut sıkıntıları aşarak, 2012'de en azından proje aşamasını bitirmek istediklerine dikkati çekerek, açıklamasını şöyle tamamladı:

"Devam eden 18. madde uygulaması, imar planı çalışması da bitirmemiz gereken projeler içerisinde yer alıyor. Yeni su kaynakları bulma çalışmaları başlatacağız. Munzur Çayı kenarını rehabilite etme, yeni yaşam ve spor alanları, yürüyüş alanları yapma konusunda çalışmalarımız devam edecek. Yeni park yapma çalışmalarımız devam edecek. Sosyal konut konusunda ilimizde ciddi bir ihtiyaç var bu konuda bir fizibilite çalışmamız var. Yine 3 mahallemizin jeolojik sorunu var. Bunun için bu yıl bir çalışma yürüttük. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ile belli bir aşamaya getirdik. Ama şimdi Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nün kurulması ile birlikte biraz görev kargaşası oldu. Çevre ve Şehircilik Müdürümüzle bir ön görüşme yaptık. Önümüzde ki yıl bir mikro etüt çalışmasıyla, bu 3 mahallenin sorunun çözümüne yönelik adımların artık kesinleşmesi gerekiyor. Aslında bu yıl ki hedeflerimizin arasındaydı ama yeni bir bakanlık kurulunca çalışmalar bir yerde durdu. Ama önümüzde ki yıl özellikle mikro etüdün, jeolojik etüdün yapılması konusunda çalışmaları bitireceğiz." (aa)

Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (53 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Diyarbakır Cem Evi
aktuelle News
Prof. Dr. İrfan Açıköz; Diyarbakır Cem ve Kültür Evi

Bu yazıyı okuduğunuzda Diyarbakır’da Cem ve Kültür Evi açılmış olacak.

Prof. Dr. İrfan Açıköz

8 Temmuz 2011’de güzel ve anlamlı bir törenle temeli atılan Cem ve Kültür Evi 25 Aralık 2011’de halkın hizmetine girmiş olacak.

Diyarbakır Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri, Surp Giragos Ermeni Kilisesinin geçtiğimiz Ekim ayında onarılıp hizmete sunulmasının ardından Diyarbakır’da yaşayan Aleviler için önemli bir kurumun inşa sürecinde büyük bir rol üstlendi.

Bu kurumun hayat bulmasında emeği geçen tüm kurum ve kişilere bir kez daha teşekkür ediyorum.

Çok kültürlü bir kadim şehir olma özelliğini Cem ve Kültür Eviyle bir kez daha sergileyen Diyarbakır’la ve Diyarbekirlilerle ne kadar gurur duysak azdır.

“Sırlarını Surlarına Fısıldayan Şehir”* diye anılan;

Amed, Dikranegerd, Diyarbekir ve en son sevgili yazarlarımız Şeyhmus Diken ve Mıgırdiç Margosyan tarafından DikranAmed diye adlandırılan bu kadim ve büyük şehrimizin bir eksiği daha giderilmiş oluyor böylece.

Diyarbakır Cem ve Kültür Evinin Tüm canlara ve dostlara, yakında gireceğimiz yeni yıldan başlamak üzere barış içinde yan yana yaşanacak bir dünyanın kapılarını açmasını diliyorum.

Son olarak özgür basına yönelik gözaltı ve tutuklamalarla güzel ülkemiz, muhaliflerin ve özellikle Kürtlerle ilintili her şeyin ve herkesin tutsak edildiği kocaman bir mahpushaneye çevrilmiş durumdadır.

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/Ve bir orman gibi kardeşçesine” dizeleriyle özlemimizi ve umudumuzu yıllar önce dile getiren büyük Şair Nazım Hikmet’in dileğine katılmamak olası mı?

Yeni yıla girmek üzere olduğumuz bu günlerde tüm okuyucuların yeni yılını kutlarken tutukluların bir an önce özgürlüklerine kavuşarak yeni yılı sevdikleriyle birlikte karşılamalarını yürekten diliyorum.

1921 Anayasasının kazanımlarını bir çırpıda yok eden 1924 Anayasasından sonra 13 Aralık 1925’te Alevi inanç kurumları da yasaklanmıştı.

1982 Anayasasının 174. Maddesinin konumuzla ilgili kısmı şöyledir: 

 “I. İnkilap Kanunlarının Korunması'

 Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkilap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:


1. …., 2….,3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; 4. ..., 5. …., 6. …., 7. …., 8. …..” 1925 yılından sonra farklı inanç, kültür ve etnik kökene sahip yurttaşlar ve kurumlar üzerinde çok ağır baskı koşulları gündeme getirildi. İzleyen yıllarda isyanlar ve katliamlar yaşandı.

“Tek millet, tek bayrak, tek din” anlayışıyla tüm farklılıklar asimile edilmeye ve yok edilmeye çalışıldı.

“Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.”

**Tüm yurttaşların vergisiyle beslenip büyütülen Diyanet İşleri Başkanlığı(DİB), her türlü koşulda anayasal güvence içinde korunup kollanmıştır. Bugün, milyonları bulan bütçesi ve binlerce çalışanı ile sadece belirli bir inanca yönelik çalışmalarını “başarıyla” sürdürmektedir.

Bu devasa kurumda farklı inanca sahip insanları bulmak neredeyse olanaksızdır.

Yaşadığımız en büyük aykırılıklardan ve ayıplardan biridir bu durum. DİB, Cem Evlerini ibadethane statüsünde görmemektedir.

Aslında yıllardır süregelen devlet aklı da bu yöndedir.

Bu zorluklara rağmen Alevi Kültür ve İnanç Kurumları, sivil toplum örgütleri ve Pir Sultan Dostları diye adlandırabileceğimiz tüm kuruluşlar Cem Evlerinin statüsünün belirlenmesine yönelik kararlı bir mücadele yürütmüşlerdir.

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, geçtiğimiz Ekim ayında Çankaya Cemevi Yaptırma Derneğinin kapatılmasını ret ederek bir anlamda Cem Evlerinin statüsünü belirlemiş oldu.

Böylece, ibadetlerini ve kültürel etkinliklerini gizlice yapmak zorunda kalan Aleviler temel bir insan hakkı olan ibadetini ve kültürünü yapma ve yaşatma hakkına uzunca bir mücadeleden sonra kısmen de olsa sahip oldular.

1924 yılından sonra yaşanan süreci incelersek Diyarbakır Cem ve Kültür Evinin açılmasının önemli ve tarihi bir adım olduğunu görürüz. Ermeni, Süryani, Kürt, Türk, Arap, Yahudi ve Ezidiler gibi farklı halkların; Müslüman, Hıristiyan, Musevi ve Alevilerin barış içinde yan yana yaşadığı çok kimlikli bir şehirden bahsettiğimize göre Aleviliğe özgü bir kurumun yapılması ve yaşatılmasının aslında bir geleneğin devamı olması anlamında yerinde fakat geç kalınmış bir adım olduğunun farkına varmamız gerekir.

Yakın tarihte, 7 Alevi-Türkmen köyüne ev sahipliği yapan Diyarbakır, gelişen ve değişen koşullar sebebiyle nasıl Ermenilerini, Süryanilerini ve Yahudilerini kaybettiyse Alevilerini de kaybetmek üzeredir.

Alevi köyleri bir çok sebepten ötürü hızla boşalmakta ve köylerin sayısı azalmaktadır.

Şu an sadece Seyyid Hasan, Şükürlü ve Türkmenacı Köylerinden bahsedebiliyoruz.

Diğer köylerdeki Alevi nüfus ya bitmiştir ya da bitmek üzeredir.

Boşalan köylerden göçen Aleviler Türkiye’nin ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerine yerleşmiş durumdadır.

Diyarbakır’da bugün yaşayan Alevilerin sayısı 5000 civarındadır.

Pir Sultan Abdal Derneği Diyarbakır Şubesi ile Büyükkadı ve Şarabi Köylüleri Kültür ve Dayanışma Derneği içinde örgütlenmeye, sorunlarını paylaşmaya ve çözmeye çalışan Alevilerin Diyarbakır Cem ve Kültür Evi gibi bir kurumsal yapıda daha bütünleyici, barışçı, insancıl ve bilimsel temeller üzerinde geleceği birlikte örmelerini diliyorum.

Bundan sonrası için çalışmaların planlanması ve yapının ileriye götürülmesi büyük önem taşımaktadır. Planlama; öncelikle bir genel yönetim birimi oluşturularak geleneklerin yaşatılmasını, cem ve semah çalışmalarının düzenlenmesini, cenaze ve taziye hizmetlerinin sunulmasını, panel ve konferansların düzenlenmesini, farklı ama eşit ilkesiyle genç kuşakların eğitilmesini içermelidir. Aksi durumda, sadece tabeladan ibaret bir kuruma dönüşme tehlikesi vardır. Binlerce yıldır insanların kanı ve canı pahasına yaşatılan ve günümüze kadar getirilen bu kadim kültürün tanıtılması, tartışılması, farklı kültür ve inanç çevreleriyle etkileştirilmesi, Türkiye’nin çözmeye çalıştığı temel sorunların çözümüne sorunları ortaklaşma temelinde katkı sunması ekseninde yapılacak çalışmalar hem bölgemiz hem de Türkiye için büyük anlam taşımaktadır. Örneğin, ilk işlerden biri bir arşiv oluşturmak olmalıdır diye düşünüyorum. Böylece, geç kalmış olsak da yaşayan değerleri korumaya almış ve araştırmacıların hizmetine sunmuş oluruz.

“Hararet nardadır sacda değildir/Keramet baştadır tacda değildir /Her ne arar isen kendinde ara/Kudüste Mekkede Hacda değildir” diyen Hacı Bektaş Veli’nin; “Aşk harmanında savruldum/Hem elendim hem yuğruldum/Kazana girdim kavruldum /Meydana yetmeğe geldim/Ben Hakk'ın edna kuluyum/Kem damarlardan beriyim/Ayn-ı cemin bülbülüyüm /Meydana ötmeğe geldim” diye yazan ve söyleyen Pir Sultan Abdal ve nice ulu ozanların deyişlerinde dile getirdikleri gerçekleri savunan ve ezene karşı ezilenlerin yanında saf tutan Kızılbaş Alevilerin Demokratik Türkiye’nin inşasında canla başla çalışmalarını umut etmek istiyorum.

Aşk ile…

(Dersim Gazetesi)

Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (64 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

8 cenazenin de kafası kopartılmış!
aktuelle News  İstanbul - Bingöl Yayladere kırsalında 15 Aralık'ta infaz edilen 8 HPG gerillasının kimlikleri, cesetler tamamen yakıldığı için teşhis edilemiyor. Yaşamını yitirenler arasında oğlu olduğunu düşünen Mehmet Karakaya, "8 cenazeye tek tek baktık. Hepsinin burundan yukarısı, kafa kısmı tamamen yok edilmiş. Hepsinin kafaları kopartılmış’’ dedi.

Bingöl'ün Yayladere kırsalında 15 Aralık'ta operasyonda infaz edilen 5'i kadın 8 gerillanın cesedi otopsi yapılmak üzere 17 Aralık'ta İstanbul'a getirildi. Yenibosna Adli Tıp Kurumu önünde İHD, YAKAYDER, Barış Anneleri ve BDP'lilerin bekleyişleri sürüyor. 

Cenazelerin kendi çocuklarına ait olabileceği endişesiyle şimdiye kadar 3'ü İstanbul'da, 3'ü Diyarbakır'da olmak üzere toplam 6 aile, cenazelerin kimlik teşhisi için savcılığa başvuruda bulundu. 

İstanbul'da başvuranlardan biri de Mehmet Karakaya. Oğlu Şerif Karakaya'nın gerilla saflarında olduğu ve Bingöl kırsalında bulunduğu düşüncesiyle cenazelerin İstanbul'a getirilmesinden hemen sonra önce İHD'ye sonra Adli Tıp Kurumu'na gidip başvuruda bulundu.

'HEPSİNİN KAFASI KOPARTILMIŞ!'

İnsan Hakları Derneği'ne giderek hukuki yardım talep eden Karakaya, daha sonra dernek yetkilileri ile birlikte Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'na gitti. Savcılığa, cenazelerden birinin oğluna ait olabileceğini, teşhis için cenazelerin gösterilmesini ve DNA testinin yapılması için başvuruda bulunan Mehmet Karakaya, savcılıkta engellemelerle karşılaştı ve oradan uzaklaştırılmak istendi. Ancak Karakaya'nın ısrarlı davranması üzerine savcılık yetkilileri cenazeleri göstermek zorunda kalırlar. Karakaya, savcı ve güvenlik görevlileri nezaretinde İHD yetkilileri ile birlikte gördüğü cenazeleri şöyle anlatıyor: "8 cenazeye tek tek baktık. Hepsinin burundan yukarısı, kafa kısmı tamamen yok edilmiş. Yani hepsinin kafaları kopartılmış. Vücudun kalan kısımları tamamen yakılmış bir kömür yığını şeklindeydi. Öyle yakılmış ki, cinsiyetlerini bile ayırt edemezsiniz. Bütün organları yakılıp yok edilmiş. Cenazeleri teşhis etmek mümkün değildi."

NEDEN İSTANBUL? 

Savcılık, cenazelerin gösterilmesinin ardından cenazelerle ilgili kendilerinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığını, cenazelerin neden İstanbul'a getirildiğini anlayamadıklarını, kimlik bilgileri için Elazığ'ın Karakoçan ilçesindeki cumhuriyet savcılığına başvurmaları gerektiğini söyledi. 

Şimdiye kadar gerilla cenazeleri kimlik tespiti için genellikle Malatya Adli Tıp Kurumu'na gönderilirdi. Mehmet Karakaya, bu kez İstanbul'un tercih edilmesini ise şöyle yorumladı: "Bizim gördüğümüz kadarıyla yoğun kimyasal kullanmışlar. İstanbul'a getirmelerinin nedenleri vardır muhakkak. Belki Malatya'da kimlik tespiti yapamayacaklarını bildikleri için İstanbul'a getirildi. Belki, Kürdistan'da yoğun katılımla kaldırılan gerilla cenazelerinden sonra gerilla ailelerini yıldırarak Kürt halkına mesaj veriyorlar. Yada batı metropollerindeki Kürt halkının gerilla cenazeleri karşında gösterecekleri tepkiyi, sahiplenme refleksini görmek istediler."

İstanbul'dan herhangi bir bilgi elde edemeyen Mehmet Karakaya ve diğer iki aile, Karakoçan'ın yolunu tutarlar. Anca Karakoçan'daki savcılığa vardıklarında da ilginç bir tepkiyle karşılaşırlar. Karakaya, Karakoçan'da yaşadıklarını da, şöyle anlattı: "Oradaki savcı dosyanın kendilerinde olmadığını, dosyayı Diyarbakır'a gönderdiklerini ve hemen burayı terk etmemizi istedi. Savcının yanındaki güvenlik güçleri küfür ederek bizi yaka paça dışarı attılar. ‘Çocuklarınız gibi yakılmak istemiyorsanız bir daha buraya gelmeyin, gelirseniz sonunuz onlar gibi olacak' dediler."

'İLÇE HALKI BASKI ALTINDA'

Diyarbakır’a gitmeden ilçe halkından çatışmayla ilgili bilgi almak isteyen aile, bu kez de devletin ilçedekileri tehdit ettiği gerçeğiyle karşılaştı. İlçedekilerin, ağız birliği etmişcesine tek kelime etmediklerini söyleyen Karakaya, "Çatışmanın nerede olduğunu sorduğumuzda, aslında çatışma olmadığını, bir vahşetin yaşandığını ama bu konu hakkında bir şey söylemek istemediklerini belirttiler. Eğer bir şey söyleyeceklerse de, bunu bağımsız bir heyete anlatabileceklerini söylediler ve bizim de zaman kaybetmeden oradan çıkmamızı istediler. Çünkü güvenlik güçlerinin kendilerini tehdit ederek bu konu hakkında konuşanın akıbetinin de 8 gerilladan farklı olmayacağını söylediklerini anlattılar" diye konuştu.

SAVCILIK AİLELERİ KOVUYOR!

Karakoçan’dan çıkıp bu kez Diyarbakır’a giden 3 aile, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunur. Savcılık, dosyanın kendilerine gelmediğini, cenazelerin de İstanbul’da olduğunu ve İstanbul’a gitmelerini ister. Savcılık, aileyi kovarak, 'bir daha gelmemeleri' uyarısında bulunur. Savcılık kapısında bekleyen güvenlik güçleri tarafından küfür ve hakaretle oradan uzaklaştırılmak istenen aileler, kimliklerle ilgili bilgi almadan Diyarbakır'dan ayrılmayacaklarını kararlı bir şekilde savcılık yetkilerine anlatır. 

Karakaya, devamında ise şunları anlattı: "Diyarbakır'da dört gün boyunca sürekli savcılık kapısında bekledik. Bize herhangi bir bilgi verilmeden buradan gitmeyeceğimizi ve gerekirse açlık grevine gireceğimizi söyledik. Israrlı davrandığımızı gören savcılık, dördüncü günün sonunda DNA testi için kan vermemizi kabul etti. Kan örneği verdik. 'Siz gidin, biz size haber vereceğiz' dediler. Ne zaman sonuçlanacağını sorduğumuzda da ‘Bir ay da olabilir, bir yıl da olabilir. Bir daha da buraya gelmeyin' dediler. Biz de İstanbul'a geri döndük ve yeniden Yenibosna Adlı Tıp Kurumu önünde beklemeye devam ettik. O gün bugündür sabahtan akşama kadar kapıda nöbet tutuyoruz. Her gün kurumun önündeki güvenlik güçlerinin hakaretlerine, küfürlerine, tacizlerine maruz kalıyoruz. Oysa bilmeliler ki, ne bizi, ne çocuklarımızı kimyasal silahlarla öldürerek bitiremezler."

‘CENAZELERİMİZ SAHİPSİZ DEĞİL’

Son olarak, uluslararası bağımsız bir heyetin olayı incelemesini ve bağımsız doktorlar tarafından cenazelerin nasıl bu hale getirildiğini, kimyasal kullanılıp kullanılmadığının açıklanmasını talep eden Karakaya, "Ayrıca oğlum bu cenazelerin içerisindeyse tespit edilip cenazesinin bana teslim edilmesini istiyorum. DNA’ları tespit edilmeden, kimlikleri açıklanmadan defnedilmelerini kesinlikle istemiyoruz" dedi.

Kürt halkını da, evlatlarına sahip çıkmaya davet eden Karakaya, sözlerini şöyle bitirdi: "Bu cenazeler Kürt halkınındır, Kürdistan'ın çocuklarınındır. Sahipsiz değiller. Çocuklarımızın kimlik tespiti için ve insanca cenazelerimizi almak için sonuna kadar direneceğiz."

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (58 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Dört günde 6 Kürt askeri intihar eder mi?
aktuelle News  İstanbul - Kışladaki şüpheli asker ölümlerine her gün yeniler ekleniyor. Son dört günde Hakkâri, Elazığ, Antep, Kastamonu ve Çanakkale'de 6 Kürt asker yaşamını yitirdi. Askerlerin dördünün intihar ettiği, ikisinin yanlışlıkla birbirini vurduğu iddia edildi. Aileler iddialara inanmayarak İHD ve Mazlum-Der’den hukuki yardım talebinde bulundu. Milli Savunma Bakanlığı ise son 5 yılda kışlada intihar ederek yaşamını yitiren asker sayısının 408 olduğunu açıklarken, intihar vakalarının birçoğunun bunalım iddiasıyla yaşandığını ileri sürdü.

30 Aralık günü Hakkâri’nin Yüksekova İlçesi 34’üncü Piyade Tugay Komutanlığı’nda askerliğini yapan 21 yaşındaki er Ahmet Sezgin ve ismi henüz öğrenilemeyen bir asker kurşun yarasıyla yaşamını yitirdi. Olay, ailelere iki askerin yanlışlıkla silah kazası sonucu birbirlerini vurduğu şeklinde açıklanırken, aslen Batman'lı olan Sezgin ailesi oğullarının ölümünün şüpheli olduğu gerekçesiyle İHD’den hukuki yardım talebinde bulundu. 

Bir diğer kışlada ölüm haberi ise 31 Aralık’ta Kastamonu’nun İnebolu ilçesinden geldi. Jandarma Komutanlığı’nda askerlik yapan 22 yaşındaki Doğukan Kahyaoğlu’nun nöbet tutan arkadaşının tüfeğini alarak intihar ettiği iddia edildi. Malatya doğumlu olan Kahyaoğlu’nun ailesi de olayın soruşturulmasını istedi. 

Yılın son günü kışlada ikinci ölüm vakası Antep Islahiye’de meydana geldi. Islahiye’de askerlik yapan Urfa’nın Siverek ilçesi nüfusuna kayıtlı Semih Çiftçi’nin de yılbaşı gecesi intihar ettiği iddia edildi. Aynı gece Elazığ Poyraz Köyü Jandarma Karakolu’nda askerlik yapan, Van Muradiye Ünseli Beldesi nüfusuna kayıtlı 19 yaşındaki Lütfü Esmer isimli askerin de nöbet esnasında bilinmeyen bir nedenle intihar ettiği ileri sürüldü. Çanakkale’nin Gelibolu İlçesi’nde kısa dönem askerlik yapan Dersimli Deniz Yurtsever’in de arkadaşından aldığı G-3 silahıyla intihar ettiği iddia edildi. Kışlada intihar ettiği ileri sürülen 6 askerin de Kürt kökenli olması ve hiçbir psikolojik sorunlarının bulunmaması ailelerinde şüpheye yol açtı. 

“İNTİHAR ETTİĞİNE İNANMIYORUZ”

İntihar ettiği ileri sürülen Semih Çiftçi’nin amcasının oğlu Şehmus Çiftçi ANF’ye açıklamalarda bulunurken, intihar olayına kesinlikle inanmadıklarını söyledi. “Kuzenim Semih, son olarak yılbaşı akşamı saat 20:00’da ailesiyle konuşmuş. Askeri yetkililer ise Semih’in bu konuşmadan iki saat sonra intihar ettiğini bildirdi” diyen Şehmus Çiftçi, kuzeninin intihar edebilecek birisi olmadığını, herhangi bir sorununun bulunmadığını belirtti. Semih Çiftçi’nin son derece neşeli bir insan olduğunun altını çizen kuzen Çiftçi, “İntihar konusunda ciddi anlamda şüphelerimiz var. Otopsi raporunu istedik. Bu olayın takipçisi olacağız” şeklinde konuştu. 

'BU ŞEKİLDE İNTİHAR ETMEK ÇOK MANTIKSIZ'

Bir başka asker yakını ise Deniz Yurtsever’in ablası Songül Alver. Gelibolu’da askerlik yapan kardeşinin Ocak ayı sonunda terhis olacağını söyleyen Alver, herhangi bir psikolojik sorunu bulunmayan Yurtsever’in intihar ettiğine inanmadıklarını söyledi. 

İntihar vakasının kendilerine, kardeşinin nöbet yerine götürdüğü erlerden 'domuz gelebilir, domuzu vurmak için' aldığı G-3 silahı ile intihar ettiği şeklinde aktarıldığını ifade eden abla Alver, “Fakat bu açıklama bana mantıklı gelmedi. Üstelik insanın, bu silahı kalbine dayayarak intihar etmesi çok zor. Kardeşimin intihar ettiğine inanmıyorum, onunla en son Pazar günü konuştum. Neşesi oldukça yerindeydi, herhangi bir sorunu yoktu” dedi.

“YEĞENİM İNTİHAR EDECEK BİRİ DEĞİLDİ”

Elazığ merkeze bağlı Poyraz Köyü Jandarma Karakolu’nda askerlik yaparken yılbaşı gecesi intihar ettiği ileri sürülen 19 yaşındaki Vanlı Lütfü Esmer’in dayı Mehmet Güneş de ajansımıza yaptığı açıklamada, yeğeninin intihar ettiğine inanmadıklarını söyledi. Dayı Güneş, “Yeğenim, 2 aylık askerdi, Van depremi dolayısıyla 50 günlük izin kullandıktan sonra birliğine geri dönmüştü” derken, yeğeninin hiçbir sorunu bulunmadığına dikkat çekti. “Yeğenim intihar edecek kadar cahil değildir, yılbaşı gecesi 4-6 nöbetini tuttuğu esnada iddiaya göre G–3 piyade tüfeğiyle kendisini vurmuş” diyen acılı dayı, Lütfü Esmer’in intihar etmediğinden emin olduklarını, olayın takipçisi olacaklarını bildirdi. 

“NİÇİN HEP KÜRT ÇOCUKLARI İNTİHAR EDİYOR?”

Askere giden Kürt çocuklarının çoğunun askerde intihar ettiği veya kazaya kurban gittiğinin açıklandığına da dikkat çeken Mehmet Güneş, “Asker ocağında hep Kürt çocukları mı intihar ediyor? Bu askerlik, nasıl bir ortamdır ki gençlerimiz hayatlarına son veriyor. Orada neler yaşanıyor ki, bu çocuklar yaşamlarına kıyıyor. Bu durum son derece düşündürücü. Tüm bu intihar ve kaza dialarının derinlemesine soruşturulması gerektiği kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

ANF NEWS AGENCY 
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (69 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Çanakkale'de Dersimli askerin şüpheli ölümü
aktuelle News  Çanakkale - Çanakkale'de askerliğini yapan Deniz Yurtsever'in, G-3 piyade tüfeği ile kalbine ateş ederek intihar ettiği iddia edildi. 

ETHA’nın haberine göre, Çanakkale Gelibolu'daki topçu birliğinde askerliğini yapan Deniz Yurtsever (31), dün gece birliğinde yaşamını yitirdi. 

Sabah saatlerinde ailesine haber verilirken, Yurtsever'in ölümünün "intihar" olduğu söylendi. Askerliği boyunca kendisine silah verilmeyen Yurtsever'in, nöbet değişimi için saat 02.00 sıralarında askerleri nöbet yerine götürürken yanındaki askerin silahını aldığı ve kalbine ateş ettiği ileri sürüldü. Olay yerinde yaşamını yitiren Yurtsever'in cenazesi Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Acı haber, Adana'daki ailesine sabah saat 06.30'da ulaştırıldı. 

Kısa dönem askerlik yapan Deniz Yurtsever'in, 26 Ocak'ta terhis olacağı öğrenildi.

Deniz Yurtsever'in ağabeyi Ali Asker Yurtsever, en son pazar günü aradığını, durumunun iyi olduğunu söylediğini aktardı. Babasını yitiren eşi ile uzun uzun telefonda konuştuğunu belirten Yurtsever, "Morali yerindeydi, sorun yoktu. Hatta 26 Ocak'a uçak bileti al dedi" diye konuştu. 

"Zaten silahı yoktu" diyen Yurtsever, Çanakkale'deki bölük komutanının "En son intihar edecek askerimdi, hepsine ağabeylik yapıyordu. Çok aklı başında, beyefendiydi" dediğini aktardı.

Yurtsever, "Nasıl oluyor?" diye sordu, ekledi: "Tek mermi alıyor arkadaşından, yani arkadaşları madem yanında nasıl tek mermi alıyor ve hemen yanlarında kalbine sıkıyor? Hiçbirine inanmadım."

Adli Tıp'tan gelecek raporu beklediklerini belirten Ali Asker Yurtsever, "Aklıma ilk gelen Uludere tartışmasının yansıması olabilir. Birkaç ilde daha şüpheli asker ölümü var son birkaç gün içinde. 20 günü kalmışken neden intihar etsin" dedi.

Deniz Yurtsever'in şüpheli ölümüyle ilgili Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatırken, olay yerinde inceleme yapıldığı ve cenazesinin Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği öğrenildi.

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 04. Januar 2012 (81 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Dersim Mitinginden İzlenimler
aktuelle News
H. Ayrılmaz; 'Kurtlanan yaralarımıza kızgın tereyağı döküyorduk'

 

Dersim mitinginden izlenimler ve Bego Amcanın yaşadıkları

Hüseyin Ayrılmaz

CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün Zaman gazetesine verdiği mülakatın yayınlanması üzerine önce CHP içinde bir kapışma yaşandı, ardından da Dersim 37-38 hareketi medyanın en önemli gündem maddesi haline geldi.

Bir yıl önce yine CHP’den Onur Öymen’in  “Dersimde analar ağlamadı mı?” sözüne, Başbakan Tayyip Erdoğan ‘orada bir katliam yapıldı, bunun savunulması olmaz’ demişti.

Başbakanın bu sözü üzerine Dersimliler, 1937-38’le ilgili artık samimi bir yüzleşme isteğini, acılarını bir nebze olsun hafifletecek özür talebini her platformda dillendirdiler ve talep ettiler.

Kamuoyunda yoğun olarak süren tartışmalarda geçmişle ciddi anlamda bir yüzleşmenin gerekliliği herkesin ortak kanısı haline geldi. Cumhuriyet tarihinin bu en kanlı olayının üzerinden geçen 74 yıllık sır perdesi bu tartışmalarla biraz da olsa aralandı. Dolayısıyla kamuoyu da Dersim’de olup biteni bu vesileyle öğrenmiş oldu.

 Bu tartışmalarda Dersim ile ilgili gerçeği arkadaşımla sohbet eden eski bir bürokratın, sohbet anında ona aktardığı şu cümlelerde bulmak mümkün. 

“1938'de öldürdüğümüzü öldürdük, kalanları sürgüne gönderdik. Bu vesileyle Dersim sorununu kendimizce hallettiğimizi zannettik ve bir daha benzer bir örneğinin yaşanmayacağını düşündük. Nerden bilebilirdik ki? Öldürdüklerimizin çocukları torunları bir gün kalkıp bizden hesap soracak ve biz de bu kadar çaresiz kalacağız!”

Evet, 74 yıllık bir inkârın ve yalan tarihin yırtılan perdesi sonucunda gelen özür, hangi niyetle söylenmiş olursa olsun önemlidir. 

Hepimiz de biliyoruz ki bu noktaya öyle kolay kolay ve kendiliğinden gelmedik.

Tozlu raflarda saklı tutulan bütün defterlerin bu gün açılıyor olması, tek başına birilerinin niyetine bağlanamaz.

Eğer,  bugün Dersim gerçeği,  bir nebze olsun  her kesim tarafından tartışılıp konuşuluyorsa, bu gelişme  çok açıktır ki  topraklarımızda yıllardır süren bir hesaplaşmanın ve mücadelenin sonucunda olmuştur.

 
 Peki, şimdi ne olacak? 

Yarım ağızla da olsa bir özür dilendi.

Bundan dolayı sarsılan bir kısım araştırmacı-yazar ne yapacak, bu gelişmenin takipçisi olacaklar mı? 

Taleplerimizi birleştirme ve birlikte hareket etmek adına bir çaba sarf edilecek mi?

Böyle bir gündem oluşmuşken, samimiyetin pratikte ortaya çıkması adına bir mücadele içinde olacaklar mı?

Yoksa ben söyleyeceğimi söyledim, herkes kendi evine mi denilecek!

Ya da birilerinin yeniden Dersim sorununu gündemleştirmesi mi beklenecek?..

Değilse, o zaman hepimiz bu özrün takipçisi olmak zorundayız.

Dolayısıyla tez elden bir araya gelip, daha derli toplu taleplerle Ankara’nın kapılarını çalmak gibi bir görev bizleri bekliyor.
 
Dersim'de yapılan mitingdeki talepler de bu yöndeydi.

İnsanlarımız artık somut adımların atılmasını, acılarının siyasete malzeme yapılmamasını ve birlikte hareket edilmesini istiyor.

Bunu şundan dolayı söylüyorum.

Mitingden günler önce genel kanı katılımın az olacağı yönündeydi.

Bu eğilim başta Belediye yönetimi olmak üzere, diğer kurumlar tarafından da görülünce ortaklaşa halka gidilip, esnaf ziyaretleri yapıldı.

 AKP ve CHP yöneticileri dışında herkes mitinge davet edildi.

Yapılan çalışma sonucunda 10 Aralıkta Dersim merkezde yapılan miting oldukça kitlesel ve coşkulu geçti.

Mitingin açılış konuşmasını 38’in tanıkları yaptı. 

Kürsüye ilk çıkan Bego Amca oldu.

Önce 38’den hatıra kalan yarasını gösterdi, sonra kendi aksanıyla başından geçeni yarı Kırmançki, yarı Türkçe anlatmaya başladı:

‘Nasıl kurtuldum biliyor musunuz? Yedi yaşındaydım, bacağımdan tutup beni suya attılar.’ Yanında oturan diğer tanığı göstererek: ‘Bunu da benim gibi nehire atmışlardı, yanağından yaralıydı ve benden yaşça büyüktü. Kendisi bir ağacın dalına tutunmuştu, elimden tuttu ve o şekilde sudan çıkabildik. Yaralı halde aylarca dağlarda dolaştık, kurtlanan yaralarımıza kızgın tereyağını sürerek iyileştirmeye çalıştık. Hangi birini anlatayım! Kadınları, kızları sıraya dizip, kim daha iyi nişancıdır diyerek vurup, birbirleriyle yarışıyorlardı. İnsanları bırakın, gelişlerinin haberini veriyor diye öten Qılancık kuşlarını bile vuruyorlardı. Başımıza gelen öyle bir tufandı ki önüne kattığı her şeyi alıp götürdü ve o tufandan ikimizin payına da yalnızlık düştü’ 

Bego Amca'nın bu sözleri mitingde bulunan herkesi hüzne boğdu.

Öyle ki bütün kitle bu acılı insanların daha fazla konuşmasını istiyordu.

Kendilerine ilk defa tanınan bu fırsat sebebiyle onlar da yıllardır içlerinde saklı tuttuklarını peş peşe sıralıyorlardı.

Konuşan tüm tanıkların son sözleri ise, ‘biz birbirimize düştük ve birlikte davranamadığımız için kırıldık.

Sizden sadece birlikte davranmanızı ve Dersim davasına birlikte sahip çıktığınızı görerek ölmek istiyoruz’ şeklindeydi.

Umarım bu birlikteliği gerçekleştirebilir ve yaşlılarımızın son isteklerini yerine getirmiş oluruz .

(Dersim Gazetesi)

Veröffentlicht von maya_ am Dienstag, 03. Januar 2012 (71 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Şahin, Kapatılan Fırın Hakkında Konuştu
aktuelle News  
Gökkuşağı Kadın Ekmek Fırını kapandı. İşsiz kalan kadınlar bir süre fırında eylem yaptıktan sonra imza kampanyası başlattı. TUMSAŞ yaptığı açıklamada fırının 300 bin lira zarar ettiğini belirtti. Belediye Başkanı Edibe Şahin ise yaşananların sorumlusu biz değiliz dedi.



2008 yılında düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivalinde açılışı yapılan Gökkuşağı Kadın Ekmek Fırını kapandı. Kadın işçiler bu durumu protesto etmek amacıyla fırında bir süre oturma eylemi yaptı. Belediyede işe alınmayı talep eden fırının çalışanlarına sunulan başka işletmelerde işe girmeleri teklifine de sıcak bakmadılar. 11 kadın 21 gündür imza kampanyasıyla bu duruma dikkat çekerken, dönemin belediye başkanı Songül Abdil tarafından “Dersim Kadınla Özgürleşek” sloganıyla açılan ve sadece kadınların çalıştırılacağı belirtilen fırının kapanmasına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Belediye Başkanı Edibe Şahin, “Bir kadın olarak elimden geleni yaptım. Ancak çalışan kadınların işlerini ciddiye almamaları, sistemli çalışmamaları, başka fırınların açılmasıyla pazar gücümüzün düşmesi sonucu bu üzücü durumla karşı karşıya kaldık.” dedi.

“Fırın 300 Bin Lira Zarar Etti”

TUMSAŞ şirketi bir açıklama yaparak fırının kapanmasını şu cümlelerle duyurdu; “Söz konusu TUMSAŞ şirketine bağlı faaliyet yürüten Gökkuşağı ekmek fırını ve pastanesi bir süreden beri çeşitli nedenlerden dolayı piyasada tutunamamış ve buna bağlı olarakta sürekli zarar eden bir işletme haline gelmiştir. 300 bin liraya yaklaşan borcuyla sürekli zarar eden işletmemiz, kapasite artırımı, ek takviyeler vb tüm önlemlere rağmen kendini toparlayamamış ve toparlama umudu da oluşturamamıştır. Bu sebepten dolayı şirket faaliyetini durdurmuştur.” 

Kadınlardan İşe Geri Dönme Talepli Eylem

Kapanmanın ardından işten çıkarılan fırın ve pastanede çalışan kadınlar, önce bir süre fırına kendilerini kilitleyerek oturma eylemi yaptı ardından da imza kampanyası düzenledi. Şehir merkezinde işe geri dönmek isteğiyle başlatıldığı belirtilen kampanyaya ilişkin konuşan kadınlar 2.000’in üzerinde imza topladıklarını söylediler. 

“Kış günü işsiz kaldık. Pastane ve fırının 300 milyar lira zarar ettiği söyleniyor. Ancak bu zararın sorumlusu bizler değiliz. Çünkü bizler işlerimizi layıkıyla yaptığımıza inanıyoruz. Olursa fırın yada pastanede, olmazsa da başka şekilde istihdam edilmeyi bekliyoruz.” diyen kadınlar, şehir dışında yaşayanlara da kendi seslerini duyurmaları konusunda çağrıda bulundu.

“Bu kuruma bir emek verildi ve kadınlar istihdam edilecek dendi. Ancak şu anda hepimiz işsiziz. Günlerdir sokakta imza kampanyası yürütüyoruz. Bu konuda duyarlı bütün kesimlerden destek bekliyoruz.” ifadeleriyle yaşananlara dikkat çeken kadınlarla görüşmenin ardından kendisini ziyaret ettiğimiz Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin, sürece müdahale ettiklerini ve fırının kapanmaması için ellerinden geleni yaptığını söyledi. 

“Bir kadın olarak elimden geleni yaptım. Ancak çalışan kadınların işlerini ciddiye almamaları, sistemli çalışmamaları, başka fırınların açılmasıyla pazar gücümüzün düşmesi sonucu bu üzücü durumla karşı karşıya kaldık.” diyen Şahin açıklamasını şöyle sürdürdü; 

“Çalışan Kadınlar İşlerini Ciddiye Almadı”

“Bunun bir kadın projesi olması nedeniyle o pastaneyi çok önemsiyorduk. Amacımız o kadınların çalışma koşullarını düzeltebilmekti. Her seferinde “üretende yönetende sizsiniz” diyorduk. Projeyi değirmen kurup kendi unumuzu üretmeye kadar geliştirme düşüncemiz vardı. İşleten kadınlar kurayla alınmıştı. İş yeri yönetimi konusunda tecrübesizlerdi. Sosyolog ve psikologlarla grup psikolojisini kazandırmak için,1 aylık bir eğitim verdik. Ama gelişmek istemediler. Kendilerini birer belediyenin çalışanı oldukları duygusuna kapıldılar. Bir kadın olarak elimden geleni yaptım. Ancak çalışan kadınların işlerini ciddiye almamaları, sistemli çalışmamaları, başka fırınların açılmasıyla pazar gücümüzün düşmesi sonucu bu üzücü durumla karşı karşıya kaldık. 

Çünkü artık kendi maaşlarını dahi ödeyemeyecek duruma gelinmişti. İpotekler gelmeye başlanmıştı. Bu projenin böyle son bulmasından dolayı üzgünüm. Çünkü hedefimiz çok büyüktü. Kendi değirmenizi kurup, kendi unumuzu üretmeye, kadar işi büyütmek istiyorduk. Ne yazık ki bu başarıyı gösteremedik. 

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi bu bir kadın projesiydi. Kadınların güçlenmesi ve ekonomik özgürlüklerini kazanabilmeleri için başlatılmıştı. Fırında çalışan kadınların mağdur olmaması için elimizden geleni yaptık. İçerde bulunan 2 aylık maaşlarını kendilerine verdik. En kısa sürede tazminatlarını ödemek için çalışıyoruz. Önce eski sebze halinin orada dükkân vermeyi teklif ettik. 2 yıl kirasız burada ürettiklerini pazarlasınlar diye. Belediye olarak ekmek ve yufka ihtiyacımızı onlardan karşılayacağımızı elimizden gelen katkıyı sunacağımızı belirttik. Ama ürünlerini pazarlayamayacaklarını söyleyerek kabul etmediler. Esnafa rica ettik. Onlarda sağ olsunlar bizi kırmadı. Destek olmak amacıyla işyerlerinde çalıştırabileceklerini söylediler. Ne yazık ki bunu da kabul etmediler. Artık bizimde onlara yapacağımız tek yardım tazminatlarını en kısa sürede ödemek olacak. Çünkü tüm yardım önerilerimiz reddedildi. 

Şirketin iflas etmesinin ve borcunun 300 bin liraları bulmasının tek sebebi de pastane ve fırını yönetmeyi başaramamalarıdır. Üretilen ürünlerin sürekli iade edilmesi buna bağlı olarak da sürekli zarar edilmesidir.” dedi.tunceli emek
Veröffentlicht von maya_ am Montag, 02. Januar 2012 (78 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)


2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Günün Sözü

dil secimi
Sprache für das Interface auswählen

ENGLISH FRENCH GERMAN TURKISH _LANGGERMAN (Du)

Who is online
All members: 7 549
Register today: 0
Register yesterday: 0
Members online: 0
Guests online: 25


Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Tunceli Cemevi kimin hizmetinde?'
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Uludere, yalnızlığımın ortağı...
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

AKP kaybedecek demokrasi kazanacaktır
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

'Aygün Okunu Mazluma doğrultuyor'
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim'den Özür dilemek
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim'e yeni kimlik
Munzur Okur
Munzurokur@hotmail.de

Karayılan ve Burkay
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Şiir, Müzik ve Cennet
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Unutmak

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
basinizi 1 saat boyunca duvara vurarak 150 kalori yakarsiniz.....


pertekliyiz.biz