| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|
Kandıra’da tek mezhep dayatması
|
|
Kocaeli - Tek devlet, tek dil, tek bayrak, tek millet dayatmasına cezaevlerinde ‘tek mezhep’ anlayışı da eklendi. Kandıra F Tipi cezaevindeki siyasi tutsak Bülent Özdemir, Alevi inancı gereği “Dede” ile görüşme isteği “Alevilik ayrı bir din değil” denilerek reddedildi.
Turna Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kantekin’e Kandıra cezaevinden mektup gönderen Bülent Özdemir, 13 Nisan 2011 tarihinde cezaevi yönetimine başvurarak Alevi inancı gereği “dede” ile görüşmek istedi. Talebinin reddedilmesi üzerine neden kabul edilmediği yönünde dilekçe veren Özdemir’e cezaevi yönetimi tarafından 7 ay sonra yanıt verildi.
‘DİYANET DİN DEĞİL, DEDE İLE GÖRŞEMEZ’
20 Eylül 2011 tarihinde verilen yanıtta, konunun Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulduğu ancak Diyanetin Aleviliği ayrı bir din olarak görmediğinden bu talebi yerine getirilemeyeceği belirtildi.
Özdemir, karar üzerine Cezaevi İnfaz Hâkimliği’ne ve Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazarak itiraz etti. İtirazında, “Ben Aleviliğin bir din olup olmadığını ne bakanlığa ne de Diyanet’e sormadım. Sormam da… Bizim tartışmamız bu değil. Ben yasaların uygulanmasını ve bir Alevi olarak kendi inanç önderim olan Dede ile görüşme talebimin karşılanmasını istiyorum” dedi.
Özdemir, taleplerinin karşılanması için kamuoyu oluşturulmasını ve ilgili kurumlarla iletişime geçilip, Alevi inanç önderi olan ‘Dede’ ile görüşmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep etti.
Bakanlık, Özdemir’in itirazına 5 Aralık’ta yanıt vererek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kararına atıfta bulunarak “dede” ile görüşmenin mümkün olmadığını açıkladı.
DİYANET 10. YÜZYILA KADAR GİTTİ
Diyanet İşleri Başkanı adına konuya yanıt veren, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Doç.Dr. Halil Altuntaş, ‘’10. Yüzyıldan itibaren İslamiyet’e giren göçebe Türk oymaklarının eski inanışlarını İslamiyete taşımaları sonucunda Aleviliğin ortaya çıktığını, Hurufi ve Şii unsurları da içeren Aleviliğin İslam dini bünyesinde batıni-tasavvufi özellikleri olan sosyo-kültüre bir yapı olduğunu’’ iddia etti.
MECLİS’E TAŞINDI
Özdemir’in talebinin kabul edilmemesini Meclis’e taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şu soruları yöneltti:
* “Hukuken açık hükümler bulunan bir konuda, laik bir ülkede savcılığın Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş almasının nedenleri nelerdir?
* Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun gereği bu görüşme için bir sakınca olmadığı halde, neden böyle bir engelleme yapılmıştır?”
ANF NEWS AGENCY
|
|
Şerzan Kurt davası: Polis avukatından skandal savunma
|
|
Eskişehir - Eskişehir’de görülen Şerzan Kurt davasında, sanık polisin avukatı skandal bir savunma yaptı. Kurt’un polis kurşunu ile değil, sehpa ayağıyla darp edilmesi nedeniyle hayatını kaybettiğini iddia eden sanık avukatı, “çoluk çocuğu sevinecek” diye müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme heyeti bu talebi reddederek, duruşmayı 17 Şubat’a erteledi.
Duruşmaya Kurt'un babası Ömer Kurt ile annesi Necla Kurt'un yanı sıra Batman'dan gelen STK temsilcileri, Kurt'un arkadaşları ve Eskişehir BDP İl Örgütü yöneticileri katıldı. Duruşma öncesi Eskişehir Adliye Sarayı önünde bekleyen Kurt'un arkadaşları ve Anadolu Üniversitesi öğrencileri sık skı, "Faşizme karşı omuz omuza", "Ey şehit riya te riye me ye" sloganlarını attı. 150 kişilik bir kalabalık mahkeme önünde bekledi.
Şerzan Kurt duruşmasından ilk bilgiler Twitter’e düştü. “Internetvekili” isimli twitter kullanıcının geçtiği bilgilere göre duruşmada baba Ömer Kurt konuştu. Kurt’un “Oğlumun bulunduğu yer bir kaldırım kenarıydı, oğlum kurşunu yerken kafası kaldırım kenarına çarpmış” dediği belirtildi.
Baba Kurt, oğlu ile ilgili adli tıp raporunun eksikliğinden de bahsederken, “Oğlum ölmeden önceki iki gün içinde felç geçirdi” dedi.
Sanık polis Gültekin Şahin'in ise “havaya ateş açtığını” yönünde savunma yaptığı belirtildi. Kurt’un aile avukatları da adli tıp raporunun eksik olduğunu ve polisin tutukluluk halinin devamını istediler.
SANIK AVUKATINA GÖRE POLİSİN İŞLEDİĞİ CİNAYET MEŞRU
Sanık avukatı, polisin on anki müdahalesinin "meşru" olduğunu öne sürerek, Muğla'da ilk defa böyle bir olay yaşandığını ve polisin ilk kez silah sıktığını iddia etti.
Duruşmadan gelen bilgilere göre sanık avukatı “gizli tanığın ifadelerinin yalan” olduğunu belirterek, “o anda gaz bombası vardı ve göz gözü görmüyordu” dedi ve gizli tanığın o koşullar Şerzan Kurt’un vurulduğunu görmesinin mümkün olmadığını söyledi.
ÇOLUK ÇOCUK SEVİNSİN DİYE TAHLİYE İSTEDİ
Üç kadın hakimin bulunduğu duruşmada sanık avukatı bir saate yakın savunma yaptı. Müvekkilinin bir buçuk yıldır ailesinden uzak olduğunu belirterek “tutuksuz yargılanmasını” talep eden sanık avukatı, “Çocukları hasta, eli kolu bağlı” ve “çoluk çocuk sevinecek” diye müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi. Sanık avukatı, müvekkilinin üç kurşun sıkdığını, bunlardan 2’sini havaya, üçüncüsünü de 15 derecelik açıyla yukarıya sıktığını söyleyerek müvekkilini aklamaya çalıştı.
Adli tıp değil de kendisi tarafından çıkarıldığı anlaşılan bu rapor ile aklama çabası içine giren avukat, Şerzan Kurt’un polis kurşunu değil, bedeni yanındaki sehpa ayağı ile darb edilmesinden dolayı hayatını kaybettiğini öne sürdü. Avukata göre omuzundan giren o kurşun “öldürücü” değilmiş. Hazırladığı raporu mahkeme heyetine sunarak kabul edilmesini isteyen avukat, müvekkilinin tutuklanma nedeninin “kuvvetli delil” olduğunu, bu raporun mahkemece kabul edilmesi halinde bu gerekçelerin ortanda kalkacağı söyledi.
Sanık polis ise kendi sıktığı kurşunun Şerzan Kurt’u öldürmediğini söyledi, ancak “havaya sıkıldığı” iddia edilen o kurşunun neden Şerzan Kurt’un bedeninde olduğuna ise ne kendisi ne de avukatı tarafından bir açıklık getirilemedi.
Mahkeme raporu ve tahliye talebini reddetti, polisin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Yeni raporun adli tıptan isteneceği belirtilirken, hakim bir sonraki duruşmayı 17 Şubat tarihine erteledi.
OLAY NASIL GELİŞTİ
Muğla'da üniversite öğrencisi Şerzan Kurt, 12 Mayıs 2010 tarihinde Kürt öğrencilere yönelik ülkücü saldırı sırasında polisin açtığı ateş ile yaralanmıştı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan 21 yaşındaki Kurt, 19 Mayıs günü yaşamını yitirmişti. Olayın ardından sanık polis Gültekin Şahin hakkında açılan dava, "güvenlik" gerekçesiyle Eskişehir'e alınmıştı.
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ifade veren gizli tanık X, sanık polisin hedef gözeterek yakın mesafeden ateş ettiğini belirtmiş, "Sanık ateş ederken eli sağa sola, havaya hareket etmiyordu, koşarak yukarıdan gelip öğrencilere doğru direkt hedef alarak ateş etti" demişti.
ANF NEWS AGENCY
|
Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 06. Januar 2012 (43 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
'Evladından önce ölmez bizde Analar'
Bir Kürt kadınının ölümünü okumuştum...
Gülnaz Duman Bilge
Onu bekliyordu; adı kanser olan ölüm... 15 yıldır... Kadınsa oğlunu bekliyordu... Ölü ya da diri... 15 yıldır... O gün gelmişti.
Cenazesi inmişti dağlardan kucağına...
15 gün boyunca, ölü bedeni öptü-kokladı, ağladı-sarmaladı, kucağına aldı-yanına uzandı...
Eşin-dostun eliyle, yıkadı-sardı...
Ve musalla taşının üstünde kefenini giydirdi...
Götürüp bir mezara..., kendi elleriyle gömdü.
Ve sonra, kendi sırasını savdı:
Kendi nabzını da kansere teslim edip, kendini de attı mezara...
15 gün dolunca...
Bizdeki, nasıl bir coğrafyadır ki; yüzünüz bir ağlamaya düşsün, sapmaz başka mimiklere. Çocuksanız eğer ‘O’ kentlerde, büyümek bir şans’tır. Kadınsanız oralarda, yaşam bir sürpriz’dir: Acısıyla, gittikçe ağırlaşan... Ama yanılmayın: Yine de ömrü kısalmaz bu kadınların! Lastik gibi uzar da kahır, tüketemez sabırlarını. Kenger gibi sertleşir de dilinizdeki üç beş ‘güzel-mutlu’ söz, sonunda ekşileşir... Elbet bir evladın ölüsüne ağıt yakarsınız oracıklarda hep... Çünkü; gebeyken ağzınıza gelen mide bulantınız gibi olmuştur o an en büyük özleminiz... Bizde, başkası’na ağlanmaz hiç. Evlatlarımızın acılarından, başkasının ölüsüne fırsat bulunmaz... ... Bu kadınların, arkasında duracak bir eş’ten çok, sırtından vuracak bir hükümetleri vardır. Büyüttüğü evlatlarına dayayamaz sırtını, çünkü arkasında hep bir asker vardır... Refakatçidir devlet, hem de taa, ensesinden yaşamına. ... Gün, 24 saatten bir ömre çıkar her gün... yeniden... ‘O’ savaşta. Büyür sine’deki kor... ve ağırlaşır gözyaşı. Kucağına bir havan iner damın ortasından, beynine bir kurşun... Delip geçer kadını... Tıpkı, camın içinden geçtiği gibi... Dağılır gider analarımız etrafa... ... Neticede bir tülbent ki uçuyor... Ama usul usul, ama her gün... Görünmese de fotoğraflarda, kanı ıslak şu mezara.
Newededersim
|
Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 06. Januar 2012 (53 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
BDP'ye; ‘sen görürsün, haledecem seni’
Ankara - Şırnak’ın Roboski köyünde 35 sivilin katledilmesiyle ilgili Meclis Genel Kurulunda yapılan tartışmalarda İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in BDP’li vekilleri tehdit eden sözleri damgasını vurdu. Bakan Şahin, BDP’li Özdal Üçer’e ‘‘Sen görürsün, ben seni haledecem’’ diyerek tehdit etti. AKP’li Mehmet Metiner ise Sırrı Süreyya Önder’e ağır hakaretlerde bulundu.
TOKİ’nin, kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasını içeren 375 sayılı KHK kapsamından çıkarılmasını öngören kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Görüşmeler sırasında söz alan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, kürsüye gelerek Roboski’de öldürülen 35 gencin ismini saydı. Ölenlerden 28 kişinin aynı aileden olduğunu söyleyen Kaplan, “İçişleri Bakanı’na soruyorum; 28 canı toprağa veren aynı aileden 8 kişiyi gözaltına alıyorsunuz. Aynı aileden 60’a yakın kişi de gözaltına alınmaya çalışıldı. Ne yapmak istiyorsunuz? Bu çocukların isimlerini rüyanıza girene kadar burada okuyacağım. Bu kürsüde kabusunuz olacağım. Onların resimlerini getireceğim” dedi.
BAKAN ŞAHİN’DEN TEHLİKELİ SÖZLER
Daha sonra kürsüye gelen Bakan Şahin ise BDP sıralarına dönerek, “Kürsüye çıkıp öldürmekten, inerken vurmaktan, dururken tutuklamaktan, cümlelerini kurarken kandan, ölümden bahsetmeden duramayan, hayatı kan ve ölüm üzerine, düşüncesi kin, kan ve bölme üzerine inşa edilmiş milletvekilleri var. Bu ülke o kadar özgür bir ülke bu ülkedeki özgürlüklerden yararlanarak kanı, kini, ölümü kendisine şiar edinmiş, diline pelesenk edinmiş, söylemekten yorulmayan ve utanmayan, gerçekleri saptıran, ne derse tersi doğru olan” dedi.
ŞAHİN TEHDİT ETTİ
Konuşmasında Şahin, Kaplan’ın itirazları üzerine, “Susarsan, sus oradan, sus, konuşma. Konuşamazsın. Hesap vermesi gereken sensin, senin gibiler, hesap vermesi gerekenler. Bu Meclis sizi dinledi, sizin iğrenç iftiralarınızı dinledi, iğrenç hareketlerinize tahammül ediyor bu devlet bu millet. Oradaki ölümü anlamak için bölücü terör örgütünü iyi anlamak lazım. Oradaki ölümün bir adım ötesi bölücü terör örgütüdür. Oradaki ölümün bir adımın ötesi Kandil’dir. Kandil’de dili kanlı insanlar vardır, kan vardır. Kandil’i bilmek lazım. Bana şunun hesabını verin. Cenazeleri istismar ederek, ölümün üzerinden istismar yaparak üzerine örttüğünüz o bez parçasının hesabını ver bakayım bana, o lanet işaretlerin” dedi.
İçişleri Bakanı’nın konuşmasının ardından Hasip Kaplan, “İğrenç kelimesi kabul edilemez” diyerek sataşma gerekçesiyle söz isterken Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam oturuma ara verdi.
‘BEN SENİ HALEDECEM’
Bu sırada BDP’li Van Milletvekili Özdal Üçer, Şahin’e “İğrenç ve ahlaksız sözünü sana iade ediyorum” diye bağırdı. Şahin’in dönüp ‘’Sen görürsün, beni seni haledecem’’ sözleri üzerine Uçer, “Beni tehdit edemezsin, JİTEM’i mi getireceksin, yargısız infaz mı yapacaksın” diye bağırarak ayağa kalktı. Uçer, Kaplan tarafından zorlukla Genel Kurul salonundan çıkartıldı. Uçer Meclis kulisinde İçişleri Bakanı Şahin’in kendisini tehdit ettiğini belirterek, “Beni tehdit etti. ‘Sen görürsün, ben seni halledecem’ diyerek beni tehdit etti” dedi.
Ardından, BDP’nin özür talebi üzerine söz verilen Bakan Şahin ağır ifadelere devam ederek, “Utanma arlanma duygunuz yoktur. Siz tehdit ediyorsunuz. Ben tehdit etmem. Kendim yaparım derken, bakanlığımı kötüye kullanıp, bakanlık elemanlarıyla size zarar vermem kimseye vermediğim gibi. Size de vermem her şeye rağmen. Sizi insan olarak görüyoruz. İnşallah bir gün doğru insan olursunuz. Bunu temenni ediyoruz. Halen umudumuz var sizden. Habis ur bir gün düzelir diye bekliyoruz” dedi.
Hasip Kaplan ise kullandığı “iğrenç” kelimesi nedeniyle Bakan Şahin’den özür dilemesini istedi. Kaplan, “Kan davası güdecek anlaşılan, emrinde Emniyet var, Jandarma var, korucu var” dedi. Kaplan, şunları söyledi:
“Yaralayıcı sözler nedeniyle geri alın ya da size iade etmek zorunda kalırım, Sayın Bakan geri almadı ben de iadeli taahhütlü bir liralık pulla Sayın Bakana süslü püslü olarak aynen iade ediyorum sözlerini. Güle güle kullanın sözlerinizi yakında postayla yerinde teslim gönderiyorum.”
METİNER’DEN AĞIR HAKARETLER
Daha sonra BDP’li Sırrı Süreyya Önder, Bakan Şahin’e yanıt vermek için kürsüye geldi. Önder’in konuşması sırasında AKP’li Mehmet Metiner’in laf atması üzerine Genel Kurul yeniden elektriklendi. Önder, ön sıradan kendisine laf atan AKP’li Mehmet Metiner’e, “Bir süredir laf atma diye seni arkaya göndermişlerdi. Kombinen mi bitti, geldin” dedi. Metiner ise ayağa kalkarak “terbiyesiz” dedi. Bunun üzerine Önder, “Sensin terbiyesiz, gel gel beni mi döveceksin” dedi. Metiner’in laf atmaya devam etmesi üzerine Önder, “Sen gelmiyorsun madem ben gelirim” diyerek kürsüden inip Metiner’in üzerine yürüdü. Bu sırada BDP’li Murat Bozlak ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın araya girmesiyle engellendi.
Newededersim
|
Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 06. Januar 2012 (58 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Tutuklu gazeteci Yıldız için Taksim’de eylem
İstanbul - Aralık ayında düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltın alınan ve tutuklanan onlarca gazeteciden biri olan ve Dersim gazetesi yazı işleri müdürü İsmail Yıldız için Taksim'de yürüyüş düzenlendi. İsmail Yıldız'a Özgürlük İnisiyatifi tarafından düzenlenen yürüyüşün Yıldız'a dayanışma mektubu gönderildi.
“Rawin Sterk-İsmail Yıldız'a Özgürlük İnisiyatifi” üyeleri, Taksim Meydanı'nda bir araya KCK adı altında yürütülen operasyonlarda tutuklanan gazeteci İsmail Yıldız'a özgürlük istedi. Özgür Gündem Gazetesi editörlerinden Bayram Balcı'nın da katıldığı eylemde, "Saçmalamayın İsmail'i bırakın" denildi, "Özgürlük tutkusu zindanlardan güçlüdür" mesajı verildi.
Trampetlerle yapılan yürüyüşün ardından Galatasaray Meydanı'nda basın açıklaması yapıldı. İnan Mayıs Aruk, inisiyatif adına yaptığı açıklamada, KCK adı altında yürütülen operasyonlarda tiyatrocu gazeteci, İsmail Yıldız'ın tutuklandığını belirtti. Aruk, Yıldız'ın gazeteci, tiyatrocu, yazar ve savaş karşıtı bir aktivist olarak bugüne kadar yaptıklarının ortada olduğunu belirterek, yöneltilen suçlamaların da asılsız olduğunu kaydetti. Açıklamanın ardından İnisiyatif üyeleri, Yıldız'a göndermek için hazırladıkları devasa mektubu Galatasaray Postanesi'nden gönderdi. (anf)
|
Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 06. Januar 2012 (36 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
Cemevine özel idare bütçesi
|
|
Mersin - Mersin İl Genel Meclisi, Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi'nin, cemevinin bazı giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanması yönündeki talebine olumlu yanıt verdi. Eğer Vali Hasan Basri Güzeloğlu meclisin kararını onaylarsa İl Özel İdaresi'nin kültür ve turizm bütçesinden cemevine yaklaşık 40 bin liralık kaynak aktarılacak.
Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi, geçtiğimiz Ekim ayında İl Genel Meclisi'ne başvurmuş ve Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerinin bazı giderlerinin İl Özel İdaresi'nce karşılanmasını talep etmişti. CHP grubu, Alevilerin bu talebi üzerine bir önerge hazırlayarak meclise sundu. Önergeye MHP ve BDP'li meclis üyeleri de destek verdi, AKP grubu ise karşı oy kullanmadı. Teklifin görüşülmesi sırasında aleyhte bir konuşma da yapılmadı.
İl Genel Meclisi'nin önceki gün aldığı bu kararın uygulamaya geçirilmesi için Vali Hasan Basri Güzeloğlu'nun onayı gerekiyor. Eğer Vali Güzeloğlu meclis kararını veto etmezse, Türkiye'nin en büyük cemevi olan Mersin Cemevi'nin elektrik, su, temizlik gibi temel giderleri İl Özel İdaresi'nin kültür ve turizm bütçelerinden karşılanacak.
Gelişmeleri değerlendiren Alevi Kültür Derneği Mersin Şube Başkanı Suat Yıldız, İl Özel İdaresi'ne yazdıkları dilekçede cemevlerinin Alevilerin inanç ve kültür merkezi olduğunu, giderlerini bağışlar yoluyla karşılamaya çalıştıklarını anlattıklarını söyledi. Dilekçede İl Özel İdaresi'nin 2012 bütçesinden cemevi için pay ayrılması talebini dile getirdiklerini anlatan Yıldız, "Dilekçemizi tüm partiler olumlu karşıladı ve bu sürece gelindi. Meclis, bu dilekçemiz karşılığında hazırlanan bütçe tasarısını komisyona bile göndermeye gerek kalmadan kabul etti. Kendilerine bu duyarlıklarından dolayı özel teşekkür etmek gerekiyor. Zira içersinde bulunduğumuz siyasi ortamda hiçbir meclis oybirliği ile karar almazken cemevimizle ilgili kararın alınması sırasında hiçbir aleyhte düşünce bile dile getirilmemiştir" dedi.
İl Genel Meclisi’nin gösterdiği hassasiyeti Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu'ndan da beklediklerini ifade eden Yıldız, !Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir. Ama burasının doğal olarak belli giderleri var. Biz Aleviler toplumun inançlarına saygılıyız. Bizin gösterdiğimiz hoşgörüyü kendi inancımız için de başka kesimlerden bekliyoruz" şeklinde konuştu.
ANF NEWS AGENCY
|
Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 05. Januar 2012 (46 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Dersim'de yaşamını yitiren HPG gerillası Cihan Tarkan Beyazpınar (Hînîye Spê) Köyü'nde toprağa verildi.
Dersim'de yaşamını yitiren HPG gerillası Cihan Tarkan Beyazpınar (Hînîye Spê) Köyü'nde toprağa verildi.
Dersim'de yaşamını yitiren HPG gerillası Cihan Tarkan, Dersim merkeze bağlı Beyazpınar (Hînîye Spê) Köyü'nde toprağa verildi. Cenazesi dün ailesi tarafından Malatya'dan alınan Tarkan için binlerce kişinin katıldığı tören ile Cemevi'nde dini vecibeleri yerine getirildi.
Alkış ve zılgıtlar eşliğinde doğduğu köye uğurlanan gerilla Tarkan, köyde de yüzlerce kişi tarafından karşılandı. Tarkan'ın tabutunu omuzlayan kitle, Kürtçe ağıtlar ve sloganlar eşliğinde cenazeyi yaklaşık bir kilometre uzaklıkta bulunan köy mezarlığına getirdi. Tarkan şahsında demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından HPG'li Tarkan'ın cenazesi toprağa verildi.
Törene, Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, BDP ve EMEP'li yöneticilerin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Newededersim
|
Malatya - Dersim'deki askeri operasyon sırasında yaşamını yitiren 7 gerilladan Cihan Tarkan'ın cenazesi ailesi tarafından Malatya'dan alınarak yola çıkarıldı.
Dersim kırsalında geçen hafta başlatılan askeri operasyonda yaşamını yitiren 7 HPG'liden Cihan Tarkan'ın ailesi, Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, BDP Dersim yöneticileri ve Dersim MEYA-DER üyeleri, bugün Malatya'ya geldi. Aile, cenazeyi almak için Malatya Cumhuriyet Savcılığı'na başvurduktan sonra Malatya Şehir Mezarlığı Morgu'na geçti. Aile burada Tarkan'ın cenazesini teşhis etti. Cenazeyi alan aile, Dersime doğru yola çıktı. Cenaze bu akşam Dersim Cemevi morgunda bekletilecek. Tarkan'ın cenazesi, yarın öğlen saatlerinde Dersim merkeze bağlı Kohuzlar Köyü'nün Beyazpınar Mezrası mezarlığında defnedilecek.
ANF NEWS AGENCY
|
2209 Artikel (277 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|  |
Sprache für das Interface auswählen
|
| All members: |
7 549 |
| Register today: |
0 |
| Register yesterday: |
0 |
| Members online: |
0 |
| Guests online: |
26 |
Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
bir insanin dirsegini yalamasinin imkansiz oldugunu ve bunu duyan insanlarin büyük bir yüzdesinin dirsegini yalamaya çalistigini biliyormuydunuz?
pertekliyiz.biz
|
|