| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|
Dersim Belediyesine takviye
|
|
Dersim Blediyesinde 25 yeni işçi çalışmalara başladı
Toplum Yararına Çalışma Projesi (TYÇP) kapsamında işe alınan 25 işçi Dersim Belediyesinde çalışmalarına başladı.
DERSİM - İş Kur İl Müdürlüğü tarafından, Toplum Yararına Çalışma Projesi Kapsamında Dersim Belediyesi’ne verilen 25 personel Belediye Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarına başladı.
Dersim Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Özellikle kentimizin çevre temizliği, park ve yeşil alanlarının bakım, onarım ve yeniden düzenlenmesinde çalışacak işçileri yoğun bir sezon bekliyor” ifadelerine yer verildi.
|
Baharın ekmek kapısı Gulik, pazara indi
Dersim'de dağların zirvelerinden büyük bir zahmetle toplanan ve halk arasında gülik olarak bilinen ıspanak benzeri ot pazarda yerini aldı.
DERSİM - Bahar mevsiminin gelmesiyle bölgenin yüksek kesimlerinde yetişen gulik, guling, guruz gibi otlar işsizlere kısa süre de olsa geçim kaynağı oluyor.
Dersim dışında bölgenin birkaç ilinde daha yetişen gulik, gencinden yaşlısına onlarca insan tarafından dağlardan toplanıp sofralara taşınıyor. Mayıs ayının başına kadar bulunabilen bu bitki eskiye göre daha çok ilgi görüyor.
Dersim'de otobüs duraklarının yanında tezgâh açan satıcılar, bir taraftan gelen müşteri ile ilgilenirken diğer taraftan çamura bulanmış torba içindeki gulikleri suyla yıkadıktan sonra, tezgâhlarına diziyor.
Yeni yeni yetişmesine rağmen kilogramı şimdilik 3-4 TL'den alıcı buluyor.
Dağların yüksek kesimlerinde toplanan gulik ve benzeri otları uzun süren yürüyüşün ardından birçok tehlikeye aldırmadan toplayan satıcılar, işsizlik nedeniyle bu yola başvurduklarını söylüyor.
Bölgede istihdam olmaması nedeniyle her yıl bahar mevsiminde bu işi yaptıklarını söyleyen Murat Kasun, "Gulik dağların yüksek kesimlerin yetişiyor.15 kilometre yürüyerek bunları topluyoruz. Toplarken zorlanıyoruz ama yapacak başka bir iş yok. Fabrika ve iş olmadığı için biz de ekmeğimizi kazanmak için bu işi yapıyoruz. Gittiğimiz yerlerde mayına basma tehlikesi dahi var." dedi.
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (56 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
'Pertek'te ağaçlandırma çalışmaları devam ediyor'
Pertek Belediye Başkanı Kenan Çetin, Pertek ilçesinin Dersim'in en yeşil ilçelerinin başında geldiğini, yeşil alanların oluşturulmasına, ağaçlandırma çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade etti.
DERSİM / PERTEK - Çetin, bu yıl ilçede yeni park yapımı ve ağaçlandırma çalışmalarına devam edeceklerini bildirdi. Pertek Belediyesi olarak ilçe merkezi ve çevresine son 7 yıl da 500 bin civarında fidan diktiklerini ifade eden Çetin, "Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da ilçemizde belirlediğimiz alanlara ilkbahar ağaçlandırma çalışmaları kapsamında ilk etapta 5 bin çeşitli türden fidan dikeceğiz. Ayrıca ilçe merkezinde 5 mahallemizde 5 adet park ve yeşil alan oluşturarak, vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi.
Çetin, dikilen her fidanın korunması ve yaşatılması için özel bir çaba sarf ettiklerini, belediye araçlarıyla düzenli olarak sulandığını belirterek, geçmiş yıllarda dikilen fidanlardan kuruyanların yerine yeni fidanların dikildiğini kaydetti.
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (48 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
Demirtaş ile röportaj -2-
|
|
Demirtaş; 'PKK, IRA değil, bizde SINN FEIN değiliz'
NEŞE DÜZEL: İmralı nasıl bir çözüm istiyor? SELAHATTİN DEMİRTAŞ: Öcalan, Türkiye’nin birliği içinde bir çözüm istiyordu. Bizim de desteklediğimiz özerklik önerisinde bulunuyordu. Aslında İmralı, Ortadoğu’daki gelişmeleri hükümetten ve devletten çok daha iyi okudu. Öcalan Ortadoğu’yu nasıl okudu? Birkaç kez Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na avukatları aracılığıyla mektup gönderdi. “Sizden rica ediyorum... Ortadoğu kaynayacak ve bu işler çok daha başka noktalara gidecek. Kürt sorunu çok daha global hale gelecek. O zaman sorunu çözmek bugün olduğu kadar kolay olmayacak. Lütfen bu işi hızlı çözelim. Biz birlikte yaşamaktan yanayız. Sağ olduğum müddetçe de ben katkı sunmak istiyorum. Çözüm önerilerimizi lütfen ciddiyetle tartışalım” dedi. Öcalan, Kürt sorununun Türkiye’nin sorunu olmaktan çıkıp bölgenin ve dünyanın sorunu olacağını mı söyledi? Evet. O zaman sorunu çözmek giderek zorlaşıyor tabii. Öcalan, “bu sorun, Türkiye sınırlarının birliği içinde benimle çözülür” diyordu. “Ama Ortadoğu’da işler bölge savaşlarına kadar giderse, o zaman bu iş seni de aşar, beni de aşar. İşin nereye gideceğini artık hiçbirimiz kestiremeyiz” diye sürekli uyarıyordu. Nitekim şimdi Irak bölünecek mi, bölgede etnik savaş mı, mezhep savaşı mı olacak, İran ne yapacak, kimse kestiremiyor.
Sizce şimdi Ortadoğu’da sınırların yeniden çizildiği bir noktaya mı gelindi? Türkiye’yi dahil ederek konuşmuyorum ama... Yüz yıl önce İngilizlerin öncülüğünde zoraki dayatmayla, cetvelle çizilen sınırlar bugün çatlamış durumda. Bugün artık bağımsızlığını ilk fırsatta ilan edebilecek bir Irak Kürdistanı var. Suriye’de özerk bir Kürdistan oluşması imkânı var. Sınırlar yeniden çizilirken, Irak Kürdistanı’yla Suriye Kürdistanı birleşecek mi peki? Kısa vadede bunu pek mümkün görmüyorum ama... Irak üçe bölünürse, sınırlar yeniden çizilecek demektir. Suriye’de bir Kürdistan bölgesi resmiyet kazanabilir. Sahip olduğu siyasi statü ve haklar ayrı bir konu ama şu anda zaten İran’da bir Kürdistan eyaleti var. Sonuç olarak neredeyse Iğdır’dan Hatay’a kadar, Türkiye’nin tüm güney sınırları resmî olarak Kürdistan olacak. O zaman işte Türkiye’nin şapkasını önüne koyup “Ben, kendi Kürtlerimle acilen barışayım” demesi lazım. Türkiye kendi Kürtleriyle barışmazsa ne yaşanır sizce? Bir müddet sonra bu iş BDP’yi de aşar, Tayyip Erdoğan’ı da aşar. Bölgedeki dengeler hangi halkı nereye sürükler, etnik ve mezhep savaşları gibi riskli meseleler ne getirir, ne götürür kestirmek zor. Bu yüzden hükümetin acilen bir Kürt barış planı oluşturması ve Türkiye’nin Kürtlerini tatmin edecek bir çözümü acilen getirmesi lazım. Peki... Kandil nasıl bir çözüm istiyor? Kandil, Öcalan’ın söylediğinden farklı bir şey söylemez ve kesinlikle Öcalan’ın sözünü dinler, onun talimatlarına uyar. Silvan’da neden uymadı? Öcalan, ordu üstünüze gelirse, teslim olun dememişti ki. Arazide dinlenen askerler saldırıya uğradı... Görmezden gelebileceği bir asker grubuna saldırdı PKK. Geçmişte birbirlerini görmezden geldikleri hiç olmadı mı?
Keşke birbirlerini görmeselerdi! Keşke oradakiler de PKK’yi öldürmek için hareket etmiyor olsalardı! Hükümet- Öcalan görüşmesi tekrar başlasın. Öcalan’ın koşulları uygulansın. Örgütüne talimat verecek pozisyona gelsin. Kandil, Öcalan’ın sözünü dinleyecektir. Eğer süreç yeniden başlayacaksa Öcalan’ın durumunun değişmesi lazım. İmralı’da yürümez bu görüşmeler artık! Niye? On metrelik bir hücrede, Öcalan’ın dışarıyla ilişkileri kısıtlı. PKK sorunu çözülecekse, hükümetin İmralı’yı kapatması lazım, bütün sistemin değişmesi lazım. İlk etapta ev hapsi olabilir. Ev hapsine karşılık PKK de hangi adımı atacağını kamuoyuna açıklar. Ve süreç, işte böyle karşılıklı adımlarla gider. Hükümetle müzakereye oturmanızın bir şartı da bu mu oluyor? Bu, BDP’nin şartı değil. Bu, Öcalan’ın şartı. “Sağlık, özgürlük ve güvenlik koşullarım sağlanmadıkça ben yeniden sürece dâhil olmayacağım” dedi kendisi. Biz de gitsek, hükümet de gitse, Öcalan bunu söyleyecek. Siz İmralı ve Kandil üzerinde bir gücünüzün olmadığını açıkça söylüyorsunuz. Oysa uzmanlar tarafından Türkiye’ye hep örnek gösterilen İngiltere’de siyasi parti silahlı örgüte sözünü geçiriyordu ve barış öyle sağlandı. Anladığım kadarıyla siz, İngiltere’de yaşanan müzakere ve çözüm sürecinin, Türkiye’de olamayacağını söylüyorsunuz. Öyle mi? Evet öyle. Olamaz tabii. Gerçeği anlatıyoruz biz. Bizim gücümüz var ama yetkimiz yok! Bizim PKK ile aramızda IRA-Sinn Fein gibi bir ilişki yok. BDP, Sinn Fein gibi karar sahibi değil. Dediğim gibi bizim etkimiz var fakat biz onlar adına ne ateşkes ne de silah bırakma kararı alabiliriz. Ama biz siyasi çözümleri güçlendirip, ateşkes ve silahsızlanma süreçlerine imkân tanıyan bir pozisyonu yaratabiliriz. Bu şekilde biz ancak demokratik basınç oluşturabiliriz. BDP’nin barışın sağlanması için iki farklı rolü olabilir. BDP ne yapabilir? Bir, eşitlik meselesinin nasıl çözüleceğinde doğrudan muhatap olur. İki, eğer hükümet, Kandil ve İmralı bize bu yetkiyi verirse biz barış konusunun nasıl sağlanacağında arabulucu rolünü oynayabiliriz. Veya BDP’nin de içinde bulunduğu bir âkil insanlar grubu da arabulucu olabilir, biz bunu da kabul ederiz. Ama Türkiye’ye hep İngiltere’nin çözümü örnek gösteriliyor. Kısaca siz, “Türkiye İngiltere değil, PKK da IRA değil” mi diyorsunuz? Değil tabii. Biz de Sinn Feinn değiliz. Tayyip Erdoğan da Tony Blair değil. Tony Blair, “şeytanla bile görüşürüm” dedi ve görüştü. Tayyip Erdoğan da görüştü, görüşmedi mi? Başbakan’ın PKK ve Öcalan’la görüşmesini asla küçümsemiyorum. Ama Erdoğan, görüşmenin arkasına Tony Blair gibi açık ve güçlü bir siyasi irade koymadı. Madem bu konuda cesur davrandın, riski göze aldın, sürdür bunu, daha da cesur ol!.. PKK’ya dönersek... PKK, kendisine yöneteceği bir toprak verilmeden barışa razı olur mu? Yoksa PKK’nın en önemli şartı, kendisine yöneteceği bir bölge, bir nüfus, bir toplum verilmesi mi? Murat Karayılan KCK yürütme kurulu başkanı olarak bütün örgütü bağlayan bir açıklama yaptı 15 gün önce. “Türkiye’de yönetim anlayışı ademimerkeziyetçi olursa, seçimler de demokratik yapılırsa, kim kazanırsa bölgesel yönetimi o yönetir” dedi. Siz ademimerkeziyet, özerklik gibi modellerin yanı sıra bir de statü diyorsunuz. Nasıl bir statü istiyorsunuz? Özerklik bir statü zaten. Federasyon, bağımsızlık da öyle. Statü, bir yönetim hakkıdır. Statü, bölgesel yönetimlerde söz sahibi olabilmektir. Türkiye’de eğer Türkler, devlet ve Kürtler birbirinden kopmak istemiyorlarsa, bunun yolu sınırlar içinde uygulanacak çözüm modelleridir. Bu da ya özerkliktir ya da federasyondur! Eğer Ankara, İspanya’da Bask örneğinde olduğu gibi Kürdistan özerk bölgesini tanırsa... Onunla özel bir hukuk kurarsa... Devletle Kürtler bu konuda anlaşırlarsa... Biz buna karşı değiliz ama biz bu modeli önermiyoruz. Niye Kürdistan özerk bölgesini önermiyorsunuz? Biz bu modeli demokrasi açısından doğru bulmuyoruz. Biz, bütün Türkiye için özerk bölgeler olsun istiyoruz. Mesela Kürdistan diye tabir edilen coğrafyada üç veya dört özerk bölge olabilir. Büyük bir ili merkez alırsınız. Onunla ulaşım, kültürel, ekonomik, sosyal açıdan işbirliği içinde olan illeri onun etrafında toplarsınız ve oraya bölge dersiniz. Öcalan da Ankara merkezli özerk bölgeler öneriyor.
Ne öneriyor? “Ankara merkez olsun ama Türkiye’de özerk yönetim bölgeleri oluşsun ve hepsinin yetkileri aynı olsun. Türkiye ademimerkeziyetçi bir yönetim sistemine geçsin” diyor. Bu modele göre, her bölgede seçimlerde sandıktan kim çıkıyorsa, özerk bölgeyi o yönetecek. Antalya özerk bölgesini belki CHP, Çukurova’nın aşağısını belki MHP yönetecek. Halk memnun olmazsa bir sonraki seçimde iktidarı değiştirecek. Kaç tane özerk bölge planlıyorsunuz? Bize göre Türkiye’de böyle 18-20 özerk bölge oluşturmak mümkün. Federasyon ise daha çok toprağa, nüfusa, etnik kökene bağlıdır. Özerklik öyle değil. Bizim önerdiğimiz özerklikte, Türkiye’de Kürtler nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar aynı haklara sahip olabilirler. Bizim önerdiğimiz özerklik etnik kimliğe dayalı bir model değildir. Peki, bir süre önce ilan ettiğiniz özerklik bu muydu? O özerklik ilanında, aslında Kürt halkının siyasi statü konusundaki ısrarı ilan edildi. Yoksa bir siyasi sınır çizilmedi. Öcalan da şunu demişti: “Devlet eğer bu önerilerimizi, projelerimizi kabul etmiyorsa, o zaman tek taraflı çözüm gelişir. Eğer devlet ben sizin sorununuzu çözmek için niye Türkiye’nin tamamını ademimerkezî olarak yöneteyim diyorsa, o halde sadece Kürtlere özerklik verilsin.” PKK de bunu söyledi. PKK ne dedi? “Sen Türkiye’yi demokratikleştirecek çözümü tartışmıyorsan, ben de tek taraflı olarak özerkliği kazanmak geliştirmek için mücadele ederim” dedi. Eğer PKK’yi öldüreyim, bitireyim derseniz ve o da ben güçlüyüm, direniyorum derse... Ortaya bölgesel özerklikler çıkmaz. Ortaya Özerk Kürdistan Bölgesi çıkar. Çözüm süreci uzarsa, on yıl yirmi yıl sonra bu iş bölünmelere gider. Kürtler ayrılmak istiyor mu? Ayrılmak isteyenler var ve “bizim ayrı devletimiz olsun, bağımsız Kürdistan olsun” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Diyarbakır’da son yapılan bir ankette yüzde 51 özerkliği destekledi. Yüzde 10 küsur federasyon istedi. Yüzde 20 herhangi bir siyasi statü olabilir, dedi. Yani sonuçta yüzde 75-80 siyasi statü istedi. Kürtler statü istiyor. Türklerin siyasi eğilimlerini de ölçüyor musunuz? Türkler ne istiyor sizce? Türklerde de ayrılma isteği giderek artıyor. Anketlerde çıkıyor bu sonuç. İki tarafta da ayrılmak isteyenlerin oranı yüzde 10-15 arasında ama Türklerde ayrılma isteği daha hızlı artıyor. Benim söylediklerim, son 15-20 gün içinde alınan sonuçlar. Birarada yaşayabilmek için Kürtlerin olmazsa olmaz dediği şartlar neler? Türklerin neyi varsa Kürtlerin de olması lazım. Türkiye’de ne varsa hepimizin olsun. Sadece Türklerin olmasın. PKK silahları susturmaya hazır mı? Hükümet’in sağlayabileceği bir şey bu. Hükümet, doğru yaklaşır ve müzakere denen şeyi karşı tarafı teslim alma ve tasfiye amaçlı kullanmazsa... Müzakereyi, karşı tarafla uzlaşma bulma olarak görürse, müzakerelerden sonuç alabilir ve PKK’yi ikna edebilir. Hükümet silahları susturmaya hazır mı? Hayır. Hükümetin hazırlıklarına bakılırsa, hükümet savaşma konusunda kararlı. Biraz bölgesel gelişmelerle de ilgisi var bunun. Hükümet ille savaşmak istiyor. Suriye durulmadan PKK’yle bir uzlaşma, çözüm yaratmak istemiyor. Çünkü PKK’nin Suriye’de Kürt taban üzerinde etkili olduğunu biliyor. Hatta PKK’nin Güney Kürdistan’ın Barzani bölgesinde de taban üzerinde etkisi var. Eğer müzakereler sizinle yapılırsa sizin gerektiğinde her üç tarafa da tavır almanızı gerektirebilecek durumlar, dayatmalar ortaya çıkabilir, bunlarla baş edebilecek misiniz? Zor olur ama baş ederiz. Sürece güvenirsek ve hükümetin gerçekten adım attığını görürsek, birileri süreci bozacak pozisyona girerse biz siyasi riski üstleniriz ve süreci sürdürürüz. Masadan kaçmayız. Benim sorularım bu kadar. Benim sormayıp da sizin özellikle söylemek istediğiniz bir şey var mı? Şunu söylemek isterim. Bizim BDP ve BDP’li Kürtler olarak Taraf’a da eleştirilerimiz var. Taraf gazetesi, sürekli olarak “BDP, AKP’yi desteklesin” pozisyonu aldı. BDP, AKP’yi desteklemediğinde de, BDP’nin üzerine çok haksız bir biçimde geldi. Taraf’a çok haksızlık etmiyor musunuz? AKP desteklensin denklemi içinde hiçbir zaman olmadı Taraf. Anayasa referandumu sürecinde hep bunu yaşadık biz. Sokağa çıkın, BDP’li Kürtlere rastgele sorun. BDP’li Kürtlerin hepsinde Taraf’la ilgili böyle bir algı var. Ben de referandumda sizin niye “evet”i desteklemediğinizi hâlâ anlamış değilim. Çünkü referandumda evet oyunu desteklemek, demokratikleşmeyi, sivilleşmeyi desteklemekti. AKP’yi desteklemek değildi ki... Bugün bakın, siz de Evren’in davasına müdahil oluyorsunuz. Ben, “Taraf gazetesi bizi desteklesin” demiyorum. Ancak özellikle köşe yazılarında ve haber formülasyonlarında bizimle ilgili çok büyük haksızlıklar yapıldı. Oysa Kürtlerin Taraf’tan beklentileri hakikaten fazlaydı. İşte bu beklenti çok düştü. Taraf, bizim Kürtler nezdinde misyonunu yitirdi. Taraf asla AKP’yi destekleme denklemi içinde olmadı. Taraf’ın politikasını oluşturan Ahmet Altan, “AKP’yi destekleyin” diye tek bir cümle, yazı yazmadı. Aksine seçimlerde, AKP’ye oy vermeyeceğini köşesinde açıkladı. Gene de siz gidin, Diyarbakır’da sokakta bir anket yapın. Bizim partimizde ve halkta böyle bir algı var. Partimizin herhangi bir yetkilisine “bu haber doğru mu, yanlış mı” diye sorulmadan bizimle ilgili doğru olmayan o kadar çok haberler yapıldı ve köşe yazıları yazıldı ki Taraf’ta... Bize çok büyük haksızlıklar yapıldı Taraf’ta!..
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (45 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
'Ezilenlerin birliğini oluşturmalıyız'
|
|
Bülbül: Aleviler olarak Kürtler ve Emekçilerle birlik olmak istiyoruz
'Kürtlerle ve ezilenlerle birlik olmak istiyoruz'
İstanbul - Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin (PSAKD) yeni genel başkanı Kemal Bülbül, Aleviler olarak Kürtler ve emekçilerle ortak hareket etmeye karar verdiklerini duyurdu.
Ankara'da yapılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin (PSAKD) 12. Genel Kurulu'nda, genel başkanlığa seçilen Kemal Bülbül, Kürtlere, sosyalistlere ve diğer ezilenlere "birlik" çağrısında bulunarak; ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti. Bülbül, "Bizler birlik oluştursak, AKP'yi elli defa alaşağı edecek güce ulaşırız" dedi. Bülbül ayrıca, 2 Temmuz'da yüzbinlerce kişiyle Madımak'a gitmeyi hedeflediklerini açıkladı.
'KÜRTLER VE ALEVİLERİN BİLİNÇLİ OLARAK BİRLİKLERİ ENGELLENDİ'
ANF’ye konuşan PSAKD Başkanı Kemal Bülbül, şu ana kadar, Türkiye'de önemli iki kesimi oluşturan Alevilerin ve Kürtlerin birlikte hareket etmesinin önüne geçildiğine dikkat çekerek, "Ama bu haliyle birkaç yılın sorunu değil. Cumhuriyetin kuruluşundan gelen manipülasyon, bilgi kirliliği vb. uygulamalarla sistematik politika haline getirildi. Halklar birbirine yabancılaştırıldı, inanç toplumları ve örgütsel yapılar birbirine yabancılaştırıldı. Bir araya gelmeleri istenmedi. Aslında demokratik mücadelede amaçlarda ortaklık olmasına rağmen ayrıksı bir tabloyla hala karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.
Birlikte hareket etmenin mümkün olduğuna değinen Kemal Bülbül, şunları kaydetti: "Bunu aşabilmek için tüm kurumlara ve temsilcilerine sorumluluk düşüyor; en başta da siyasi partilere. Çünkü yaşadığımız inançsal, ekonomisel, siyasi sorunları aşacak olan onlardır. Biz bir inanç topluluğuyuz, demokratik örgütüz. Ancak PSAKD denildiğinde akla mücadelenin tüm boyutları gelir. Gerek duruşuyla, gerekse de demokratik organizasyonlarıyla böyle bir imajımız var. Siyaset kurumuna gelirsek; maalesef kapsayıcı bir dil kullanılmıyor. Şu anda demode olmuş, tabiri caizse son kullanma tarihi geçmiş bir dil var. Bu dil siyaset için araç olabilir ama toplumsal sorunların çözümü için araç değil. Siyasetçiler bunun farkına varmalı."
Bülbül, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ise siyaset dilindeki en kötü örneği oluşturduğunu, şöyle özetledi: "Tayyip Erdoğan inanılmaz derecede itici, dışlayıcı bir dili tercih ediyor. Kendisinin açıkça nefret suçuna tekabül eden sözleri var. Yerli yersiz konuşmaktan çekinmiyor. Mesela zaman aşımı için 'hayırlı-uğurlu olsun' diyebiliyor. Erdoğan, insanlığa karşı suçları kabullenebiliyor, sahiplenebiliyor."
'MADIMAK İÇİN HEDEFİMİZ YÜZBİNLERCE KİŞİ...'
PSAKD Genel Başkanı Bülbül, ortak mücadele etmek istediklerini açıklayarak, şöyle dedi: "Şu an, delegasyondan onay almış bir genel başkan olarak; ortak mücadele davetinde bulunuyorum. Kürtler, emekçiler, devrimciler, Süryaniler, Ezidi ve yoksul Türk halkını bu mücadelede birleştirirsek, AKP Hükümetini elli kere aşacak bir güce ulaşmış oluruz. Bunun demokratik araçlarını bir an önce kullanmaya başlamalıyız.
Bülbül, bunun dışındaki ilk adımlarının da, Sivas katliamının yıldönümü olan 2 Temmuz'a hazırlanmak olduğunu belirtti. Diğer yıllardan daha fazla bir sayıyla Madımak'a gitmeyi hedeflediklerini söyleyen Bülbül, "Mart ayları, eylem aylarıydı. Şimdi de 2 Temmuz'a doğru yol alıyoruz. Bu kez yüzbinlerce insanla Madımak'ta olma planımız var. Özellikle zaman aşımı hoyratlığına karşı yanıt verebilmek için, Madımak'a hazırlığımız çok önemli" şeklinde konuştu.
'AKP'YE DEĞİL, KENDİ GÜCÜMÜZE GÜVENELİM'
Kürt sorununun demokratik çözümünde de Kürtlerle birlikte hareket edeceklerini belirten Bülbül, son olarak da, şunları ifade etti: "AKP Hükümeti'nin Kürt sorununa ve Alevi sorununa dair bir reçetesinin olduğunu düşünmüyoruz. Devletin inkarcılığı nedeniyle canlarımızı yitirmeye devam ediyoruz. 2002'den bu yana tek başına iktidar olan AKP, artık bunu ispatlamış durumdadır. AKP'nin çözüm gibi bir derdi yok. Tarihsel arka planı ve uygulamaya koyduğu politika da, Türk-İslam sentezinin katmerli şekilde yansımasından başka bir şey değil. Bu nedenle de, Kürtler ve Alevilerin birlikte hareket etmesinin önemi büyük. Son dönemde bilim insanlarından yazarlara ve gazetecilere, siyasetçilerden hukukçulara kadar gözaltı ve tutuklamalarda bulunan AKP'den çok şey beklememeliyiz. AKP'nin yaptığı açık açık faşizmdir çünkü. Toplumun bu faşizan uygulamaya sesini yükseltmesi gerekiyor. Dolayısıyla PSAKD olarak bizim de, bunun karşısında mücadeleyi yükseltme ve sürdürme gibi bir görevimiz var. Artık AKP'den beklentiye girmek yerine, kendi gücümüzle kazanımları hedeflemeliyiz. AKP ertelemeci ve unutturmaya dönük bir politikayı dayatsa da, artık o devirler geçti. Ne ertelemesine izin vermeliyiz, ne de unutmalıyız."
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (40 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
'İzzettin Doğan Alevileri MHP'ye mi yönlendirecek?'
12 Eylül'de Turgut Sunalp'ın partisi MDP'den aday olan İzzettin Doğan'ın Gülen cemaati ile olan ilişkileri biliyor iken şimdilerde MHP'ye yüzünü çevirmesi hiçte şaşırtıcı gelmedi..
Bir zamanlar Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, 'Cem Vafkını Biz Kurduk' diye açıklamasıyla iyice deşifre olan İzzettin Doğan yine sahnede..
Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den davet gelmesi halinde, Alevi vatandaşları kurultayın düzenleneceği Tekir Yaylası'na gitmeleri için teşvik edeceğini söyledi.
MDP kesmedi MHP'den davet bekliyor MHP'nin Erciyes Dağı'nın 2 bin 150'nci metresindeki Tekir Yaylası'nda çadırlar kurarak gerçekleştireceği 18'nci Zafer Kurultayı'na katılmaları için şu ana kadar MHP yönetiminden bir davet almadıklarını bildiren Doğan, Bahçeli'den davet gelmesi halinde Alevileri katılmaya teşvik edeceğini söyledi.
Doğan'ın bu girişimi akıllara, 'İzzettin Doğan Alevileri MHP'ye mi yönlendirecek?' sorusunu getiriyor ancak Doğan'ın yakın geçmişine bakıldığında Aleviler tarafından çok ciddiye alınmayacağı ise tahmin ediliyor..
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (46 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
|
Dersim'de askeri operasyon
|
|
Dersim'de 2 bin özel eğitimli askerle operasyon yapılıyor
Dersim bölgesinde dün sabah saatlerinden itibaren başlatılan operasyonlar kapsamında yüzlerce özel eğitimli birlik operasyon alanlarına sevk ediliyor.
DERSİM - Dersim'de dün sabah saatlerinde başlayan ve yaklaşık 2 bin özel eğitimli askerin katıldığı bahar operasyonları kapsamında havadan ve karadan operasyon bölgelerine yüzlerce asker sevk ediliyor.
Tunceli jandarma bölge komutanlığının yönettiği operasyonlara, Tunceli Jandarma Komutanlığı ile Tunceli 4'ncü Komando Tugay Komutanlığı ve Hozat 51'nci Motorlu Piyade Tugayı'na bağlı askerler katılıyor.
Dün ve bugün, kara ve havadan çok sayıda özel eğitimli birlik, Dersim merkeze bağlı, Pülümür Vadisi, Munzur Vadisi, Geyiksuyu, Ahpanos Vadisi, Çiçeckli ve Demirkapı bölgesi ile Kert Dağları'na sevk edilirken, Mazgirt ve Nazimiye İlçeleri arasındaki dağlık alanlar ve Kutuderesi Vadisinin iç kesimlerine yüzlerce özel eğitimli komando indirildi.
Bugün sabah saatlerinde Geyiksuyu dağlık alanı ile Bali Deresi civarında yoğun silah seslerinin geldiği, ancak çatışma yaşanıp yaşanmadığı konusunda henüz bilgi alınmadığı öğrenildi.
Operasyonların yoğunlaştığı bölgelere zırhlı araçlar desteğinde karadan ve helikopterler ile havadan çok sayıda takviye birlik sevkediliyor. (ajanslar)
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (47 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
Kefensiz-mezarsız gidenlerimize saygı duruşu
4 Mayıs 1937 Dersim'in tarihinde kara bir gün, insanlık için utancın adıdır.
4 Mayıs soykırımın siyasi emrinin veildiği tarihtir.
Onbinlerce Dersimli'nin vahşice öldürüldüğü,onbinlercesinin sürgün edildiği,ailelerin parçalandığı,çocukların zorla evlatlık alındığı bu büyük kıyımın,soykırımın resmi imzası o gün atılmış, Dersim'in fermanı o gün yazılmıştır.
Dersimli için 4 Mayıs acı ve öfkenin adıdır.
Katliamcıları lanetleme,k atledilenleri anma günüdür. Her damın altında bir törendir perşembe.
Perşembe mumdur,çıladır.
Teberiktir,duadır.
Düzgün Baba'ya yakarıştır.
Yeni gelene sevinçli karşılama,göçüp gidene matem ve uğurlamadır.
Ne çok kefensiz-mezarsız gideni vardır o toprakların.
37-38'den beri matemi çoktur Dersim'in,perşembe gecelerinin yükü ağırdır.
Yük bu kadar ağırken yalnız edilen dua güçsüzdür,tek mumun ışığı cılız.
Ortaklaşırsa acı hafifler,berabersek öfke güçlenir.
Yüzleşmek ve hesaplaşmak mümkün olur. Biz aşağıda imzası olanlar,4 Mayıs'a kadar her perşembe akşamı yanyana geleceğiz.
Soykırımda yitirdiklerimizi anacağız.
Onlar için mum ve çıla tutuşturup ağıtlar yakacağız.
Anıları önünde saygı ve selam duracağız.
Başta Dersimliler olmak üzere,tüm vicdan sahiplerini acımızı ve öfkemizi paylaşmaya çağırıyoruz.
Bu büyük insanlık suçunun bütün yönleriyle aydınlatılması ve hesabının verilmesi mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz. Toplanma: 12 Nisan Perşembe
Saat: 20:oo
Yer: Galatasaray Lisesi önü ALİBEYKÖY DERSİMLİLER DERNEĞİ,DERSİM GAZETESİ,MUNZUR ÇEVRE DERNEĞİ,PERTEKLİLER DERNEĞİ,SEYİT RIZA İNSİYATİFİ
Kaynak; Dersim Gazetesi
|
Veröffentlicht von maya_ am Mittwoch, 11. April 2012 (41 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | | Punkte: 0)
|
|
2502 Artikel (313 Seiten, 8 Artikel pro Seite) |
|
|  |
Sprache für das Interface auswählen
|
| Alle Mitglieder: |
7 575 |
| Registriert Heute: |
0 |
| Registriert Gestern: |
0 |
| Mitglied(er) online: |
0 |
| Gäste Online: |
11 |
Bitte registrieren Sie sich hier. Als angemeldeter Benutzer nutzen Sie den vollen Funktionsumfang dieser Seite.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
hapsirdiginiz zaman butun vucut fonksiyonlarinin kalp ve beyin dahil 1 saniyeligine tamamen durdugunu ve bu yuzden cok yasa denildigini.
pertekliyiz.biz
|
|