'Devlet Roboski katliamını örtbas edilemeyecek'
İSTANBUL (DİHA) Şırnak'ın Uludere İlçesi'ndeki 35 kişinin yaşamını yitirdiği Roboski katliamını yerinden inceleyen sanatçılar ve akademisyenler, katliamın planlı bir şekilde yapıldığını belirterek, köylülerin tazminat değil hak yerini bulsun çağrısı yaptıklarını söyledi.
Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde 35 kişinin yaşamını yitirdiği Roboski katliamına ilişkin incelemelerde bulunmak üzere bölgeye giden aydın ve sanatçılar, tanıklıklarını Cezayir Restorant Büyük Salon'da düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaştı. Milletvekilleri Sebahat Tuncel, Levent Tüzel, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, yazar Necmiye Alpay, sanatçılar Jülide Kural, İlkay Akkaya, Ferhat Tunç, Yasemin Göksu, Aynur Doğan, Yazar Meryem Koray, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Sema Solaklı ile çok sayıda aydın ve yazar katıldı.
'Köylülerin tepesine güç inmiş'
Yazar Necmiye Alpay, Türkiye'nin o kesimine ilk kez gittiğini ifade ederek, köylere bulunan karakolların iktidarı ve otoriteyi simgelediğini anlattı. Köylülerin yaşamını yitirenler için devletin vermesi yönünde tartışmaların yürütüldüğü tazminata karşı çıktıklarını ifade eden Alpay, "Bir acıma merhamet yoksullara yardım meselesi asla değil, sonuna kadar ikinci insan yerine koyma söz konusu burada. Yoksulluk boyutu bir bütünün parçası sadece. Beyaz kadınlar gitmiş bir köyde çok merhamete gelmişler gibi değil mesele. Hayli bilinçli köylüler, çok insani bir acz içindeler bilmemiz lazım. Koskoca güç tepelerine binmiş, bu manzaranın önüne vurgu yapmaya çalışıyoruz" dedi.
'Hem öfkelendik hem kederlendik'
Oyuncu Jülide Kural, sorunun çözülmesi için bir an önce barış ortamının sağlanması gerektiğini ifade ederek, herkesin yaşanan katliamı anlaması için bölgeye sık sık gitmesi gerektiği yönünde çağrı yaptı. Kural'ın ardından toplantıya katılanlar, tanıklıklarını ve gözlemlerini paylaştı. İlk olarak konuşan Yasemin Göksu, orada yaşananların dayanılmayacak derecede korkunç dramatik şeyler olduğunu ifade eden Göksu, "İnsan hem çok kederleniyor, hem çok öfkeleniyor" dedi.
'İstedikleri gibi at oynamayacaklar'
"Anlatmaya yüreğim dayanmayacak ne yapmak gerekiyorsa sorumluları biz de mahkemeye verelim, ırkçı bakanları da verelim, bu insanların haklarını koruyalım" diyerek duyarlılık çağrısı yapan Göksu, "Benim için bir parça rahatlatan şeyler, o küçücük mezarların başında ağlayan bir öteki olmamdır. Bir öteki olarak ağladık orada. Orada herhangi bir kaza olmuş olma ihtimali yok. Son derece planlı projeleri hazırlanarak yapılmış bir şeydi. O coğrafyada çok katliam oldu. Kimisi unutuldu. Oraya gitmekle, bir cinayete daha ortak olmadığımızı ortaya koymuş olduk. Artık istedikleri gibi at oynatamayacaklarını biliyoruz. Daha büyük ekipler halinde oraya gitmek lazım. Daha büyük gruplarla gidin, daha rahat insanları katledemesinler" diye konuştu.
'Hukuka uygun canavarca öldürdüler'
Göksu'nun ardından sanatçı İlkay Akkaya kısa bir konuşma yaptı. Hukuka uygun canavarca öldürmenin orada yapıldığını dile getiren Akkaya, "Bunu hep yapıyorlar. Bir araya gelip bir şey yapalım. Bir şey yapmalıyız. Hiçbirimizin bir daha böyle acılar yaşamaya yürekte yerimiz kalmadı. Bütün krallar ölsünler" diye konuştu.
'Devlet savaş ateşi yaktı biz barış ateşi yakalım'
Yazar Meryem Koray, olayın araştırılıp sorumluların bulunması gerektiğini ifade ederek, "Hiçbir açıklama olayın küçümsenmenize neden olamaz. O kadar büyük o kadar doldurulamaz acı var ki orada. Köy ahalisi orada toplanmış, ağlamak geliyor içimde. Köylüler, 'ayağınıza sağlık' diyorlar. Teşekkür ettiler. İnsanlar, 'Burada savaş ölüm olunca buraya geliyorlar o zaman bizi hatırlıyorlar' dediler. Gitmek bunun için önemliydi. Bizim insanımız var orada, canımız var. Can var can. Nereye bakarsak karanlık, o karanlığı bir parça aralamak aynı duyguları duyuyor dedirtmek de önemliydi. Bu bir devlet meselesi o çözecek ama hepimize sorumluk düşüyor. Devlet savaş ateşi yaktı biz barış ateşi yakalım" diye konuştu.
'O insanlar kaçakçı değil emekçi'
Koray'ın ardından Sema Solaklı da kısa bir konuşma yaptı. Yaşananların bir cehennemi andırdığını ifade eden Solaklı, "Öyle bir cehennem yeri ki, o kadar büyük orantısız güç var ki savaşın bile edebi ahlakı olur. O insan kaçakçı değil büyük bir yalan. O insanlar güvencesiz kaçak işçi emekçi gözüyle bakmak lazım onlara" dedi.
Köye gittikten sonra yurttaşlarla bir duygu birleşmesi yaşadıklarını ifade eden oyuncu Jülide Kural, "Elbette çok öfkeliler. Açlar yoksullar Kürtler. Bir dağın ucunda ayakları çıplak karların içinde yaşamaya çalışıyorlar. Herkesin bir parça kalbinde insanlık varsa, orada yaşayan insanların üzerine bombalar yağdırılırken, biz hiçbir şey olmamış gibi yaşayamayız. Öfkeliyiz, biz susup oturmayacağız. Acımız çok taze, bu öfke bizi başka yerlere götürebilir dediler. Devlet bize kuru bir özürle tazminat değil bu faillerin ortaya çıkarılması gerekiyor dediler" diye kaydetti.
'Duyarlı insanların seslerini çıkarmasını istiyorlar'
Sanatçı Aynur Doğan, "O insanlar büyük acı yaşıyor. Acısının bir kısmını anlayabiliyoruz. Ama orada o insanların yaşadığı başka korkular var. Onlar kendini yalnız hissediyor. Tekrarlanacağına inanıyor. 'Kürtleri sevmiyorlar' diyorlar. Ben de Kürdüm, benim duyduğum yaşadığım dedemden de babamdan da hikayeler hepsi aynı ve devam ediyor. İnsan ne söyleyebilir? Yoksul bir halk, kendilerini dışlanmış hissediyorlar. Zaten dışlanıyorlar. Tek istediği Türkiye'nin farklı yerlerinde duyarlı insanların olduğu, duyarlı insanların sesini çıkarması" dedi.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, katliamın yaşandığı köyde son seçimlerde BDP'nin AKP'den çok fazla oy almasının katliamda etkili olduğuna işaret ederek, "Teknik açıdan daha terörle mücadelenin verildiği, MİT'in istihbarat hatasına bağlanması mümkün değil. Bu konuda kimsenin ikna olabilmesi mümkün değil. Tarihi rastlantıdan ibaret görenler, 33 kurşun, Nevala Kasaba rastlantı mıydı?" diye sordu.
'Takipçisi olmalıyız'
Sanatçı Ferhat Tunç ise, "'Babamı istiyorum' diye bir çocuk ağlıyordu. 'Ben babamı istiyorum' deyip durdu. Büyük bir vahşet. O coğrafya bu katliamlarla gündeme gelen bir coğrafya. Devlet Kürt halkını cezalandırmaya çalışıyor. Yanımda olmazsan hepinizin sonu bu olacak mesajı vermeye çalışıyor" şeklinde konuştu.
Tuncel: İma politikası AKP ile devam ediyor
İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, daha geniş bir ekiple yeniden bölgeye gidilmesi gerektiğini ifade ederek, "Uludere inkar ima asimilasyon politikasının AKP'yle devam ettiğinin göstergesidir" dedi. Tuncel, "Bu savaş politikasına karşı direnmek zorundayız. 10 yaşındaki kız çocuğuna sordum, 'Okula gidiyorum, ama artık okula gitmeyeceğim', 'Gözaltına alınanlar bırakılmazsa buradan gideceğiz' diyorlar. Savaş isteyenler bu sistemin kendisi" diye konuştu.
Tüzel: Devletin yaptığı hiçbir şey rastlantısal değil
İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, yoksul Kürt köylülerin yalnız olmadıklarını sağlamak için bölgeye gittiklerini vurgulayarak, "Devletin yaptığı yürürlüğe soktuğu hiçbir şey rastlantısal değil. Roboski katliamının üstünün örtülmemesi için bu aydınlanmanın takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bir savaş politikası, bir Kürt sorununu yaklaşımın sonucu. Olayın oluş biçimi ve tanıklıklar bunu gösteriyor. Bölge halkının yoksulluğunu, ayrımcı politikalarla ortaya çıkmış durumda. Devlet mecbur ediyor bu hayat kavgasına. Ortada sınır yok bölünmüş aileler, parçalanmış topraklar, sınır ticareti demek bile doğru değil" dedi. Uludere Kaymakamı'na yapılan saldırıya da değinen Tüzel, "Yapılan saldırı çokça spekülasyona dönüştürüldü. Devletten gelen saldırının birinci derece görülen temsilcisi kaymakama infial derecesinde yaşanan, terör benzeri söylemlerin arkasına sığınarak tutuklama furyası yapması katılabilinir bir şey değil. Dosyaya gizlilik kararı getirilmesi gizlenen bir şeyler var duygusunu güçlendiriyor" diye kaydetti.
Newededersim