|
 |
 |
1798 Haber (225 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
Dersim'de kontra faaliyetler yoğunlaştı
|
|
maya_ yazdı: "
20 Mayıs 2010 Perşembe Saat 17:07
Ovacık ilçesine bağlı Xan Uşağı, Topuzlu, Burnak, Yayla Günü ve Dedkan köylerinin giriş ve çıkışlarında pusu atan Özel Harekat-Kontra birlikleri halka korku salıyor.
BEHDİNAN - Türk ordusunun gerillaya yönelik operasyonları her geçen gün yayılırken Dersim’e bağlı bir çok köyde son günlerde özel kontra birliklerin dolaştığı öğrenildi.
Türk ordusunun Nisan ve Mayıs aylarında Dersim’in çeşitli bölgelerine yaptığı imha amaçlı operasyonların yanı sıra halka yönelik baskıları da artarak devam ediyor. Gerillaya karşı düzenli ordu birlikleri operasyonlar düzenlerken JİTEM, özel harekat ve kontra birlikleri ile halka yönelik sindirme politikası uyguluyor.
Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre 14 Mayıs’tan bu yana Dersim’in Ovacık ilçesi çevresi ile ilçeye bağlı bazı köylerde özel birlik hareketliliği gözleniyor. Ovacık ilçesine bağlı Xan Uşağı, Topuzlu, Burnak, Yayla Günü ve Dedkan köylerinin giriş ve çıkışlarında pusu atan Özel Harekat-Kontra birlikleri halka korku salıyor.
Bölge sakinleri, sözlü hakaretlerin yanı sıra zaman zaman fiziksel şiddete varan saldırılarda bulunan kontra birlikler karşısında duyarlılık çağrısında bulundu. Bu birliklerin gerillalara yönelik pusu faaliyetlerinde de bulunduğu bildirildi.
Öte yandan Türk ordusunun Dersim ve Kars’ta yeni operasyonlar düzenliyor. HPG Basın-İrtibat Merkezi (BİM) operasyonlar hakkında açıklama yaptı.
17 Mayıs günü Ağrı'nın Çemçe alanına bağlı Madur ve Kösedağı alanlarına yönelik olarak Türk ordusunun bir operasyon başlattığını belirten BİM, Bahçecik ve Çiçekli Köyleri ile Şahyolu’ndan Kösedağ’a kadar olan alanı kapsayan operasyonun aynı gün akşam saatlerinde sonuçsuz bir şekilde geri çekildiği bildirildi.
HPG BİM yine 17 Mayıs günü Dersim merkeze bağlı Demenan, Laç vadisi, Peter ve Dolu Baba alanlarına yönelik Türk ordusu tarafından başlatılan operasyonun da bir gün sonra 18 Mayıs günü akşam saatlerinde sonuçsuz olarak geri çekildiğini belirtti.
BİM açıklamasında ayrıca 15 Mayıs günü Dersim’in Munzur alanına yönelik Türk ordusunun hava destekli başlattığı operasyonun 16 Mayıs günü sonuçsuz geri çekildiğini bildirdi. ANF
"
|
|
Kürt yönetiminden tehlikeli çıkış
|
|
maya_ yazdı: "
Kürt tutsakların idam edilmesiyle birlikte İran ordusu ile Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) gerillaları arasındaki çatışmalar şiddetleniyor. Doğu Kürdistan kentlerine binlerce asker yığan İran, yaklaşık 2 haftadan bu yana Güney Kürdistan'da PJAK ve HPG gerillaların bulunduğu alanları bombalıyor. Bazı sivil yerleşim yerlerinin de hedeflendiği saldırılara ilişkin Kürt hükümeti şu ana kadar İran'ı kınayan bir açıklamada bulunmadı.
Üç gün önce Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cabar Yaver, İran ve Türk ordusunun askeri hareketliliğini normal karşıladı, sınır ihlalini ise reddetti. Yaver'in bu sözleri ardından en dikkat çekici açıklama ise Kürdistan Peşmerge Kuvvetleri Genel Komutan Yardımcısı YNK'li Mahmud Sengavi'den geldi. Sengavi, PJAK gerillalarının sınırı ihlal etmeleri durumunda karşılık verileceğini duyurdu.
'ÇATIŞIRIZ' TEHDİDİ
'Sınırlarımıza girerek komşu ülkelere karşı savaşan her silahlı güce, karşı koymak zorundayız' sözleriyle PJAK'ın Kürdistan sınırlarından çıkmasını isteyen Sengavi'nin açıklaması Hewler, Ankara ve Tahran arasındaki yoğun trafik öncesine denk gelmesi dikkat çekti.
Hewler'den yayın yapan Denge Azad sitesine göre Sengavi 'Komşu ülkeler ile aramızdaki sınırların huzur ve güvenli olması için PJAK'tan, Kürdistan bölgesi sınırlarına girmemesini istedik, özellikler İran ile olan sınırımızda. Bir kez daha kardeş kanının akmasını istemiyoruz fakat bir silahlı güç Kürdistan sınırını geçmek isterlerse, peşmerge gücü olarak buna izin vermeyiz, karşılık vermek zorundayız ve bu konuda gereken tavrı sergileyeceğiz' ifadelerini kullandı.
YENİ PLAN DEVREDE
Türkiye, PKK'ye karşı 1992 benzeri bir sürece KDP ve YNK'yi dahil etmek için uzun zamandan beri gizli pazarlıklar ve görüşmeler yapıyor. Hem PJAK'lı tutsakların idamları hem de Türk ve İran ordularının bombardımanlarına sessiz kalan Kürt yönetiminden gelen 'PJAK' ile çatışırız' açıklaması yeni bir planın uygulamaya konulduğunun mesajı niteliğinde.
KANDİL'İ İNSANSIZLAŞTIRMA PLANI
İki yıl öncede YNK Kandil'de yaşayan halkın alandan çıkması için Türkiye ve İran'la ittifak bazı görüşmeler yapmıştı. Bu görüşmeler ardından YNK yetkilileri Kandil bölgesinde halkın köylerini terk etmelerini istemişti. 'Gerillalar bu alanda olmasa ne Türkiye ne de İran sizi bombalamaz' diyen YNK'nin bu söylemi, Kandil halkı arasında yeni bir 'Birakuji'ye zemin hazırlığı olarak yorumlanmıştı.
ANF
"
|
|
Kürt yönetiminden tehlikeli çıkış
|
|
maya_ yazdı: "
Kürt tutsakların idam edilmesiyle birlikte İran ordusu ile Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) gerillaları arasındaki çatışmalar şiddetleniyor. Doğu Kürdistan kentlerine binlerce asker yığan İran, yaklaşık 2 haftadan bu yana Güney Kürdistan'da PJAK ve HPG gerillaların bulunduğu alanları bombalıyor. Bazı sivil yerleşim yerlerinin de hedeflendiği saldırılara ilişkin Kürt hükümeti şu ana kadar İran'ı kınayan bir açıklamada bulunmadı.
Üç gün önce Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cabar Yaver, İran ve Türk ordusunun askeri hareketliliğini normal karşıladı, sınır ihlalini ise reddetti. Yaver'in bu sözleri ardından en dikkat çekici açıklama ise Kürdistan Peşmerge Kuvvetleri Genel Komutan Yardımcısı YNK'li Mahmud Sengavi'den geldi. Sengavi, PJAK gerillalarının sınırı ihlal etmeleri durumunda karşılık verileceğini duyurdu.
'ÇATIŞIRIZ' TEHDİDİ
'Sınırlarımıza girerek komşu ülkelere karşı savaşan her silahlı güce, karşı koymak zorundayız' sözleriyle PJAK'ın Kürdistan sınırlarından çıkmasını isteyen Sengavi'nin açıklaması Hewler, Ankara ve Tahran arasındaki yoğun trafik öncesine denk gelmesi dikkat çekti.
Hewler'den yayın yapan Denge Azad sitesine göre Sengavi 'Komşu ülkeler ile aramızdaki sınırların huzur ve güvenli olması için PJAK'tan, Kürdistan bölgesi sınırlarına girmemesini istedik, özellikler İran ile olan sınırımızda. Bir kez daha kardeş kanının akmasını istemiyoruz fakat bir silahlı güç Kürdistan sınırını geçmek isterlerse, peşmerge gücü olarak buna izin vermeyiz, karşılık vermek zorundayız ve bu konuda gereken tavrı sergileyeceğiz' ifadelerini kullandı.
YENİ PLAN DEVREDE
Türkiye, PKK'ye karşı 1992 benzeri bir sürece KDP ve YNK'yi dahil etmek için uzun zamandan beri gizli pazarlıklar ve görüşmeler yapıyor. Hem PJAK'lı tutsakların idamları hem de Türk ve İran ordularının bombardımanlarına sessiz kalan Kürt yönetiminden gelen 'PJAK' ile çatışırız' açıklaması yeni bir planın uygulamaya konulduğunun mesajı niteliğinde.
KANDİL'İ İNSANSIZLAŞTIRMA PLANI
İki yıl öncede YNK Kandil'de yaşayan halkın alandan çıkması için Türkiye ve İran'la ittifak bazı görüşmeler yapmıştı. Bu görüşmeler ardından YNK yetkilileri Kandil bölgesinde halkın köylerini terk etmelerini istemişti. 'Gerillalar bu alanda olmasa ne Türkiye ne de İran sizi bombalamaz' diyen YNK'nin bu söylemi, Kandil halkı arasında yeni bir 'Birakuji'ye zemin hazırlığı olarak yorumlanmıştı.
ANF
"
|
|
Zonguldak madeninde 28 işçinin cesedine ulaşıldı
|
|
ronya_desiman yazdı: "Zonguldak’taki kömür ocağında, pazartesi günü meydana gelen grizu patlamasında göçük altında kalan 30 madenciden 28’inin cesedine ulaşıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait kömür ocağında, geçen pazartesi günü saat 13.28'de grizu patlamasında göçük altında kalan 30 madenciden 28'inin cesedine bu sabah ulaşıldığını açıkladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile Gelik İşletme Müdürlüğü’ne ait maden ocağının önünde açıklama yapan Yıldız, diğer 2 işçiyi arama çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Kurtarma ekiplerinin, patlamanın meydana geldiği Karadon maden ocağından cesetlere ulaştıklarını belirten Yıldız, “Havuzlar mevkiinde ilk olarak 19 işçi arkadaşın cesedine ulaştılar. İkinci ayak kısmında ise diğer 9 işçinin cesetlerine ulaşıldı. Cesetler tahminen 2 saat sonra hastaneye ulaştırılmış olacak" diye konuştu.
Bakan Yıldız cesetlerin göçük altında olmadığını, açık bir alanda korunaklı bir bölgede bulunduğunu ve ilk tespitlere göre kaza anında karbonmonoksit zehirlenmesi ile öldüklerinin sanıldığını söyledi.
Hayatını kaybeden işçilerin cesetleri, olayın meydana geldiği yeni servis kuyusu alanındaki eski kuyudan çıkarılmaya başlandı. Çok sayıda ambulansın bulunduğu eski kuyu alanı önünde toplanan madenci yakınlarından bazıları sinir krizi ve baygınlık geçirdi. Alana basın mensuplarının girmesine ise izin verilmiyor.
ANF NEWS AGENCY "
|
ronya_desiman yazdı: "Muğla'da Kürt öğrencilere yapılan saldırı sonucunda ağır yaralanan Şerzan Kurt, bir haftadır verdiği yaşam savaşını kaybetti. Baba Kurt, ''oğlum sadece Kürt olduğu için öldürüldü'' dedi.
Muğla'da 12 Mayıs'ta Kürt öğrencilere yapılan saldırıda kurşunla ağır yaralanan ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan 21 yaşındaki İşletme Bölümü öğrencisi Şerzan Kurt, yaşamını yitirdi. Bir haftadır Yoğun Bakım Servisi'nde yatan ve sadece nefes alabilen, doktorların ise müdahale edemediklerini belirttiği Kurt, yaşam savaşını kaybetti.
Konuya ilişkin açıklama yapan doktorlar, Kurt'un beyin ölümünün 7 gün önce gerçekleştiğini belirterek, "Biz öyle inanıyoruz. Direnç göstermemesinin sebebi bu. Onun için bugün de ölüm tamamen gerçekleşti" dedi.
OĞLUM KÜRT OLDUĞU İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ
Kısa bir açıklama yapan Baba Ömer Kurt ise artık AKP Hükümeti'nin elini taşın altına koyması gerektiğini belirterek, "Sözde paketlerle insanların önüne çıkıp böyle gençlerin ölümüne neden olmak yerine o kadar yetki verdiği polislerini kontrol altına almalı ve onları bu canilikten çıkarmalıdır. Benim oğlum kaza kurşunuyla ölmedi. Kürt olması onun ölümünün en büyük sebebidir. Yıllardır öldürülen gençlerimizden biri de bugün Şerzan Kurt oldu. Artık bu ölüm furyasına 'dur' denilmesi gerekir" dedi.
Baba Kurt, oğlunu yaşatmak için organlarını bağışlayacağını sözlerine ekledi.
Kurt'un ölüm haberi üzerine hastanede bulunan öğrenci arkadaşları "Bijî serok Apo", "Şehîd namirin", "İntikam" ve "Şerzan yoldaş kanın yerde kalmayacak" şeklinde slogan attı. Hastanede yoğun güvenlik önlemleri alınırken, Kurt'un cenazesinin yapılacak işlemlerin ardından memleketi Batman'a götürülmesi bekleniyor.
MUĞLA’DA NE OLMUŞTU?
Muğla'da 12 Mayıs günü dün gece saat 23.00 sıralarında yaşanan olay şöyle gelişmiti: Muğla Üniversitesi'nde okuyan Kürt öğrencilerden 5'i evine giderken bir birahaneden çıkan bir grup kendilerine küfretmeye başladı. 2'si kadın 5 öğrenci olay çıkmaması için karşılık vermezken, faşist oldukları belirtilen bu grup tarafından sözlü tacize uğradı. Daha sonra ülkücüler öğrencileri kovalamaya başladı. Yaşananları öğrenen Kürt öğrencilerin birahane önüne gelmesi üzerine burada arbede yaşandı. Polis çevik kuvvet desteğiyle olaya müdahale ederken 12 öğrenciyi gözaltına aldı.
Ülkücülerden gözaltına alınan olmazken 12 öğrencinin ise polis tarafından darp ve tehdit edildiği bildirildi. İfade vermek için bir parkta toplanan bir başka grup öğrenci de polis ablukasına alındı. Bu sırada emniyet yetkilileri gelip öğrencilere evlerine dağılmalarını söylediği belirtildi. Kalabalık olan öğrenciler gruplar halinde evlerine dağılmaya başladı. Gültekin Şahin adlı bir polisin öğrencilere emniyetin bulunduğu cadde güzergahının daha güvenli olduğunu ve burayı kullanmalarını istediği belirtilirken, emniyet önünden geçen bir grup öğrenci daha sonra burada saldırıya uğradı. Bunun üzerine parkta bir araya gelen öğrenciler ile çevik kuvvet arasında arbede yaşandı.
Gece saat 02.00'de yaşanan olayda polis biber gazı kullanırken, müdahale sırasında ülkücülerin de yer aldığı öğrenildi. Polisin biber gazlı müdahalesinde silah sesleri duyulduktan sonra Batmanlı 21 yaşındaki İşletme Bölümü öğrencisi Şerzan Kurt, iki omzundan aldığı mermilerle ağır yaralandı. Emniyet önünde ülkücülerin saldırısında yaralanan Kurt, Muğla Devlet Hastanesi'nde yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. İki omzundan vurulan Kurt'un başında da darp izleri olduğu belirtilirken, durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Olaylardan sonra Muğla Valisi Ahmet Altıparmak, saldırıyı "bar önü kavgası" olarak değerlendirerek, olayda kullanılan silahın İl Emniyet Müdürlüğü'nde olmadığını belirtmişti. Ancak yapılan soruşturmada bir polis memuru tutuklanmıştı.
BDP İstanbul Milletvekili ve BDP'li yöneticiler de kente giderek açıklama yapmıştı. Tuncel, Muğla Valisi ve Emniyet Müdürü'nün olayın sorumluları olduğunu belirterek istifa etmelerini istemişti.
ANF NEWS AGENCY"
|
ronya_desiman yazdı: "Mühendis ve maden odası yöneticileri Karadon Maden Ocağı’nda yaşanan patlamanın altında taşeronlaştırmanın yattığını belirttiler. ANF'ye değerlendirmede bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Genel Başkanı Mehmet Soğancı ile Maden Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Mehmet Torun, devlet yetkililerinin bu tür gelişmeleri "takdir-i ilahi" olarak ele aldıklarını; ancak sorunun bir sistem sorunu olduğunu ifade ettiler.
SOĞANCI: İNSAN DEĞİL RANT DÜŞÜNÜLÜYOR
TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, Zonguldak'taki patlamaya ilişkin, "Görünen o ki yine taşeronlaştırma işi karşımıza çıkıyor. Sorunun büyük kısmı burada yatmaktadır" dedi. Bu tür patlama örneklerine sadece geri kalmış ülkelerde rastlandığını, gelişmiş ülkelerde ise neredeyse hiç rastlanmadığını söyleyen Soğancı, "Her yerdeki kazaların niteliği de başka, yerel özelliklere göre başka yani. Fakat Türkiye'de bu tür kazaların sadece madencilikte değil, bütün iş kazalarının önlenebilmesi için ilkin işçi sağlığı ve iş güvenliği taşeron şirketlere emanet edilmemelidir" vurgusunda bulundu.
"Bu tür önlemlerin başına insan değil, rant konuyor. Sonra da bu tür yaşanılan acılar Türkiye'de 'takdir-i ilahi' olarak algılanıyor" eleştirisini yapan Soğancı, kazalardan sonra kurtarmadan söz etmenin bir anlam taşımadığını, kazaların önlenmesi için uğraş verilmesi gerektiğini kaydetti.
Soğancı, sözlerini şöyle noktaladı: "Her maden sahasında uygulanması gereken belli kurallar vardır. Bu Türkiye'de uygulanmıyor. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya yedincisi olmamızın nedeni de budur. Sorun bir sistem sorunudur. Türkiye'de bu konuda bir sistem sorunu var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önlem almıyor. Bakanlık, üzerine düşeni yapmalıdır."
TORUN: KURTARMA İÇİN ÇOK FAZLA İMKAN BULAMIYORUZ
Şu an olay yerinde bulunan Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun da, ANF'ye şu bilgileri aktardı: "İkisi maden mühendisi 30 kişi şu an yeraltında mahsur durumda. Patlama sonrası göçükler yaşandı. Bu göçükleri açma çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar, yer altında gaz birikintisi olduğu için çok fazla hızlı ilerleyemiyor. Kişilere ulaşmak için gayret gösteriliyor ama maden mühendislerinin de özverili çalışmasına rağmen çok da fazla ilerlemek mümkün olmuyor."
'GERİ KALMIŞ ÜLKELERDE RASTLANILAN KAZA'
Mehmet Torun, devlet yetkililerinin iddia ettiği gibi dünyanın her yerinde böyle kazaların yaşanmadığını dile getirdi. Mehmet Soğancı ile aynı görüşü paylaşan Maden Mühendisleri Odası Başkanı Torun, Türkiye'de maden kazalarının son yıllarda arttığına dikkat çekti.
"Artık bu kazalara sadece geri kalmış yerlerde şahit oluyoruz. Mesela Çin'de rastlıyoruz, evet. Fakat İngiltere'de son örneği yüzyıl önce yaşanmış. İngiltere'de madencilik artık yoğun değil denilebilir ama ABD, Avustralya, Kanada, Polanya gibi yerlerde de bu tür kazalar hiç yaşanmıyor" şeklinde konuşan Mehmet Torun, incelemeler sonucu kazaların artmasındaki en önemli faktörleri ise, şöyle sıraladı: "Taşeronlaştırma ve özelleştirme, sendikasızlık, iş güvencesinin bulunmaması, deneyimsiz insanların çalıştırılması, eğitimsizlik."
Deneyimsiz kişilerin sorumlusunun da devlet olduğuna vurgu yapan Torun, eğitim konusunda devletin eksik kaldığını söyledi.
"Az önce sıraladığım faktörleri topladığınız zaman bu kazaların olması kaçınılmazdır" ifadesini kullanan Torun, yaşanılanın devlet yetkililerinin dediği gibi kader olmadığını kaydederek, şunları belirtti: "Doğaldır, madencilik sektörü risklidir, zordur, kabul ediyoruz. İş kazaları da yaşanabilir ama ölümlü, hele de bu kadar ölümlü kazalar yaşanamaz. Grizu patlaması gibi mesela. Bunun örneği yok dünyada. Yüzyıllar önce yaşanıyordu."
Maden Mühendisleri Odası Başkanı, madencilikte örgütlü çalışmanın zorunlu olduğuna dikkat çekerek, aynı zamanda denetimin çok sık tekrarlanması gerektiğini açıkladı. "Şu an kaza olan yer ruhsatlı saha olmasına rağmen taşeron şirkete verilmiş. Birsürü ihmalleri ve olumsuzlukları görüyoruz burada" diye konuşan Torun, ekledi: "Denetim yok, kontrol yok burada. Devlet de denetim yapmamış, işveren adına Türkiye Taşkömürü Kurumu da yapmamış."
'MUCİZE DIŞINDA BİR UMUDUMUZ YOK'
Bazı kesimlerin maden ocaklarında sık sık patlamalar yaşandığı için "ocakları kapatalım" dediğini hatırlatan Torun, bunun bir çare olmadığını ifade etti ve yeraltı kaynaklarının kullanılması gerektiğini söyledi. "Ama bu şekilde bir kullanıma da evet diyemeyiz" diyen Torun, devlet yetkililerinin sorumluluk almasını istedi.
Olay yerinde bulunan Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, mahsur kalan işçilerin kurtarılıp kurtarılamayacağına ilişkin de, kısaca şunları bildirdi: "Geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak maalesef olumlu bir sonuç beklemiyoruz. Fakat insanları ufak bir ihtimal de olsa, yok saymak da istemiyoruz. Açıkçası, mucize dışında bir şey beklemiyoruz. "
Son olarak, kazaların tekrarlanmaması için siyasi iradeye görev düştüğünü kaydeden Torun, söylemlerin eyleme dönüştürülmesini, iş sahalarının da sağlıklı bir yapıda oluşturulup, ülke kaynaklarının insan öncelikli uygulanması gerektiğini söyledi.
ANF NEWS AGENCY"
|
apachi yazdı: "
TUNCELİ'DE 2 KİŞİ ÇIĞ ALTINDA KALDI
Pülümür İlçesi'ne bağlı Salördek Köyü yakınlarındaki, karların
henüz erimediği dağlık alanındaki karlı alanda mantar toplamaya giden 2
kişi, karda kayarak uçurumdan aşağı düştü. Kurtulmaya çalışan ancak
üstlerine çığ düşen 2 kişi cep telefonuyla yakınlarını arayarak yardım
istedi. Yakınlarının haber vermesi üzerine arama kurtarma ekipleri
havadan ve karadan olay bölgesine hareket etti.
ÇIĞDA KALANLAR YARALI KURTARILDI
Tunceli'nin Pülümür İlçesi'ne bağlı Salördek Köyü yakınlarındaki
karlı alanda mantar toplarken uçuruma yuvarlanan ve üzerlerine çığ düşen
Süleyman Özmen ile Ali Kamer Menteş, helikopterle nefes kesen
operasyonla kurtarıldı. Tunceli kent merkezinden mantar toplamak için 2 bin 300 metre
yükseklikteki Salördek Tepesi'ne giden Özmen ve Menteş, dağın ziresi
karlı olduğu için kayarak, uçuruma yuvarlandı. Bu sırada üzerlerine çığ
düşen Özmen ve Menteş, kendi çabalarıyla kar altından çıktı, ancak
yaralı oldukları için uçurumdan çıkamayınca jandarmayı arayıp yardım
istedi. Süleyman Özmen ve Ali Kamer Menteş'i kurtarmak için Tunceli Sivil
Savunma Arama ve Kurtarma Birilği ekipleri bölgeye sevk edildi. Yerleri
tespit edilen yaralı Özmen ve Menteş'in yaralı oldukları için uçurumdan
helikopterle alınmasına karar verildi. Tunceli Jandarma Komutanlığı'ndan
havalanan Sikorsky helikopter bölgeye ulaştıancak fırtına nedeniyle
uçurumdaki yaralıları almakta büyük zorluk çekti. İki kez düşme
tehlikesi atlatan helikopter, üçüncü denemede saat 15.00 sıralarında
yaralıları almayı başardı. Helikopterle Elazığ'daki Fırat Üniversitesi
Tıp Fakültesi'ne ulaştırılan Süleyman Özmen ve Ali Kamer Menteş'in
vücutlarında kırıklar bulunduğu, Menteş'in durumunun ağır olduğu
belirtildi. Sikorsky helikopter yaralıları bıraktıktan sonra bu kez kurtarma ekibini
almak için yeniden yeniden Salördek Tepesi'ne döndü. Fırtınalı havada
inmekte güçlük çeken helikopter birkaç denemeden sonra kurtarma ekibini
de alarak Tunceli'ye döndü. Ferit DEMİR / TUNCELİ - DHA
"
|
|
Güncel Haberler: PKK’lılara yönelik operasyonların durması için başlatılan ‘Canlı kal
|
|
Misafir yazdı: "
BDP, PKK’lı teröristlere yönelik operasyonların durması talebiyle ‘Barış Operasyonu’ başlattı. BDP’nin bir ay sürdüreceğini açıkladığı eylemlerin ilki dün Diyarbakır Lice’de denendi ancak jandarma barikatına takıldı BDP Lideri Demirtaş, “Başbakan gibi anaların gözyaşını dindireceğim diyen sonra askeri operasyonların emrini veren politikacıları teşhir edeceğiz” dedi...
Diyarbakır’dan aralarında BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, milletvekilleri, belediye başkanları, parti üst düzey yetkilileri, bazı sivil toplum örgütü temsilcilerinden oluşan yaklaşık 200 kişi, kente 100 kilometre uzaklıktaki Lice İlçesi’ne 3 otobüs ve minibüslerle hareket etti. Lice’de toplanan partilileri selamlayan heyet buradan Şenlik Köyü Paşaçiya Mezrası’na gitmek üzere yola çıktı. Konvoyda Lice’den de 3-4 minibüsle partililer eklendi.
Jandarma, konvoyu durdurdu
Şenlik Köyü yoluna giren konvoyun önü köye 20 kilometre kala Çalabük Mezrası girişinde zırhlı araçlarla önlem alan ve başlarında Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Eyüp Şeker’in de bulunduğu yaklaşık 200 jandarma tarafından kesildi. Üzerlerine ‘Operasyon değil diyalog’yazılı önlük bulunan milletvekillerinden Bengi Yıldız ile Ayla Akat Ata, Albay Şeker’le görüştü.
Albay Şeker “Valiliğin yasaklama kararı var. Bölge hem riskli hem de el yapımı patlayıcıların örgüt mensupları tarafından yoğunlukla yerleştirildiği bir bölgedir. Aynı zamanda orası bir gösteri alanı değil. Sizler için can güvenliği riski var. Bu nedenle milletvekillerimize geçiş izni verebiliriz. Diğerlerinin geçmesine izin veremeyiz” dedi. Milletvekili Ata valiliğin yasaklamayla ilgili kararını görmek istediğini söyledi. Kararı gören Ata, “Eğer güvenlik problemi varsa milletvekilleri olarak bizleri niye bırakıyorsunuz?” diye sorunca Albay Şeker de “Efendim siz milletvekili olduğunuz için dokunulmazlığınız var. Bu nedenle biz size karışamayız” karşılığını verdi.
Otoyolda oturma eylemi
Milletvekilleri daha sonra otobüse dönerek partililerle durum değerlendirmesi yaptı. Karayolu araçların yolu kapatması nedeniyle uzun süre trafiğe kapalı kalırken, daha sonra jandarma eylemle ilgisi olmayan araçların geçişine izin verdi. Araçlardan inerek yaklaşık 2 saat burada bekleyen BDP’lile, yol ortasında basın açıklaması yaptı. Konuşmalardan sonra karayolunda 2 dakikalık oturma eylemi yapan BDP’liler, Kürtçe ‘Savaş değil barış istiyoruz’sloganları attıktan sonra araçlara binerek Diyarbakır’a dönüşe geçti.
‘Timsah gözyaşı dökerek akan kan durmuyor’
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aylardır çatışmalar konusunda hükümeti uyardıklarını söyledi. Yeni ölümlerin olmaması için gerekirse operasyon bölgesine çıkarak, panzer ve tankların önünde duracaklarını söyleyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu eylemimizin ve buraya geliş amacımızın nedeni askerlerin ve dağdaki gerillaların ölmemesi içindir. Başbakan gibi, anaların gözyaşını dindireceğim diye askeri operasyonların emrini veren politikaları teşhir edeceğiz. Bizi engelleyen bu askerler ölmesin diye biz onlara barikat olmaya geldik, ancak AKP’den aldıkları talimatla onlar önümüze barikat kurdu. Ortada bir Kürt sorunu var. Bu Kürt sorunu getirip, bu askerlerin omuzlarına yığamazlar. Bunu çözecek olan TBMM ve AKP’dir. Kürt sorunu dağda değil, şehirde, kasabalarda, okullarda ve fabrikalardadır. Bu sorun askerle, tankla, topla değil, diyalog ve müzakere ile çözeceksiniz. Eğer başbakan anaların gözyaşını dindireceğiz derken samimiyse gelsin barış çağrısını buradan yapsın. Ankara’da timsah gözyaşını dökerek, akan kan durmuyor.”
Kürt sorunu nedeniyle 86 yılda 29 isyan yaşandığı görüşünü savunan BDP Genel Başkan Yardımcısı Gülten Kışanak ise, “Türk ve Kürt halkının vicdanları anneler ve babalar gelsin 30’uncu isyanı çıkaralım. Ama bu isyan barış, özgürlük ve çözüm isyanı olsun” diye konuştu.
"
|
1798 Haber (225 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 383 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
2 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
4 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
elektrik carpmasi durumundaki olumlerin buyuk bir kisminin, elektrigin carptigi insanin yatirilmasi sonucu zaten git gide sismekte olan dilin bogazi kapayacak pozisyona gelmesiyle gerceklestigini biliyor muydunuz?
pertekliyiz.biz
|
|