Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
civan hoca hewale ewindar

civan hoca hewale ewindar
Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi


Yönetim
g Yönetim Bölümü

Artikel zu dem Thema: aktuelle News


Thema durchsuchen:   

Startseite | Thema auswählen ]

2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Dersimden Haberler: Dersimliler ve tavşan meselesi
aktuelle News
Turabi Saltık; Dersimliler neden tavşan eti yemezler? 

 
Bir tabu veya totem olarak yiyecek yasaklarının kökenlerine bakıldığında etleri dünyanın çeşitli halkları tarafından iğrenç sayılan pek çok hayvan var. Günümüz insanına kalan pek çok halkın titizlikle uyduğu, insanlık tarihinin en eski tabusu yiyecek yasaklamalarıdır. Bu dünyanın en eski mirasıdır.


Dersimliler tavşan eti yemezler.

Bu konuda pek çok söylence olmasına karşılık bu tabunun kökeninde yatan asıl bilimsel sebep nedir?

Dersimliler bu tabuyu bu güne kadar neden yaşatmış, titizlikle uymuşlar?

Kızılbaş - Alevi Pirlerinin bu konu üzerine söyledikleri onlarca sözlü anlatıma girmeden, burada insanlığın başlangıcı kadar eski olan yiyecek, içecek tabuları üzerinde durmak gerekirse; dünyanın çeşitli halklarınca ve onların ‘yiyemeyeceksin’ diyerek bir yasa, bir tabu koydukları bilinmektedir. Aslında bu gün bile modern dünyada hiçbir yasa ve kanunun koyduğu yetki, eski toplumun koyduğu bir tabu ve totemin yetkisi kadar etkili ve uzun ömürlü olmamıştır.

Eski toplumların koyduğu bir tabu ve totem gereği olan etleri yenilmeyen hayvanlara göz atmak bize bu konuda bir bilgi vermektedir: “Bir Fenikeli ya da Mısırlı dana eti yemektense insan eti yemeyi yeğler. Yahudiler domuz eti yemez. Zerdüştler insanın köpek eti yiyebileceklerini aklından geçirmez. Fransız Kongo’sunda bulunan Banziriler köpek etini erkeklere ayırır, bu etle hazırlanan yemeklerde dinsel törenler düzenlerler. Ponepe Adası halkın korkunç yaratık saydıkları yılan balığını yemezler. Borneo yerlileri yılan yer ama yılan balığını yasak sayarlar. Güney Afrika’da yaşayan Bantular balığı iğrenç sayarlar. Kanarya adalarında yaşayan bazı yerliler balık yemektense açlıktan ölmeyi yeğlerler. Somali halkı da balık yemez. Tasmanya yerlileri balık yemektense açlıktan ölmeyi yeğlerler. Bunlar avlanmaya ve kuş yemeye de karşıdır. Bazı Mikronezyalılar kümes hayvanlarını yemezler. Tuaregeler balık, kuş ve yumurta yemezler.” 
Bu yiyecek yasaklarıyla eski totemci tabularla bu hayvanlar arasında bir bağ, bir ilişki vardı. Başlangıçta klan, soy ya da başka bir birimle, bir kümeyle bir hayvan arasında kurulabilen nefret ya da saygıya dayanan temel bir ilişki vardı. Küme, totem gereği bir hayvana ya saygı duymakta ya da nefretini ifade etmekteydi. Genellikle saygı duyduğu hayvanı öldürmeyi yasaklar, nefret ettiği hayvanı öldürür ama yiyecek olarak kullanmazdı. Çoğunlukla yemeyi yasaklardı.


Klan toplumundan günümüze Dersimliler; geyik, ceylan, güvercin ile turnayı severler.

Bu hayvanları avlayanların iflah olmadıklarına inanırlar.

Onların avlanmasını, öldürülmesini istemezler. ‘Mübarek’ kabul eder severler. Bu hayvanlarla ilgili değişik onlarca söylenceyle, efsane Dersim Alevi - Kızılbaş itikat ve inancıyla sözlü anlatıları içerisine yerleşmiştir.

 Her birinin öyküsü değişik değişiktir. Ama Dersimli Aleviler - Kızılbaşlar tavşandan nefret eder, onu öldürür ancak etini yemezler.

Bu konuda şu alıntıya baktığımızda; “İnsanlar, (...) kendi toplumsal ve kültürel evrimlerinin ürünüdürler, bu kültürel evrimsel totemcilik, tabu kurumu tarafından başlatılmış ve geliştirilmiştir.” Yeme yasakları olan, totemcilikle ilgili pek çok araştırmacı şu görüşlere de yer vermişler: “Kabile toplumuna özgü büyüsel, dinsel bir sistemdir totemcilik. Kabileyi oluşturan her klanın doğadaki bir nesneyle bağlantısı vardır. Totem sayılan bitki ya da hayvanı yemek yasaktır.” Ama onu avlamak, öldürmek serbesttir. Fakat kutsal kabul ettiği bitki ya da hayvan türünü totem gereği çoğaltmak için ona karşı her yıl törenler düzenler, korur onu.


Antik Çağ Dersim kültürü içerisinde totem kültürü Dersim’de önemli bir yer tutmaktaydı.

Dünyada olduğu gibi Dersim’de de totem ve tabu kültürü içerisinde en çarpıcı özelliklerden birisi de hayvanlarla bitkilerin söylencelerde, dinsel törenlerde oynadığı rollerdi; bu roller henüz tümüyle ortaya çıkartılmamıştır. Dersimliler totemle ilgili Mısırlılar, Samiler ve yeryüzünün dört bir yanında her çağdaki halklarla onlarla aynı tutumu paylaşmışlar. Bu paylaşım; “insanlığın ortak kalıtı olan bir inançtı.” İlk çağlardaki halkların tabu ve totem tapınışlarına göre her halk sevdiği tür yok olmadan yeniden doğma gücünün devamlı var olması, çoğalması için o türün sevgisi ve nefreti bir inanç simgesiydi de.
 
Kaynakça:
 CHILDE, Gohordon: Kendini Yaratan İnsan, 
MORGON, Henriy. Eski Toplum. Payel yay. 1987 Çev. Ünsal Oksay. 
REED, Eveliy: Ana soylu Klandan Ataerkil Aileye.
 
(Dersim Gazetesi Ocak 2012 sayısından) 

Veröffentlicht von maya_ am Samstag, 14. Januar 2012 (51 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Dersimden Haberler: Pülümür’de trafik kazaları
aktuelle News
Dersim-Pülümür yolunda trafik kazaları

DERSİM - Birkaç gün öncesine kadar kar yağışının olduğu Pülümür İlçesi’nde trafik kazaları meydana geldi.

Özellikle kar yağışının yoğun olduğu Mutu’da meydana gelen kazalarda şans eseri ölen olmazken kazalarda maddi hasar meydana geldi.

Meydana gelen kazalar sonucu olay mahaline yardım vb imkanlar kar yağışı nedeniyle geç ulaşıyor. Bu arada ilçedeki il özel idare ekipleri de trafik kazalarına müdahale ediyor.

Yetkililer, özellikle Dersim-Pülümür-Erzincan karayolunu kullanacak olan sürücülerin yola hazırlıklı şekilde çıkmalarını ve aşırı süratten kaçınmalarını tavsiye ediyor.

Veröffentlicht von maya_ am Samstag, 14. Januar 2012 (65 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Dersimden Haberler | Punkte: 0)

Demirtaş: Halk Erdoğan'dan hesap soracak, bu faşizm bitecek!
aktuelle News  
Amed - BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP ve Kürt kurumları sendika ile insan hakları örgütlerine yönelik operasyonun "Hukuk ve ahlak dışı" olduğunu belirterek, halkın Başbakan Erdoğan’dan hesap soracağını kaydetti. Demirtaş, "Bugünler elbet geçecek. Bu faşizm bitecek” dedi. 

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aramaların devam ettiği BDP Diyarbakır İl binası önünde yaptığı açıklama ile operasyonları değerlendirdi. Açıklamaya BDP Diyarbakır milletvekilleri Altan Tan ile Nursel Aydoğan ve DTK Koordinasyon Kurulu üyesi ve BDP Muş Milletvekili Demir Çelik de katıldı. İl binasında yaptığı incelemelerin ardından açıklama yapan Demirtaş, operasyonları "Hukuk ve ahlak dışı" olarak değerlendirdi. Operasyonun talimatını Başbakan Tayip Erdoğan'ın verdiğini ifade eden Demirtaş, operasyonlar için "Hükümet tarafından yürütüldüğünü biliyoruz. Şimdi bir taraftan Kenan Evren darbe yapmış diye hakkında iddianame hazırlanıyor, Kenan Evren 'Kürt yoktur' diyordu. Onun darbesi bu yönlüydü. AKP'nin darbesi de 'Kürtleri yok edin' talimatıyla yapılan bir darbedir" dedi.

PARTİ BİNALARINA SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI

Parti çalışanlarına ve halka çağrıda bulunan Demirtaş, herkesin moralli olmasını isteyerek, şöyle devam etti: "Bugünler elbet geçecek. Bu faşizm bitecek. Bu halk AKP'nin önünde, AKP'nin faşizan uygulamalarının önünde boyun eğmeyecek. Her yerde halkımız parti binalarına sahip çıkmalıdır. Her yerde halkımız basılan kurumlara gitmelidir. Sahip çıkmalıdır. Gün kaygı duyulacak korkulacak gün değil. Biz bu faşizmle çok karşılaştık. Faşizmle sadece direnilir. Faşizme karşı yalvarılmaz, ricada minnette bulunulmaz. Ona karşı sadece direnilir. Bundan anlarlar. Bütün halkımız hiç zaman kaybetmeden partisine sahip çıkarak, nasıl bir sahiplenme olduğunu göstermelidir."

HALK ERDOĞAN’DAN HESAP SORACAK

Demirtaş, operasyonları değerlendireceklerini sözlerine ekleyerek, "Ancak Başbakan şunu bilmelidir ki, kim ki bugüne kadar halkına zulüm uygulamışsa hangi yönetim halkına hukuksuzluk yapmışsa, kanun dışı davranmışsa halk onun hesabını sormuştur. Halk siyasi iradesini yalnız bırakmayacaktır. Biz bundan kuşku duymuyoruz. Kendimizden şüphemiz yoktur. Bir milletvekillinin dokunulmazlığı bile tanınmıyorsa, kanunu bu kadar açık bir şekilde çiğniyorlarsa kimse bize 'kanunlar uygulanıyor, adil yargının görevidir, işidir' demesin. Bu operasyonların tamamı siyasidir. AKP'nin polisleri AKP'nin emriyle bu işi yapıyorlar. Bu saatten sonra da 'Türkiye'de demokratik siyaset güçleniyor. Bu operasyonlar siyaseti güçlendiriyor safsatalarını anlatmasınlar' Halk iradesinin kırılmadığını kırılmayacağını da halkımız meydanlarda alanlarda gösteriyor. Bizim açımızdan siyasi olarak bedeli ne olursa olsun, üstümüze ne kadar geliyorlarsa gelsinler biz mücadelemizde haklıyız. Meşru taleplerimiz var. Eğer bugün bu şekilde Türkiye'de Kürt halkı başta olmak üzere bütün muhalefet susturulmak isteniyorsa buna karşı verilmesi gereken tepki susmamaktır" diye konuştu. 

SUSMAK ONURSUZLUKTUR

"Susmak, boyun eğmek bizler açısından onursuzluktur" diyen Demirtaş, Türk halkına da çağrıda bulunarak, Kürt halkı üstündeki bu baskıyı iyi görmelerini istedi. Demirtaş, Diyarbakır'da yüzde 65 kadar oy almış bir partinin binası bu şekilde basılamayacağını ve Van'da deprem geçirmiş bir belediyenin, bir il binasının bu şekilde basılamayacağını dile getirerek, "BDP'nin çalışmasını engellemek için önlemek için bu baskılar ön alamaz. Biz mücadelemizi bütün sahalarda sürdüreceğiz. Bu faşizan günler geçecektir, biz kazanacağız. İçeride şu an Başbakan'ın talimatlarını yerine getirmeye çalışıyorlar" dedi.

ANF NEWS AGENCY
Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 13. Januar 2012 (51 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

'Öcalan direniyor'
aktuelle News
'Devlet Öcalan'dan PKK'yi istedi!'

Amed - Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, devletin PKK Lideri Abdullah Öcalan'a “örgütü bize teslim et” dediğini, ancak sonuç almayınca “hesaplaşmaya” gittiğini söyledi. Tuğluk, "Sayın Öcalan sorunun çözümü için bir otoritedir ve tek muhataptır" dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile ilgili DTK binasında basın toplantısı düzenledi. Barışın ve Kürt sorununun barışçıl çözümü konusunda tarihi bir süreçten geçildiğini ifade ederek sözlerine başlayan Tuğluk, Türkiye'nin kaotik bir süreci yaşadığını söyledi. Kürt sorununun çözümünde devletin yıllardır denediği sindirme ve silahlı çözüm politikalarını izlediğini belirten Tuğluk, PKK'nin izlenen politikaya karşı direndiğini kaydetti.

DEVLET PKK’Yİ İSTEDİ

30 yıldır uygulanan güvenlik stratejisinin acı ve gözyaşından başka bir getirisinin olmadığını ifade eden Tuğluk, Kürtlerin bu strateji karşısında varlık mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Devreye sokulan politikalarla devletin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile hesaplaştığını dile getiren Tuğluk, uyguladığı ağırlaştırılmış tecrit ve avukatlarının tutuklanmasının bu hesaplaşmanın bir parçası olduğunu belirterek, "Devreye sokulan güvenlik stratejisinin merkezinde sayın Öcalan var" dedi. Devletin, aylardır uyguladığı ağırlaştırılmış tecrit öncesinde PKK Lideri Öcalan ile görüşmeler yaptığını hatırlatan Tuğluk, yapılan görüşmeler Kürt sorununun çözümünde belirli bir yolun kat edildiğini dile getirdi. Tuğluk, "Şimdi Sayın Öcalan ile hesaplaşmanın sebebi şu, 'Bize örgütü teslim et' dediler. İmralı'dan sonuç almayınca 'sen mi bizim yaptığımıza gelmezsin' denilerek hesaplaşmaya gidildi. Ve bu hesaplaşmada hukuk yok" diyerek, PKK Lideri Öcalan'ın ortaya koyduğu demokratik meşru taleplerinin kabul görülmediğini hatırlattı. 

ÖCALAN TEK MUHATAPTIR

Kürt sorununun çözümünde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın rolünün belirleyici olduğuna vurgu yapan Tuğluk, "Tecridi uygulayanlar da biliyorlar ki Sayın Öcalan olmadan çözüm gelmez, çözüm ve barışçıl yöntemler oluşmaz" dedi. PKK Lideri Öcalan'ın Kürt sorununun çözümü konusunda en rasyonel çözümleri ortaya koyan kişi olduğunu ifade eden Tuğluk, devletin İmralı ile yaptığı görüşmeleri hatırlattı. İmralı'da uygulanan ağırlaştırılmış tecridi barışa, kardeşliğe vurulan darbe olarak niteleyen Tuğluk, uygulanan politikanın son derece tehlikeli olduğunu söyledi. Bu tehlikelerin açık bir şekilde Kürt siyaseti tarafından görüldüğünü, ancak AKP ve devlet aklı tarafından görülmediğini ifade eden Tuğluk, süreçten duydukları kaygıyı dile getirdi. Tuğluk, Öcalan ile yeniden görüşme ve müzakere sürecinin başlamasını gerektiğini belirtti. "Biz devlet aklını devreye girmeye çağırıyoruz" diyen Tuğluk, "Sayın Öcalan sorunun çözümü için bir otoritedir ve tek muhataptır. Çözüm için bir fırsattır" diyerek, Kürt halkının "irademdir" dediği PKK Lideri Öcalan'a uygulan ağırlaştırılmış tecridi kabul etmeyeceklerini söyledi. 

İMRALI’DA HUKUK ÇİĞNENİYOR

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün her kesime ve özelliklede AKP hükümetine kaybettirdiğini dile getiren Tuğluk, "Sayın Öcalan çözüm için elinden geleni yapacaktır" dedi. İmralı'da hukukun çiğnendiğini ve özel yasaların uygulandığını belirten Tuğluk, hukukun siyasallaştırılarak tecridin yasallaştırıldığını söyledi. Uluslararası demokrasi kurumlarına çağrıda bulunan Tuğluk, "Öncelikle uluslararası kurumları, demokrat kesimleri Sayın Öcalan üzerindeki tecride karşı tutum almaya çağırıyorum" dedi.

TÜRKİYE’NİN KARANLIK BİR TARİHİ VAR

Toplantı sonrası basının sorularını yanıtlayan Tuğluk, Diyarbakır'da Merkez Kapalı Cezaevi ve JİTEM merkezi olarak kullanılan bölgede yapılan restorasyon çalışmalarında ortaya çıkan toplu mezarın, devletin Kürt sorununun çözümü konusundaki bakışının kanıtı olduğunu söyledi. Türkiye'nin karanlık bir tarihe sahip olduğunu ifade eden Tuğluk, devletin kendi karanlık tarihiyle hesaplaşması gerektiğine vurgu yaptı. 

Başbakan Erdoğan'ın BDP'ye yönelik hakaretvari sözlerinin ve BDP'nin bu hakarete verdiği cevaba ilişkin yöneltilen soruya da cevap veren Tuğluk, BDP'nin Kürt halkının iradesi olduğunu, Başbakan'ın BDP'ye hakaret etmekle Kürt halkına hakaret etmeye çalıştığını söyledi. 

ANF NEWS AGENCY

Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 13. Januar 2012 (60 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Kürt siyasetine AKP operasyonu
aktuelle News
BDP, sivil toplum örgütlerine yönelik başlatılan operasyon sürüyor...

İstanbul Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla Kürt siyasetçilerine yönelik Adana, Ankara, İstanbul, Mersin, Bingöl, İzmir, Batman, Diyarbakır, Siirt, Urfa, Ağrı, Van ve Mardin'de "KCK" adı altında başlatılan operasyonlarda BDP, KESK ve KURDİDER binalarına baskın düzenlenirken, binalardaki aramalar sürüyor. Operasyonda şu ana kadar aralarında BDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan ve BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtulan'ın da bulunduğu onlarca kişi gözaltına alındı. Diyarbakır'da birçok kuruma da baskınlar düzenlenirken, birçok kentte yurttaşlar BDP il binaları önünde toplanmaya başladı. 

DİYARBAKIR

Diyarbakır'da sabah erken saatlerde Kürt kurum ve kuruluşları, sendika binaları başta olmak üzere birçok kuruma baskın düzenlendi. Şu ana kadar baskın yapılan yerler arasında BDP Diyarbakır il binası, BDP Ekoloji ve Yerel Yönetimler Bürosu, İHD, Eğitim Sen, TUHAY-DER, Kayapınar Cegerxwîn Kültür Gençlik Merkezi, KURDİ-DER Genel Merkezi, Dicle Fırat Kültür Derneği binaları bulunuyor. Tüm binalarda aramalar devam ederken, Dicle Fırat Kültür Derneği'nin kapıları kırılarak içeri girildiği öğrenildi. Aramalarda bilgisayar kasaları ve çalışma arşivleri, kitap ve dergilere el konulduğu öğrenildi. Baskınlara yüzlerce polis katılırken, kurum binaları polis ablukasına alındı.

URFA

BDP Urfa İl Örgütü, KURDÎ-DER ve Eğitim Sen şubeleri ile Urfa BDP Siyaset Akademisi'ne de polisler tarafından baskın düzenlendi. Yüzlerce polisin katıldığı baskınların ardından kurum binalarındaki aramalar devam ederken, aralarında BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici'nin de bulunduğu yüzlerce kişi BDP il binası önünde toplanmaya başladı.

CEYLANPINAR

Ceylanpınar İlçesi'nde, Urfa Emniyet Müdürlüğü siyasi şube polisleri, eski BDP İlçe Başkanı Nurullah Akan'ın Ulu Cami Mahallesi'nde bulunan evine baskın düzenledi. Sabah 04.00'da başlayan arama yaklaşık 3 saat devam ederken, polislerin Akan'ın evinde bulunan bilgisayara el koyduğu öğrenildi. Hakkında soruşturma olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığı belirtilen Akan'ın Urfa Emniyet Müdürlüğü siyasi şubeye götürüldüğü öğrenildi.

VİRANŞEHİR

Viranşehir'de de sabah saat 07.00'da BDP ilçe binasına baskın düzenlendi. BDP İlçe Başkanı Halis Aktaş, Viranşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Burun ve BDP İlçe yöneticilerinin de hazır bulunduğu aramalarda çok sayıda dergi, afiş ve pankartlara ile bilgisayar hard disklerine el konuldu. Aramaların ardından DEDAŞ ekipleri de kaçak elektrik kontrolü yapması dikkat çekti.

BİNGÖL

BDP Bingöl il binasına, yüzlerce polis tarafından baskın düzenlendi. Düzenlenen baskında BDP Üyesi Şeref Bulut gözaltına alındıktan sonra emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi. BDP il binasında aramalar sona ererken, partinin bilgisayar ve çalışma arşivlerine el konuldu.

SİİRT

Siirt'te BDP il binası ve Siirt Belediyesi ile Belediye Başkanı Selim Sadak'ın evine polis tarafından baskın düzenlendi. Sadak'ın Bahçelievler Mahallesi Ali Çelik Caddesi'nde bulunan Sefa Apartmanı'ndaki evine yapılan baskında Sadak'ın evde olmadığı öğrenildi. Evde aramalar sürüyor.

MARDİN

Kızıltepe Belediyesi ile belediyeye ait Eğitim Destek Evi'ne de polis tarafından baskın düzenlendi. Düzenlenen baskınlarda aramalar hala devam ederken, bilgisayar ve belediye arşivlerine el konulduğu öğrenildi.

Nusaybin Belediyesi'ne de sabah erken saatlerde polis tarafından baskın düzenlenirken, binadaki aramalar sürüyor. Yüzlerce polis tarafından abluka altına alınan belediye binasında bilgisayar kasaları ve arşivlere el konulduğu öğrenildi.

BATMAN

BDP Batman İl Örgütü ve Çırağan İş Merkezi'nde bulunan BDP Siyaset Akademisi ile KURDİDER binasına sabah saatlerinde gerçekleştirilen baskınlar sonucu aramalar sona erdi. Sabah saatlerinde gözaltına alınan Siyaset Akademisi çalışanı Kazım Barış serbest bırakılırken, BDP ve akademiden çok sayıda bilgi, belge ve bilgisayar hard disklerine el konuldu.

İZMİR

İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı siyasi şube ekipleri, bu sabah saatlerinde BDP İzmir il binası ile MKM binasına baskın düzenlendi. BDP ve MKM binalarındaki arama sürüyor. 

ADANA 

BDP Adana il, Seyhan ve Yüreğir ilçe binalarına bu sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Yapılan aramalarda birçok dokümana ve bilgisayar hard disklerine el konuldu. Adana BDP İl Başkanı Seyfettin Aydemir, yaptığı açıklamada, sabah 05.30 ve 06.00 sıralarında polisler tarafından arandığını ve arama yapılacağını öğrendiğini belirtti. İl binasındaki aramaların ardından, Yüreğir ve Seyhan ilçe binalarının da arandığını söyleyen Aydemir, aramaların avukatlar eşliğinde yapıldığını kaydetti. Aydemir, bugün saat 13.00'da il binasında basın açıklaması yapacaklarını duyurdu 

İSTANBUL

İstanbul'da Beyoğlu'nda bulunan BDP il ve Esenyurt, Esenler, Bağcılar, Zeytinburnu'nun yanı sıra birçok ilçede BDP binalarına sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Baskınlarda aramalar devam ederken, BDP Bağcılar Eşbaşkanı Zekiye İlbasan, Esenyurt Eşbaşkanı Şafak Özanlı, Pendik ilçe yöneticisi Celal Dülger, eski BDP Esenler İlçe Başkanı Celal Alphan ve il yöneticisi Nazire Güneş, BDP Genel Merkez eğitmeni Berat Birtek'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

ANKARA 

BDP eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın evinde yapılan arama sona erdi. Aramada bilgisayarların hard diskleri kopyalanırken, Bakırhan gözaltına alındı. Bakınhan'ın İstanbul'a götürüleceği öğrenildi.

BDP MYK Üyesi Abdulkerim Bingöl'ün Ankara'daki evine de gelen polis kapıyı kırarak içeride arama başlattı. Bingöl'ün evde olmadığı öğrenildi.

Ankara'da gözaltına alınanlar

Ankara'da sabah saatlerinde başlatılan operasyonlar kapsamında gözaltına alınanlardan bazıları şöyle: BDP Grup çalışanı Necat Oğraş, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve eski Van Milletvekili Fatma Kurtulan, KESK Uzmanı İsmet Aslan, BDP Genel Merkez çalışanı Mahmut Polat, DİHA Ankara Muhabiri Murat Çiftçi.

DİHA

Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 13. Januar 2012 (54 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

10 kentte BDP'ye baskın
aktuelle News

Fatma Kurtulan, Tuncer Bakırhan'da gözaltında alındı.

Sabah saatlerinde Adana, Ankara, İstanbul, Mersin, Batman, Diyarbakır, Siirt, Van, Urfa ve Mardin'de BDP il, ilçe binaları, KESK Genel Merkezi ve çok sayıda eve baskın düzenlendi. Şu ana kadar BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Van eski Milletvekili Fatma Kurtulan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınırken, aramalar devam ediyor. 

Sabah saatlerinde Adana, Ankara, İstanbul, Mersin, Batman, Diyarbakır, Siirt, Urfa, Van ve Mardin'de BDP İl, İlçe binaları, KESK Genel Merkezi ve birçok eve sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Aramalar halen devam ediyor. 

BDP Urfa İl Örgütü, KURDÎ-DER Şubesi ve Urfa BDP Siyaset Akademisi, Viranşehir İlçe Örgütü ve Mardin'in Nusaybin İlçe Örgütü'ne baskın düzenlenirken, şu ana kadar gözaltı olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgiye ulaşılamadı. Her iki ilçe binasında da aramalar sürüyor. 

BDP Batman İl Örgütü ve Çırağan İş Merkezi'nde bulunan BDP Siyaset Akademisi'ne de sabah saatlerinde gerçekleştirilen baskınlar sonucu aramalar sona erdi. Siyaset Akademisi çalışanı Kazım Barış gözaltına alınırken, BDP ve akademiden çok sayıda bilgi, belge ve bilgisayar hard disklerine el konuldu.

İstanbul'da ise şu ana kadar edinilen bilgilere göre; Bağcılar BDP İlçe Başkanı Zekiye İlbasan evine yapılan baskınla polisler tarafından gözaltına alındı. İlbasan, Vatan Caddesi'nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken gözaltı sayısının artması bekleniyor. 

Mersin'de de Yenişehir İlçesi'ne bağlı Barbaros Mahallesi'ndeki evinden alınan BDP Mersin İl Eş Başkanı Musa Kulu BDP İl Binası'na getirildi. İl binasını ablukaya alan polis binada arama yapıyor. Çavuşoğlu Mahallesi'nde ise bir eve yapılan baskında Resul Aşkan adlı kişi gözaltına alındı. 

BDP Adana İl ve İlçe binalarına da sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Seyhan, Yüreğir İlçe binaları ile BDP İl binasından çok sayıdıa bilgisayar hard diskine, bilgi ve dökümana el konuldu. 

BDP Siirt İl binası da polisler tarafından abluka altına alındı. Çok sayıda polis İl binasında arama yapıyor. 

Ankara'da ise KESK Genel Merkezi, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Van eski Milletvekili Fatma Kurtulan, BDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, muhabirimiz Murat Çiftçi'nin evinin de aralarında bulunduğu çok sayıda yere baskın düzenlendi. Baskın sonucunda şu ana kadar Kurtulan gözaltına alınırken, diğer noktalarda aramalar sürüyor. 

BDP Van İl Örgütü, Belediye Hizmet Binası ile Van Belediyesi'ne ait VASKİ binaları da Jandarma ile Emniyet müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından gece saatlerinde kimseye haber verilmeden kapıları açılarak arama yapıldığı ortaya çıktı.

Operasyonun İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla gerçekleştirildiği bildirildi. 

DİHA

Veröffentlicht von maya_ am Freitag, 13. Januar 2012 (35 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Velibaba Cemevi’ne kim saldırdı?
aktuelle News

İstanbul - Sadece Zaman gazetesinde yer alan habere göre bir yıl süren teknik ve fizikî takibin neticesinde dün Başakşehir ve 2 ayrı ilçede yapılan operasyonlarda gözaltına alınan ve daha hakim karşısına çıkmayan 3’ü çocuk 15 kişiyi Velibaba Cemevi’ne yapılan saldırının failleri olduğunu iddia etti. Sadece cemevine değil gazete 15 kişiyi en az 30 eyleme katılmakla suçladı.
Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tahliye edilmeyeceğini mahkemeden önce bildiren cemaat, bu kez de hala gözaltında bulunan çoğu BDP sempatizanını suçlu ilan etti.

Gazete haberinde şöyle diyor: ”KCK’lı yöneticilerin Velibaba Cemevi’ne yönelik yapılan saldırıyı sivil polislerin gerçekleştirdiği dedikodularını kasıtlı olarak yaydıkları da tespit edildi. Velibaba Cemevi’ne gelen yüzü maskeli bir grup, PKK lehine slogan atıp işyerlerine zarar vererek, iki araca molotofkokteyli atmıştı.”
Velibaba Cemevi, Şah-Der ve Van Derneği’ne aynı anda organize bir saldırı gerçekleştirildi. Polisin ‘yürüyünüz arkanızdayız‘ diyerek kışkırttığı faşistleri diğer iki Kürt derneğine aynı grubun yaptığı saldırıyı görmezden gelen Zaman gazetesi KCK’li ilan etti.

Oysa aynı saldırganlar Şahintepe’de, Karacaören Köyü Velibaba Cemevi’ne, Şah-Der’e ve Van Kültür Derneği’ne organize saldırılar düzenlendi. Cezaevinde bulunan Birgün ve ANF muhabiri Zeynep Kuray, saldırıdan bir gün sonra olayın görgü tanıkları ile görüşerek, saldırının detaylarını şöyle yazmıştı:

KOMİSERİN OLAYDAN BİR KAÇ SAAT ÖNCE HABERİ VARDI

Olay günü Şah-Der’de nöbetçi olan Şahintepe gençlerinden Özcan Can olayın başlangıcını şöyle anlattı: “Önce telefon geldi. Polis arıyordu, kim var kim yok yokladı. Yarım saat sonra derneğin önüne bir sivil araç geldi. Birçok sivil polis derneğin önünde beklerken Başakşehir Güvercintepe karakolu komiseri İsmail içeri girdi. Burada korsan bir eylem olacağını söyledi. Bizim haberimiz olup olmadığını sordu. Ben de öyle bir eylemden haberimiz olmadığını, bunu kendilerinden öğrendiğimi belirttim. Tamam deyip gittiler. Akşama doğru gerçekten böyle bir şey meydana geldi. Ben de dışarı çıkarak yüzleri maskeli olan grubun 300-400 metre arkalarından takip ettim. Çocukların hemen hemen çoğu küçük yaştaydı. Belli ki aklı başında değillerdi.”
KOMİSER ÖNÜNDEN GEÇEN GRUBU SEYRETMEKLE YETİNDİ

Birkaç saat önce derneğe gelen komiserle karşılaştığını belirten Can, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önünden geçen grubu öylece elleri cebinde izliyordu. Grup bir anda marketi taşlamaya başladı. Ben koşarak önlerine geçerek engel oldum. Yüzlerini göremiyordum. Bizim mahalledeki gençler değildi, olsaydı beni hemen tanırdılar. Bu grup bana tepki gösterdi. Yine de engellemeyi başardım. Komiser yanıma gelerek, ‘bunları engelle tamamen bu işi bitirsinler’ dedi. Ben de kiminle muhatap olduğumu bilmediğimi, buna da tek başıma gücüm yetmeyeceğini söyleyerek yine müdahale etmeye çalıştım. Meğerse sonra öğrendim ki olan olmuştu cemevi taşlanmıştı.’’

SİVİL POLİS: ‘YÜRÜYÜN ARKANIZDAYIZ’

Komiserin tekrar kendisini yanına çağırdığını ve Emniyet müdürünün kendisiyle tanışmak istediğini aktardığını anlatan Can, “Emniyet müdürünün oraya gittik. Adam olayları sakinleştirmeye çalıştığım için bana teşekkür etti. Oraya polisler geldi ve Şah-Der’e saldırıda bulunacaklarını söylediler. Ben de haberleri varsa bunu engellemelerini söyledim, ancak kimse herhangi bir güvenlik almadı. Yaklaşık 500 kişi ellerinde döner bıçakları, satırlar, kazma kürekle Şah-Der’e doğru yürüyorlardı; telsizli, sivil giyimli bir polis grubun önüne geçti ve ‘Sakin olun ne yaparsanız yapın biz arkanızdayız. Sizi destekliyoruz’ dedi. Buna kesinlikle eminim, kulaklarımla duydum, gözlerimle gördüm. Zaten komiserin elleri cebinde olayı izlemesinden rahatsız olmuştum ancak buna tanıklık edince o zaman uyandım” dedi.

OLAY SIRASINDA TÜRK BAYRAĞI YOKTU

İşten geldiğinde büyük bir kalabalık ve barikatlarla karşılaştığını anlatan Canların Alevi Yolu Derneği’nden İbrahim Uçar ise olay gecesini şöyle anlattı: “Arabalar, dolmuşlar geçemiyordu zaten kitlenin önüne düştük. Geldiğimde ne çevik kuvvet ne de polis vardı. Aradan bir saat geçmesine rağmen de gelmediler. İlk önce cemevinde Türk bayrağı asılı değildi saldırıdan sonra asıldı. Cemevinin karşı binasında oturan CHP Başakşehir Meclis Üyesi Ali Bakır’ın Cemevine gelmesiyle asıldı. Bazı medya grupları bu provokasyonu o yöne çektiler’’ diye dikkat çekti.
Uçar, saldırıdan sonra havanın birden ırkçı, milliyetçi bir havaya büründüğüne ve olayın esas ateşlemesinin bundan sonra yaşandığına dikkat çekti.

POLİS ‘BUNLAR TERÖRİST, KOMÜNİST’ DEDİ OLAN OLDU

Olayın birden boyut değiştirdiğine, Kürt-Alevi çatışmasına dönüştürülmek istendiğini söyleyen Uçar, şöyle dedi: “Cemevinin önüne bulunan az sayıdaki kitle birden yüzleri buldu. İnsanların gözü dönmüştü. Birdenbire bu kadar Alevi insan toplanamazdı çünkü herkes evindeydi. Ne olduysa bir anda oldu. Çok sayıda sivil polis vardı ve aralarında bir tanesi kitleyi ‘İşte bunlar terörist, bunlar komünist’ diye saldırıya resmen teşvik ediyordu. Bunu duyunca hemen ‘Ne diyorsun biz de komünistiz. Ne yapmaya çalışıyorsun? Ortamı germeye gerek yok’ diye müdahale ettiğimde ‘sen kimsin?’ diyerek beni susturmaya çalıştı. Ancak iş işten geçmişti önce Van Kültür derneğinin cam ve çerçeveleri indi, daha sonra Şah-Der’de de aynı şekilde camlar çerçeveler kırıldı. Bu açık bir provokasyondu. Bunu yıllardır görüyoruz. Şemdinli’de gördük, Uğur Kaymaz ve babasının katledilmesinde gördük, Gazi mahallesinde gördük, Sivas’ta gördük. Demek ki benzer bir provokasyon ahenk içinde yaşayan Şahintepe’ye de yapılacakmış.”
OLAY YİNE ÇOCUKLARA YIKILMAYA ÇALIŞALACAK

Karakolda görgü tanığı olarak ifade verdiğini anlatan Uçar, “Emniyete gittiğimde 15-16 yaşlarındaki birkaç genç çocuğun resmi gösterildi, tanıyor muyum diye. Bu, emniyetin failleri koruyarak yine bu olayı Kürt çocukların üzerine yıkacağının bir göstergesiydi zaten’’ dedi.

Mahalle sakinleri ve konuştuğumuz sivil toplum kuruluşu temsilcileri ise provokasyonla ilgili görüşlerini şöyle açıkladı:

Refik Yıldız (Esnaf): 15 Yıldır Şahintepe’de yaşıyorum ve bugünde kadar Kürt’ü olsun, Türk’ü olsun, Çerkez’i olsun hep beraber kardeşçe yaşıyorduk. Ne olduysa o provokasyondan sonra oldu. Ben elektrikçiyim, yüzlerce müşterim var. Alevi komşularım var ve onları kimseye değişmem. Bir Kürt halkı olarak cemevine her zaman kendi ibadethanemiz gibi sahip çıkmışımızdır. Şimdi bazı odaklar bu olayı Kütlerin üzerine atmak istiyor. Bu yalana burada kimse inanmaz
Şah-Der Sözcüsü Mehmet Şirin Demir: Kürt halkının özerklik ve iki dil talebinin gündemde olduğu bugünlerde bu olay, özellikle gündem değiştirmek için seçilmiştir. Burada sivil polislerin ‘Yürüyün biz arkanızdayız’ kışkırtmasıyla bizim Şah-Der derneğine ve Van Kültür Derneğine saldırıldı. Kürt halkına yönelik ağza alınmayacak hakaretlerde bulunuldu. Kitle toplandığı zaman bunun bir provokasyon olduğunu söylememize rağmen Fox Tv ve diğer bir çok basın organı olayı ‘PKK sempatizanları cemevini, Van derneğini taşa tuttu’ diye yansıttılar. Cemevini, Şah-Der ve Van Kültür derneğini Kürt bir grubun taşladığı iftirasını attılar. Oysa orada mahalleye hiç uğramayan, önünden bile geçmeyen ülkücüler vardı.

Mahmut Kolaç (mahalle sakini): Şimdi de provokasyon açılımı yapıyorlar. Senelerdir birlikte yaşayan iki halkı birbirlerine düşürmek istiyorlar. Tek amaç bu. Polis zoruyla bizi buradan göç ettirmeye güç yetiremeyen zihniyet şimdi de bizi birbirimize düşürerek buraları boşaltmak istiyor. Buraları ucuza alabilmek için, o dayanışmayı kırmak için, herkesi küstürüp göç ettirmek istiyorlar. Ben Diyarbakır’lıyım ve bizim köy askerlerce defalarca tarandığı için buralara zorunlu göç ettik. Şimdi de amaç bizi buradan da sürmek.
KÜRT HAREKETİNİN BİRİNCİ İLKESİ HALKLARIN KARDEŞLİĞİDİR

Şah-Der eski Başkanı Şeref Kılıç: Biz 20 gün önce meşaleli bir yürüyüş yaptık. Böyle bir şey olmadı. Olayları Kürt gençlerin üzerine atmak kolay, ne de olsa yıllardır hedef tahtası haline getirilmişler. Ama biz bunu kabul etmiyoruz. Eğer burada bizim gençler tarafından böyle bir yürüyüş yapılmak istense ilk önce bizim haberimiz olurdu. Üstelik burada yasal ve izinli olan yürüyüşlere yığınla gelen polis nedense cemevi taşlama provokasyonu sırasında yoktu ortada. Yüzleri kapalı 200’den fazla kişi yürüyordu ve ortada bir tek çevik kuvvet yoktu. İmkanı var mı? Olayın kuşku uyandıran tarafı da bu. Ancak burada Şah-Der ve Van derneği de bu provokasyondan nasibini aldı. Tüm cam ve çerçeveleri aşağı indirildi. Ama nedense bu yansıtılmadı. Cemevini ve Kürt derneklerini taşlayanlar aynı kişiler. Üstelik Kürt derneklerinin taşlanmasına bizzat polis öncülük etti.’’

BİZİM BİR ARAYA GELMEMİZİ KİMSE ENGELLEYEMEZ

Van Kültür Derneği Başkanı Ramazan Bayrara: Biz provokasyonun kimler tarafından yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Bunu Tokatlılar farkında mı bilmiyorum ama her şey ortada.”

ANF NEWS AGENCY

Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 12. Januar 2012 (61 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Sönmez ve Aktaş: Kürt gençleri askere gitmesin
aktuelle News

 

İstanbulYıllardır vicdani ret ve anti-militarist hareket içinde yer alan Oğuz Sönmez ve Ercan Aktaş, askerlik eğitiminin düşmanlık üzerine kurulduğunu belirterek, Ermeni, Rum, Alevi ve Kürtlerin düşman olarak gösterildiğini ifade ettiler. Kışlalarda sık sık yaşanan Kürt asker ölümlerinin sistemin en büyük tehdit olarak Kürtleri görmesinden kaynaklandığına dikkat çeken Sönmez ve Aktaş, “AKP’nin bu kadar kin içinde Kürtlere saldırmasının nedeni budur. Ve Kürtleri, muhalifleri katletme işi TSK bünyesinde bu şekilde devam ediyor” dediler.
Kamuoyunun asker ölümleri karşısında sessiz kalmasını eleştiren Söznmez ve Aktaş, Kürt gençlerine de “vicdani retçi olmaları ve askere gitmemeleri” çağrısında bulundular.

BİR HAFTADA 6 ÖLÜM

Türkiye’de, kışlada şüpheli asker ölümlerine her gün yenileri ekleniyor. Son bir haftada Hakkâri, Elazığ, Antep, Kastamonu ve Çanakkale’de 6 Kürt asker yaşamını yitirdi. 30 Aralık günü Hakkâri’nin Yüksekova ilçesi 34’üncü Piyade Tugay Komutanlığı’nda askerliğini yapan 21 yaşındaki er Ahmet Sezgin ve ismi henüz öğrenilemeyen bir asker kurşun yarasıyla yaşamını yitirdi. Ayrıca Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde kısa dönem askerlik yapmakta olan Dersimli Deniz Yurtsever’in arkadaşından aldığı G-3 silahıyla, 31 Aralık’ta Kastamonu’nun İnebolu ilçesinden Jandarma Komutanlığı’nda askerlik yapan 22 yaşındaki Doğukan Kahyaoğlu’nun nöbet tutan arkadaşının tüfeğiyle, Antep Islahiye’de askerlik yapan Urfa’nın Siverek ilçesi nüfusuna kayıtlı Semih Çiftçi’nin yılbaşı gecesi, Van Muradiye Ünseli Beldesi nüfusuna kayıtlı 19 yaşındaki Lütfü Esmer isimli askerin de nöbet esnasında bilinmeyen bir nedenle intihar ettiği açıklandı.
Bunlar gerçekten intihar mı yoksa, ordu içerisinde işlenen cinayetleri mi? Bu konuyu vicdani ret ve anti-militarist hareket içerisinde mücadele eden Ercan Aktaş ve Oğuz Sönmez’le konuştuk.

* Son günlerde şüpheli asker ölümlerinde bir artış görüyoruz, bunu nasıl yorumlamak lazım?

Oğuz Sönmez (O.S): Yaklaşık 10 yıldır görülmeye, ortaya çıkarılmaya çalışılan asker ölümlerinin ne kadar çok olduğu artık görünür oldu. Tüm bunlar karşısında TSK de karşı savunmaya geçip, ikna etmek için, aileleri birliklere götürüp yerinde inceleme yaptırmakta, askerlere yönelik psikolojik destek birimleri kurduklarını filan açıklamaktadır. Ancak yine basından öğrendiğimiz kadarıyla tüm bu çabalar bir göz boyama olarak algılanmakta, askerlikteki kötü muameleyi bilen insanları ikna etmemektedir. Şu çok açıktır ki; askerlik, disiplin adı verilen emir-komuta-itaat sistemi üzerine kurulmuştur. Savaş sendromu askerleri sonraki yaşamlarında da terk etmemekte, onları ruhsal olarak çökmüş, yaşamdan kopmuş bir insan haline getirmektedir. Ayrıca askerlikte “disipline sokmak” ya da “askeri eğitim vermek” adı altında yapılan dayak ve işkence sonucu bedensel ve psikolojik anlamda sakat kalan insanlar hâlâ görünmemektedirler. Asker ölümlerinin bir başka şekli de “kaza”lardır. Hiçbir sivil denetime tabi olmayan koşullarda eğitim ve iş gören genç askerlerin başlarına gelen “kaza”lar normalleştirilmekte, olabilecek bir soruşturma da yukarıdaki gibi dava süreciyle sonuçlanmaktadır.
Ercan Aktaş (E.A): Sadece 2012’nin ilk dört günü içinde, karşımızda kışlada 6 genç insanın ölü bedeni duruyor. Bu korkunç bir durumdur. Burada “bu ölümler şimdi mi çoğaldı?” sorusu ister istemez insanın aklına geliyor. Ancak Türkiye’deki siyasi iklim ve de savaşın boyutuna baktığımızda bütün alanlarda insan hayatları üzerinde yaşanan korkunç bir durum ile karşı karşıya kalıyoruz. Diğer bir durum ise eskiden kışla içinde yaşanan insan ölümleri, yaşanan işkenceler çok bilinmezdi. Ana akım medya zaten bu konulara girmez, muhalif basında da buna dair pek bir şey bulamazdık. TSK de insanları bir şekilde “kol kırılır yen içinde kalır” kültürüne alıştırmıştı. Ancak şimdi gerek soysal medya, gerekse de muhalif basın bu konuda daha duyarlıdır.
GERÇEK ÖLÜM SAYISI BİLİNENDEN DAHA FAZLA

* 2000′den 2011′e kadar sivil toplum örgütleri ve Meclis verilerine göre 600′e yakın şüpheli asker ölümü yaşanmış, çok ciddi bir rakam, bu nasıl olabilir?

O.S: Bugün bizlere ulaşan bu sayılar ne kadar yüksek görünüyorsa da gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu ve bunu yalnızca TSK’nin bildiği bir başka gerçektir. Bu yılki rakamlara bile baktığımızda 10 yıl için söz konusu 600 rakamının hiç gerçekçi olmadığı görülecektir. Kaldı ki “şüpheli asker ölümleri” yalnızca “intihar”larla sınırlı da tutulamaz. “Kaza” adı verilen ölümler de -Ordunun sivil demokratik denetimi gerçekleşmediği sürece- “şüpheli”dir.

E-A: Türkiye’de hesap sorulamayan tek kurum TSK’dir. Her ne kadar AKP, “ben hesap sorabiliyorum” dese de bu büyük bir yalan. Ordu/kışla içinde insanlar askerlik süreçleri boyunda hiçbir itiraz hakları olmayan, her türlü aşağılama, işkence, baskı ve hatta ölüme dahi ses çıkaramaz bir konumda tutulurlar. Aileler de çocuklarını “peygamber ocağı” diyerek kışlaya terk ettiklerinde, “eti senin kemiği benim” diyorlar. Böyle olunca da askerlik sürecinde olan her şey orada “unutulur”, diyorum ama unutulmaz aslında. Çok insan askerlik sürecinde yaşadıkları sonucu, toplumun içine büyük bir enkaz olarak dönerdi ve kimse bunun için bir yerlere bir şey deme ihtiyacı duymazdı. Duysaydı da nefesini birileri erkenden keserdi. Ve asıl önemli olan ise askerlik düzene insan yapma fabrikasıdır. Burada insanlar bütün itiraz ve de eleştiren yanlarından arındırlıır, sistemin içine öyle gönderilirdi. Bu arada bu “insan olma”ya itiraz edenler de “eğitim zayiatı”na uğrarlardı.
* İntihar etti denilen askerlerin hemen hemen hepsinin Kürt kökenli olmasını nasıl yorumlamak lazım? Acaba neden sadece Kürtler askerde “intihar” ediyor?

E-A: Cevabı çok açık; bu gün sisteme en çok itiraz edenler kimlerdir? Kürtler. İşte cevabı budur. Devlet kendisine itiraz eden, hak talebinde bulunan, özgürlük isteyenleri bu taleplerden vazgeçirtmek için bütün eğitim kurumlarını, akademisini, cezaevlerini, hukuk/yargıyı kullanmıyor mu? Kullanıyor. Bunlar yetmediğinde “şüpheli şekilde” diyerek sokak ortasında kurşuna dizmiyor mu? Diziyor. Daha iki gün önce Diyarbakır’da muhalif iki Kürt gencini bu şekilde öldürmedi mi? Ölürdü. Yani devletin temel faaliyeti kendi iktidarı için bütün muhalif kesimleri bir şekilde temizlemektir. Bugün de en büyük muhalif güç Kürtlerdir. Bunun yanında yoksul/emekçi ve de Alevi gençlerin de bu şekilde kışla içinde yaşamlarını yitirdiklerini görüyoruz. AKP’nin bu kadar kin içinde Kürtlere saldırmasının nedeni budur. Ve Kürtleri, muhalifleri katletme işi TSK bünyesinde bu şekilde devam ediyor.

SESSİZ KALINDIĞI İÇİN ÖLÜMLER SÜRÜYOR

O-S: Bakın basından son birkaç günde 4 Kürt gencinin askerde öldüğünü öğrendik. Bu haberin herkesi harekete geçirmesi gerekir. Bu nasıl olabilir denmelidir. Hükümetin, TSK’nin derhal açıklama yapması beklenmelidir. Ancak hepimiz böyle olmayacağını da biliyoruz. İşte bu gerçeklik savaşın sürmesinin de bir nedenidir. Elbette bu “şüpheli” ölümler içinde muhalif olanlar, başka etnik ya da dini yapıdan olanlarda vardır. Onlar da “ötekileştirilip” yok edilmesi gereken unsurlar olabilmekte. Bunun yanında militarist yapıyla uyumlu olamayanlar da yine böylesi bir ölüme maruz kalabilmekte.
* Bu ordu içi cinayetleri ırkçı cinayetler olarak yorumlayabilir miyiz?

O-S: Elbette hem Kürtlere karşı hem de Ermeni, Rum gibi etnik ya da Alevi, Süryani gibi dinsel farklılığı olan insanlara karşı işlenen cinayetler ya da onların “şüpheli” ölümleri ırkçı cinayetleridir. Bu yargımızın ortadan kaldırılması için “şüpheli” ölümlerin araştırılması ve soruşturulmasının aynı kurumca yani askerlerce yapılmaması birinci şarttır.
E-A: Tesadüfi bir şekilde tanıştığım bir insan bana askerliğini anlatırken; “sen benim bölüğe asker olarak düşmüş olsaydın kesin eğitim zayiatı olurdun” demişti. Oradaki yüz binlerce asker sabah akşam kimlerin düşman olduklarına dair eğitim alıyorlar. Ermeni düşmandır, Rum düşmandır, Alevi düşmandır ve Kürt en büyük düşmandır, çünkü şimdi devlet için en büyük tehdit budur. Askerlik eğimi düşmanlık üzerine kuruludur. Ve düşmana ne yapmalı? Bunun cevabı o eğitime gönülden katılmış bütün askerler için aynıdır. Hatta bir düşmanı öldürmek, şahadete ermektir. Böyle olunca orada komuta sistemi dışında askerlerin de ırkçı bir şekillenme içinde olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

HİÇ BİRİMİZİN DEVLETE BORCU YOKTUR

* Bu ölüm vakaları ile ilgili sivil toplum, vicdani red hareketi ve anti militaristler ne yapabilir?

E-A: Bu konuda muhalif kesimler uzun yıllar sessiz kaldılar. Bizler de “askerlikte olan orada kalır” ya da “bu orduya hesap sorulamaz” ezberlerine boğulduk. Bu ölümlere hiç kimse sessiz kalmamalı. Her yapı ve de bireyin yapabileceği mutlaka bir şeyleri vardır. Öncelikle “askerlik borcu”, “vatan borcu” gibi ezberletilmiş yalanlardan kendimizi arındırmalıyız. Bu ülkede hiç birimizin kendi yaşamından bir kesiti köle olarak o kışla duvarları içinde terk etmesi beklenmemelidir. Ancak bu ülkenin sosyalistleri, muhalifleri de askerlik meselesini ısrarla gündemlerine almadılar. Ya da onlar da o “makbul vatandaş” standardına razı edildiler. Düşünebiliyor musunuz, devrim diyorsun, özgürlük diyorsun, isyan ediyorsun, sokaklardasın, askerlik sürecin geliyor ve sen “bir mola” diyor gidip TSK’nin bir ferdi oluyorsun. Bu ülkede bütün düşmanlıkların, katliamların sorumlusu olan ordunun bir parçası olmaktan bir beis görmüyorsun. Ve Kürtler tabi, neredeyse bir asırdır bu militer/Kemalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veren bir halk. Sokaklarda işkencelere uğruyorsun, devletin kurşunu ile sakat kalıyorsun, özgürlüğünü çalıyorlar, yıllarca cezaevlerinden kalıyorsun ve çıktığında askere gidiyorsun. Bu ülke de hiç birimizin bu devlete hiçbir borcu yoktur. Devlet yaşattığı katliamlar, soykırımlardan dolayı bizlere borçludur. Özellikle Kürt gençlerine seslenmek istiyorum, hiçbir şekilde TSK’nın bir parçası olmamalıdırlar. Vicdani ret haklarını kullanmalıdırlar. Devlet vicdani reddi tanımıyor olsa bile bu bir insan hakkıdır, kendisinin de imza attığı uluslararası sözleşmelerde bu hak vardır. Vicdani retçi olamayacaklarsa bile askere gene gitmemelidirler. Biz vicdani retçiler yıllardır sokaklarda “askere girme kardeş kanı dökme” diye Türk gençlerine sesleniyoruz. Emin olun ordusu olamayan bir devlette hepimiz çok daha özgür oluruz.
Oğuz Sönmez 

1995 yılında “Savaşa Karşı Barış Dergisi” nin yayın kurulunda yer alarak savaş karşıtı çalışmalara katılan Oğuz Sönmez, halen Barış İçin Vicdani Ret Platformu’na aktif destek vermekte ve www.savaskarsitlari.org sitesinin güncellenmesine de katkıda bulunmaktadır.
Ercan Aktaş 

Sosyal bilimci, vicdani retçi. Devlet, şiddet, militarizm ve ekoloji konularında çalışma yürüten Ercan Aktaş, 2004’ten beri dut ağacı kolektifi bünyesinde sosyal bilim çalışmaları yapıyor. Ayrıca Barış İçin Vicdani Red platformu çalışmalarında aktif yer almaktadır.

ANF NEWS AGENCY

Veröffentlicht von maya_ am Donnerstag, 12. Januar 2012 (63 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)


2225 Artikel (279 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Günün Sözü

dil secimi
Sprache für das Interface auswählen

ENGLISH FRENCH GERMAN TURKISH _LANGGERMAN (Du)

Who is online
All members: 7 549
Register today: 0
Register yesterday: 0
Members online: 0
Guests online: 19


Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Tunceli Cemevi kimin hizmetinde?'
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

CHP’nin, Cemevlerine ortak saldırıları
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

AKP kaybedecek demokrasi kazanacaktır
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

'Aygün Okunu Mazluma doğrultuyor'
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Katli vacip Hrant' ve katili ödüllendiren AKP!
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim’in Kemalleri
Munzur Okur
Munzurokur@hotmail.de

Karayılan ve Burkay
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Hızır Dersimli Olabilir mi?
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Rakel

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
domates sevmeyenler kandan, zeytin sevmeyenler bocekten korkarlarmis bilincaltlarinda


pertekliyiz.biz