| RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU |
|
|
 |
 |
Haber bu kategoriye: Güncel Haberler
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|
Kamer Genç: Artık bana CHP’li diyebilirsiniz
|
|
maya_ yazdı: "
Dersim Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, CHP’nin Genel Başkanlığı’na Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi ardından CHP’ye katılacağını açıkladı.
Genç, Kılıödaroğlu ile görüştüğünü ve Salı günü CHP’ye katılacağın bildirdi.
Dersim’de bulunan Milletvekili Kamer Genç, burada yaptığı açıklamada CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü söyledi.
Dersim’de bir hafta önce halkla buluştuğunu ve görüş aldığını anlatan Genç, son olarak Çemişgezek, Pertek ve Hozat ilçelerine gidip, partili ve partisiz vatandaşlarla görüştüğünü, vatandaşların kendisini CHP’de görmek istediğini söyledi. Genç, Salı günü yapılacak grup toplantısında CHP'ye katılacağını açıkladı.
Genç, “AKP’nin yarattığı bu faşist baskıdan kurtulmak için, Türkiye’nin daha çağdaş, aydınlık geleceği ve rejimin geleceği için, CHP’nin iktidarı için elimden gelen her türlü gayreti göstereceğim. Benimle birlikte bir çok Tuncelili de CHP’ye geçmek için bekliyor” iddiasında bulundu.
Genç, “Artık şu andan itibaren bana CHP’li diyebilirsiniz” dedi.
"
|
|
PKK lideri Abdullah Öcalan: Muhatap bulamadığım için çekiliyorum
|
|
maya_ yazdı: "
“Kürtlerin bugün yaşadığı bir soykırımdır” diyen Öcalan, “Bu süreci daha fazla devam ettirmemin ne anlamı ne faydası ne de şartları vardır.
Bir muhatap bulamadığımdan dolayı da 31 Mayıs’tan sonra çekiliyorum” dedi.
PKK lideri Abdullah Öcalan avukatlarıyla görüştü. ANF’nin edindiği bilgilere göre görüşmede Kürt meselesinin barışçıl çözümü için muhatap bulamadığı belirterek, ‘’31 Mayıs’tan sonra çekiliyorum. Ben bir savaş çağrısı değil bir savaş falan başlatmıyorum. Bu şekilde sürecin ne Kürtlere ne KCK’ye ne de devlete bir faydası vardır. Bundan sonra sorumluluk KCK’dedir, hatta BDP’de ve devlettedir’’ dedi.
HALKIMIZIN İRADESİNİ KIRMAK İSTİYORLAR
Son günlerde Kürtlere yönelik eylemleri de irdeleyen Öcalan, “Muğla’da yaşamını yitiren Kürt öğrenci Şerzan Kurt’un yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyor, acılarını paylaşıyorum. Tokat’ta da Kürt öğrencilere dönük benzer saldırılar var. Sindirmeye çalışıyorlar, bunlar sindirme amaçlıdır. Bu saldırılar daha da artarak devam edebilir, buna karşı tedbirler alınabilmelidir. Bu saldırıların, linçlerin planlı olduğu, halkımızın ve gençliğin iradesini kırmak için bu tür linç kampanyalarının giderek yoğunlaştığı, toplumu katliama hazırlamanın hedeflendiğini herkes söylüyor. Evet, öyledir. Kürtlere uygulanmak istenen siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel bir soykırımdır. İşte görülüyor 1500 Kürt siyasetçisi içeride, yüzlerce çocuk, kadın içeride. Bu saldırıların hepsi birbirleriyle bağlantılı ve tek merkezlidir. Siirt’teki olaylar, bu linç olayları, operasyonlar, hatta İran’daki idamlara kadar hepsi aynı merkezi kararla gerçekleşmektedir.”
MUHATAP BULAMADIM
Bundan sonra sorumluluğun KCK’de olduğunu belirten Öcalan, “Bir kez daha söylüyorum. Karşımda muhatap olmadığından dolayı bu süreci daha fazla devam ettirmemin ne anlamı ne faydası ne de şartları vardır. Bir muhatap bulamadığımdan dolayı da 31 Mayıs’tan sonra çekiliyorum. Bu yanlış anlaşılmasın. Ben bir savaş çağrısı değil bir savaş falan başlatmıyorum. Benim sağlığım ve şartlarım da ortada. Bu şekilde sürecin ne Kürtlere ne KCK’ye ne de devlete bir faydası vardır. Bundan sonra sorumluluk KCK’dedir, hatta BDP’de ve devlettedir. Sonuçta ben burada yönetemem. Ne yapacaklarına kendileri karar verecekler. Bayık, Karayılan, Abbas, Haydar onlar samimidirler, halkın önderliği rolünü üstlenmişlerdir. Artık bu ağır sorumluluk onlardadır. Bulunduğum şartlardan dolayı haklarında olumlu, olumsuz bir şey demek istemiyorum. Osman-Botan gibi alçaklar ise yanlarına kadın ve milyonlarca para alarak kaçtılar. Görüyorsunuz bunların izi hala Avrupa’da çıkıyor. Bunlar binlerce kişi de yanlarına alarak gittiler. Bunlara da çağrı yapıyorum kendilerini bir şekilde affettirsinler, yoksa bunları bu haliyle bundan sonra ne yer, ne gök kabul eder. Bana dayanarak bir şey yapılmamalıdır, ne yapılacaksa, herkes kendisi için yapsın artık kendi siyasetlerine kendileri karar vermeliler.’’ dedi.
‘’Bir kez daha belirtiyorum, ben muhatap bulamadığım için çekiliyorum’’ diyen Öcalan, şartların değişmesi ve muhatabın çıkması durumunda görüşmeye hazır olduğunu kaydetti.
DEVRİMİMİZ BÜYÜK SONUÇLAR DOĞURACAK
Öcalan şunları belirtti: ‘‘Kürtler arasında birlik çok önemlidir. İran’da, Türkiye’de, Kerkük’te, Erbil’deki saldırılar, Ezidi katliamları hepsi aynı merkezden yapılıyor. Türkiye-İran-Suriye ittifakının sonucudur bunlar. Tüm Kürtler hedeflenmektedir. Bu nedenle dört parçadaki tüm Kürtlerin kendi iç birliklerini sağlamaları, bir Ulusal Birlik Kongresi’nin Erbil’de düzenlenmesi bu süreçte önemlidir. Uluslararası kamuoyu, aydın ve demokrat çevreler Kürt sorununa sadece bir etnik mücadele olarak bakmamalılar. Kürt devrimi Ortadoğu’nun kalbindedir. Öyle Filistin, Afganistan falan gibi değildir. Bu devrimin sonuçları en az Fransız Devrimi, Rus Devrimi gibi geniş, kapsamlı sonuçlar yaratacaktır, ancak onların aksine milliyetçilikten arınmış olacaktır.”
“Benim çözüm projem demokratik özerkliği esas almaktadır. Benim demokratik özerklik projem bir yandan kendi içinde sınırlarla çatışmayan bir çözüm, öte yandan esasında evrensel hegemonyayı reddeden ama çatışmayan, kendi ilkelerini korumak şartıyla, “imparatorluk” da denen Küresel hegemonyanın içinde erimeden, varlığını sürdürebilen bir çözümdür. Bu çözüm demokratik konfederalizmin ilkelerini de ihtiva ediyor. Siyasal, sosyal-kültürel, ekonomik, diplomatik, güvenlik beş ilke demiştim, bunları ihtiva eder. Bu meselenin demokratik özerklik temelinde çözümü bütün Ortadoğu’yu aydınlatacak, İtalya için de, İspanya için de bir model olacaktır. Benim devlet ve iktidar konusundaki görüşlerim Gramsci’nin görüşleriyle paraleldir. Marks, ulus-devleti kabul etmişken, ben bunu kabul etmiyorum. Avrupa’nın şu an yaşadığı krizin sebebi de yine bu ulus-devlet yapılanması, anlayışıdır.”
‘KÜRTLER ANAYASALARINI VE DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİNİ İLAN EDİP REFERANDUMA GÖTÜREBİLİR’
“Anayasa referandumuyla ilgili olarakta: Kürtler AKP’nin bu sahte anayasa refarandumuna gitmemelidir. Bu anayasa değişikliği Kürtlere yönelik gerçekleştirilen siyasal ve kültürel soykırım örtbas eden, soykırımı gizleyen sahte bir adımdır. Ayrıca yeni demokratik bir anayasanın koşullarını ortadan kaldırıp, öteleyen bir girişimdir. Buna karşı BDP, Kürtler bir alternatif yaratabilirler. Kendi anayasalarını, demokratik özerkliklerini ilan edip bunu referanduma götürebilirler. Halkın oyuna başvurulur, bizim de alternatif çözüm paketimiz budur, diye halka sorulabilir. Bu bir anket tarzında da olabilir. Bu anayasa değişikliği içinde Kürtlere dair bir şey yoktur. Yapılan, tamamen bir iktidar, yargının kontrolünü ele alma savaşıdır. AKP bürokrasiyi kendi eline almaya çalışıyor. Yargının kontrolünün CHP’nin veya AKP’nin elinde olmasının Kürtler açısıdan hiç bir farkı yoktur. Hatta bu şekilde yargı daha da kötüye gidecektir. Şunu anlamak gerekir. Kürtlere karşı AKP, CHP ve MHP arasında faşist oligarşik bir ittifak vardır. Normalde bu ittifaklar fazla uzun sürmezdi, en fazla bir yıl sürebilirdi. Oysa bu ittifak 2002’den günümüze kadar 8 yıldır sürmüştür. Şimdi Deniz Baykal’ın gitmesiyle birlikte bu ittifak da çözülmeye başlamıştır. Kılıçdaroğlu ile ilgili ise şu anda kesin bir şey söylemek istemiyorum. Başbuğ’un temsilcisini yönetime almış; olumlu da olabilir, olumsuz da olabilir, ama sonuç itibariyle bu üçlü faşist ittifak çözülmüştür.”
AKP’YE TASFİYE GÖREVİ VERİLDİ
“Aslında AKP’nin iktidara geldiği süreçte ordu AKP’yi tasfiye etmeyi amaçlamış ve buna karşı planlar da hazırlamıştı. Bu 27 Nisan’daki muhtıra da AKP’yi korkutmaya yönelik bir adımdı. Fakat Amerika bu kez Erdoğan’a sahip çıkmıştır, ABD’nin bu desteğiyle birlikte askerler tutuklanmış ve Genelkurmay da buna ses çıkaramamıştır.ABD bu süreçte AKP’ye her türlü desteği vermiştir. Şimdi bu Silivri’deki yargılamadaki darbe planları Özal ve Erbakan’a zaten uygulanmıştı, ABD sahip çıkmasaydı aynı ekip Erdoğan’a da bu planları uygulayacaktı. 27 Nisan açıklamasından sonra Dolmabahçe Sarayı’ndaki görüşmeyle Büyükanıt’a “sizi de yargılarız” mesajı açıkça verilmiştir. Bunun karşılığında da Kürt hareketinin tasfiyesi konusunda anlaşmışlardır. Bu anlaşma gereğince AKP tasfiye edilmeyecek, bunun karşılığında AKP de Kürtlere yönelime ses çıkarmayacaktır. Kürtlere karşı üçlü faşist ittifak bu temelde kurulmuştur, sahte açılım öyküsü de ondan sonra başlamıştır. AKP içinde bu konuda iyiniyetli olanlar olabilir ama etkin değiller.”
DEVRİMCİ ÖNDERLİK POZİSYONUM VARDI
“Ben buraya getirildikten sonra da öncesinde de yirmi yıldır belki benim de layıkıyla yerine getiremediğim bir devrimci önderlik pozisyonum var. Aynı şekilde yirmi yıldır devlet de çözüm konusunda üzerine düşeni layıkıyla yerine getiremedi. Önceleri muhatap vardı. Özal, Erbakan bu konuda dürüst insanlardı, ya bir şeylere evet ya da hayır derlerdi. Ama Erdoğan’dan farklı olarak arkalarında ABD’nin bu denli desteği yoktu. Özal’ın çok pratik bir zekası vardı, Özal yaşıyor olsaydı, sorun bu noktada olmazdı, çözümlenmiş olurdu ama tasfiye edildi. Erbakan da ben Suriye’deyken sorunun çözümü için Suriye Devlet Başkanı üzerinden bana üç kere mektup göndermişti, çözümde samimiydi ama engellendi, tasfiye edildi. Ecevit de bir şeyler yapmaya çalıştı, af çıkarmaya çalıştı ama Bahçeli engelledi ve Hükümeti düşürmek suretiyle süreci tıkattı. Bahçeli öyle sıradan biri değildir, özel harbin adamıdır. Oysa Erdoğan, Dolmabahçe görüşmesinde bu güçlerle uzlaşmıştır, bunlara taviz vermiştir, dürüst davranmamıştır, Kürtlere yönelik tasfiyenin bir parçası olmuştur. Biz sekiz yıl boyunca çözüm için AKP’ye sabrettik, muhatap arayışındaydık, muhatap bulamadık, bulamıyoruz. Az önce de anlattığım gibi ‘90’lı yılların başından beri devletin içinden bazı kesimler, kurumların çözüm yaklaşımları oldu. Hem ordu içerisinden hem de hükümetlerden bu yaklaşımları gördük ama hiç biri sonuca ulaşamadı. Bugün gelinen noktada devletten öte AKP hükümeti çözüm istemeyen taraf konumuna düşmüştür, oy kaybetmemeye çalışıyorlar.”
ÇEVİK BİR’E ‘GELİN BU SORUNU ÇÖZELİM’ DEDİM
“Bir anımı paylaşayım. Ben 1999’da buraya ilk getirildiğimde havalandırmadayken Çevik Bir olduğunu tahmin ettiğim kişiyi merdivenin üzerinde gördüm. Belki başka bir şey için gelmişti, beni de öyle bir–iki dakikalığına görmüş oldu. Ona hitaben “Gelin, bu sorunu çözelim, artık bu ölümleri durduralım” dedim. O da bana hitaben “nasıl dağa çıkardıysan öyle indireceksin” dedi. Devletin hakim görüşü hala bu şekilde görünüyor. Şimdi anlaşılıyor ki Çevik Bir göründüğünden daha etkiliymiş, Bir yanda Karadayı, öte yanda Çevik Bir, Orduda bir ikilik sözkonusuymuş. Hasan Cemal’in kitabından da bu anlaşılıyor. Çevik Bir’in Karadayı’dan daha etkin ve güçlü olduğu anlaşılıyor. Ben de bu cevap üzerine “bu meseleye ciddi yaklaşmak lazım öyle basit değil, yardım edin birlikte çözelim” dedim. Ve çekip gitti. Zaten kendiliğinden gelişen kural dışı bir karşılaşmaydı. ”
İRAN VE TÜRKİYE SOYKIRIM İÇİN ANLAŞTI
“Bahsettiğim Kürt karşıtı üçlü faşist ittifakın aynısı AKP tarafından uluslararası alanda da Türkiye-İran–Suriye üçlemesiyle hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bu ittifakın amacı da Kürtlere dönük soykırımdır. Hatta bu halka daha geniştir; Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap Birliği de bu ittifakın içinde sayılabilir. Daha geniş yorumlarsak Çin ve Rusya da bu ittifaka dahil edilmeye çalışılıyor. Ben boşuna yaşanan süreç 3. Dünya Savaşı’dır demiyorum. Fakat Suriye Devlet Başkanı Esat, İstanbul’daki açıklamasında, “müzakereyle çözüm esas alınmalı” demek suretiyle bu ittifaktan çekilmiştir, bu işte ben yokum demiştir. Türkiye’nin savaş yoluyla çözüm arayacağını anladı ve buna girmek istemedi. Türkiye ve İran arasında bu ittifak devam etmektedir. Daha doğru bir deyişle bu anlaşma Erdoğan ve Ahmedinecad arasında yürümektedir. 5 Kasım Bush-Erdoğan görüşmesinde Türkiye her ne kadar PKK’nin etkin bir şekilde tasfiyesiyle ilgili söz almış ise de beklediğini bulamamıştır. Çünkü Türkiye, ABD’nin Barzani’yi de kullanarak PKK’yi tasfiye etmesini beklemiştir. Ama gerek ABD gerekse Güneyli güçler bunun silahla yoluyla mümkün olmadığını gördüklerinden sonuç alınmamıştır. Bu arada AKP Türkiye’deki çözümü de kendi içindeki Kürtler üzerinden, bazılarını yanına çekerek işi götürebileceğini düşündü ama başaramadı. Bunlar gerçekleşmeyince Türkiye İran’la anlaşmıştır. Yapılan operasyonlar, idamlar, kesinlikle bu anlaşmanın sonucudur. Ben Tayyip beyi daha önce bu konuda uyardım, ona da Cumhurbaşkanı’na da mektuplar yazdım, bu şekilde olmaz dedim. Ama Tayyip bey beni dinlemedi, tabi Başbakandır dinlemeyebilir de, onun bileceği iş, yanlış ata oynadı.”
ERDOĞAN İTTİFAKTAN ÇEKİLECEK
“Ben bu ittifakı 2.Dünya savaşındaki Almanya-Japonya-İtalya ittifakına benzetiyorum. İtalya o zaman şu an Suriye gibi ittifaktan çekilmişti. Japonya’ya da atom bombası atılmıştır. İran’a da bu bir yıl içinde bombardıman olabilir diye tahmin ediyorum. Erdoğan ve Davutoğlu bir yandan Suriye ve İran ile ittifak yaparken diğer yandan ise İsrail ve Amerika ile görüşmelerini sürdürmeyi amaçlıyor. İki kocalı kadın misali iki tarafı da idare etmeye çalışıyor ama bu mümkün değil. Zaten İran’a verilen bir süre var, bu süre de dolmak üzere. Erdoğan’ın daha fazla dayanabileceğini sanmıyorum. Belki İran biraz dayanabilir ama Erdoğan bir-iki aya kadar bu ittifaktan çekilmek zorunda kalacaktır. Tıpkı Japonya’ın bombalanmasından sonra Almanya’nın teslim olması gibi.”
KÜLTÜREL SOYKIRIM UYGULANIYOR
“Şimdi soykırımla ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum. Eğer Japonya Almanya’ya destek vermemiş olsaydı Yahudi soykırımı yapılamazdı. Aynı şekilde Almanya Osmanlı’ya destek vermeseydi Ermeni soykırımı gerçekleşmezdi. Ermeniler ve Yahudiler oldukça bilinçliydiler, bu nedenle soykırımları ancak fiziki şekilde olabilirdi. Türkiye de İran’la anlaşalarak Kürt soykırımını gerçekleştirmeye çalışıyor. Oysa Kürtlerin durumu fiziki soykırıma fazla uygun olmadığından, kültürel soykırıma daha müsait olduğu için bu uygulanmıştır. Anadilde eğitimin yasaklanması kütürel soykırım değildir de nedir. Soykırımla ilgili uluslararası sözleşmlere göre anadilde eğitimin yasaklanması açıkça kültürel soykırımdır. Ama fiziki soykırımlar da denenmiştir, işte Halepçe buna bir örnektir. Daha önceleri de 1925’lerde Genç-Hani-Dicle olayı buna bir örnektir. İşte İran’daki idamlar, Van-Özalp’ta çocukların bombayla ölmesi son örneklerdir. Bunlar soykırıma uygun ortam yaratmak için düzenlenmiş tahriklerdir. Balonu erken şişirtip patlatmışlardır. Şeyh Sait’in adamları Diyarbakır’a girdiğinde kadınlara tecavüz olayları bilinçli bir şekilde arttırılarak bunlara mal edilmiştir. Bu tertip nedeniyle Diyarbakır halkı desteğini çekmiştir. Benim yakalanmam da fiziki soykırıma uygun ortam yaratmak için bir tahrikti, ancak bu oyunu görerek boşa çıkardım. Aynı şekilde Siirt’teki tecavüz olayları da bir tahriktir. Halkımız bilinçlidir, oyuna gelmemiştir. Eğer halk bu provokasyona gelmiş olsaydı kanlı şekilde bastıracaklardı. Bu nedenle yine söylüyorum bu tecavüz olayları devletle bağlantılıdır. Psikolojik savaşın, özel savaşın bir parçasıdır.Kürtlerin bugün yaşadığı bir soykırımdır. Zaten anadilini bile yaşatmıyor. Ermeni soykırımı yapılırken iki yüz kişi tutuklanmıştır ama Kürtlerin 1500 siyasetçisi tutuklandı, aynı zamanda 4000 çocuk tutuklanmıştır, çocuk! Kadınlar içeridedir, kadınlar tutuklanmıştır!”
KCK KENDİ KARARINI VERİR
“Ben karşımda bir muhatap olmadığı için çekiliyorum ama bu muhatap olursa görüşme olmaz anlamına gelmiyor. Dediğim gibi çekiliyorum, bundan sonra ne olacağına Kürtler kendileri karar verecektir. Türkiye’deki ve diğer parçalardaki KCK örgütlenmeleri kendi koşullarına göre karar verip mücadele yöntemlerini belirleyebilirler. Ben masum-sivil insanların zarar görmemesini umut ediyorum. 1984’te silahlı mücadeleyi başlatmak amacıyla Ülkeye gönderidiğim güçler benim öngördüğüm bir savaş yürütemediler. İşte bu Hogir gibi örnekler var. Benim savaş anlayışım bu değildir. Ümidim sivillerin ölmemesidir.”
DEVLET SİVİLLERE, KADINLARA VE ÇOCUKLARA DOKUNMAMALI
“Devlet de savaş hukukuna uymalı, sivillere, kadınlara ve çocuklara dokunmamalıdır. KCK de buna uymalıdır. Ama olur mu olmaz mı bilemiyorum, sorumluluk onlara aittir. Bundan sonra PKK devletle uzlaşabilir de, bir çözüme de gidebilirler, ‘90’lı yıllardaki gibi savaşırlar ve sonuç alamadan tıkanabilirler de. Ya da ihtimaldir PKK yenilebilir, savaşı kaybedebilir, tasfiye de edilebilir, bunları bilemeyiz. Savaş geliştikten sonra ne olacağını bilemeyiz. Ben Sayın Erdoğan’a yine sesleniyorum. Bu sorunu kendi içimizde demokratik barışçıl yollardan çözebiliriz. Aksi taktirde bundan sonraki tüm sorumluluk AKP hükümetinindir.”
SAĞLIK SORUNLARI SÜRÜYOR
Sağlık sorunlarına değinen Öcalan, “Sağlık durumuma ilişkin; gözlerim sürekli sulanıyor, biber sürülmüş gibi yanıyor, kızarıyor ve kaşıntı var. Neden bu kadar uzun zamandır devam ettiğini bilmiyorum. Daha önceleri doktor her gün rutin kontrol yapardı ama bir süredir sistem değişti, artık her gün gelmiyor, gelenler de göz uzmanı değil. Belki alerji olabilir ama bilemiyorum.” dedi.
Öcalan son olarak “Demokratik Özgür Kadın Hareketi’ne ve yeni dönem kampanyalarına başarılar diliyorum. Diyarbakır, Dicle, Siirt halkına, tüm halkımıza selamlarımı iletiyorum” diye belirtti.
"
|
|
Sınırda "sınır" tanımayan öğretmen
|
|
Misafir yazdı: "
Sınırda "sınır" tanımayan öğretmen...Hakkari'nin Şemdinli ilçesinin Irak sınır bölgesindeki Ortaklar köyüne gelin giden Ankaralı Nurdan İnan, köye öğretmen gelmeyince okuyamayan onlarca genç kızın da umudu oldu.
Köyde yediden yetmişe herkes tarafından çok sevilen, el üstünde tutulan vekil öğretmenlik yapan Nurdan İnan "Ben köyün hem gelini hem de öğretmeniyim. Burayı çok sevdim" dedi.
Ankara'dan Şemdinli'ye gelen ve sabahları çocuklara öğretmenlik, öğleden sonra okuyamayan genç kızlara okuma kursu açan, akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayıp inek sağan Nurdan öğretmenin ilginç bir hayat hikayesi var. Ankara Güneşevler İçaydınlık Mahallesi'nde yaşayan Nurdan Şahin, orada inşaat işçisi olarak çalışan Şemdinlili İdris İnan ile tanışır ve evlenmeye karar verir. Sade bir düğünle evlenen Nurdan-İdris İnan çifti, damadın Şemdinli'nin sıfır noktasında bulunan Ortaklar Köyüne gider. Okulların açılması ile birlikte köydeki okulunun öğretmensiz olduğunu gören yüksek okul mezunu Nurdan, öğretmen olmak için müracaatta bulunur.
Defalarca PKK'nın baskınına uğrayan Ortaklar Karakolu'nun hemen dibinde olan okulda göreve başlayan Nurdan öğretmen, bir yandan okulun eksikleri ile uğraşırken diğer yandan da çocukların eğitimlerinin aksamamsı için çaba gösteriyor. Şemdinlili hayırsever bir iş adamı tarafından okulda su olmadığından lavabolar kullanılamıyor. Müdür odası ve derslik yapılan okulda lojman olmadığından öğretmenler tek gözlü bir odada kalıyorlar. 250 öğrencisi bulunan köy, öğrenciler ihtiyaçlarını karşılamak için evlerine gidiyor. Öğrencilerin tek isteği ise bir an önce 8 yıllık bir ilköğretim okulu yapılması.
Köyde yediden yetmişe herkes tarafından çok sevilen Nurdan öğretmen el üstünde tutuluyor. Öğrenciler; "Biz öğretmenimizi çok seviyoruz. Çünkü o olmasaydı belki bu yıl okula başlayamazdık. O hem bizim öğretmeniz hem de gelinimiz" dediler.
Sabah okulda ders veren Nurdan öğretmen, öğleden sonrada okula gidemeyen kızlara ve kadınlara okuma kursu veriyor. Ardından eve gidip öğretmenlik kıyafetlerini değiştirip köy kadınlarının giydiği yöresel kıyafetler giyinen Nurdan öğretmen köy işlerini yapıyor. Akşam saatlerinde de çalı çırpı toplayarak akşam yemeği hazırlıyor, buzağı götürüp inek sağan kadınlara yardım yapıyor. Nurdan öğretmen; "Ben köyün hem gelini hem de öğretmeniyim. Burayı çok sevdim. Burada çok mutluyum. İnsanlar yardımcı olmak beni sevindiriyor. Şimdi herkesten destek bekliyorum. Bu köyün ihtiyacı olan bir okul, okuyamayan kızlar için bir servis ve yardıma muhtaç insanlar için destek" dedi.
İHA
"
|
|
24 saat içinde deprem olabilir
|
|
Misafir yazdı: "
24 saat içinde deprem olabilirYunanistan’ın kuzeyinde önemli bir otoyol önceki akşam kurbağaların akınına uğrayınca, ülkeyi deprem korkusu sardı.G
üncelleme:27 Mayıs 2010 11:30
2008 yılında Çin’de ve geçen yıl da İtalya’da meydana gelen depremlerden önce kurbağaların büyük sürüler halinde göç etmelerinden yola çıkan bazı bilim adamları, çok yakın bir zaman içinde Türkiye ve Yunanistan’da yeni bir deprem meydana gelebileceğini ileri sürdü.
Yunan medyasını harekete geçiren olay, önce gece milyonlarca kurbağanın Selanik yakınlarındaki Langada kentinde bir otoyolu kapatmasıyla meydana geldi. Kurbağaları çiğnemek istemeyen üç araç kaza yapınca otoyol bir süre trafiğe kapandı.
Ancak asıl gerginlik bundan sonra başladı. Bir grup İngiliz bilim adamının geçen ay yayınladığı, kurbağalarla depremler arasında doğrudan bağlantı kuran raporu hatırlatan bazı sismologlar Türkiye ve Yunanistan’da 24 saat içinde deprem meydana gelebileceğini iddia etti.
İngiltere’deki Açık Üniversite’den bir grup bilim adamı, geçen ay yayınladıkları bir raporda, kurbağaların depremi önceden sezebildiğini ileri sürmüşlerdi.
Rapora göre, 6 Nisan 2009’da İtalya’nın Aquila kentinde meydana gelen ve 300 kişinin ölümüne, 40 bin kişinin de evsiz kalmasına yol açan depremden birkaç gün önce bölgedeki kurbağaların göç etmişti.
Aynı rapora göre, 5 Mayıs 2008’de de Çin’in orta bölgelerinde kurbağa göçü yaşanmış ve 12 Mayıs’ta orta Çin’de 12 bin kişinin ölümüne yol açan büyük deprem meydana gelmişti.
"
|
|
Van'daki patlamada kahreden iddia!
|
|
Misafir yazdı: "
Van'daki patlamada kahreden iddia!Eğer doğruysa vay halimize! Van'daki patlamada, iddialara göre asker kaçtı çocuk ise dakikalarca ölmeyi bekledi.Güncelleme:26 Mayıs 2010 09:00
Van’ın Özalp ilçesinde, askeri kışla yakınındaki mühimmatın patlaması sonucu bir çocuğun hayatını kaybetmesi olayıyla ilgili, ilçenin Belediye Başkanı Murat Durmaz'ın anlattıkları tüyler ürpertti. Durmaz'ın iddiasına göre yaralı olan o çocuğun öldü denilerek üstü örtültü. İşte insanı dehşete düşüren o açıklamalar;
Asker bombasıyla oyun
Mustafa Muğlalı Kışlası içindeki 2. Hudut Tabur Komutanlığı atış poligonunu çevreleyen tel örgülerin dışında, çocukların oynadığı sırada bir patlama meydana geldi.
6 çocuktan 1’i hayatını kaybederken, biri yoğun bakımda. 13 yaşındaki Olcay Akyürek'in ölümüyle ilgili ihmal olduğu iddiaları ortaya atıldı.
'Patlayan neydi, olay nasıl oldu ve patlama sonrası neler yaşandı?' sorularına, Özalp Belediye Başkanı Murat Durmaz, NTV'de yayınlanan Canlı Gaste’de yanıt verdi.
"ÖLDÜ DENİLDİ ANCAK YAŞIYORDU"
Olay yerine gittiklerinde yaralıların hastanelere gönderildiğini, üzerine battaniye örtülen çocuk için de 'öldü' denildiğini söyleyen Durmaz, "Polis kimseyi onun yanına yaklaştırmadı. 20-25 dakika sonra ise sağlık görevlileri çocuğun ölmediğini tespit etti" dedi.
"İkinci olarak, kışla mahallenin tam ortasında. Halkı korumakla yükümlü bir birliğin orada ne işin var. Dışarıda olaması lazım" diyen Durmaz, "Atış poligonu adamın bahçesine gelecek şekilde. Atışlar esnasında, evlerin camlarına kaya parçacıkları geliyor" şeklinde konuştu.
"TANIK VAR, ASKER KAÇTI"
"Olayla iglili çok ciddi bir tanık var. Kendisi 29 yaşında ve orada oturan bilinçli bir genç" diyen Durmaz, "Kendisi olayı gördüğünü söylüyor. Bir askerin çocuklara doğru yaklaştığını, patlama sonrası ise kaçtığını belirtiyor. Bu ifade tutanaklara da geçti" diye konuştu.
Kışlanın şu anki yerinden taşınmasıyla ilgili daha önce girişimlerin yapıldığını belirten Durmaz, "İsmi de bir başka problem. 1943’te 33 kişiyi katleden bir orgeneralin ismi. Kışlaya bu ismi verirseniz, bu halka nasıl 'kardeşimsin' diyeceksiniz" dedi.
Başkan Durmaz, yaralı çocuklardan birinin yoğun bakımda hayat mücadelesi verdiğini, bir diğerinin iki bacağının kesilmesinin söz konusu olduğunu belirtirken, diğer yaralıların durumunun iyi olduğunu ifade etti.
"
|
maya_ yazdı: "
Dersim, Elazığ ve Malatya'da gerçekleşen gözaltıları yürüyüşle protesto eden BDP Dersim İl Örgütü, gözaltına alınanlar serbest bırakılıncaya kadar her gün oturma yapma kararı aldı.
FERHAT ARSLAN
BDP Dersim İl Örgütü, Elazığ ve Malatya'da yapılan ev baskınlarını yürüyüş ve oturma eylemiyle protesto etti. Sanat Sokağı'nda bir araya gelen yüzlerce kişi Yeraltı Çarşı üstüne kadar alkış, zılgıt ve sloganlarla yürüyüşe geçti. Yürüyüşe, Belediye Başkanı Edibe Şahin, Barış Gurubu üyesi Aysel Doğan, EMEP, ESP, Eğitim Sen ve birçok sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. "Askeri operasyonlara, siyasi ve kültürel soykırıma êdi bes e" pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık "Katil İran devleti", "TC şaşırma bizi dağa kaldırma", "Bê serok jiyan na be", "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından kısa bir açıklama yapan BDP Tunceli İl Başkanı Murat Polat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kürt sorununa yönelik yaptığı her açıklamanın ardından gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldığına dikkat çekerek, "Kürt sorunu ortadan kaldırılması için her şeyden önce diyalogun önü açılması gerekiyor. Bu da tüm Kürt tutsaklar bir an önce özgürlüğüne kavuşmalıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün geçtiğimiz yıl 'iyi şeyler olacak' açıklaması ardından yapılan operasyonlara değinen Polat, "İyi şeyler yerine çok kötü şeylere zemin hazırlanıyor. Dün yine Kürt sorununa değindi. Ancak aynı saatlerde bölge ve Türkiye'nin birçok ilinde eş zamanlı operasyonlar yapıldı, yüzlerce genç ve üyemiz gözaltına alındı. Artık iyi şeyler olmuyor" diye konuştu.
Açıklamanın ardında 10 dakikalık oturma eylemi yapan kitle sık sık, "Kürdistan faşizme mezar olacak", "AKP şaşırma bizi dağa kaldırma" sloganları attı. Açıklama olaysız son bulurken, gözaltında bulunan BDP ve DYG üyeleri serbest bırakılana kadar her gün oturma eylemi yapılacağı duyuruldu.
NWD
"
|
|
TEKEL işçileri İzmir’de TÜRK İş binasını işgal etti
|
|
ronya_desiman yazdı: "İstanbul’un ardından İzmir’de de TEKEL işçileri, TÜRK İş binasını işgal etti. 26 Mayıs eylemindeki tutumundan dolayı TÜRK İş yönetimini protesto eden işçiler TÜRK İş başkanı Mustafa Kumlu’nun istifasını istiyor.
26 Mayıs grevindeki tutumu nedeniyle TÜRK İş yönetimine tepkiler artıyor. TEKEL işçilerinin dün İstanbul’da TÜRK İş Temsilciliğini işgal ederek açlık grevine başlamasının ardından bugün de İzmir, Adana, Samsun ve Diyarbakır’da işçiler TÜRK İş binalarında eylemlere başladı.
İzmir’de sabah saatlerinde Alsancak’taki TÜRK Ege Bölge Temsilciliğine giden TEKEL işçileri, açıklama yaptıktan sonra açlık grevine başladı.
Açlık grevi yarın saat 10.00’a kadar sürecek. Eylemci işçiler, TÜRK iş yönetimi başta olmak üzere 26 Mayıs eyleminin içini boşaltan konfederasyon yönetimlerinin istifasını istiyor. İşçiler ayrıca, TÜRK İş’e bağlı sendikaları yarın için, “26 Mayıs eylemini TÜRK İş önünden başlatalım” diyor."
|
|
16 kurum Alevi Bektaşi Federasyonu'ndan ayrıldı
|
|
ronya_desiman yazdı: "- Alevi Bektaşi Federasyonu'na (ABF) bağlı 16 Alevi örgütü, ABF Genel Başkanı Ali Balkız'ın EDP'nin örgütsel çalışmalarında yer alarak Alevilik felsefesine aykırı davrandığını belirterek "Partiler Üstü Bağımsız Alevi Duruşu Hareketi" olarak ABF'den yollarını ayırdığını açıkladı.
ABF bünyesinde bulunan 16 Alevi örgütünün oluşturduğu "Partiler Üstü Bağımsız Alevi Duruşu Hareketi", ABF Genel Başkanı Ali Balkız'ın EDP'nin kuruluşunda yer almasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada ABF'nin Irkçı ve şeriatçı partiler hariç olmak üzere tüm siyasi partilere eşit yakınlıkta ve eşit uzaklıkta olması gerektiği belirtildi. ABF'nin Alevi Bektaşi topluluğunun çatı örgütü olarak kurulduğuna işaret edilen açıklamada, "Lakin 8 Kasım Kadıköy mitinginin 15 gün sonrasında tüm bu coşkuya heyecana ve enerjiye karşın ABF Genel Başkanı Ali Balkız'ın 30 Kasım tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan 'parti kuruyoruz' açıklaması onca coşkuyu heyecanı yaşayan bizlerin, enerjisini haram bir lokma gibi boğazımıza dizmiş ve 'yine mi?' demekten bizi alamamıştır. Açıklamaya paralel olarak 19 Aralık 2009 tarihinde yapılan danışma kurulu toplantısında katılımcı kurum başkanlarının tepkisi dikkate alınmaksızın parti çalışmaları ABF yönetiminin büyük bir kısmı tarafında yürütülmeye devam etmiştir" diye kaydedildi.
ABF'ye bağlı 16 kurumun defalarca ABF yönetiminin parti kurma çalışmalarından vazgeçmesi yada görevlerinden ayrılarak bu çalışmayı yürütmesi konusundaki açıklamalarının dikkate alınmayarak tam tersi Alevi örgütleri içindeki yöneticilerin de bu partiye katılması yönünde çalışmaların yapıldığı vurgulanan açıklamada, "Her Alevi yurttaşın birey olarak parti kurucusu üyesi olmak gibi bir hakkı elbette vardır. Ama hiç kimsenin Alevi kurumlarını, Alevilerin kazanılmış mücadelesini bir partinin ayakları altına serilmiş kırmızı halı yapmaya hakkı asla yoktur. Kültürünün her deminde duruşunda demokratik yapısını bu güne kadar koruyan Alevilik ve Bektaşiliğin felsefesine de aykırıdır" diye belirtildi.
Alevilere yönelik imha ve inkar politikasının AKP eliyle aktif bir şekilde yürütülerek devlet Aleviliğinin temelinin atıldığı böylesi bir süreçte ABF'nin içine girdiği tutumun vurdumduymazlık, rehavet ve savrulmuşluk olduğuna dikkat çekilirken şunlar belirtildi: "Bu açıklamanın yapılmasına neden oluşturan koşullar ortadan kalkmadığından ve daha da ileri safhalara geldiğinden, ABF' ye siyasi partilere kan taşıyan atar damar konumunu yakıştıramadığımızda 'Partiler Üstü Bağımsız Alevi Duruşu' çalışmasını oluşturarak yol almaya karar verdik. Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar; Alevi Bektaşi Federasyonunun misyonu ve tüzüğü gereği, yolumuz gereği yolumuzu cümleden önde tutuyor, davamıza sahip çıktığımızı alevi kurumlarımız ve tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bozatlı Hızır, yolu cümleden ulu tutan tüm Kızılbaş-Alevi-Bektaşi yoldaşların yolunu açık etsin"
Yapılan ortak açıklamada imzası bulunan kurum ve kişilerin isimleriyse şöyle:
ABF MYK Üyesi Eğitim ve Bilim Sekreteri Hatice Altınışık, Güvenç Abdal Araştırma Eğitim Kültür ve Tanıtma Derneği, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Yalıncak Sultan Kültür Tanıtma Yaşatma Türbesi Onarma Derneği, Boğaziçi Alevi Kültür Derneği, Hacı Bektaşi Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Çerkezköy Hacı Bektaşi Veli Sosyal kültürel Eğitim Derneği, Topçu Baba Yaşatma Kültür ve Sanat Derneği, Piri Baba Kültür Derneği, Kütahya Hacı Bektaşi Veli Derneği, Seyit Garip Musa Sultan Derneği, Bozöyük Hacı Bektaşi Veli Derneği, Kayseri Hacı Bektaşi Veli Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Kültünü Tanıtma Derneği, Alevi Bektaşi Kültür Dayanışma Derneği, Atakent Cemevi Yaptırma Derneği,
ANF NEWS AGENCY"
|
234 Haber (30 Sayfa, 8 Bir Sayfada bulunan toplam Haber) |
|
|  |
| Bütün Üyeler: |
7 575 |
| Bugün üye olanlar: |
0 |
| Dün üye olanlar: |
0 |
| Çevrimiçi Üye(ler): |
0 |
| Çevrimiçi Misafir(ler): |
13 |
Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
|
|
|
Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.
|
|
dünya üstündeki tavuk nüfusunun insan nüfusundan fazla oldugunu biliyormuydunuz?
pertekliyiz.biz
|
|