Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Yönetim
g Yönetim Bölümü

Artikel zu dem Thema: aktuelle News


Thema durchsuchen:   

Startseite | Thema auswählen ]

1472 Artikel (184 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


Munzur Festivali 31 Temmuz'da Başlıyor Festival programı
aktuelle News maya_ schreibt "
<p class="item">Bu yıl sekizincisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek.

 

Seyit Rıza, Ahmed Arif, Hrant Dink, Memed Uzun anısına
 
<p class="item">Dört gün sürecek olan festival, her gün sırasıyla Seyit Rıza, Ahmed Arif, Hrant Dink ve Memed Uzun'a adanacak.

 

<p class="item">Sunuculuğunu Aşık Berbati ve Esin Yalçın'ın yapacağı festivale yazar ve gazetecilerden davet edilecek bazı isimler ise şöyle:

 

<p class="item">Ahmet Altan, Ahmet İnsel, Ahmet Hakan, Can Dündar, Yasemin Çongar, Ferai Tınç, Perihan Mağden, Hasan Cemal, Celal Başlangıç ve Ece Temelkuran.

 

<p class="item">Festivalde "Anayasa ve Demokrasi", "Dil ve İnsan","Türkiye'de Alevilik", "Dersimliler Dersim Sorunlarını Tartışıyor" konulu panellerin yanı sıra "Kadın-Siyaset-Toplum" başlıklı söyleşiler de yapılacak.

 

<p class="item">Agire Jiyan, İlkay Akkaya, Efkan Şeşen, Mehmet Atlı, Civan Haco, Ferhat Tunç, Mor ve Ötesi, Yaşar Kurt gibi isimler ve yerel grupların verecekleri konserler, Yılmaz Odabaşı, Şükrü Erbaş, Bejan Matur, Hicri İzgören'den şiir dinletileri, dans ve tiyatro gösterileriyle festival zengin bir içerik sunuyor.

 

<p class="item"> 

 

Çevre ödülleri ilk kez veriliyor 
<p class="item"> 

 

<p class="item">İlk kez çevre ödüllerinin verileceği 8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali'ne Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Topluluğu, Aziz Nesin'in "Hadi Öldürsene Canikom" adlı oyunuyla, Dostlar Tiyatrosu Genco Erkal'ın yazıp yönettiği "Sivas '93" adlı oyunla katılacaklar.

 

<p class="item">Belgesel, film ve tiyatro gösterilerinin yanısıra etkinliklerde "Dansın Sesi 'Arp'ın Nefesi" adlı dans gösterisiyle Tara Jaff da yer alacak.

 

<p class="item">Festival düzenleyicileri şöyle:

 

<p class="item">Festival tertip komitesine belediye başkanlığı, Tunceli barosu, Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF), İnsan Hakları Derneği (İHD) temsilciliği seçilirken, Koordinasyon komitesi, belediye başkanlığı, Tunceli barosu, Demokratik Toplum Partisi (DTP), Emek Partisi (EMEP), Demokratik Halk Derneği (DHD), PARTİZAN, Avrupa Kültür Derneği (AKD), Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) ve Heryerde Sanat Organizasyon (HYS)'den oluşuyor. Festivalin mali komisyonu ise Tunceli belediye başkanı Songül Erol Abdil, Tunceli belediye başkan yardımcısı Mustafa Taşkale ve TUDEF genel başkanı Özkan Tacar'dan oluşuyor.(CU/EZÖ)

 

Festival programı 
<p class="item">31 Temmuz Perşembe:

 

<p class="item">Açılış töreninin yapılacağı ilk gün, Munzur sahnesi'nde KATRE konseri (Dersimli konservatuar öğrencilerinin müzik grubu)
Ertan Tekin-Suren Asaduryan'dan  duduk dinletisi ve Agıre Jiyan, İlkay Akaya, Efkan Şeşen, Mehmet Atlı ve yerel grupların sahne alacağı stadyum konserleriyle devam edecek.

 

<p class="item">1 Ağustos Cuma:

 

<p class="item">Zazaki, Kurmanci ve Türkçe dillerinde, Yılmaz Odabaşı, Şükrü Erbaş, Bejan Matur, Hicri İzgören'den şiir dinletilerinin yer aldığı ikinci gün, Kışla iç bahçesinde tiyatro gösterileri, "Anayasa ve demokrasi" başlıklı panel ve Munzur sahnesi'nde, Zeynel Kahraman, Sılo Qız, Dengbej, Stadyumda, Vardiya Müzik Topluluğu, Yaşar Kurt, Erdal Bayrakoğlu, Ahenk, Ozan Rençber konserleri gerçekleşecek.

 

<p class="item">2 Ağustos Cumartesi:

 

<p class="item">Haman Avad ve Jana Seyda'dan şiir dinletilerinin yer aldığı üçüncü gün, Kışla iç bahçesinde dans gösterileri ve söyleşiler
"Çevre Sorunları" adlı panel, Munzur sahnesi'nde (Frik Dede ve Hüseyin Doğanay anısına) Cemil Koçgün, Necati Tayam-Mehmet Çetin, BerAvBa bağlama grubu'nun konseri ve Grup Munzur, Civan Haco, Ferhat Tunç,İnti ilimani veya Goran Bregoviç, Kibar Aslan'ın sahne alacağı stadyum konseri verilecek.

 

<p class="item">3 Ağustos Pazar:

 

<p class="item">Söyleşiler ve "Dil ve İnsan" konulu panelin gerçekleşeceği son gün, Munzur sahnesi'nde Erdal Erzincan-Kayhan Kalhor-Dengbej'den kaval ve dans üçlemesi ve stadyumda Rojda, Emekçi, Grup Yorum, Ali Baran, Nurettin Güleç
Mor ve Ötesi, Zuhal Olcay veya Moğollar'ın konserleriyle devam edecek.

 

"
Veröffentlicht von mustafa am Mittwoch, 28. Juli 2010 (19 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

BDP'den hükümete ağır suçlamalar
aktuelle News
BDP'den hükümete ağır suçlamalar

BDP'den hükümete ağır suçlamalar

28 Temmuz 2010 Çarşamba 12:43
BDP Genel Başkanı Demirtaş İnegöl ve Hatay Dörtyol'da yaşanan olaylardan iktidarı sorumlu tuttu, "4 gündür devlet nerede" diye sordu

 

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş İnegöl ve Dörtyol'da yaşanan olaylarla ilgili hükümeti suçladı. İnegöl ve Dörtyol'da 4 gündür devletin olmadığını ileri süren Demirtaş, "Devlet 500-600 kişilik bir grubu durduramıyor. Ortada çok açık bir devlet, hükümet ve AKP provokasyonu var" dedi.

"Yaşanan çatışmaların sorumlusu BDP ve Kürt halkı değil, ölümlerin sorumlusu hükümettir" suçlamasında bulunan Demirtaş, "Hükümet bu ülkede nasıl tehlikeli bir oyun oynandığının farkına varmalı. Ülkede acilen barışa ihtiyaç var. Türk Kürt çatışması yok, bilinçli örgütlü Kürt halkına saldırı siyaseti var" dedi.

Parti olarak yarın Dörtyol'a gideceklerini açıklayan Demirtaş medyayı da kullanılar dil konusunda "şiddeti körüklemeyin" diye uyardı.

BDP Genel Başkanı Demirtaş'ın Diyarbakır'da düzenlediği basın toplantısından satır başları şöyle:

PARTİMİZ HEDEF GÖSTERİLİYOR

Gelinen aşamada yaptığımız onca girişime rağmen Dörtyol’da 4 gündür devlet yok, devleti harekete geçiremiyoruz. Dörtyol’da yaşananların bir grup öfkeli insan tepkisi olmadığını hükümetin tepkisinden anlamış bulunmaktayız. O bölgede partililerimiz hedef alınıyor ve bu bilinçli bir hareket olarak hayata geçiriliyor.

POLİSİN GÖZÜ ÖNÜNDE YAĞMA

Bunun siyasi zeminini Başbakan hazırlıyor. Doğrudan partimizi hedef haline getiriyor. Parti binalarımız polisin gözü önünde yağmalanıyor, itfaiye dahi müdahale etmiyor. Dörtyol’da polis Kürtlere karşı yapılan linç girişimlerini seyrediyor, bazen destekliyor hatta.

Etnik kimliği Kürt olduğu için insanların işyerleri yakılıyor, yağmalanıyor. Hükümet çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Hükümet PKK’ye karşı Kürt halkını rehine olarak tutuyor ve şantaj yapıyor. 

BAŞBAKAN NEDEN KONUŞMUYOR

4 gündür bir ilçe katliam korkusuyla yaşıyor, Başbakan tek kelime açıklama yapmıyor. Söz konusu olan Gazze olsaydı hemen çıkar açıklama yapardı. Dört gündür bir ilçede devlet 500-600 kişilik bir grubu durduramıyor. Ortada çok açık bir devlet, hükümet ve AKP provokasyonu var. İşin siyasi iradesinin hükümet olduğu açığa çıkmıştır.

DÖRTYOL’A GİDECEĞİZ

Dörtyol’da devlet yok. Fakat biz BDP olarak orada bir katliamın gerçekleşmesini izleyecek değiliz. Gülten Kışanak’la birlikte yarın Dörtyol’a gideceğiz.

SORUMLU BDP DEĞİL HÜKÜMET

Bu işin sorumlusu BDP değildir. Yaşanan çatışmaların sorunlusu BDP değildir. Biz bütün iyi niyetimizle barışı gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Eğer Dörtyol’daki halk ölümlere tepki göstermek istiyorsa bunun sorumlusu AKP’dir. Ölümlerin sorumlusu AKP’dir. Hükümet bu ülkede nasıl bir tehlikeli oyun oynadığının farkına varmalıdır. Eğer bugün Türk-Kürt çatışmasına dönüşmüyorsa olaylar halkımızın duyarlılığı nedeniyledir.

Veröffentlicht von mustafa am Mittwoch, 28. Juli 2010 (6 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Eylem Demirpençe'nin cenazesi alınıyor
aktuelle News maya_ schreibt "
1 Temmuz'da Gire Akêr’de yaşamını yitiren 10 HPG’linin içinde bulunan Eylem Demirpençe'nin cenazesi Dersim'e getiriliyor.

HPG Basın İrtibat Merkezi, Siirt’in Pervari İlçesi’nde HPG gerillaları ile TSK birlikleri arasında 30 Haziran ve 1 Temmuz’da çıkan çatışmada aralarında tepe komutanın da bulunduğu 6 asker ile 3 korucunun yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yaşamını yitiren 10 gerillanın kimlik bilgileri de açıklandı.

HPG-BİM, Türk ordusunun bölgedeki en korunaklı mevzilerinden biri olan Gire Akêr’e yönelik HPG gerillalarının gerçekleştirdiği eylem hakkında dün bir açıklamada bulundu. Açıklamaya göre; 200 asker, 1 tank, 1 panzer, 2 obüs, 1 katyuşa rampası ile birlikte 20 çadır ve 2 güvenlik nizamiyesinin bulunduğu Gire Akêr’e yapılan eylemde HPG gerillaları, tepe komutanının da aralarında bulunduğu 6 asker yaşamını yitirdi. 30 Haziran gecesi saat 22.30 sularında havan ve ağır silahlarla tepeye baskın düzenleyen gerillaların tepede bulunan iki nizamiye ve çadırları vurduğu, burada 4 mevzii ve çok sayıda çadırın imha olduğu ve 1 panzerin de darbelendiği belirtildi. 
  Eylemin gerçekleştiği tepeye müdahale amacıyla Osyan Köyü’nden yola çıkan bir birliğe yönelik de gerillalar bir eylem gerçekleştirdi. Burada da 3 kişinin öldürüldüğünü, öldürülenlerin asker veya korucu olup olmadığının bilinmediği bildirildi. Kobra taarruz helikopterlerinin desteği altında cenazeleri almak için eylem alanına yaklaşan skorsky helikopterleri de hedef alan gerillalar bir skorsky helikopteri de darbeledi. Doçkalar tarafından ateş altına alınan skorskynin alandan uzaklaşmak zorunda kaldığı kaydedildi. Tepede yaklaşık 1 saatlik bir çatışmanın da yaşandığını vurgulayan HPG-BİM, yaşanan çatışmada iki gerillanın da yaşamını yitirdiğini bildirdi. Eylem ardından araziye çıkan Türk ordusunun operasyon birliğiyle bir grup gerilla arasında da bir çatışmanın yaşandığı belirtilen açıklamada tüm gün süren ve 4 kobra helikopterin sürekli bombaladığı, yoğun tekniğin kullanıldığı çatışmada 8 gerillanın yaşamını yitirdiği bildirildi. Çatışmada çok sayıda Türk askerinin de öldüğü ve yaralandığı ifade edilirken net sayıya ulaşılamadığı kaydedildi.

Gerillaların kimlikleri açıklandı

 

HPG-BİM, bu çatışmada yaşamını yitiren gerillaların kimlik bilgilerini de verdi. Yaşamını yitiren gerillaların kimlikleri şöyle; 1979 Şırnak doğumlu Abdurrahman Bozdağ (Kahraman Erdal), 1982 Van Muradiye Babacan köyü doğumlu Halil Kaya (Azad Van), 1986 Van Çaldıran Amuxane köyü doğumlu Hasan Caferi Haydaranlu (Şahin Cilo), 1987 Urmiye doğumlu Afşar Reşadedüz (Ali Çiçek), 1986 Şırnak doğumlu Halis Kudayi (Herekol Silopi), 1986 Urfa doğumlu Yasin Özmen (Kemal Urfa), 1986 Xoy Habeş köyü doğumlu Perviz Emini (Mahsum Gabar), 1984 Şırnak Komçetin kasabası doğumlu Nefise Işık (Havin Çirav), 1985 Şırnak doğumlu Gurbet Gökal (Silvav Serkeftin) ve 1979 Dersim Mazgirt doğumlu Eylem Demirpençe (Hebun Azad).

SİNAN CUDİ/ANF/BEHDİNANc

 

"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (475 mal gelesen)
(mehr... | 1 Kommentar mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

HPG Dersim Saha Komutanlığı'ndan uyarı
aktuelle News maya_ schreibt "DERSİM - HPG Dersim Saha Komutanlığı Dersim’de “Türk devletinin özel teşviki ile fuhuş yerleri olarak kullanılan” bazı yerler ve merkezleri sert bir şekilde hedef alacakları uyarısında bulundu.

HPG Dersim Saha Komutanlığı yaptığı açıklamada Dersim’de son zamanlarda artan “fuhuş” ve “esrar” satışına dikkat çekerek sert uyarılarda bulundu.

Kültürün bir topluluğun, kişiden kişiye veya toplumsal iletişim, etkileşim yoluyla sürdürdüğü ve bireylere kazandırdığı maddi ve zihinsel yaşam tarzı olduğunu belirten Saha Komutanlığı “Bunun da içine doğulan toplumun tarihinde süzülerek gelen milyonlarca insanın emek ve katkılarıyla oluşan bir süreçtir. Bu bağlamda da bir birey için vazgeçilmez ve paha biçilmez bir değerdir. Çünkü bireyi toplumla sağlıklı buluşturan, onun toplumla sağlıklı ilişki kurmasını sağlayan yegâne itici güç kültürdür” dedi.

Kültürün toplum yaşamındaki değerinin sistem güçleri tarafından iyi bilindiğinin belirtildiği açıklamada Türk devletinin de her türlü kültür karşıtı eyleme başvurduğu kaydedildi.

Açıklamada şu ifadeler dikkat çekti: “Son süreçlerde Türkiye gündemine de oturan faşist devletin valilerinin eliyle küçük kızlara karşı geliştirilen tecavüz kültürüne dayalı ahlaki çöküş Kürdistan’da boydan boya Kürt halk kültürüne dayatılmaktadır. TC devletinin özel savaş uzmanları Kürdistan’da dejenerasyonu ve ahlaki çöküşü geliştirmek için her türden kirli çabayı sarf etmekten çekinmemektedirler.”

BİRAHANELER

Özellikle son dönemlerde Dersim’de geliştirilmeye çalışılan faaliyetlere bir kez daha dikkat çeken HPG Dersim Saha Komutanlığı, “Bireyi kendi toplumuna, onun değer yargılarına karşı çıkarmak, toplumsal olaylar karşısında duyarsız kılmak için Dersim merkezde bazı birahaneler toplumumuzun ahlaki ve kültürel değerlerini bozan, dejenere eden, kişileri hiçleştiren fuhuş merkezi ve esrar satın alma ve kullanma yerleri olarak kullanılmaktadır. Özelde Saray, Muhabbet, Mozaik birahaneleri böyle kirli emeller için kullanılmaktadırlar. Yine daha başka adlar adı altında benzer bir özel savaş rolünü oynayan farklı birahanelerde bulunmaktadır” diye belirtti.

Geçtiğimiz günlerde yozlaştırma amacı taşıyan, fuhuşu geliştiren, esrar satma-kullanma ve gençliği toplumsal olay ve olgulara karşı duyarsızlaştırma rolü oynayan bir merkeze bombalama eylemi yaptıklarını dile getiren HPG Komutanlığı bunun bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.

Açıklamada, “Bundan böyle başta yukarıda ismini verdiğimiz yerler olmak üzere toplumumuzu yozlaştırmak amacıyla, TC devletinin özel teşviki ile fuhuş yerleri olarak kullanılan bu yerleri ve merkezleri daha sert bir şekilde hedef alacağımız bilinmelidir” uyarısı yapıldı. HPG Dersim Saha Komutanlığı Kürt halkının ve demokratik duyarlılığı olan kesimleri, bilinçli bir şekilde devlet eliyle geliştirilen kirli oyunlara karşı duyarlı olmaya ve refleks göstermeye çağırdı.

ANF NEWS AGENCY
"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (77 mal gelesen)
(mehr... | 1 Kommentar mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Tunceli Üniversitesi Rektöründen BBP'ye ilginç ziyaret
aktuelle News maya_ schreibt "DERSİM - Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ’un BBP Genel Merkezi’ni ziyaret ederek bir dizi temasta bulunduğu ortaya çıktı. Boztuğ’un hangi amaçla görüştüğü ve görüşmenin içeriği ise açıklanmadı.

Kurulduğu günden bu yana söylemleri ve çalışmalarıyla sürekli tartışılan rektör Boztuğ’ın İl Başkanı Ali Kara ile birlikte BBP’yi Ankara’daki genel merkez binasında ziyaret ettiği partinin web sitesi tarafından duyuruldu.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler eğitim sorunları konusunda görüş alışverişinde bulunduğu iddia edilen Boztuğ’a ziyaret sırasında, BBP’nin üniversite eğitimi, demokratikleşme, insan hakları, özgürlük, yeni anayasa gibi konulardaki görüşlerinin Şenliler tarafından aktarıldığı belirtildi.

Selahattin Şenliler’in toplantı sırasında halkın verdiği vergilerle maaş alan ve devlet memuru olan kişilerin halkın siyasi iradesine müdahil olmalarını kabul edemeyeceklerini ifade etmesi ancak görüştüğü kişinin de yine devletin vergileriyle hayatını sürdüren bir devlet memuru olduğunu unutması dikkat çekti.

ANF NEWS AGENCY
"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (37 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Kamer Genç: Kendi kızlarını versin
aktuelle News maya_ schreibt "
İkinci eş tartışmasına Kamer Genç yorumuRize Belediye Başkanı'nın Kürt sorununu ikinci eşle çözüm formülüne Genç çok kızdı. </h3>

Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı'nın 'hısımlık hasımlığı önler' gerekçesiyle zenginlere ikinci eş olarak Kürt kızlarını önermesi toplumun her kesiminden sert tepkiler geliyor. Bu açıklamalar sonrasında Ak Parti Bakırcı hakkında da soruşturma başlatmıştı.

Rize Belediye Başkanı'nın önerisine bir tepki de CHP'nin taze milletvekili Kamer Genç'ten geldi. Genç, 'O arkadaş kendi kızlarını ikinci eş olarak versin' diye konuştu.

"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (38 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

İşte Haziran ayı savaş bilançosu
aktuelle News maya_ schreibt "BEHDİNAN - HPG’nin eylemsizlik sürecine son verdiği Haziran ayında son yılların en şiddetli çatışmaları yaşandı. Bir ayda HPG’ye göre 52 gerilla eyleminde 126 asker öldü, yaşanan çatışmalarda 25 gerilla hayatını kaybetti. Ayrıca 4 Skorsky helikopter darbe aldı, 2 tank ve 18 zırhlı araç imha edildi, en az 18 silaha el konuldu.

HPG Basın-İrtibat Merkezi (HPG-BİM), eylemsizlik sürecinin sona erdiği 1Haziran ile 30 Haziran arasında yaşanan çatışmaların bilançosunu açıkladı.

BİR AYDA 126 ASKER ÖLDÜ

Şiddetli çatışmaların yaşandığı Haziran ayında, ağır bir askeri bilanço ortaya çıktı. HPG gerillalarının Türk ordusuna yönelik gerçekleştirdiği 52 eylemde 126 asker öldürülürken çok sayıda askeri mühimmata da el konuldu. Kürdistan’da yürütülen imha operasyonlarında da artış görülen Haziran ayında Türk ordusunun gerçekleştirdiği 37 operasyonda 15 sıcak temas yaşandı.

25 GERİLLA YAŞAMINI YİTİRDİ

Tüm bu çatışma ve eylemlerde 25 gerillanın yaşamını yitirdiği kaydedilirken, Türk ordusu ve emniyet güçlerinin gerillalara karşı Haziran ayı içerisinde bir çok kez komplolara başvurduğu görüldü.

4 SKORSKY HELİKOPTER VURULDU

HPG’nin açıkladığı aylık savaş bilançosuna göre gerillaların gerçekleştirdikleri eylemler ve Türk ordusunun sınır ötesi operasyon girişimlerinde 4 skorsky helikopteri darbelerken 2 adet tank ve 18 zırhlı araç da imha edildi.

18 SİLAHA EL KONULDU

Gerilla eylemlerinde çok sayıda askeri mühimmat ve cephaneye de el konutlu. HPG ay içinde yaptığı açıklamada ele geçirilen askeri mühimmatın yanı sıra, çok sayıda askeri malzemeyi de imha ettiklerini belirtmişti. 18 silaha el konulduğunu belirten HPG-BİM, bunları şöyle sıraladı: 12 adet HK33 melez tipi otomatik silah, 3 MG3 tam otomatik silah ve 3 G3 piyade tüfeği ile 1 adet gece dürbünü, 1 adet lazer ve 4 adet termal kamera.

52 TOPÇU SALDIRISI

Geçtiğimiz bir ay içinde toplam 52 top saldırısı düzenleyen Türk ordusu sivil ayrımı yapmaksızın tüm alanlarda saldırılarını tırmandırdı. Haftanin alanı 34 saldırı ile en çok top saldırısının gerçekleştiği alan olurken Zap 15 kez Metina 1, Xakurke de 1 kez top saldırısına maruz kaldı.

Obüs ve havan bombardımanlarının yanında Türk ordusunun savaş uçaklarıyla gerçekleştirdiği saldırılar da artış görüldü. Güney sahalarının yanında Cudi’ye yönelik de hava saldırısı düzenleyen Türk savaş uçakları Xakurke’de bulunan Cennet köyünde 15 yaşındaki bir Kürt kızını da katletmişlerdi.

SIZMA GİRİŞİMLERİ

Geçen aya damgasını vuran olaylardan birisi de Türk ordusunun Güney Kürdistan’a yönelik gerçekleştirdikleri sızma girişimlerine gerillaların verdiği cevaplar oldu. Haftanin’de sınır üstünde Türk ordusunun yoğun askeri yığınak ardından harekete geçtiği anda gerillanın sert direnişi ile karşılaşarak geri püskürtüldü.

Yine sınır ötesi bir operasyon hazırlığı için gerillaların Konserve tepe dedikleri alanda yığınak yapan Türk ordusuna yönelik gerçekleştirilen ve 37 askerin ölümüyle sonuçlanan eylemle Türkiye ve dünya kamuoyunun gözü Kürdistan’da yürütülen savaşa çevrildi.

Türk devletinin istihbaratı, polisi ve askeri gücüyle aldığı alınan tüm tedbirlere rağmen HPG gerillalarının hem Kürdistan dağları ve şehirlerinde hem de Türkiye şehirlerinde gerçekleştirdiği eylemler Haziran ayına damgasını vurdu. Ayrıca gece eylemlerinin yanısıra gündüz eylemlerini de bu süreçte geliştiren HPG gerillalarının şafak baskınlarıyla eylemlerini yeni bir aşamaya taşırması da dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.

ANF NEWS AGENCY
"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (25 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)

Öcalan çözümün koşullarını açıkladı
aktuelle News maya_ schreibt "HABER MERKEZİ - “Çözüm gelişmezse özel savaş lobisi ülkeyi iç savaşa götürür” diyen Öcalan, çözümün koşullarını açıkladı. Öcalan, önce seçim barajının düşürülmesini, TMK’nın kaldırılmasını, çocukların salıverilmesini, KCK tutuklarının serbest bırakılmasını, sonra da demokratik anayasa hazırlanmasını istedi.

Kürt Halk Önderi Abdllah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere gore sağlık sorunlarına değinen Öcalan, “Sağlık durumumda çok fazla değişen bir şey yok. Gözlerimin yaşarması devam ediyor. Muhtemelen buranın ortamıyla alakalıdır. Yaz, havalar sıcak bunun da etkisi olabilir, sıcaklardan kaynaklı olabilir” dedi. Son günlerde kendisinin tehdit edilmesi değerlendirmelerine de değinen Öcalan, şöyle devam etti: “Benim tehdit edilmemi, sınırlandırmamı savunanlar var. Klasik yöntemlerle Kürt sorunun çözülemeyeceği ortadadır. Basından öğrendiğime göre Nuray Mert de belirtmiş, artık Kürtler de eski Kürtler değildir, öyle klasik imhacı yöntemlerle de bitirilemezler. Habertürk’te bir yazı yayınlanmış. Bu yazıda avukatlarımla görüşmelerde suç unsuruna rastlandığında direkt fiili müdahalenin olacağı belirtiliyor. Talimat verdiğim söyleniyor, ben şimdiye kadar burada kimseye talimat vermedim, vermeyeceğim de, öyle bir hataya da düşmem. Ben burada savaş talimatı da vermedim. Zaten burada bu konulara müdahele etmem doğru da olmaz.”

HALKTA ÇATIŞMASIZLIK BEKLENTİSİ VAR

“Çözüm süreci gelişmezse özel savaş lobileri devreye girer ve denetimi imkansız bir süreç başlar. Süreç tarafların denetiminden çıkar. Bu son çatışmalar da saldırılar da ortaya çıkardı ki Kürt sorunu en temel sorun olarak ortada duruyor. Diğer sorunları gölgeliyor, kendini dayatıyor. Halkta da büyük beklentiler her yerde bir heyecan ve hareketlilik var. Bu konuda benden de beklentiler var. Bir açıklama bir çözüm önerisi bekleniyor herhalde. Çatışmasızlık konusunda, çatışmaların durdurulması konusundaki beklentilerdir bunlar. Bu beklentiler Kürtlerde, halkımızda var.”

PSİKOLOJİK ATMOSFER OLUŞTURULMALI

“Benim Kürt sorununun çözümündeki tercihim bilinmelidir. Ben Kürdistan Devrimi’nin derinleştirilmesi yoluna da gidebilirdim. Kürdistan Devrimi’nin derinleştirilmesi demek Vietnam devriminde olduğu gibi milyonlarca insanın ölümü demektir. Ben bu yolu tercih etmedim, demokratik yoldan çözümü tercih ettim. Kürt sorunun demokratik çözüm yöntemini tercih ettim. Tabi Kürt sorunun demokratik barışçıl çözümü için benim daha önce de belirtiğim görüşlerim vardı, bunlar biliniyor. Sorunun çözümü demokratik anayasa ekseninde yapılacak düzenlemelerle mümkün kılınabilir. Demokratik anayasa talebi temel beklentimizdir. Sorun bu eksende yapılacak düzenlemelerle çözülebilir. Bu demokratik anayasa inşasından önce pratik olarak bazı adımların atılmasıyla başlanabilir, bu bir nevi çözüm konusundaki iyiniyetin ifadesidir ayrıca psikolojik atmosferin oluşturulması için gerekli kanuni düzenlemeler de yapılmalıdır. Seçim barajının düşürülmesi, TMK’nın kaldırılması, çocukların meselesinin halledilmesi, KCK operasyonlarında tutuklananların serbest bırakılması, parti içi demokrasinin geliştirilmesine ilişkin hususlarda yasal düzenlemeler, iyileştirmeler yapılabilir. Bu konularda yapılacak iyileştirmelerle birlikte son olarak demokratik anayasa hazırlanabilir. Benim sorunun çözümünde öngördüğüm yöntem budur.”

AKP KARARLI TAVIR SERGİLEMELİDİR

“AKP, Erdoğan Hükümettedir. Bunları yapabilir. Bu konuda muhalefetin ve sivil toplum örgütlerinin de desteğini alabilir. Ben buradan tekrar Başbakan’a bu konuda çağrı yapıyorum. Kürt sorunu demokratik barışçıl yollarla çözülebilir. Meclis bu sorunun çözüm yeridir. Meclis’te bu sorunun çözümü konusunda karar alabilirler. Tabi ben daha once Erdoğan için, “Erdoğan’ı tam çözemedim” demiştim. Bu sorunu çözmeye Erdoğan’ın gücü yeter mi bilmiyorum. Yetmeyebilir, güçleri sınırlı olabilir. AKP demokratik anayasa temelinde bu sorunu çözmezse daha önce belirttiğim üçlü komplo dönemlerindeki gibi kendileri de bir komployla götürülebilirler, bu da dördüncü komplo dönemi olur. AKP bu sorunu çözmezse bir komployla düşürülebilir. Böyle bir sonucun sorumluluğunu da bize yükleyemezler. Bizi bu konuda sorumlu tutamazlar. Ne BDP ne de PKK bu konuda sorumlu tutulabilir. İktidarda olan AKP’dir, sorumluluk da ona aittir. AKP bu sorunu çözmezse belirttiğim gibi özel savaş lobileri devreye girer, AKP’nin bunlara gücü yetmez. Bu özel savaş lobileri içeride de dışarıda da bürokraside, yargıda, ordu içinde her yerde vardır ve desteğini bulur. Özel savaş lobileri gelişirse AKP bunların karşısında duramaz. Ben bu tehlikeye şimdiden işaret ediyorum. AKP daha önce belirttiğim üçlü komplo dönemlerindeki Hükümet komplolarıyla karşılaşmak istemiyorsa cesur olmak zorundadır. AKP tutarlı, uygulanabilir, kararlı bir tavır sergilemelidir. Yoksa gelişecek olan özel savaş lobileri tehlikeli olur, sonlarını getirir. ”

KILIÇDAROĞLU MASKELİ İSE TEŞHİR EDİLSİN

“Bu sorunun çözümünde CHP’ye de görev düşüyor. Demokratik anayasa konusunda Kılıçdaroğlu da destek vermelidir. AKP ve CHP’ye bu görev düşüyor. Kılıçdaroğlu’nun gelişi Baykal’ın tasfiyesi de iyi çözümlenmelidir. Bu konuda ben de tam net değilim. Baykal’ın tasfiyesinin çeşitli nedenleri olabilir. Baykal statükocu, çözümsüzlüğü derinleştirdiği için tasfiye edilmiş olabilir, ya da tam tersi tehlikeyi gördüğü, çözümsüzlük politikalarını farkettiği ve buna ikna olmadığı için tasfiye edilmiş veya kendisi bu işi bırakmış olabilir ya da özel savaş lobisi Baykal’la bu işi, çözümsüzlük siyasetini götüremeyeceklerini anladıkları için de Baykal’ı tasfiye etmiş olabilirler. Kılıçdaroğlu da bu olasılıklar üzerinden getirilmiş olabilir. Kılıçdaroğlu çözümsüzlüğü derinleştirmek için de getirilmiş olabilir. Bu amaçla getirilmişse CHP, Baykal döneminin de gerisine düşebilir. Kılıçdaroğlu özel savaş lobisi maskesini taşımıyorsa bu sorunun çözümüne katkı sunmalıdır. Yok eğer çözümsüzlüğü derinleştiriyorsa, statükoda ısrar ediyorsa özel savaş lobisi maskesi var demektir. O zaman da bu maskesini düşürmek gerekir. Kılıçdaroğlunu bu yönüyle teşhir etmek ve çözmek gerekiyor. Ayrıca Alevi-Kürt kimliğinden dolayı Kılıçdaroğlu ile alevi-Kürt kesimi tutulmak istenmiş olabilir. Kaybedilen Alevi-kürt tabanını kazanmak için Kılıçdaroğlu’na oynanmış olunabilir. Kaybedilen alevi-kürt tabanını kazanmaya yönelik ucuz bir siyaset sözkonusuysa bu siyaset teşhir edilmelidir.”

ÇÖZÜM GELİŞMEZSE ÖZEL SAVAŞ LOBİSİ DEVREYE GİRER

“Tekrar söylüyorum, Kürt sorunun demokratik yollarla çözümü gelişmezse özel savaş lobileri devreye girer, dışarıdakilerle bağlantı kurar, komplolar dönemi başlar, Kürdistan Devrimi derinleşir ve iç savaş çıkar, bundan da herkes kaybeder. Bu benim tercih ettiğim bir yol değildir. Benim tercihim Kürdistan Devriminin derinleştirilmesi yani çatışma, iç savaş tercihi değildir. Ben demokratik barışçıl yollarla demokratik zeminde sorunun çözümünü esas aldım. Tercihim bu yoldadır. Bizim Türkiye’yi bölme, sınırları değiştirme gibi bir niyetimiz yoktur. Ben daha önce de belirtmiştim “devlet barıştan PKK devrimden korkuyor” diye, devletin barışa niyeti yok PKK’nin de devrime niyeti yok. Bugüne kadar hükümetler Kürt sorununu çözmeye yanaşmadıkları gibi PKK de Kürdistan Devrimini gerçekleştirmeye niyet etmedi. Bugüne kadar gelen ve otuz yıldır süren bu iki yaklaşım karşılıklı olarak birbirini bu şekilde bugüne kadar getirdi. Bunun sonucunda da yozlaşan bir savaş ortaya çıktı ve günümüze kadar bu yozlaşma devam etti. Bundan sonra da iki tarafta aynı yaklaşım devam ederse yozlaşma derinleşerek sürer. Ben bu konuda bir anti parantez açmak istedim. Yine söylüyorum benim tercihim Kürdistan Devrimi’nin derinleşmesi, çatışmaların yükselmesi, iç savaş durumu değildir. Demokratik zeminde demokratik anayasa başta olmak üzere belirttiğim çeşitli yasal düzenlemelerle çözüm yoluna girilebilir.”

FRANSIZ DEVRİMİ DEMOKRASİ TARİHİDİR

“Tarihte biliniyor Fransız Devrimi ve Ekim Devrimi döneminde yaşananlar var. Fransız Devrimi demokrasinin Ekim Devrimi ise demokratik sosyalizmin tarihidir. Tarih bunu böyle yazar. Tarih böyle der. Bunu ben söylemiyorum, tarih kitapları söylüyor. 1789 Fransız Devrimi’nden sonra yaşananlar biliniyor. Devrimden sonra meşruti bir anayasa tartışması yapılıyor. Meşruti bir anayasaya ihtiyaç duyuluyor. Bu meşruti anayasa gerçekleştirilemediği, yapılamadığı için iç çatışmalarla devrim derinleşti. Bir terör ortamı ortaya çıktı, 1792-1794 terör dönemi var. Bu yıllar arasında terör olayları tırmandı. Fransız devrimiyle ortaya çıkan demokrasi anlayışı bu nedenle tam layıkıyla yayılamadı, etkisini gösteremedi. Meşruti anayasa kabul edilmiş olsaydı, terör olayları yaşanmasaydı Fransız devriminin sonraki yüzyıllara etkisi daha anlamlı olurdu. Yine 1917 Ekim Devrimi’nde ise devrimden sonra Çarlık yanlılarının Çarlık Rusyası etkisiyle de olsa talepleri vardı. Lenin ise bu taleplere karşı demokraside fazla ısrarcı olmadı. Ben burada bunları Lenin’i eleştirmek amacıyla söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın ancak Lenin demokraside biraz daha ısrar etseydi yüzyıla damgasını vuran demokratik sosyalizm daha iyi ve daha doğru kendini tamamlayabilirdi. Ancak bu olmadığı için 1918-1922 yılları arasında Rusya’da iç savaş çıktı. Lenin bu savaştan zaferle de çıksa, demokratik sosyalizm zayıflayarak çıktı. Bu iç savaş demokratik sosyalizmin sonraki yıllara olan etkisini zayıflattı. Bu iç savaş olmasaydı, o dönem demokraside ısrar edilmiş olsaydı 20. Yüzyıla damgasını vuran Ekim Devrimi demokratik sosyalizm geleneğini daha uzun yaşatabilir ve bugüne kadar ayakta kalabilirdi. Ancak bu olmadığı için yozlaşma oldu. Lenin’den sonra bilinen Stalin diktatörlüğü yaşandı ve günümüze kadar yozlaşarak etkisini yitirdi. Her iki örnekte de ortaya çıktığı gibi dönemin ihtiyaçlarına, taleplerine demokratik zeminde cevap verilmiş olsaydı Fransa’da demokrasi, Rusya’da demokratik sosyalizm geleceğe daha iyi, derinlikli, kalıcı bir etki bırakabilirdi. Fransa’daki terör, Rusya’daki iç savaş son iki yüz yılımıza bu şekilde damgasını vurdu.”

M. KEMAL ÖZERKLİK TARAFTARIYDI

“Bugünkü Türkiye’ye de damgasını vuran gelişmeler III. Selim’den bugüne kadar yaşananlardır. III. Selimle başlayan komplolar tarihi günümüze kadar devam etmiştir. III. Selim’in komployla ortadan kaldırılması, sonrasında Alemdar Mustafa’nın yine komployla tasfiye edilmesi, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, tanzimat fermanı, ıslahat fermanı, I. Meşrutiyet, II. Meşrutiyet, Abdulhamit diktatörlüğü yaşandı. Cumhuriyet öncesi bu komplocu gelenekle kapitalist komploculuğun buluşması sonucunda daha vahim bir komploculuk gelişti. İşte İttihat Terakki komploculuğu. Son olarak da Cumhuriyetin ilanıyla günümüze kadar gelen 80 yıllık komplolar tarihi, Cumhuriyet komploculuğu ortaya çıktı. Bu komplocu gelenek cumhuriyet doğmadan cumhuriyetin etkisini zayıflattı, cumhuriyeti boğuntuya getirdi. Bu komplolar neticesinde Mustafa Kemal de yarı-tutsak hale getirildi. İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak gibi isimler bu yıllarda daha etkindirler. Başlarda Kürtlere muhtariyet verilmesi tartışılıyor hatta 10 Şubat 1922 tarihinde Meclis’te Kürtlere özerklik verilmesi yönünde görüşmeler oluyor. Yapılan oylama sonucunda 64 ret oyuna karşılık 373 kabul oyuyla Meclis’ten geçiyor. Yine İzmit Basın Konferansı’nda Mustafa Kemal Ocak 1923’te Kürtlere özerklik verileceğini söylüyor. Ancak sonrasındaki gelişmeler bunların tam tersi oluyor. Şeyh Sait, Seyit Rıza, Cibranlı Halit gibi Kürtlerin bastırılması da bu komplocu gelenekle alakalı, bağlantılıdır. Burada Kürtler önce havaya kaldırılıyor sonra sırtları yere vuruluyor, imha ediliyorlar. Provokasyonları hazırlayıp, yaratıp kendileri bastırdılar. Aslında bunlar komployla doğdurulup komployla boğuntuya getirildiler. Hatta biliniyor Seyit Rıza görüşmeye çağrılıyor, seni affedeceğiz deniliyor, sonra ne olduysa bilinmedik bir şekilde alelacele idam ediliyor. İşte komploculuk budur. Kürtler önce kaldırıldı sonra sırtları yere vuruldu ve komplolarla tasfiye edildiler.”

KÜRT TASFİYESİNDE YAHUDİLERİN PAYI VAR

“Bütün bu gelişmelerde aslında İngiltere’nin de etkisi vardır. Hatta Yahudilerin de bu yaşananlardan payı vardır. Yanlış anlaşılmasın ben bunu yahudi karşıtlığı temelinde anti-semitik düşüncelerle söylemiyorum, tarihsel gerçeklikleri ifade ediyorum. Biliniyor bir grup Yahudi, İsrail devletinden önce Anadoluyu anayurt yapmaya çalıştılar. 1925’lerden itibaren de önceki yıllardan farklı olarak milliyetçi-beyaz Türkçü anlayış geliştirilmeye başlandı. Bu anlayışın öncülüğünü Yahudiler yaptı. Anti-semitizm yapmıyorum, tarihsel tespit yapıyorum. Beyaz Türkçülük nedir, nasıl gelişmiştir, onu biraz açayım. O dönem Yahudiler kendilerine rakip olarak gördükleri Hıristiyanları, özellikle Ermeni ve Rumları tasfiye ettiler. Çünkü o dönem Ermeni ve Rumlar ticareti ve sermayeyi ellerinde bulunduruyorlardı. Yine aynı şekilde orta sınıf müslümanlar da bu gerekçelerle hedefe alındılar, tasfiye edildiler. Kendileri tek kaldıklarında ise kendilerini Yahudi Türk olarak tanımladılar, biz hem Yahudiyiz hem Türküz dediler, Yahudi Türküyüz dediler. Beyaz Türkçülük anlayışı bu temelde gelişti. Bu Beyaz Türkçülüğü yani Yahudi Türkçülüğünü kabul edenler bu ideolojinin hizmetçisi olacaklar, kabul etmeyenler ise hain ilan edilip tasfiye edileceklerdi. Beyaz Türkçü anlayış böyle gelişti.”

BEYAZ TÜRKÇÜLÜĞÜ YAHUDİLER GELİŞTİRDİ

“Bu geliştirilen Beyaz Türkçülüğün Yahudilerin Anadoluyu yurt edinme düşüncesiyle de alakası vardır. Günümüze kadar da Türkiye’de bu beyaz Türkçü anlayışın izleri görülüyor ve kendisini var etmiştir. İşte Üzeyir Garih örneği biliniyor. Üzeyir Garih Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarını ziyaret ediyor, bu ziyaret esnasında öldürülüyor. Bu olay Küçük Hüseyin Efendi’nin bağlı olduğu tarikat ile Yahudiler arasındaki ilişkinin derinliğini gösteriyor. Yine Fevzi Çakmak’ın mezarı da buradadadır, ikisi de Eyüp mezarlığındadır. Fevzi Çakmak da vasiyetinde burada gömülmek istediğini belirtmiş. İsmet İnönü, Fevzi Çakmak gibi isimlerin bu beyaz Türkçülükle ilişkisi ve ittifakı vardır. Biliniyor Mustafa Kemal’in arkadaşı Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası da kapatılıyor, bunda bu Beyaz Türkçü anlayışın, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmakların etkisi ve müdahalesi var. İşte bu Beyaz Türkçü anlayışın gelişmesi 1925-1926’lardan itibaren başlar. Mustafa Kemal’in sınırlandırılması, yalnızlığa itilmesi de bu ittifakın sonucudur. Mustafa Kemal adeta gölge olmuştur. Biliniyor İzmir Suikasti için yapılan mahkemede bunlar bütün kurmaylarıyla mahkemeye gidip Mustafa Kemal’e karşı güç gösterisinde bulunuyorlar, ona mesaj veriyorlar. Mustafa Kemal bu mesajı alıyor ve bu tarihten sonra iyice çekiliyor.”

CUMHURİYET KOMPLOLAR TARİHİDİR

“Tabi benim tarih anlayışım kendime göredir, kendime has bir tarih anlayışım vardır. Cumhuriyet bu komplolar sonucunda ölü doğmuştur. Cumhuriyet tarihi bu nedenle komplolar tarihidir, Kürtlerin, İslamcıların, yine sosyalist ve komünistlerin komplolarla tasfiye edilmesi tarihidir. Yine Kürdistan’da Cumhuriyet tarihi boyunca her bölgenin yapısına göre farklı komplolar tezgahlanmıştır. İşte Batman’da Cemilê Çeto örneği buna birebir uymaktadır. Yine Van’da Ermenilere karşı yapılanlar buna örnektir. Aynı şekilde Dersim’de Seyit Rıza’nın başına getirilenler değişik bir örnektir. Bir bütün olarak her yörede farklı da olsa bir komploya rastlanır. Ben bunları niye belirtiyorum? Şuraya varıyorum: Türkiye’nin yakın dönem tarihi, siyasal tarihi anlaşılmadan, öğrenilmeden Türkiye’de siyaset yapılamaz, yapılsa da başarıya ulaşılamaz. Bunları bilmek gerekiyor. Cumhuriyet komploculuğu anlaşılmalıdır. Mustafa Kemal’in içinde bulunduğu durum öğrenilmeden, Mustafa Kemal anlaşılmadan günümüze dair sağlıklı sonuçlar çıkarılamaz.”

AKADEMİLER YAKIN TARİHİ TARTIŞSIN

“Demokratik Siyaset Akademilerinde Türkiye’nin yakın dönem siyasal tarihi üzerinde aylarca durulmalıdır. Sadece benim bu söylediklerimden yola çıkılarak bile altı ay boyunca bu konular siyaset akademilerinde tartışılabilir. Ben demokratik siyaset akademilerini bu yüzden öneriyorum. Verdiğim Fransa ve Rusya deneyimleri tartışılabilir. Çözüm konusunda kendime güveniyorum, çözme gücüne ve yeterliliğine sahibim. Benim çözüm çizgim demokratik anayasa ekseninde gelişecek çizgidir.”

ÇÖZÜM ISRARIMI SÜRDÜRÜYORUM

“Yine belirtiyorum demokratik zeminde çözüm gelişmezse ne olur? Kürdistan Devrimi derinleşir, karşılıklı çatışma süreci tırmanır. Özel savaş lobileriyle denetim dışına çıkan bir süreç yaşanır. Ben biliyorum Kürdistan dağlarından Kürtler sökülüp atılamaz, Kandil’e yüzbin kişilik bir ordunun yönelmesi durumunda bile başarıya ulaşamayacağı söyleniyor, basında okudum bunu. O dağlarda Kürtlerin yenilmesi güçtür, mümkün değildir. Kürtler o dağlarda yenilmezler, asla kaybetmezler, kesinlikle kaybetmezler, karşılıklı çok kanlı bir süreç de gelişse karşılıklı çok kayıplar da verilse Kürtler mutlaka kazanacaktır. Ancak bu bizim tercihimiz değildir. Bu şekilde çatışma sürecinin derinleşmesi durumunda Vietnam Devrimi gibi iki milyon insan ölebilir. Ben bugüne kadar böylesi bir sonuca engel oldum, kan dökülmeden demokratik çözüm için çabaladım ve hala da bu konudaki ısrarımı sürdürüyorum.”

İKİ TARAFLI ATEŞKES GELİŞTİRİLEBİLİR

“Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinin yaptığı açıklamaya da belirttiğim paralelde sonuna kadar katılıyorum. Ancak sadece bir açıklama yetmez ben buna eylemsellik boyutuyla katılıyorum. İki taraflı çatışmasızlık süreci geliştirilebilir. Böyle bir irade ortaya çıkarsa KCK de buna uyabilir. Ancak şunu belirteyim, kimse kurbanlık koyun gibi de kafasını uzatarak bekleyemez. Meşru müdafaa hakkı kullanılır, bu evrensel bir haktır. Ayakta kalmak için her canlı kendisini savunmak zorundadır. Bitki-hayvan bütün canlılar için bu geçerlidir. Ben daha önce de belirtmiştim, “Gül Teorisi” demiştim. Gül bile yaprakları dökülürken dikenleriyle kendi öz savunmasını yapıyor, kendisini koruyor. Bu böyle anlaşılmalıdır. Bu öz savunma hukuki, ekonomik ve diplomatik çalışmalarla güçlendiğinde kendiliğinden fiilen demokratik özerklik ortaya çıkıyor. Böylesi bir durumda demokratik özerklik de fiilen zaten gelişir. Dört temel alanda öz savunma, hukuk, ekonomi, diplomasi olarak gelişebilir demokratik özerklik.”

SEÇİMLER İÇİN SEFERBER OLUNMALI

“Bir demokratik seferberlik başlatılabilir. Bu yanlış anlaşılmamalıdır, savaş anlamında değil seçimlere yönelik bir seferberliktir. Demokratik anayasa zeminini hazırlamak için seçimlerde başarı sağlanmalıdır. Sürecin önünde engel olan sadece yargı değil, her yerde orduda, bürokraside, toplumda, siyasette bahsettiğim bir çok çevreden engelleme vardır. Engelleyenler güçlüdür ama asıl sorumlu hükümettir. Sen Hükümetsin bunlara hakim olman, bu engelleri ortadan kaldırman gerekir.”

HALKIMIZA SELAM İLETİYORUM

“Cezaevlerinden sık sık mektuplar alıyorum. Siirt, özellikle Batman cezaevinden çok mektup aldım. Daha da derinleşeceklerini düşünüyorum. Bütün halkımıza selamlarımı gönderiyorum. İran’daki halkımıza selamlarımı gönderiyorum. Türkiye’deki demokratik anayasa eksenli bir çözüm İran’da da ele alınabilir. İran çözüme gelmelidir, bu İran’ın da yararınadır. Yine Suriye’deki halkımıza, Irak’taki halkımıza selamlarımı iletiyorum. Avrupa’daki halkımıza, Kafkasya’daki halkımıza, bütün her yerdeki halkımıza selamlarımı iletiyorum. Ayrıca Diyarbakır D Tipi c.evi, Urfa c.evi, Siirt c.evi ve bütün c.evlerindeki arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. Dersim, Ağrı, Van, Batman halkımıza, Serhat halkımıza özel selamlarımı iletiyorum.”

ANF NEWS AGENCY

"
Veröffentlicht von mandele am Montag, 05. Juli 2010 (26 mal gelesen)
(0 Kommentare? mehr... | Druckbare Version  Diesen Artikel an einen Freund senden | Punkte: 0)


1472 Artikel (184 Seiten, 8 Artikel pro Seite)


dil secimi
Sprache für das Interface auswählen

ENGLISH FRENCH GERMAN TURKISH _LANGGERMAN (Du)

Who is online
All members: 7 369
Register today: 0
Register yesterday: 1
Members online: 0
Guests online: 6


Don't have an account yet? You can create one. As registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.


Köse Yazilari
A.Cihan Soylu
posta@evrensel.net

Kutladıkları, olmayan zafer
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergüder ÖNER
emrahoner@hotmail.com

Tanz'da Leylek
Munzur Okur
Munzurokur@hotmail.de

Siyasi Tilkilik
NESİMİ ADAY
nesimiaday@hotmail.com

Kebap Ve Heykel
Vedat İlbeyoğlu
vedatilbey@yahoo.com

Arşivden ırkçılık tırtıklamak! 26/08/2007

Günün Sözü

Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Eglence&Oyunlar
Unbenanntes Dokument
Resme Tiklayiniz

Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
bir ic mimarin cizim yaparken gunde 3 litre cola, 2 paket sigara, 5 talcid, 2 apranax, 2 supradin, 2 milka cukulata tuketip, 52 sarkilik bir mp3 listi 15 kere bastan dinleyebildigini biliyor muydunuz?


pertekliyiz.biz