Bienvenue sur www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Cher Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Connexion

Pseudo:

Mot de passe:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Catégorie
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
civan hoca hewale ewindar

civan hoca hewale ewindar
Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi


Yönetim
g Yönetim Bölümü

Articles sur la catégorie: Güncel Haberler


155 Articles (20 Pages, 8 Articles par page)


CNN Türk rejisi canlı yayında basıldı ve....
aktuelle News apachi a écrit "
CNN Türk rejisi canlı yayında basıldı ve....

CNN Türk rejisi canlı yayında basıldı ve....

Bugün 10:04 CumaGeldiğimiz son nokta bu... CNN Türk yöneticisi rejiyi basıp canlı yayına sansür uygulamaya kalktı... Kulisler bu olayla çalkalanıyor.

 
GAZETECİLER.COM (ÖZEL KULİS/ YORUM)

Bu olay medyanın "helvasını kavurup" haberciliğin ruhuna Fatiha okuttu...
CNN Türk koridorları, rejisi, kameramanı, yönetmeni, editörü, çaycısı... Hepsi bu olayın tanığı...

Saat 11.00 suları... (29 Aralık 2011)
Uludere vahametinin internet sitelerine düştüğü, twitterin bu olayla çalkalandığı anlar... CNN Türk'te o sırada Medya Mahallesi başlıyor. Yılların deneyimli ismi Ayşenur Arslan ekranda, konuğu da bir diğer deneyimli gazeteci Can Dündar...

Ayşenur Arslan programın açılışında Uludere'deki olayı duyuruyor ve "Çok fena bir haber geldi. Televizyonlarda resmi açıklama bekleniyor. Vali kısa süre önce açıklamayı yapmış, haber kanalları girer mi bilmiyoruz ama biz biraz sonra ayrıntısıyla vereceğiz" diyor.

YÖNETİCİ REJİYİ BASTI

Bu anonstan sonra CNN Türk'te meslek adına utanç verici olaylar yaşanıyor... Ayşenur Arslan'ın anonsunu duyan yönetici bir zat koşup geliyor ve rejiyi basıyor. Canlı yayını sansür etmeye çalışan bu haber kanalı yöneticisi, yönetmen ve teknik ekibin şaşkın bakışları arasında Ayşenur Arslan'ın kulaklığına şu sözleri söylüyor:
-"Uludere olayına girmeyin! Bu haber verilmeyecek"...

Vahim ve bir o kadar da acınası bir tablo...
İşi haber vermek olan haber kanalı yöneticisi, Türkiye tarihine kara bir leke olarak düşecek 35 kişinin ölümünü duyuran programcısını SUSTURMAYA çalışıyor.
Canlı canlı baskı, canlı canlı sansür uyguluyor, uygulamaya niyet ediyor.

Bu yönetici "korkudan öyle sinmiş" öylesine kendini kaybetmiş ki talimatla susturmaya kalktığı kişinin bir spiker değil yılların deneyimli habercisi olduğunun ayırdına bile varamıyor.

Nihayetinde Ayşenur Arslan bir süre duralasa da bildiğini okuyor... Şırnak Valisi'nin yaptığı açıklamayı canlı yayında duyuruyor. O sırada rejide olan zat bu kez ekrana yansıyan KJ'yi sansürlüyor. Yayına VALİ'DEN AÇIKLAMA gibi "açıklamaya" muhtaç, anlamsız bir alt yazı veriliyor.

NOT YAZIP YOLLUYOR

Resmi makamdan gelmiş vali açıklamasından bile korkan CNN Türk yöneticisi, bu kez özel bir not hazırlayıp stüdyoya, Ayşenur Arslan'ın önünü yollatıyor. Notta ne yazdığını bilmiyoruz ama tahminde zorlanmıyoruz; "SUS!" diyor CNN Türk'ün "korkudan benliğini kaybetmiş" yöneticisi... Ayşenur Arslan o notu da takmıyor ve Can Dündar ile birlikte Uledere olayını (medyanın ürkütücü sessizliğini de yererek) veriyor...

VAHİM!

Vahim olay ile CNN Türk'ün vahim hali de su yüzüne çıkıyor.
Öğreniyoruz ki 35 kişinin ölümünü halktan gizlemeye çalışan bir haber kanalı var bu ülkede...
Öğreniyoru ki... Canlı yayını sansürleyen, programcısını susturmaya çalışan bir haber kanalı yöneticisi var bu ülkede...
Öğreniyoruz ki... Vali'nin açıklamasını bile vermekten korkan bir medya var bu ülkede...
Vahim hem de çok vahim!

Sadece CNN Türk değil, SKY Türk, NTV gibi önünde "haber" kanalı ünvanı olan tüm kanallar bu olayda alınlarına SANSÜR lekesini yapıştırdılar.
Hem de devlet kanalıyla bile değil OTOSANSÜR denilen sinmişlik eliyle...
Ne diyelim...
Rahmetli haber kanalları ruhuna EL FATİHA!...
"


Note:
Transmis par pertekli le Vendredi 30 décembre 2011 (128 lectures)
(Lire la suite... | 3210 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

Türk medyasında genetik hata!
aktuelle News apachi a écrit "
İstanbul - Türk egemen medyası bir katliamı daha klasik seferberlik gazeteciliği refleksiyle karşıladı, 35 insanın ölümü için "hata" dedi. Genelkurmay'ın açıklamasını "tek doğru" olarak veren yaygın medya, açık bir biçimde katliamın üzerini örtmeye çalıştı.

GAZETECİ Mİ ASKER Mİ?

35 köylünün yanmış ve parçalanmış bedeni henüz yerden bile kaldırılmamışken, Türk egemen medyası, bir asker gibi konuştu, hava saldırısının teknik ayrıntılarını yazdı. "İnsansız hava araçları saat 18.39'da tam noktayı tespit etti. Diyarbakır'dan havalanan uçaklar 21.37-22.34 saatleri arasında gruba bomba yağdırdı" şeklinde askeri tabirler kullanıldı.

GENELKURMAY'A BİAT

Gazetelerde, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklaması tek doğru diye sunuldu, katliam örtbas edilmek istendi. Öldürülen Kürt köylüleri için sık sık "kaçakçı" ifadesini kullanan medya katliamı meşrulaştırmak için Gediktepe baskınını hatırlattı. Özellikle hükümet medyasından Sabah gazetesinin "Gediktepe sendromu kaçakçıyı vurdu" manşeti dikkat çekti. Sözcü gazetesi ise Genelkurmay'ın açıklamasını manşet yaparak, "Silah taşıyorlardı" diyerek katliamı meşrulaştırmaya çalıştı. Medyada öne çıkan değerlendirme ise "hata" oldu.

KATLİAMI ÖRTBAS

Zaman: Ölümcül istihbarat

F-16'lar, Kuzey Irak'ın sınırında Sinat-Haftanin bölgesinde terörist zannettikleri mazot kaçakçılarını vurdu.

Yeni Şafak: Ölümcül hata

Irak sınırında sigara kaçakçılığı yapan kalabalık bir grup, insansız hava uçakları tarafından tespit edildi. BU bilgi, operasyonlarda büyük darbe yiyen PKK'nın misilleme hazırlığında olduğu istihbaratı ile örtüşünce, F-16'lar havalandı. Yanlış analizin faturası ise ağır oldu: 35 ölü, 1 yaralı.

Sabah: Gediktepe sendromu kaçakçıyı vurdu

Şırnak'ta bir grup, önceki gece katırlarla sınıra sızdı. Gediktepe ve Dağlıca baskınlarının silah yüklü katırlarla yapıldığını bilen birlikler alarma geçerek grubu F-16'larla bombaladı.

Star: Kahreden hata

Şırnak sınırında terörist sızmalara karşı operasyon yapan F-16'lar yanlış istihbarat sonucu Kuzey Irak'tan katırlarla kaçak sigara getiren köylüleri vurdu. 35 kişi hayatını kaybetti.

Sözcü:Silah taşıyorlardı

PKK ağır silahları sınırdan katır sırtında geçiriyordu. TSK önceki gece aynı bölgede kalabalık bir gruba jetlerle operasyon yaptı.

Akit: Terörist mi kaçakçı mı?

Şırnak'ta öldürülen 35 kişinin "köylüler" olduğunu iddia eden çevrelere cevap veren Genelkurmay: "Olayın meydana geldiği yer, sivil yerleşim bulunmayan Sinat-Haftanin bölgesidir" derken, öldürülenlerin akrabası olan köy muhtarı Haşim Encü, "bombalanan yolun kaçakçılık amacıyla kullanıldığını" ileri sürdü.

Bugün: İstihbarat faciası (1. sayfa haberi)

Şırnak'ta 36 vatandaşın öldüğü facianın istihbarat hatasından kaynaklandığı öne sürüldü.

Güneş:Asker ne yapsın?

İnsansız hava araçları, Irak'tan kalabalık bir grubun sınıra doğru ilerlediğini belirledi. Jetler hedefi imha etti. Ancak öldürülen 35 kişi terörist değil kaçakçı çıktı.

Milli Gazete: İstihbarat faciası

Şırnak'ın Uludere ilçesinin Irak sınırına yakın kesimine, TSK tarafından düzenlenen hava operasyonunda 35 kişi hayatını kaybetti. Bombardımanın ardından, ölen kişilerin PKK'lı değil, mazot kaçakçılığı yapan Ortasu Köyü sakinleri olduğu ortaya çıktı.

Yeni Çağ:Terörist güzergahına bomba

TSK'nın alınan istihbarat üzerine, Kuzey Irak'ta teröristlerin barındığı alana düzenlediği bombardımanda ,36 kişiden 1'i kurtuldu. Bölgedeki kaynaklar, "ölenler kaçakçı" dedi. Karargah incelemenin sürdüğünü açıkladı.

Posta: Operasyon kazasıymış

Askerler terörist sandıkları 25 köylülü öldürdü.

Yeni Asya: Provokasyon gibi

Irak sınırında terörist oldukları sanılan gruba F-16 savaş uçaklarından atılan bombalar sonucu 35 kişi öldü. Gruptakilerin mazot kaçakçılığı yapan köylüler olduğu ileri sürüldü.

Milliyet: 35 sivile bomba (Sürmanşet)

Hürriyet: 35 ölü, çok üzgünüz (Sürmanşet)

Şırnaklı köylüler, Kuzey Irak'tan katırlarla kaçak mazot ve sigara getirirken 4 savaş uçağı tarafından terörist sanılarak bombalandı.

Radikal: 35 yurttaşa İHA bombası

İnsan Hava Araçları'nın görüntüleri üzerine kalkan F-16'lar, PKK'lı sandıkları kaçakçıları vurdu: 35 ölü, 17 kayıp.

Ölenlerin yakınları: "Asker bazen uzaktan ateş açardı. Bu sefer öyle olmadı. Devlet bile bile bombaladı."

Taraf: Devlet halkını bombaladı.

Hava Kuvvetleri, katırlara yükledikleri kaçak sigaralarla Türkiye'ye giriş yapmakta olan köylü grubu bombaladı. 35 kişi öldü, 3 kişi de yaralandı.

Haber Türk:Sınırda vahim hata

Jetler, PKK'lı diye 39 köylüyü bombaladı: 29'u aynı aileden 35 kişi can verdi.

Cumhuriyet: Jetler sivilleri vurdu

Irak sınırında 'teröristlerin geçiş güzergahından' kaçak mazot getiren köylüler hedef alındı: 35 ölü

(Kaynak: Etha)

ANF NEWS AGENCY"


Note:
Transmis par pertekli le Vendredi 30 décembre 2011 (53 lectures)
(Lire la suite... | 4714 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

Uludere'deki katliamdan ilk görüntüler
aktuelle News apachi a écrit "

Uludere -
Türk ordusu bugün bir kez daha Kürtleri katletti. Uludere'nin Ortasu (Roboski) köyü sınır noktasında savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çoğu lise öğrencisi 35 kişinin cenazesine ulaşıldı. 17 kişinin ise kayıp olduğu haberleri geliyor.

F-16 savaş uçaklarının Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Ortasu (Roboski) Köyü'nde köylüleri bombardımana tutmasının ardından yetkililer halen sessizliğini korurken, son dönemlerde basında sıkça yer alan "devlet HPG'lilere merhametli davrandı" sözlerinin nasıl da gerçeği yansıtmadığını, köylülerin bile nasıl bombardıman sonucu katledildiği bir kez daha ortaya çıktı.

24 Aralık günü Şırnak Valiliği'nin Cudi Dağı’nda HPG'lilere yönelik başlattığı operasyonun ardından yaptığı açıklamada, "Halkın sağladığı bilgiler doğrultusunda operasyonun gerçekleştirildiğini belirtmesi ve halkın devletin yanında yer aldığını söylemesinden" hemen sonra devletin uçaklarının 17-20 yaş arasında onlarca gencin üzerine bombalar yağdırması dikkat çekti. Özellikle Kazan Vadisi'nde meydana gelen ve 36 HPG'linin yaşamını yitirdiği olaydan sonra ortaya çıkan kimyasal silah kullanıldığı yönündeki iddiaların ardından her operasyon sonrası, "İnsani temelde ordunun HPG'lileri öldürmeye değil yaşatmaya dönük bir çaba sergilediği" gibi açıklamalarda bulunan devlet yetkilileri ve bu tür haberlere geniş yer veren basının, Şırnak'ın Uludere İlçesi Robosko köyü'nde gece saatlerinde meydana gelen olaya ilişkin hiçbir açıklama yapmaması dikkat çekiyor.

Özellikle Fethullah Gülen'in basına yansıyan "Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir" sözlerinin ardından Kazan Vadisi'ndeki olayın gerçekleşmesi yine Ruboski'de kaçakçılık yapan çocukların bedenlerinin paramparça edilmesi, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "mücadele koordineli yürütülüyor" demeçleri ve basının "görmedim, duymadım, bilmiyorum, bunlar PKK'li mi köylü mü belli değil" gibi haberleri bir kez daha vahim tabloyu gözler önüne serdi.

Her operasyon ve HPG'li kaybının ardından hemen basına açıklamalarda bulunan Şırnak Valisi Vahdettin Özkan'ın şu ana kadar sadece, "olayda 20'den fazla kişinin öldüğü" sözleri dışında açıklama yapmadı.
Uludere - Türk ordusu bugün bir kez daha Kürtleri katletti. Uludere'nin Ortasu (Roboski) köyü sınır noktasında savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çoğu lise öğrencisi 35 kişinin cenazesine ulaşıldı. 17 kişinin ise kayıp olduğu haberleri geliyor.

F-16 savaş uçaklarının Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Ortasu (Roboski) Köyü'nde köylüleri bombardımana tutmasının ardından yetkililer halen sessizliğini korurken, son dönemlerde basında sıkça yer alan "devlet HPG'lilere merhametli davrandı" sözlerinin nasıl da gerçeği yansıtmadığını, köylülerin bile nasıl bombardıman sonucu katledildiği bir kez daha ortaya çıktı.

24 Aralık günü Şırnak Valiliği'nin Cudi Dağı’nda HPG'lilere yönelik başlattığı operasyonun ardından yaptığı açıklamada, "Halkın sağladığı bilgiler doğrultusunda operasyonun gerçekleştirildiğini belirtmesi ve halkın devletin yanında yer aldığını söylemesinden" hemen sonra devletin uçaklarının 17-20 yaş arasında onlarca gencin üzerine bombalar yağdırması dikkat çekti. Özellikle Kazan Vadisi'nde meydana gelen ve 36 HPG'linin yaşamını yitirdiği olaydan sonra ortaya çıkan kimyasal silah kullanıldığı yönündeki iddiaların ardından her operasyon sonrası, "İnsani temelde ordunun HPG'lileri öldürmeye değil yaşatmaya dönük bir çaba sergilediği" gibi açıklamalarda bulunan devlet yetkilileri ve bu tür haberlere geniş yer veren basının, Şırnak'ın Uludere İlçesi Robosko köyü'nde gece saatlerinde meydana gelen olaya ilişkin hiçbir açıklama yapmaması dikkat çekiyor.

Özellikle Fethullah Gülen'in basına yansıyan "Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir" sözlerinin ardından Kazan Vadisi'ndeki olayın gerçekleşmesi yine Ruboski'de kaçakçılık yapan çocukların bedenlerinin paramparça edilmesi, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "mücadele koordineli yürütülüyor" demeçleri ve basının "görmedim, duymadım, bilmiyorum, bunlar PKK'li mi köylü mü belli değil" gibi haberleri bir kez daha vahim tabloyu gözler önüne serdi.

Her operasyon ve HPG'li kaybının ardından hemen basına açıklamalarda bulunan Şırnak Valisi Vahdettin Özkan'ın şu ana kadar sadece, "olayda 20'den fazla kişinin öldüğü" sözleri dışında açıklama yapmadı.

Uludere - Türk ordusu bugün bir kez daha Kürtleri katletti. Uludere'nin Ortasu (Roboski) köyü sınır noktasında savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çoğu lise öğrencisi 35 kişinin cenazesine ulaşıldı. 17 kişinin ise kayıp olduğu haberleri geliyor.

F-16 savaş uçaklarının Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Ortasu (Roboski) Köyü'nde köylüleri bombardımana tutmasının ardından yetkililer halen sessizliğini korurken, son dönemlerde basında sıkça yer alan "devlet HPG'lilere merhametli davrandı" sözlerinin nasıl da gerçeği yansıtmadığını, köylülerin bile nasıl bombardıman sonucu katledildiği bir kez daha ortaya çıktı.

24 Aralık günü Şırnak Valiliği'nin Cudi Dağı’nda HPG'lilere yönelik başlattığı operasyonun ardından yaptığı açıklamada, "Halkın sağladığı bilgiler doğrultusunda operasyonun gerçekleştirildiğini belirtmesi ve halkın devletin yanında yer aldığını söylemesinden" hemen sonra devletin uçaklarının 17-20 yaş arasında onlarca gencin üzerine bombalar yağdırması dikkat çekti. Özellikle Kazan Vadisi'nde meydana gelen ve 36 HPG'linin yaşamını yitirdiği olaydan sonra ortaya çıkan kimyasal silah kullanıldığı yönündeki iddiaların ardından her operasyon sonrası, "İnsani temelde ordunun HPG'lileri öldürmeye değil yaşatmaya dönük bir çaba sergilediği" gibi açıklamalarda bulunan devlet yetkilileri ve bu tür haberlere geniş yer veren basının, Şırnak'ın Uludere İlçesi Robosko köyü'nde gece saatlerinde meydana gelen olaya ilişkin hiçbir açıklama yapmaması dikkat çekiyor.

Özellikle Fethullah Gülen'in basına yansıyan "Onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir" sözlerinin ardından Kazan Vadisi'ndeki olayın gerçekleşmesi yine Ruboski'de kaçakçılık yapan çocukların bedenlerinin paramparça edilmesi, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "mücadele koordineli yürütülüyor" demeçleri ve basının "görmedim, duymadım, bilmiyorum, bunlar PKK'li mi köylü mü belli değil" gibi haberleri bir kez daha vahim tabloyu gözler önüne serdi.

Her operasyon ve HPG'li kaybının ardından hemen basına açıklamalarda bulunan Şırnak Valisi Vahdettin Özkan'ın şu ana kadar sadece, "olayda 20'den fazla kişinin öldüğü" sözleri dışında açıklama yapmadı."


Note:
Transmis par pertekli le Jeudi 29 décembre 2011 (74 lectures)
(Lire la suite... | 6797 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

İkinci Dersim Katliamı
aktuelle News apachi a écrit "
 

AKP ve CHP hissederek özür dilemeyerek, katliam sorumlularını zikretmeyerek, boşaltıkları köylerimizi yasak bölge ilan edip prikemizin mezarını ziyaret etmemize izin vermiyerek, İkinci Dersim Katliamına devam ediyor.


Bu ülkenin tarihi acılarla dolu. Bu acıların içinde baskı, katliam, sürgün tehcir, asimilasyon var. Bunlardan ne yazık ki halkın pek çok  kesimi payına düşeni fazlasıyla almış ve alıyor.

Acılarla bugüne dek hiçbir yüzleşme yaşanmamış.Ülkemizde  hepsinin üstü kapatılıp mutlu şirin bir aile portresi çizilmiş hep.

Dönem dönem iç siyaset malzemesi yapılmak için bazen köşeleri hafifçe açılmış ama öylece kalmış. Yaklaşık üç yıl önce Kürt sorunu konusunda "açılım" açıklamaları yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün 'Kürt sorunu yoktur' noktasına gelmiş olması bunun bir kanıtı.

Benzerini şimdi Dersim katliamı konusunda yaşıyoruz. Kimi Başbakanı alkışlıyor, sanki 73 yılık bir katliamı aydınlatmış ve sorunu çözmüşçesine; kimisi Tuncelili Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) başkan oldu diye övünüp CHP'nin  Dersim katliamında üstüne düşeni yaptığına inanıyor.

İki partinin  gereksiz atışması devam ederken yetkili ve sorumlu devlet erkanından hiç kimse katliama maruz kalmış Dersimlilerin taleplerini dinlemiyor.

Onlar o acılarını tekrar yaşarken, evlatları o günleri dinlerken, Dersim coğrafyasında acı, gözyaşı, ızdırap devam ediyor. Filler üste tepişirken Dersim halkı bu siyasi rant kavgasında ikinci bir katliamı tekrar yaşıyor

Başbakan üstadı Necip Fazıl'dan dinlemiş Dersim'i. Oysa biz daha yedi sekiz yaşındayken katliamın tanığı 80 yaşındaki prikemizden (babaanne) dinledik gerçek vahşeti.

Bazen dinlediğimize pişman olurduk. Bazen de tekrar dinlerdik unutmamak için. Sadece dinlerdik, yapacak başka bir şeyimiz yoktu. Elimiz kolumuz bağlı birbirimize anlatırdık sadece.

Prikemiz anlatıkça derinlere dalar giderdi.Teslim olduklarında karşılarına dikilen bir cihazı silah zanedip zazaca ''sağa sola kaçalım'' diye plan yaparken Türkçe bilen bir akrabalarının onun fotoğraf makinesi olduğunu söylemesi ile o an nasıl hayatta kaldıklarını anlatırken bazen gülüşünü, kara vagonlara bindirilmeden önce Harput'ta saçlarının sıfıra vurulmasını anlatırkenki ağlayışını hala hatırlarım.

Şimdi ise herkes konuşuyor . Onları da dinledikçe yedi sekiz yaşındayken şimdi yaşamayan pirikemin yüzündeki acı ve hüzün gözlerimin önünden hiç eksilmeyip bizlerde ikinci bir travma  yaratıyor.

Bu katliama maruz kalmış Kürt -Alevi bir ulusun acısını onların anlayacağı dille onların kabulleneceği inançla, onlara samimice hissettirerek acıya ortak olma durumu yaşatılmadan söylenenlerin hiçbir anlamı yoktur.

Gerçek anlamda bir devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Eğer yöntemi bilmiyorsanız bakın gazetelere; Hollanda'nın 1947'de Endonezya'nın bağımsızlık savaşı sırasında Cava adasında katlettiği 431 köylü için ayaklarına gidip nasıl özür dilediğini okuyun.

Yanlış yaptıysam özür dilerim şeklindeki bir özür samimiyetten uzaktır; aksine dalga geçmektir.

Bu devletin bu konuda karnesi hep zayıftır. Bu zihniyet Sivas katliamında aydınları katlederken ölen iki kişinin adını da Madımak otelindeki panoya 33 aydının yanına ekleyen zihniyetle aynıdır.

Katledenle katledilene aynı nazarda bakan zihniyet, Dersim katliamında da bir kısım suçluları ön plana çıkarırken bazı suç ortaklarını da görmezden gelmektedir.

Sayın Erdoğan üstadı Necip Fazıl'dan öğrenirken bu katliam da görev almış Celal Bayar'ı, Korgeneral Abdullah Alpdoğan'ı, Fevzi Çakmak'ı, Sabiha Gökçen'in isimlerini neden zikretmiyor?

Bilinçli bir biçimde zikredilmediğine inandığım bu gizlemede bile Dersim katliamı konusunda devletin ne kadar samimi olduğu ortadadır.

1938  ve devletin sorumluluğu

Henüz gün yüzüne çıkmamış belgeler olmasına rağmen bugüne kadar açıklanan ve anlatılanlara bakıldığın da bu katliamda sorumluluğu olan kesimin devlet ve devleti yönetenlerin; katliama maruz kalanların da Dersim halkı olduğu açıktır.

Dersim tarih boyunca hep içişlerinde bağımsız yaşamış kolay- kolay başka bir kesimin egemenliği altına girmemiştir.

Bağımsız eyalet şeklinde varlığını sürdürmüş. 1930'larda da yeni kurulan Cumhuriyet ile pek diyaloğu yoktur.

Lozan antlaşması sürecinde Hasan Hayri rica minnet Dersim mebusu olarak ulusal kıyafetleri ile meclise çağrılmış Lozan'a çektirilen telgrafla Kürtlerin ulusal kıyafetleri ile mecliste temsil edildikleri bildirmiştir.

Hasan Hayri, Şeyh Sait İsyanı sonrası ulusal kıyafetleri ile meclise geldiği bahanesi ile İstiklal mahkemelerince idam edilmiş.

Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan isyanlarında yeni Cumhuriyet'in Kürtlere olan bakış açısından kaynaklı Dersim yeni cumhuriyete ısınmamıştır.

Dersim 1927 nüfus sayımına göre 90 bin civarında nüfusa sahip.

Bugün nasıl ki demokrasiyi  insan haklarını, Kürt sorununda demokratik çözümü savunan, Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) yanında duran herkese ''terörist'' gözüyle bakılıyorsa, o dönemde de Cumhuriyet'in yanında olmayanlar, şaki, çıbanbaşı, isyancı olarak görülüyordu ve devlet nazarında imha, tenkil, sürgün şarttı.

2 Şubat 1926'da mülkiye müfettişi Hamdi Bey İçişleri Bakanlığı'na sunduğu raporda şöyle diyor: "...Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolaysıyla tehlike büyüyor... Dersim cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliyat yapmak mutlaka lazımdır."*

O günkü devletin Dersim'e  bakışının özetidir bu. Daha sonraki süreçte çıkartılan Tunceli Kanunu'nun, Fevzi Çakmak'ın ve genel müfettişlerin hazırladıkları raporların da özü askeri harekattır. Bu çözümün sonu da katliam, tehcir, sürgün ve asimilasyondu, Kürt ulus özeliklerinin yok edilmesiydi.

Celal Bayar'ın başbakan yapılmasındaki amacın 1938'de yapılan asıl büyük katliam için olduğu açıktır. Başbakanın sözleriyle 13 bin 806 kişini katledilişi 1938'de olmuştur.

Kısacası bu katliamda emir komuta zinciri çerçevesinde herkes rolünü oynamıştır. Bütün işler ortak ve organizedir. Korgeneral Alpdoğan Paşa her aşamada süper vali yetkilerine sahipti. Alpdoğan Koçgiri İsyanı'nın bastırılmasında damadı Sakallı Nurettin (Nurettin Paşa)  ile birlikteydi. Koçgiri deneyimi Dersim için yol gösterici olmuştur.

Başbakan sayın Tayyip Erdoğan'ın üstadı Necip Fazıl'dan bu katliamı öğrendiği zamandan bugüne kadar neden sustuğunu bilmiyoruz ama bu katliamda rolü olan bazı kişilerin isimlerini neden telafuz etmediğini sanırım herkes biliyor.

CHP'nin durumu ve sorumluluğu

Bu ülkede her zaman tek parti, tek şef, tek lider zihniyeti hiçbir zaman eksik olmamıştır. Tek şef, tek parti zihniyeti; tek devlet, tek Millet tek vatan zihniyetini yaratmıştır.

İktidarın da, muhalefetinde aynı olduğu tek parti CHP dönemiydi. Bizler, sözkonusu Kürtler olduğunda bu iki partinin tek yumruk olma  örneğini çok gördük.

CHP çıkıp açık bir şekilde tarihsel sorumluluğunun gereğini yapacağına, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile çocuksu bir kavga yaşamakta gündemi soğutma ve saptırma yarışındadır.

Dersim tartışmalarının yaşandığı bu süreçte CHP'nin içine düştüğü durum tam anlamıyla vahimdir. Suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasını savunacağına trajikomik bir savunma telaşında.

73 yıl önceki parti ve devlet yöneticilerinin sorumluluğunu gizlemeye çalışmakla ne devlet onuru korunur, nede vatansever olunur. Onur Öymen'in iki yıl önceki bakış açısını alkışlayanlar bugün Dersim halkından yana tavır koyabilir mi?

Etnik kökenini inkar edip mezhepsel kimliğini ön plana çıkartan Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hüseyin Aygün'ün açıklaması karşısında parti içinde harekete geçip deklerasyon yayınlayan ulusalcı kesime karşı tavrı ve deklerasyoncu vekillerin bakışı iyi irdelenmelidir.

Neyin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Herkes biliyor ki tarihsel sorumluluk ağırdır. Hiç kimse bu ağırlığın altında daha fazla dayanamaz.

Öyle bir telaş ve ikiyüzlülük yaşanıyor ki; BDP'nin verdiği önergeye AKP ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ortaklaşarak reddettiler.

Bu nasıl bir zihniyettir ki kendi dedelerinin nasıl katledildiğini gidip İhsan Sabri Çağlayangil'den öğrenmeye çalışan Kılıçdaroğlu, BDP'nin ''Dersim katliamı ortaya  çıkarılsın'' önergesine karşı çıkıyor.

Bu durumu kim Dersim halkına açıklayabilir?

Bunun tek açıklaması vardır; CHP devletin bu katliamdaki rolünü biliyor, bu utançla yüzleşmek istemiyor.

Taşınan bu utancı örtbas etmek içindir ki milletvekili Gülsüm Bilgehan ''O kızlar evlatlık verilmeseydi ortaçağ karanlığında kalırlardı'' şeklinde geri  bir beyanda bulunabiliyor.

Biz bu gerici zihniyeti iyi tanıyoruz. Kızılderililere, Aborjin'lere, Afganistan'a, Irak'a demokrasi ve medeniyet götüreceğiz deyip de bomba yağdıranda bu zihniyet değil mi?

Bilgehan bilmiyor mu ki; insan medeniyet içinde köle yaşamaktansa kendi dağlarında özgürce ortaçağ karanlığında yaşamayı tercih eder.

Eminim ki Dersim halkı da aynen böyle düşünüyordu. Bu ülkede, Kürt olup da Kürtlüğünü inkar edip; özbeöz Türk olduğunu savunan herkes cumhurbaşkanı da, başbakan da, CHP genel başkanı da olabilir.

Ama, ''Kürdüm'' derse KCK operasyonu ile kendisini cezaevinde buluyor.

AKP ve CHP sergiledikleri danışıklı dövüşle gündem saptırma ve katliamın ortaya çıkartılmasını savunuyormuş gibi göstererek engellemektedirler. Tartışmalarda sergiledikleri tavırlarıyla işin özüyle ilgilenmeyerek, o acıları hissetmeyerek, o acıları hissederek özür dilemeyerek katliamda sorumluluğu olan herkesi zikretmeyerek,18 yıl önce boşaltıkları köylerimizi yasak bölge ilan edip prikemizin mezarını ziyaret etmemize izin vermiyerek İkinci Dersim Katliamına devam etmektedirler. (YG/BA

"


Note:
Transmis par pertekli le Mercredi 28 décembre 2011 (65 lectures)
(Lire la suite... | 9788 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

Entel"e Ne Gerek, Efeköy HES'i Bilir
aktuelle News apachi a écrit "

Yüksel Aksu "Entelköy Efeköy'e Karşı"da kendi köylüsüne biraz ayıp etmiş. Oysa biliyor Ege köylüsünün mücadelesini. Bizzat ziyaretçisi olmuş, desteğini bildirmişti... 2010'da Köyceğiz Yuvarlakçay'da HES şantiyesinde aylarca oturmuş, inşaatı engellemişlerdi.

Yuvarlakçay HES Direnişi

Mübadele görmüş bir ailenin üçüncü kuşak ferdi olarak, genlerimize sinmiş yersizlik-yurtsuzluk, herhangi bir şeye ait olamama duygumu bastırabildiğimde kendimi iyi  ve tamamlanmış hissettiğim tek yer oldu benim için Muğla..

Bunda Muğla insanın o kendine özgü yaşam anlayışının ve incelikli mizahının payı büyüktü. O yüzden, henüz daha küçük bir çocukken ruhuma üfledikleri nefes için Muğla'ya ve Muğlalılara hep minnettarlık duydum.

Minnettarlık duyduğum Muğlalılardan birisi de yönetmen Yüksel Aksu.

"Dondurmam Gaymak" filmi müthişti.  Büyük dondurma şirketleri ile girdiği mücadelede daha başından kaybetmeye mahkum olan küçük esnaf Ali Usta'nın hikayesini izlerken büyülenmiştik. Ali Usta'nın çaresizliği üzerinden sisteme yönelik bir eleştiriyi, bir komedinin içine çok iyi yerleştirmiş ve ondan adeta bir "Muğlalı Gregor Samsa" yaratmayı başarmıştı Yüksel Aksu.

Bu referanslarla, tereddütsüz gittim Yüksel Aksu'nun son filmi "Entelköy Efeköy'e Karşı"ya. Tamam tüm hikayeler iyinin kötüye, doğrunun yanlışa karşı mücadelesi üzerine kurgulanır -da bu sefer filmdeki iyiler ve doğrular rahatsız edici şekilde "çok iyi" ve "çok doğru" idiler.

Ve artık ben, hayat yorgunu, İstanbul bezgini, hep iyiyi ve doğruyu gösteren, münevver beyaz Türkleri -komedi  filmlerinde de olsa- görmekten çok sıkıldım.

Filmdeki "Enteller" o derece iyi ve doğru idilerdi ki, bu gerçek dışılığın bir yerde kırılmasını filmin sonuna kadar sabırsızlıkla bekledim -de olmadı bir türlü. Böyle olunca, filmin vermek istediği - varsa eğer- mesaj da zedelenmiş ve Muğla ağzına, küfürlerine gülerek geçtiğimiz sıradan bir film çıkmış ortaya.

İstanbul'dan bunalıp, Ege'de eko-köy kurmaya ahdetmiş, "çevreci" ve "anarşist" olduğunu rastalı saçlarından ve Atlas Pasajı'ndan edindikleri Nepal işi esvaplarından anladığımız bir otobüs dolusu "entel" arkadaşımızın- filmimizin iyi ve doğru insanlarının-, Ege'nin Efeköy'üne ayak basması ile başlıyor macera.

Bu "iyi" ve "doğru" insanlarımız - Bay Yanlış ve Doğru Ahmet'in maceralarında olduğu gibi- habire ders veriyor bizim Ege köylüsüne. Bizim köylü ilaçlı hormonlu domatesini satacak kabzımal, ürününü toplayacak ırgat bulamazken, "entellerimiz" organik tarlalarında,  para vererek değil, üstüne para alarak çalıştırdığı "eko-turistleri" sayesinde ürettikleri organik domateslerini dört katı para ile satıveriyor hemencecik. Böylece hem işgücünden hem de maldan kazanıyorlar. Köylünün evinden attığı kök boyalı Milas işi el halılarını,  bunlar kendi eko-köylerinde yeniden dokuyarak, süper bir kazanç elde ediyorlar. Eski taş evlerden "butik otel" yapıyorlar ve çok iyi kazanıyorlar.

Ekip biçemediği için işe yaramaz saydığı tarlasını, eski taş evini, bağını bahçesini, cebi para dolu "entellere" değerinin 3-5 katına sattığı için köylü kurnazlığı ile eleştirilen, kendi değerlerini terk ettiği için film boyunca topa konulan köylüler,  "şiddet mağduru" köy eşeklerini kendilerinden satın alarak  "özgürleştiren" entellerin, aynı eşekleri kişi başı elli Avro'ya eko-turistlere kiraya vermelerini ağızları açık seyrediyorlar.  

Yani anladık,  köylü kurnazlığı denilen şey sosyolojik bir vakıadır da bu entellerin "özgür" eşekler üzerinden para kazanma çakallığını nereye koyacağız?

Köylüye bunun gibi birçok  "iyi" ve "doğru" dersler veren entellerimizin, köyde kurulacak termik santrale iş sahibi olacağız diye sevinen köylünün karşısına dikilip, termik santral kurulması kararını mahkemeden şıpın işi iptal ettirmesiyle sonuçlanan "öncü-çevreci" mücadelesini de beyaz perdede görünce, keyfim iyice kaçıyor.

Ayıp etmiş, diye düşünüyorum Yüksel Aksu, kendi köylüsüne. Oysa en iyi kendisi biliyor Ege köylüsünün mücadelesini. Bizzat ziyaretçisi olmuş, desteğini bildirmişti...

Çok uzak değil 2010 yılı başlarında, Köyceğiz Yuvarlakçay'a yapılmak istenilen hidroelektrik santralı (HES) için makinalar sahaya girmiş, binlerce çam ağacını, anıt ağaç statüsü almış asırlık çınarları ve koruma altındaki sığla ağaçlarını, izinsiz-habersiz kesivermişlerdi.

İşte o gün Yuvarlakçay köylüleri, köylü kadınlar alana girdiler ve o kesik ağaç tomruklarının üzerinde şantiye sahasında aylarca kalkmamacasına oturdular.

"Kadınları sürekli gece gündüz sahada tutarak, tomrukların üzerinde oturmalarını sağlayarak çalışmalarımızı engellemekte ve devlet otoritesi zaafa uğramaktadır", böyle saçma tutanaklar tuttu işte kamu görevlileri, Yuvarlakçay'da. Onlarca kişi hakkında ceza davaları açılınca 1500 köylü dilekçe verdi savcılığa "Bizde Yuvarlakçay'daydık. Bizi de yargılayın !" diye.

Gecelerini gündüzlerine kattılar da bir Allah'ın kulu onları oradan atamadı. Ta ki Şirket HES'i yapmaktan vazgeçtiğini ilan edene, açılan davalar birer birer köylüler lehine sonuçlanıncaya kadar. Bu arada davalar da öyle filmdeki gibi zırt diye sonuçlanmıyor Türkiye'de. Bitmesi yıllar alıyor. Yuvarlakçay ile davalardan bazıları hala devam etmekte.

Böyle yaşandı işte Ege köylüsünün çevre mücadelesi. "entelsiz" ve "dantelsiz" olarak ve bu mücadele Yuvarlakçay'dan yürüdü, Karadeniz vadilerine indi. Hopa'da, Solaklı'da HES'lere, Gerze'de termik santrale karşı direnenlerin sembolü ve moral kaynağı oldu. 

Bugün Türkiye'de hangi "entel" grup, köylüleri kışın soğuğuna, yağmuruna, çamuruna aldırmadan, aylarca, geceli gündüzlü, HES sahalarında, termik santral alanlarında nöbet tutmaya, mücadele etmeye ikna edebilir?

Bugün Türkiye'de yürütülen çevre mücadelesi için söylenebilecek tek bir söz var: Mücadele edenler, suyuna, havasına ve toprağına sahip çıkmak için mücadele ediyor. Bunlara sahip çıkmanın, geçmişlerine ve geleceklerine sahip çıkmak demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu insanlar, mücadele ruhlarını bir su damlası gibi avuçlarının içlerinde taşıdıklarını,  bir kere parmakları aralanırsa bu damlanın akıp gideceğini ve işte o zaman kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar.

Velhasıl, ayıp etmiş dedim, Yüksel Aksu'ya. Belki bir gün Yuvarlakçaylı efelerin filmini yapar da helalleşir köylüleriyle.

Yine de hakkını yemeyeyim Yüksel Aksu'nun. "Entellerin" bu ticari cevvalliklerine bakarak, doğru lafı yine filmindeki bir köylü karakteri, 1980 öncesi Siyasi Bilgiler Fakültesi'nde öğrenci iken,  malum sebeplerle Mamak'ta "konuk" edilmiş, bu yüzden kafayı hafif sıyırmış, fikirleri nedeniyle köylülerin "Aykırı" lakabını taktıkları Mustafa söylüyor: "Gapitalist üretim ilişkileeeni deniştirmedikten sooora nasıl olcek bu işleee?"

"


Note:
Transmis par pertekli le Mercredi 28 décembre 2011 (70 lectures)
(Lire la suite... | 6846 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

Yeni Kimliklerimiz Yine "Dini" Yine "Medeni!"
aktuelle News apachi a écrit "

Nüfus cüzdanları değişiyor. Çipli, yeni kimlik kartlarının uluslararası standartlara uygun olması planlanmıştı. Ancak yeni kartların pilot uygulamasında din ve medeni hal bilgileri bulunuyor. Ayrıca kartlarda parmak izi de olacak.



Nüfus cüzdanları değişiyor.

Şimdilik Bolu'da pilot uygulamaya katılan 14 bin kişinin yeni kimlik kartı var; önümüzdeki yıl yaygınlaşarak tüm ülkede olacak.

Bu kartlar çipli (yonga) ve 10 yıllık kullanım ömrüne sahip.

Yeni uygulamanın e-Devlet alt yapısını desteklemesi ve çok seviyeli kimlik doğrulamada tek merkez haline gelmesi amaçlanıyor.

Kimlikler, bir nevi "akıllı kart" olacak ve hakkımızda ne varsa hepsini bir yerde biriktirip "gerektiğinde" söyleyecek.

Hükümetin,  "Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı" kapsamında uygulamaya sokulan kimlik projesi "Vatandaşlarımızın yaşamını kolaylaştıracak, kurum ve kuruluşlarda daha hızlı hizmet alınmasını sağlayacak, kolay taşınabilir, taklit edilemez, uluslararası standartlara uygun Türkiye Cumhuriyeti (TC) Kimlik Kartı'nın uygulamaya konulması" olarak duyuruldu.

Başbakanlık Genelgesi'nde "Halen kullanımda olan nüfus cüzdanının yerini alacak olan vatandaşlık kartı üzerinde sadece statik bilgiler yer alacak, değişken bilgilere yer verilmeyecektir. Kart içerisinde temel olarak kart sahibine ait kimlik bilgileri bulunacaktır" dendi.

Uluslararası standartlara uygun mu?

"Değişken bilgilere yer verilmeyecektir" ibaresinden, kimlik kartı üzerinde din ve medeni durumla ilgilerin yer almayacağı anlaşılıyor;  Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde kullanılan kimlik kartlarının büyüklüğü, kredi kartı kadardır. Kartın ön sol tarafında fotoğraf vardır. Kartın taşıdığı bilgiler: Kimlik numarası, ülke adı, kart numarası, kimlik numarası, isim, cinsiyet, doğum tarihi ve geçerlilik süresi ve imzadır.

Örneğin Fransa'da, kimlik kartı üzerinde olan bilgiler şunlarla sınırlı: Kimlik no, isim, soyadı, cinsiyet, doğum tarihi, uyruk, boy, geçerlilik süresi ve kimliğin veriliş yeri.

Yunanistan'da, 2000 yılında kişisel verilere ilişkin bilgiler kartlardan çıkarıldı. Kimliklerde yalnızca imza, fotoğraf, isim-soyad, baba adı, soyadı, anne adı ve kızlık soyadı, doğum yeri ve tarihi, boy bilgileri bulunuyor.

Statik bilgiden kasıt ne?

TC yeni kimlik kartı, en azından Bolu'daki pilot uygulamada uluslararası standartlara uygun olma iddiasına uygun bir sınav vermiyor.

Görülen o ki, kimliklerin üzerinde "statik bilgi" olarak sayılamayacak din ve medeni hal gibi bilgiler bulunmaya devam ediyor, hem de parmak izi farkıyla.

Genelgede parmak iziyle ilgili olarak,  "Biyometrik kimlik doğrulama yöntemi olarak parmak izi eşleştirmesi kullanılacaktır. Parmak izi verisi sadece kartın üzerinde bulunacak, merkezi herhangi bir veritabanında tutulmayacaktır" deniyor.

Hangi ülkelerde din hanesi var?

Şubat 2010'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye'de nüfus cüzdanlarında din ibaresinin yer almasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiş ve "din hanesi kalkmalı" demişti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise AİHM'in bu kararını "Anormal değil" ifadesini kullanarak yorumlamıştı.

Dini bilgiler Endonezya, Mısır, Malezya, Sri Lanka ve Burma kimlik kartlarında  bulunuyor.

1992'de Pakistan hükümeti, kimlik kartlarına din hanesini gösteren bir ibare eklemek istemiş ancak büyük tepkilerle karşılaşınca uygulamadan vazgeçmişti.

İsrail'de ''etnik milliyet'' ibaresi bulunuyor. Bu kategoride yüzden fazla seçenek var. Bunlarda biri de ''Yahudi değil'' seçeneği.

Amerika Birleşik Devletleri'nde ise kimlik kartı almak zorunlu değil. (IC)

"


Note:
Transmis par pertekli le Mercredi 28 décembre 2011 (110 lectures)
(Lire la suite... | 3803 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

"BDP'ye Kapatma Hazırlığı"
aktuelle News apachi a écrit "
 

BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, İçişleri Bakanlığı'nın, partilerinin kapatılması yönünde delil toplama gibi hazırlıklar yaptığını ileri sürdü.

Diyarbakır - BİA Haber Merkezi
28 Aralık 2011, Çarşamba
 

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hükümetin partilerinin kapatılması yönünde bir hazırlığı olduğunu açıkladı.

Demirtaş, partisinin Diyarbakır'daki Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bir kapatma davası Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilir mi tabii ki bunları bilemiyoruz. Fakat böyle bir hazırlık hükümet tarafından yürütülüyor, bunu biliyoruz" dedi.

"İçişleri Bakanlığının emniyet birimlerine böyle gizli bir talimatının olduğunu duyduk. BDP ile ilgili her yerde delil toplanması, delil oluşturulması ve savcılıklara iletilmesi, savcılıklar aracılığıyla da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi konusunda bir hazırlık olduğu bilgisi, duyum itibarıyla en azından ortada vardır. Dolayısıyla hükümetin bu yönlü bir girişimi olacak. Fakat bu bir kapatma davasına dönüşür mü bilmiyorum..."

Demirtaş, NTV'ye yaptığı açıklamada da şunları söyledi:

* İçişleri Bakanı'nın söyledikleri ve yaptıklarıyla Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonları ile Bülent Arınç ve Beşir Atalay'ın Kürtlerin haklarına dair söyledikleri birbirini tamamlayan şeyler.

* Türkiye'de Kürtlerin inkârı artık mümkün değil. Kürtlerin haklarının inkarı da mümkün değil. Ama bu noktaya gelmişken Kürtlerin bütün örgütlü yapılarını dağıtarak, tasfiye ederek, Kürt örgütlerini zayıflatarak, bazı açılımlar yapılabilir ve bu Kürt toplumuna zoraki olarak kabul ettirilebilir. Projenin özü bu.

* Siyasi tutuklamaların, Bakanlar Kurulu'ndan planlandığını Beşir Atalay'ın kendisi söyledi. Siyasi tutuklamalara son verilmesi ve bu arkadaşlarımızın serbest bırakılması lazım.

Hükümetin elinde her türlü bilgi var, belge var. Çıksın kamuoyuna açıklasın. PKK ile KCK ile neler görüştüler? İmralı ile neler görüştüler? Süreç nerede koptu? Sanki tam barış gelecekti, tam Kürt sorunu çözülecekti de birileri buna engel olmaya çalıştı gibi yanlış bir hava yaratılmaya çalışılıyor.

Karşılıklı olarak silahlar susturulmalı ve siyaseten çözüm yolları diyalog ile açık tutulmalı. Müzakereler yeniden daha sağlıklı başlamalı. Başka çaresi yok. Yaz-kış operasyon yaparak Kürt sorunu çözülmez. (AS)

"


Note:
Transmis par pertekli le Mercredi 28 décembre 2011 (59 lectures)
(Lire la suite... | 2561 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)

Tanıklar konuşurken kılı bile kıpırdamadı
aktuelle News apachi a écrit "


Tanıklar konuşurken kılı bile kıpırdamadı

 Tarih : 27.12.2011


Maraş Olayları'nın 33. Yıldönümünde, Kahramanmaraş’ta yaşanan katliam ‘Tarafsız Bölge’de bir kez daha masaya yatırıldı. Hakim Kerim Günay'ın Maraş Olayları sırasında Alevi kökenli vatandaşlara yapılan insanlık dışı katliam ve işkencelerle ilgili anla

 

Maraş Olayları'nın 33. Yıldönümünde, Kahramanmaraş’ta yaşanan katliam ‘Tarafsız Bölge’de bir kez daha masaya yatırıldı. Programın konuklarından olan ve Maraş'taki katliamın baş aktörü olmakla suçlanan 19. Dönem Maraş Milletvekili Ökkeş Şendiller, o dönem sıkıyönetim tarafından nasıl korunduğunu anlattı. Şendiller, mahkemenin "Kenger" olan soyadını "Şendiller" olarak değiştirdiğini ve bunun gerekçesini de "güvenlik" olarak açıkladığını söyledi.


Katliam kurbanın kızı konuştu


Programa telefonla bağlanan katliamın ilk kurbanlarından olan ilköğretim müfettişi Süleyman Metin’in kızı Birgül Sarıkaya, yaşanan katliamı anlattı. Yaşananlardan mahalle bakkalına kadar herkesin önceden haberi olduğunu söyleyen Sarıkaya, “Kardeşim okulda bu yönde duyumlar aldığını söylüyordu. Evlerimize saldıracaklar, hepimizi öldürecekler’ diyordu. Ama babam ‘Ben kimseye bir zarar vermedim ki, neden böyle bir şey yapsınlar’ diyordu” şeklinde konuştu.

 

'O çocukları emniyete ben götürdüm'

 

Maraş Olayları’nın sanığı Ökkeş Şendiller, “Birgül hanımı ve kardeşini o gün ateşe verilen evlerinden alıp emniyete ben götürdüm” dedi. Birgül Sarıkaya ise böyle bir olayı hatırlamadığını, kendisinin ve kardeşinin bir tanıdıklarının evine sığındıklarını söyledi.

Hâkim şendiller'i yalanladı

 

İddialar üzerine yayına bağlanan ve Maraş Olayları’nın sanıklarını yargılayan dönemin Maraş Hakimi Kerim Günay, “Ökkeş Şendiller doğruyu söylemiyor. Çocukları emniyete o götürmedi. Olay tamamen Birgül Hanım’ın anlattığı gibidir” dedi.

 

"Sünnilere ateş açıldı iddiası yalan"

Hâkim Kerim Günay, Maraş Olayları sırasında hastane bahçesinde Sünni vatandaşların üzerine ateş açıldığını ve 18 kişinin yaşamını yitirdiğini iddia eden Şendiller'in bu iddiasını da yalanladı ve "Kesinlikle böyle bir olay yaşanmadı" dedi.

Hâkim Günay, Ökkeş Şendiller’in Maraş Olayları ile ilgili yargılandığını ve beraat ettiğini söylemesi üzerine ise, “Eğer sağlıklı bir yargılama yapılabilseydi siz berat etmezdiniz” dedi. Hâkim Kerim Günay'ın Maraş Olayları sırasında Alevi kökenli vatandaşlara yapılan insanlık dışı katliam ve işkencelerle ilgili anlattığı anılar, olaydan 33 yıl sonra stüdyodakilerin kanını dondurdu.

"


Note:
Transmis par pertekli le Mercredi 28 décembre 2011 (82 lectures)
(Lire la suite... | 3224 octets de plus | 0 commentaires ? | Format imprimable  Envoyer cet article à un(e) ami(e) | Güncel Haberler | Score: 0)


155 Articles (20 Pages, 8 Articles par page)


Günün Sözü

dil secimi
Sélectionnez la langue de l'interface:

Allemand Allemand (Du) Anglais Français Turc

Qui est en ligne
Total des membres: 7 549
Enregistrés ce jour: 0
Enregistrés hier: 0
Membres en Ligne: 0
Visiteurs en ligne: 19


Vous n'avez pas encore de compte? Vous pouvez le créer en cliquant ici. En tant que membre enregistré vous aurez accès à de multiples fonctions du site.


Köse Yazilari
ALi Baran Düzgün
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Tunceli Cemevi kimin hizmetinde?'
Ali Haydar Gürbüz
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Li Koçgîrî heta Roboskî
Can KASAPOĞLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

CHP’nin, Cemevlerine ortak saldırıları
Cihan Span
pertekliyiz.biz@hotmail.com

AKP kaybedecek demokrasi kazanacaktır
Emrah Öner
emrahoner@hotmail.com

Öteki Biz ... Vedat Dalokay
Ergin DOĞRU
dogru_ergin@hotmail.com

'Aygün Okunu Mazluma doğrultuyor'
Ferhat TUNÇ
pertekliyiz.biz@hotmail.com

'Katli vacip Hrant' ve katili ödüllendiren AKP!
Haydar IŞIK
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Dersim’in Kemalleri
Munzur Okur
Munzurokur@hotmail.de

Karayılan ve Burkay
Nesimi ADAY
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Hızır Dersimli Olabilir mi?
Yüksel MUTLU
pertekliyiz.biz@hotmail.com

Rakel

Yöremiz
gKöyler
sdTarihi Yerler
sdIlceler
sdEfsaneler
sdAsiretler

Filmler

Yeni film
Incir Receli

Incir Receli
Yeni film
Kağıt

Kağıt
Yeni film
Gişe Memuru

Gişe Memuru
Yeni film
Ya Sonra

Ya Sonra
Yeni film
Çalgı Çengi

Çalgı Çengi
Yeni film
KOLPACINO BOMBA

KOLPACINO BOMBA
Yeni film
Bir Avuç Deniz

Bir Avuç Deniz
Yeni film
Kar Beyaz

Kar Beyaz
Yeni film
Aşkın iKinci Yarısı

Aşkın iKinci Yarısı
Yeni film
Polis

Polis


Faliniz

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun


Site Yardim

Avrupa Tvleri


Her Dilden Pertekliyiz

Pertekliyiz Biz Sitesinizi dilediginiz dilde tercüme etmek için asagidaki Dil seçenegini kullanabilirsiniz.

Bunlari Biliyormuydunuz
sihirli sozcuk abrakadabra ilk olarak yuksek atesli hastalarin ateslerini dusurmek icin soylenmisti.


pertekliyiz.biz