Büyük Alevi Kurultayına sunulan metin..
Sözlerime Dersim Kahramanı Seyit Rıza’nın bugün için çok anlamlı olan sözleri ile başlamak istiyorum.
''Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun."
Pirimiz Seyid Rıza’nın bu sözü Alevi Kurultayı için büyük anlamlar taşıyor. Eğer biz Aleviler sistem karşısında diz çökmüş olsaydık, direnmeseydik bu gün kendi sorunlarımızı tartışmak için bir araya gelemezdik.
Bildiğiniz gibi 1938’ de Dersim’de tüyler ürpertici bir katliam yapılmıştır.
Bu katliam 1935’ de çıkarılan “Tunceli Kanunu” ile Dersim isminin Tunceli olarak değiştirilmesiyle başlamıştır. 1937 yılında pirlerimiz Seyid Rıza ve arkadaşları idam edilmişler. Akabinde ise savaş uçakları ile Dersim ağır bombardıman altında bırakılmış, onbinlerce insanımız çocuk, kadın, yaşlı ayrımı yapılmaksızın ağır silahlar ve gazlarla mağaralarda, meydanlarda, evlerde ve dağlarda toplu olarak katledilmiş, Munzur devlet tarafından kana bulanmıştır.
Yine onbinlerce insanımız devletin asimilasyon politikaları doğrultusunda sürgün edilerek açlığa ve yoksulluğa terk edilmiştir.
Ancak devletin Dersim üzerindeki planları bu katliamla son bulmamıştır.
90 lı yıllarda köylerimiz yakılarak boşaltılmış, 38 de yaşanan sürgün kendisini tekrar ettirmiştir. Tüm bunlara rağmen Dersim’i teslim alamayan sistem günümüzde ise 38 de kana buladığı Munzur’u barajlarla yok etmek istemektedir.
Bu barajlarla asıl amaç ise Alevi-Kızılbaş kimliği ile ön plana çıkan Dersim’i tüm doğası ile ziyaretlerimizi ve ocaklarımızı sular altında bırakarak insansızlaştırmak ve yok etmektir.
Kurultay’da farklı illerden, coğrafyadan bireyler olduğu halde Dersim’den ve sorunlardan bahsetmem yadırganmamalı.
Çünkü Dersim’in Osmanlı’dan günümüze kadar bu katliam ve zulümlere uğramasının nedeni Alevi- Kızılbaş kenti olmasıdır. Ancak biz alevilere Dersim’de yaşatılan acılar unutturulmaya çalışılmaktadır. Örneğin bu gün Maraşı, Sivas’ı, Çorum’u, Gaziyi anıyoruz ama sadece Alevi olmak ortak paydasından hareket edeceksek ki edilmelidir…
Neden 1938 katliamını her yıl birlikte kınamıyor, bu konuda kamuoyu oluşturmuyoruz?
Biz Alevilerin Dersim katliamı ile birlikte diğer tüm katliamların aydınlatılması konusunda sessiz kalmaması gerekiyor.
Son zamanlarda gündeme oturan ve Başbakanın özrü ile farklı bir boyut kazanan Dersim 37/38 konusunda demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri, partiler, basın ve medya tarafından açıklamalar yapılırken alevi kurumlarımızın ABF den çok geç gelen bir açıklama dışında sessiz kalması biz Dersimlileri üzmüştür.
Dersimliler olarak Bir 74 yıl daha bu zulmün devam etmemesi aşağıdaki istemlerimizin gerçekleştirilmesi için verilecek mücadelede tüm Alevilerin güç birliği yapmasını talep ediyoruz:
1-)Düzenlenecek bir yasa metni ile Dersimlilerden özür dilenmesi
2-)Dersim isminin iade edilmesi
3-)Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerinin açıklanması
4-)Evlatlık verilen çocukların, kayıpların akıbetinin ve listesinin açıklanması
5-) Ocaklarımızı, ziyaretlerimizi, tüm doğamızı, tarihimizi ve kültürümüzü sular altında bırakarak Dersim’i insansızlaştırmayı hedefleyen Munzur Barajlar projesinin iptal edilmesi
6-)Dillerimiz ve Kızılbaş alevi inancımız üzerindeki baskıların kaldırılması
7-)Sürgün edilenlerin akıbetinin açıklanması ve hak sahiplerine topraklarının iade edilmesi
8-)Dersim katliamına ilişkin devlet arşivlerinin kamuoyuna açıklanması
9-)Dersim katliamı ile birlikte tüm katliamların ve karanlık süreçlerin aydınlığa kavuşturulması, toplumsal barışın inşası amacı ile TBMM hakikatleri araştırma komisyonun kurulması
Bu belirtmiş olduğum talepler Dersim özeline ilişkin taleplerimizdi. Şimdi ise kurultaya ilişkin taleplerimizi sıralıyorum.
1-)Öncelikle tüm toplum tarafından Alevilerin taleplerinin genel demokratik talepler olduğu görülmelidir
. 2-)“Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganı sahtedir. Devletin laik olmaya başlaması için; Anayasal bir teşkilat olarak düzenlenen Diyanet Teşkilatının kaldırılması ya da devlet yapısının dışına çıkarılması, din adamlarının maaşlarının toplumun ortak vergileri üzerinden verilmemesi, devletin resmi (yasal) dininin bulunmaması ve devlet teşkilatının bütün dinlere eşit mesafede konumlandırılması zorunludur. Devletin laik niteliğini kazanabilmesi için; okullarda zorunlu din derslerinin müfredattan çıkartılması, ötekileştirilen inançlara asimilasyon, baskı ve yaftalama politikalarından vazgeçilmesi, Aleviliğin kanuni güvenceler ile tanınması, nüfus cüzdanı türü kimliklerden din hanesinin tümden çıkartılması, Müslüman olmayan tüm inanç mensuplarının köylerine cami yapılması uygulamasının terk edilmesi, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi zorunludur. Kapatılmış olan Alevi dergahları yanında, arşivleri de asıl sahiplerine iade edilmeli, Madımak müze haline getirilmeli, geçmişte gerçekleşmiş toplu imhalar nedeniyle özür dilenmeli ve ibadethanelerin harcamaları da kamunun sırtında bırakılmamalıdır. Dini ve etnik nedenlere dayalı toplu imha süreçlerine ilişkin bütün arşivler açılmalı, Dersim ve Maraş,Çorum,Sivas-Madımak,Gazi’de katledilmiş insanlarımızın akıbeti aydınlatılarak, bütün toplu imha ve faili meçhul olarak adlandırılan katliamların failleri yargı önüne çıkarılmalı, şeyhülislam fetvaları da toplum önünde çöpe atılmalıdır.
3-)Mağdur aidiyetlerin hak ve özgürlük talepleri birbiri ile çelişmediği gibi birbirlerinin yarışan rakipleri de değillerdir. O zaman bütün aidiyetlerin talep ve özgürlükleri mevcut gerici egemenlik sisteminin dışında kendilerini var etmelidir. Bu nedenle ezilen tüm aidiyetlerin talep ve özgürlüklerinin güvence altına alınacağı KARDEŞLİK HUKUKU PROJESİNİN inşası zorunludur. Bu projenin mimarı ise insanı merkeze alan bir öğretiye sahip olan aleviler olmalıdır. Bu anlamda 4 Ocak 2012 tarihinde bir araya gelen Alevi Kanaat önderlerinin 18 Ocak 2012 tarihinde Uludere’de katledilen yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı ziyareti yapılmasını kararlaştırmasını çok olumlu karşılıyoruz.
4-)İnsan ve doğa sevgisini merkeze alan, 72 millete bir gözle bakan öğretimiz nedeniyle Türkiye’nin önemli bir sorunu olan Kürt Sorunu’nun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümünden yana tavır alınmalı, Kürt kökenli Alevi yurttaşlarımızın olduğu gerçeği gözden kaçırılmamalı, anadilin en doğal bir insan hakkı olduğu unutulmayarak çok dilli yaşam savunulmalıdır.
5-)Yine geçmişten günümüze zalimin karşısında mazlumun yanında olan öğretimiz nedeniyle tüm ezilenlerle aynı paydada buluşmalı, emek, demokrasi ve barış güçleriyle birlikte hareket edilerek Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele edilmelidir.
ANKARA DERSİMLİLER DERNEĞİ BŞK.
Yaşar KILAVUZ
• Bu yazı Ankara’da yapılan Büyük Alevi Kurultayına sunulmuştur
(Dersim Gazetesinin 2012 Şubat sayısından)