Willkommen bei www.Pertekliyiz.Biz
Ana Sayfa Biz Kimiz Bize Ulasin Bizi Tanitin Köyler Kitap Önerileri Ziyaretci Defteri
  Hallo Misafir!   
Pertekliyiz.biz Sitesine Hosgeldiniz........Xerhatin.........Xerama
 

RADYO PERTAQ FACEBOOK GRUBU
Unbenanntes Dokument

Radyo Pertaq

 


Login

Benutzername:

Passwort:


icon_home.gif Ana Sayfa
som_downloads.gif Menü
tree-T.gif Pertek Resimleri
tree-T.gif Forum
tree-T.gif Dosyalar
tree-T.gif Alevilik
tree-T.gif Mesaj Panosu
tree-T.gif Etkinlikler
tree-T.gif Linkler
tree-T.gif Dilek Tahtasi
tree-T.gif Ziyaretci Defteri
tree-T.gif En Iyiler
tree-T.gif Anketler
tree-T.gif Kadromuz
tree-T.gif Biyografiler
tree-T.gif Sitenize Ekleyiniz
tree-T.gif Kadin
tree-T.gif Atasozleri
tree-T.gif Saglik
tree-T.gif Dersim Haritasi
tree-T.gif Sifali Bitkiler
tree-T.gif Testler
tree-T.gif Genel Bilgiler
tree-T.gif Mektuplar
tree-T.gif Oyun Eglence
icon_poll.gif Kültür&Sanat
tree-T.gif Gazeteler
tree-T.gif Tv Izle
tree-T.gif Sarki Sozleri
tree-T.gif Siirler
tree-T.gif Fikra Diyari
tree-T.gif Kitaplar
tree-T.gif Kitap Önerileri
tree-T.gif Filmler
tree-T.gif Klipler
tree-T.gif Kose Yazilari
tree-T.gif Dizi Izle
tree-T.gif Genel Kültür
tree-T.gif Eglence
icon_members.gif Üye Menüsü
tree-T.gif Kullanici Kaydi
tree-T.gif Özel Mesajlar
tree-T.gif Üye Listesi
tree-T.gif Ziyaretci Defteriniz
tree-T.gif Bizi Tanitin
tree-T.gif Bize Ulasin
favoritos.gif Haberler
tree-T.gif Haber Gönder
tree-T.gif Tüm Haberler
tree-T.gif Haber Arsivi
tree-T.gif Haber Basliklari
icon_members.gif Bilgileriniz
icon_members.gif Cikis Yap

Kategorien
oarrow.gif Dersimden Haberler
oarrow.gif Dünyadan Haberler
oarrow.gif Güncel Haberler
oarrow.gif HABERLER
oarrow.gif Pertek Haberleri

Klipler

Yeni Klip
civan hoca hewale ewindar

civan hoca hewale ewindar
Yeni Klip
MERVAN TAN - ZARİN

MERVAN TAN - ZARİN
Yeni Klip
Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri

Tuncel Kurtiz//Grup Yorum 25.Yıl Konseri
Yeni Klip
DENIZ YUSUF  HÜSEYIN

DENIZ YUSUF HÜSEYIN
Yeni Klip
DERSIM  MERKEZ

DERSIM MERKEZ
Yeni Klip
BABA BERTAL DA  DAVUL RESITALI

BABA BERTAL DA DAVUL RESITALI
Yeni Klip
PERTEK TANITIM FILMI

PERTEK TANITIM FILMI
Yeni Klip
Goran  Salih-Mn Ashqm

Goran Salih-Mn Ashqm
Yeni Klip
8 MART ETKINLIGI-PERTEK

8 MART ETKINLIGI-PERTEK
Yeni Klip
Kürmes Ezgisi

Kürmes Ezgisi


Yönetim
g Yönetim Bölümü

Öcalan: Siyasete şans verelim
Geschrieben am Freitag, 12. Dezember 2008 von mustafa

aktuelle News maya_ schreibt "
Demokratik Toplum Kongresi'nin toplanarak işsizlik, yoksulluk ve ekonomik tüm sorunları tartışmasını isteyen Abdullah Öcalan, 'Sorunların çözümünü tartışmalılar. Bahara kadar da somut bir proje hazırlayıp sunabilmeliler' diye konuştu.

DİYARBAKIR İNİSİYATİF ALMALI

Öcalan, Kürt sorunuyla ilgili önemli mesajlar verdi. Diyarbakır'ın inisiyatif kullanması gerektiğini belirten Öcalan, 'Böylece Kerkük, Diyarbakır'ı arkasından değil, Diyarbakır Kerkükve Erbil'i arkasından sürüklemelidir. Bu da Demokratik Toplum Kongresi'nin iyi işletilmesi, güçlendirilmesi ve süreklileştirilmesiyle olabilir' dedi.

DİYALOG BİRÇOK ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Herkesin bayramını kutlayan Öcalan, şunları söyledi: 'Türk ve Kürt savaşının sonuç vermeyeceğini biliyorum. Bunun önüne geçmeye çalışıyorum. Erdoğan'a sesleniyorum; anlamlı bir diyaloğun yolu açılmazsa benim de önüne geçemeyeceğim sonuçlar doğabilir. Diyalog birçok şeyi değiştirebilir. Savaşa değil, demokratik siyasete şans verelim diyorum.'

DTK çözüm için toplanmalı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla haftalık görüşmesini yaptı. Edinilen bilgiye göre görüşmede içinde bulunduğu koşullara değinen Öcalan, 'Radyom hala hışırtılı, gazeteleri de gecikmeli olarak, verdiklerinde de kesilerek, anlamsız hale getirilerek veriliyor' dedi. Öcalan, şöyle devam etti: 'Savunmalarımın AİHM'e ulaşması beni rahatlattı. Benim için bu sağlığımdan daha önemliydi. Önemli olan savunmalarımın toplumda anlam genişliği yaratmasıdır. Ben elimden geldiğince anlam genişliğini yaratmaya çalıştım. Bir insanın yoğunlaşabileceği en üst seviyede yoğunlaşarak yazdım. İsimlere, kavramlara çok takılmamak gerekiyor. Konfederal sistem, komünal sistem veya başka bir şey de denilebilir. Ben bu savunmada içeriği verdim, önemli olan da budur. Bu savunmamda ayrıntılı olarak içeriğini anlattım. Savunmalarımı devlet de iyi inceledi. Buna karşı her türlü tedbirini aldı. Mesela Taraf Gazetesi'ne bakabilince görüyorum ki; Taraf Gazetesi sol liberal bir parti gibi davranıyor, sistemi çözmüş, sürekli eleştiriyor. Bunu gazetelerinden anlıyorum, okumak yetmiyor, arka planını da görmek gerekiyor. Ben burada kıt imkanlarda çözümlemeler yapıyorum. Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi kitabı, Ergenekon İddianamesi bana verilseydi, bunları görüp inceleyebilseydim daha içerikli çözümlemelerim olurdu. Ama bu kıt imkanlara rağmen güçlü çözümlemeler yapabiliyor, yaşananların arka planını görebiliyorum.'

Hegel ve Kant'i iyi okudum

'Ben savunmamı hazırlarken Hegel'i de, Kant'ı da, Carl Schimit'i de iyi okudum. Kant bilindiği gibi bir hukuk filozofudur. Bugünkü dünya anlaşılmak isteniyorsa Hegel iyi okunmalıdır. Çünkü Hegel, modern düşüncenin babasıdır. Ama ben onun gibi düşünmüyorum. Şimdi daha iyi anladım. Benim düşünce sistemim onu aştı. Dörtyüz yıllık kapitalist düşüncenin dışında yeni şeyler söylüyorum. Kamuoyunda da ulus-devletin yumuşatılması tartışılıyor. Savunmalarımın anlaşılması benim için önemlidir. Bize yakın, beni takip eden çevrelerin yapacağı en iyi şey, savunmalarımı okumaları, iyi anlamaları ve anlayış gösterebilmeleridir. Anlayış ve öngörü çok önemlidir.'

Ben tekkellere karşıyım

'Ekonomik kriz var diyorlar. Bu kriz neden kaynaklanıyor?' diye soran Öcalan, 'Kriz, tekellerden kaynaklanıyor. Ben tekellere karşıyım. Bir tekel demek on binlerce işsiz demek. Her gün gazetelerden, radyodan takip ediyorum, bir günde elli bin insan işten çıkarıldı, deniyor. Bu işsizlik demektir. Bir karıncanın işsizlik sorunu yoktur, nasıl oluyor da insanlar işsiz kalıyor! Aslında bu sorunların temeli iyi görülürse işsizlik sorunu üç ayda, beş ayda çözülür. Ekonomi eşittir kadındır. Ama şimdiki sistem ekonomiyi kadının elinden almıştır, kadın üretimden uzaklaştırılmış, eve hapsedilmiştir. Oysa ekonomi kadının işidir. Yetmiş yaşında adamlar çıkıp, ekonomiyi değerlendiriyor. Yetmiş yaşında adam ekonomiyi nasıl çözer! Bu adamlar zaten tekellerin çıkarlarına hizmet ediyorlar, tekelleri güçlendiriyorlar. Bunlar ne anlar ekonomiden! İşte görüyorsunuz evde çoluk-çocuk herkes aç' şeklinde konuştu.

Günlerce sorunlar tartışılmalı

Öcalan, şöyle dedi: 'Toplumda hiçbir sorun çözülmemişken kadın sorunu, eğitim sorunu, işsizlik sorununu çözmek dururken, bir de evlilikten bahsediyorlar. Oysa evlilikle kadınlar bu sorunların bin katı fazlasını yaşıyor. Namus adına öldürülüyor, dövülüyor, sövülüyor. Yine de bir kadın çıkıp 'biz bu sorunları tartışalım, çözelim' demiyor. Oysa bu, yurtseverliğin de bir gereğidir. Çözüm için Kadın Akademisi öneriyorum. Bu konuda yapılanlar çok yetersiz kalıyor. Kadınların onlarca, binlerce sorunu var. Bunu ancak akademiyle çözebilirler. Bir kahvehaneyi, bir binayı, bir alanı alıp orada günlerce tartışabilmeli ve çözüm üretebilmeliler. Buralarda işte namus cinayetleri var, dövülüyoruz, sövülüyoruz, buna çözüm geliştirmeliyiz, demelidirler. Demokratik Toplum Kongresi'ni de bu nedenle önemsiyorum. Özellikle Diyarbakır için belirtiyorum. Diyarbakır'ın onlarca sorunu var. Bu Kongre çerçevesinde tüm sorunları günlerce, bir çözüm buluncaya kadar tartışmalıdırlar. Bu Kongre süreklileşmelidir. Bu iyi işletilirse sorunlar çok daha kolay ve zamanında çözülür. Diyarbakır'dan söz ediyorlar ama Diyarbakır'ı anlamıyorlar. Yasaklanan 124 sayfalık savunmamda da değinmiştim. Gül üzerine düşündüm. Gül, kendini korumak için diken çıkarıyor. Buna Gül Teorisi diyorum. Bir gülün, bir bitkinin bile öz savunması vardır. Özsavunma için doğaya, tabiata bakmak bile yeterlidir. Bir gül kadar bile kendimizi özsavunmaya hakkımız yok mudur? Özsavunma kutsaldır. Hatırlıyorum ben küçükken bizim köyde ihtiyar bir amca vardı, diyordu ki, 'biz kuru tahtalar gibiyiz'. Ben 'bu nasıl olur?' diyordum. Bir ağaç bile kayaları delerek kök vermekte, kendini yaşatabilmektedir. Bunun kadar da mı olamıyoruz? Bu savunmalarımda özsavunmayı da derinlikli açtım.'

1918'in Diyarbakır

'İlk toplantıyı Diyarbakır Fis'te yapmıştık. Diyarbakır'da bir yıl memurluk yapmıştım, o taraflarda kaldım. Diyarbakır'ı anlamak için 1918'deki Diyarbakır'ın şartlarını iyi bilmek gerekiyor. 2008'i tutup geriye 1918'e uuupsürürsek şartların çok benzer olduğunu görürüz. 1918'lerde Diyarbakır'da Kürt Teali Cemiyeti vardı. Merkezi Diyarbakır'daydı. Bu cemiyetin bir tarafında Doğu Müdafa-i Hukukçular, diğer tarafında ise Seyit Abdülkadir ve çevresi vardı. O dönem Mustafa Kemal, Diyarbakıreşrafına mektuplar yazarak 'İngilizlerden uzak durun, onlarla işbirliği yaparsanız var olan Kürdistan'ı da kaybedersiniz' demiştir. Bunun üzerine Kürt Teali Cemiyeti ikiye ayrıldı. Bir tarafta İngilizlere yakın olan Seyit Abdülkadir ve çevresi, diğer tarafta ise Mustafa Kemal'den, aslında Cumhuriyet'ten yana tavır alan Diyarbakırlılar vardı. O dönem tercihini Cumhuriyet'ten yana yapan Diyarbakırlılar bugün beni dinlemekte, benden yana tavır almaktadırlar. Diyarbakır'ın pratik-politik duyarlılığı çok gelişkindir. Diyarbakırhiçbir zaman ne kaba-kör bir şiddetten yana tavır aldı, ne de ulusal iradesinden vazgeçip teslim oldu. Farklı bir yapısı vardır, iyi çözmek gerekir.'

M. Kemal'in iradesi 2 yerde kırıldı

'Ben Şeyh Sait ve Seyit Abdülkadir'e İngiliz ajanı diyemem, demem ancak İngiliz oyunlarını görememişlerdir, İngiliz politikalarına alet olmuşlardır. Bildiğiniz gibi Seyit Abdülkadir de oyuna getirilerek İngilizlerle görüştüğünü sanırken Mustafa Kemal'in gönderdiği kendine İngiliz ajanı süsü veren şahıslarla görüşmüştü. Bu nedenle idam edilmişti. Aslında Mustafa Kemal o kadar Kürt düşmanı değildir. Mustafa Kemal gerçekte Türk toplumundan da gizlenmiştir. İzmir'deki konuşmasında Kürtler için muhtariyet düşünülebileceğini söylemiştir. İngilizler Mustafa Kemal'den intikam almaya çalışıyorlardı. İngilizler o zaman Musul-Kerkük'te petrol olduğunu keşfetmişlerdi, bu nedenle buraları almak istiyorlardı. Mustafa Kemal'in iradesi iki yerde kırılmıştır. Bunlardan birincisi Musul ve Kerkük'ün elden çıkarılmasıdır. Aslında Musul ve Kerkük'ün alınması İngilizlerin Mustafa Kemal'den aldığı intikamdır. İngilizler Mustafa Kemal'e 'Sen Samsun'a 1919'da bizim iznimizle bir Osmanlı Paşası olarak gittin ama bizim politikalarımızın ve bizim söylediklerimizin dışına çıktın' diyordu. Bunun için Mustafa Kemal'in iradesini kırmaya çalıştılar. Çünkü Mustafa Kemal İngiliz oyunlarını görüyor, bozmaya çalışıyordu. Ben de bugün İngiliz oyunlarını görüyorum ve bozuyorum. Hatta Musul ve Kerkük'ün ayrılma sürecinde Meclis'teki Kürt milletvekilleri buna karşı çıkmıştır, 'bizi bölmeyin' demişlerdir. Mustafa Kemal, 'yapabileceğim bir şey yok' demiştir. Şeyh Sait İsyanı'nın çıkması da Musul ve Kerkük'ün elden çıkmasını, Kürtlerin bölünmesini hızlandırmıştır.'

İngilizcler M.Kemal'i kuşattı

'Mustafa Kemal'in iradesinin kırıldığı ikinci olay ise İzmir Suikast Olayı'dır. Mustafa Kemal bu suikastten kurtulmuş ve bunun üzerine gitmek istemiştir. Bu olayla ilgili olarak K‰zım Karabekir yargılanırken, tüm generaller sivil kıyafetleriyle duruşma salonuna gelerek, biz buradayız mesajını vermişlerdir, bunun neticesinde de yargılama düşmüş, Karabekir ceza almamış, Fevzi Çakmak'ın durumu netleşmiştir. Bu bir İngiliz tavrıydı. Zaten bundan sonra Fethi Okyar hükümetten düşürüldü, partisi kapatıldı. Yerine İsmet İnönü getirildi. Bu şekilde Mustafa Kemal iradesizleştirilmiş oldu. Bu dönemde 1927'lerde Mustafa Kemal'in çevresi en koyu Türkçülük yapanlarla kuşatıldı. Bunların siyasal teolojisi gereği Mustafa Kemal tanrılaştırıldı, İsmet İnönü ise peygamberleştirildi! Abraham Galanti'nin siyasal teolojisi budur. Nihal Adsız'ı anlamam için tek kelime yetti. Aynen şöyle diyordu kitabında; 'Türkçülük Dehşeti' diyordu. Bu kavram onu anlamak için yeterlidir. Carl Schimit, Siyasal Teoloji kitabında, siyasal teolojiyi çok derinlikli açıyor.'

PKK bağımsız bir harekettir

'Bunun benimle ilgili olan kısmı ne? O dönem hayata geçirilmeye çalışılan siyasal teoloji, 1990'larda da benim üzerimden uygulanmaya çalışılıyordu. Çürükkayalar'da, Şemdin'de inanılmaz bir iktidar hırsı, önderlik hırsı vardı. Ben, 'neden bu kadar istiyorlar' diye merak ediyordum, buna çok şaşırıyordum. Nedir bu önderlik merakı, biz onlarca sorunla boğuşuyoruz. İngilizler tarafından 1927'lerde Mustafa Kemal'e uygulanan siyasal teoloji 1990'larda Çürükkaya ve Şemdin onlarla bana uygulandı. Ben bu İngiliz oyunlarını gördüm, İngiliz oyunlarını bozdum, tüm bunları boşa çıkardım. Benim tasfiye kararım da ta o zamanlar alınmıştı. Doğan Güreş '90'larda Londra'ya gitti. Ve İngilizlerden 'Kürtleri ez, vur' talimatını aldı. Bunun üzerine döndükten sonra beni sıkıştırmaya başladılar. Hatta o dönem Güneyli bazı güçler de, beni sık sık çağırıyordu. Beni kendi yanına çekmeye çalışıyorlardı. Ben de gitmiyordum. 'PKK bağımsız bir harekettir, PKKkimsenin denetimine girmez' diyordum. İttifaksa ittifak yapalım, diyordum. Ama bu onlara yetmiyordu, denetimlerine girmemizi istiyorlardı. Daha sonradan net olarak ortaya çıktı ki, bu talepleri, İngilizlerin talebiydi. İngilizlerin Ortadoğu'daki politikalarının bir gereğiydi. Ben bu politikaları bozuyordum.'

Komploda kirli oyunlar döndü

Öcalan, değerlendirmelerine şöyle devam etti: 'İngiltere'nin rolünü çözdüm; '90'larda İngilizler yanıma gruplar gönderiyordu. Bunu şimdi daha iyi görüyorum. Beni kendi politikalarına alet etmeye çalışıyorlardı ama ben İngiliz oyunlarını boşa çıkarıyordum. Bu nedenle ta 1990'lardan tasfiyeme karar verdiler. Avrupa'ya çıktığım dönemde 'person nan grata' ilan edilmiştim. Uçağım Yunanistan'dan Minsk'e gitmişti. Birkaç saat burada bekletildim. Hava çok soğuktu. Israrla bana inmemi söylüyorlardı. Belki de inseydim orada kalabilirdim, sonuçta asi bir devlet. Ama ben inmedim. Daha sonra öğrendik ki, NATO o akşam tüm Avrupa hava sahasını uçuşlara kapatmıştı. Sözüm ona beni Hollanda'ya uuupsüreceklerdi. Ama biliyorsunuz Afrika-Kenya süreci devreye konuldu. Yunanistan'da dolambaçlı arazili bir yoldan gidiyorduk, araba yedi sekiz kez yolda durdu. Şoför sanki 'in nereye gidiyorsan git, seni uuupsürmek istemiyorum' der gibiydi. Yine Yunan hava alanında araba, beni uuupsürecek uçağa çarptı, orada da birkaç saat oyalandık. Şoför bana bir şeyler anlatmak istiyordu, beni uçağa bindirmek istemiyordu aslında. Yunan istihbaratı içerisinde beni CIA'ye teslim etmek istemeyenler de vardı. Bunu sonradan anladım. Ama ilginçtir hiçbiri tek kelime bile etmedi, ama davranışlarıyla bir şeyler anlatmak istiyorlardı. Ben bunu çok sonradan anladım. Yunanistan'daki yargılama benim için de, Yunan halkı için de önemli. Böylece Yunanistan içindeki kirli oyunları ve odakları da ortaya çıkarmak istiyorum. Bu komplodaki yeri daha net ortaya çıkacaktır. İşte kaç gündür Yunanistan yakılıp yıkılıyor. Bunlar birbirleriyle bağlantılı.'

Sorunları aramızda çözelim

'İmralı'ya getirildiğimde bazı görüşmeler oluyordu. Buraya gelen devlet yetkilisi, 'biz bu sorunu kendi aramızda çözelim' diyordu. Ben de zaten başından beri bunu söylüyordum. Ve bazı açılımlarım da oldu, çünkü çözümün gelişeceğini umuyordum. Ecevit'in tasfiyesiyle diyaloglar bir anda kesildi. Diyaloglar kesildikten sonra İngiliz oyunları yavaş yavaş ortaya çıktı. Osman, Botan onların durumu ortaya çıktı. Hepsi İngiliz oyunlarıydı. Daha sonra Erdoğan iktidara geldi. Bazı Kürt çevreler, Erdoğan'a 'Öcalan'la görüşeceksen bizden destek alamazsın' dedi. Aslında bu, İngilizlerin görüşüydü. Böylece Erdoğan'ın da bir şey yapmasına izin vermediler. Erdoğan'a sesleniyorum; Güneyli güçlere sırtını dayamakla bu sorun çözülmez.'

Diyarbakır Kerkük'ü sürüklesin

'Diyarbakır inisiyatifini kullanabilmelidir. Böylece Kerkük, Diyarbakır'ı arkasından değil, Diyarbakır Kerkükve Erbil'i arkasından sürüklemelidir. Bu da Demokratik Toplum Kongresi'nin iyi işletilmesi, güçlendirilmesi ve süreklileştirilmesiyle olabilir. Demokratik Toplum Kongresi'yle işsizlik, yoksulluk ve ekonomik vs. tüm sorunlarını tartışılabilmeli ve bu çerçevede çözüm bulabilmelidir. Sorunların çözümünü tartışmalılar ve bahara kadar somut bir proje hazırlayıp sunabilmeleri önemlidir. Bunlar yasaklansa bile çıkıp diyebilirler ki bu sorunlar bizim sorunlarımız ve biz bunları çözmek istiyoruz. Bu yurtseverliğin, vatandaşlığın doğal bir gereğidir. Biz böylece savaşa karşı siyasete bir şans veriyoruz. Bu istemlerini hükümete kadar taşırmalılar. Anlamlı bir diyaloğun önü açılmalıdır, seçimlere de bu şekilde yaklaşmak, oylarını ve iradelerini birleştirmek hayati önemde değerlendirilmesi gereken bir süreçtir, bahara kadar olumlu bir şeyler olacağını umut ediyorum.'

Lozan güncellenmeli

'Lozan güncelleştirilmeli. Kürtler demeli ki 'biz Sevr'i kabul etmiyoruz. Kendi Lozan'ımızı yapmak ve güncellemek istiyoruz'. Biliniyor, Lozan imzalanırken İsmet İnönü, yanında iki Kürt milletvekili de uuupsürerek, 'bunlar Kürt'tür, Kürtlerin temsilcisidir' diye tanıtmış; 'Biz sorunu kendi içimizde çözeceğiz' demiştir. İsmet İnönü'nün yanında uuupsürdüğü milletvekilleri Diyarbakırmilletvekilleriydiler. Biz Lozan'ı güncelleyerek İkinci Lozan'ı hayata geçirmeliyiz. Benim Misak-ı Milli'yle anlatmak istediğim tüm parçalardaki Kürtler arasında gönül ve dostluk bağının kurulmasıdır. Misak-ı Milli anlayışım, İdris-i Bitlisi'nin anlayışı değildir. Ben Suriye, İran, Irak ile gönül bağı, dostluk bağından söz ediyorum. Özgünlükler korunarak birlikte yaşayabilecekleri alanlar yaratmak için söylüyorum. Demokratik Konfederal sistem dediğim de budur. Parçalar özgünlüklerini koruyarak biraraya gelip, tüm halklarla, Araplarla, Azerilerle, Farslarla, Türklerle bu temelde birlikte yaşam mümkündür. Ben gönül bağı diyorum, kötülük bunun neresinde, bölücülük bunun neresinde?'

Beşikçi milliyetçiliğine karşıyım

'Ben Kürtlerin birliğini istiyorum. Misak-ı Milli kavramıyla; dört parçadaki Kürtleri Türkiye sınırlarına katmak istediğimi ileri sürenlerin, Kürtleri dört parçaya ayıranların, binlerce insanın canına mal olacak Kürt-Türk çatışması yaratmak isteyenlerin canına okuyorum. Ben ne Ziya Gökalp'in milliyetçiliğine, ne de İsmail Beşikçi'nin milliyetçiğine düşerim. Benim kadar Türklerle savaşan ve Türklerle savaşmayı bilen yoktur. Savaşmaktan korkmayacak biri varsa o da benim. Ben otuz yıldır Türklerle en yoğun mücadeleyi verdim. Ama ben Türk ve Kürt savaşının sonuç vermeyeceğini biliyorum. Bunun önüne geçmeye çalışıyorum. Sayın Erdoğan'a buradan sesleniyorum; anlamlı bir diyaloğun yolu açılmazsa benim de önüne geçemeyeceğim sonuçlar doğabilir. Diyalog birçok şeyi değiştirebilir. Savaşa değil, demokratik siyasete şans verelim diyorum. Halkımızın, herkesin bayramını kutluyorum. Bayramın barışa, demokrasiye vesile olmasını diliyorum.' İSTANBUL

10 Aralık 2008 tarihli Görüşme Notu'dur
"

Öcalan: Siyasete şans verelim

Keine anonymen Kommentare möglich, bitte zuerst anmelden

Für den Inhalt der Kommentare sind die Verfasser verantwortlich.


Einstellungen

Druckbare Version  Druckbare Version

Diesen Artikel an einen Freund senden  Diesen Artikel an einen Freund senden


Artikel Bewertung
Ergebnis: 5
Stimmen: 3

stars-5.gif

Bitte nimm Dir die Zeit und bewerte diesen Artikel:
Excellent
Sehr gut
Gut
Okay
Schlecht


Verwandte Links

Der meistgelesene Artikel zu dem Thema aktuelle News:


die letzten 5 Artikel

Artikel-Archiv