TÜRBAN SORUNU YASALARLA ÇÖZÜLMEZ
(391 Bu yazıdaki toplam harfler) (81 okunma) 
Gündemde
yine -son çete operasyonu yanında- Başbakan’ın başlattığı türban sorunu
var. Türk-İslam sentezci iki parti, AKP ve MHP el ele vererek Anayasa
maddelerinde yapılacak düzenlemelerle karmaşık hale getirdikleri türban
sorununu aşmayı planlıyorlar. Muhalefet çevreleri de bu girişimleri
şeriat çabaları olarak değerlendirerek, toplumda kutuplaşma ve
gerginliklerin devamını kolluyor. Onlara göre, Cumhuriyet rejiminin
kollanması buralardan geçiyor.
Bu iki yaklaşım da marazalıdır. Sorun halkın önüne böyle gelince
sağlıklı ve gerçek anlamda bir çözüm üretilmesi de mümkün değil.
Sorunun
yaratıcıları şimdi siyasi güç elde etmek, halkın beklentilerini
istismar etmek ve yerel seçimlere yatırım yapmak üzere meseleyi ele
alıyorlar. Öncelikle başörtüsü ya da genel olarak kılık-kıyafetin sorun
haline gelmesinde geçmiş tüm hükümetler sorumludur. Kılık-kıyafetin
başta eğitim olmak üzere, kişinin kamusal haklarını kullanmasında engel
haline getirilmesinde bugünün iktidarı ve muhalefet güçleri başta olmak
üzere devletin marazalı laiklik anlayışı sorumludur.
Devlet bir yandan kendini laik olarak ilan edip, diğer yandan din ve
inanç işlerine imam hatip liseleri, zorunlu din dersleri, diyanet
işleri başkanlığı, mezheplere yaklaşımdaki ayırımcılık örneklerinde
olduğu gibi, bu alanlara müdahale edip içinde olunca, bu gün
yaşanılanların olması kaçınılmaz hale gelmektedir. Devletin bu anlayış
ve düzenlemeleri, sadece kişilerin özgürlüklerine müdahale teşkil
etmemiş aynı zamanda toplumda bölünme ve kutuplaşmalar oluşmasına da
yol açarak daha vahim bir boyut kazanmıştır.
Aslında
cumhuriyet ve türban tartışmaları burjuva egemenlerin öngörmedikleri
bir gelişme değil, ancak gerici ve baskıcı iktidarlarının beslenme
kaynağı olduğu için bilinçli bir tercihleri olageldi.
Böyle olduğu içindir ki okullarda türban serbestisi sağlamak sorunu
çözmeyecek, laiklik adına kamusal alan ve hizmetlerdeki ayırımcı
yaklaşımlar hiç de halkın çıkarına olmayan toplumsal bölünmüşlüğü
arttırarak geleceğe taşıyacaktır.
AKP de, onun karşısında yer alan sözde laik olduğunu iddia edenler de
bu sorun karşısında masum ve suçsuz değildir. Onlar halkın inanç,
gelenek ve beklentilerinin istismarını bir siyaset tarzı olarak
benimsemişlerdir. Gelinen yerde, Anayasada yapılacak bir düzenlemenin
laiklikle bağdaşmayan bir devlet yapılanması anlamına geleceği için
sorunun gelecekte yeniden tartışılmasına ve kaosa yol açması
kaçınılmazdır.
Meseleyi bir sorun ve özgürlükler engeli haline getirenler, inançlar
üzerinde tepinenler böyle davranarak çözüm üretemezler. Yapılması
gereken devletin bu alana dair her türlü müdahalesini ve bu yönlü
kurumlarını ortadan kaldırmak, sorunu bir rejim meselesi olarak
göstermekten vazgeçmektir.
Halkımız türban tartışmalarıyla kutuplaştırmaya pirim vermemelidir.
Türbanla gözlerinin ya da beyinlerinin örtülmesine, gerçekliklerin
gizlenmesine izin vermemelidir. Halk düşmanı politikacılara bel
bağlamakla değil her inançtan, her eğilimden emekçinin el ele vererek
kendi özgür geleceğini kazanmak üzere birleşmesi gerçek bir laik ve
özgür ve demokratik toplumun yolunu açacaktır.
|
|